21 Haziran 2017 Çarşamba

21.06.2017 Genel Gündem



21.06.2017

GÜNDEM

15 Temmuz İçin Aym'den İlk Ret 
Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen TÜRKSAT baskını davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle tutuklu yargılanan mühendis Aydın Yavuz, "darbe teşebbüsüyle bağlantılı olarak yürütülen soruşturmada uygulanan tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması ve tutukluluk incelemelerinin duruşmasız olarak yapılması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini" öne sürerek, Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştu. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvuruyu, niteliği itibariyle Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu'na sevk etmişti. Bu karar gereğince toplanan Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, bireysel başvuruyu görüştü. Genel Kurul, Aydın Yavuz'un, "kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği" gerekçesiyle yaptığı başvuruyu reddetti. Mahkeme, gerekçeli kararını daha sonra açıklayacak. Başvurucu eski TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Kurumsal Gelişim Başkan Yardımcısı Aydın Yavuz, 18 Temmuz 2016'da Gölbaşı Sulh Ceza Hakimliği'nce tutuklanarak Keskin F Tipi Ceza İnfaz Kurumu'na gönderildi. İddianameye göre Yavuz'un, 16 Temmuz 2016 günü saat 02.00 sıralarında diğer şüphelilerle birlikte sivil bir araçla TÜRKSAT'a geldi. Kolluk görevlileri tarafından durdurulan şahıslar, TÜRKSAT'tan kendilerinin çağrıldığını söyledi. Şüphelilerden birisinin cep telefonundan bir şeyler silmeye çalıştığı, telefonunu fabrika ayarlarına döndürmeye çalıştığının görülmesi üzerine araçta bulunanlara müdahale edilerek haklarında yakalama işlemi yapıldı. İddianamede, yakalama işlemi ardından Yavuz'un da aralarında bulunduğu şüphelilerin olay yerinde bekletildikleri sırada TÜRKSAT'ın bombalanacağı gerekçesiyle içeriden yoğun bir şekilde görevli ve sivil şahısların araçlarıyla çıkmaya çalıştığı, bu sebeple yol üzerinde bir süre karmaşa olduğu belirtildi. Güvenlik görevlileri içeriden çıkanları kontrol etmeye çalışırken, bombaların düştüğü sırada araç içinde elleri kelepçeli bir halde kalan Yavuz'un, boşluktan istifade ederek araçtan inip yakındaki boş arazilere kaçtığı belirtilen iddianamede, saat 14.00'e kadar saklandığı, kelepçeli şekilde olay yeri yakınındaki Shell benzin istasyonuna geldiğinde jandarma tarafından bulunup ilçe emniyet müdürlüğü görevlilerine teslim edildiği kaydedildi. Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı'nın yazısına göre, Yavuz'un, FETÖ/PDY örgüt üyelerinin iletişimde kullandığı ByLock programını mobil cihazına yükleyerek kullanan şahıslar arasında olduğu belirtilen iddianamede, ayrıca FETÖ'yle bağlantılı Kimse Yok mu, Bank Asya, Fatih Üniversitesi, NT ve örgütle bağlantılı şahıslarla irtibatının bulunduğu kaydedildi.
Milliyet


Seri Numaraları Siliniyor! 
Rakka Operasyonu'nu ortak yürüttüğü terör örgütü PKK'nın Suriye'deki kolu PYD/ YPG'ye çok sayıda silah temin eden ABD, Türkiye'nin duyduğu rahatsızlığı ve endişeleri gidermek için silahların seri numaralarını paylaşmaya başladı. Türkiye de bununla yetinmeyerek sahada bu silahlarla ilgili çalışma yürütüyor. Hafta sonu Hakkari'de etkisiz hale getirilen teröristle birlikte ele geçen silahlar arasında, seri numarası kazınmış halde bir AT- 4 tanksavar silahı bulundu. ABD'nin YPG'ye verdiği silahlar arasında bin adet AT-4 olduğu ABD medyasında da yer almıştı. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, konunun haziran sonunda yapılacak NATO Savunma Bakanları Toplantısı'nda gündeme getirileceğini, konuyla ilgili rahatsızlığı ABD'li mevkidaşı Jim Mattis'e ileteceğini açıkladı. Operasyonu Türkiye ile ilişkileri bozmadan tamamlamak hedefindeki ABD, attığı tüm adımları Türkiye'ye rutin şekilde rapor ederken, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) üzerinde sadece Rakka operasyonu için verilen silahların Türkiye'ye geçmemesine yönelik denetim mekanizması oluşturdu. PYD/PKK'ya verilen silahlar konusunda Mattis ve Işık arasında operasyona ilişkin değerlendirme görüşmeleri de yapılıyor. Rakka operasyonunun PYD/ YPG ile yapılmasından rahatsızlık duyan Türkiye'ye güvence veren ABD, silahlara ilişkin tüm ayrıntıları paylaşılacağını bildirmişti. Edinilen bilgiye göre, verilen silahların seri numaraları Türkiye ile paylaşılmaya başlandı. ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford, Mattis'in geçen hafta Işık'a, PKK/PYD'ye sağlanan silahlarla ilgili detaylı mektup yolladığını açıkladı. Dunford, kendisinin de konuyla ilgili olarak Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile görüştüğünü belirterek "Türklerle masaya oturduk ve kaygılarını gidermek için çok sıkı bir çerçeve hazırladık. Raporlama konusunda şeffafız. Dolayısıyla bu konu bizim için oldukça önemli ve stratejik bir konu. Bunun farkındayız" dedi.
Milliyet
 
 
EKONOMİ 
Euro: Euro 3,9464-3,9486
Sterlin: 4,4766-4,4787
Gram Altın: 141,9413-141,9910

Ekonomide Güven Hamlesi 
Hükümet kurmayları, ekonomide güven ve öngörülebirliğin arttırılmasını sağlayacak çalışmalara öncelik vereceklerini belirttiler. Son Bakanlar Kurulu toplantısında ana hatlarıyla gündeme gelen çalışmaya göre, alacak sigortası sisteminin yaygınlaştırılması sağlanacak. Altına dayalı tahvil çıkartılması sağlanacak. Yastık altındaki altınların, ekonomiye kazandırılması için formüller geliştiriliyor. Hükümetin ekonomi kurmayları, önümüzdeki süreçte Türkiye ekonomisine olan güvenin attırılması için çalıştıklarını belirterek, 'güven ve öngörülebilirliğin' Türkiye'nin yurtışından fon bulmasını kolaylaştıracağını söyledi. Kurmaylar, banka kredi faizleriyle ilgili yeni bir çalışma yaptıklarını dile getirerek, "Kredi hacmi artınca, bankalar bunu karşılamak için mevduat faizlerini artırıp, daha fazla mevduat toplanmak için kıyasıya bir rekabete girdiler. Bu rekabeti kırmaya yönelik önlemler alınacak. Biraz diyalog, biraz yeni adımlarla bunun önüne geçilecek. Mevduat faizi yarışına girmek yerine, bankaların nakit ihtiyacı yurtdışından bulunacak fonlarla karşılanabilir. Bu fonlar, bankaların reel sektöre vereceği krediler konusundaki tutuk davranmasının da önüne geçer" dediler. Edinilen bilgiye göre, ekonomiye yönelik atılacak adımlar arasında, alacak sigortası sisteminin geliştirilmesi ve altına dayalı tahvil çıkarılması da bulunuyor. Bazı özel sigorta şirketlerinin uyguladığı alacak sigortası, iki kişi arasındaki borç-alacak ilişkisinde, alacakların teminat altına alınması anlamına geliyor. Alacak sigortası yaptıran kişi, prim ödüyor. Alacakları ile ilgili bir sıkıntı çıktığında alacağını sigorta şirketinden karşılıyor. Bu sistemin genişletilmesi için çalışma yapıldığı belirtildi. Altına dayalı tahvil çıkartılması çalışmaları ise bir süreden beri devam ediyor. Türkiye'de yastık altı altın miktarının en az 2 bin 200 ton ve yaklaşık 100 milyar dolar olduğu belirtiliyor. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek'in de açıkladığı gibi Hazine Müsteşarlığı'nın yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılması için yaptığı yeni çalışmayla, 'altın tahvili' ve 'altına dayalı kira sertifikası' olmak üzere iki yeni uygulamanın sisteme katılacağı belirtiliyor. Bu iki adımla, tasarrufların artırılması, ekonomiye ivme kazandırılması ve vatandaşların atıl duran altınlardan getiri sağlamasının amaçlandığı kaydediliyor.
Hürriyet
 
Fitch: Türkiye Yüzde 4.7 Büyür 
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye için 2017 yılı ekonomik büyüme tahminini yüzde 4.7 olarak güncelledi. Fitch, haziran ayı Küresel Ekonomik Görünüm raporunda, "Referandumun tamamlanması ve bir sonraki seçimlerin Kasım 2019'da olması nedeniyle potansiyel olarak daha pürüzsüz bir siyasi ortam, yatırım ve tüketimin 2019 ortasına kadar güçlenmesini destekleyebilir" ifadelerini kullandı. Raporda faiz artışları ve bunun sonucu olarak dövizde sağlanan istikrarın sonucu olarak enflasyonun bu yıl ilk kez mayıs ayında yıllık bir yavaşlama gösterdiği belirtildi. Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, "Daha önce siyasi davranarak ekonomimizdeki olumlu durumu çarpıtmaya çalışanlar şimdi OVP'den de yüksek bir büyüme tahmin ediyor Kuruluş en yüksek revizeyi Türkiye için yaptı. Ekonomimiz şaşırtmaya devam edecek" dedi. Fitch, hem 2018 hem de 2019 yılı için ekonomik büyüme tahminini ise yüzde 4.1 olarak belirledi. Kuruluş bu yıl yüzde 9.5 olmasını beklediği enflasyonun da önümüzdeki yıl yüzde 7.5 ve 2019'da yüzde 7.3 olmasını beklediğini açıkladı. Fitch'in bu yıl sonu için dolar/TL tahmini ise 3.60 seviyesinde. Küresel ekonominin 2017 yılında yüzde 2.9 büyümesini bekleyen Fitch, gelişen ülkelerin ekonomik büyümesinin ise yüzde 4.9 olacağı tahmininde bulundu. Küresel ekonomik büyümenin 2016'da yüzde 2.5'ten 2017'de yüzde 2.9'a yükseleceği belirtilen raporda, "Mart 2017 Küresel Ekonomik Görünüm raporundan bu yana euro bölgesi ve Çin'deki yukarı yönlü revizyonlar ile beraber 2018 küresel ekonomik büyümesinin yüzde 3.1 olması bekleniyor. Bu 2010'dan bu yana en güçlü büyüme olacaktır" denildi.
Hürriyet
 
Merkez'e Emeklilik Komitesi 
Merkez Bankası'nda çalışanları resen emekli etme dönemi başladı. Personelle ile ilgili kararları alma yetkisi bulunan Banka Meclisi 8 Haziran'da toplanarak personelin resen emekli edilebilmesi konusunda Yönetim komitesi Başkan Murat Çetinkaya ile başkan yardımcılarını yetkilendirdi. Merkez Bankası'nda çalışanların emekliliğe ikna olması için önce teşvik mekanizması getirildi. Çalışanların emekli olması için öncelikle bankanın personel politikalarını belirleyen başkanlığını da Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya'nın yaptığı Banka Meclisi'nde bir karar alındı. 1952-1962 arası doğumlu personelin yaşına göre kademeli bir teşvik sistemi uygulanmaya başlandı. Örneğin 1962 doğumlu yani 55 yaşındaki bir çalışan emekli olmayı tercih ederse maaşının 12 katı tutarında emeklilik teşviki alacaktı. Kademeli teşvikin yaşın büyüdükçe düştüğü ve yaşı büyük olanlara daha az teşvik verildiği kaydedildi. Çalışanlara getirilen teşvikin maaşının net tutarı kadar olduğu bu nedenle de çalışanların emekli olmayı tercih etmedikleri ifade edildi. Merkez Bankası çalışanlarına bu teşvik sisteminden yararlanmaları için haziran ayı sonuna kadar süre verilmişti. Haziran ayının sonunda sürenin bitmesinden sonra Banka Meclisi'nin 8 Haziran'da toplandığı ve yeni bir karar aldığı öğrenildi. Banka Meclisi'nin hizmet gerekleri veya yeniden yapılanma ihtiyaçları doğrultusunda personelin resen emekliliğe sevk edilebilmesi hususunda yönetim kademesine yetki verilmesini kararlaştırıldığı kaydedildi. Bu karar da geçtiğimiz günlerde çalışanlara duyuruldu. Merkez Bankası yetkilileri ise sadece yetki verildiğini belirterek, şu anda herhangi bir uygulamanın olmadığını söylediler. Resen emeklilik, kurumların yasalarla belirlenmiş belli hallerde tek taraflı olarak yaptıkları göreve son verme işlemi olarak tanımlanıyor. Merkez'de 2016 yılı sonu itibariyle 4 bin 564 personel çalışıyor. 51-55 yaş aralığında 727, 56-60 yaş aralığında 443 ve 61 yaşın üstünde de 153 personel bulunuyor.
Hürriyet
 
Bu Sondu! 
Maliye Bakanı Naci Ağbal, kamuya olan borçları yapılandıran 7020 sayılı kanun için başvuruların Haziran sonunda bittiğini belirterek, vatandaşlara başvuruları son güne bırakmamaları çağrısında bulundu. Bakan Ağbal, süre uzatımı yapılmayacağı uyarısı yaptı. Kanunun esasen 1 Temmuz 2016-31 Mart 2017 tarihlerinde ödenmemiş kamu alacaklarını yapılandırmak amacıyla çıkarıldığını belirten Ağbal, "Ancak daha önceki yapılandırma kanunlarına hiç müracaat etmemiş vatandaşlarımız da bu kanun kapsamında, geçmiş dönemlere ait olan borçları için başvuruda bulunabilecek" dedi. Ağbal, vatandaşların Haziran ayı içinde kanun çerçevesinde vadesinde ödenmemiş borçlarını ödemek için yapılandırmaya müracaat edebileceklerine işaret ederek, bunun çok önemli bir imkan olduğunu, öğrenciden çiftçiye, memurdan esnaf ve sanayiciye kadar çok geniş bir kitleyi ilgilendirdiğini söyledi. Bakan Ağbal, şunları kaydetti: "Vatandaşlarımız, 'Önceki kanunlarda süre nasıl olsa uzatılıyordu, bunda da olur' diye düşünebilirler. Asla böyle bir şey söz konusu değil. Haziran ayının sonunda başvurular bitmiş olacak. Vatandaşlarımızdan özellikle rica ediyorum, başvurularını son güne bırakmasınlar. 'Son gün geldik, bu başvuruları yapamadık, süre uzatın' demesinler. Önümüzde 10 gün var. Bu hafta boyunca Cuma günü mesai saati bitimine kadar müracaatlarını yapsınlar." Geleceğe dönük olarak bir yeniden yapılandırma kanunu düşünmediklerini vurgulayan Ağbal, artık zor duruma düşüp, borcunu ödemek isteyen kişilere yönelik kolaylaştırılmış tecil müessesi getirdiklerini söyledi. Ağbal, "Onun için bizim artık gelecekte yeniden yapılandırma kanunlarına ihtiyacımız olmayacak. Bu açıdan çağrıda bulunuyorum vatandaşlarımıza, bir daha yeniden yapılandırma kanunu olmayacak" diye konuştu.
Vatan
 
Devletten Kiralık Ev 
Hükümet, dar gelirliyi konut sahibi yapmak için bir yandan TOKİ eliyle konut üretirken, şimdi de düşük fiyatlı kiralık konutlar üzerinde çalışma yapılıyor. Kalkınma Bakanlığı'nın çalıştığı projeye göre, devletin portföyünde bulunan konutlar dar gelirli vatandaşa normal fiyatın dörtte biri, beşte biri fiyatına kiralanabilecek. Bu 'sosyal kiralık konutların' yalnızca şehrin çeperlerinde değil şehir içinde de olması gündeme geldi. Lüks siteler de belli oranda konut bu kiralamalar için ayrılabilecek. Dar gelirliye ucuz kiralık konut konusu Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği'nin (GYODER), yeni yönetimiyle birlikte yol haritasını açıkladığı toplantıda gündeme geldi. GYODER'in çiçeği burnunda Yönetim Kurulu Başkanı Feyzullah Yetgin, "Daha ucuz konut üretimi için arsa maliyetlerinin düşürülmesi konusunda kamu kurumları ile işbirliği içinde düzenlemeler yapılmasını gündeme getireceğiz" dedi. GYODER'in Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gürsel Öngören de Kalkınma Bakanlığı'nın, devletin portföyünde yer alacak konutları dar gelirlilere düşük fiyatla kiralayacağı bir proje üzerinde çalıştığını açıkladı. Buna göre, şu anda TOKİ'nin konut yapıp dar gelirliye uygun fiyata sattığı model gibi, portföydeki konutlar belirli bir kurum üzerinden düşük fiyatla kiralanacak. Gürsel Öngören, devletin portföyündeki konutların dar gelirlilere normal fiyatın dörtte biri, beşte bir fiyatına kiralanacağını söyledi. Projenin TOKİ, İller Bankası ya da yeni kurulacak bir devlet kurumu eliyle hayata geçirilmesi planlanıyor. TOKİ modelinde toplu konutların genellikle merkezin dışında kaldığını dikkat çeken Öngören, "Gettolaşmayı önlemek için, lüks sitelerde de belli sayıda katların bu projeye ayrılması düşünülüyor. Konut üreticilerinin projelerinin içindeki konutların da dar gelirlilere kiralanması olabilir" diye konuştu.
Vatan
 
DÜNYA 
Abd Suriye'de Uçaktan Sonra İha Düşürdü 
ABD'nin Pazar günü ilk kez Suriye ordusuna ait bir savaş uçağını düşürmesiyle başlayan gerilim, dün yeni bir gelişmeyle daha da arttı. ABD'ye ait bir F-15 savaş uçağı, Suriye'nin güneyinde Ürdün ve Irak sınırına yakın Tanf'ta 'ABD güçlerine tehdit oluşturduğu' gerekçesiyle İran yapımı Şahit 129 tipi bir İHA'yı düşürdü. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon Sözcüsü Albay Jeff Davis, Amerikan F-15'inin İHA'yı Tanf'ın kuzeyinde, Fırat'ın batısında vurduğunu açıkladı. ABD'ye göre vurulan İHA'nın Esad rejimi yanlısı güçlere ait olduğu konusunda şüphe yok ancak kimin tarafından kontrol edildiği henüz tespit edilemedi. Davis, "Bizim Suriye'de DEAŞ dışında kimseyle çatışma niyetimiz yok. İki düşürme hadisesi de sahadaki güçlerimizi korumak içindi" sözleriyle Moskova- Washington arasındaki gerilimi düşürmeye yönelik mesajlar verdi. Esad rejimine ait SU-22 tipi savaş uçağının ABD tarafından düşürülmesi üzerine Rusya'dan gelen açıklamaların neden olduğu tansiyon devam ederken ABD bu kez de cephanelik taşıyan İran yapımı Şahit 129 tipi bir İHA'yı Tanf'ın hemen kuzeyinde vurdu. İHA'nın vurulduğunu kamuoyuna duyuran Koalisyon açıklamasında, "Koalisyon Suriye rejimiyle, Rusya ya da rejim yanlısı güçlerle savaşmayı amaçlamıyor. Fakat herhangi bir tehdit durumunda koalisyonu ya da koalisyon güçlerinin ortak hareket ettiği güçleri korumakta tereddüt etmeyiz. Tüm tarafları DEAŞ'ı yenilgiye uğratma çabalarına odaklanmaya çağırıyoruz" denildi. Jeff Davis de Moskova ile tansiyonu düşürmeye dönük bir ton kullandı. Davis, "Şu ana kadar Rusya'dan açıklamaların ötesinde düşmanca bir eylem görmedik. Dolayısıyla da Rusya'nın bir çatışma peşinde olmasını düşündürecek hiçbir sebep yok" diye konuştu. Davis, ABD'nin Suriye'deki DEAŞ dışında hiçbir tarafla çatışma niyetinde olmadığını vurguladı. Pentagon sözcüsü Jeff Davis İHA'nın İran yapımı olmasının İran tarafından kontrol edildiği anlamına gelmeyeceğini hatırlatırken başta Lübnan Hizbullah'ı olmak üzere Suriye'deki rejim yanlısı pek çok grubun söz konusun İHA'ları kullandığını söyledi. Albay Davis, koalisyon uçaklarının bugüne kadar Fırat'ın batısına kaç kez geçtiğine ilişkin soruları ise yanıtlamadı. Rusya önceki gün, Suriye'de ABD ile kurulan iletişim kanalını askıya aldığını ve Fırat'ın batısına geçen koalisyon uçaklarını hedef olarak izleneceğini açıklamıştı. Beyaz Saray Sözcüsü Sean Spicer ise "Suriye rejimi ve diğerleri, DEAŞ'a karşı oluşturulan koalisyon olarak kendimizi savunma hakkımızı saklı tuttuğumuzu anlamalılar" demişti. İHA'nın düşürüldüğü haberi bu açıklamaların ertesi günü geldi.
Hürriyet
 
Sır Ölüm 
22 yaşındaki Otto Warmbier, Virginia Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğrencisiydi. Geçen yıl yılbaşında Young Pioneer Tours isimli seyahat acentası aracılığıyla turist olarak Kuzey Kore'ye gitti. Beş gün boyunca "dünyadan izole" olan bu ülkeyi gezdi. Kuzey Kore'den ayrılacağı 2 Ocak'ta ise Pyongyang'daki havaalanında uçağına binmek üzere iken tutuklandı. Warmbier'a suçunun, kaldığı oteldeki propaganda tabelasını çalarak "devlete karşı suç işlemek" olduğu açıklandı. Kameralar karşısına çıkarılan genç, "Hayatımın en büyük hatasını yaptım" diyerek "suçunu itiraf etti" ve af diledi. Ancak yargılama sonucunda Warmbier, 15 yıl ağır iş cezasına çarptırıldı. Warmbier'in tutuklandıktan kısa bir süre sonra mart ayında komaya girdiği haberleri geldi. Kuzey Kore hükümetine göre genç, gıda zehirlenmesi yaşadı ve uyku ilacı aldığı için komaya girdi. Ancak ailesi ve ABD'li yetkililer, Kuzey Kore'nin Warmbier'a tutukluk süresince fiziki şiddet uyguladığını savundu. ABD Başkanı Donald Trump, Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'a, Kuzey Kore'deki Amerikan vatandaşlarının güvenli şekilde ülkeye getirilmesi için gerekli önlemleri alması emrini verdi. Tillerson yoğun bir diplomasi trafiğini yönetti. 6 Haziran'da ABD Dışişleri Bakanlığı özel temsilcisi Joseph Yun, New York'ta Kuzey Kore'nin BM büyükelçisi Pak Kil-yon ile yaptığı görüşmede ABD'li gencin sağlık durumunun iyice kötüye gittiğini öğrendi. ABD'li temsilci Yun, 12 Haziran'da Warmbier'in güvenli şekilde tahliyesi için bir sağlık ekibiyle birlikte Kuzey Kore'ye gitti. Görüşmeler sonrasında Pyongyang yönetimi, Warmbier'i "insani gerekçelerle" serbest bıraktı. Ve Warmbier, Kuzey Kore'den ayrılarak 13 Haziran'da Ohio eyaletinin Cincinati kentinde yaşayan ailesine kavuştu. Ancak 22 yaşındaki genç, hemen hastaneye kaldırıldı. Doktorlar, gıda zehirlenmesi ya da dayak izine rastlamadıklarını ancak gencin beyninin geniş çaplı hasar aldığını, bu hasara neyin neden olduğunu ise belirleyemediklerini açıkladı. Önceki gün ise Warmbier, ailesinin yanı başında yaşamını yitirdi. Warmbier ailesi yaptığı açıklamada, "Oğlumuz Otto Warmbier'in hayat yolculuğunu tamamladığını üzüntüyle duyuruyoruz. Otto, döndüğünde konuşamıyordu, göremiyordu, sözlü ifadelere tepki veremiyordu. Oğlumuz Kuzey Korelilerin elinde korkunç acılar çekti" ifadeleri yer aldı. Başkan Donald Trump da acılı aileye gönderdiği taziye mesajında Kuzey Kore'deki Kim Jong- Un rejimini "zalim rejim" olarak nitelendirirken "Birçok kötü şey yaşandı, ancak en azından son anlarında onu evine getirdik ve ailesine kavuştu" dedi.
Hürriyet
 
Daeş'in Son Kalesi Kuşatma Altında 
Irak ordusunca başlatılan ve Musul'un DAEŞ'ten geri alınması amacıyla başlatılan operasyonda en son ve kritik aşamaya gelindi. Nitekim hafta başında başlayan yeni saldırı dalgasıyla ilerlemesini sürdüren Irak güçleri, Musul'un büyük bölümünü kontrol altına alırken, "Eski Şehir" olarak bilinen ve dar sokaklardan oluşan bölgede DAEŞ'i kuşattı. Şiddetli direniş gösteren DAEŞ militanlarının, Eski Kent'in tüm girişlerini kapattığı, bölgeye bubi tuzakları döşediği tahmin ediliyor. Daha önce de DAEŞ'lilerin, bu bölgede bazı sokakların üstünü kapattığı, dükkanların önüne barikatlar kurdurduğu gözlenmişti. Bununla birlikte kentin bu bölümünün labirent gibi sokaklara sahip olması ve sivil nüfus yoğunluğunun yüksekliği, Iraklı güçlerin ilerleyişini hayli yavaşlatmış durumda. Iraklı komutanlar, kentin bu bölümünde 100 binden fazla sivilin sıkışmış olduğunu tahmin ediyor. Özellikle sokakların darlığından ve çapraz ateşlerden dolayı siviller kaçmakta zorlanıyor. Irak güçleri, camilerden DAEŞ'li militanlara hoparlörlerle "Ya teslim olun, ya da ölün!" mesajları gönderirken, Eski Şehir'de mahsur kalan sivillere de havadan 500 bin broşür attı. Bu broşürlerde Irak ordusunun "her yönden saldırdığı" belirtilirken, sivillere açık alanlardan uzak durmaları, çatışmalar sırasında yakaladıkları ilk fırsatta kaçmaları tavsiyeleri yer aldı. Birleşmiş Milletler ise, bu bölgede sıkışan 100 bin sivilin DAEŞ örgütünce "canlı kalkan" olarak kullanılabileceği uyarılarını sürdürüyor. Iraklı ordu yetkilileri, dar sokaklarda zırhlı araçlarla ilerlemenin mümkün olmadığını vurgularken, DAEŞ'in bomba yüklü uzaktan kumandalı araçlarla saldırılar gerçekleştirdiği belirtiliyor. Her ne kadar örgütün direnişinin uzun sürmesi beklenirken, Musul'un tamamen ele geçirilmesi, 2014 yılından bu yana Suriye ve Irak topraklarında "hilafet" ilan eden DAEŞ'in Irak'tan çıkarılması anlamına geliyor. Bunun yanında kentin sembolik bir önemi de var. Nitekim örgütün lideri Ebu Bekir el Bağdadi, kentin simgelerinden birisi olan Musul Ulu Camii'nde ilk ve tek sefer 2014'te kendisini göstermişti. ABD liderliğindeki uluslararası koalisyon güçleri, DAEŞ'in Suriye'deki uzantısını etkisiz hale getirmek için Arap ve Kürtlerden oluşan kara güçlerine havadan destek veriyor.
Milliyet
 
Brüksel'de Canlı Bomba Paniği 
Belçika'nın başkenti Brüksel Merkez Tren İstasyonu'nda üzerinde patlayıcı olduğu iddia edilen bir kişinin etkisiz hale getirildiği bildirildi. Ulusal haber ajansı Belga'ya göre, Avrupa Birliği (AB) ve NATO gibi önemli kurumlara ev sahipliği yapan Brüksel'deki Merkez Tren İstasyonu'nda patlayıcı yüklü kemer takmış bir kişi etkisiz hale getirildi. Canlı bombanın üzerindeki yelek güvenlik güçleri tarafından kontrollü bir şekilde patlatıldı. Brüksel'de tren istasyonu yakınlarında, küçük çaplı bir patlama duyulurken, polis ve askerler çevrede güvenlik önlemi aldı. Tren İstasyonu etrafındaki yollar yaya ve araç trafiğine kapatılırken, polis helikopterleri alan üzerinde uçuş yaptı. Belçika'nın ünlü turistik meydanı Grand Palace etrafında da sıkı güvenlik önlemleri alındı. Brüksel Zaventem Havalimanı ve Maelbeek metro istasyonunda 22 Mart 2016'da düzenlenen terör saldırılarında 32 kişi hayatını kaybetmiş, 270 kişi yaralanmıştı. Olayın ardından başkent Brüksel'de alarm seviyesi önce en yüksek olan dörde çıkarılmış, daha sonra da üçe düşürülmüş, polis ve askerler önemli merkezler ve binaların önünde devriye görevine başlamıştı.
Milliyet
 
Gazetecileri Casus Yazılımla İzlediler 
Meksika'da bir grup muhalif aktivist, avukat ve gazeteci, hükümetin cep telefonları üzerinden yaptıkları görüşme ve yazışmaları izlemek için özel bir casus yazılım kullandığı iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Şikayetçi olan 9 kişinin cep telefonlarında bulunan 'Pegasus' adlı casus yazılımın İsrailli 'NSO Group' firmasına ait olduğu ve sadece hükümetlere satıldığı belirtiliyor. Kurbanların kendilerine gönderilen kısa mesajlarda yer alan linkler üzerinden telefona yüklenen yazılımın, telefondan atılan mesajların ve rehber bölümünün kopyalanmasına imkan tanıdığı vurgulanıyor. Davanın ardından bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Enrique Pena Nieto'nun avukatı Danile Millan, yazılımın hükümet yetkilileri tarafından kullanıldığını gösteren herhangi bir delil bulunmadığını öne sürdü. New York Times gazetesi, Meksika yönetiminin yazılımı sadece suçlulara ve teröristlere karşı kullanmak şartıyla İsraillilerden 80 milyon dolara satın aldığını iddia etti.
Vatan
 
'Trump'la İlişkim Olmadı'. 
Fransa'nın eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin eşi Carla Bruni, Başkan Trump'la 90'lı yılların başında ilişki yaşadığı iddialarını bir kez daha yalanladı. Eski bir model olan Bruni, Daily Beast sitesine verdiği röportajda Trump'la hiç bir zaman baş başa vakit geçirmediğini, haberin tamamen uydurma olduğunu kaydetti. New York Post gazetesi 1991 yılında Trump'ın ikinci eşi Marla Maples'tan ayrılmasına, ABD'li milyarderin Carla Bruni ile yaşadığı gizli ilişkinin neden olduğunu öne sürmüştü. Washington Post gazetesi, geçen sene seçim kampanyası döneminde, Trump'ın geçmiş yıllarda kendisiyle ilgili ortaya atılan asılsız aşk dedikodularını basına bizzat sızdırdığını ortaya çıkartmıştı.
Vatan
POLİTİKA 

İstifa Resti 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 'Adalet Yürüyüşü'nün 6'ncı gününde haftalık Meclis grup toplantısını yolda yaptı. Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a "Senin, hükümetinin mahkemelere talimat verdiğini ispat edersem görevinden istifa edecek misin? Ben ispat edemezsem siyaseti bırakacağım" diye seslendi. Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi: "Bize doğuştan gelen haklarımızı, anayasal haklarımızı lütuf olarak sunmaya çalışanlar var. 'Efendim, yürürsünüz, lütfediyoruz biz size.' Bunu tarihte firavunlar söylerdi, günümüzde de diktatörler söylüyor. Diyorlar ki 'Adaleti niye yürüyerek arıyorsunuz?' Ama şunu söyleyemiyorlar, 'memlekette adalet var' da biz onun için mi yürüyoruz? Adalet olmadığı için yürüyoruz. Adalet olsa niye yürüyelim? Sivil itaatsizlik diyorlar. Neden izin almadılar? Adalet adalet Allah'ın emridir. Anayasa Mahkemesi (AYM) 20 Temmuz darbesinden sonra iyi bir sınav vermemiştir ve sınıfta kalmıştır. AYM'nin saygıdeğer üyelerine seslenmek isterim, eski kararlarınıza neden sahip çıkmıyorsunuz? Milletvekilleri hapisteyken niye sessiz kalıyorsunuz? Milli irade diye bağıranlara karşı, neden 'Milli iradeyi hapsedemezsiniz' diyemiyorsunuz? Diğer hâkimlerin yaptığı gibi siz de çay toplamaya meyilliyseniz söyleyecek bir şey yok. Saray'dan gelecek talimata göre karar vermeyin, onurunuzla durun. Birisi geçen gün bana hatırlatıyor, 'Anayasa'nın 138. maddesi var'. Evet var 138. maddesi. Ne diyor: 'Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.' Doğru mu, doğru; ben buna uyuyorum, zaten böyle bir yetkim de yok benim. Bu düzenleme iktidar sahipleri için getirilmiştir. Ben buradan açık ve net çağrı yapıyorum. Bana 138. maddeyi hatırlatan beyefendiye bir çağrı yapıyorum; senin, senin hükümetinin mahkemelere genelge gönderdiği, talimat verdiğini ben ispat edersem, görevinden onurlu, namuslu bir insan gibi istifa edecek misin? Ben ispat edemezsem siyaseti bırakacağım, çünkü namuslu ve onurlu bir insanım. 2019, Türkiye'de demokrasinin şaha kalktığı tarih olacaktır. Her firavunun bir Musası vardır; firavun belli, Musalar da burada." CHP Lideri, 'Adalet Yürüyüşü'nün 6. gününü tamamladı. Grup toplantısı sonrası 8 yaşındaki Ege'yle yürüyüşe başlayan Kılıçdaroğlu'na oyuncu Enis Fosforoğlu ve sanatçı Hüseyin Turan da eşlik etti. Kılıçdaroğlu, yürüyüşte Turan ile türkü söyledi.
Hürriyet
 
Sözünde Durmaz 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun restine karşılık vererek, "Cumhurbaşkanı'nın yargıya talimat verdiğiyle alakalı istifaya çağırıyor. 'Eğer olmazsa ben istifa ederim' diyor. İddianı ispat et" dedi. Cumhurbaşkanlığı'nda düzenlenen iftarda esnaflarla buluşan Erdoğan, özetle şu mesajları verdi: "Yargılanıyorlar, yargılanırken A'dan Z'ye herşey yalan. Sanki 250 şehidimiz olmamış, sanki 2 bin 193 gazimiz yok. Kurtulamayacaksınız, bu ülkede adaletin olduğuna inanıyoruz bu ülkede adalet var. Birilerinin elinde kartonlarla yürüyerek adalet araması gibi değil bizim aradığımız adalet. Bizim aradığımız adalet 250 şehidimizin kanıdır, 2 bin 193 gazimizin şu anda yaralı oluşudur. Öbür tarafta MİT'in gönderilen Türkmen kardeşlerimize yardımını basanlar kimdi, FETÖ terör örgütüydü. Şu anda bedel ödüyorlar. Oradan alınan evraklar kimlere gönderildi işte şu anda mahkum edilen şahsa gönderildi. O nereye gönderdi, o da şu anda yurtdışına kaçmış olan bir başka gönüldaşına gönderdi. O kaçtı gitti şimdi farklı şeyler de dolaşıyor. Bugün grup toplantısını açık alanda yapmışlar, kapalı alan herhalde sıcak geliyor. Oradan da bir ifade kullanıyor. Cumhurbaşkanı'nın yargıya talimat verdiğiyle alakalı. Ve istifaya çağırıyor. 'Eğer olmazsa ben istifa ederim' diyor. Ya senin bu ilk defa değil ki. Sen bugüne kadar kaç kere bu şeyleri söyledin. Onun için de senin bu yalan makinesi olduğunu bu ülkede bilmeyen kalmadı. Şimdi böyle bir şeyi ispata davet ediyor. Sen bir defa kendini bu ülkede ne olduğunu millete kabul ettirmişsin, millet seni çok iyi biliyor, tanıyor. Biliyor ki hiçbir sözünde durmaz. Eğer ispata yönelik bir şeyin varsa hukukta kaide şudur. Müddei iddiasını ispatla mükelleftir. İddianı ispat et. Dürüst değiller dürüst. Şimdi yeni bir iftira daha atmışlar. Tayyip Erdoğan'ın 3 milyar dolarlık hazinesi var. Onunla ilgili davayı da Allah'ın izniyle kazanacağız. İşin kötüsü yargı bu işlerde büyük cezalar kesmiyor. Ne yaparlarsa yapsınlar biz yine yargıda bunları mahkum edeceğiz. Tazminat arkadan ceza ve böyle yürüyeceğiz. Şimdi İstanbul'a yürüyorlar, yolları açık olsun. Kamunun hukukunu bozmadan ki böyle bir şeye aslında hakları da yok. Fakat arkadaşlarımız hükümetimiz onlara anlayış göstermek suretiyle onlar bu yürüyüşlerini devam ettiriyorlar."
Hürriyet
'Kılıçdaroğlu Yürüyüşü Bıraksın, Bize Lazım' 
Başbakan Binali Yıldırım, Yunanistan ziyareti dönüşünde, uçakta medya temsilcilerinin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun yürüşüne ilişkin değerlendirmesi sorulan Yıldırım, "Kadir Topbaş'ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı serbest bırakılınca Kılıçdaroğlu 'kamuoyu vicdanı' falan dedi. Üst mahkeme tutuklama kararı verince yine eleştirdi. Hangisi doğru? Kemal Kılıçdaroğlu yürüyüşte olduğu için zihinsel ve bedensel yorgunluğu var. Çelişkili açıklamalar yapmaya başladı. Yürüyüşü bırakması lazım. Bize lazım Kılıçdaroğlu. Yollarda kendisini heder etmesine gönlümüz razı olmaz" ifadesini kullandı. Başbakan Yıldırım, Kılıçdaroğlu'nun kendisine gönderdiği mektup sorulunca şunları anlattı: "İki öğretim üyesi açlık grevine başladı. Bunlarla ilgili Sayın Kılıçdaroğlu ricada bulundu. Ben de Başbakan Yardımcımız Nurettin Canikli'yi görevlendirdim. Aileleriyle görüştü. Eylemi sonlandırmalarını istedi. Burada olumlu bir yaklaşım göremedik. Aileler aksine 'Biz bu eylemlerden gurur duyuyoruz, asla da bırakmayı düşünmüyoruz.' gibisinden tutum içine girdiler. İnsani bakımdan gereken çalışmaları yaptık, gördük ki iş ideolojik boyuta taşınmış, yapacak fazla bir şey yok."
Vatan

SPOR 
UEFA Avrupa Ligi'nde kuralar önceki gün çekilirken, son dakikada önemli bir değişiklik yaşandığı
ortaya çıktı. Buna göre kuraya girecek takımlardan bir tanesinin son anda çıkarıldığı, yerine aynı ülkeden başka bir takımın dahil edildiği tespit edildi. Bulgaristan ligini 2. sırada tamamlayan ve eleme turuna katılması beklenen CSKA Sofya dışarda bırakılırken, aynı ligi 4. bitiren ve kupalara katılma hakkı bulunmayan Dunav onun yerine yerleştirildi. Bulgar ekibi Dunav, Avrupa Ligi 1. eleme turunda Kazakistan'dan Irtysh ile eşleşti. Ancak CSKA cephesi yaşananlara sert tepki verdi. UEFA'nın kendilerine konuyla ilgili herhangi bir bildirimde bulunmadığını ve son ana kadar kurada yer alacaklarını sandıklarını belirten Bulgar yetkililerin yanı sıra, kulüp avukatları ise bu hareketin yasalara uymadığını belirtti, UEFA'yı hukuk tanımazlıkla itham ederek, kendilerine haksızlık yapıldığını savundular. Sürecin bu noktaya gelmesi, CSKA Sofya Kulübü'nün iki yıl önce iflasını açıklamasıyla başladı. Ancak kulüp başka bir kulüp üzerinden aynı isimlendirmeyle CSKA olarak yeniden var edildi. Bu noktada devreye UEFA'nın '3 yıl kuralı' girdi. Buna göre kırmızı-beyazlı ekibin iki yıl Avrupa kupaları için lisans alamayacağı belirtildi. Ancak Bulgaristan Futbol Federasyonu kulübe lisans verdi. Bunun üzerine konu CAS'a taşınarak, Avrupa kupalarına katılım durumunun netleştirilmesi istendi. CAS kura çekimine bir kaç gün kala verdiği kararda, Bulgar federasyonunun kararını çevirecek herhangi bir kararın UEFA'dan çıkmadığına atıf yaparak, CSKA'nın Avrupa kupalarına katılmasında bir sakınca olmadığı hükmüne vardı. Bulgar ekibinin tekrar Avrupa kupalarına dahil edilmek için yeniden CAS'a gideceği belirtildi.
Milliyet
Fenerbahçe'nin yıldız oyuncusu Robin van Persie'nin eski takımı Feyenoord'a dönme ihtimali giderek artıyor. Bununla ilgili en somut gelişme oğlu Shaqueel'in Feyenoord altyapısına kayıt yaptırması oldu. Hollanda basınındaki haberlere göre golcü futbolcunun ailesi bu nedenle yeni sezonda İstanbul yerine Rotterdam'da yaşayacak. Bir süredir eski kulübü ile transfer görüşmesi yaptığı iddia edilen Van Persie'nin de ailesinden ayrı kalmasının zor olduğu ifade edildi. Bu nedenle futbolcunun Fenerbahçe macerasını noktalama planları yaptığı vurgulandı. İki taraf daha önce prensipte anlaşmıştı. Hollanda basınına göre tek sorun Fenerbahçe ile bonservis konusunda anlaşmak. Kuyt'tan büyük verim alan Hollanda ekibi, bu oyuncunun kariyerini noktalamasının ardından benzer bir projeyi yeni sezonda Van Persie ile hayata geçirmek istiyor. Van Persie'nin bonservisinde kolaylık sağlanması için Fenerbahçe yönetimiyle masaya oturmaya hazırlandığı öğrenildi. Ancak sarı-lacivertli yönetim ve teknik heyet Hollandalı yıldızın takımdan gitmesi konusunda bir hayli kararsız Bunun en önemli sebebi de yeni bir golcü bulmakta zorlanılması Van Persie konusunda temkinli hareket etmeye çalışan ve iyi bir santrfor bulana kadar Hollandalı oyuncu ile bağları koparmama kararı alan Fenerbahçe Yönetimi beklemeye geçti. Emenike'yi gözden çıkaran sarı-lacivertlilerin elinde sadece Fernandao ve Van Persie kaldı. Bu yüzden şu ana kadar yeterli verim alınamasa da Hollandalı golcü için acele edilmeyecek.
Milliyet
15 yıl formasını giydiği Galatasaray'dan ayrılmak zorunda kalan Sabri Sarıoğlu'na plaket yerine ihtarname gitti. 33 yaşındaki tecrübeli futbolcu gözyaşları içinde kulübüne veda ederken, asıl darbeyi daha sonra yedi. Çocukluğundan bu yana ter döktüğü kulübünden en azından bir teşekkür bekleyen Sabri, noterden gelen bir yazıyla şoke oldu. Oysa Galatasaray Yönetimi, 15 yıllık emeğini bir plaketle ödüllendireceğini belirtmiş, emektar oyuncuya vefa göstereceğini dile getirmişti. Bu beklenti içerisinde olan Sabri'ye, Kayseri, Gençlerbirliği ve Aytemiz Alanyaspor deplasmanlarında sarı kart gördüğü için cezası geldi. Sarı-kırmızılılar, başarılı oyuncunun gördüğü kart ya da kartların gereksiz olduğunu düşünmüş ve yönetmeliğe göre faturayı kesmişti. 36 bin euro tutarlı bu ihtarname, Sabri'nin eline geçtiğinde büyük şaşkınlık yaşadı. Daha önce bir kalemde 5 milyon liradan vazgeçerek kolay kolay kimsenin yapmayacağı bir jest yapan taraftarın "Sabri Reyiz"i, kulübünü düşünmesinin karşılığını da böylece görmüş oldu. İhtarnamede, bu paranın alacaklarından kesileceği de vurgulandı. Sarı-kırmızılılar, ilk planda yollarını ayırdığı isimlerden bu cezaları tahsil ederek işe başladı. Sabri'nin yanı sıra Bruma, Podolski ve Chedjou gibi isimlerden de gördükleri kartlara göre cezalar kesildi. Sarı-kırmızılılarda yine geçen sezon içerisinde disiplin yönetmeliğine aykırı davranarak gereksiz kart gören futbolcularla ilgili nasıl bir işlem yapılacağı ise merak konusu Ancak faturanın ilk planda gidenlere çıkarılması, diğer oyunculara af olasılığını da güçlendiriyor. Galatasaray'da disiplin yönetmeliğine göre geçen sezon futbolculara toplam 17 milyon 558 bin 533 TL ceza kesmiş, bu para sezon içerisinde affedilmişti.
Milliyet
Ukrayna'da Dinamo Kiev forması giyen Domagoj Vida'yı renklerine bağlamak isteyen Beşiktaş Yönetimi, Hırvat stoperle yaptığı görüşmelerden bir türlü sonuç alamıyor. Kaleci Boyko'nun yanı sıra 2.5 milyon euro vererek 28 yaşındaki oyuncuyu kadrosuna katmayı hedefleyen siyah-beyazlı yönetimin önündeki en büyük engelin ise Vida'nın sözleşmesi olduğu belirlendi. 31 Aralık 2017 tarihinde serbest kalacak olması nedeniyle daha yüksek rakamlara transfer yapma şansı bulunan Hırvat stoper bu nedenle Beşiktaş'ın önerdiği yıllık 2 milyon euroya şimdilik soğuk bakıyor. Daha önce yakın çevresine "Yıllık 3 milyon eurodan aşağıya bir rakama Türkiye'ye gitmem" diyen Vida'nın, evlilikten sonra Kiev'de kalmaya daha sıcak baktığı ortaya çıktı. Vida'nın yıl sonunu bekleyerek hem daha yüksek bir senelik ücret hem de imza parası karşılığında kendisine talip olan kulüplerden birine imza atabileceği kaydedildi. Bu arada Dinamo Kiev'in, kaleci Boyko için en fazla 600 bin euro bonservis ödemeyi kabul ettiği vurgulandı. Beşiktaş'ın da yıllık ücreti 1 milyon euro olan deneyimli file bekçisini kiralık veya bonservisiyle göndermenin yollarını aradığı belirtildi. Vida ısrarını sürdüren Beşiktaş, Kasımpaşa'dan Titi ve Milan'dan Gustavo Gomez'le de ciddi olarak ilgileniyor. Stoper transferlerini mümkün olduğu kadar en az maliyetle bitirmenin peşinde olan siyah-beyazlı kulüp, Ramazan Bayramı'ndan sonra önemli isimleri savunmaya katacak.
Milliyet
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme