17 Haziran 2017 Cumartesi

17.06.2017 Genel Gündem



17.06.2017

GÜNDEM

12 koruma alarmı 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın geçen mayıs ayındaki Washington ziyareti sırasında Türk Büyükelçiliği önündeki kavgayla ilgili olarak 12 koruma hakkında ABD'de tutuklama kararı çıkarması üzerine Ankara harekete geçti. Alınan bilgilere göre Washington Büyükelçiliği, karara karşı hukuki sürecin nasıl başlatılıp işletileceğine dair kapsamlı bir çalışma yapacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın en yakın tarihteki ABD ziyareti şu aşamada eylül ayında görünüyor. Erdoğan'ın, BM Genel Kurulu için New York'a gitmesi halinde haklarında tutuklama kararı bulunan 12 yakın koruma ABD'ye götürülmeyecek. Washington Emniyet Müdürü Peter Newsham "Bu kişiler ABD'ye gelirlerse tutuklanacaklar. Bu kişilerin ABD'ye gelip suçlamalara cevap vermelerini bekliyoruz" demişti. ABD Dışişleri Bakanlığı, 'kararın bir mesaj niteliğinde' olduğunu belirttiği için, ABD'nin siyah diplomatik pasaport sahibi olsalar da Erdoğan'ın yanında götüreceği yeni korumalara vize verip vermeyeceği de merak konusu. ABD, siyah diplomatik pasaport dahil tüm Türkiye Cumhuriyeti pasaportlarına vize uyguluyor. Yetkililer, ABD'de yabancı bir cumhurbaşkanının yakın korumaları veya resmi heyette yer alan aşçı, özel hizmetli vb. statüsünde olanların diplomatik dokunulmazlığı olup olmadığına dair farklı görüşlerin olduğunu belirtti. ABD'de bazı eyaletlerin bu kişilerin diplomatik dokunulmazlığı olduğunu kabul ettiği, bazılarının ise etmediği belirtilerek, karmaşık bir durum olduğu ifade edildi.
Hürriyet



Yargıtay: bylock örgüt bağına delil 
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin, "Paralel Yapı" soruşturmaları kapsamındaki tutukluların tahliyesini kararlaştıran ve meslekten ihraç edilen hakimler Metin Özçelik ile Mustafa Başer'e "silahlı terör örgütü üyeliği" ve "görevi kötüye kullanma" suçlarından 10'ar yıl hapis cezası veren kararının gerekçesi açıklandı. "ByLock" kullanımını FETÖ üyeliği sayan karar, diğer mahkemeler için de yol gösterici nitelik taşıyacak. Daire, gerekçesinde "ByLock"un FETÖ mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulduğuna işaret etti ve sanıkların bu programı ağ özelliğini bilerek (kasten), sisteme ancak şifre ile girilebilen dönemde birçok kez kullandıklarını kaydetti. Başer'in 459, Özçelik'in ise 405 kez sisteme giriş yaptığı belirtildi. "ByLock"taki mesajlaşma şekillerinin anlatıldığı gerekçeli kararda, mesajlaşma içeriklerinde, FETÖ'nün faaliyetlerini devam ettirebilmesi için yapılması gerekenlerin anlatıldığı kaydedildi. Gerekçeli kararda, "ByLock" üzerinden FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in talimatlarının iletildiğinin ve Gülen'den "HE" koduyla "Hocaefendi" olarak bahsedildiği belirtildi. Kararda, uygulamanın gizliliğine olan güvenden dolayı bazı örgüt mensuplarınca, örgüt toplantılarının gerçekleştirileceği adreslerin ve yapılacak organizasyonların uygulama üzerinden paylaşıldığına işaret edildi. Gerekçeli kararda, şu tespitlerde bulunuldu: "ByLock uygulamasının global bir uygulama görüntüsü altında münhasıran FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanımına sunulduğu sonucuna varılmıştır. ByLock iletişim sistemi, somut delillerle kanıtlandığı üzere, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle, örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır."
Vatan
 
EKONOMİ 
Euro: Euro 3,9084-3,9312
Sterlin: 4,4721-4,4784
Gram Altın: 140,9771-141,4313

Merkez altın almaya başladı 
Merkez Bankası'nın 'kendi mülkiyetinde' olan altın rezervi neredeyse çeyrek yüzyılı bulan bir süredir hiç değişmedi; 116 ton 103 kilo uluslararası standartta külçe altın miktarı olduğu gibi korundu. Bu altınların bir bölümü yurtdışı merkez bankalarında, bir bölümü yurtiçinde tutuluyor. Kendi mülkiyetinde olmayan kısmı, bankalarca yatırılması gereken zorunlu karşılıklar yerine altın getirme olanağı sağladığı için, bankalar tarafından Merkez Bankası'na yatırılan kabaca 320 ton civarındaki altınlardan oluşuyor. Böylece bankanın toplam altın rezervi bilançosunda 440 tona yakın görünüyordu. Ama kendi mülkiyetinde olan bölümü sadece 116.1 tondu. Merkez Bankası mayıs ortasından itibaren çeyrek yüzyıllık rezerv politikasını değiştirmiş görünüyor. Kendi mülkiyetinde olan uluslararası standarttaki altın rezervlerini, 116.1 tondan, 127 tona çıkardı. Mayıs ortasından itibaren her hafta 1-3 ton arası altın satın alarak rezervlerini artırıyor. Merkez Bankası 12 Mayıs haftasında 3.6 ton altın alarak başladığı alım operasyonunu, ardı ardına 5 haftadır sürdürüyor. En son 9 Haziran haftası satın aldığı ilave 3 ton altınla; 5 haftada toplamda 11 ton altını rezervine eklemiş oldu. Böylece kendi mülkiyetinde olan altın rezervlerini 127 tona çıkarmış oldu. Bu, kendi mülkiyetinde olan altın rezervlerini kabaca yüzde 10 artırması demek. İlave satın aldığı altınların değeri yaklaşık 450 milyon dolar. Banka döviz varlıklarını azaltarak yerine altın alabilir, ya da tersini yapabilir. Bankanın brüt altın rezervi 18.1 milyar dolar, swaplar dahil brüt döviz rezervi de 94.8 milyar dolar. Bankanın yükümlülükleri (borçları) düşülürse net rezervleri şöyle: 9 Haziran itibariyle banka mülkiyetinde olan net 116.1 ton altının değeri 5.2 milyar dolar iken, net döviz rezervi de swaplar dahil 28.4 milyar dolar seviyesinde. İşte banka bu 28.4 milyar dolarlık net döviz varlıklarından bir bölümünü şimdi altına kaydırıyor. Merkez Bankası'nın rezervinde tuttuğu ve yaklaşık 20 yılı aşkındır değiştirmediği altın miktarını artırması, arızi bir durum değilse rezerv politikasında değişiklik anlamına geliyor. Altın rezervi artırım kararının jeopolitik risklerin artacağı varsayımı ile yapılıp yapılmadığı soru işareti. Bankanın kendi mülkiyetinde bulunan 127 ton altının değeri, 5.2 milyar dolar ediyor. Zorunlu karşılıklar yerine sayılması için bankalarca Merkez Bankası'na yatırılan altınların piyasa değeri ise 12.9 milyar dolar. Toplam altın rezervlerinin dolar karşılığı ise 18.1 milyar dolar. Merkez Bankası'nın daha önce yayınladığı rezerv yönetim ilkelerinde; "Stratejik bir rezerv tutma aracı olması ve her an nakde çevrilebilme özelliği nedeni ile toplam rezervlerimizin küçük bir kısmının altın olarak tutulması tercih edilmektedir" denilmekteydi. Yayınlanan notta, Bankanın uluslararası standarda sahip altın rezervlerinin, yönetim kurulu niteliği olan "Banka Meclisi'nce düzenlenen bir yönetmelik çerçevesinde, ancak yine muhafazakar bir yaklaşım içinde" yönetildiği yer alıyordu.
Hürriyet
 
Yol daha çok uzun  
Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurumu (BTK) ilk çeyreğe yönelik sektörel rakamları duyurdu. Başkan Ömer Fatih Sayan'ın duyurusunu yaptığı raporda, yılın ilk çeyreğinde mobil abone sayısının 75.7 milyona ulaştığı, toplam fiber uzunluğunun ise yüzde 9.2 artışla 297 bin 620 kilometreye çıktığı bildirildi. Sayan, BTK tarafından hazırlanan 2017 yılının ilk çeyreğine ilişkin "Türkiye Elektronik Haberleşme Sektörü 3 Aylık Pazar Verileri Raporu"nu değerlendirdi. Türkiye'de 1 Nisan 2016'da başlayan 4.5g hizmetinin ilk yılında mobil geniş bant hizmetlerde abone sayısı ve kullanım artışının sürdüğüne işaret eden Sayan, 1 Nisan 2017 itibarıyla 56.4 milyon vatandaşın 4.5g aboneliğine geçiş yaptığını ifade etti. Cihazı ve SIM kartı 4.5g uyumlu, aktif olarak 4.5g hizmetini kullanabilen abonelerin sayısının 2016 sonuna göre 2.8 milyonluk artışla 22 milyona ulaştığına dikkati çeken Sayan, geniş bant internet abone sayısının önceki döneme göre 2.1 milyon artışla 64.3 milyon olduğunu kaydetti. Sayan, bu dönemde, fiber abone sayısının ilk kez 2 milyonu aştığı, toplam internet abone sayısının ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 24.3 arttığı bilgisini verdi. Söz konusu dönemde hizmet kalitesi bildirimleri kapsamında 5 ilde mobil internet erişim hızları ölçümü yapıldığını belirten Sayan, bu ölçümler sonucunda mobil veri indirme hızına bakıldığında ilk üç ilin Bursa, Samsun ve Erzurum olduğunu bildirdi.
Haber türk
 
Rusya'dan domatese yeşil ışık 
Rusya'nın Türk domatesine uyguladığı ambargoda yeşil ışık sonunda yandı. Milliyet'in aldığı bilgiye göre Rusya, öncelikle bazı mevsimlerde Türkiye'den domates almaya karar verdi. Türkiye'den kendi üreticisi üretmediği dönemlerde domates alacak olan Rusya, Türkiye'den domatesle birlikte salça gibi ürünler de ihraç edecek. Bir süredir Türkiye'de bulunan Rus görevlilerin teknik temasları sonrasında alınan karara göre, Türkiye'den öncelikle teknik şartları sağlayan 3 firma ihracat yapacak. Domates ihracatının yüzde 70'ini Rusya'ya yapan Türkiye, iki ülke arasında yaşanan uçak krizinin ardından Rus ambargosuyla karşılaşmıştı. İki ülke ilişkileri arasındaki normalleşmenin ardından, 1 Ocak 2016 itibarıyla Türkiye'ye yönelik ekonomik ambargolara başlayan Rusya, Türkiye'den domates, portakal, elma, kayısı, brokoli, mandalina, armut, tavuk ve hindi gibi birçok ürüne ithalat yasağı koymuş, daha sonra domates dışındaki ürünlerde ambargodan vazgeçmişti. Türkiye, kritik önemde olan domates ihracının çözümü için çalışmalarını yoğunlaştırmıştı. Türkiye'ye gelen Rus heyetle temaslarda bulunan Türk heyeti, Rusya'nın domates üretimi yapamayacağı mevsimlerde ihracat yapılabilmesinin önünün açılması yönünde teklifte bulundu. Edinilen bilgiye göre Ruslar da bu teklife sıcak baktı. Rus görevlilerin teknik temasları sonrasında alınan karara göre, Türkiye'den öncelikle teknik şartları sağlayan üç firma ihracat yapacak. Bu üç firma, daha önce Rusya'ya ihracat yapmış firmalardan seçilecek. Rusya'nın domates ekimi yapabildiği birkaç ay dışında tüm yılı kapsayacacak ihracat izninin birkaç ay içinde yürürlüğe girmesi bekleniyor. Kurulacak mekanizmayla, Türkiye'deki domateslerden numune alınacak ve istenen şartları sağlayan domatesler, gümrükte tıkanma yaşanmadan gönderilecek. Böylece pestisit gibi sorunların da önüne geçilmesi bekleniyor. Kurulacak mekanizmayla, domates ihracı konusunda demetimden kaynaklanan gümrük kuyrukları da oluşmayacak.
Milliyet
 
Akaryakıta yerli bitkisel katkı 
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca (EPDK), dağıtıcı lisansı sahiplerinin rafinericiden temin edilen benzinde en az yüzde 3, motorinin toplamında ise en az yüzde 0.5 oranında yerli tarım ürünlerinden veya bitkisel atık yağlardan üretilmiş etanol ve biodizelin harmanlanması zorunluluğu getirildi. EPDK'nın söz konusu uygulamayı düzenleyen iki ayrı tebliği, 1 Ocak 2018'de yürürlüğe girmek üzere bugünkü Resmi Gazete'de yayımlandı. Tebliğlerden ilkinde, dağıtıcı lisansı sahipleri tarafından, bir takvim yılı içerisinde, kara tankeri dolum üniteleri hariç rafinericiden temin edilen ve ithal edilen benzin türlerinin toplamına, en az yüzde 3 oranında yerli tarım ürünlerinden üretilmiş etanolün harmanlanmasının 2018'den itibaren zorunlu olması kararlaştırıldı. Diğer tebliğe göre ise dağıtıcı lisansı sahipleri tarafından, bir takvim yılı içerisinde, ithal edilen ve kara tankeri dolum üniteleri hariç rafinericiden temin edilen motorininin toplamına, en az yüzde 0.5 oranında yerli tarım ürünlerinden ve/veya bitkisel atık yağlardan üretilmiş biodizel harmanlanmış olması yine 2018'den itibaren zorunlu olacak. Söz konusu harmanlama yükümlülüğü kapsamında, EPDK'ya intikal eden bildirimlerin incelenmesinde biodizel oranı en yakın yüzde 0.01'e yuvarlatılarak değerlendirilecek.
Milliyet
 
Fitch'ten fed uyarısı 
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz oranlarında beklenenden daha hızlı normalleşme yakalayacağını açıkladı. Fitch Ratings'ten yapılan açıklamada, Fed'in Çarşamba günü gerçekleştirdiği Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısından çıkan faiz kararının ardından bankanın son 7 ayda 3 kez faiz artışı yaptığına dikkati çekti. Finansal piyasaların beklentisinden daha hızlı Fed'in normalleşme yakalamasının öngörüldüğü belirtildi. Açıklamada, Fed Başkanı Janet Yellen'in açıklamalarına işaret edilerek, "Faiz oranlarının 2020'de yüzde 3.5 oranında normalleşmesini, 10 yıllık devlet tahvili getirilerinin de yüzde 4'ün üzerine yükselmesini bekliyoruz" ifadesine yer verildi. ABD ekonomisindeki son enflasyon verilerinin beklenenden daha düşük gelmesine karşın Fed'in normalleşme süreciyle ilgili daha rahat davranmaya başladığı kaydedilirken, Fed'in faiz artışında ilk çeyrekte zayıf gelen tüketici ve gayrisafi yurt içi hasıla verilerini de incelediğinin altı çizildi. Fed'in yüzde 2'lik enflasyon hedefini ve ABD ekonomisinin büyüme potansiyelini göz önüne alarak ileride faiz artırım kararları almasının tahmin edildiği kaydedildi. Fed Haziran ayı FOMC toplantısında faizi 25 baz puan yükselterek yüzde 1-1.25 aralığına çekti. 2017'de Mart tahminlerinde olduğu gibi bir faiz artışı daha, 2018'de 3 faiz artışı öngörüldü. Fed Başkanı Yellen, karar sonrası yaptığı açıklamada ABD ekonomisinin dirençli seyrettiğini ve Fed'in kademeli faiz artışlarının devam edeceğini belirtti. Yellen, "Enflasyonda son düşüşün sebebi tek seferlik fiyat indirimlerine bağlı görünüyor" değerlendirmesini yaptı.
Vatan
 
Yurt dışında işlem yapan 17 foreks sitesine kapatma. 
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye'de yerleşik kişilere internet aracılığıyla yurt dışında kaldıraçlı işlem yaptırıldığı belirlenen 17 internet sitesine erişimin engellenmesi için hukuki işlem başlattı. SPK'nın haftalık bülteninde konuya ilişkin şu ifadeler yer aldı: "Türkiye'de yerleşik kişilere yönelik olarak internet aracılığıyla yurtdışında kaldıraçlı işlem yaptırıldığı belirlenen ve aşağıda adresleri verilen internet sitelerine erişimin engellenmesi için Sermaye Piyasası Kanunu'nun 99'uncu maddesinin 4'üncü fıkrası uyarınca gerekli hukuki işlemlerin yapılmasına karar verilmiştir." İşte kapatılması istenen foreks siteleri: fxpro.co.uk, fxpro.com, fbsturkey.com, fbs. com, trfbs.com, forexmoment.com, klasfx. com, lqdfx.com, exness.com, exness.eu, icmarkets.com, amarkets.info, lcg.com, fxopen. com, fxopenturkey.com, liteforex.com ve destekmarkets.com. Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Türk yatırımcıların SPK'nın izin vermediği foreks kuruluşlarından işlem yapmasının yasak olduğunu, hayata geçirecekleri düzenleme ile bu işlemlerin engelleneceği uyarısında bulunmuştu.
Vatan
 
DÜNYA 
Bağdadi bilmecesi 
Rusya Savunma Bakanlığı dün, 28 Mayıs'ta Suriye'de Rakka yakınlarında bombardıman uçaklarıyla gerçekleştirilen hava operasyonu sırasında DEAŞ lideri Ebubekir el Bağdadi'nin öldürülmüş olabileceğini duyurdu. Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise yüzde yüz emin olmadıklarını söyledi. Rusya Savunma Bakanlığı, bu operasyondan 20 gün sonra yaptığı yazılı açıklamada şu değerlendirmeyi yaptı: "Mayıs ayı sonlarına doğru Suriye'deki Rus komutanlığı güvenilir kaynaklardan DEAŞ liderlerinin önemli bir toplantı yapacakları istihbaratını aldı. Arazide yaptığımız ek araştırmayla insansız hava araçları gözlemlerine dayanarak DEAŞ üst düzey Askeri Şura olarak bilinen yöneticilerin gerçekten Rakka şehrinin güney mahallelerinde toplandıkları kanıtlandı. Bunun üzerine alınan karar uyarınca 28 Mayıs gecesi Su-35 ve Su-24 bombardıman uçaklarımız 00.35 ile 00.45 saatleri arasında 10 dakika devam eden bombardıman operasyonu gerçekleştirdi. Bombardıman neticesinde Rakka Emiri olarak bilinen Hacı el Musri, Rakka çevresini kontrol eden İbrahim el Hac, DEAŞ istihbarat ve iç güvenlik birimi şefi Süleyman el Şayyah ve onların korumaları 300 militan öldürüldü. Ayrıca Rakka'dan çıkış planlarının ele alındığı şehrin güneyindeki DEAŞ yönetimi toplantısına terör örgütünün lideri Ebubekir el Bağdadi'nin de katıldığı istihbaratı alınmıştı. Şimdi bu bilgiyi farklı kanallardan araştırmaya devam ediyoruz. DEAŞ lideri Ebubekir el Bağdadi de bu operasyon sırasında öldürülmüş oluyor." Rusya Savunma Bakanlığı açıklamasında ayrıca 28 Mayıs'taki hava operasyonu başlamadan önce acil haberleşme kanalları kullanılarak ABD'ye bilgi verildiği de kaydedildi.
Hürriyet
 
'Kara dev' hayatını kaybetti 
Almanya'nın 'Kara Dev' olarak bilinen eski Başbakanı Helmut Kohl, 87 yaşında yaşamını yitirdi. 2008 yılında beyin kanaması geçiren Kohl, o günden beri tekerlekli sandalyeye mahkum yaşıyordu. Merkez sağ Hristiyan Demokratların liderliğini yapan Kohl, 1982-1998 yılları arasında aralıksız 16 yıl boyunca başbakanlık yaptı. Siyasi kariyerinde en büyük başarısı 2. Dünya Savaşı sonrasında ikiye ayrılan Almanya'yı birleştirmek oldu. Kohl, Berlin Duvarı'nın yıkılmasının ardından Doğu ve Batı Almanya'nın birleşmesini sağlayan lider olarak görülüyordu. Avrupa Birliği politikalarının amansız savunucusuydu. Kohl, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyeliğine ise hep karşı çıktı. Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Kohl'ün vefatına ilişkin, "Büyük bir devlet adamını kaybettik. Helmut Kohl'u hiçbir zaman unutmayacağız" dedi. Kohl'un kendi kişisel hayatını da değiştirdiğini söyleyen Başbakan Angela Merkel ise "Helmut Kohl biz Almanlar için bir şanstı. Hatırası önünde saygıyla eğiliyorum" diye konuştu.
Hürriyet
 
Ayrılık rüzgârları 
İspanya'nın özerk Katalonya Bölgesi'nin seçilmiş Başkanı Carles Puigdemont, geçtiğimiz hafta 1 Ekim'de "bağımsızlık referandumunun" yapılacağını ilan etmişti. Puigdemont "Katalonya'da yaşayanlar "Evet" derlerse Avrupa Birliği'yle üyelik başlayıp İspanya ile de ayrılık müzakerelerine başlayıp verilen kararın gereğini yapacağına söz vermişti. Ancak Katalonya'da 2014'te yapılan referandumda "Evet" oyları yüzde 80'e dayansa da katılımın yüzde 37'de kalması oylamanın meşruiyetini bitirmişti. Bağımsızlık taraftarı Katalanlar bu oylamada katılımı artırmak için bölgenin en büyük kenti Barcelona başta gelmek üzere İspanya'yı bölecek oylama için yoğun bir kampanya yürütüyor. Bağımsızlık taraftarlarının özellikle vatandaşlık almış göçmenleri ayrılığa ikna etmeye çalıştığı söyleniyor. Katalonya nüfusunun yüzde 14'ü göçmen kökenlilerden oluşuyor. Başkan Puigdemont, Katalonya'nın bağımsızlığına kavuşması halinde ülkedeki göçmenlere vatandaşlık vereceğini söyleyerek, oy hakkı bulunmayan göçmenlerden çevrelerindeki insanları "Evet" demeye ikna etmeye çağırıyor. Göçmenlerin referandumda oy kullanarak veya kullandırılarak 7.5 milyon nüfuslu bölgenin geleceği adına hayli belirleyici bir rol oynamaları bekleniyor.
Haber türk
 
Bilanço korkunç 
İngiltere'nin başkenti Londra'nın batısındaki Latimer Road semtinde 24 katlı binada salı gecesi çıkan yangında hayatını kaybedenlerin sayısı 30'a yükseldi. Görgü tanıkları ise, yangında hayatını kaybedenlerin 100'den fazla olduğunu iddia ederken, bu kişilerin çoğunun çocuk olmasından endişe ediliyor. İngiltere'de yayımlanan Independent gazetesi, Londra'da yanan 24 katlı binada 100'den fazla kişinin ölmüş olabileceğini ve bu kişilerden bazılarının teşhis edilemeyecek durumda olabileceğini yazdı. İtfaiye yetkilileri, en üstteki üç kattan hiç kurtulan olmadığını tahmin ettiklerini belirtirken, bazı görgü tanıkları, üst katlarda çok sayıda çocuğun bulunduğunu öne sürdü. Polisten yapılan açıklamada da, daha önce 17 olarak duyurulan ölü sayısının 30'a yükseldiği, bu sayının daha da artmasından endişe edildiği belirtildi. İtfaiyeciler ancak dün binanın en üst katlarına ulaşabildi. Öte yandan binanın dış yalıtımıyla ilgili eleştiriler ve yangının başlama nedeni olduğu tahmin edilen buzdolabıyla ilgili iddialar da İngiltere'de gündemde. Özellikle yalıtım konusuna değinen ve kaplamayı gerçekleştiren firmayı eleştiri yağmuruna tutan İngiliz basını, sadece 5 bin Sterlin farkla yapılacak "yangına dayanıklı" bir kaplamanın, bu kadar hayat kaybı olmasını elgelleyeceğini yazdı. Grenfell Kulesinde kullanılan kaplamaların ucuz olması nedeniyle plastik malzemeden imal edildiği belirtiliyor. Plastik bazlı bu kaplamaların, ABD'de kullanımı yasak.
Milliyet
 
'Bağdadi öldürüldü' iddiası 
Rusya Savunma Bakanlığı, terör örgütü DAEŞ lideri Ebubekir el Bağdadi'nin 28 Mayıs'ta Rakka'ya düzenlenen hava saldırısında öldürülmüş olabileceğini bildirdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, Rus Su-24 ve Su-25 uçaklarının 28 Mayıs'ta Rakka yakınlarında DAEŞ'in üst düzey isimlerinin toplantı yaptığı bir binayı vurduğu ve 30'u saha komutanı olmak üzere yaklaşık 330 militanın öldürüldüğü belirtildi. Açıklamada, Bağdadi'nin vurulan binada olduğu ve öldüğü bilgisinin farklı kaynaklardan teyit edilmeye çalışıldığı kaydedildi. Öldürülen DAEŞ'liler arasında, sözde Rakka Emiri Ebu el Hacı el Mısri, güvenlik servisinden sorumlu Süleyman el Şavvah ve Rakka ile Suhne arasında kalan bölgeyi kontrol eden İbrahim en Neyef el Hac'ın yer aldığı bilgisi paylaşıldı. DAEŞ liderinin bir süredir nerede olduğu bilinmiyordu. Ancak Bağdadi'nin Ekim 2016'da Irak ordusu ve Şii milisler ile peşmerge güçlerinin Musul'u DAEŞ'ten geri almak amacıyla başlattığı operasyon öncesinde bu kentte olduğu düşünülüyordu. Geçtiğimiz hafta da Suriye Devlet Televizyonu tarafından Bağdadi'nin bir hava saldırısında öldürüldüğü duyurulmuş, bu haber DAEŞ'in yayın aracı Amaq tarafından yalanlanmıştı.
Milliyet
 
İşler sarpa sarıyor 
ABD Başkanı Donald Trump'ın yardımcılarının Rus yetkililerle olası bağlantılarını araştıran Federal Soruşturma Bürosu'nun (FBI) soruşturması sürerken Washington'dan gelen haberler, Başkan Trump'ı iyice köşeye sıkıştırdı. İlk olarak Başkan Yardımcısı Mike Pence'in, Rusya soruşturmasında kendisini savunması için avukat Richard Cullen'la anlaştığı açıklandı. Pence'in yardımcıları, Başkan Yardımcısı'nın neden kendine avukat tutma ihtiyacı hissettiğine ilişkin açıklama yapmaktan kaçındı. Pence'ten önce Trump da, FBI soruşturmasında kendisini savunmak için avukar Marc Kasowitz'i tutmuştu. Washington post gazetesi, FBI ajanlarının Rusya soruşturması kapsamında, Trump'ın damadı ve baş danışmanı Jared Kushner'in sahibi olduğu işletmeleri ve yaptığı finansal işlemleri de takibe aldığını duyurdu. Kushner'in avukatı Jamie Gorelick, müvekkilinin Kongre'deki ilgili komiteler önünde, Rusya soruşturması kapsamında ifade verebileceğini yineledi. Öte yandan Rusya için ABD'de lobi faaliyetleri yürüten Richard Butt, 2016 başkanlık seçimleri öncesinde yürütülen kampanya döneminde, şu anki Adalet Bakanı Jeff Sessions'la 2 kez yemeğe katıldığını kabul etti. ABD'nin eski Almanya büyükelçilerinden olan Butt'ın açıklaması, hafta içinde Senato İstihbarat Komitesi'ne ifade veren Sessions'ı yalanlamış oldu. Sessions, seçim kampanyası süresince Rusya'nın çıkarlarını temsil eden hiç kimseyle teması bulunmadığını iddia etmişti.
Vatan
POLİTİKA 
'En ufak tacizde gereğini yaparız' 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Portekiz'de yayın yapan RTP kanalına bir mülakat verdi. Erdoğan, geçen ayki ziyaretinde Başkan Donald Trump'a yaptığı uyarılara rağmen ABD'nin Rakka operasyonunu PYD/PKK ile gerçekleştirmekte ısrar ettiğini belirterek, "Biz kendisine diyoruz ki, gelin bunu beraber yapalım. Bir terör örgütüyle bunu niye yapıyorsunuz? Ama baktık ki ısrarlılar, bize düşen de hayırlı olsun dedik, o kadar. Ama şunu da söyledik: Eğer ülkemize en ufak bir taciz olacak olursa biz kimseyle bunu danışmayız, konuşmayız, gereğini de yaparız" diye konuştu. Türkiye'nin bölgede İran'la ayrı düştüğü konuların yanı sıra ortaklık yaptığı konular da olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Diyelim ki bir Suriye, bir Irak sorununu nasıl çözeriz? Çünkü bölgede şimdi siz İran'sız bir Irak meselesini çözemezsiniz. Suriye'ye gelince, orada da yine İran'ı bu işin dışında tutmak bu işin çözümüne fayda getirmez. Nitekim rejim İran'la çalışıyor mu? Çalışıyor. İran'ın mezhebi noktadaki yayılmacılığında Suriye bir alan mıdır? Bir alandır. Irak bir alan mıdır? Alandır. Ama ben bu yayılmacılığı mezhebi yayılmacılıktan öte bir Pers yayılmacılığı olarak görüyorum. Ve bu Pers yayılmacılığını da tabii doğru bulmadığımı özellikle ifade etmem gerekir" dedi. Katar ve bazı Arap ülkeleri arasındaki krizle ilgili soru üzerine Erdoğan, şunları söyledi: "Katar benim 15 yıllık başbakanlık ve cumhurbaşkanlığım döneminde yakından, çok iyi tanıdığım bir ülke. Ve şu anda Katar'a yapılan uygulamanın doğru olmadığını görüyorum. Ve burada aslında çok ciddi bir kumpas görüyorum ve bu şık değil. Müslüman Müslümanla, hele hele böyle bir Ramazan ayında böyle bir yaptırıma gitmemesi gerekir, bunu bizim diyalog yoluyla çözmemiz gerekirdi. Bu konuda Suudi Arabistan Kralı Hadim-ül Haremeyn Şerifeyn burada bu adımı atabilir." Erdoğan "Türkiye acaba Katar'ı savunma noktasına kadar hazır mı? Bir savaş çıkarsa Türkiye'nin katılımı söz konusu mu" sorusu üzerine, şu değerlendirmede bulundu: "Bakın bunlar beklenen, istenen, arzu edilen şeyler değil. Biz bir defa bölgede böyle bir şeyi asla istemeyiz. Amerika'nın orada üssü var, Fransa'nın üssü var. Biz bölgenin güvenliğine yönelik 2014'te gelen talep üzerine orada bir üs kurma çalışmasını başlattık. Meclis'ten de geçti. Fakat ben Katar'da bu üssü kurarken, Suudi Arabistan'a aynı teklifi yaptım. Değerlenireceklerini söylediler ama cevap gelmedi. Bu üz Körfez'in istikrarı içindir."
Milliyet
 
Terörün kökü kazındı 
Başbakan Binali Yıldırım, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı koordinasyonunda Diyarbakır'da terörden zarar gören bölgelerin yeniden imar ve ihyası için başlatılan çalışmalarda ilk etabı tamamlanan projelerin açılışını yaptı. Terörden zarar gören Sur esnafını gezen ve sohbet eden Yıldırım, "Vatansever Diyarbakırlıları selamlıyorum" diyerek sözlerine başlayan özetle şunları söyledi: Başbakan olduktan sonra Diyarbakır'a üçüncü gelişim. Bir sene içinde üçüncü sefer Diyarbakır'dayım ne kadar Erzincalıysam o kadar Diyarbakırlıyım. Ne kadar İzmirliysem o kadar Vanlıyım. Ne kadar İstanbulluysam o kadar batmanlıyım. 780 bin kilometre kare vatan toprağının her köşesinde 81 milyon bir olarak kardeş olarak sonsuza kadar birlikte yaşayacağız. Teröre Türkiye'nin hiçbir yerinde el aman vermeyeceğiz. Diyarbakır 4 Eylül'de geldik arkadaşlarımızla beraber 'artık yeter' dedik. 'Terörün Diyarbakırımızı, bölgemizi geri bırakmaya insanımıza zarar vermesine artık müsaade etmeyeceğiz' dedik; o gün bugündür sizlerin desteği ile terör örgütüne eleman verdirmiyoruz. Güvenlik güçlerimiz polisimiz, jandarmamız, korucumuz, askerimiz her yerde teröristlerin saklandıkları her delikte peşlerine düşüyor. Masum insanların, çocukların intikamını alıyoruz. 6-7 Ekim tarihini hatırlayın milleti sokağa çağırıyorlar. Terör örgütlerine vatandaşları hedef gösterdiler. 53 masum insanın canına kastettiler. Yasin Börü'yü öldürdüler bir de işkence ettiler; bunları yapanlar hesabını veriyor, verecekler. Kimse Diyarbekir'in güzel insanlarını dize getiremez. Buraya geldiğimizde dedik ki çukurları kazanlar bu çukurda kendilerini yok edecekler. 'Bu çukurlara gömeceğiz' dedik gömdük mü, gömdük. Gün bunların verdiği zararları kaldırma günüdür. Birlik olma beraber olma, birlikte Türkiye olma zamanıdır. Diyarbakır'ın ihtiyaçlarını biliyorum. Birinci derdi; terörden şehri temizlemek. Terörü buradan kökünü kazımak. Terörün kökü kazındı, artık terör örgütü esnafa vatandaşa tehdit ederek, haraç alarak buradan zulüm yapabiliyor mu yapamıyor. Çünkü Türkiye güçlüdür, Diyarbakırlının yanındadır. Yanında olmaya da devam edecek. Onlara asla bu topraklarda bir daha nefes aldırmayacağız. Diyarbakır'ın Türkiye'nin geri kalmasına kalınmada zaman kaybetmesine sebep olmasına izin vermeyeceğiz. İhtiyacımız olan birliktir, beraberliktir, kardeşliktir.
Milliyet
 
Onun da adalete ihtiyacı olacak 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Enis Berberoğlu'nun tutuklanmasının ardından başlattığı "Adalet Yürüyüşü" nün ikinci gününde dün Ankara Batıkent'ten Kahramankazan ilçesi sınırlarına kadar yürüdü. İlk günü neredeyse molasız gerçekleştiren Kılıçdaroğlu, bu kez sabah 08.00'de başladığı yürüyüşünde üç kez mola verdi ve karavanda dinlendi. Kılıçdaroğlu'na ikinci gün muhafazakar sağ kimlikleri bilinen eski Ak Parti Milletvekili Ahmet Faruk Ünsal ile eşi Ak Parti kurucusu Fatma Bostan Ünsal ile KHK'yla üniversiteden atılan, eski Ak Parti Milletvekili Merve Kavakçı'nın eşi Prof. Dr. Cihangir İslam da eşlik etti. Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin eleştirilerine de "Yürümenin suç olduğunu da ben ilk kez duyuyorum. Sayın Bahçeli hiç meraklanmasın, onun da adalete ihtiyacı olacak. Hep birlikte adalet yürüyüşümüzü eleştirilere rağmen yerine getireceğiz" yanıtını verdi. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önceki gün "Rabia" yerine "4 ilke" ifadesini kullandığının anımsatılması üzerine, "Eleştiriden herhalde çekindi. Çünkü benim yaptığım eleştiri haklı bir eleştiri. Rabia'yı ilk kez dillendiren o. Rabia işaretini kullanıyorum diyen o. Şimdi vazgeçen yine o. Klasik bir Erdoğan tarzı" değerlendirmesini yaptı. Kılıçdaroğlu, "Bu mücadele sadece Berberoğlu ile ilgili bir mücadele değil. Hapishanelerinde 150'den fazla gazetecinin tutuklu olduğu bir yerde bir gazeteci serbest bırakıldı diye adalet arayışımızdan vazgeçmeyeceğiz. Bunların da haklarına sahip çıkmak zorundayız.. Berberoğlu'nun durumu, bardağı taşıran son damla olmasıdır" diye konuştu. Kılıçdaroğlu, Gandhi benzetmelerine ilişkin olarak da "O da kendi ülkesinin bağımsızlığı ve özgürlüğü için yürüyordu. Biz de kendi ülkemizde adaletin, insan haklarının olması, hukukun üstünlüğünün olması için yürüyoruz. Gandhi benzetmesi bize sadece onur verir" değerlendirmesinde bulundu. Kılıçdaroğlu'nun dünkü yürüyüşüne eski DSP Genel Başkanı Zeki Sezer ve gazeteci-yazar Hasan Cemal de bir süre eşlik etti.
Milliyet

SPOR 
Çekya'nın ev sahipliğinde düzenlenen Kadınlar Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda B Grubu'ndaki ilk maçına çıkan Türkiye, sürprize izin vermedi ve Slovakya'yı 69-58 yenerek turnuvaya zaferle başladı. Karşılaşmanın ilk dakikasından itibaren rakibi önünde üstünlüğü ele alan Potanın Perileri ilk periyodu 26-18 önde tamamladı. İkinci çeyreğin başında özellikle Hollingsvorth ile pota altından sayılan bulan Türkiye, 15. dakikada skoru 34-22 yaparak farkı 12'ye çıkarmayı başardı. Devre sonuna kadar rakibinin farkı azaltma çabalarına iyi cevap veren milliler soyunma odasına 45-33 önde gitmeyi başardı. İkinci yarı karşılıklı basketlerle başladı, 24. dakikada 50-35'lik skorla Türkiye'nin üstünlüğünde geçildi. Ancak 6-0'lık Slovakya serisi ile 26. dakikada skor 50-41 oldu ve fark 9'a düştü. Ardından çabuk kendine gelen Periler final periyoduna 56-45 önde girdi. Son çeyreğe üste sayılarla başlayan ve 32. dakikada skoru 64-47'ye getiren Türkiye maçı da 69-58 kazandı. Karşılaşmayı Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF) Üst Yöneticisi (CEO) Ömer Onan, TBF Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Beşok ve Milli Takımlar Direktörü Haluk Yıldırım'la izledi. Milli takım, bugün grubundaki ikinci maçında İtalya'yla karşılaşacak. Mücadele TSİ 21.30'da başlayacak.
Milliyet

Beşiktaş ile yeni 2 yıllık sözleşmeyi imzalayan Teknik Direktör Şenol Güneş, önceki gün BJK Nevzat Demir Tesisleri'nde Başkan Fikret Orman ile bir araya geldi. Maddi konulardan çok, futboldaki yeni yapılanmadan konuşan Güneş, imzanın ardından düğmeye basacak. Son iki senesini şampiyonlukla kapatarak, sadece üçüncü yıldızı değil kasasına para da koyan Beşiktaş'ta, futbolun tüm birimleri, Ş e n o l Güneş'in sorumluluğuna verilecek. Yönetime geniş kapsamlı bir rapor sunan deneyimli teknik adamın, alt yapıya da el atacağı öğrenildi. Tatile çıkmak yerine tesislere giderek yeni sezon çalışmalarını sürdüren Şenol Güneş'in, öncelikle futbolcu izleme, alt yapı oyuncu yetiştirme, transfer çalışmaları ve maç analizlerinde, önemli değişiklikler yapılması istedi. Tecrübeli hoca böylece, Milosevic, Mitrovic, Franco ve Delgado gibi başarısız transferlerin de önünü kesmeye çalışacak. Takım içerisinde şans bulamayan futbolcuların mutsuzluğunu da dikkate alan Güneş, yeni sezonda kadro sayısını daha aşağıya çekecek. Bu çerçevede mevcut kadrodaki isimlerin oynayabilecekleri takımlara gönderilmesini isteyen tecrübeli teknik adam, bu hamlesiyle BJK Nevzat Demir Tesisleri'nde, forma giymeyen oyuncuların mutsuzluğundan kaynaklanan negatif ortamı dağıtmış olacak. Transferler hakkında da rapor veren Şenol Güneş'in, en önemli şartı ise sol ayaklı stoper. Beşiktaş'a geldiği günden beri alınan stoperlerin çoğunun istenileni veremediğini söyleyen siyah-beyazlı teknik adam, zorda kalınmadıkça, Marcelo'nun da satılmamasını istedi. Golcü transferinde Aboubakar'ın bonservisinin mutlaka anılmasını isteyen Şenol Güneş'in, tesislerdeki toplantıda, Burak Yılmaz hakkında da konuştuğu öğrenildi. Tribünlerin tepkisine hak verdiğinin altını çizen tecrübeli çalıştırıcı, bu oyuncuya kefil olduğunu ve bu transferin Beşiktaş menfaatlerine çok uygun olduğunu söylediği ortaya çıktı.
Milliyet

Galatasaray, transferde dev adımlar atarken, Gomis ve Belhanda'nın ardından iki güzel haber daha aldı. Sarı-kırmızılılar, Fransa'da milli olan Imbula ile bonservisi elinde olan Fransız sol bek Gael Clichy'in transferinde son aşamaya geldi. Stoke City'nin 24 yaşındaki orta saha futbolcusu Imbula ile anlaşan Cim-Bom, Stoke City'den bu oyuncuyu kiralayacak. İngiliz kulübü ile de anlaşma noktasına gelen sportif direktör Cenk Ergün, kiralama bedeli olarak 1.5 milyon euro teklif etti. 24 yaşındaki futbolcu konusunda iki kulüp arasında fark olsa da bunun çok düşük bir rakam olduğu ifade edildi. Fenerbahçe ve Başakşehir'in de talip olduğu sol bek Gael Clichy ile de prensip anlaşmasına vardı. Manchester City ile sözleşmesi biten ve bonservisi elinde olan deneyimli futbolcu tercihinin Galatasaray olduğunu bildirdi. Böylece Galatasaray, Fransız ekolüne geçiş yapacak. Sarı-kırmızılıların imza aşamasına geldiği Gomis, Imbula ve Clichy Fransız vatandaşı olurken, Faslı Belhanda da yine Fransa doğumlu ve bu ligde uzun seneler forma giydi. Cim-Bom, stoper transferinde ise adaylarını ikiye indirdi ve topu teknik direktör Igor Tudor'a attı. Brezilya'da Sao Paulo forması giyen Maicon için fiyat yükselten sarı-kırmızılılar, 28 yaşındaki futbolcu için hem kulübüyle belli bir noktaya geldi hem de futbolcuyla anlaşma sağladı. Ancak İtalya'dan dün gelen haber ise kafa karıştırdı. Sassuolo, tecrübeli stoperi Acerbi için 8 milyon euroya indi. 1 sene daha mukavelesi bulunan 29 yaşındaki futbolcu için daha önce 12 milyon euro isteyen İtalyan kulübünün bu hamlesi Galatasaray'ın iştahını kabarttı. Bu gelişme üzerine Maicon'a bitirmeye yaklaşan Galatasaray Sportif Direktörü Cenk Ergün, Acerbi için bir kez daha Sassuolo ile masaya oturma kararı aldı. İtalyanlar 7 milyon euroya inerse, iki futbolcu arasındaki karar hocaya bırakılacak.
Milliyet

Fenerbahçe'nin yeni transferi Nabil Dirar'ı Monaco'nun istemeden bıraktığı ortaya çıktı. Teknik Direktör Leonardo Jardim en sevdiği isimler arasında gösterdiği ve "benim sahadaki savaşcım" diye söz ettiği tecrübeli futbolcunun Fenerbahçe'de oynama arzusunu geri çevirmediği öğrenildi. Dirar geçen sezon ligde 18 maçta forma giydi. Jardim, kendisine ne kadar çok şans vermek istese de sağ kanatta Bernardo Silva ve sağ bekte ise Sidibe gibi çok pahalı yıldızlar olduğu için yapacağı bir şey yoktu. Ancak Dirar ne zaman forma şansı bulsa, elinden gelenin en iyisini yaptı ve alkış aldı. Dirar ayrıca Monaco'nun 2013'te ikinci lige yükseldiği dönemden kadroda kalan bir kaç isimden biriydi. Bu yönden de kendisine büyük saygı duyuluyordu. Tüm bu faktörlerin etkisiyle Teknik Direktör Jardim, Fenerbahçe'den gelen teklif sonrası takımdan ayrılmak istediğini ileten oyuncusuna "hayır" diyemedi. Jardim'in taraftarlar ve yöneticilerin de gitmesinden memnun olmadığı, Faslı futbolcuyu mutlu etmek için bu transfere onay verdiği öğrenildi. Jardim'in, gitmesini istemediğini Dirar'a ilettiği, "Senin daha fazla oynamak istediğini haklı buluyorum. Bu yüzden önünde durmayacağım." diyerek yolunu açtığı bildirildi. 31 yaşında olan Faslı futbolcunun, buna karşın yaşını hiç göstermediği belirtiliyor. Teknik kapasitesi en önemli özelliği olan Dirar'ın 20'li yaşlardaki bir futbolcunun enerjisine sahip olduğu ve F.Bahçe'de yeni bir patlama yapabileceğine dikkat çekiliyor. Monaco'da genç oyuncular ile tecrübeli futbolcular arasındaki iletişimi sağlayan, köprü vazifesi de gören Dirar'ın, takım ruhuna katkısı bir diğer önemli özelliği
Milliyet
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme