10 Mayıs 2017 Çarşamba

10.05.2017 Genel Gündem



10.05.2017

GÜNDEM

40 Kez Ağırlaştırılmış Müebbet 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu'nca Ortaköy'deki eğlence mekânı Reina'da meydana gelen katliama ilişkin soruşturma tamamlandı. Özbek asıllı saldırgan Abdulkadir Masharipov'un 'anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs', 'nitelikli şekilde kasten adam öldürme', 'silahlı terör örgütüne üye olma', 'nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın alma, taşıma' suçlarından 40 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 1555 yıldan 2 bin 397 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi. Masharipov'un eşi Zarina Nurullayeva'nın da aralarında olduğu 4 şüphelinin 40'ar kez ağırlaştırılmış müebbet ve 1548 yıldan 2385 yıla, diğer şüphelilerin ise birer kez ağırlaştırılmış müebbet ile 7.5 yıl ile 27 yıla kadar hapis istemiyle cezalandırılması istendi. 51'i tutuklu 57 şüpheli hakkındaki iddianame İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. İddianamedeki bilgilere göre Masharipov1 Ocak 2017'de DEAŞ terör örgütünün talimatı doğrultusunda saat 01.15 sıralarında Kalaşnikof'la Reina'nın kapısında ateş açarak içeriye girdi. Burada polis Burak Yıldız'ı şehit etti, ardından içeride eğlenen insanların üzerine otomatik tüfekle ateş ederek 39 kişiyi öldürdü, 79 kişiyi de yaraladı. Masharipov daha sonra kargaşadan yararlanarak taksiyle kaçtı. Masharipov'un zırhlı hafif taktik araçlara karşı geliştirilen zırh delici etkisi bulunan çekirdekli mermi kullandığı ve bu şekilde kalabalıkta birden fazla insanın tek atışla yaralandığı tespit edildi. Katliam talimatının Suriye'deki Ebu Cihad kod isimli İslam Atabıev tarafından verildiği anlaşıldı. Masharipov 26 Aralık 2016'da DEAŞ terör örgütü militanıyla Başakşehir'de buluştu. Kafkas kökenli Rusça konuşan terörist, Masharipov'a DEAŞ'ın Türkiye eylemlerini organize eden Ebu Cihad'ın katliam talimatının olduğu ses kaydını içeren hafıza kartı ile günlük ev kiralaması için 700 TL verdi. İddianamede şu ifadelere yer verildi: "DEAŞ terör örgütü internette Türkçe yayınladığı 'Furat' isimli videoda terör eylemini sahiplenmiştir. Videoda 10 Ocak 2017'de DEAŞ terör örgütü mensubu Abdulkadir Masharipov'un Reina'ya uzun namlulu silahla ateş ederek girişini gösteren görüntülerin de bulunduğu tespit edilmiştir. Masharipov'un 27 Aralık 2016'da 23.57'de bir veda videosu çekip intihar eylemi yapacağını söylediği, oğlunun da intihar eylemi yapması tavsiyesinde bulunduğu tespit edilmiştir."
Hürriyet


Dünyanın İstikrarı Bölgemize Bağlı 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuveyt'i Ortadoğu'ya örnek göstererek, "Dünyanın istikrarı bu bölgeye bağlı. Kendi çıkarlarını değil halkın çıkarlarını düşünen liderler lazım. Emir kardeşimin bilgeliğine önem veriyorum. Halkının refahına, mutluluğuna, taleplerine sırtını dönerek kendi çıkarlarını düşünen ülkelerin yöneticilerin ne hale soktuklarını Suriye'de gördük" dedi. Erdoğan, Kuveyt'te Kuveyt Emiri El Sabah tarafından resmi törenle karşılandı. El Sabah ile birlikte Kuveyt Uluslararası Havaalanı yeni terminal binasının temel atma törenine katılan Erdoğan'a, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan da eşlik etti. Törene daveti için Kuveyt Emiri El Sabah'a teşekkür eden Erdoğan, "Anlamlı bir merasim için buradayız. Bölgenin istikrar abidesi Kuveyt'te olmaktan memnuniyet duyuyorum. Her ziyarette ülkenin daha da geliştiğini görüyorum" dedi. Kuveyt Emiri El Sabah'ın örnek liderlik gösterdiğini ifade eden Erdoğan, "Bu bölgemiz için şanstır. Halkının refahına, mutluluğuna, taleplerine sırtını dönerek kendi çıkarlarını düşünen ülkelerin yöneticilerin ne hale soktuklarını Suriye'de gördük. Ülkelerinin başında halkına zulmeden değil hizmet eden yöneticiler olsun istiyoruz. Gönül dünyamızın ayrılmaz parçası olarak gördüğümüz ülkelerin zalimler tarafından yıkılışına değil dirayetli liderler tarafından imarına şahitlik etmek istiyoruz. Emir kardeşimin bilgeliğine, vizyonerliğine önem veriyoruz. Bölgede böyle liderler var oldukça geleceğe daha da umutla bakabiliriz" diye konuştu. "Dünyanın huzuru, bölgemizin istikrarına bağlı" diyen Erdoğan, konuşmasında, "Bölgemizin istikrarı da bizlerin göstereceği kararlı tutuma bağlıdır. Türkiye ve Kuveyt olarak bölgedeki sorunların çözümü için yapacağımız işbirliği kalbimizi yaralayan görüntülerin önüne geçilmesini sağlayacak önemli gelişmelerin kapısını da açacaktır. Kendi sınırlarımızın ötesine taşan sorumluluk duygusu ile gösterilecek ortak iradenin diğer ülkeleri de harekete geçireceğine inanıyorum. Ülkelerimizin potansiyeli işbirliğinin ileri götürülmesinin mümkün olduğunu gösteriyor. Her iki ülkenin de çaba göstermesi gerektiği açıktır" mesajı verdi. Erdoğan, açılışın ardından Kuveyt Emiri El Sabah ile Beyan Sarayı'ında baş başa ve heyetler arası görüşme gerçekleştirdi. El Sabah, Erdoğan onuruna yemek verdi. Görüşmelerde, Suriye'deki süreç, DEAŞ ile mücadele konuları da ele alındı.
Milliyet

EKONOMİ 
Euro: Euro 3,9509-3,9525
Sterlin: 4,6948-4,6983
Gram Altın: 142,4476-142,5940

Karada Denizde Havada Ve Uzayda Milli Atak 
Başbakan Binali Yıldırım, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen 13. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı'nın (IDEF) açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, bugün dünyada dostluğu talep edilen, husumetinden de çekinilen, itibarı yüksek bir ülke haline geldiğini, birçok alanda olduğu gibi savunma alanında da gücüne güç katmaya devam ettiğini anlattı. Savunma alanında Türkiye'nin nereden nereye geldiğini Milli Savunma Bakanının rakamlarla ifade ettiğini aktaran Yıldırım, "15 yıl önce savunma sanayisinde dışa bağımlılığımız yüzde 80'ler mertebesinde iken bugün bu oran yüzde 40'ların altına düşmüştür. Yerli milli katkı oranı yüzde 60'ın üzerine çıkmıştır. Binden fazla şirket, küçük orta ölçekli işletmeler, araştırma kuruluşları, üniversitelerin katılımıyla yerli ve milli savunma sanayi altyapısı oluşturulmuştur ve çalışmalar devam etmektedir" diye konuştu. Türkiye'nin, dünyanın en büyük 100 savunma sanayi firması arasına 2 firmayla katıldığını ifade eden Başbakan Yıldırım, şöyle devam etti: "Önümüzdeki yıllarda bu sayı daha da artacak. Sektörün cirosu yıldan yıla artıyor. 10 yıl içerisinde 1 milyar liradan 20 milyar lira mertebesine ulaşmış durumda. 2002'de savunma sanayimizin ihracatı sadece 250 milyon dolar mertebesindeyken, bugün 6 milyar doları bulan bir ciroya erişmiş durumdayız. İhracatımız 1.7 milyar dolar seviyesine gelmiştir. Ar-Ge harcamalarına ayırdığınız pay yıldan yıla artmaya devam ediyor. 1.8 milyardan 20 milyar mertebesine Ar- Ge faaliyetlerini çıkarmış bulunuyoruz. Ar-Ge faaliyetlerinde çalışan personel sayısı da 29 binden 123 bin seviyesine çıkmıştır. Bu teknolojiler, milli ve yerli teknolojiler ancak Ar-Ge ile ve daha fazla teknolojiye yatırım yapmakla mümkün oluyor. Gayri safi milli hasılamızdaki Ar-Ge payı 2002'de yüzde 0,45 mertebesinde iken savunma sanayiinde bu oran yüzde 1'in üzerine çıkmıştır. Gerçek rakam yüzde 1,06 dır. Hedefimiz gelecek 10 yıl içerisinde en az yüzde 2,30 mertebesine yükseltmektir."
Hürriyet
 
Rekorun Temeli Atıldı, Yatırım Uçuşa Geçiyor 
Bir Türk firmasının dünyada tek başına aldığı en büyük ihale olan Kuveyt Uluslararası Havaalanı yeni terminal binasının temeli Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Kuveyt Emiri Şeyh Sabah Ahmed Cabir el-Sabah'ın katılımıyla atıldı. Limak Holding'in 1.3 milyar Kuveyt dinarı (yaklaşık 4.5 milyar dolar) teklif ile aldığı inşaat işi, Türk müteahhitlik sektörünün yurt dışında tek pakette kazandığı en büyük ihale olma özelliğini taşıyor. Körfez İşbirliği Konseyi üyesi ülkelerle ekonomik işbirliğini güçlendirmeyi hedeflediklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türk şirketleri bölgede 51 milyar dolarlık proje üstlendiler. Konsey ile imzalanacak serbest ticaret anlaşması ikili ilişkilere ve genel olarak Körfez ülkeleri ile ticarete yeni ufuklar açacaktır" dedi. 2016'da Kuveyt ile ticaret hacminin 1.3 milyar dolar düzeyine çıktığını hatırlatan Erdoğan şunları söyledi: "180 bin Kuveytli kardeşimiz ülkemize gelmiştir. Emir hazretleri liderliğinde Kuveyt makamlarının Türk iş adamlarına verdiği desteği şükranla karşılıyoruz. 2035 kalkınma planı çerçevesinde inşa ettiği havaalanının Türk firmasına verilmesi Türkiye'ye duyulan güvenin yansımasıdır." Limak'ın kendisine duyulan güveni boşa çıkarmayacağını söyleyen Erdoğan, havaalanının planlanan süreden önce tamamlanarak teslim edileceğinden emin olduğunu kaydetti. Kuveytli firmaların Türkiye'ye yaptıkları 1.7 milyar dolarlık yatırımın artarak sürmesini de temenni eden Erdoğan, "Bundan sonra gerekli kolaylıkları sağlamaya hazırız" dedi.
Milliyet
 
'Halen Örgütü Yönetiyor' 
ABD'de temaslarda bulunan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, 15 Temmuz darbe girişiminin talimatını veren Fetullah Gülen'in Türkiye'ye iadesiyle ilgili ABD Adalet Bakanı Jeff Sessions ile 45 dakika görüştü. Bakanlık kaynakları, görüşmenin "oldukça olumlu" geçtiğini, Gülen'in iadesi konusunda Obama ile Trump dönemi arasındaki bakış açısı farklılığının net olarak görüldüğünü bildirdi. Bozdağ'ın, Gülen'in Türkiye'ye iadesiyle ilgili ABD Adalet Bakanı Sessions ile gerçekleştirdiği görüşme 45 dakika sürdü. Alınan bilgilere göre Bozdağ görüşmede Sessions'a özetle şunları söyledi: "Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi, ülkemizin talebi Gülen'in atılı suçlardan ülkenizde yargılanması ve mahkumiyeti değil, iadesi talebidir. ABD mahkemelerince yapılacak işlem, bir ceza yargılaması (suçluluk ya da suçsuzluk yargılaması) değil, bir iade yargılamasıdır. Ceza yargılaması, delillerin tartışılması, Gülen'in suçlu veya suçsuz olduğuna dair muhakeme Gülen'in iadesini müteakip Türkiye'de yapılacaktır. Gülen hakkında ABD makamlarına sunulan delillerin, Türkiye ve ABD arasındaki 1981 tarihli anlaşma hükümlerinde yer verilen delil seviyesi standardı için ziyadesiyle yeterli olduğuna inanıyoruz. Geçmişe dönük gerek ABD tarafının bize iletilen iade taleplerinde, gerekse bizim ABD'ye ilettiğimiz iade taleplerinde bugüne kadar hiçbir iade talebinde bu kadar bilgi ve belge sunulmamıştır. Şayet, bu dosyada gönderdiğimiz deliller bir şahsın iadesi için yeterli değilse bundan sonra iki ülke arasında herhangi bir şahsın iadesinin çok zor veya imkansız olacağı anlaşılmaktadır. Biz delillere güveniyoruz siyasi irade olarak mahkemeye gönderin mahkeme karar versin." Görüşmede, Gülen'in iadesi konusunda bugüne kadar ABD'ye iletilen hiçbir iade evrakı, geçici tutuklama talebi ve ek bilgi ve belgelerin mahkemelere iletilmediğini dile getiren Bozdağ, "Bu husus, Türk halkını ziyadesiyle üzmektedir. Sizden beklentimiz ve talebimiz bugüne kadar ilettiğimiz iade, geçici tutuklama ve ek bilgi belgelerin bir an önce mahkemeye iletilmesi ve hukuki sürecin başlamasına imkân tanınmasıdır" dedi.
Milliyet
 
1 Yıl Çalışsak Alamayız 
ABD'li teknoloji devi Apple, dünyada 800 milyar dolarlık piyasa değerine ulaşan ilk şirket oldu. Şirketin değeri 815 milyar dolara kadar yükseldi. Apple şayet bir ülke olsaydı bu rakam ile dünyanın 16'ıncı büyük ekonomisi oluyor, Türkiye ve Hollanda'yı geride bırakıyordu. 80 milyonluk nüfusu ile Türkiye geçen yıl cari fiyatlarla 2 trilyon 590 milyar 517 milyon liralık bir ekonomik büyüklük yaratmıştı. Teknoloji devi Apple, piyasa değeri ile bugünkü kur ile 2.9 trilyon TL ediyor. Yani 80 milyonluk Türkiye'nin 1 yılda ürettiği ekonomik değer Apple'ı satın almaya yetmiyor. Dünyanın en büyük 15'inci ekonomisi olan Endonezya'nın geçen yılki milli geliri 872 milyar dolar. Yani Apple kısa süre içinde bu hisse performansı ile Endonezya'yı da geride bırakabilir. Analistler Apple'ın herhangi bir teknolojik hata yapmadığı takdirde 1 trilyon dolarlık piyasa değerine ulaşabilecek ilk şirket olma potansiyeline de dikkat çekiyorlar. Şayet hisse fiyatı 185 dolardan 202 dolara çıkarsa Apple 1 trilyon dolar barajını da aşmış olacak. Apple'ın yanı sıra Google'ın çatı şirketi Alphabet'in piyasa değeri 653 milyar dolar, Microsoft'un 532 milyar doları bulmuş durumda. Ülkelerle kıyaslanan Apple'ı borsa şirketleri ile kıyaslamak ise daha dramatik bir sonuç çıkarıyor. Borsa İstanbul'daki şirketlerin toplam piyasa değerleri dün kapanış itibariyle 205.2 milyar dolar düzeyinde bulunuyor. Yani borsadaki şirketler çeyrek Apple ediyor. Apple'ın bu yılın ilk çeyreğindeki geliri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4.5 artarak 52.9 milyar dolar olmuştu. Şirketin net kârı da aynı dönemde yüzde 4.8 artarak 11 milyar dolara yükselmişti. Apple, ABD'li firmalar içinde bu yılın Ocak-Mart döneminde en büyük net kârı yakalayan şirket olmuştu.
Vatan
 
500 Yeni Mağaza 
SAP Türkiye tarafından düzenlenen "SAP Perakende Forum"un açılışında konuşan Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı Sinan Öncel, çok dinamik bir dernek olan BMD'nin 147 üyesinin 70 bin mağazası bulunduğunu, 375 bin kişiyi istihdam ettiğini söyledi. Üyelerinin yurt dışında 2 bin 600 civarında mağazası olduğunu belirten Öncel, "2017 yılı içinde 500 mağaza daha açılacak" dedi. Öncel, DEİK ve İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) ile yaptıkları iş birliği sonucunda bir anlamda devletin gücünü yanlarına aldıklarını kaydederek, BMD üyelerinin yurt dışında 12 bin 500 satış noktası ve 2 bin 600 mağazası bulunduğunu aktardı. Yurt dışında özellikle Asya Pasifik ülkelerine nasıl açılacakları konusunda çalışmalar yaptıklarını anlatan Öncel, mevzuatı izin veren ülkelere dijital satış atağı başlatmaları gerektiğinin altını çizdi. Öncel, "Bu, çok önemli bir fırsat. Yurt dışı açılımını LC Waikiki'nin yaptığı gibi dijital olarak Türkiye'den veya o bölgelerde depo kurarak yapabiliriz" ifadelerini kullandı. Türkiye Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Alp Önder Özpamukçu, Türkiye'nin GSMH'sinin 2 trilyon lira olduğunu belirterek, bunun 600 milyar lirasını perakendenin oluşturduğunu, o rakamın 250 milyar lirasının da organize perakendeden geldiğini söyledi. SAP Türkiye Genel Müdürü Uğur Candan da Türkiye'de halihazırda e-ticaretin yüzde 2 civarında olduğunu belirterek, "Bu rakam 10'ar kat büyüyecek potansiyele sahip" dedi.
Vatan
 
Türk Tahviline Hücum 
Küresel piyasalardaki dalgalı seyir ve jeopolitik risklerin arttığı son dönemde Türkiye'nin en büyük 5 bankası, yılın ilk 4 ayında yaklaşık 3 milyar dolar tutarında eurobond/ tahvil ihracı gerçekleştirdi. Yetkililer, bu ihraçlara yabancı yatırımcıların 4-5 kat talepte bulunduğunu bildirdi. 3 milyar dolarlık ihraca yaklaşık 9.5 milyar dolarlık talep geldi. Sektörün öncü bankalarının ihraçlarına dünyanın dört bir yanından 300'ün üzerinde yatırımcı ilgi gösterdi.İhraçlara yabancı yatırımcılardan yoğun talep gelmesi, Türk ekonomisi ile bankacılık sektörüne güvenin en büyük göstergesi oldu. Türkiye'nin en büyük aktif büyüklüğüne sahip bankası konumundaki Ziraat Bankası, 27 Nisan'da 600 milyon dolar tutarında, 5 yıl vadeli ve yüzde 5.25 faizle eurobond ihracı gerçekleştirdi. Yatırımcılardan 1.7 milyar dolarlık taleple karşılaştı. İş Bankası, geçen ay 2024 itfalı 750 milyon dolarlık eurobond ihraç etti. 2 milyar dolara yakın talep aldı. İhracı 500 milyon dolardan 750 milyon dolara yükseltti. Garanti Bankası Mart'ta 3 yılın ardından uluslararası piyasalarda 6 yıl vadeli 500 milyon dolarlık eurobond ihracı yaptı. 115 yatırımcı tahvil ihracına ilgi gösterdi. Akbank, Mart ayında 500 milyon dolar tutarında Basel 3 uyumlu sermaye benzeri tahvil ihraç etti. 170'ten fazla yatırımcı 2 milyar dolardan fazla talepte bulundu. Yapı Kredi Şubat'ta uluslararası piyasalarda 5 yıl vadeli 600 milyon dolar tutarında eurobond ihracı gerçekleştirdi. Yapı Kredi'nin eurobond ihracına 250 yatırımcı, 2 milyar dolarlık taleple katıldı.
Vatan
 
DÜNYA 
Trump'tan Ypg'ye Ağır Silah Kararı 
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Washington'daki üst düzey Türk heyetini ayaküstü Oval Ofis'te kabul ettiği ve Pazartesi günü Pentagon'u Suriye'de YPG'ye Rakka operasyonu öncesinde ağır silahlar verilmesi için yetkilendirdiği ortaya çıktı. Trump'ın tam bir hafta sonra Beyaz Saray'da ağırlayacağı Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tepkisini "YPG'ye verilen desteğin geçici ve taktik" olduğu argümanıyla aşmaya çalışacağı tahmin ediliyor. Washington'ın Ankara'yı teskin etmek üzere şehirdeki heyete verdiği mesajlara dün Trump'ın kararını kamuoyuna duyuran Pentagon açıklamasında da yer verildi. Pentagon'un baş sözcüsü Dana White dün yaptığı yazılı açıklamada Başkan Trump'ın Pazartesi günü Suriye Demokratik Güçleri (SDG) içindeki Kürt unsurların silahlandırılması için onay verdiğini bildirdi. Açıklamada, Türkiye'nin "Rakka'yı bizim koordinasyonumuzda Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) unsurlarıyla birlikte rahatlıkla alabiliriz" tezinin Trump yönetiminde kabul görmediğini açıkça ortaya koyan şu ifadelere yer verildi: "Başkan, Savunma Bakanlığı'nın DEAŞ'a karşı Rakka'da net bir zaferi mümkün kılmak için SDG içindeki Kürt unsurları silahlandırmasına onay verdi. Koalisyon güçleriyle ortaklık içindeki SDG yakın zamanda Rakka'yı ele geçirebilecek sahadaki tek güç." Açıklamada, "Koalisyon içindeki ortağımız Türkiye'nin güvenlik kaygılarının farkındayız. Türkiye hükümetini ve halkını temin ederiz ki ABD Türkiye'ye yönelebilecek ek güvenlik risklerinin önlenmesi ve NATO müttefikimizin korunması hedefine bağlıdır" ifadelerine yer verildi. White açıklamasında ABD'nin SDG içindeki Arap unsurların güçlendirilmesine öncelik verdiği belirtilirken, "Hem Rakka hem de kurtarılan tüm alanlar yerel Suriyeli Arap güçlerin yönetimine bırakılmalı" dedi. Öte yandan geçen cumadan beri Washington'da temaslarda bulunan Türk heyeti Pazartesi günü Ulusal Güvenlik Danışmanı Herbert Raymond McMaster ile Beyaz Saray'da yaptıkları kritik görüşmenin ardından ABD Başkanı Donald Trump ile de ayaküstü görüştü. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'dan oluşan heyet Mc- Master'in "Başkan size selam vermek istiyor" demesi üzerine o sırada Oval Ofis'te çalışmakta olan Trump'ın yanına geçtiler. Ayaküstü ve kısa süreli sohbette Trump'ın Türkiye ve Türk insanlarıyla olumlu düşüncelerini dile getirdiği öğrenildi. Beyaz Saray ayaküstü görüşmeyle ilgili bir açıklama yapmadı. Beyaz Saray Sözcüsü Sean Spicer, günlük basın toplantısında gazetecilerin ısrarlı Türkiye soruları karşısında Pentagon'un açıklamasını yineledi. YPG'lilerin SDG aracılığıyla 'sınırlı bir miktarda silah ve mühimmat elde ettiğini' savunan Spicer, yeni politikalarıyla Rakka'da kıstırılan DEAŞ güçlerine karşı savaşmak için yeterli silahı sağlayacaklarını belirtti. Ankara, Erdoğan-Trump buluşması öncesinde 3 önemli devlet kurumunun tepe isimleri kanalıyla Türkiye'nin itiraz ve kaygılarını son kez dile getirerek 'gerekli hallerde Suriye'deki YPG/ PKK unsurlarının vurulmasına devam edileceği' uyarısını Beyaz Saray kayıtlarına geçirmiş oldu. Ancak Fidan ile Kalın henüz Washington'dan ayrılmadan Trump'ın YPG'yi silahlandırma kararı kamuoyuna açıklandı. Edinilen bilgiler göre, Türk heyeti Washington'daki 4 günlük temaslarında ABD'nin Rakka operasyonunda YPG ile yola devam edeceği ve bunun içinde SDG içindeki Kürt unsurlara ağır silah takviyesi yapacağı yönünde bir izlenimi zaten edinmişti. Ancak Trump'ın bu konudaki kararını heyet Washington'dayken imzalaması Ankara için sürpriz oldu. Kalın ve Fidan, Türkiye'ye döndükten sonra, Ankara yeni bir durum değerlendirmesi yapacak. Ancak Erdoğan'ın 16-17 Mayıs'ta yapacağı ABD ziyaretinde şu an için bir değişiklik öngörülmüyor.
Hürriyet
 
Organizatörlere Ceza Verilmemiş 
İsviçre'nin başkenti Bern'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı hedef gösteren "hayır" mitingini düzenleyen organizatörlerin cezalandırılmamasına karar verilirken, pankartı açan terör örgütleri PKK, DHKP-C ve YPG mensuplarına yönelik başlatılan adli soruşturmanın devam ettiği öğrenildi. Anadolu Ajansı'nın haberine göre Bern Belediyesi Polis Müfettişliği Başkan Yardımcısı Marc Heeb, İsviçre'nin Basler Zeitung gazetesine yaptığı açıklamada, 25 Mart'ta Parlamento Meydanı'nda düzenlenen mitingin organizatörlerinin ceza almadığını doğruladı. Mitinge destek verenler arasında İsviçre Sosyalist Partisi (SP) ve Yeşiller Partisi milletvekilleri ve üyeleri de yer alıyordu. Yeşiller Partisi ve SP üyeleri daha sonra yaptıkları açıklamalarda söz konusu pankartı benimsemedikleri yönünde ifadeler kullanmıştı. Bern Belediyesi yönetimi verdiği kararla mitingin yerel toplanma kurallarını ihlal etmediğine hükmetti. Dışişleri Sözcüsü Büyükelçi Hüseyin Müftüoğlu, Erdoğan'ı hedef gösteren pankarta ilişkin soruşturma kararıyla ilgili "İdari soruşturma sonucunda gösteriyi düzenleyenlerin yükümlülüklerini yerine getirdiği görüşüne varılmasını hayret ve esefle karşılıyoruz. Bu kararın İsviçre'de benzer suçların işlenmesini teşvik edici etki yaratacağı ve suçluları cesaretlendireceği açıktır" dedi.
Hürriyet
 
'Türkiye'de İdam Cezası Almanya'da Oylanamaz' 
Alman WDR5 radyosuna konuşan Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye'de idam cezasını yeniden getirmek için referandum düzenlenmesi durumunda Almanya'nın propaganda yeri olarak kullanılmasına izin vermeyeceklerini belirtti. Türkiye'den böyle bir başvuru gelmediğini söyleyen Başbakan Merkel, "Ancak bu konu maalesef Türkiye'de tartışılmakta" diye konuştu. Merkel "Biz, idam cezası gibi tamamen reddettiğimiz bir içeriğe Alman topraklarında izin veremeyiz" diyerek, bunu çok açık bir dille söylemek gerektiğini kaydetti. Başbakan Merkel'in sözcüsü Steffen Seibert de geçen hafta yaptığı açıklamada, idam cezasıyla ilgili olası bir referanduma Almanya'da izin verilmeyeceğini söylemişti. Sosyal Demokrat Parti (SPD) lideri ve başbakan adayı, Avrupa Parlamentosu eski başkanı Martin Schulz da böyle bir referanduma Almanya'da izin verilemeyeceği yönünde görüş belirtmişti.
Hürriyet
 
Kore'ye Hükümet Karşıtı Başkan 
Güney Kore'de, eski Devlet Başkanı Park Geun-hye'nin hakkındaki siyasi nüfuz skandalı nedeniyle görevinden azledilmesinin ardından düzenlenen erken seçimi, gençliğinde hükümet karşıtı öğrenci lideri olan solcu aday Moon Jae-in kazandı. Geçen hafta perşembe günü başlayan oy verme işlemine katılımın hayli yüksek olduğu bildiriliyor. Güney Kore televizyonunun verdiği rakamlara göre Demokrat Parti'nin adayı Moon oyların yüzde 41'ini aldı. Gençliğinde hükümet karşıtı bir öğrenci lideri olan Moon Jae-in, 1970'lerde, görevinden azledilen ve yerine geçmeyi arzuladığı Park Geun-hye'in babası döneminde hapishaneye girmiş. Göçmen çocuğu olan Moon, ülkenin askeri liderlerine karşı muhalefet yürütürken, Güney Kore'nin özel "elit birliği"ne seçilmiş, bir süre genel kurmayda görev yapmış. İnsan hakları konusunda çalışan eski avukat Moon, ülkenin son liberal lideriyle çalışmış, yolsuzluk iddialarına karşı onun avukatlığını üstlenmiş. 2012'deki seçimdeyse kılpayı kaybetmiş. 64 yaşındaki Moon'un seçilmesiyle Seul'ün, Kuzey Kore ve ABD ile ilişkilerinde yeni bir yol haritası uygulaması bekleniyor. Zira Moon'un vaatleri arasında, Kuzey Kore'yle diyalog ve ABD'yle ilişkilerde daha fazla bağımsızlık gibi unsurlar vardı. Moon, seçilmesi halinde Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong Un ile bir zirve gerçekleştirmenin yanı sıra özel sanayi bölgesi Kaesong'u yeniden canlandırmak, Kuzey Kore'deki Kumpang dağlarında bir turizm bölgesi oluşturmak, siyasetin büyük sanayi kuruluşlarıyla ilişkilerini gözden geçirerek siyasi yolsuzluğun önüne geçmek gibi unsurlar bulunuyordu. Gözlemciler, önceki manipülasyon skandalları nedeniyle bu kez halk ve hükümetin, seçimin adil geçmesine özen gösterdiğini ifade ediyor.
Milliyet
 
Akdeniz'de 250 Kayıp! 
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Akdeniz'de iki geminin batması sonucu, halen kayıp olan yaklaşık 250 kişinin ölmesinden endişe edildiğini açıkladı. UNHCR, pazar günü Libya açıklarında bir geminin batması sonucu, 11 kişinin hayatını kaybettiği, kayıp olarak kayıtlara geçen 163 sığınmacının ise ölmüş olabileceklerinden endişe edildiğini bildirdi. Bununla birlikte Sicilya açıklarında da 132 kişiyi taşıyan bir botun battığı, kurtarılan 50 kişinin Sicilya'daki Pozzallo kentine götürüldüğü bildirildi. Tunus'un Libya'ya yakın güneydoğu sahillerinde denizden 3 günde 9 cesedin çıkarıldığı bildirildi. Ülkenin güneyinde Mednin vilayetindeki Kızılay Derneği Başkanı Munci Selim, sahile vuran biri kadın 9 kişiye ait cesedin deniz yoluyla Avrupa'ya geçmek isteyen Afrikalılara ait olduğunu söyledi.
Milliyet
POLİTİKA 
"Mücadelemiz Yeni Başlıyor" 
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti yöneticilerinin hâkim ve savcı olarak atanması iddialarıyla ilgili HSYK'ya "Yargının itibarını korumak istiyorsanız bu tabloya izin vermeyin" diye seslendi. "Mücadelemiz yeni başlıyor" mesajı veren Kılıçdaroğlu, "Parlamenter demokratik sistemi en güçlü şekilde getireceğiz" dedi. Kılıçdaroğlu, parti içi tartışmalar sürerken dün destek gösterisine dönüşen grup toplantısında özetle şunları söyledi: "Referandumda vatandaş görevini yaptı, 'hayır' çıktığını görünce YSK'daki çete bütün millete kumpas kurdu. Onlara çete dedim diye suç duyurusunda bulunmuşlar. Sanıyorlar ki çekineceğiz; bunun hesabını size soracağız. Bir daha şikâyet etsinler, onurlarını satan hâkime, kanunu satan adama hâkim denmez. YSK'daki çete olgusunu yargının bütün aşamalarına taşımak istiyorlar. Bir hâkim, savcı istifa eder ve seçime girer. Herhangi bir kamu görevlisi seçimi kazanamayınca görevine geri döner ama hâkim, savcı geri dönemez. Neden dönemez; çünkü hâkimin siyasi kimliği ortaya çıkacak. Siyasi kimliği ortaya çıktığı için adalet dağıtamaz. Avukatlık mesleğinden de sınavla hâkim alınabiliyor. Ama şimdi yapılan sınavlarda, atamalarda farklı bir tablo görüyoruz. İktidar partisinin mensupları hâkim, savcı olarak atanıyor. HSYK'ya seslenmek istiyorum; eğer siz yargının itibarını, saygınlığını korumak istiyorsanız, siyaset yargıya bulaşmasın diye düşünüyorsanız bu tabloya izin vermemeniz lazım. Yargı siyasetten arındırılmalı, yargı siyasetin göbeğinde olursa adalet dağıtamaz. Eğer öyle olursa millet, mahkemeye başvurmaz, Ankara'daki beylere gelir. Avukat tutmasına gerek yok, ilçe başkanına gitmesi yeterli olur. Şimdi bir sürü insanı KHK'larla görevlerinden attılar. İki genç arkadaşımız açlık grevindeler, onları buradan saygıyla ve sevgiyle anıyorum. Barış bildirisini imzaladı diye eğer bir öğretim üyesini görevinden atıyorsanız veya ona devlet olarak sahip çıkmıyorsanız, biz bu sürecin karşısındayız. Bugün bir referandum olsa hayır oyları yüzde 60'ın üzerinde çıkacak. Neden? Bütün yalanlar tek tek ortaya çıkıyor. Bir kişi şunu söyledi; 'Evete mührümü bastım, ama dışarıya çıkınca büyük bir vicdan azabı çektim. Bunun faturası inşallah bu memleket için ağır olmaz'. Mücadelemiz yeni başlıyor. Bütün mağdurların yanında olacağız. Size sözüm söz, parlamenter demokratik sistemi en güçlü şekilde getireceğiz, adım adım geleceğiz. Diyorlar ki, sokağa çıkacağız. Her CHP'liden, 'hayır' oyu kullanan her vatandaştan, partiden ricamdır. Bütün evlere, fabrikalara, tarlalara, sokaklara gideceğiz. Tokalaşacağız, demokrasiyi savunacağız."
Hürriyet
 
Hiçbir Terör Örgütüne Sempatiyle Bakmıyoruz' 
Başbakan Binali Yıldırım, 13. IDEF'17 Uluslararası Savunma Fuarı'nın açılışında yaptığı konuşmada teröre karşı uluslararası topluma çağrıda bulundu. Başbakan Yıldırım, şunları söyledi: Uluslararası toplum, terör örgütlerinde çifte standardı artık terk etmelidir. Terör örgütünü belirli bir din ile ilişkilendirmek cehaletten öte bir şey değildir. Terör, terördür. İnsan öldüren herkes alçaktır, cezalandırılması gerekir. Milletimize verdiğimiz en önemli sözlerden birisi terörün Türkiye'nin gündeminden düşürülmesidir. Öyle ümit ediyorum ki yakın bir gelecekte Türkiye, ülkenin her köşesinde büyük ölçüde terörü kontrol altına almış, enerjisini kaynaklarını daha fazla büyüme için, kalkınma için, üretim için ayıran bir ülke haline gelmiş olacaktır. Hiçbir terör örgütüne asla sempatiyle bakmıyoruz. Bakanları da hoş karşılamıyoruz. Hem sınırlarımızın, hem de Suriyeli kardeşlerimizin güvenliğini sağlamak için Fırat Kalkanı operasyonunu başarıyla gerçekleştirdik. Terör unsurlarını temizledik. 50 bin misafirimiz, bu güvenli bölgelere döndüler. Terör örgütleriyle ülkemiz topraklarında ve sınır ötesinde mücadelemiz kararlılıkla devam edecek. Herhangi bir tehdit, ister içeriden, ister dışarıdan gelsin gereğini yapıyoruz, yapmaya devam edeceğiz.
Haber Türk
'İdamsa İdam, Gecikmeyelim' 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli MHP grup toplantısında özetle şu mesajları verdi: Tamamladığımız 647 ilçe kongremizi müteakiben 21 Mayıs 2017 Pazar günü 41 ilimizde aynı anda kongrelerimizi coşkuyla yapıp ne kadar diri bir teşkilat ve inanmış kadrolara sahip olduğumuzu göstereceğiz. Hatırlarsanız, 16 Nisan'dan sonra olmayan ganimeti paylaşmak için kuyruğa girenler, düne kadar aleyhimizde faal halde çalışıyorlardı. Akıllarınca bizi zora sokacaklar, köşeye sıkıştıracaklardı. Milliyetçi Hareket Partisi'ni hedef alan çok ortaklı saldırı ve operasyonun kumanda merkezinde şimdi yangın çıkmış, alevler bacayı sarmıştır. Üzerimize doğrultulan namlu ters tepmiş, ayak oyunları, karanlık senaryolar bumerang gibi muhataplarına dönmüştür. MHP'nin varlığını kafeslemek, ülkülerini kötülemek için her yolu deneyen gafillere oksijen çadırı görevi gören CHP, sonunda kazdığı kuyuya düşmekten kurtulamamıştır. Türk Milleti 16 Nisan'da herkese yerini göstermiş, dersini vermiştir.. MHP siyasetteki kıpırdanmaların, farklı beklenti ve ittifak arayışlarının sonu olmayan bir macera olduğuna inanmaktadır. Bazı Avrupa ülkeleri, idam cezasıyla ilgili olası bir referanduma izin vermeyeceklerini açıklamaya koyulmuşlardır. Peki, terör örgütlerine destek vermek Avrupa değerlerinin bir parçası mıdır? Katillerin sırtını sıvazlamak, PKK'lı ve FETÖ'cü teröristlerin elinden tutmak Avrupa değerlerinin neresinde yazılıdır? İdam cezasının getirilmesi, hazırlanacak teklif veya tasarının TBMM'de görüşülüp kabul edilmesi hususunda MHP bütün gücüyle vardır, buradadır, bu bahsin kapanmasını acilen beklemektedir. Vatan hainlerine cezaysa ceza, idamsa idam, işte er meydanı, işte TBMM. İdam cezası toplumsal bir talep midir? Evet. İdam cezasına AK Parti destek midir? Evet. Cumhurbaşkanı, kanun önüne gelirse onaylayacak mıdır? Bu da evet. O halde durmayalım, alttan almayalım, gecikmeyelim, Türkiye'nin kendi göbek bağını nasıl kestiğini, nasıl keseceğini herkese gösterelim. Kavakta nar olmaz, kötülerde ar olmaz, Türk Milleti'nin kesinlikle affı olmaz.
Milliyet

SPOR 
Bilyoner.com Kadınlar Süper Ligi finalinin 2. maçında Fenerbahçe'yi 73-67 yenen Yakın Doğu Üniversitesi, 3 galibiyete ulaşan takımın şampiyon olacağı seride durumu 2-0'a getirdi. Maça çok iyi başladı Yakın Doğu. Bahar'ın, Parker'a yaptığı etkili savunma, sarı-lacivertli ekibin skor bulmasını zorlaştırırken, bu oyuncunun erken ikinci faule ulaşarak kenara gelişi, savunma sertliğini etkiledi. Ancak hücumda da çok etkili olan ve özellikle orta mesafe şutlarında çok iyi bir yüzde yakalayan Yakın Doğu, ilk periyodu 24-15 üstün bitirdi. İlk çeyrek sonunda yakaladığı ivmeyi sürdüren ve Vandersloot'un sayılarıyla 11-0'lık seri bularak 32-15'te farkı 17 sayıya yükselten ev sahibi, üç sayılık atışlarda yıldızlaşan McBride'ın hücumda yıldızlaştığı, Hollingsworth'un da ribauntlarda devleştiği devreyi 42-35 galip tamamladı. Fenerbahçe ikinci yarıda savunmasını çok sertleştirdi. Rakip kısaların pota altına yaptığı atakları, adam değişerek iyi savunan sarı-lacivertli ekip, 4.5 dakika sayı yemeyerek farkı 2 sayıya indirdi. Dışarıdan daha çok hücum etmek zorunda kalan Yakın Doğu, McBride ile ayakta kalsa da, Quigley'in art arda sayılarıyla son çeyreğe girilirken skora 55-55 ile denge geldi. Son çeyreğin başında Quigley ile öne geçmeyi de başardı Fenerbahçe ama McBride'ı durduramadı. Sarı-lacivertli ekibin, kader maçları için transfer ettiği Parker, bir türlü istenen katkıyı da veremeyince, pota altındaki etkinliğini yeniden artıran Yakın Doğu, salondan 73-67 galip ayrılmayı bildi, durumu 2-0'a getirdi.
Milliyet
Hollanda Futbol Federasyonu dün yaptığı açıklamada Fenerbahçe Teknik Direktörü Dirk Advocaat ile anlaşmaya vardıklarını ifade etti. İlk açıklamada ayrıca tecrübeli çalıştırıcının göreve ne zaman başlayacağıyla ilgili olarak detaylara da yer verildi. Buna göre Advocaat'ın, Fenerbahçe'nin 17 Mayıs'ta Ziraat Türkiye Kupası'ndan elenmesi durumunda göreve başlayacağı bilgisi resmi olarak paylaşıldı. Ancak Hollandalı teknik adamın sarı-lacivertli takımla sözleşmesinin 4 Haziran'da sona eriyor olması kafalarda büyük soru işareti bıraktı. Çünkü Fenerbahçe Yönetimi hocaya Süper Lig'de 4 Haziran'da oynanacak son maça kadar görevinin başında kalacağını ifade etmişti. Hollanda'dan böyle bir açıklamanın gelmesi yönetimde büyük bir şaşkınlık yarattı ve bu durum hemen Advocaat'a soruldu. Hollandalı teknik adam, "Nereden çıktı bu?" diyerek sözleşme detaylarının doğru olmadığını ifade etti. Advocaat daha sonra ise Hollanda Futbol Federasyonu yetkilileri ile temasa geçti. Ardından federasyon ilk açıklamasını düzelterek sarı-lacivertli teknik adamın Fenerbahçe'deki sözleşmesi bitikten sonra görev başlayacağını duyurdu. Ancak yaşanan bu durum farklı bir iddiayı gündeme getirdi. Hollandalı teknik adamın federasyon ile yaptığı görüşmelerde takımın kupadan elenmesi durumunda erken ayrılma ihtimali üzerinde durulmuş olabileceği belirtildi. Federasyonun da ilk açıklamayı buna göre yapma ihtimali olduğuna vurgu yapıldı.
Milliyet
Galatasaray'ın Kasımpaşa yenilgisinden sonra başkan Dursun Özbek'in telefonla yapılan çağrı üzerine ilk kez bir maç sonrası soyunma odasına inmesi ve futbolcularla yaptığı sert konuşma, çektiği rest güncelliğini koruyor. Maraton programında açıkladım ama dinlemeyenler için Milliyet'te de yazmayı düşündüm. Başkan, soyunma odasına indiğinde futbolculara, "Giydiğiniz formadan utanın. Benim gözüm yaşlandı, gördüğüm kadarıyla siz çok rahatsınız ve başka şeylerin peşindesiniz" diyor. Muslera izin istiyor, "Başkanım" diyor, "çok hoca değiştirdik, çok sistem değiştirdik, uyum sağlamada zorlanıyoruz." Başkan Özbek, "Çok hoca değiştirdik diyorsunuz da, Hamza kötü, Mustafa Hoca kötü, Riekerink "ehh işte", Igor Tudor kötü, sizin hiç mi kabahatiniz yok" cevabını veriyor. Bu sırada araya oturuşuyla, rahat tavırlarıyla De Jong giriyor ve "her kulüpte inişler çıkışlar olur. Ama bu tip takımlarda 25 oyuncuyu birden değiştiremeyeceğinize göre, hocayı değiştirirsiniz. Faturayı hoca öder" diye şaşırtıcı bir konuşma yapıyor. Başkan Özbek'in De Jong'un söylediklerine cevabı çok sert oluyor: "Şu anda öyle durumdayım ki, 25'iniz birden gidersiniz, hoca kalır" diye rest çekiyor. Sneijder araya giriyor, "Başkanım" diyor, "biz iki-üç haftadır iyi oynuyorduk. Bir maç kötü oynadık diye izin gününde antrenman mı yapacağız? Bir maç kötü oynadık diye mi bize bu ceza veriliyor? Bir maçı kaybettik diye izin gününde antrenman mı yapacağız. Ben buna karşıyım Bunu hak etmedik." Bu defa Igor Tudor'un sigortaları atıyor. Sneijder'e dönüyor, "burada benim kellem söz konusu, bir kulübün onuru söz konusu, sen halen izin peşindesin" diyor. Görülüyor ki, hoca ile bazı futbolcuların bir arada çalışması zor Hatta mümkün değil Bu şartlarda Galatasaray'da dikiş tutmaz. Mayısın ve ligin sonu geliyor. Galatasaray'da radikal bir "bahar temizliğine" acilen ihtiyaç var.
Milliyet
Kasımpaşa maçı sonrası soyunma odasına inerek futbolculara gözdağı veren ve ardından Florya'ya gerçekleştirdiği ziyaretle "Tudor'un arkasındayım" mesajı veren Galatasaray Başkanı Dursun Özbek yeni sezonla ilgili radikal bir karar aldı. Geçen iki senelik süreçte önceliği futbol yerine mali ve idari yönden kulübün disipline edilmesine veren Özbek, sportif başarısızlık nedeniyle yerden yere vurulmuştu. Dursun Özbek, son yaşanan krizin ardından, yeni bir kimliğe bürünecek. Cim-Bom'un bir numarası, Florya Metin Oktay Tesisleri'nde yeni sezonda daha çok mesai harcayacak ve adeta bir futbol şube sorumlusu gibi hareket edecek. Galatasaray Başkanı, Florya'da daha fazla zaman geçireceği için tesislerde kendisine ait özel bir oda yapılması talimatını da verdi. Böylece Galatasaray Başkanı, futbolla da doğrudan ilgilendiğini gösterecek, ayrıca tesislerde daha faza bulunarak yaşanan olaylara daha kolay el koyabilecek. Geçen iki senede TT Arena'da sabah 08.00'de işe başlayan ve akşam 19.00'lara kadar süren bir mesai harcayan Özbek, yoğun çalışmasının yanında, yine seyahatler ve kulüp için yapılan görüşmelerden Florya'ya zaman ayıramıyordu. Başkan Özbek'in, haftada en az 3 kere Florya'ya gideceği ifade edildi. Galatasaray'da futbol yapılanması doğrultusunda, sertifika programını tamamlayan Cenk Ergün, Sportif AŞ Futbol Direktörlüğü görevine atanırken yardımcılık görevine ise Futbol Takımı İdari Menajeri Uğur Yıldız'ın yürüteceği açıklandı. Futbol Takımı Medya Koordinatörü olarak Hasan Tankaya, Futbol Takımı Medya Sorumlusu olarak ise Eray Sözen'in görev yapacağı belirtildi.
Milliyet
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme