24 Mayıs 2017 Çarşamba

24.05.2017 Genel Gündem



24.05.2017

GÜNDEM

Kim Oluyorsun 
"19 Mayıs'ta Valilik Beşiktaş Belediyemizin kutlama yürüyüşüne izin vermedi. Bunun üzerine Belediye Başkanımız gazetelere ilan verdi. Toplumu tahrik edici ilan verdi diye hakkında soruşturma açıldı. Sen kim oluyorsun Vali Bey. Asıl toplumun huzurunu bozan sensin. 19 Mayıs kutlamak ne zamandan beri suç olmaya başladı? Ne Cumhuriyet gazetesini, ne de Sözcü'yü susturabilirsiniz. Sözcü için sürekli savcı değiştirdiler, sonunda bir savcı buldular, getirdiler, savcı davayı açtı, gözaltı kararlarını verdi. Cumhuriyet savcısı saraydan talimat almaz, yasalara bakar. Savcı, iktidarın maşası olmaz, Sen FETÖ'cü arıyorsan savcı kardeşim, Bakanlar Kurulu'na, AKP Grubu'na, Saraya bakacaksın. AKP Genel Başkanı Tayyip Bey söylüyor: 'Tayyip Erdoğan'a ne getirdiler de geri döndü. 'Dönen bir şey yok. Rabbim şahittir' diyor. Rabbim zaten şahit. Senin ne haltlar yediğini gayet iyi biliyoruz. Türkiye'yi nasıl 15 Temmuz darbe girişimine teslim ettiğini gayet iyi biliyoruz. Peki bunları soruşturacak yürekli bir savcı var mı? Böyle bir savcıyı elde mumla arıyoruz; dürüst, yürekli bir Cumhuriyet savcısı arıyoruz. 15 Temmuz kontrollü darbe girişiminden sonra, bunun da ipliğini çıkaracağız pazara. Herkes tanık olacak buna. Binlerce mağdur yarattılar. FÖTÜ'cü diye baklavacı, çikolatacı, esnaf, er, erbaş, kaymakam buldular. Hâkim, savcı, vali buldular ama ne hikmetse siyasetçi bulamadılar. Nerede bu darbenin siyasi ayağı? Siyasi ayağını gizliyorlar. Hani komisyon kurulmuştu, TBMM'de. Neden gelip bilgi vermiyorlar? Kontrollü darbe açığa çıkmasın diye. Bugün ağır ağır ipuçları çıkıyor ortaya. Kimin ne yaptığını gayet iyi biliyoruz. 15 Temmuz karşı darbe girişimidir. Bugün Türkiye Cumhuriyeti, bir karşı darbe girişimiyle karşı karşıyadır. 'FETÖ'nün siyasi ayağı yok' diyor Binali Bey. Bunu söylerken biz de buna inanacağız sanıyor. Siyasi ayağı var; Saraydan başlayarak AKP Grubuna kadar gelirsen bütün siyasi ayak orada. Bir karşı darbe süreciyle karşı karşıyayız. Demokrasiyi falan askıya aldılar. Bugün kuvvetler ayrımı ilkesi yok, demokrasi de şu anda oksijen çadırında. Değerli arkadaşlarım bir parti düşünün, 2001'de kurulsun, seçim bildirgesinde, kendi programında demokrasiden, ahlaktan söz etsin ve bugün 16. yılın sonunda tam bir dikta yönetimi olarak ortaya çıksın."
Hürriyet


'Konuşuldu' Dedi İsim Vermedi 
15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili Genelkurmay karargâhında yaşananlara ilişkin 221 sanık hakkında açılan 'çatı dava'nın görülmesine devam edildi. Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Sincan Cezaevi içindeki mahkemede yapılan duruşmada suç tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı olan, halen Eskişehir İl Emniyet Müdürlüğü yapan Engin Dinç, avukatları aracılığıyla mahkemeye dilekçe vererek müdahillik talebinde bulundu. Duruşmada suç tarihinde Cumhurbaşkanı Başyaveri olan Yazıcı ifade verdi. Yazıcı, 27 Temmuz 2015'te başyaverliğine seçildiğini, Yurtta Sulh Konseyi'nde kimlerin olduğunu bilmediğini, villalarda toplantılara katılmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı'nın kendisini bizzat başyaverliğe seçtiğini belirten Yazıcı, "Kendisi 3-4 ay araştırma yapmış benim hakkımda. Ak Parti teşkilatına, muhtara araştırtmış. MİT'le, Emniyet'le görüşmeler yapılmış. Benim bu işlerle ilgim olsaydı yaverliğe seçilmezdim. İlk defa Cumhurbaşkanımızdan ayrılıyorum ve Sayın Cumhurbaşkanı'na suikastle suçlanıyorum. Her zaman bu imkân ve yapma kabiliyetim varken yapmıyorum da yanından ayrıldığım ilk anda sözde suikast yapmakla suçlanıyorum, bu akla uygun gelmiyor" dedi. Yazıcı, 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alay Komutanlığı'nda kendisinin Antalya'ya gideceğini bilen, ancak tanımadığı Yarbay Emin Güven'i neden arabasına aldığını ve neden Çiğli'ye birlikte gittiklerini açıklayamadı. Mahkeme Başkanı Oğuz Dik, Atatürkçü bir subay olduğunu ve yıpratılmaya çalışıldığı söyleyen Yazıcı'ya, "Siz kendinizi öyle mi tanımlıyorsunuz?" diye sordu. Yazıcı, "Bunu beni yetiştirenlere ve Cumhurbaşkanı'na sorabilirsiniz" dedi. Yazıcı, "Sizce darbeyi kim yaptı?" sorusuna da "10 aydır düşünüyorum işin içinden çıkamadım" yanıtını verdi. Yazıcı, TSK içinde de FETÖ'cü olarak bildiği ve şudur diyebileceği bir subay olmadığını söyledi. Cumhuriyet Savcısı Aytekin Cenikli, "Gazeteci Kadir Demirel'le Cumhurbaşkanlığı uçağında, 'Bu düzen böyle devam etmez, paralelciler darbe yapacak' gibi bir konuşmanız oldu mu?" diye sordu. Yazıcı, "Darbe kelimesini daha çok gazeteciler ve danışmanlar sarf ediyordu" dedi. Cenikli, "Darbenin paralel dediğiniz kişiler tarfından yapılacağını söylemişsiniz" sözü üzerine Yazıcı, "Ben kullanmadım" dedi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın eski Başyaveri Levent Türkkan da "Ali Yazıcı FETÖ'cüdür" ifadesini kabul etmediğini söyledi. Bazı sanık avukatlarının "Darbe sözüyle ilgili danışmanlar tarafından ne konuşuluyordu?" sorusuna "Bu soruya cevap vermek istemiyorum" yanıtını veren Yazıcı, "Bu görüşmelerin yapıldığı ilk tarih neydi?" sorusuna da, "Darbeyi TV'den öğrendim ama bir ay, iki ay önceden dillendirenler vardı diyebilirim" karşılığını verdi. Yazıcı, "Cumhurbaşkanı danışmanlarından mı dillendirenler vardı?" sorusu üzerine "Ona cevap vermek istemiyorum" dedi. Cumhurbaşkanlığı avukatı Hüseyin Aydın, "Danışmanları yarı şaka yarı ciddi nasıl tehdit ettiğinin sorulmasını istiyorum" dedi. Bunun üzerine Yazıcı, "Darbeden bahsedersem Cumhurbaşkanı'nın haberi olur. Neden benimle ilgili işlem yapılmadı, 15 Temmuz beklendi? İstihbarat bilmiyor muydu neden 15 Temmuz beklendi?" diye sordu. Aydın, "Atanacaktınız oradan, uzaklaştırılacaktınız, onu biliyordunuz siz" diye konuştu.
Milliyet
 
EKONOMİ 
Euro: Euro 4,0021-4,0041
Sterlin: 4,6391-4,6426
Gram Altın: 143,8759-143,9984

İşçiler Kazandı 
Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) bu yıl haziran ayında Cenevre'de düzenlenecek olan Çalışma Konferansı'nda Türkiye'deki çalışanları kimin temsil edeceği krizi çözüldü. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ILO'da bu yıl da daha önceki yıllarda olduğu gibi çalışanları Türkİş'in temsil edeceğini bildirdi. Kararın ardından sendikalar ILO'ya gitme kararı alırken, Memur-Sen tepki gösterdi. Tartışmalar, Memur- Sen'in en çok üyeye sahip konfederasyon olarak ILO'ya, bu yıl çalışan temsilcisi olarak gitme talebiyle başladı. Bakanlığın da Memur- Sen'in gideceğini taraflara bildirmesinin ardından Türk-İş, DİSK, Türkiye Kamu-Sen ve KESK karara itiraz etti ve Cenevre'ye gitmeyeceklerini açıkladı. Bunun üzerine bakanlık, sürece tekrar müdahale etti. Basında yer alan itirazlar çerçevesinde yeni bir uzlaşı arayışında olacağını belirten bakanlık, tüm tarafları toplantıya çağırdı. Yapılan toplantıda, itirazlar bir kez daha dile getirildi ve sendikaların karşı çıktığı bir temsilcinin, ILO'da Türkiye'yi zora sokacağına dikkat çekildi. Cenevre'de işçi grubunu Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu'nun (ITUC) temsil ettiği ve ITUC üyeliğine kabul edilmeyen bir konfederasyonun, Türkiye işçi delegesi olmasının, tüm dünya işçi hareketinin tepkisini çekeceği uyarısında bulunuldu. Tarafların gündeme getirdiği diğer bir konu da sürecin, Türkiye'nin ILO üyeliğinin tartışmaya açılmasına kadar uzayabilme ihtimali oldu. Bu görüşmeler sonrasında bakanlık, konuyu tekrar değerlendirdi ve ILO'da cuma günü itibariyle çalışanları Türkİş'in temsil edeceğini bildirdi.
Hürriyet
 
'Yatırımcının Önünü Tamamen Açıyoruz' 
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) 73'üncü Genel Kurulu kapsamında dün düzenlenen Hizmet Şeref Belgesi ve Plaket Takdim Töreni, Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun katılımıyla yapıldı. Başbakan Yıldırım, konuşmasında "sanayici ve yatırımcıların önünü tamamen açacakları" mesajını verdi. Sanayi üretim paketi tasarısını Meclis'e gönderdiklerini söyleyen Başbakan Yıldırım "Bu tasarı 23 farklı kanunda 75 tane değişiklik getiriyor. Bu değişiklikte iş ve yatırım ortamı iyileştiriliyor. İş yapma kolaylaştırılıyor. Yatırımcının, sanayicinin önünü tamamen açıyoruz" dedi. Yıldırım, sözlerine işadamlarına teşekkür ederek başladı, Hain darbe girişiminden sonra işadamlarının ekonominin çarklarının durmasına izin vermediğini belirten Yıldırım, "İstihdam seferberliği çağrısına en yüksek düzeyde karşılık vererek gösterdiniz. 5 ay gibi kısa bir sürede 1 milyondan fazla işsize iş, aş sağladınız" dedi. İşadamlarından gelen önerileri her zaman dikkate aldıklarını vurgulayan Yıldırım, "Türkiye'nin geleceği çalışmak, yatırım yapmak, üretim yapmak, istihdam oluşturmak, pastayı büyütmek, ihracatı artırmak, artan refahın adilce paylaşımını sağlamaktır. İşçi ve işverenlerimizle bu vaziyete kenetlenmiş durumdayız. Ekonomimiz güçlendikçe demokrasimizde güçlenecek. Aramızdaki anlaşmazlıklar ortadan kalkacak" diye konuştu. Yeni dönemde gerçek anlamda reform dönemi olacağını söyleyen Yıldırım, "Yeni sistemin uyum yasalarını TBMM'den çıkaracağız" dedi. Meclis'e getirdikleri üretim sanayi paketi için de muhalefetten destek isteyen Yıldırım şöyle devam etti: "Sanayicinin önünde bazı gereksiz mali yükler var, kesintiler var, bunları hep kaldırıyoruz. Elektronik belge yönetim sistemi temmuz ayı itibarıyla hayata geçmiş olacak. Planlı, sanayi alanlarında yer alan binalar için emlak vergilerini tamamen kaldırıyoruz. KOSGEB desteklerine erken ödeme imkanı getiriyoruz. Yazılım sektörünü sanayi sektörü içine dahil ediyoruz. Birçok düzenleme Meclis'te, önümüzdeki hafta bunların görüşmeleri yapılacak." Yıldırım, Rusya ile Türkiye arasında tarım alanında yaşanan sorunların geride kaldığını belirterek, "Turizmde kötü günler geride kaldı. Rusya ile ilişkilerimizi önceki gün yapılan anlaşmayla büyük oranla normalleştirmiş durumdayız. Bundan böyle artık yatırımcılarımız önünde hiçbir kısıtlama yoktur. Ayrıca tarım ürünlerinde domates hariç serbestleşme sağlanmıştır. Domatesle ilgili olarak da kısıtlı olarak imkan ortaya konmuştur. Önümüzdeki süreçte onun da çaresini bulacağız. Çünkü Rusya domates yetiştirmeyi kafasına koymuş. Bir denesinler bakalım. Yetiştirirlerse ne ala yetiştiremezlerse biz buradayız" dedi.
Hürriyet
 
Arkasında Kim Varsa Çıkarılacak.. 
TOBB'un 73. Genel Kurulu kapsamında düzenlenen Hizmet Şeref Belgesi ve Plaket Töreni'ne, Başbakan Binali Yıldırım ile CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu katıldı. Törende, TOBB Başkanlığı yanında Sanayi Bakanlığı da yapmış olan Ali Coşkun'a da plaket verildi. FETÖ soruşturmalarının siyasi ayağına yönelik eleştirilere de yanıt veren Yıldırım, bu konuda kafa karışıklığı oluşturulmaya çalışıldığını kaydetti. Yıldırım, FETÖ ile mücadelenin sonuna kadar devam edeceğini belirtirken, "'Herhangi bir siyasetçiye dokunulmuyor, filanca aklanıyor' gibi suçlamayı asla kabul etmiyoruz. Bu işin arkasında kim varsa, mutlaka bulunup ortaya çıkarılacak ve yüce adalete teslim edilecek. Bunu yaparken tabii ki titiz olacağız. Zaman zaman bu konuda iktidarımıza eleştiri oluyor. Eleştiri başımızın üstündedir, itirazımız yok. Ama burada bir çelişki var. Efendim 'Şu niye tutuldu, bu niye serbest bırakıldı'. Bu tenkitler oluyor. Biz bunlara müdahale edince 'Yargıya müdahale ettiniz' diye eleştiriliyoruz. Müdahale etmediğimiz zaman 'Niye mani olmadınız' diye yine eleştiriliyoruz. Hangisi doğru buna karar vermek lazım" dedi. Yıldırım, doğru olanın, yargının kendi işini yapması gerektiğini söyledi.
Haber Türk
 
Fakirden Alıp Zengine Verecek 
Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada Donald Trump hükümetinin ilk bütçe tasarısının detayları duyuruldu. Buna göre Trump, Kongre'nin onayına sunulan tasarruf önlemleriyle gelecek 10 yılda kamu harcamalarını 3.6 trilyon dolar azaltmayı planlıyor. Buna göre tasarruf planları kapsamında yapılacak kesintilerin 800 milyar doları sağlık programı Medicaid'den ve 192 milyar doları da gıda yardımlarından olmak üzere yaklaşık 1 trilyon dolarlık en büyük bölümü düşük gelirlilere yapılan yardımlardan oluşacak. Gelen bilgilere göre Medicaid sağlık yardımlarına yapılacak kesintiden 10 milyon insan etkilenirken bu rakam gıda yardımına gelecek kesintilerde 42 milyon insanı vuracak. Ayrıca Meksika sınırı için planlanan duvar inşası için de 1.6 milyar dolar ayrıldı. Tasarıyı öncelikle Kongre'nin onaylaması gerekecek. Diğer yandan Trump savunma harcamaları için sadece 2018'e yönelik bütçeyi 603 milyar dolar olarak belirledi. Bu oran önceki yıla kıyasla yüzde 3'lük bir artış anlamına geliyor. Bu arada Trump'ın Suudi Arabistan gezisinde 10 yıllık bir dönemiçin 350 milyar dolarlık silah satışı yapması ise ABD'li silah üreticilerinin hisselerini uçurdu. Özellikle füze savunma sistemi tasarlayan Raytheon ve yeni avcı uçağı F-35'in üreticisi Lockheed Martin'in hisseleri son zamanların en hızlı çıkışını yakaladı.
Haber Türk
 
İki İş Kolunda Güven Tam! 
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK), mayıs ayına ilişkin sektörel güven endekslerine göre inşaat sektörü güven endeksi mayısta yüzde 0.8, hizmet sektörü güven endeksi yüzde 2.1, perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 1.1 artış gösterdi. Hizmet sektörü güven endeksi 102'ye yükselirken, perakende ticaret sektörü güven endeksi, mayısta 102.8 değerine çıktı. Böylece iki ana alanda 100'ün üzerinde gayet olumlu havaya işaret eden endeks rakamına ulaşıldı. Endeksin 100'den büyük olması sektörün mevcut ve gelecek döneme ilişkin iyimserliği gösteriyor. Mayısta inşaat sektörü güven endeksi yüzde 0.8 artarak 86.3 değerine yükseldi. BIST 100 rekor üstüne rekor kırıyor. Endeks dün 97.196 puanla tüm zamanların en yüksek düzeyine çıktı. Son 5 aydır yükseliş trendinde hareket eden ve mayısta da bu trend içindeki hareketini devam ettiriyor. Uzmanlar, borsadaki yükselişin devam edebileceğini ifade ederek, 100.000 psikolojik direncinin aşılabileceğini ifade ediyor.
Milliyet
 
Borsa 100 Bine Doğru Koşuyor 
Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi rekor üstüne rekor kırıyor. Endeks tarihinde ilk kez 97 bin puanı geçti. Son 5 aydır yükseliş trendinde hareket eden borsa, Mayıs'ta da bu trend içindeki hareketini devam ettirdi. Önceki gün kapanış rekorunu 96 bin 400 puana taşıyan BIST 100 endeksi, dün 97 bin 766 puanla tüm zamanların en yüksek düzeyini gördü. BIST 100 endeksi günü yüzde 1.37 yükselerek 97 bin 717 puanla rekor seviyede kapattı. İntegral Yatırım Menkul Değerler Araştırma Direktörü Tuncay Turşucu, "Hükümetin referandum sonrasında erken seçim beklentilerini boşa çıkarması ve reformist bir söylem içerisinde olması endeks için olumlu oldu. Bu piyasalar için önemliydi. Bu nedenlerden dolayı endeksin gidecek yeri var diye düşünüyoruz" dedi. Dolar bazında 2.73 cent seviyelerine karşılık gelen 98 binin ilk hedef olabileceğini, bu seviyenin de geçilmesi durumunda 100 bin psikolojik direncinin test edilebileceğini belirten Turşucu, şunları kaydetti: "Dolar bazında endekste, hâlâ düştüğü yerlerden toparlanma eğilimi görülüyor. Yukarıda gidecek yeri oldukça yüksek. Ancak daha üst seviyeler için mevcut rüzgarın devam etmesi gerekli. Önümüzdeki dönemde içeriden daha çok küresel rüzgarlar daha fazla etkili olacak görünüyor. ABD piyasalarında Trump kaynaklı endişelerin yeniden yükselip yükselmeyeceği önemli olacak. Fed artık bir risk faktörü değil."
Vatan
 
DÜNYA 
Konser Çıkışı Dehşet 
8 Haziran'daki genel seçimlere hazırlanan İngiltere, önceki gece tarihinin en büyük terör saldırılarından biriyle sarsıldı. Patlama Manchester şehrinde ABD'li şarkıcı Ariane Grande'nin (23) konser verdiği 'Manchester Arena'da yaşandı. Yerel saatle 22.33'de yaşanan saldırıda aralarında çocukların da olduğu 22 kişi yaşamını yitirdi. 59 kişi de yaralandı. Durumu ciddi olan yaşları 16'nın altında 12 çocuk hastanede tedavi altına alındı. Eylem sırasında salonda yaklaşık 21 bin izleyici vardı. Bu olay, 7 Temmuz 2005'te Londra Metrosu'na yapılan ve 52 kişinin öldüğü El Kaide'nin üstlendiği eylemden sonra İngiltere'de can kaybı yaşanan en büyük terör saldırısı oldu. İngiliz Independent gazetesine konuşan bir görgü tanığı, "Son şarkısını bitirdi ve büyük bir patlama sesi duyduk. Tek hatırladığım herkesin koşarak kaçtığıydı. İnsanlar kan içindeydi. Korkutucuydu" diye anlattı. Reuters ajansı olayla ilgili bilgi sahibi olan bir kaynağa dayandırdığı haberinde saldırganın patlayıcılarının metal parçaları ve cıvatalarla dolu olduğunu söyledi. Manchester polis müdürü Ian Hopkins, "Şu aşamada gece yapılan saldırının bir erkek saldırgan tarafından gerçekleştirildiğini düşünüyoruz. Önceliğimiz tek başına mı yoksa örgütlü olarak mı yaptığını belirlemektir" dedi. Hopkins, "Saldırganın konser alanında öldüğünü teyit edebilirim" dedi. Reuters'a konuşan Amerikalı yetkililer, saldırganın Libya asıllı İngiliz Salman Abadi (22) olduğunu kaydetti. İngiltere Başbakanı Theresa May, İngiltere'nin terör tehdidi seviyesinin 'ciddi'den, en yüksek seviye olan 'kritik' düzeye yükseltildiğini açıkladı. Bu ise yeni bir saldırının 'çok yakında' olabileceği anlamına geliyor. May ayrıca hükümetin acil durum "Cobra" komitesi toplantısına da başkanlık etti. Kraliçe 2'nci Elizabeth de kurbanlara taziyelerini iletti. Ayrıca polis ve acil müdahale ekiplerine çalışmalarından ötürü teşekkür eden Kraliçe, Manchester halkını da "Bu barbar eyleme insanlık ve merhametle cevap verdikleri" için takdir etti. Reuters ajansı, DEAŞ'ın sosyal medya uygulaması Telegram üzerinden saldırıyı üstlendiğini duyurdu. 'Owys663' adlı bir Twitter kullanıcısı da patlamadan saatler önce 18.32'de attığı Tweet'te, konserin yapıldığı 'Manchester Arena' etiketini "DEAŞ" etiketiyle birlikte kullanıp tehdit mesajı paylaşmıştı. Terör örgütü DEAŞ'ın genelde "yalnız kurt" olarak bilinen ve tek başına gerçekleştirilen saldırıları daha sonra üstlendiği de biliniyor.
Hürriyet
 
Viyana'ya Nato'da Yaptırım 
Türkiye'yle Avusturya arasında referandum sürecinde yaşanan krizin NATO'yu da etkilediği iddia edildi. Alman basınında yer alan habere göre Avusturya yönetimi ordusunun NATO'nun tatbikatlarında proje ortağı olarak yer almasını ve kabiliyetini geliştirmesini istiyor. Ancak ABD'den sonra NATO'da ikinci büyük güç olan Türkiye, Avusturya yönetiminin bu talebini veto kartıyla engelliyor. İngiliz ve Alman basınında yer alan haberlerde, Avusturya'ya izin verilmemesi nedeniyle bu ülkeyle benzer pozisyonda olan ve NATO'yla koordinasyonlarını geliştirmek isteyen Gürcistan gibi ülkelerle de tatbikat yapılamadığı öne sürüldü. Kosova'da 400 askeri bulunan ve NATO'nun misyonlarına destek veren Avusturya buna karşılık ittifakın en büyük ortaklarından olan Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne en gözü kara muhalefeti sergileyen ülkelerin de başında geliyor. Avusturya yönetimi geçtiğimiz aylarda pek çok kez üyesi oldukları Avrupa Birliği'ne Türkiye'yle müzakere sürecini bitirmesini istemişti. Ancak Viyana yönetiminin bu çağrıları Brüksel'deki ve AB üyesi ülkelerdeki liderler arasında yeterli destek bulamamıştı. Avusturya, Türkiye'nin FETÖ'yle mücadelesini en sert dille eleştiren ülkeler arasında da başı çekiyor. Türkiye konuyla ilgili açıklamada bulunmazken Batı basınında Ankara'nın tavrını eleştiren bir haber diline başvurulması dikkat çekti. Alman Die Welt Gazetesi, NATO'nun Türkiye'nin vetosuna takılan Avusturya yüzünden tatbikatlara katılamayan diğer ülkelerin önünü açmak için bir reform planı hazırladığını yazdı. Gazetenin haberine göre NATO, proje bazlı ülkeye özel ikili anlaşmalarla Avusturya dışındaki ülkeleri yeniden çalışmalarına katmayı planlıyor.
Haber Türk
 
Nato 'Dünya'yı Ağırlayacak 
Belçika'nın başkenti Brüksel, tüm dünyanın dikkatlerini üzerine çekmeye hazırlanıyor. NATO'ya üye ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarını bir gün süreyle ağırlayacak olan Brüksel, transatlantik ilişkilerinin yeni yönünü belirleyecek. NATO, bu vesileyle yeni karargahını da hizmete açacak. Brüksel'e gelen dünya liderleri, ABD Başkanı Donald Trump'la da tanışma fırsatı bulacak. ABD dışında NATO'nun en önemli ortakları arasında yer alan Türkiye, İngiltere ve Almanya liderleri, Başkan Trump'la zirve öncesi görüşmüştü. Göreve yeni gelen Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise, zirve öncesinde Trump'la baş başa yiyecekleri öğle yemeğinde tanışacak. ABD Başkanı Trump'ın, Brüksel'de, başkanlık seçimleri sırasında yaptığı açıklamaların aksine NATO'nun ülkesi için önemine vurgu yapması beklenirken, Washington yönetiminin, İttifak'ın Avrupalı müttefiklerinden beklentilerini hatırlatması da öngörülüyor. Bu çerçevede "yük paylaşımı" konusunda İttifak'ın Avrupalı müttefiklerinin savuma harcamalarını artırmaları çağrısını yinelemesi beklenen Trump'ın, 2016'daki Varşova zirvesinde, savunma harcamalarının Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın yüzde 2'sini oluşturması yönünde alınan kararın önemine vurgu yapacak. Brüksel'deki gündem maddelerinden biri de terörle mücadele konusu. İttifak'ın yeni tehditlere hazırlıklı olan ve terörle mücadele konusunda daha etkin bir yapı haline gelmesi konusunda prensip kararının önemine vurgu yapılması bekleniyor. Almanya, AB'nin NATO'dan bağımsız bir askeri yapıya kavuşması gerektiğini savunurken, AB'den ayrılan İngiltere'nin de, bundan böyle savunma konularında İttifak'a yeniden ağırlık vereceğine ilişkin niyet beyan etmesi bekleniyor. Zirvede ayrıca müttefiklerin, çeşitli kaygılarını da ABD Başkanı Trump'a iletmesi öngörülüyor. Buna göre, Rusya ile olan ilişkilerin geleceği, Ukrayna ve Afganistan'daki gelişmeler de, liderlerin akşam yemeğinde gündeme getirilecekler arasında. Adının açıklanmasını istemeyen bir üst düzey NATO yetkilisi, Milliyet'e yaptığı açıklamada, "Toplantıda savunma harcamaları ve terörle mücadele konularında prensip kararlar alınacak. Ancak bir sonuç bildirgesi veya deklarasyon yayınlanmayacak. Buna karşın kampanya döneminde İttifak'a soğuk bakan Trump'ın, NATO'nun önemini anlaması, ona mesafeli yaklaşan bazı Avrupalı liderlerin de Trump'ı daha iyi tanıması için önemli bir fırsat" dedi.
Milliyet
 
'Barışta Kararlıyız' 
Batı Şeria'nın Beytüllahim kentinde Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile bir araya gelen ABD Başkanı Donald Trump, İsrail-Filistin barışının sağlanması konusunda kararlı olduğunu belirtti. ABD Başkanı ayrıca İngiltere'nin Manchester kentinde bir konser salonunda gerçekleşen terör saldırısını kınayarak, "terörle" mücadelede kararlı olduğunu vurguladı. Öte yandan İngiltere'deki terör saldırısını kınayarak konuşmasına başlayan Filistin Devlet Başkanı Abbas ise iki devletli çözüme bağlılığını bir kez daha yineleyerek, "İsrail'e komşu bir Filistin Devleti'nin kurularak, iki devletin güven, barış ve iyi komşuluk ilişkileri içerisinde yaşamasını istiyoruz" diye konuştu.
Milliyet
 
'Amerikalılar Benim İçin Geliyor' 
ABD ordusunun 11 Mayıs 2011'de Pakistan'ın Abbottabad kentinde düzenlediği operasyonla öldürdüğü El Kaide terör örgütünün eski lideri Usame bin Ladin'in eşi Emel, baskın gecesi yaşadıklarını ilk kez anlattı. Bin Ladin'in 11 Eylül saldırılarının ardından ABD ordusundan kaçışını konu alan 'Sürgün: Usame bin Ladin'in Uçuşu' adlı kitabın yazarları Cathy Scott-Clarke ve Adrian Levy'ye konuşan Emel bin Ladin, kocasının son anlarına ilişkin çarpıcı ayrıntılar paylaştı. Bin Ladin'in dördüncü ve en genç eşi olan Emel, akşam yemeğinden kısa süre sonra yattıklarını, ardından elektriklerin kesildiğini belirtti. Kaldıkları eve yaklaşan helikopterlerin sesiyle irkildiğini söyleyen Emel, yataktan kalkan Bin Ladin'in "Amerikalılar geliyor" diye bağırdığını kaydetti. Bin Ladin'in büyük oğlu Halid'e silahını almasını söyledikten sonra Emel ve diğer eşlerine, çocukları alarak alt kata inmelerini söylediğini ifade etti. Kocasının "Onların istediği siz değilsiniz, benim" diye konuştuğunu söyleyen Emel, kendisinin en küçük oğulları Hüseyin'le birlikte yatak odasında kaldıklarını belirtti. Binaya giren ve içerideki kapıları tek tek patlatan askerlerden birisinin Arapça Halid'e seslendiğini vurgulayan Emel, teslim olmayı reddeden genç Bin Ladin'in askerlerce vurulduğunu ifade etti. Odaya ilk giren SEAL komandosu Robert O'Neill'ın üstüne atlayan Emel, arkadan gelen askerlerden birisi tarafından bacağından vurulmuştu. Emel kitapta, askerlerin kendisini öldürmesinden korktuğu için yerde bir süre ölü taklidi yaptığını iddia ediyor. Yere düştükten sonra Bin Ladin'in vurulduğunu gören Emel, diğer askerlerin de kocasına ateş açtığını iddia etti. Kitapta askerlerin, birkaç dakika süren operasyonun ardından Bin Ladin'in cesedini aşağıya taşıdığı ve evde bulunan diğer eşleri Hayriye ve Seham'dan kocalarının kimliğini teyit etmelerini istediği belirtiliyor. Öldürülen kişinin Bin Ladin olduğunu teyit eden askerlerin, daha sonra El Kaide liderinin cesedini helikoptere koyarak bölgeden ayrıldıkları kaydedildi.
Vatan
 
Chavez'in Evini Yaktılar 
Venezuela'da Mart ayından bu yana devam eden hükümet karşıtı gösterilerde protestocuların, eski Devlet Başkanı Hugo Chavez'in çocukluğunun geçtiği, Barinas kentindeki evini ateşe verdi. Göstericilerin kentte, seçim konseyinin bölge bürosu dahil çok sayıda hükümet binasını da yaktığı belirtiliyor. 2 ayı aşkın süre devam eden gösterilerde ölenlerin sayısı 49'a yükselirken, protestocuların hafta sonunda, hükümet destekçisi 21 yaşındaki Orlando Zaragoza adlı genci, üzerine benzin dökerek yaktığı kaydedildi. Neredeyse tüm vücudunda ağır yanıklar oluşan gencin yoğun bakımda tutulduğu açıklandı. Ülkede, gıda kıtlığı, yüksek enflasyon ve artan suç oranlarından kaynaklanan toplumsal hoşnutsuzluk, hükümetin kontrol ettiği Yüksek Mahkeme'nin, 31 Mart'ta Kongre'nin yetkilerini elinden aldığını açıklamasıyla sokak protestolarına dönüşmüştü.
Vatan
POLİTİKA 
"Club, Kafeterya Bunları Sökün" 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, spor salonlarında 'arena' isminin kullanılmasına tepki göstererek "Biraz ağır olacak ama hayvanların yarıştırıldığı Avrupa'daki arenaları spor salonlarında isim olarak kullanmak şık değil" dedi. Erdoğan belediyelere de "Club, kafeterya benim değil ki. Bu tabelaları sökün" çağrısı yaptı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde 8. Uluslararası Türk Dili Kurultayı'nda konuşan Erdoğan, özetle şu mesajları verdi: "Alfabe değişikliğinden sonraki sürecin doğru yönetilememesi adeta kültürel bir felakete maruz kalmamıza yol açmıştır. Dil gibi hayati bir meselenin ideolojik tartışmaların aracı haline getirilmesinin acısını hâlâ çekiyoruz. Türk dilinin konuşulduğu geniş coğrafyada yürüteceğimiz kapsamlı çalışmalar içinde öncelikle kendi dilimizi geliştirmeye ihtiyacımız var. Türkiye'nin giderek derinleşen uluslararası ilişkileriyle iş ve eğitim için ülkemizi tercih eden yabancıların sayılarının her geçen yıl artması Türkçe öğretimi konusunda önemli bir potansiyel ortaya koymuştur. Gerçekten bir özentidir gidiyor. Kendi dilimizin zenginlikleri varken bu özentilerle adeta biraz ağır olacak ama hayvanların yarıştırıldığı malum Avrupa'daki arenaları kalkıp spor salonlarında isim olarak kullanmak pek de kibar değil, şık değil. Biliyorum yarın yazılı ve görsel medya bunu alıp bunun üzerinden bindirecek, varsın bindirsin. Ama biz doğruları konuşalım. Siz bilim insanlarımız bunları konuşmadığı sürece işte genç nesiller bunun bedelini farklı şekilde ödüyorlar. Teknolojinin tüm dünyayla birlikte bizi de belirli sınırlara ve dillere mahkûm etme tehdidi karşısında Türkçe'ye daha sıkı sahip çıkmak mecburiyetinde olduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Eskiden kıraathane vardı bizde. Şimdi bakıyorsunuz buraların isimleri club olmuş, kafeterya olmuş. Yani ne güzel kıraathanemiz var. Nedir bu kıraathane? Burada gazete oku, kahveni içi, çayını iç ve burada adeta sohbetle beraber zenginleş, bildiklerini karşıya sen ver karşının bildiklerini de sen al. Ama bunlar yerini nereye terk etti işte bu kafeteryalara, kulüplere. O da bizim dilimiz değil, club. Bu benim değil ki, benim olanı niye kullanmıyoruz, bunları kullanalım. Bunları belediyelerimize yaygınlaştır diyoruz, bunları diyoruz, gelin engelleyin bütün bu tabelaları sökün. Bu senin en doğal hakkın. Neyi müsaade edersen onu asmak zorunda, onu oraya koymak zorunda. Ama yaptıramıyorsunuz, herkes bir yerlere şirin görünmenin gayreti içerisinde. Kurultayımızın sonuç bildirgesi olacaktır. Sonuç bildirgesinin içinde bunların yer almasında büyük fayda var. Türk dilinin tüm dünyada hak ettiği yeri alması konusunda hayırlı ve önemli gelişmelerin müjdecisi olduğuna inanıyorum. Küresel düzeyde faaliyet gösteren firmalarının Türkçe'yi görmezden gelmeleri veya özensiz şekilde kullanmaları tabii ki hepimizi üzüyor. Halbuki biz henüz bilgisayarlarda harf ve imla işaretlerinin yerleri Türkçe'ye göre düzenlenmiş olan F klavye kullanımını dahi yaygınlaştırabilmiş değiliz. Dilimizle birlikte milli ruhumuzun da zayıfladığı gerçeğini kabul etmeli ve bu konudaki tedbirleri ona göre hep birlikte almalıyız. Dilimizin zenginliklerinin tamamını kucaklayan anlayışla Türkçemize sahip çıkacağız."
Hürriyet
Siyasetimizde Öteki Anlayışı Yok 
Başbakan Binali Yıldırım, FETÖ ile mücadele kapsamında hükümetlerine, "Siyasilere dokunulmuyor" yönünde eleştiriler geldiğini anımsatarak, "Bu suçlamayı asla kabul etmiyoruz. Bu işin arkasında kim varsa mutlaka bulunup ortaya çıkarılacak ve yüce adalete teslim edilecek. Merhamet duygusuyla değil adalet ilkesiyle hareket edeceğiz" dedi. TOBB'un 73. Genel Kurulu kapsamında düzenlenen Hizmet Şeref Belgesi ve Plaket Takdim Töreni, dün TOBB İkiz Kuleler'de gerçekleşti. Törene katılan Başbakan Yıldırım, şunları kaydetti: Türkiye, 16 Nisan'da halk oylaması yaptı, yönetim sisteminde değişikliğe gitti. Hedefimiz, daima tek başına güçlü iktidar ve sürekli istikrar. Bu Türkiye'nin hedeflerini gerçekleştirmesi için olmazsa olmazıdır. Yapılan anayasa değişikliğine uygun olarak Cumhurbaşkanımızın partimizle ilişkisini tesis ettik ve genel başkan olarak seçtik. Cumhurbaşkanımız liderliğinde yeni atılım dönemini başlattık. Bugünden sonra her anımızı dolu dolu geçirerek, işimize bakacağız ve ülkemizin kaybettiği zamanları telafi etmenin gayreti içinde olacağız. Türkiye'nin geleceği çalışmak, yatırım, üretim yapmak, istihdam oluşturmak, pastayı büyütmek, ihracatı artırmak, artan refahın adilce paylaşımını sağlamaktır. Önceliğimiz, gideceğimiz yol da budur. Bizim siyaset anlayışımızda öteki yok, bütün vatandaşlarımızı aynı şekilde birinci sınıf görüyoruz ve hizmet ediyoruz. Bugüne kadar bu ülkenin bütün vatandaşlarını kucakladık, bundan sonra da kucaklamaya devam edeceğiz. Heyecanlarımızı yitirmeyeceğiz, diri tutacağız, umutlarımızı yeşerteceğiz. Önümüzdeki yılların da kazanılmış yıllar olması için özgürlükleri daha da geliştireceğiz, adalete olan güvenin artması için daha fazla gayret göstereceğiz. Hain darbe girişiminin gerçekleştirildiği 2016 yılında bile dünya ortalamasının üzerinde 2,9 düzeyinde büyümeyi gerçekleştirdik. Tabii bu bizim için yeterli değildir. Büyümede yüzde 3,5'in altına düşmemeliyiz. Bundan sonraki hedefimiz, büyümeyi en az yüzde 4'ün üzerine çıkarmaktır. 15 yıldır kazandığımız tecrübeyle daha büyük reformlara imza atacak bir dönemin başlangıcındayız. Savunmada dışa bağımlı olmadığımız, kendi enerjimizi ürettiğimiz, enerji güvenliğini sağladığımız tarımda, hem de kendi kendine yeten aynı zamanda da dünyanın ihtiyaçlarına cevap veren bir Türkiye için yeni dönemi iyi değerlendirmemiz gerekiyor. İleri teknolojiyle katma değer sağlayan stratejik sektörlerle gerçekleştireceğimiz üretim ve ihracata dayalı dış ticaretle Türkiye belirlediği hedeflere ulaşacaktır. Bunun için ihtiyacımız olan sürekli değişim, sürekli yenilik, sürekli reform.
Milliyet
Çaycıyı Bırak Siyasi Ayağa Bak! 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, dün MHP grup toplantısındaki konuşmasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD ziyaretiyle ilgili, "Sayın Cumhurbaşkanı'nı Türkiye'nin haklı tezlerini muhatabının yüzüne söylemiş olmasından dolayı kutluyorum. Kendilerine milletimiz adına teşekkür ediyorum" dedi. Bahçeli, FETÖ'yle mücadele konusunda ise özetle şöyle konuştu: "Milli namusa musallat olan, milli bekamıza kast etmeye kalkan kan içici yarasaların tam bir temizlik ve tasfiye işlemi vakit kaybedilmeden yapılmalıdır. Suçu sübut bulan kim varsa, onun yakınıydı, bunun hısımıydı, şunun damadıydı dememek, nitekim bunların gözünün yaşına dahi bakmamak şarttır. Sincan'da sıra sıra çıkarılan hainlerin darbe girişiminin beyin takımı, kilit isimleri olduğu iddia edilmiştir. Medyada fotoğrafları gösterilen FETÖ'cülere lider kadrosu yorumu getirmek bir bakıma asıl ve arkada kalmış zirve isimleri perdelemek demektir. Deniliyor ki, Yurtta Sulh Konseyi üyeleri yargılanıyormuş. Şu işe bakınız ki, ortada siyasetçi yoktur. Adeta yer yarılmış FETÖ'nün siyasi ayağı içine girmiştir." "Hükümete diyorum ki, çaycıyı çorbacıyı bırakın; yılana çıyana bakın. Kapıcıyı odacıyı, memuru işçiyi, onu bunu değil; 15 Temmuz'un akıl ve akil hocalarını yakalayın. Vatan kavrulmuş, millet kavrulmuş, devlet kavrulmuş; ama kavurmacılar aklanıyor, baklavacılar adaletten kaçırılıyorsa ortada bir sorun var demektir."
Vatan
'Demokrasi Oksijen Çadırında' 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün TBMM'de Fenerbahçe'nin Avrupa Ligi Dörtlü Final kupasını kazanmasını kutlayarak başladığı partisinin grup toplantısında, İngiltere'deki saldırıyı da kınadı. Kılıçdaroğlu özetle şunları söyledi: "Sözcü Gazetesi'ne operasyon yapıldı. Sözcü halkın sözcüsüdür, halk adına yayın yapar, halkın sesi, gözü ve kulağıdır. Cumhuriyet savcısı iradesini saraya teslim etmişse o sarayın savcısıdır. FETÖ'cü arıyorlar. Sen FETÖ'cü arıyorsan Bakanlar Kurulu'na, Ak Parti Grubu'na, saraya bakacaksın. Biz senin ne haltlar ettiğini, Türkiye'yi nasıl 15 Temmuz darbe girişimine teslim ettiğini gayet iyi biliyoruz. Bunları soruşturacak yürekli bir savcı var mı?" "15 Temmuz kontrollü darbe girişiminden sonra, bunun da ipliğini çıkaracağız pazara, binlerce mağdur yarattılar. FETÖ'cü diye baklavacı, çikolatacı, esnaf, sanayici, er, erbaş, subay, hâkim, kaymakam, savcı, vali buldular, siyasetçi bulamıyorlar. Nerede bu darbenin siyasi ayağı? Siyasi ayağını gizliyorlar. Bugün ağır ağır ipuçları çıkıyor ortaya. 15 Temmuz, karşı darbe girişimidir. FETÖ'cünün en büyüğü sensin." "Size kısaca bir partinin nerelerden nerelere savrulduğunu anlatacağım. Bir partinin demokrasi diye yola çıkıp totaliter bir rejimi savunur noktaya nasıl geldiğini anlatacağım. 14 Ağustos 2001; Erdoğan, 'Bugün Türk siyaset hayatına lider oligarşisinin çöktüğü gün olarak geçecektir' diyor. Bugün, tam bir dikta yönetimi. Oligarşiyi çökertecekti, oligark oldu. (AK Parti programından bölümler okuduktan sonra) Bugün hapishanelerde 221 bin 607 kişi var. Yolsuzluklar sıradanlaştı. Türkiye, Avrupa'nın en büyük kara para aklayıcısı ülke konumundadır. Düşüncelerini özgürce açıklayan akademisyenler kapının önüne kondu. 150'nin üzerinde gazeteci hapiste. Bugün kuvvetlerin birliği var, demokrasi oksijen çadırında. Bir parti düşünün parti programında demokrasiden söz etsin, 16'ncı yılın sonunda dikta rejimi olarak ortaya çıksın."
Vatan

SPOR 
Spor Toto Basketbol Süper Ligi çeyrek final serisinin ilk maçında Anadolu Efes, Galatasaray Odeabank'ı 95-85 yenmeyi başardı, 2 galibiyete ulaşan takımın tur atlayacağı seride durumu 1-0 yaptı. Karşılaşmaya taraftarlar fazla ilgi göstermeyince, derbi havası yaşanmadı. Her iki takım da diğerinin savunma zaaflarının üzerine giderek skor buldu. Efes, Daye'in savunduğu isimler Brown ve Thomas'tan daha ilk çeyrekte 15 sayı bulurken, Galatasaray da Heurtel'li Efes ön alanını çok çabuk geçip, potaya rahat gitti. Pleiss da bu alanda etkili olunca, ilk çeyrek 26-21 Efes üstünlüğüyle bitti. Efes'in ikili sıkıştırmalarında boş adamı çok rahat bulan Galatasaray 40-29 ile farkı 11 sayıya çıkardı. Bu dakikaya kadar iki sayılarda 10'da 8 isabete ulaşan, ribaunt üstünlüğü kuran rakibine karşı, savunmasını sertleştiren ve ribaunt hakimiyetini ele geçiren Efes, geri dönmeyi başardı, 12-1 seri ile devre sonunda rakibini yakaladı: 41-41. 2. yarının başında art arda faul çizgisine giden Efes, farkı 6'ya çıkarsa da, yapılan top kayıplarıyla yakalandı, buna karşın son çeyreğe de 68-63 önde girdi. Galatasaray, McCollum ile ayakta kalmaya çalışsa da, bu oyuncunun işi tamamen bireyselliğe dökmesi ve hücumu zorlamaya başlamasıyla bunu başaramadı. Efes ise ribauntlardaki üstünlüğünü artırıp, ilk yarıyı sayısız bitiren Granger'ın arka arkaya bulduğu üçlüklerle öne fırlayarak, salondan 95-85 galip ayrıldı.
Milliyet
Galatasaray'da forvet konusundaki kararsızlık sürerken, teknik direktör Igor Tudor, sistemine en uygun isim olarak Bafetimbi Gomis'i işaret etti. Bir taraftan Jackson Martinez diğer taraftan da Alvaro Negredo ile ilgilenen Cim-Bom, sezonu Marsilya'da kiralık olarak geçiren Gomis'i listenin ön tarafına yazdı. Bunun nedeni ise Tudor'un 3 golcü arasında tercihini Fransız golcüden yana kullanması oldu. Hırvat teknik adamın Başkan Dursun Özbek ve Futbol Direktörü Cenk Ergün ile yaptığı görüşmede, "Gomis durağan bir forvet değil. Saha içinde sürekli yer değiştiriyor ve bizim ihtiyacımız olan forvet. Türkiye'ye gelirse çok iş yapar" dediği öğrenildi. Bu gelişme üzerine Cenk Ergün'ün Gomis'in bonservisini elinde bulunduran Swansea City ile temaslarını sıklaştırdığı bildirildi. İngiliz kulübüyle 1 sene daha sözleşmesi bulunan 31 yaşındaki forvetin takımda düşünülmediği, bu nedenle düşük bir rakama gözden çıkardığı vurgulandı. Galatasaray'ın Gomis için 2 milyon euro bonservis ödemeye hazır olduğu belirtildi. Sarı-kırmızılıların, Tudor'un talebi doğrultusunda Gomis transferine en kısa sürede nokta koyması bekleniyor.
Milliyet
Fenerbahçe futbolda yıllardır hayal kırıklıkları yaşıyor. Her yıl iddialı transferler yapılıyor, verim alınamıyor, hedeften uzak kalınıyor. Bu başarısızlığın faturası doğal olarak başkan Aziz Yıldırım'a ve yönetim kuruluna kesiliyor. Ancak Fenerbahçe Basketbol takımı, son yıllarda futbol takımının aksine büyük başarılara imza atıyor, Avrupa'yı ayağa kaldırıyor, salonları doldurup boşaltıyor. Burada yaman bir çelişki ortaya çıkıyor. Her yıl hayal kırıklığı yaşayan futbol da Aziz Yıldırım'ın yönetiminde; her yıl destansı başarılara imza atan basketbol da Aziz Yıldırım'ın yönetiminde O zaman sormak lazım: Birinde niye bu kadar büyük başarı, diğerinde niye bu kadar büyük bir çöküş var? Fenerbahçe Yönetimi'nin yerinde olsam Avrupa'yı titreten, en büyük kupayı getiren "basketbol" modelini futbola da uygularım. Örneğin, futbolun başına da Obradovic gibi dünyanın kabul ettiği ve saygı duyduğu bir hocayı getiririm. Basketbolda tranferleri İtalyan Sportif Direktör ile coach Obradovic yapıyorsa, futbolda da transfer yetkisini teknik direktöre veririm. Madem Obradovic'e karışmıyorsunuz, transfer konusunda müdahale etmiyorsunuz, futbolun transferlerine de karışmam, müdahale etmem. Haftanın iki günü basketbol takımının antrenmanlarına gitmiyorsanız, futbolun antrenmanlarına da gitmem. Bugüne kadar basketbolla ilgili demeç vermediyseniz, futbolla ilgili de vermem. Açıkcası futbolun başarısı için, basketbol şubesinden kopya çekerim. Bir anlamda futbola da, Obradovic modeli uygularım. Üstelik kendinizin kurduğu başarılı bir modelden kopya çekmek ayıp değil ki
Milliyet
UEFA'dan geçtiğimiz hafta İsviçre'ye çıkarma yapan Fenerbahçe'ye müjdeli haber geldi. Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören'in de destek verdiği sarı-lacivertli yönetim kritik ziyaretten olumlu sonuçlar elde etti. Toplantıda UEFA Başkanı Aleksander Ceferin ile Başkan Aziz Yıldırım ve sarı-lacivertli yöneticilerin tanışmasının ardından diğer konulara geçilirken önemli adımların atıldığı ortaya çıktı. UEFA ile imzalanan Finansal Fair Play anlaşması çerçevesinde sarı-lacivertliler her sezon zararını azaltmak zorunda. Dört sezonluk yapılan anlaşma çerçevesinde Fenerbahçe anlaşma kurallarına uydu ve zararını bu sezon itibariyle 20 milyon euroya kadar çekti. UEFA'ya bu sene ise 10 milyon euro açık vermeyi taahhüt eden sarı-lacivertliler döviz kurunun artışı sebebiyle sıkıntı yaşadı. Yönetimin yaptığı tespitlerde geçen sezon Mayıs ayında 3.2 lira olan euro kuru şu anda 4 lirayı bulmuş durumda. Bu artış kulübün mali anlaşmaya uymasını bir hayli zorlaştırıyor. Yapılan tespitlerde sadece döviz kurunun artışı ile zararın yüzde 20, yüzde 25 arası artacağı hesaplandı. Bu durumu UEFA ile paylaşan yöneticiler olumlu cevap aldı. UEFA yetkilileri, kulüplerden kaynaklanmayan bu durumu dikkate alacağını ve gerekli kolaylığın sağlanacağını sarı-lacivertli yönetime iletti. Fenerbahçe'nin bu girişimi benzer şekilde UEFA ile geçtiğmiz yıllarda anlaşma imzalayan ve döviz kurunun artışı sebebiyle sıkıntı yaşayan diğer takımları da rahatlatacak. Dövizdeki artıştan olumsuz etkilenen ezeli rakipler Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor'un yanı sıra Rus ekiplerinin de benzer sıkıntıları vardı. UEFA, sarı-lacivertli yönetimin bu girişimi ile döviz kurunun artışı sebebiyle sıkıntı yaşayan ekiplere yardımcı olacağını belirtti. Konuyla ilgili yapılacak düzenlemenin detaylarının kısa zaman da netleşeceği ifade edildi.
Milliyet
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme