5 Haziran 2017 Pazartesi

05.06.2017 Genel Gündem



05.06.2017

GÜNDEM

İncirlik Satrancı 
Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel bugün Türkiye'ye geliyor. İkili ilişkilerdeki sorunlar ve çözüm yollarının ele alınacağı ziyaret, mayıs ayında "İncirlik" meselesi dolayısıyla gerilen ilişkilerde güven bunalımını aşmak için fırsat niteliği taşıyor. İki ülke arasında yaşanan son gerilim, mayıs ayının ortalarında Türkiye'nin, Alman milletvekillerinin İncirlik Üssü'ndeki Alman birliğini ziyaret etme taleplerini "bu süreçte uygun bulmaması"yla yaşandı. Türk hükümetinden konuya ilişkin yapılan açıklamalarda, Almanya'da PKK terör örgütüne açıkça destek olan kişilerin üssü ziyaret etme talebinin kabul edilemez olduğunun altı çizildi. Alman Meclisi, buna karşılık, geçen hafta yaptığı oylamada Alman askerlerinin İncirlik'ten çekilmesine ilişkin muhalefet partileri tarafından verilen önergeyi Dışişleri Komisyonu'na sevk etti. Konu, 24-25 Mayıs'ta Brüksel'de NATO Zirvesi'ndeki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan-Almanya Başbakanı Angela Merkel görüşmesinde de gündeme geldi. Erdoğan, Merkel'e Türkiye'nin egemenlik kuralları çerçevesinde hareket edilmesi durumunda ziyarette sorun olmadığını söyledi. Gabriel, Rusya ziyaretinde yaptığı açıklamada, Türkiye ile ilişkilerin yeniden normalleşmesi için olanak aradıklarını belirterek milletvekillerinin İncirlik Üssü'nde konuşlandırılmış Alman askerlerini ziyaret talebi başta olmak üzere sıkıntılı konulara değineceklerini ifade etti. Gabriel, ziyaretinde İncirlik'in yanı sıra Türkiye'de tutuklu bulunan Die Welt muhabiri Deniz Yücel konusunu da gündeme getirecek.
Milliyet


'Neyi Bekliyoruz, Bu Suçüstü Hali!' 
Darbe girişimiyle ilgili yargılanan sanıkların delillere rağmen verdikleri ifadelerinin hatırlatılması üzerine Yıldırım, "Ne yaparlarsa yapsınlar. Darbe girişiminde bulundular mı? O uçaklardan bombaları attılar mı? O uçakların kalkması için talimat verdiler mi? Her şey ortada Bundan sıyrılacaklarını düşünmeleri beyhudedir. Ancak yarın bir gün ellerine bir koz vermemek gerekiyor. İlk duruşmada söyleyecekleri ne varsa sonuna kadar o hakkı kullanmalarına da hukuk devletinde rıza göstermemiz gerekiyor. Yapılan odur. Önceki ifadesini reddetmesi, inkar etmesi o suçu işlemediği anlamına gelmez" diye konuştu. Yıldırım, şöyle devam etti: "Bombayı atan, ona izni veren, insanları öldürenler, tankları yürütenler, helikopterleri, uçakları alıp götürenler belli. Neyi bekliyoruz? Bu suçüstü halidir. Karar verilmesi gerek. Bu konuda ısrarla her fırsatta yargıya telkinlerimizi iletiyoruz. Yargıya talimat verme imkanımız yok." Fiziki alan ve hakim ihtiyaçlarının karşılandığını, istinaf mahkemelerinin kurulmasıyla iş yükü konusunda rahatlama sağlandığını anlatan Yıldırım, darbe girişimi davalarıyla ilgili özel düzenlemeler yapıldığını, davaların bir an önce sonuçlanarak mağduriyetlerin önlenmesini beklediklerini vurguladı.
Vatan
 
Türkiye'ye Gelerek Darbeyi Yönetecekti! 
FETÖ soruşturmaları kapsamında, kriptosu çözülen ByLock yazışmaları, terörist başı Fethullah Gülen'in darbe girişimini bizzat yönetmek için Türkiye'ye gelmek istediğini ancak sağlık gerekçesiyle gelemediğini ortaya koydu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iddianamesi henüz tamamlanmayan bir soruşturma kapsamında, örgüt üyelerinin ByLock üzerinden gönderdikleri çok sayıda elektronik posta içeriği tespit edildi. Soruşturma savcıları, 15 Temmuz darbe girişiminden yaklaşık altı ay önce yapılan yazışmalarda, örgütün bir darbe girişiminde bulunacağına dair önemli bilgilere ulaştı. Bu yazışmaların, FETÖ elebaşı Fethullah Gülen'in "özel sohbetlerdeki" konuşmalarından yapılan alıntılardan oluştuğu belirlendi. Bu kapsamda, "saliha86" rumuzlu örgüt mensubu, 21 Ocak 2016'da gönderdiği elektronik postada, Gülen'in AK Parti'nin iktidardan düşürülmesi için iç ve dış dinamiklerin harekete geçtiğini aktararak, örgüt elebaşının sözlerinden şu alıntıyı yaptı: "Cuma günü yapılan sohbet, hissi ve coşkundu. Bütün kamp hüngür hüngür ağladı. 'Hepiniz birleşin ve gelin üzerimize, bu yoldan dönersek kahpeyiz' dedi. Çok ağladı, o ağlayınca hepimiz ağladık. 'Az kaldı, bu süreç bitecek' dedi. 'Bu benim şahsi değerlendirmem değil, ABD, Rusya ve 'iç dinamikler' bunların gitmelerinde anlaştı' dedi." Aynı kullanıcı yine Gülen'in sohbetinden çok sayıda örgüt mensubuna gönderdiği mesajında, "Bir sabah uyandığınızda falan kaçtı, filan uçtu. Eden bulur dünyası. Yakında kibirlerinden şımarıkça ve küstahça, gökte pervaz ediyor gibi görünenlerin nasıl yere çakıldığını göreceksiniz" ifadelerini kullandı. Yazışmalarda Afrika kampındaki bir örgüt üyesinin gördüğü rüyayı anlatmasının ardından Gülen'in "Sağlığım el verirse ben de katılırım, Türkiye'ye gitmek uçakla 10 saat sürüyor, sağlığım buna elvermeyebilir" ifadelerini kullanması da dikkati çekti. Soruşturma savcılarına göre bu ifadeler, Gülen'in Türkiye'ye gelerek 15 Temmuz darbe girişimini bizzat yönetmek istediğini ancak sağlık gerekçesiyle gelemediğini ortaya koyuyor.
Vatan
 
EKONOMİ 
Euro: Euro 3, 9529-3, 9545
Sterlin: 4, 5116-4, 5155
Gram Altın: 144, 3340-144, 4382

Yerli Oto Girişim Grubu 
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, gündemdeki konulara ilişkin Hürriyet'in sorularını yanıtladı. Hisarcıklıoğlu'nun açıklamaları arasında yerli otomobil için atılacak adımların yanı sıra, tehlikeli meslek yeterlilik belgesiyle ilgili uyarılar da yer aldı. Tehlikeli meslek yeterlilik belgesi alanların yüzde 10'la sınırlı kaldığını belirten Hisarcıklıoğlu, "Bu işin şakası olmaz" dedi. Yerli otomobil için TOBB Genel Kurulu'nda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a söz verdiklerini vurgulayan Hisarcıklıoğlu, "TOBB'un koordinasyonunda girişim grubu oluşturmaya çalışıyoruz. Türkiye'nin otomobil üretimi konusunda yeterli birikimi var. Yan sanayi de çok iyi noktada" dedi. Makine sanayinde de önemli bir kapasitenin oluştuğuna dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, "Bunları hareketlendirmek için doğru bir girişim grubu oluşturmamız gerekiyor" dedi. Süreç içinde ehil olan herkesle görüşeceklerini belirten Hisarcıklıoğlu, yerli otomobilde elektrikli, konvansiyonel ve hibrit dahil tüm alternatiflerin değerlendirileceğini söyledi. Çalışma hayatında gündeme gelmesi gereken önemli bir konunun bulunduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, tehlikeli ve çok tehlikeli 48 meslekte mesleki yeterlilik belgesi zorunluluğunun 1 Ocak 2017 itibariyle başladığını anımsattı. Ölümlü iş kazalarının önlenmesi amacıyla başlatılan belgelendirme sisteminde 1.3 milyon çalışanın belge alması gerektiğine dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti: "Ancak 2016 yılının başından itibaren bugüne kadar sadece 158 bin kişi belge alabilmiş. Düşünün, ücreti işsizlik fonundan geri ödenen bir hizmetten yararlanılmıyor. İnşaat, otomotiv, metal, makine, asansör ve doğalgaz gibi sektörlerde zorunlu hale gelen belgelendirme sistemi için ya bilgisiz ya da 'Bize bir şey olmaz' diye ilgisiziz. Her ikisi de etkili olabilir. Bu işin şakası olmaz. Çağrım tüm firmalara, lütfen çalışanlarınıza bu eğitimi aldırın. Üstelik olası bir denetimde belge sahibi olmayan bir kişiyi çalıştırana, aylık kişi başı 500 TL idari para cezası uygulanıyor. Biz de TOBB bünyesinde kurduğumuz MEYBEM Mesleki Yeterlilik ve Belgelendirme Merkezi ile belgelendirme hizmeti sunuyoruz."
Hürriyet
 
En Büyük Hırsızlık İmarda 
Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, belediyelere yönelik en önemli şikâyet konusunun imar uygulamaları olduğunu söyledi. Belediyelerin bu nedenle üçüncü bir denetime ihtiyacı olduğunu ifade eden Özhaseki, bu denetim yetkisini bakanlığına istedi. Özhaseki, "Ortalıkta dolaşan imar hikâyeleri, o kadar rahatsız edici ki hepimizin içini döndürüyor. Bu müthiş bir sıkıntı. Adalet duygusunu da sarsıyor" dedi. Özhaseki, TBMM'deki sohbetinde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın özellikle belediye uygulamaları konusunda açtığı başlığın anımsatılması üzerine değerlendirmeler yaptı. Özhaseki, bazı belediyelerin imar kararlarına yönelik iddialar için şunları söyledi: "Anayasa'dan kaynaklanan hükümden dolayı belediyeler İçişleri Bakanlığı'na bağlı. Fakat onların parasını biz gönderiyoruz. Kredi talepleri, değişik fonlardan kaynak istediklerinde bize geliyorlar. İmarla ilgili düzenlemeleri de biz yapıyoruz. Belediyeler konusundan vatandaşın en çok şikâyet ettiği konu imar. Fakat ortalıkta dolaşan imar hikâyeleri o kadar rahatsız edici ki, hepimizin içini döndürüyor. Bu müthiş bir sıkıntı. Adalet duygusunu da sarsıyor. Belediyelere yönelik güveni de sarsıyor." Bunların engellenmesi konusunda görüşlerini Cumhurbaşkanı'na ve Başbakan'a ilettiklerini söyleyen Özhaseki, şöyle konuştu: "İmar uygulamaları açısından ayrıca denetlenmesi lazım. Denetimi biz yapabiliriz. Önümüzdeki günlerde Cumhurbaşkanı'na sunacağımız 6 aylık planda belediyelerle ilişkilerimiz de olacak. Sayıştay ve İçişleri Bakanlığı denetler belediyeleri. Bazen Sayıştay öyle abartır ki, denetim işkenceye dönebilir. Ama buna rağmen denetlemeli, itirazımız yok. Diğeri de İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişlerinin yaptığı denetimdir. Belli aralıklarla bu denetim yapılır. Onlar işlemlere bakarlar."
Hürriyet
 
'Azeri Gazı Türkiye'de Fiyatları Ucuzlatacak' 
SOCAR Türkiye Başkanı Vagif Aliyev Socar'ın Petkim'i Türkiye'den satın aldıklarında değerinin iki misli para verdiklerini belirterek "Çünkü biz Türkiye yatırımlarını stratejik gördük. Elimizi taşın altına koyduk. Şimdiye kadar Türkiye'ye yaptığımız yatırımlardan hiç para kazanmadık. Sürekli yatırım yapıyoruz. Türkiye'de 9 yıldır sadece gelecek için çalışıyoruz" dedi. Bakü'de ana sponsorluğunu Socar'ın üstlendiği 24. Uluslararası Hazar Petrol ve Doğalgaz Fuarı'nda konuşan Aliyev, TANAP'ın tamamlanması ile Türkiye'de hanelerin kullandığı doğalgaz fiyatlarının da ucuzlayabileceğini ifade ederek "Azerbaycan gazı her zaman ucuzdur" dedi. Aliyev yeni petro kimya parkı kurmak için Türkiye'nin teşviğinin kaynak bulmak açısından önemli olduğunu belirtti.
Haber Türk
 
Varlık Fonu Kurumlarına Sayıştay Denetimi Sürer  
Sayıştay Başkanı Seyit Ahmet Baş, "Varlık Fonunun portföyünde yer alıp normal şartlarda Sayıştay denetimine tabi olan kurumlar, yine tarafımızca denetlenmeye devam edecek" dedi. Varlık fonunun çalışanları ve kendisine ait bir bütçesi olacağına işaret eden Baş, fonun, mevzuatı uyarınca kendisini bağımsız bir denetim firmasına denetlettirmesi gerektiğini, uluslararası yatırımcı açısından bağımsız denetim raporunun önemli olduğunu kaydetti. Baş, "Fonun esas amacı bir şekilde yabancı yatırımcıyı Türkiye'ye çekmek, yapılacak yatırım projelerinin finansmanı için birtakım menkul kıymet ihraç etmek ise fonun portföyünde yer alan kurumlar ve onların hisseleri, o hisseler dayanak gösterilerek çıkarılacak yeni menkul kıymetler açısından hisseleri fona devredilmiş olan kuruluşların denetleniyor olması önemli" diye konuştu. Varlık Fonu bünyesindeki Çaykur'un, Milli Piyango'nun ve KİT'lerden yüzde 51'i devlet payını sağlayanların Sayıştayın denetimine tabi olduğunu hatırlatan Baş, bu kurumlarda Sayıştay'ın denetimlerinin devam ettiğini belirtti. Baş, şunları kaydetti: "Bizim açımızdan fark eden bir şey olmadı, denetimlerimiz zaten devam ediyordu bugün de devam ediyor, raporlarımızı Meclis'e sunacağız. Fonun portföyüne giren kurumlar Sayıştay denetimine tabiyse zaten denetimler devam ediyor. Kurumlar fona devrolunca Sayıştay denetiminden çıkacak algısı doğru değil. Çünkü bugün itibarıyla kanun çıkmadan önce denetim açısından nasıl bir sistematik varsa biz aynen denetime devam ediyoruz. Fonun idari işlemleri dışında Sayıştay denetimini etkileyen bir husus yok."
Milliyet
 
Türkiye Aktarmalı Demir İpekyolu 
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan Bakü - Tiflis - Kars Demiryolu Projesi'ne ilişkin, "Bu ay sonu itibarıyla Türkiye tarafı tamamlanmış olacak. Bu raylarda tren çalışabilir hale gelecek" dedi. AA'nın haberine göre, Arslan, Kars Tren Garı'ndaki incelemenin ardından kentin Arpaçay ilçesinde devam eden Bakü - Tiflis - Kars Demiryolu Projesi'ne ilişkin çalışmaları yerinde görmek amacıyla bölgeye geçti. Projenin sadece Türkiye için değil dünya için önemine işaret eden Arslan, şöyle konuştu: "Proje, bölgemiz için önemli ama ülkemiz için çok daha önemli. Avrupa'dan Asya'ya özellikle 'Tek yol, tek kuşak' projesini de düşünürseniz orta koridoru kesintisiz hale getirecek bir demiryolu projesi. Bu hat sadece Türkiye için değil Gürcistan, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan, Çin dahil Orta Asya açısından önemli. Aynı şekilde Avrupa ile yük hareketini kesintisiz hale getirecek olması nedeniyle Avrupa için de aynı derece öneme haiz." Demiryolu projesinde çok ciddi bir emek olduğuna dikkati çeken Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu ayın sonu itibarıyla Türkiye tarafı tamamlanmış olacak. Bu raylarda tren çalışabilir hale gelecek. Gürcistan tarafından ise yaklaşık üç aylık iş var. Biz Türkiye tarafını haziran ayı sonu itibarıyla bitirmiş olacağız. Eylül ayı başı itibarıyla Gürcistan tarafı da bittiğinde bu demiryolunu kesintisiz kullanabilir hale getireceğiz. Projenin 79 kilometresi Türkiye, 26 kilometresi de Gürcistan tarafında yer alıyor. Demir İpekyolu'nun tamamlanması adına arkadaşlar olağan üstün bir gayret sarf ettiler." Arslan, söz konusu demiryolu hattının, öncelikli olarak yük taşımacılığı için yapılsa da yolcu taşımacılığı açısından da önem taşıdığını kaydetti.
Milliyet
 
Yerlilerin Zaferi 
Türk otomotiv sektörü yeni otomobil projeleriyle tarihinin en başarılı dönemlerinden birini geçiriyor. Üretim ve ihracat yine rekor koşarken, 'kara delik' cari açık yeni yerli modeller sayesinde kapandı. Otomobilde dış ticaret açığı 7 yıl gibi uzun bir aradan sonra ilk kez artıya geçti. Böylece son 3 yılda 6 milyar dolarlık projelere imza atan Türk otomotiv sektörü, yatırımların meyvelerini topladı. Otomotiv Sanayi Derneği'nin (OSD) yayınladığı Dış Ticaret Raporu'na göre, binek otomobil ithalatı yılın ilk 3 ayında yüzde 34 gerileyerek 1 milyar 892 milyon dolardan 1 milyar 253 milyon dolara indi. İhracat tarafına baktığımızda Ocak-Mart döneminde yüzde 88 büyüyerek 1 milyar 601 milyon dolardan 3 milyar 6 milyon dolara yükseldi. Yeni modellerin etkisiyle sıçrama yapan ihracat sayesinde otomobilde 1 milyar 752 milyon dolar fazla verildi ve yüzde 702'lik artış sağlandı. Geçen yılın ilk 3 ayında 291 milyon dolar dış ticaret açığı verilmişti. Otomobilde en son dış ticaret fazlası 1 milyar 820 milyon dolarla 2009'da verilmişti. Toplam otomotiv dış ticaretinde de 2 milyar 723 milyon dolarlık fazla elde edildi. Sektör geçen yılın aynı döneminde de 826 milyon dolar artıdaydı. Cari açığı tetiklediği eleştirileriyle adeta 'günah keçisi' ilan edilen otomotiv sektörü son 11 yılda dış ticarette sadece 2 kez açık verdi. Otomotiv sanayi 2006-2016 yılları arasında 16.8 milyar dolar artıya geçerek, eleştrilere yanıt vermiş oldu.
Vatan
 
DÜNYA 
'Türkiye İle Dostça Konuşmalıyız' 
Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, İncirlik krizini çözüme kavuşturmak için son bir kez daha görüşmek üzere bugün Türkiye'ye geliyor. Mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüşecek olan Gabriel, ziyaret öncesi Alman "Bild am Sonntag" gazetesine demeç verdi. Türkiye'den, Alman vekillerin İncirlik Üssü'nde konuşlu Alman askerlerini her zaman ziyaret etmelerine izin vermesini isteyen Gabriel şöyle dedi: "Alman ordusu bir parlamento ordusudur. Bu açıdan Alman vekiller askerlerini gönderdikleri ülkede ziyaret etmek zorundalar. Hem de öyle bir kez değil, her zaman bunu yapabilmelidirler. Anayasamız böyle öngörüyor. Türkiye, ziyaret hakkını hiç şüpheye yer vermeden güvence etmek zorunda. Türkiye'nin bu imkanı Konya'daki NATO Üssü konusunda Alman vekiller için sağlaması şüphesiz çok sevindirici. Eğer Türkiye bunu İncirlik'te iç politik nedenlerle yapamıyorsa veya istemiyorsa, o zaman hiç kavga etmeden ve gayet dostça askerlerin konuşlandırılmasını sona erdirmek için bir anlaşmaya varmalıyız. İncirlik'ten çekilmeleri durumunda Ürdün'ün en iyi alternatif olduğunu savunan Dışişleri Bakanı Gabriel, "Askerleri buraya konuşlandırmak konusunda hiçbir endişem yok" dedi. İncirlik krizinin Türkiye'yle ilişkilerde tek sorun olmadığına işaret eden Gabriel sözlerini şöyle sürdürdü: "Alman askerlerin İncirlik'te kalıp kalmasından tamamen bağımsız olarak, Türkiye'yle yeni irtibat noktaları aramak zorundayız. Megafon politikası artık son bulmalı. Askerlerin İncirlik'ten çekilmesinin mülteci anlaşması üzerinde de etkileri olmaz." Bakan Gabriel, Türkiye'yle yeni irtibat noktaları nedir sorusuna ise şu yanıtı verdi: "Türkler bizden PKK'nın üzerine daha sert gitmemizi bekliyor. PKK bizde de yasaklı bir örgüt. Çünkü silah ve uyuşturucu ticaretine bulaşmış ve haraç topluyor. PKK'nın finans kaynaklarını kurutmak ve ona Alman toprakları üzerinde hareket alanı bırakmamak bizim de çıkarlarımız doğrultusunda. Bu konu, Türklerin haklı olarak gündeme getirdiği bir nokta." Gabriel, Türkiye'de tutuklu gazeteci Deniz Yücel konusunu da ziyaretinde gündeme getireceğini söyledi. Almanya'nın Bavyera İçişleri Bakanı Joachim Herrmann ise Alman ordusunun vakitsiz bir biçimde İncirlik'ten çekilmesine karşı uyardı. Herrmann Türkiye'yle ilişkilerin önemini vurguladı.
Hürriyet
 
'Artık Yeter' 
Londra son üç ayda üçüncü terör saldırısına sahne olurken, İngiltere hükümetinden sert açıklamalar geldi. Önceki gece yerel saatle 22.30 civarında meydana gelen terör saldırısında 3 saldırgan önce beyaz minibüsle Londra Köprüsü'ndeki yayaları ezdi ardından da araçtan inerek bıçaklarla dehşet saçtı. Saldırı sonucu 7 kişi öldü, 48 kişi de yaralandı. Saldırganlar, olay yerinde polis tarafından vurularak öldürüldü. Olay sırasında 8 polis memurunun, saldırganlara 50 el ateş ettiği ve bunun 'benzeri görülmemiş' bir durum olduğu belirtildi. Teröristlerin, teneke kutularla üzerlerinde intihar yeleği varmış görüntüsü verdiği ancak üzerlerinden bir patlayıcı çıkmadığı ifade edildi. Henüz saldırıyı üstlenen ise olmadı. Polis 12 kişiyi gözaltına aldı. İngiltere Başbakanı Theresa May ise konuşmasında "İngiltere'de aşırıcılığa haddinden fazla tolerans gösterildiğini" söylerken, "Artık yeter" dedi. Saldırı, önceki gece yaşandı. Londra Köprüsü'nde insanları kamyonetle ezen teröristler, daha sonra araçtan inerek yakınlardaki Borough Pazarı'na saldırdılar ve kimi gördülerse bıçakladılar. Bazı kurbanların boğazlarının kesildiği ifade edildi. Bıçaklı terör yaşanırken, insanlar canları kurtarmak üzere çevredeki dükkânlara, kafelere ya da barlara sığındı. İngiltere Başbakanı May, saldırıyla ilgili açıklamasında "Artık yeter demenin zamanı geldi. Herkes hayatına normalde yaptığı gibi devam etmeli. Toplumumuz değerlerimizle uygun hareket etmeli. Aşırıcılık ve terörle mücadeleye gelirsek, değişmesi gereken şeyler var" dedi. May, aşırıcılıkla ilgili olarak, "Bu, İslam'ı ve hakikati çarpıtan bir ideoloji" ifadesini kullandı. İngiltere'de aşırıcılığa haddinden fazla tolerans gösterildiğini söyleyen May, "Bunu tespit etmede, kamu kesiminden ve toplumdan kökünü kazımada çok daha fazla sağlam olmalıyız" dedi.
Hürriyet
 
Terör Londra'nın Peşini Bırakmadı! 
İngiltere'nin başkenti Londra, son üç ayda üçüncü kez terörün hedefi oldu. Kentin merkezinde cumartesi gecesi meydana gelen saldırıda 7 kişi hayatını kaybederken, 48 kişi de yaralandı. Saldırganların etkisiz hale getirildiği belirtilirken, ülke şok yaşıyor. Londra polisi, kentin merkezindeki Londra Köprüsü ve köprü yakınlarındaki Borough Market'te cumartesi gecesi yaşanan olayda üç saldırgan, önce beyaz bir ticari aracı köprüde 80 km/s hızla yayaların üzerine sürdü. Ardından araçtan inen saldırganlar, aralarında polislerin de olduğu bazı kişileri Borough Market'te rastgele bıçakladı. Polis yetkilileri, söz konusu saldırıyı gerçekleştiren üç kişinin, 8 dakika içinde öldürüldüğünü bildirirken, 7 kişinin hayatını kaybettiği ve 21'i ağır olmak üzere toplam 48 kişinin de yaralandığını açıkladı. Yaralılar arasında Fransa ve Avustralya vatandaşlarının olduğu da belirtildi. Saldırganların, kendilerine "intihar bombacısı" süsü verdikleri de belirtilirken, yapılan aramalarda, üzerlerinde "sahte bombalar" bulunduğu kaydediliyor. Öldürülen zanlıların kimlikleri şimdiye kadar açıklanmazken, saldırıyı henüz üstlenen de olmadı. Londra Emniyet Müdür Yardımcısı Mark Rowley saldırı ile ilgili kapsamlı soruşturmanın sürdüğünü söyledi. Bununla birlikte saldırı sonrasında sonrası kentin doğusundaki Barking bölgesinde birkaç adrese baskınlar düzenlendiğini, 12 şüphelinin gözaltına alındığı bildirildi. Görgü tanıkları, saldırganlardan birinin ikametgahı olduğu belirtilen evde de 4 kişinin gözaltına alındığını, bir kişinin kaçmaya çalışırken polis tarafından vurulduğunu söyledi. Saldırı sonrası bölgede panik yaşanırken, Londra Köprüsü ve yakınlarında bulunan metro ile tren istasyonu kapatıldı. Polis Londralılara bir süre, köprü ve Borough Market'ten uzak durmaları yönünde çağrı yaptı. Londra'nın Vauxhall bölgesinde de bıçaklı saldırı düzenlendiği yolunda ihbar alınmıştı. Ancak Londra Polisi, bu olayın, köprüde ve Borough Market'te yaşananlarla ilgisinin olmadığını açıkladı.
Milliyet
 
Esad 'Sarin Gazı' İçin Bizzat Emir Verdi!.. 
Uluslararası adli soruşturmaları inceleyen Fransız "Mediapart" internet sitesi, skandal bir iddia ortaya attı. "Newsweek" tarafından yayınlanan ve söz konusu sitenin, sürgüne gönderilen Suriyeli bilim adamlarının ifadelerine dayanarak verdiği bilgiye göre Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, ülkedeki iç savaş patlamadan önce, muhaliflerine karşı kullanılmak üzere kimyasal silah geliştirilmesi talimatı verdi. Habere göre, aralarında sarin gazının da bulunduğu silahlar, 7 farklı askeri üsse gönderilmek üzere, Esad'ın doğrudan emri altında olan Suriye Bilimsel Araştırma Merkezi'nde (CERS) üretildi. Bu emirle oluşturulan kimyasal silah üretimi programının, CERS'de "Bölüm 3000" adı verilen özel bir birimde yürütüldüğü belirtilen haberde, özellikle sinir gazına sahip mühimmatın, helikopterlerden de atılabilecek şekilde de üretildiği iddia ediliyor. Haberde, Fransa'nın Birleşmiş Milletlet Güvenlik Konseyi'nde, Nisan ayında İdlib kentinde kimyasal madde kullanıldığı gerekçesiyle Şam yönetimini suçladığına dikkat çekilirken, bunun, Fransız istihbarat birimlerinin raporlarından edinilen bilgilerle yapıldığı hatırlatıldı. Suriye'nin, kimyasal silah programı için Rusya, Ermenistan gibi ülkelerden teknoloji ve hammadde tedarik ettiği öne sürülürken, Şam rejiminin, kasıtlamalara aykırı olarak hala 35 ton kimyasal silahı, gizli cephaneliğinde bulundurduğu da öne sürülüyor. Mediapart'a konuşan, Suriye'nin kimyasal silah araştırmalarını denetleyen birimin eski direktörü, bu tür silahları, İsrail'i, ülkenin kuzeydoğu ucunda bulunan ve Suriye'den alınan Golan Tepeleri'nden geri çekilmeye zorlamak için "caydırıcı unsur" olarak gördüklerini de söyledi. Kimyasal silahları sivillere karşı kullanmak yerine, İsrail'e karşı bir caydırıcı güç olarak gördüğünü ifade eden eski direktör "Bir savaşın, bu hedefi elde etmemize yaramayacağını biliyordum" ifadelerini kullandı. Şam rejimi şimdiye dek kimyasal silah kullandığı iddialarını reddetti. Kimyasal Silahların Yasaklanması Teşkilatı'nca hazırlanan rapora göre Suriye rejimi, kimyasal silahları ülkenin envanterinden çıkaracağını taahhüt etmesine rağmen, bu silahları üretmeyi sürdürüyor.
Milliyet
 
Trump Venezuela'yı Bitirmeye Kararlı 
ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela yönetimini hedef alan yeni yaptırımlara hazırlanıyor. Reuters haber ajansına konuşan Beyaz Saray kaynakları Trump'ın, Venezuela'nın başlıca ihraç maddesi olan petrolden elde ettiği geliri hedef alan bir dizi yaptırım üzerinde çalıştığını belirtti. Yaptırımların başlıca hedefinin, Venezuela devletine ait olan petrol şirketi PDVSA olacağı belirtiliyor. Henüz kağıt üzerinde olan yaptırımlarla PDVSA'nın ABD pazarında faaliyet göstermesinin engellenmesi amaçlanıyor. ABD'li yetkililer, ülkenin üçüncü en büyük petrol tedarikçisi olan Venezuela'nın enerji sektörüne büyük darbe vurması beklenen yaptırımların, masadaki seçeneklerden bir tanesi olduğunu, Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya karşı atılacak nihai adıma henüz karar verilmediğini belirtti. Venezuela'da, başta başkent Caracas olmak üzere büyük şehirlerde son 3 ay içerisinde düzenlenen iktidar karşıtı gösterilerde 60'ın üzerinde sivil hayatını kaybetmişti. Maduro, muhaliflerin ülkede sosyalist iktidarı sona erdirmeye çalışan ABD'nin piyonları olduğunu öne sürüyor. Petrol fiyatlarında son yıllarda yaşanan hızlı düşüş, ihracatının yüzde 95'ini petrolün oluşturduğu Venezuela'nın ekonomisine ağır bir darbe indirmişti.
Vatan
 
Katliamın Nedeni Kumar Borcuymuş 
Filipinler'in başkenti Manila'da bir kumarhaneyi basarak 37 kişinin ölümüne neden olan silahlı saldırganın eylemi kumar borcu nedeniyle gerçekleştirdiği açıklandı. Filipinler polisi, Resorts World Manila adlı eğlence merkezinde bulunan kumarhaneye baskın düzenleyen kişinin, 3 çocuk babası Jesse Carlos olduğunu duyurdu. 43 yaşındaki adamın yüklü bir kumar borcu bulunduğunu belirten polis, Carlos'un 'kumar bağımlısı' olduğunu ve ailesinin talebi üzerine Nisan ayından itibaren kumarhanelere girişinin yasaklandığını kaydetti. Kumarhaneyi kundaklayarak 37 kişinin ölümüne yol açan Carlos kendini de ateşe vererek intihar etmişti. Terör örgütü DEAŞ saldırıyı üstlenirken, Filipinli yetkililer baskının örgütle bir bağının bulunmadığını kaydetmişti.
Vatan
POLİTİKA 
Elim Kaza Ders Oldu 
Başbakan Binali Yıldırım, Şırnak'ta 13 askerin şehit olduğu helikopter kazasında tartışma konusu olan Helikpoter Engel Tanıma Sistemiyle (HETS) ilgili, "Milli Savunma Bakanı'na 'Gerekirse doğrudan temin suretiyle bu işi hemen halledin' dedim. Bu tip acil alımlara güvenlik gerekçesiyle muafiyet uygulayacağız" dedi. Çankaya Köşkü'nde önceki gün medya temsilcileriyle iftarda bir araya gelen Yıldırım özetle şunları söyledi:(Şırnak Şenoba'da 13 askerin şehit düştüğü kaza) Engel tanıma sistemi uzun yıllardır, savunma sanayisinin gündeminde olmuş, birkaç sefer de ihale yapılmış, iptal edilmiş. Sebebi, bürokrasi ve firmaların kendi aralarında sonuca rıza göstermemesinden kaynaklanan anlaşmazlıklar. Bunların hiçbiri bahane olmamalı. Ben Milli Savunma Bakanı'na 'Gerekirse doğrudan temin suretiyle bu işi hemen halledin' dedim. Bu tip acil alımlara güvenlik gerekçesiyle muafiyet uygulayacağız ve doğrudan temin cihetine giderek bunu alacaklar. Gerekli talimatları verdik. (Cumhuriyet ve Sözcü'ye yönelik soruşturma ve tutuklamalar) Bizim işimiz başımızdan aşkın. Bir de yargının işine burnumuzu sokarsak hem yanlış olur hem de böyle bir alanımız yok. Hukuk devletinde yetkimiz yok. Gerek yabancı gerekse Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gazetecilerin gözaltına alınmasının gazetecilik faaliyetiyle ilgili olmadığını biliyoruz. Bize gelen bilgi bu. Gazeteci olmak, basın mensubu olmak suç işleme üstünlüğü veya muafiyeti sağlamaz. (15 Temmuz davaları) Ne şov yaparsa yapsınlar Türk adaleti gereken kararı ve cezayı verecek. Bombayı atan, ona izni veren, insanları öldürenler, tankları yürütenler, helikopterleri, uçakları alıp götürenler belli. Neyi bekliyoruz? Bu suçüstü halidir. Karar verilmesi gerek. Bu konuda ısrarla her fırsatta yargıya telkinlerimizi iletiyoruz. Yargıya talimat verme imkânımız yok. (Türkiye-Almanya ilişkileri) Buradaki gerginlik yapay. Biraz konjonktürel sebeplerden. Nihai hedefimiz ilişkilerin düzeltilmesidir. Halk oylaması kampanya süresince gerilen ilişkilerin, hem AB ortaklık sürecinin normalleştirilmesi hem de Almanya ile ikili ilişkilerimizin tekrar rayına oturtulması temel düşüncemizdir. Ama Almanya'nın da bu minvalde hareket etmesi esastır. İncirlik ziyaretinde bir-iki çekincemiz var. Kendileriyle paylaştık. Bu ziyarete katılacaklar arasında ülkemiz aleyhinde keskin faaliyette bulunanlar olabilir. Varsa onlarla ilgili bir çekincemiz var. Ona göre bir karar verilecek. (Kabine değişikliği) Burada kabineye girme arzusunda olan var mı? O halde merak edilecek bir konu değil. Kabine değişikliği konuşulmaz, bir gün bakarsınız değişmiş. (Bankaların, Kredi Garanti Fonu ile ciddi para çıkışı olduğu ve 'Cepte para kalmadığı' endişeleri) Asıl KGF teminatlı kredi kullanımı olmasaydı o zaman (bankalar) büyük sıkıntı yaşayacaklardı. Takibe düşen kredilerin miktarı artacaktı, firmalar nakit sıkıntısından batmayla karşı karşıya kalacaklardı. Bütün bu tedbirler alındı ve işler yoluna girdi. Artık önümüzde seçim de yok. Rahat rahat uzun vadeli planlarını, yatırımlarını yapabilirler. Birçok gösterge olumlu yönde gidiyor. Uluslararası piyasadan da iç piyasadan da olumlu mesajlar geliyor. Nakit, sermaye ihtiyacı doğarsa bunun da çözümü var. Merkez Bankası şartlar icap ettirdiği zaman gereken adımları atar. Gerek özel sektörün gerek kamunun borç yükümlülüğünün yerine getirilmesi adına başka araçlarımız da var. İhtiyaç olduğunda hepsi adım adım devreye girer. Her şey yolunda."
Hürriyet
Yarın Seçim Olacak Gibi Çalışın 
Referandumdan sonra Saadet Partisi, Vatan Partisi ve Demokrat Parti genel başkanları ile görüştükten sonra, eski MHP milletvekili Meral Akşener'le de iftarda buluşan Kılıçdaroğlu bu hafta da HDP'yi ziyaret edecek. Kılıçdaroğlu'nun HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay ve parti yöneticileri ile referandum süreci ve sonrasındaki gelişmeleri değerlendireceği bildirildi. Kılıçdaroğlu, 25 ülkeden 50 temsilcinin katıldığı CHP Yurtdışı Birlikleri temsilcileri ile haftasonu yapılan iki günlük çalıştayda ise 2019 seçimleriyle ilgili uyarılarda bulundu. Toplantıda birlik temsilcileri, referandum sonuçlarıyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) gidilip gidilmeyeceğini ve CHP'nin 2019'a kadar izleyeceği yol haritası ile 'hayır' oylarının bir arada tutulması için nasıl bir taktik izleneceğini sordular. Kılıçdaroğlu, bunun üzerine "AİHM'ye başvuracağız. Bu konuda arkadaşlarımız kapsamlı bir çalışma yürütüyor. 2019'daki Cumhubaşkanlığı seçimlerine hep birlikte hazırlanmalıyız. Hatta yarın seçim olacakmış gibi şimdiden çalışmaya başlamalıyız. Şimdiden seçmenlerle buluşarak onları ikna etmeye çalışın. Onların sorularını dinleyerek yanıt verin. Referandum sonrası Türkiye'de yaşananları onlara anlatın. 57 ülkede seçmenimiz var. Son günlere sıkıştırılan çalışmaların kimseye yararı olmaz" dedi. CHP Genel Başkanı, referandum öncesi gidilen bütün sivil toplum örgütü ve seçmenlerin yeniden ziyaret edilmesini ve katılımları için teşekkür edilmesini istedi. Kılıçdaroğlu ayrıca, partililerin çalışmalarda kullanacakları dilin yapıcı ve çatışmadan uzak olması gerektiğini söyledi.
Hürriyet

SPOR 
Transfer çalışmalarına erken başlamasına rağmen Vincent Aboubakar konusunda ciddi sıkıntılar yaşayan Beşiktaş Yönetimi, şimdiden yeni golcü adaylarını gündeme almaya başladı. Porto'nun, Kamerunlu oyuncudaki 10 milyon euro satış opsiyonunda indirim yapmaması yüzünden farklı arayışlara giren siyah-beyazlı kulüp şimdi de Demba Ba seçeneğini öne çekti. Senegalli golcünün Beşiktaş'taki ikinci döneminde antreman çalışmalarından memnun olan Teknik Direktör Şenol Güneş'in de isteğiyle Demba Ba için Shanghai Shenhua Kulübü ile bir görüşme yapılacak. Siyah-beyazlı yönetim, Çin ekibinden olumlu yanıt gelirse Demba Ba'yı 1 sene daha kiralayacak. Aboubakar konusunda Porto'dan olumsuz sinyaller gelmesi nedeniyle Demba Ba transferine yönelen Beşiktaş Yönetimi'nin yine kiralamak istediği kariyerli bir oyuncuyla da temas halinde olduğu belirlendi. Demba Ba'nın durumuna göre rotanın bu oyuncuya çevrilebileceği savunuldu. Bu arada transferde bütçe oluşturmak için bir ya da iki oyuncusunu satmayı planlayan Beşiktaş Yönetimi tüm planlarını Marcelo, Tolgay Arslan ve Oğuzhan üzerine kurdu. Lyon'un Marcelo ile Roma'nın ise Oğuzhan ve Tolgay ile ilgilendiğini bilen siyah-beyazlılar satışlardan gelecek olan parayı stoper, forvet ve kanat transferlerinde kullanacak.etmesine rağmen, bu silahları üretmeyi sürdürüyor.
Milliyet
Galatasaray'da başkan Dursun Özbek ve Sinan Gümüş, gece yarısı bir araya geldi, gelecek sezon hakkında görüştü. Atiker Konyaspor karşısında iki gol atan, ancak bu gollere sevinmeyen Sinan, bu tavrıyla gitmek istediğini somut bir şekilde ortaya koymuş oldu. Genç futbolcunun bu durumu üzerine harekete geçen başkan Dursun Özbek, karşılaşmanın ardından Sinan'ı çağırdı. Sportif direktör Cenk Ergün, genç futbolcuyu alıp, başkan Özbek'in yanına götürdü. Dursun Özbek, Sinan'a, "Gitmek istediğini duydum. Bu sene senden beklentilerimiz var. Kararını gözden geçirmeni istiyorum. Yeni sezon planlamasında seni mutlaka görmek istiyorum. Son haftalardaki performansını gelecek sezon da sürdürürsen seni güzel bir kariyer bekliyor" diyerek futbolcusunun gönlünü almak ve kararından vazgeçirmek istedi. Sinan'ın ise, "Başkanım benim gerçekleştirmek istediğim hayallerim var. Bu konuda izninizi istiyorum" yanıtını verdiği bildirildi. Genç futbolcunun 31 Mayıs 2019'a kadar sözleşmesi bulunuyor. Dolayısıyla transferin gerçekleşmesi için Galatasaray'ın izin vermesi gerekiyor. Sinan Gümüş'ü Konyaspor karşısında Atalanta'nın izlediği belirlendi. İtalyan ekibinin temsilcilerinin Türk Telekom Stadı'nda Sinan'ın performansından etkilendikleri dile getirildi. Sinan'ı Portekiz'den Benfica'nın yanı sıra İspanya'dan Malaga ve Almanya'dan Freiburg da istiyor.
Milliyet
Fenerbahçe'de ikinci Aykut Kocaman dönemi başlıyor. Sarı-lacivertlilerin, Kocaman ile Şubat ayında yaptığı prensip anlaşması bugün itibariyle resmiyet kazanacak. Dört yıl sonra Fenerbahçe'ye dönecek olan başarılı teknik adamın atacağı üç senelik imzanın ardından kulüpten resmi açıklama yapılacak. Fenerbahçe'nin Aykut Kocaman tercihinde birçok önemli etken rol oynadı. Sarı- lacivertli kulüp sportif ve mali açıdan zor bir süreçten geçiyor. Yaşanan başarısızlık nedeniyle transfer kısıtlamasına rağmen kadronun sil baştan değişmesi gerekiyor. Bu operasyon yapılırken de yeni sezon için takım şampiyonluğu kazanmak zorunda. Ayrıca teknik adamın bunlar yapılırken yönetimle de uyumlu çalışması şart. Bu sıkıntılarla camiayı tanımayan bir teknik adamın başarıya ulaşmasının zor olduğu konusunda görüş birliği bulunuyor. Bu nedenle Fenerbahçe'yi bu zor durumdan kurtaracak tek ismin Aykut Kocaman olduğu kararı verildi. 2013'teki ayrılığın ardından 4 yıl geçse de tesislerde hala Aykut Kocaman'ın kurduğu sistem devam ediyor. Kocaman çalışan personel ve profesyoneller başta olmak tüm ekibi tanıyor. Birçoğu ile hem Fenerbahçe hem de farklı takımlarda çalıştı. Bunun yanı sıra antrenman sistemlerinden, rakip takım analizine kadar Kocaman'ın kurduğu altyapı kullanılıyor. Bu nedenle Aykut Kocaman bir anlamda kendi kurduğu sisteme geri dönüş yapacak. Bunun yanı sıra önceki kadrodan Volkan Demirel, Hasan Ali, Mehmet Topal gibi isimlerle de tekrar çalışacak. Bu pencereden bakıldığında idari ve sportif açıdan bu kritik sezon öncesi uyum süreci neredeyse hiç yaşanmayacak.
Milliyet
TFF 1. Lig play-offff finalinde, Eskişehirspor ile Goztepe karşı karşıya geldi. Normal suresi ve uzatma dakikaları 1-1 sona eren maçta Goz-Goz penaltılarda Es-Es'i 3-2 mağlup ederek Super Lig'e son bileti aldı ve 14 yıllık ozlemi noktaladı. İki takım için de sezonun en onemli maçıydı. Futbolcular da bunun bilincinde sahaya çıktı. Ancak taraftarlar adına aynı şeyi soylemek mumkun değildi. Evet, belki iki taraf da onemli pozisyonlara girdi, fakat ilk yarı için akıllarda kalan şey atılan meşaleler, uç kez duran oyun ve fazladan eklenen 17 dakikaydı. Maça gelince, Goztepe'yi, Eskişehir karşısında oyun olarak one geçiren etken tek futbolcuya dayalı oynamaması oldu. Gosso orta alan hakimiyetini alırken, kanatlar da hem Umut'u hem de Jahovic'i iyi besledi. Es-Es'te de alınan toplar hemen ya Erkan ya da Ofoedu ile buluşturuldu. Ancak rakip defans bu iki isme iyi markaj yapınca pozisyonlar gelişmeden eridi. Goztepe ilk devrede Boffff in'e korku dolu anlar yaşattı. Önce Jahovic'in şutu auta gitti. Ardından Tanju'nun ortasında Umut'a çarpan topu Boffff in zor da olsa çıkardı. İlk yarının son anlarında da Umut'un şutu direkten dondu. İkinci yarıda oyun dengede başladı. Ve 53. dakika Eskişehir'in tecrubeli ismi Ofoedu, Erkan'ın pasıyla orta alandan aldığı topu Gunay'a rağmen ağlara yolladı. Maçın bitimi yaklaştığında ise Yılmaz Vural'ın uç değişiklik yaparak takımı ateşlemesinin ardından Jahovic sahneye çıktı. Kobakhidze'nin asistinde Makedon golcu skora denge getirdi. Uzatma dakikalarında iki takım da kontrolu elden bırakmazken, eşitlik bozulmadı ve seri penaltı atışlarında Goztepe rakibini 3-2 mağlup etti.
Milliyet
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme