12 Temmuz 2017 Çarşamba

12.07.2017 Genel Gündem

12.07.2017

GÜNDEM

15 temmuz şehitlerine dua ve karanfil 
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki hain darbe girişimi sırasında 249 kişi şehit olmuştu. Dün yurdun dört bir yanından 15 Temmuz şehitleri unutulmadı, kabirleri boş bırakılmadı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın ziyaret adresleri Edirnekapı 15 Temmuz Şehitliği ve Karacahmet Mezarlığı'ydı. Edirnekapı'ya ilk olarak Başbakan Binali Yıldırım geldi. Başbakan Yıldırım ziyaret için şehitliğin önünde toplanan vatandaşlarla selamlaştı ve çocuklara oyuncak dağıttı. Cumhurbaşkanı Erdoğan saat 12.20'de 15 Temmuz Şehitliği'ne geldi. Cumhurbaşkanı'nı karşılayanlar arasında Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, İstanbul Valisi Vasip Şahin, 1. Ordu Komutanı Orgeneral Musa Avsever, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da vardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan şehitlerin kabirlerine karanfiller bıraktı. Aileleriyle yakından ilgilendi. Yaklaşık 2 saat şehitlikte kalan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitler için Kuran-ı Kerim okudu, dua etti. Erdoğan ve Başbakan Yıldırım daha sonra polis şehitliğini ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım 15 Temmuz Şehitliği'nden ayrılarak Şehzadebaşı Camisi'ne geçti. Burada 15 Temmuz gecesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde şehit edilen Prof. Dr. İlhan Varank'ın kabrini ziyaret etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nün çıkışında yapımı devam eden 15 Temmuz Anıtı'nda da incelemelerde bulundu.


'Bilişim'ciler için 105 gözaltı kararı 
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosunca, FETÖ'nün bilişim yapılanmasına yönelik soruşturma kapsamında 105 kişi hakkında yakalama ve gözaltı kararı verildi. Bu kapsamda, İstanbul merkezli 8 ilde operasyon düzenlendi. Hakkında yakalama ve gözaltı kararı çıkarılan 105 kişinin TÜBİTAK, Sürat Bilişim ve Türk Telekom'da bilgi işlem personeli olarak çalıştığı öğrenildi. Şüphelilerin Bylock kullandıkları da kaydedildi. Ayrıca MİT ve polis FETÖ'nün İstanbul'daki 'Suriçi eyalet' yapılanmasına yönelik operasyon düzenlendi. Haklarında gözaltı kararı bulunan 24 zanlıdan 9'u gözaltına alındı. Örgütün Bayrampaşa, Esenler, Gaziosmanpaşa ve Fatih'ten bölgeyi "Sur İçi Eyaleti" olarak adlandırdığı öğrenildi. FETÖ'nün Kara Kuvvetleri Komutanlığında görevli ve örgüte bağlı rütbeli askerlerle çeşitli nedenlerle kopan irtibatı tekrar sağlayabilmek için "ümitçi" adıyla bir yapı oluşturduğu belirlendi. Söz konusu tespit doğrultusunda, İstanbul ve Mersin'de 13 adrese eş zamanlı operasyon düzenleyen ekipler, "ümitçi" olarak tabir edilen yapının sözde sorumluları ile irtibat kurulan askerlerin de aralarında bulunduğu 7 kişiyi gözaltına aldı.

Enerji dolu müjde... 
Uluslararası Enerji Ajansı İcra Direktörü Fatih Birol, "Halihazırda piyasada arz fazlası petrol bulunuyor ve hatta bu petrolü stoklayacak yer yok. Türkiye için müjdeli haberim ise, önümüzdeki 3-4 yıl içinde hem petrol hem de doğalgaz fiyatlarında ciddi bir yükseliş beklemiyoruz. İnşallah Ortadoğu'da bir şey olmaz ama olsa bile ben petrol fiyatlarında çok ciddi bir sıçrama olacağını sanmıyorum" dedi. Birol, düşmeye devam eden petrol fiyatlarıyla birlikte Türkiye'nin önünde avantajlı bir dönem oluştuğunu belirterek, "Türkiye bu fırsatları değerlendirirse, cari açığı aşağı çekmede önemli etki oluşturur. Ayrıca gerekli enerji yatırımlarımızı yapmamız lazım, bunun için bütün şartlar, bütün kozlar Türkiye'nin elinde" dedi. Dünya Enerji Yatırımları Raporu'nu açıklayan Fatih Birol, küresel piyasalarda düşüşünü sürdüren petrol fiyatlarının Türkiye'ye ciddi fırsatlar sunduğunu vurguladı. Türkiye'nin düşük fiyattan yararlanması gerektiğini belirten Birol, şunları söyledi: "Yatırım alması açısından Türkiye'nin elinde iki önemli avantaj var; birincisi Türk ekonomisi güçlü, ikincisi enerji talebi büyüyor. Yatırımcılarda gerekli güveni yaratmaya devam edebilirsek yatırımların gelmemesi için ben hiçbir neden görmüyorum. Türkiye bu fırsatları değerlendirirse, önümüzdeki 4-5 yıl fiyatlar düşükken, bu ekonomiyi canlandırmada doping etkisi yaratacak, cari açığımızı aşağı çekecek. Ama bu zaman zarfında gerekli enerji yatırımlarımızı yapmalıyız."

DÜNYA 
Heykel krizi 
Irak'ın tartışmalı statüye sahip Kerkük kentinde bayrak krizinin ardından bu kez de devasa Peşmerge heykeli kriz yarattı. Son üç yılda terör örgütü DEAŞ'a karşı savaşırken hayatını kaybeden askerlerin anısına Kerkük'ün kuzey girişinde, Erbil yolu üzerine Vali Necmeddin Kerim'in talimatıyla Peşmerge heykeli yapılıyor. Kürt bir iş adamının finansmanını sağladığı heykel, 25 metre yüksekliğinde, 12 metre genişliğinde. Kürt basınına göre Ortadoğu'nun en büyük askeri heykeli olan Peşmerge heykeli, bu ayın sonuna doğru resmi törenle açılacak. Ancak Peşmerge heykelinin dikilmesine kentteki Türkmen ve Araplar tepki gösterdi. Irak Türkmen Cephesi Kerkük İl Teşkilat Sorumlusu Muhammet Ağa, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada, "Kerkük'te sadece Peşmerge'nin kanı dökülmedi. Beşir, Tazehurmatu, Dakuk, Tuzhurmatu ve Irak'ın her yerinde Türkmenler de canlarını verdi. Bu heykelle Kerkük'ün bir tek Peşmerge tarafından korunduğu mesajının verilmesini kesinlikle reddediyoruz. Bu heykelin dikilmesiyle Kerkük'ün Kürtlerin olduğunu göstermek istiyorlar. Irak Türkmen Cephesi olarak Kerkük'ün güney girişinde bir Türkmen askerinin heykelini dikeceğiz" dedi. Türkmen kökenli Adnan Kerküklü de "Peşmerge'nin Kerkük için fedakarlıklarda bulunması kentin Kürt olduğu anlamını taşımaz" diye konuştu. Arap Sait Nizamettin ise "Bu adım (Peşmerge heykeli) kabul edilemez. Hiç kimse yaptığı fedakarlıklar üzerinden başkalarını rencide etmemeli. Burası tüm Kerküklülerin memleketidir" dedi. Kerkük'te Kürt kökenli Berzan Dello ise yıllardır Kerkük'ü tek başına terörden koruyan Peşmerge için bu heykelin dikilmesinin en doğal hak olduğunu savunarak "Peşmerge bir tek Kürtleri değil, tüm etnik grupları korudu" yorumunu yaptı. Daha önce resmi binalara Irak bayrağı yerine Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) bayrağının asılmasıyla bayrak krizi yaşanmıştı.


Türkiye, suriye'de vazgeçilmez partner 
Suikasta uğrayan Rusya'nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov'un yerine atanan Aleksey Yerhov, haftasonundan itibaren Türkiye'de görevine başlayacak. Yerhov öncesinde aralarında Hürriyet'in de bulunduğu Türk medya temsilcilerine konuştu. Aralık ayında yaşanan trajik olayın bu göreve atanmasına vesile olduğunu söyleyen Yerhov, "Gönül isterdi ki, çalışma arkadaşım ve yakın dostum Andrey Karlov hayatını kaybetmeseydi. Tabi Ankara'da göreve başladığımda Karlov isminin tarihe geçmesi için daha bir dizi çalışmalar planlıyoruz" dedi. Türkiye'de can güvenliği konusunda hiçbir endişesi olmadığını da sözlerine ekleyen Yerhov, "Malum olaydan sonra Rusya yönetimi diplomatik misyonların korunmasıyla ilgili bir dizi ek önlemler aldı. Ayrıca Türk tarafının da güvenliğe son derece hassas yaklaşmaya başladığını biliyorum. Sadece Ankara'da değil, tüm Türkiye çapında güvenlik konusunda herhangi bir çekince olmaksızın görevimi yerine getireceğim. Karlov suikastıyla ilgili soruşturmanın akıbetine gelince. Çok yönlü ve ikili çalışmalar devam ediyor. Ancak soruşturmanın etkilenmemesi için şu anda detay açıklamam doğru değil" diye konuştu. Rusya ile Türkiye ilişkilerinde Suriye konusunun önemli yer almaya devam ettiğini ifade eden Rus Büyükelçi Yerhov, "Son bir buçuk yıllık dönemde aramızda yaşanan hadiselerden sonra birbirimizi çok daha iyi anlar duruma geldik. Suriye krizine kalıcı ve nihai çözüm bulunmasında Türkiye'nin Rusya için vazgeçilmez partner olduğunu da net bir şekilde dile getirmek isterim. Suriye'deki Kürt meselesinden diğer hassas konulara kadar artık aramızda görüşmediğimiz, ele alamadığımız konu kalmadı. Birbirimizle her şeyi açıkça konuşarak çıkış yolu arıyoruz. Astana süreci de bunun bir kanıtı. Aramızdaki sıkı diyalog devam edecek ve umarım sadece Suriye meselesinde değil, bir dizi problemli konu çözüme kavuşturulacaktır" dedi.

22 yıllık acı 
Avrupa'da, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından yaşanan en büyük insanlık trajedisi olarak nitelendirilen Srebrenitsa soykırımında katledilenlerden 71 kurbanın cenazesi dün Potoçari Anıt Mezarlığı'nda toprağa verildi. Türkiye adına Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un katıldığı törende, bölge ülkelerinden siyasiler, din adamları, diplomatlar, uluslararası kurumların temsilcileri ve binlerce vatandaş yer aldı.Bosna Hersek'in doğusundaki Srebrenitsa'nın, 11 Temmuz 1995'te Ratko Mladic komutasındaki Sırp birlikleri tarafından işgal edilmesinin ardından Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki Hollandalı askerlere sığınan sivil Boşnaklar, Sırplara teslim edilmişti. Kadın ve çocukların Boşnak askerlerin kontrolündeki bölgeye ulaşmasına izin veren Sırplar, 8 binden fazla Boşnak erkeği ormanlık alanlarda, fabrikalarda ve depolarda katletmişti.


'Rus parmağı' belgelendi 
ABD Başkanı Donald Trump'ın oğlu Donald Trump Jr ile Kremlin bağlantılı Rus avukat Natalia Veselnitskaya arasında geçen yıl gerçekleşen görüşmeye dair yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Haberi dünyaya ilk duyuran yayın kuruluşu olan New York Times, Trump'ın resmen başkan adayı olmasından 2 hafta sonra, 9 Haziran'da New York'taki Trump Tower binasında gerçekleşen görüşmeyi, İngiliz kökenli halkla ilişkiler uzmanı Rob Goldstone'un ayarladığını belirledi. Habere göre Goldstone, Trump Jr'a attığı email'de, görüşmeyi talep eden Veselnitskaya'nın elinde, Demokrat başkan adayı Hillary Clinton'a seçimi kaybettirecek bir bilgi olduğunu belirtti. Goldstone mesajında, Clinton'la ilgili bilginin, Rus hükümetinin Trump'ın adaylığını destekleme çabalarının bir parça olduğunun da altını çizdi. Veselnitskaya'nın elindeki bilgilerin, Rus hackerların Demokrat Ulusal Komitesi'nin bilgisayar sistemlerinden ele geçirilen belgelerle alakalı olduğunu gösteren bir delil yok. Ancak yine de Rusların başkanlık seçimlerine olası müdahalesini araştıran Adalet Bakanlığı'nın Goldstone'un Trump Jr'a attığı e-mail'le yakından ilgilendiği belirtiliyor. Trump Jr, babasının başdanışmanı olan Jared Kushner ve Trump'ın eski kampanya yöneticisi Paul Manafort'un katıldığı görüşmede Veselnitskaya'nın ortaya attığı iddiaları 'şaibeli' bulduğunu söylemişti.

Katar krizinde önemli dönemeç 
Körfez ülkeleri tarafından Katar'a uygulanan yaptırımlar devam ederken Katar, dün ABD ile önemli bir anlaşmaya imza attı. Krizin ardından Katar'a karşı nasıl bir politika izleyeceği konusunda karmaşık politikalar uygulayan ABD, Katar'la terörle mücadele anlaşması imzaladı. ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın üst düzey danışmanı R.C. Hammond, Tillerson'ın Katar ziyareti sırasında iki ülke arasında "terörle ve terörün finansmanıyla mücadele" anlaşması imzalandığını duyurdu. ABD ile Katar arasında varılan anlaşmayı ileriye yönelik umut verici bir adım olarak niteleyen Hammond, "Katar ve ABD, Katar'ın terörle mücadelesini güçlendirmek ve terörün desteklenmesine karşı etkili biçimde mücadele etmek için gerekli çabaları özetleyen bir anlaşma imzaladı" dedi. Öte yandan Katar Emiri Temim Bin Hamad Al Sani, yürüttüğü mekik diplomasisi kapsamında temaslarda bulunmak üzere başkent Doha'ya gelen ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ı kabul etti. Katar merkezli El Cezire'nin haberine göre, başkent Doha'da bir araya gelen Al Sani ile Tillerson, Körfez krizindeki gelişmeleri görüştü. Görüşmede krizin çözümünde Kuveyt'in ara buluculuğunu destekleyen Washington'ın çalışmaları, terör ve aşırılıkla mücadele için ortak çabalar ve iki ülke ilişkileri ele alındı. Tillerson'ın sonraki durağının Suudi Arabistan olması bekleniyor.

EKONOMİ 

Dolar: 3,6115-3,6138           
Euro: Euro 4,1471-4,1483
Sterlin: 4,6392-4,6416
Gram Altın: 141,5521-141,6435


Türk çeliğine burbon resti 
Amerika'yı yeniden büyük yapma vaadiyle başkan seçilen Donald Trump, bu doğrultuda aldığı kararlarla uluslararası ticareti adeta vuruyor. Ticaret açığı verdiği her ülke ve ürün için kendi ülkesinde üretim isteyen, gümrük vergilerini artıran Trump'ın son bombası Türk çeliği için oldu. Dünyanın en kaliteli çeliği olan Türk çeliğine karşı Trump, 1962 Ticaret Anlaşması'nın yayınlandığı yıldan bu yana kullanılmayan 'Section (Bölüm) 232' yasasını tozlu raflardan indirdi. Bu yasa ABD başkanına eğer milli güvenliği tehdit ediyorsa ithalatı kısıtlama yetkisi veriyor. Yıllar boyunca kaliteli Türk çeliği, türlü sıkıntılar yaşadığı ve damping davalarıyla karşı karşıya kaldığı ABD'de şimdi de ulusal güvenliğe tehdit suçlamasıyla karşı karşıya. Yasa uyarınca önce çelik ithalatına ilişkin soruşturma açıldı ve en fazla 270 günde tamamlanacak. Trump, nisanda kararını dünyaya duyurduğu an uluslararası ticarette büyük tepkiyle karşı karşıya kaldı. Öyle ki savunma örgütü NATO toplantısında bile Trump'ın ticareti engellemesinin sebebi milli güvenlik olduğu için çelik ticaretine önlem konulursa karşılığının verilmesi tavsiye kararı çıktı. G20 toplantısında ise ABD ve Avrupa Birliği yetkilileri restleşti. AB yetkilileri şayet Trump kısıtlamayı çelik için getirirse ABD'den ithal burbona (viski) ek vergi koyacağını açıkladı. ABD'nin AB'ye içki ihracatının yüzde 20'sini burbon oluşturuyor, bu da yaklaşık 130.8 milyon dolar ediyor. İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk Bölümü Yardımcı Doçent Pınar Artıran, uluslararası ticarette Trump'ın son hamlesini Hürriyet'e değerlendirdi. Artıran, Türkiye'nin yıllardır en büyük sıkıntısının çelik olduğunu ve bugün de Trump ile beraber daha sıkıntılı günlerin geldiğini belirterek, şöyle konuştu: "Türk çeliği dünya üzerindeki en kaliteli çeliklerden biri. Çin de büyük bir üretici. Aşırı üretimi var ama Türk çeliği ile karşılaştırıldığında bizimkisi son derece kaliteli. ABD'de de çelik üretimi var. Türk çeliğini ABD piyasasına sokarken ABD sürekli ekstra vergi uygulamak istiyor. Ama bu DTÖ kurallarına aykırı. Bu yüzden sürekli Türk çeliğinin damp yani teşvik edildiğini iddia ediyorlar. Amerikan piyasasında Türkiye'nin çelik sektörüne teşvik verdiğini iddia ediyorlar ve bizim çeliğimiz üzerinde ek vergi koyuyorlar. Soruşturma açıyorlar." Bunların yanı sıra şimdi Trump'ın, ABD'li çelikçileri güçlendirmek için tozlu raflardan 'Section 232'yi indirdiğini vurgulayan Artıran, "Hiçbir ABD başkanının aklına gelmemiş gibi Trump hükümetinin aklına geldi ve çelik için kullanmaya başladılar. Son 1 aydır uluslararası ticarette müthiş protesto var" açıklamasını yaptı.
Hürriyet


Paniğe atm engeli 
Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, 15 Temmuz'daki darbe girişiminin ekonomide yarattığı tahribatın olabildiğince asgariye indirilmesi için 16 Temmuz sabahından itibaren yoğun bir çalışma içine girdiklerini söyledi. Böyle dönemlerde insanların paralarını çekmek için bankacılık sisteminden yoğun talepte bulunduklarını anımsatan Canikli, 15 Temmuz'da aldıkları öhlemleri şöyle anlattı: "Tahmin ettiğimiz gibi ATM'lere yoğun bir talep oldu. Bu psikolojinin çok iyi yönetilmesi gerekiyordu. Biz bunu Cumartesi sabah saatlerinden itibaren planlamaya başladık. Para çekme talebinin tamamının karşılanması noktasında bütün bankalara talimat verdik, bütün ATM'lerin parayla doldurulmasını söyledik" açıklamasını yaptı. ATM'lere gidilip paraların çekilememesi ya da çok geç çekilmesi durumunun hızla diğer insanlara da yansıyacağını ve çok ciddi bir panik havası oluşmasına yol açabileceğini dile getiren Canikli, "Buna meydan vermememiz gerekiyordu. Bunu insanlara göstermenin en iyi yolu da istedikleri zaman paralarını çekebildiklerini ortaya koymaktı. Onun için bütün bankamatikler parayla dolduruldu ve bu durum takip edildi. Vatandaşlar paralarını çekebildiklerini gördü ve sakinleşti" ifadelerini kullandı.


Kıdem sigorta birliği ve ihaleden men talep etti 
Türk-İş, kıdem tazminatı konusunda görüşünü, Çalışma Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun isteği üzerine yazılı olarak sundu. Yazıda kıdemtazminatı sisteminin mevcut haliyle devamı istenirken, tazminatı ödemeyen işverene para cezası uygulanması, işvereni iflas eden işçinin kıdem tazminatının Ücret Garanti Fonu'ndan ödenmesi, tazminatı ödemeyen işverenlerin kamu ihalelerinden yasaklanması talep edildi. Bakan Müezzinoğlu, kıdem tazminatı konusunda işçi ve işveren örgütlerinin görüşlerini 13 Temmuz'a kadar yazılı olarak bildirmelerini istemişti. "Bakanlığınızdan açık talebimiz Kıdem Tazminatı Müessesinin mevcut haliyle devam etmesi ancak bu haktan yararlanamayan işçilerin yararlanabilmesi için gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasıdır" denilen yazıda, "Konfederasyonumuzun kıdem tazminatı reformundan anladığı, yapılacak reformun hakkın aşındırılmasını değil; korunmasını, güçlendirilmesini ve geliştirilmesini hedef almasıdır" görüşüne yer verildi.


Bddk bankaları 
BANKACILIK Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), batık krediler nedeniyle bankada kalan gayrimenkullerin 3 sene sonra sermaye hesabından indirilmesi düzenlemesini yürürlükten kaldırıldı. Resmi Gazete'de dün yayımlanan yönetmelik değişikliği ile bankaların sermaye yeterliği üzerinde pozitif bir etki yaratacağı beklentisi Borsa İstanbul'a yeni rekor getirdi. Banka hisseleri öncülüğünde dün Borsa İstanbul günü yüzde 2.06 artışla 103 bin 182 puandan tamamlayarak rekor tazeledi. Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerin piyasa değeri de 805 milyar liraya yükseldi. Rekorla kapanan Borsa İstanbul'da bankacılık endeksi ise yüzde 3.87 yükseldi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun yaptığı değişiklikten en olumlu etkilenmesi beklenen Halk Bankası hisseleri dün yüzde 5.26 yükseliş yaşadı. CHP'li milletvekili Faik Öztrak ise değişikliği eleştirdi. Öztrak, Twitter hesabından yaptığı değerlendirmede, BDDK'nın bu düzenleme ile bankaları banka olmaktan çıkarıp emlakçı haline getireceğini belirterek, "BDDK'nın bu düzenlemesi bankaların sorunlu konut kredileri nedeniyle sıkıntı yaşadığı algısını pekiştirir. Kaş yapayım derken göz çıkar" dedi.

POLİTİKA
  Liderliğe terfi ettirilen dünyadaki tek siyasetçidir 
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Ankara'dan İstanbul'a yaptığı Adalet Yürüyüşü sonrasında, "lider" tarifleri yapılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu için, "CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tabana kuvvet yürüdükten sonra Genel Başkanlık'tan liderliğe terfi ettirilen dünyadaki tek siyasetçidir" değerlendirmesinde bulundu. Bozdağ, Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda, siyasette başarının tek ölçüsünün seçim kazanmak olduğunu, hızla, fazla yürümenin siyasette değil, sadece sporda bazı branşlarda başarı kriteri olduğunu söyledi. Bozdağ, şöyle devam etti: "Kemal Kılıçdaroğlu'nun yönetiminde CHP, 2 halkoylaması, 2 milletvekili, 1 mahalli ve 1'de Cumhurbaşkanlığı, toplam 6 seçim kaybetmiştir. Buna rağmen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 6 seçim kaybettikten sonra lider vasfını kazandığı ilan edilmiş dünyada tek siyasetçidir. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tabana kuvvet yürüdükten sonra Genel Başkanlık'tan liderliğe terfi ettirilen dünyadaki tek siyasetçidir. Artık lider olmak, genel başkanlıktan liderliğe terfi etmek çok kolay. Bir yerden diğer bir yere belli bir amaçla yürüdünüz mü işlem tamam! Lider, herkesle istişare eder ve yönünü, yolunu kendi tayin eder. Herkesin kendisine yön, yol tarif ettiğinden lider olmaz. Tarifçiler, dikkat!"
Kadınların haykırması benı şaşırttı 
İstanbul'dan Ankara'ya dönüşte Bolu Dağı'nda Hürriyet'e konuşan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu "Mitingde 'Hak, hukuk ve adalet' derken en çok kadınların haykırması beni şaşırttı. Demek ki kadınların gücü çok ama çok önemli" dedi. Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi: "Mitingteki kalabalığın bana göre en önemli unsuru şuydu; kadınlar olağanüstü güzel bir manzara sergilediler orada. 'Hak, hukuk ve adalet' derken en çok kadınların haykırması beni çok şaşırttı. Demek ki kadınların gücü çok ama çok önemli. Bu tespit ettiğim birinci manzaraydı. İkincisi, gerçekten o kalabalığın adalete susamış olması, o meydanı doldurması olağanüstü bir olaydı. Çok heyecanlandım. Heyecanlanmamak zaten mümkün değil. Sadece ben değil meydan da heyecanlıydı. Uzun süredir meydanda ve sıcağın altında bekliyorlardı. Ben yürüyerek geliyordum. Heyecanları paylaştık, umudumuzu paylaştık, umutlarımızı büyüttük. Heyecan da umut da bulaşıcı. Miting meydanında sadece umudu söylemiştim. Hep birlikte bir heyecanı yaşadık. Birlikte yaşamının ne kadar güzel olduğunu, hem Türkiye'ye hem de bütün dünyaya anlatmış olduk. Kavgaya, gerilime gerek yok. Hepimiz bir arada huzur içinde yaşayabiliriz. Türkiye'nin güzellikleri hepimize yetiyor zaten. Bunu anlatmaya çalıştım".


 SPOR 

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, NTV ve NTV Spor'da ortak yayınlanan "Spor Aktüel" programında önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Kılıç, NTV Spor Müdürü Fuat Akdağ'ın moderatörlüğünde Milliyet Spor Yazarı Attila Gökçe, Vatan Spor Yazarı Lütfü Özel ve Sabah Spor Yazarı Murat Özbostan'ın sorularını yanıtladı. Bakan Kılıç statlarda olay çıkaranlara gözdağı verirken, yeni tedbirler getireceklerini de söyledi. Akif Çağatay Kılıç, "Statlara maytap ve torpil sokanların orada işi yok. Gelsin 3 tane kendinden geçmiş kişi, tuvalet cam, koltuk kırsın ve dünya karşısında biz farklı anılalım diye yapılmıyor bu statlar. Siz kimsiniz, vatandaşın vergisiyle yapılıyor o statlar. O maytapların, meşalelerin satışları ile ilgili Dışişleri Bakanlığı ile görüşüyoruz. Uygulanacak cezalar tribünden almaya kadar gidecek" dedi. Bu olayları yapanların çoğunlukta olmadıklarının altını çizen Bakan Kılıç, "Bunlar vandal. Almanya'da G-20 oldu. Oralarda yağma yapanlar hakkında işlem yapılması lazım, bunlar vandal denildi. Biz deyince ne oluyor? Fazla sert yapıyor oluyorum" ifadesini kullandı. Akif Çağatay Kılıç, kulüplerin mali yapılarının iyi olmadığını da dile getirdi. Maliye Bakanı Naci Ağbal ile beraber bir çalışma içinde olduklarını da vurgulayan Kılıç sözlerini şöyle sürdürdü: "Açık konuşacağız. Futbol bir spor branşı ama farklı dinamikleri olan bir branş. Dünyanın en çok takip edilen branşı ve en çok konuşulan branş. Kulüpler sadece ve sadece futboldan gelir elde edeceklerini düşündüklerinde ona yöneliyor, diğerlerini geri plana atıyorlar. Benim ülkemin bayrağını taşıyacak sporcunun başarılı olması için müdahil olmam gerekiyorsa olurum. Kimse kusura bakmasın 'Kartopu büyüdü biz borçları ödeyemiyoruz' diye, yok böyle bir şey. 'Her şeyi devlet yapsın, bütün popülariteyi alırım' diye bir şey yok. Kendilerini karşılaştırdıkları Avrupa kulüplerinin devlet ile finansal ilişkilerini incelesinler. 'Biz borcu yaptık gel bizi affet' yok öyle şey. Bizim kimsenin üzerine daha fazla yük yüklemek gibi derdimiz yok. Hakkını yemeyelim tüm kulüplerimiz 'Artık bu iş böyle olmuyor'un bilincinde. Küçük kısır çekişmelerle ortalığı birbirine katmayalım"

Fenerbahçe'de Salih Uçan'ın durumu hazırlık maçlarından sonra netlik kazanacak. Teknik Direktör Aykut Kocaman'ın 5 yıl önce takıma kazandırdığı 23 yaşındaki futbolcu, deneyimli hocanın ayrılmasıyla büyük bir düşüş yaşamış ve bir daha eski günlerine dönememişti. Kocaman'ın göreve dönmesiyle birlikte Salih için yeni bir fırsatın doğduğu yorumları yapılmıştı. Ancak Aykut Kocaman, Salih'le ilgili nihai kararını vermedi. Daha önce yaptığı açıklamada genç futbolcunun son 4 yılda beklenen gelişimi gösteremediğini ifade ederek eleştirilerde bulunan Kocaman, Salih'le özel bir görüşme yaptı. Kocaman'ın yetenekli oyuncuyla yaptığı toplantıda, "Şu an sana karşı nötrüm. Kampı, hazırlık maçlarını, senin performansını ve takımın son durumunu görüp ona göre karar vereceğim" ifadelerini kullandığı belirtildi. Aykut Kocaman'ın bu net mesajına göre Salih'in kalması hem kişisel performansına hem de takım kadrosunun yapısına bağlı görünüyor. Ancak yetenekli oyuncunun yeni sezonda düzenli forma şansı bulması hiç kolay değil. Mehmet Topal, Josef, Alper, Ozan, Mehmet Ekici, Aatıf, Valbuena gibi isimlerin yanı sıra orta sahaya bir takviye daha yapılması planlanıyor. Salih, İsviçre kampında ve hazırlık maçlarında çok özel bir performans sergileyerek, Aykut Kocaman'ın gözüne girerse takımda kalma şansı yakalayacak.

Galatasaray için şüphesiz önemli bir kamptı. Sarıkırmızılıların yeniden yapılanması ve inşaası adına ilk temeller Bratislava'nın Samorin kasabasında atıldı denilebilir. Disiplinli ve uyumlu bir dönem geçirdi sarı-kırmızılılar. Şüphesiz Igor Tudor bu ortamın oluşmasında başroldeki isimdi. Sezon biterken Milliyet'e verdiği röportajda, "Hocalık yapamadım, politik davrandım" diyen Hırvat çalıştırıcı, belli ki Sneijder'in yokluğunda takım üzerinde egemenliğini tam olarak kurmuş. Düşünün 3 dakika yemeğe geç kalan cezayı veriyor ya da herkes gelmeden yemeğe başlanmıyordu! İzin gününde kampı terk etmeyip dinlenen futbolcular bile vardı... Gomis, Maicon ve Belhanda gibi yıldızların katılımına karşın takımda "yıldız" veya "general" diye tabir edilebilecek isim yoktu. Tudor'un mutlak otoritesi kendini hissettiriyordu. Ancak bu Hırvat teknik adamın ağırlığından ve sertliğinden kaynaklanan bir durum değildi. Tudor oyuncularına yukarıdan bakmayan ama disiplinden de taviz vermeyen bir görüntü sergiliyordu. Hırvat teknik adam adeta bir eğitim çavuşu, oyuncuları ise rütbesiz askerleri gibiydiler. Galiba geçen sezondan farklı olan durum da bu. Sneijder ve Podolski gibi üst düzey yıldızlar veya Bruma gibi problemli isimler ile belli ki bu otorite kurulamayacaktı. Bratislava'da Tudor yönetiminde oyuncular büyük ciddiyet içinde çalıştılar. Eksi kamplarda idman sırasında espriler havada uçuşurdu. Bu kez bunları göremedik. Hemen hemen her gün çift antrenman vardı. Oyuncular aşırı tempo ve yüklemelerden bırakın espri yapmayı ya da şakalaşmayı, nefes dahi alamadı... Yeni sezonda herkes Galatasaray'ın çok koşan ve mücadele eden bir takım olduğunu görecek. Sezon içinde ortalamaya vurursak 120 km civarında koşan bir takım izleyebileceğiz. Günümüz futbolunda bu mesafeler elbette önemli. Galatasaray'ın handikapı 19 Haziran'da sezonu açması ve UEFA Avrupa Ligi'nde yarın hazır olmadan maça çıkacak olması. Çünkü fiziksel olarak hazır ve sert bir İsveç takımına karşı oynayacak sarı-kırmızılılar. Suni çim ve soğuk hava şartları da büyük bir handikap.
Transferde son yıllarda olduğu gibi aceleci davranmayıp, ince hesaplar yapan Beşiktaş Yönetimi, İspanyol golcü Diego Costa'nın durumunu yakından takip ediyor. Dünyaca ünlü forvetin Çin'den gelen astronomik teklifleri geri çevirerek eski kulübü Atletico Madrid ile anlaşmasını bekleyen siyahbeyazlı kulüp, Diego Costa'yı kiralamak için Jorge Mendes kozunu oynayacak. Cristiano Ronaldo başta olmak üzere dünya çapında birçok ünlü futbolcunun menajerliğini yapan Jorge Mendes ile iyi ilişkiler kuran Beşiktaş Yönetimi, 28 yaşındaki Diego Costa'yı kiralama konusunda engelleri aşmaya çalışıyor. FIFA'nın transfer yasağı uyguladığı Atletico Madrid Kulübü, Diego Costa'yı alırsa ocak ayına kadar oynatamayacak. İspanyol ekibi bu nedenle golcü futbolcuyu 6 aylığına Şampiyonlar Ligi'nde yer almayan bir takıma kiralamak istiyor. Ancak Atletico Madrid, Şampiyonlar Ligi'nde olması nedeniyle Beşiktaş'a şimdilik pek sıcak bakmıyor. Kartal'ın gruptan çıkabilecek güçte olduğuna inanan İspanyollar bu yüzden Costa için başka bir formül düşünüyor. Transferde henüz somut bir adım atmayan siyah-beyazlı yönetimin ise İspanyol forveti tüm sezon boyunca kiralamanın hesaplarını yaptığı belirlendi. Beşiktaş'ın, Atletico Madrid cephesinden gelmesi muhtemel, "Diego Costa'yı al ama Şampiyonlar Ligi'nde oynatma" teklifine yeşil ışık yakmaya da niyetli olmadığı aktarıldı. Costa'ya alternatif olabilecek çapta golcülerle görüşmelerini sürdüren siyah-beyazlıların kısa süre içinde somut adımlar atması bekleniyor.
 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme