26 Mayıs 2017 Cuma

26.05.2017 Genel Gündem



26.05.2017

GÜNDEM
Birliğim Ve Ben Tuzağa Düşürüldük 
15 Temmuz darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın Akıncı Üssü'ne götürülmesi sırasında "ürkütücü bakışları vardı" dediği Özel Kuvvetler'in başındaki Kurmay Albay Fırat Alakuş, ifadesinde FETÖ üyesi olmadığını, meslek hayatı boyunca ÖKK Komutanı Tümgeneral Zekai Aksakallı'nın FETÖ'cü olduğu iddialarına muhatap olduğunu iddia etti. Karargâhtan Akar ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak'ı rehin almadıklarını, emniyetlerini aldıklarını öne süren Alakuş, "Gülen için ne diyeceksin" sorusuna gülerek, "orada değildi, onu söyleyebilirim" yanıtını verdi. Alakuş'un gülümsemesine şehit ve müşteki yakınları "tiyatro yapıyor katil" diyerek tepki gösterdi. Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Sincan Cezaevi içindeki salonda görülen duruşmada ifade veren sanık Alakuş, "FETÖ/ PDY ile ne ilgim ne irtibatım ne de iltisakım mevcuttur. Darbe teşebbüsünü kim, kimler, ne zaman, ne şekilde planladı bilmiyorum. Darbe teşebbüsünde de doğrudan görevim olmadığını düşünüyorum. 15 Temmuz'dan önce, 11 Temmuz 2016'da ÖKK Komutanı Aksakallı, 'hassas istihbarata dayalı muhtemel terör eylemine karşı Genelkurmay karargâhının takviye edilmesi' görevini verdi ve görevin ayrıntısını Albay Ümit Bak'tan öğrenmem gerektiğini söyledi. Ben ve birliğim ÖKK tarafından tevdi edilen terör tehdidine karşı Genelkurmay Başkanlığı'nın emniyeti için emir ve komuta içinde harekâta iştirak etmiştir. Birliğimin ve benim tuzağa düşürüldüğüne inanıyorum. Ben ve birlik personelimin mağdur olduğunu düşünüyorum" dedi.
Milliyet


Van Ve Hakkari'de Çatışma: 5 Şehit 
Van'ın Çaldıran ilçesinde önceki gün PKK'lı teröristlerce üç TIR'ın yakılmasının ardından başlayan operasyonda üç asker ve bir güvenlik korucusu şehit oldu, dört asker de yaralandı. Geniş çaplı operasyonda Tendürek bölgesinde dokuz terörist öldürüldü. Hakkari Şemdinli'de de bir asker şehit olurken, iki terörist de etkisiz hale getirildi. Irak'ın kuzeyindeki Metina bölgesine yapılan hava harekâtında da üç terörist etkisiz hale getirildi. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından yapılan bilgilendirmeye göre Van'ın Çaldıran ilçesinde önceki gün Gülizar Mahallesi kırsalında bölücü terör örgütü mensupları tarafından karayolu kesilerek üç TIR yakıldı. Olayın ardından bölgede arama tarama faaliyetleri başlatıldı. Dün Tendürek bölgesinde güvenlik güçleri ile teröristler arasında çatışma çıktı. Çatışmada üç asker ve bir korucu şehit oldu, dört asker de yaralandı. Dokuz teröristin de etkisiz hale getirildiği belirtildi. Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Koçtepe bölgesinde 34. Hudut Tugay Komutanlığı tarafından düzenlenen operasyonda çıkan çatışmada da, piyade er Emre Karagöz şehit oldu. Çatışmada terör örgütü mensubu iki terörist de öldürüldü. Kars'ın Kağızman ilçesinde de PKK'ya yönelik düzenlenen operasyonlar devam ediyor. Bu kapsamda Çemçe-Madur bölgesine, terör örgütü PKK'ya yönelik operasyon düzenlendi. Çalışmalar kapsamında Çemçe kırsalında toprağa gömülü vaziyette 26 çuval içinde toplamda da 1300 kilogram amonyum nitrat bulundu.
Milliyet

'25 Kez Gözaltına Alınmışlar' 
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevlerinden ihraç edilen Nuriye Gülmen ve Semih Özakça'nın tutuklanmalarına ilişkin, Trabzon'da açıklama yaptı. Kamuoyunda, bu kişilerin akademisyen ve öğretmen olduklarına özellikle vurgu yapıldığına dikkati çeken Soylu, şunları söyledi: "Kızılay'da Yüksel Caddesi'nde 9 Kasım 2016 tarihinden itibaren 2 kişi bir akademisyen bir öğretmen, 2 devlet memuru açlık grevi eylemine başlıyorlar. Her zaman ki gibi klasik, CHP'li vekiller geliyor, gidiyor, bazen de HDP'li vekiller gidip, geliyor ve destek veriyorlar. Basın açıklamaları, hatta bazı vekillerin yarım günlük, iki öğün arasında yapılan komik açlık grevleriyle verilen destekleri var. Ben İçişleri Bakanı olarak sormak istiyorum; kasım ayından beri bu eyleme destek veren vekiller, basın kuruluşları, bu topluma, bu millete bu kişilerin DHKP-C terör örgütü üyesi olduğunu hiç söylediler mi?" "Bu kişiler ihraç edilmelerinin çok öncesinde katıldıkları eylemlerde 25 kez gözaltına alınıp, defalarca tutuklandı. Bunlar devlet memurları, bu kişiler devletin maaş verdiği insanlar. Biri öğretmenmiş biri de akademisyen. Kusura bakmasınlar, biz çocuklarımızı 'terörist olarak eğitsinler' diye okula göndermiyoruz. Çocuklarımızı, 'eğitim alsınlar' diye terör örgütü mensuplarının eline asla teslim edemeyiz. Bir akademisyen gerçek bir akademisyense bombalı ve silahlı eylem yapan bir terör örgütü adına basın açıklaması yaparken tutuklanabilir mi?" Bu kişilerin sabah 9'dan akşam 7-8'e kadar açlık grevi yaptıklarını, daha sonra evlerine gidip yemek yediklerini belirten Soylu, herhangi bir tıbbi sıkıntılarının olmadığını hatta istedikleri raporu vermeyen doktoru hedef gösterip, linç etmeye çalıştıklarını ifade etti.
Vatan

EKONOMİ 
Euro: Euro 4,0007-4,0062
Sterlin: 4,6036-4,6103
Gram Altın: 144,3532-144,6322

Banka Senedi Sadece Yabancıya 
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, geçen haftalarda gündeme gelen ve "oluşan hassasiyet nedeniyle" vazgeçtikleri banka senedi projesinin, sadece döviz cinsi olarak yurtdışında ihraç edileceğini söyledi. Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) olağan genel kurulunda konuşan ve soruları yanıtlayan Canikli, "Türk Lirası kısmını tamamen bıraktık; ancak talep de olduğu için 'neden duralım' dedik ve yeni bir finansman kaynağı olsun dedik. Şimdi döviz cinsinden olacak ve yurtdışına ihraç edilecek sadece. Bunun da kesinlikle Merkez Bankası ile bir ilişkisi olmayacak" dedi. Canikli, 12 Mayıs'ta gerçekleştirilen Türkiye Bankalar Birliği'nin genel kurulunda, ekonomi yönetiminin bankaların aktiflerini menkulleştirmeye yarayacak banka senedi projesi üzerinde çalıştığını açıklamış, Merkez Bankası'nın da gerektiğinde bu enstrümanı piyasalara likidite enjekte etmek için kullanabileceğini söylemişti. Ardından 'Merkez Bankası tarafından kullanılması' konusunun piyasalarda endişe doğurduğuna dikkat çekerek, banka senedi projesini de gündeme getirmeyeceklerini açıklamıştı. Canikli, konuşmasında katılım bankaları ve faizsiz finans sisteminin istenilen büyüme hedeflerine ulaşması için bankacılığın gölgesinden kurtulması gerektiğine dikkat çekerek, bunun tek yolunun sistemin özgün araç ve yöntemleri geliştirmekten geçtiğini söyledi.
Hürriyet
 
Kıdem Fonunda 15 Yıl Formülü 
Çalışma hayatının en hassas konularından olan kıdem tazminatı, fon tartışmaları ile bir süredir gündemde. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bürokratları tarafından Ekonomik Koordinasyon Kurulu Toplantısı'nda sunulan farklı senaryoların ardından ilk açıklama Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'ndan geldi. Çalışma Bakanlığı tarafından hazırlanan taslaklar önümüzdeki günlerde Üçlü Danışma Kurulu'na sunulacak. İşçi Konfederasyonları temsilcileri, İşveren Örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinden oluşan Kurul'da ortaya çıkan görüşler de dikkate alınarak Çalışma Bakanlığı'nca yasa hazırlanacak. Bu anlamda, Üçlü Danışma Kurulu Toplantısı kıdem tazminatı fonu açısından çok önemli. Fonun, bireysel emeklilik sistemindekine benzer şekilde işlemesinin planlandığı ve 30 günden geri adım atılmayacağını daha önce köşemde yazmıştım. Kesin olmamakla birlikte, gündemdeki diğer konular işverenin üzerindeki yükün azaltılması, bu bağlamda fona devletin katkı yapması ile fonda biriken tutarın 15 yıl sonunda çekilebileceği şeklinde. Fonun aynen bireysel emeklilik sisteminde olduğu gibi yüzde 25'lik bir devlet desteğini içereceği ve mevcut sistemdeki 15 yıl 3.600 günle kıdem tazminatı alınabilmesinden hareketle, 15 yıl sistemde kalma sonrası tazminatın herhangi bir kayıp olmaksızın alınması bekleniyor. 15 yıldan önce de bazı zaruri hallerde tazminat alınması üzerinde çalışmalar sürüyor. Yani, fondaki paranın çekilebilmesi için emekliliğin beklenmesi söz konusu olmayacak. İşçiler, belirli dönemlerde fondaki hesaplarından birikimin tamamını veya bir bölümünü çekebilecekler. Kıdem tazminatı fonuna geçilmesindeki amaç, işçinin düşük kıdemle işten çıkarılmasının önüne geçmek. Önümüzdeki günler, kıdem tazminatında fona geçilmesi açısından önemli tartışmaların yapılacağını şimdiden gösteriyor. Şu an tam anlamıyla netleşen bir husus bulunmamakla beraber masadaki formüllerden bazıları bunlar.
Milliyet
 
'İş'te Uyuşmazlığa Zorunlu Arabulucu 
Adalet Bakanlığı tarafından, işçi ve işveren kesimlerinin görüşleri de alınarak hazırlanan İş Mahkemeleri Kanunu Tasarısı, TBMM'ye sevk ediliyor. Tasarının yasalaşması ile birlikte işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklarda mahkemeye gitmeden önce arabulucuya başvurulması zorunlu hale getiriliyor. Tasarıyla feshe bağlı kıdem, ihbar, kötüniyet ve ayrımcılık tazminatları ile yıllık izin ücretine ilişkin zaman aşımı süresinin 5 yıl olarak değiştirilmesi öngörülüyor. Tasarıyla iş mahkemelerinin kuruluşu yeniden düzenleniyor. İş mahkemeleri, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun olumlu görüşü alınarak, tek hakimli ve asliye hukuk mahkemesi derecesinde Adalet Bakanlığı'nca lüzum görülen yerlerde kurulacağı düzenleniyor. İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde iş mahkemelerinin birden fazla dairesinin oluşturulmasına imkan tanınırken, iş mahkemesi kurulmamış olan yerlerde bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere, o yerdeki asliye hukuk mahkemesince bakılacağı düzenleniyor. Tasarıyla bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurma olması dava şartı olarak düzenleniyor. Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olacak. Tasarıyla "Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" düzenlemesi yapılıyor. İş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili rücu davaları hakkında ise arabulucuya başvurma zorunluluğu bulunmayacak.
Milliyet
 
Gölgelerinden Kurtulun 
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, faizsiz finans sisteminin istenilen büyüme hedeflerine ulaşması için bankacılığın gölgesinden kurtulması gerektiğini söyledi. Türkiye Katılım Bankaları Birliği'nin Olağan Genel Kurulu'nda konuşan Canikli, katılım bankalarının yeni kaynak yaratma sorunu olduğunun altını çizdi. Canikli, "Katılım bankaları ve faizsiz finans sistemi bankacılığın gölgesinden kurtulmalı. Bankacılık sisteminin arkasından gelmek yerine kendi özgün araçlarıyla özgün yöntemleriyle birlikte yürümeli. Ancak maalesef katılım bankaları bankacılık sisteminin ürettiği araçları bir miktar makyajlayarak ve dönüştürerek takip ediyor. Hiçbir zaman bankacılık ile ilişkilendirilmeksizin sistemin oluşturulması gerekiyor" dedi. Canikli, faizli finansal ürünlere hassasiyeti olan insanların yatırımlarını sisteme dahil etmek suretiyle ilave kaynak üretmek açısından bir potansiyel olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Yastık altında farklı formatlarda kaynak var. Bunu sisteme dahil edebilecek olan katılım bankacılığı. Tüm yöntemleri kullanarak bunların sisteme dahil edilmesi gerekiyor."
Vatan
 
Bu Ani Satışlara Piyasa Bozuldu 
Borsa İstanbul rekor üzerine rekor kırarak 100 bin puana doğru giderken, Türkiye'nin en büyük iki holdinginden sürpriz hisse satışı geldi. Koç Holding ve Sabancı Holding, aile hisselerinden bir kısmını satışa çıkardığını duyurdu. Koç Holding aile hisselerinin bir kısmı için satış işlemi başlatırken, Sabancı Holding aile hissesinin bir kısmının 21 uluslararası yatırımcıya satıldığı bilgisini paylaştı. Koç ve Sabancı Aileleri'nin hisse satışı haberlerinden sonra önceki gün 98.313 puanla tüm zamanların en yüksek seviyesine çıkan Borsa İstanbul, dün eksiye döndü. Koç ve Sabancı Holding hisselerinde sert düşüşler gözlendi. Koç Holding hisse senetleri, yüzde 6.70 gerilerken, Sabancı Holding'de düşüş yüzde 3.42'yi buldu. Borsa da günü yüzde 0.61 düşüşle kapattı. BIST 100 endeksini hareketlendiren gelişmeler şöyle yaşandı: Koç Ailesi, Koç Holding'de hızlandırılmış ön talep yoluyla 107 milyon hisse (yüzde 4.22) satışı için işlem başlattı. Buna göre satış işleminin 15.87 TL-16.38 TL aralığında gerçekleşmesi bekleniyor. Satış için yalnızca Citi yetkilendirilirken tutarın yaklaşık 1.75 milyar TL olarak hesaplanıyor. Borsa dışında yapılacak satışın tamamlanması halinde Koç Ailesi'nin Koç Holding'de sahip olduğu doğrudan payın yüzde 11.67, Koç Ailesi ve aile üyeleri tarafından sahip olunan şirketlerin payının yüzde 64.76 olacağı ifade edildi. Koç Holding'in halka açıklık oranı yüzde 26.46'ya yükselecek. Koç Holding ile ilgili olarak Rahmi Koç tarafından konu ile ilgili KAP'a yapılan açıklamada şu bilgiler verildi: "Sözleşme kapsamında şahsımın 35.500.000- TL nominal değerli (yüzde 1.40), Suna Kıraç'ın 35.500.000-TL (yüzde 1.40), M.Ömer Koç'un 12.000.000- TL (yüzde 0.47), Y. Ali Koç'un 12.000.000-TL (yüzde 0.47) ve Mustafa V. Koç varislerinin (Caroline N. Koç) 12.000.000-TL (yüzde 0.47) nominal değerli paylarının satışı için yetkilendirme yapılmış olup, satış gerçekleşirse şahsıma ait payların 76.785.000-TL (yüzde 3.03) Suna Kıraç'a ait payların 91.790.523- TL (yüzde 3.62), M.Ömer Koç'a ait payların 18.647.977-TL (yüzde 0.74), Y. Ali Koç'a ait payların 35.274.112 TL (yüzde 1.39) ve Mustafa V. Koç varislerine ait payların 73.521.417-TL nominal değerli (yüzde 2.90) olması bekleniyor." Sabancı Ailesi de 100 milyon dolar değerinde Sabancı Holding hisse satışında bulundu. Ünlü&Co.'nun açıklamasına göre, Sabancı Ailesi'nin bazı üyeleri hisseleri Çarşamba günkü kapanış fiyatı olan 11.1 TL'ye yaklaşık yüzde 4 indirim uygulayarak sattı. Sabancı hisseleri 21 uluslararası kurumsal yatırımcıya satıldı.
Vatan
 
Dünya 
Brezilya Alev Alev 
Brezilya'da, Devlet Başkanı Michel Temer'in adının yolsuzluk skandalına karışması üzerine gerginlik tırmanıyor. Başkent Brasilia'da sokağa çıkan 35 bin kişi, Temer'in istifasını istedi. Erken seçim, Temer'in çalışma hayatı ve emeklilik reformlarını geri çekmesi talebiyle başkent sokaklarını saran göstericiler, başkanın gitmesi durumunda izlenecek yolu tartışmak üzere milletvekillerinin bulunduğu kongre binasının önünde toplandı. Göstericiler, sık sık "Temer defol. Genel seçim, hemen şimdi" sloganı attı. Güvenlik güçlerinin göstericilere müdahalesi üzerine çatışma çıktı. Eylemciler, aralarında bakanlık binalarının da bulunduğu çeşitli yerleri ateşe verdi. Olaylarda 49 kişi yaralandı, 8 kişi gözaltına alındı.
Haber Türk
 
'Müslümanlar Bizim İçin Şans' 
Almanya Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble, Almanya'da sayıları artan Müslümanları bir şans olarak gördüğünü ifade etti. İslam'da "misafirperverlik" ve "hoşgörü" gibi insani değerlerin olduğunu belirten bakan, Almanya'daki Hıristiyanların ve diğer tüm insanların Müslümanlardan öğrenebilecekleri olduğunu söyledi.
Haber Türk
 
Nato, Daeş Karşıtı Koalisyona Katılıyor 
Belçika'nın başkenti Brüksel'de gerçekleştirilen ve NATO'ya üye ülkelerin liderlerinin katıldığı zirvede, İttifak'ın geleceği masaya yatırılırken, özellikle Ortadoğu'da NATO'nun rolü ele alındı. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, 28 NATO müttefikinin de DAEŞ'e karşı uluslararası koalisyona üye olduğunu belirterek, "NATO'nun üye olmasıyla, İttifak'ın terörle mücadeleye ilişkin kararlılığı hakkında güçlü bir mesaj verilecek ve koalisyon içindeki koordinasyon geliştirilecektir" dedi. Ancak NATO, "sıcak çatışmaya" girmeyecek. Stoltenberg, erken uyarı gözlem uçaklarıyla daha fazla uçuş yapılacağını, daha fazla istihbarat paylaşımında bulunacaklarını ifade etti. NATO'nun uluslararası terörle mücadeleye ilişkin faaliyetlerini düzenleyen bir eylem planı da görüşüldü. NATO karargahında özellikle yabancı terörist savaşçılara ilişkin istihbarat paylaşımını geliştirecek bir terör istihbarat birimi kurulurken, İttifak'ın terörle mücadele faaliyetlerini düzenleyecek bir koordinatör de atanacağını bildiriliyor. Genel Sekreter, NATO'nun Irak güvenlik güçlerine verdiği eğitime devam edileceğini de kaydetti. Dünkü toplantıda İttifak'ın terörizmle mücadelede daha etkin olması gerektiği konuşuldu. İngiltere Başbakanı Theresa May, birkaç gün önceki Manchester saldırısını hatırlatarak, "Bu saldırı, uluslararası toplumun ve NATO'nun, terörizmle mücadelede daha etkin olması gerektiğini göstermiştir" dedi. Toplantıda ele alınan bir diğer önemli konu da, yük paylaşımı yani, müttefiklerin savunma harcamaları taahhütlerini yerine getirmeleriydi. Göreve geldiğinden beri NATO'ya üye ülkelerin askeri harcamalarını artırmalarını savunan ABD Başkanı Donald Trump, Brüksel'de benzer açıklamalar yaptı. Brüksel'de düzenli katkıların yapılması konusunda görüş birliği oluştuğu kaydediliyor. NATO'nun kendi kuralları kapsamında, üye ülkelerin GSYH'lerinin en az yüzde 2'sini savunma harcamalarına ayırması gerekiyor. Bu kurala uyan üye çok az. Öte yandan akşam, yeni NATO karargah binasında düzenlenen yemeğe katılan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, NATO'nun terörle mücadelede daha etkin olması gerektiğine işaret etti. NATO'ya akredite Terörle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi'nin araştırmasında PKK ile YPG, HPG, PJAK, KCK gibi yapıların aynı örgütler olduğunun belirtildiğini hatırlatan Erdoğan, terör örgütleri arasında ayırım yapılmaması gerektiğini söyledi.
Milliyet
 
'Sızma' İstihbarat Krizi 
İngiltere, Salı günü yaşanan Manchester terör saldırısının şokunu atlatmaya çalışırken, İngiliz polis teşkilatı ve ABD'li yetkililer arasında geniş çapta bir gerilim yaşandı. BBC ve New York Times'ın haberine göre, saldırıyla ilgili ayrıntıların, araştırma sürdüğü bir dönemde ABD medyasınca yayınlanması, İngiliz polisini kızdırdı. Saldırıda kullanılan bombaya ait parçalar, saldırganın kimliği ve bombanın taşındığı çantanın fotoğraflarının basına sızdırılmasının ardından Manchester soruşturmasını yürüten yetkililerin, ABD'li meslektaşlarıyla bilgi paylaşmaya son verdiği belirtildi. Saldırıyla ilgili soruşturmayı yürüten bölge polis teşkilatının bağlı olduğu Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham, ise ABD'nin Londra Büyükelçisi'ni uyardı. İngiltere İçişleri Bakanı Amber Rudd, saldırıyı gerçekleştiren zanlının kimliğinin ABD basınına sızdırılmasından "rahatsız" olduğunu açıkladı. İngiltere Ulusal Polis Şefleri Konseyi de ABD basınına bilgi sızdırılmasının, "önemli bir terörle mücadele operasyonunu sekteye uğratabileceği" uyarısında bulundu. Öte yandan dün sabah saatlerinde Manchester bir saldırı paniği daha yaşadı. Manchester'ın Hulme bölgesindeki bir okula çıkan yollar, şüpheli paket bulunduğu gerekçesiyle kapatıldı. Bomba imha ekiplerinin yaptığı inceleme sonucu pakette bomba bulunmadığı açıklandı. Manchester saldırısını gerçekleştirdiği ve DAEŞ üyesi olduğu belirtilen Selman Abedi'nin ağabeyi, Libya'da gözaltına alındı. Abedi'nin kardeşi Haşim Abedi'nin, verdiği ifadede kendisinin de DAEŞ üyesi olduğunu itiraf ettiği bildirildi.
Milliyet
 
Yunanistan'da Eski Başbakan Papadimos'a Bombalı Saldırı 
Yunanistan'ın başkenti Atina'da, eski başbakanlardan Lukas Papadimos'a bombalı saldırı düzenlendi. Papadimos'un içinde bulunduğu otomobilde seyir halindeyken patlama meydana geldi. Patlama sonucu ağır yaralanan Papadimos ve araçta bulunan 2 kişi Atina Evangelismos Hastanesine kaldırıldı. Göğsünden ve bacaklarından yaralandığı öğrenilen Papadimos'un ameliyata alındığı bildirildi. Yerel basında çıkan haberlerde, Papadimos'un kendisine gönderilen bir dosyayı açması sonucu patlamanın yaşandığı ileri sürüldü. Görgü tanıklarının ifadelerine göre, Atina kent merkezindeki 3 Eylül Caddesi'nde yaşanan patlama nedeniyle Papadimos'a tahsis edilen zırhlı aracının camları kırıldı. Ayrıca aracın alt kısmından yoğun duman çıktığı görüldü. Patlamanın meydana geldiği caddeyi kontrol altına alan polis olay yerinde incelemelerini sürdürüyor. Atina'da bir süre önce bazı devlet kurumlarına ve Avrupalı liderlere iletilmek üzere postaya verilmiş şüpheli paketler ele geçirilmişti. Atina'dan gönderildiği belirlenen paketleri "Ateş Hücreleri Komplosu" isimli örgüt üstlenmişti. Evangelismos Hastanesi'nden yapılan açıklamada, aracındaki patlamada göğüs, karın ve bacaklarından yaralanan ve ameliyata alınan Papadimos'un yaralarının temizlendiği ve tedbiren hastanede tutulduğu ifade edildi.
Vatan
 
Filipinler'de Ordu Rehineleri Kurtardı 
Filipinler'de DEAŞ'a bağlılık yemini eden Maute militanlarının Marawi kentinde rehin aldığı siviller, ordu ve polisin düzenlediği operasyonla kurtarıldı. Ordu yetkilileri, 5 asker ve 2 polisin öldüğü operasyonda, Amai Pakpak Tıp Merkezi'nde tutulan 78 sivilin kurtarıldığını, çıkan çatışmada da en az 13 militanın öldürüldüğünü duyurdu. Askerlerin Dansalan Okulu'nda rehin tutulan 42 öğretmenin de kurtarıldığı kaydedildi. Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, DEAŞ bağlantılı militanların güvenlik güçlerine ve hükümet binalarına saldırması üzerine Mindanoa eyaletinde 60 günlük sıkıyönetim ilan etmişti. Militanlarla güvenlik güçleri arasındaki çatışmaların, Ebu Seyyaf örgütünün lideri Isnilon Hapilon'un Marawi kentinde saklandığı düşünülen bir eve polislerce baskın yapılmasının ardından patlak verdiği belirtilmişti.
Vatan

POLİTİKA
 Avrupa'yla Yola Devam 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, NATO liderlerini bir araya getiren toplantı için bulunduğu Brüksel'de, Avrupa Birliği Konseyi Başkanı Donald Tusk ve AB Komisyonu Başkanı Jean- Claude Juncker ile yaptığı görüşme, Ankara-Brüksel hattında önümüzdeki dönemde işbirliğini öne çıkaran bir yaklaşımın zemin kazanabileceğine yönelik sinyaller içeriyor. İki tarafı da yakından ilgilendiren ana ortak çıkar konularının detaylı şekilde ele alındığı görüşmenin, 'konuların ciddiyetine ve sorun düzeyinin yüksekliğine rağmen', iyi ve yapıcı bir havada geçtiği belirtildi. AB Komisyonu Sözcüsü Margaritis Schinas, "Türkiye ve AB işbirliği içinde olmalı ve işbirliği içinde olmayı sürdürecekler" dedi. Erdoğan, Brüksel'de AB kurumlarının liderleriyle son temasını Ekim 2015'te yapmıştı. O dönemden bu yana ilişkilerin değişen dinamiği, biriken sorunlar ve yaşanan tıkanıklıklar görüşmenin önemini bir kat daha artırdı. AB'nin görüşmeden en önemli beklentisi Türkiye'nin ilişkilerin geleceğine yönelik pozisyonunu anlayabilmekti. Bu yaklaşımın öne çıkmasında referandum süreci başta olmak üzere Türkiye'den gelen mesajların etkisi oldu. AB kanadı, ilişkilerin normal rayına oturtulması ve yol kazası yaşanmaması için bu görüşmeyi bir fırsat olarak görüyordu. Brüksel'in görüşmede verdiği mesaj da işbirliğinin gerekli olduğu yönünde oldu. Tusk da görüşmeye ilişkin mesajında, "İşbirliği içinde olunması gerektiğini görüştük" dedi. Türkiye, AB'ye yönelik mesajlarında son dönemde benimsediği çizgiyi bu görüşmede de korudu. Türkiye, AB ile yola devam etmek istediği mesajını verdi, ancak kendisine verilen sözlerin yerine getirilmesinin gerekli olduğu üzerinde durdu. Bu bağlamda vize muafiyeti ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi konuları önemli yer tuttu. Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre görüşmede, Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden canlandırılmasının önemine, ayrıca terörle mücadelede işbirliğini güçlendirmenin gerekliliğine değinildi. AB kanadı, son dönemde Türkiye'de insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konularında yaşanan olumsuz gelişmelere ilişkin daha önce dile getirdiği mesajları ve endişeleri bu görüşmede de gündeme taşıdı. Tusk da Twitter mesajında "İşbirliği yapma ihtiyacını ele aldık. Erdoğan ile görüşmemizde insan hakları konusunu merkeze koydum" diye yazdı. Kıbrıs sorununun da ele alındığı görüşmede, soruna adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasının önemli olduğu ifade edildi. AB kanadı, Türkiye ile ilişkileri ileri aşamaya taşımanın ve hızlandırmanın 'en kolay' yolunun Kıbrıs sorununu çözmek olduğuna yönelik görüşünü koruyor. Görüşmede, Türkiye ile AB arasında Mart 2016'da imzalanan mülteci anlaşmasının hayata geçirilmesi gerektiği de vurgulandı.
Hürriyet
 
"Haddini Bil'e Sert Yanıt" 
MHP Lideri Devlet Bahçeli, 'FETÖ'nün siyasi ayağı'na ilişkin eleştirileri üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan gelen "AK Parti'ye fatura kesmeye kalkmak kimsenin haddi değil" sözlerine yanıt verirken "Üzücü ve sorunlu" dedi. Bahçeli'nin Twitter mesajları şöyle: "Partimizin bu haftaki Meclis grup toplantısında FETÖ'nün siyasi ayağı hakkındaki yorum ve değerlendirmelerim ses getirmiştir. Haklı bir şekilde FETÖ'nün siyasi ayağının üzerine gidilmesi, tespit ve teşhirinin yapılmasını istemiş, dilemiştim. Anlaşılan odur ki, Sayın Cumhurbaşkanı hiç beklemediğim, arzu ve tahmin etmediğim ölçüde grup konuşmamdaki bu sözlerden rahatsız olmuştur. Bu rahatsızlık Sayın Cumhurbaşkanı'nın kendi bileceği bir husustur. İnandığımızı söylemek ilkeli siyasetimizin gereğidir. Sayın Erdoğan'ın, 24 Mayıs 2017'de Brüksel'e seyahati öncesinde üzücü ve üslup açısından sorunlu açıklamaları cevapsız kalmayacaktır. Bir defa bizim çağrı ve talebimiz hükümete yöneliktir. FETÖ'nün siyasi ayağının ortaya çıkarılması siyasi otoritenin başlıca vazifesidir. Kavurmacı'yı müdafaa ederek AKP'ye fatura kesildiğini söylemek hem makul, hem meşru, hem de mantıki bir değerlendirme değildir. FETÖ'nün siyasi ayağı ile ilgili bugüne kadar hiçbir adım atılmaması milli vicdanı ziyadesiyle sarsmış ve yaralamıştır. Bu konuda en öncelikli görev hükümete düşmektedir. FETÖ'nün siyasi ayağı olmadığını söyleyerek, alt kademe bazı siyasi yöneticileri hedef almak da milli vicdanı tatmin etmeyecektir. Sayın Erdoğan'ın, siyasi ayakla ilgili temizlik yapılmadığını iddia edenin, iddiasını ispatlaması gerektiğine vurgu yapması temelsizdir. FETÖ'yle irtibat ve iltisakı olanların isim listesi hükümetin elindedir. İspat değil, icraatın konuşulması lazımdır. Sayın Erdoğan, cinayet ve ihanet çetesi FETÖ'yle mücadelede iyi niyet ve samimi gayretimizi halen görmüyorsa diyecek bir şey artık yoktur. 'Kendi içindeki işleriyle uğraşsınlar, onları temizlesinler' deniliyor. Şahsıma, FETÖ'cülerin isimlerini versinler ne yapacağımı görsünler. Haddimizi biliyoruz. Haysiyetli davranıp hakikatin peşinden koşuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanı, malumunuz, adalet ve hukuk herkese eşit uygulanmalıdır. Kavurmacı'yı bırakın, kavrulan ülkeye bakın. 'İhanet içinde olan babamın oğlu da olsa gözünün yaşına bakmayacağız' açıklamasının sonuna kadar ardında durulması tavizsiz temennimizdir."
Hürriyet
Yeni Hükümet Acil Görevdir 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 16 Nisan halk oylamasının ardından "hayır" oyu kullanan siyasi partileri ziyareti kapsamında dün Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile görüştü. Görüşmeye CHP Genel Başkan yardımcıları Bülent Tezcan ve Haluk Koç ile, Vatan Partisi adına Hasan Korkmazcan, Hasan Atilla Uğur, Soner Polat ve Utku Reyhan katıldı. Milliyet'in aldığı bilgilere göre yaklaşık 1 saat süren görüşmede Kılıçdaroğlu, "2019'da yapılması beklenen seçimlerde 'hayır bloku'nu oluşturan siyasi parti, sivil toplum kuruluşu ve vatandaşların da katkılarıyla parlamenter demokratik sistemi önceleyen yeni bir anayasa metniyle, vatandaşın önüne çıkmalıyız" ifadesini kullanarak, "ortak anayasa metni" hazırlanmasını önemsediğini, bu süreçte Vatan Partisi'nin katkı vermesini istediklerini vurguladı. Bu noktada Vatan Partisi heyetinin, "hayır bloku"nda yer alan HDP'yi kastederek, blokun tüm bileşenleriyle ortak hareketin doğru olmadığını ima ettiği, "Halkçıların, milliyetçilerin, demokrasiden, vatan bütünlüğünden yana olan güçlerin birliği"ni ise önemsediklerini kayda geçirdikleri belirtildi. Kılıçdaroğlu'nun da, "vatanın bütünlüğü"nün kendileri için de hassas olduğunu, ortak hareket edecekleri partilerin terörle aralarına mesafe koymalarını isteyeceklerini belirttiği öğrenildi. Perinçek'in de HDP'yi kastederek, "terörle aralarına mesafe koymalılar" dediği ifade edildi. Görüşmede ayrıca "güç birliği" konusuna sıcak baktığı ifade edilen Vatan Partisi'nin "ortak anayasa teklifi"nin ülkenin gündeminde olmadığına dikkati çektiği de öğrenildi.
Milliyet

SPOR 
Spor Toto Basketbol Süper Ligi çeyrek final serisinin 2. maçında Anadolu Efes'i sahasında 73-63 yenmeyi başaran Galatasaray Odeabank, durumu 1-1'e getirdi. Kaybettiği ilk maçta rakibinin temposuna ayak uyduran ve bu sistemde savunma defoları daha çok ortaya çıkan Galatasaray Odeabank, bu kez daha kontrollü oynadı, Sinan'ın basketbol aklı, ilk yarıda Göksenin, ikinci devre Micov'un sayılarıyla üstünlüğü elinde tutmayı başardı. Efes'in ön alanda kolay geçilen savunmasına, guardların penetreleri ile cezalandıran Galatasaray, ilk periyodu 19-18 önde bitirdi. 2. çeyreğin başında Efes öne geçti ancak hücumda o kadar dağınıktı ki, bunu koruması çok mümkün olmadı. Bu periyotta 3 tanesi hücum faulle, 7 top kaybı yapan Efes, devreyi de 38- 33 geride bitirdi. 2. yarıya Göksenin'in sayılarıyla girdi Galatasaray, teslim bayrağını çekmeye çoktan hazır gözüken Efes önünde farkı çift hanelere yükseltmeyi bildi. McCollum'un ilk maçtaki hatasını tekrar edip, oyunu gereksiz forse etmeye çalışması, Efes'i umutlandırsa da, maçın yıldızlarından Sinan'ın son saniyede bulduğu üçlük, ev sahibine yeniden hava kazandırdı. Bir tarafta seyirci desteğini arkasına alıp, canını dişine takan Galatasaray, diğer yanda ise hücumları inanılmaz dağınık oynayan, kenara gelen oyuncunun antrenörüyle tartıştığı, molaları dinlemek için ayağa bile kalkmadığı Efes arasındaki istek farkı sarı-kırmızılılar'ın 59-44 ile 15 farkı bulmasını sağladı. Efes'in pota altını kapatmak için yardımları artırdığı savunmasına, Micov'u 4 numaraya çekerek cezayı kesen Ergin Ataman, Sırp oyuncusundan son çeyrekte aldığı 14 sayılık katkıyla salondan 73-63 galip ayrıldı.
Milliyet

Fenerbahçe'de adeta büyük bir sorun haline gelen Hollandalı sağ bek Van der Wiel'in kulübe bu yılki maliyeti 4 milyon 255 bin euro oldu. Robin van Persie'den (5.5 milyon euro) sonra en çok kazanan ikinci oyuncu olan tecrübeli futbolcu bu maliyete rağmen beklenen performansın çok altında kaldı. Bu sezonu kayıp olarak gören ve futbolcuyu satmak için uğraşan sarı-lacivertliler için gelecek sezon da benzer bir sıkıntı söz konusu. 2017-18 sezonu için de Wiel'in imza parasıyla birlikte alacağı garanti ücret 4 milyon euro. Bu ücretlerin tamamının banka garantisi altında olması yöneticilerin elini kolunu bağlayan başka bir etken. UEFA ile yapılan finansal anlaşma çerçevesinde zararını azaltıp maaş bütçesini de dengelemek zorunda olan Fenerbahçe, bu nedenle futbolcuyu göndermek ve bu maliyetten kurtulmak istiyor. Ancak Hollandalı oyuncu ayrılık konusunda uzlaşmaya yakın durmuyor. Üç yıl daha kontratı bulunan Van der Wiel'in kontratındaki paranın bir bölümünü almadan ayrılması beklenmiyor. Gökhan Gönül'ün yerine sezon başı büyük umutlarla transfer edilen futbolcu ile 4 yıllık sözleşme imzalanmış ve 8 milyon euroluk bir serbest kalma maddesi konmuştu. Bir kulübün futbolcuyu istemesi durumunda bu bedeli ödemesi gerekiyordu. Ancak şu ana kadar böyle bir durum gerçekleşmediği gibi futbolcuya sadece maaşını verebilecek bir kulübün çıkması da zor gözüküyor.
Milliyet

Galatasaray Bruma'nın ayrılmak istemesi üzerine yerine futbolcu bakmaya başladı bile Cim-Bom Avrupa Ligi'nde fırtına gibi eserek final oynayan Ajax'ın yetenekli oyuncusu Amin Younes'a gözünü dikti. Hollanda ekibinin, Manchester United ile önceki gece İsveç'in başkenti Stockholm'de oynadığı UEFA Avrupa Ligi finalini izleyen Galatasaray Sportif Direktörü Cenk Ergün, akıllara yine sarı-kırmızılıların radarındaki hücum oyuncusu Bertrand Traoe'yi getirmişti. Ancak Ergün'ün Stockholm'de bulunma nedeninin Traore değil aynı takımda oynayan Amin Younes olduğu belirlendi. Sarı-kırmızılıların Lübnan asıllı Alman futbolcunun transferi için yoğun çaba harcadığı ve temasların tüm hızıyla sürdüğü ortaya çıktı. Teknik Direktör Igor Tudor'un listesinde ilk sıralarda yer alan yetenekli futbolcunun bonservisinin 6-7 milyon civarında olduğu belirtildi. Galatasaray'ın ise 4 milyon euroya bu işi bitirmeye çalıştığı bildirildi. Oyuncunun kulübüyle 1 sene sözleşmesinin kalması pazarlıklarda sarı-kırmızılıların elini güçlendirebilir. Sol kanatta oynayan genç futbolcunun ayrıca forvet arkası ve sağ kanatta da oynayabildiği, çok yönlü profilinin, tercih edilmesinde önemli bir rol oynadığı belirtildi. Galatasaray'ın yine forvet transferinde önceliği olan Bafetimbi Gomis'in sarı-kırmızılılardan kararını vermek için süre istediği ortaya çıktı. Gomis'in yöneticilere, "Haziran'ın ikinci haftasına kadar bana süre verin. O zaman size yanıtımı bildireceğim" dediği öğrenildi. Bu gelişme üzerine de sarı-kırmızılıların Gomis'le ilgili gelişmeleri takip ettikleri belirtildi.
Milliyet

Son yıllarda hem kadrosuna yeni kattığı oyunculardan yüksek verim alma hem de satış konusunda başarı gösteren Beşiktaş aynı istikrarı stoper transferinde yakalamak için düğmeye bastı. Şimdiye kadar maliyeti çok yüksek olmayan savunmacıları renklerine bağlayarak geleceğe yatırım yapmak isteyen siyah-beyazlı yönetim bu kez farklı bir yol izleyecek. Stoper transferinde birkaç istisna hariç başarısız olan Beşiktaş yaz döneminde hedefi 12'den vurmak için Manchester City'de oynayan Eliaquim Mangala'yı bitirmek adına tüm imkanları seferber edecek. Başkan Fikret Orman'ın da yakın çevresine, "Stoper transferinde bu kez tanınan ve deneyimli bir isim alacağız" dediği belirlendi. Rhodolfo, Ersan Gülüm, Atınç Nukan, Marcelo, Dusko Tosic ve Mitrovic gibi stoperleri kadrosunda bulunduran siyah-beyazlılar yeni yapılanma için kolları sıvadı. Sol ayaklı ve üst düzey maç tecrübesine sahip olması nedeniyle Mangala'yı liste başına alan Beşiktaş Yönetimi şartların oluşması halinde bu transferi de kampa yetiştirmeye çalışacak. Savunmasını yeniden yapılandıracak olan siyah-beyazlılar ilk olarak kiralık olan Ersan'ı Çin'e geri gönderecek. Şans bulamayan Rhodolfo ile de yollarını ayıracak olan Kartal, sezon başında kiralık gönderdiği Milosevic ile Pedro Franco'ya da kulüp bulacak. Tosic, Marcelo ve Mitrovic'i takımda tutacak olan yönetim bu oyuncuların yanına Mangala'yı eklemeye çalışacak. Siyah-beyazlılar, Atınç'ı ise bir sezon daha kiralık oynatmayı düşünüyor.
Milliyet
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme