19 Temmuz 2017 Çarşamba

19.07.2017 Genel Gündem


19.07.2017

GÜNDEM

Felaket Filmi Değil: İstanbul 
Yaklaşık 15 milyon nüfuslu İstanbul, dün son 32 yılın en yoğun yağışlı, son 106 yılın ise yaz mevsiminde gerçekleşen en yoğun yağışına uyandı. Temmuz ayının tamamında ortalama 32,5 kg yağış alan İstanbul'da sadece dün, hem de ilk yarısında rekor miktarda yağmur yağdı. Neredeyse İstanbul'un tamamına düşen yağış, Temmuz ayı ortalamasını çok geride bıraktı. Kentte en son 1985 yılında Ekim ayının 16'ncı günü, 125.5 kg'lık yağışla, tüm zamanların "en yağışlı" günü kaydedilmişti. Ancak dün yağan yağmur, üstelik bir yaz ayında yağan yağmur bu miktarı geride bıraktı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi kentte etkili olan yağış ile ilgili yazılı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada son meteorolojik verilere göre metrekareye 65 kilogram yağış düştüğü ve yağışla beraber saatte rüzgarın hızı 70-80 km-saate kadar çıktığı belirtildi. İstanbul'da afete neden olan yağmurlarla ilgili Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Meteoroloji Laboratuvarı Başkanı Adil Tek'ten ayrıntılı bir açıklama geldi. Tek, metrekare başına 91 kilogram yağış değerinin son 106 yılın en yüksek 3'üncü yaz yağış değeri olduğunu aktardı. Bunun iklim değişikliklerine bağlı bir yağış olduğunu kaydeden Adil Tek, "Serin hava ve yüksek deniz suyu sıcaklıkları birleşince 'süper hücre' dediğimiz yapılar oluşuyor ve bu da bu yaşadığımız türden şiddetli yağışlara neden oluyor" dedi. Tek, hava olaylarındaki ekstrem değişikliklerin enerji kullanımındaki artışla bağlantılı olduğunu, atmosferdeki sera gazları, kirleticiler ve diğerlerinin artmasının birbirini tetikleyen önemli bir zincir oluşturduğunu belirterek, "Bu zincirin halkalarını sıraya koyarsak, enerji talebi fosil yakıt kullanımının artışına, fosil yakıt kullanımı sera etkisine, sera etkisi sıcaklığın artmasına sebebiyet vermekte. Sıcaklığın artışı, buzulların erimesi, buharlaşmanın artması ve hidrolojik çevrimdeki suyun miktarının artışı ile birlikte döngünün hızlanması demektir" vurgusu yaptı ve ekledi: "Ayrıca sıcaklık artışı yerküre üzerinde homojen olmayan sıcak hava dalgalarına yol açarken, atmosferik gazların moleküler hızlarını arttırarak kuvvetli rüzgar ve fırtınalara neden olur. Sonuç olarak tüm bunlar çeşitli meteoroloji haritalarında net bir biçimde gözlenir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizdeki kayıtlar da sıcaklıkların yükselme trendinde olduğunu gösteriyor."
Vatan


'Evrim Yok Cihat Dört Başı Mamur' 
Milli Eğitim Bakanlığı'nın 13 Ocakta askıya çıkardığı ve askıda kaldığı yaklaşık 1 aylık sürede 8 bine yakın görüşün geldiği öğretim programlarının nihai şekli açıklandı. Evrim teorisinin çıkarıldığı, 12 yıllık el yazısının öğretmenin tercihine bırakıldığı, Atatürk kazanımlarının daraltılmasının tartışma yarattığı müfredata 15 Temmuz darbe girişimi ve cihat başlığı damga vurdu. Birçok derste 15 Temmuz vurgusu yapıldı. 15 Temmuz, lisede Türk dili ve edebiyatı dersinde "destan ve efsane" başlığı altında öğrencilere sunulacak. MEB, Nihal Atsız'ın "Bozkurtların Ölümü", Cengiz Aytmatov'un "Gün Olur Asra Bedel" gibi eserlerin destan türünden etkilenerek yazıldığı bilgisinden hareketle "15 Temmuz Demokrasi Zaferi ve Şehitleri" konusunda öğrencilere tercih ettiği türde bir yazı yazdıracak. Çağdaş Türk ve dünya tarihi dersinde, 1990 sonrası Türkiye'de meydana gelen olayların değerlendirildiği ünite kapsamında "2013 Gezi Parkı olaylarının arkasında yer alan iç ve dış güçlerin amaç ve hedefleri ile bu olayların Türkiye'ye etkileri", "FETÖ/ PDY'nin yapısı, amaç ve hedefleri ile 17-25 Aralık 2013 ve 15 Temmuz 2016 darbe girişimlerindeki rolleri" ele alınacak. ABD ve Rusya'nın terör örgütlerinin ortaya çıkışındaki rolleri ve kendi ülkeleri dışında meydana gelen terör eylemleri kapsamında PKK, PYD ve DEAŞ'ın bölgedeki faaliyetleri işlenecek. 8. sınıf İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersinden "Atatürkçülük" ünitesi, "Çağdaş Türkiye Yolunda Adımlar" ünitesiyle birleştirildi. Lisede aynı derste ise yine 15 Temmuz anlatılacak. "21. Yüzyılın eşiğinde Türkiye ve Dünya" ünitesi kapsamında 28 Şubat, 27 Nisan e-muhtırası ve 15 Temmuz darbe kalkışması ve bunların etkilerine değinilecek. Ayrıca PKK, IŞİD, FETÖ'nün ortaya çıkış nedenleri ile terörü önlemeye yönelik tedbirler kapsamında da 15 Temmuz darbe girişimi örnek gösterilerek anlatılacak. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, dün bakanlıkta düzenlenen toplantıda müfredata ilişkin özetle şunları söyledi: "Yenilenen müfredatlarda değerler ve değer eğitimi ana odağı oluşturuyor. Öğrencilere aktarılması hedeflenen adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, vatanseverlik ve yardımseverlik gibi kök değerler de müfredata eklendi. İlkokul ve ortaokul düzeyinde 17, lise düzeyinde 24, imam hatip ortaokulu ve imam hatip lisesi düzeyinde 10 toplam 51 ayrı, sınıflar esas alındığında 176 müfredat yenilenmiştir. Müfredat ilk olarak 2017-2018 eğitim öğretim yılında 1, 5 ve 9. sınıflarda uygulanacak. 2017-2018 eğitim yılı sonunda ve 2018- 2019 eğitim yılı başında yeni programa geçişte eksiklikleri telafi edecek oryantasyon eğitimleri yapılacak."
Hürriyet


Mgk, Abd İle Gelinen Hassas Noktayı Görüştü… 
Türkiye'nin ABD ile "stratejik ortaklık" temelinde ilerleyen ilişkileri; Suriye'deki durum ve ABD'nin YPG/ PKK'ya silah desteği nedeniyle "yakın tehdide" doğru ilerleme yolunda. Bu, söylemlere yansıdığı gibi, MGK bildirisinde ilk kez ABD'nin YPG/PKK'ya yaptığı silah yardımları, sert ifadelerle yer buldu. MGK bildirisinde, isim verilmese de ABD'nin, YPG'ye verdiği silah ve mühimmatların PKK terör örgütünün eline geçtiği vurgulandı. Üst düzey bir yetkili, ABD ile Türkiye'nin stratejik ortak ve NATO müttefiki olduğunu belirtirken, "Bunu, ileride önlerine koymak için yapıyoruz" dedi. Yetkili, ABD'nin Türkiye açısından resmen, 'tehdit' olarak tanımlanmasının şu aşamada söz konusu olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yabancı bir TV kanalına verdiğimülakatta, şöyle demişti: "ABD'nin işbirliği yaptığı terör örgütleri bizim için bir tehdittir. Bu PYD'dir, YPG'dir. Ben, bunu Sayın Trump'a da anlattım. İki örgütten biri PKK'nın siyasi ayağıdır. Diğeri ise terörist ayağıdır. Ama ikisi de terör örgütüdür. Bunların PKK ile bir arada olduğunu belgelerle anlattık. Fakat ABD'li dostlarımıza bunu anlatamadık. Her şeyi temin ettiklerini biliyoruz. Şu anda ABD'nin kuzey Suriye'de 7 hava üssü var. 17 üs var. Ağır silahlar buralarda bulunduruluyor. Kime veriyorlar bunu? PYD'ye. Peki bize ne söylüyorlar? 'Biz bu silahları daha sonra geri alacağız' diyorlar. Kimse kimseyi aldatmasın. Bu silahlar PYD'ye verilmiştir ve onlarda kalacaktır." ABD'yi bu bölgeye çağıran ve Katar krizinde Türkiye'nin askeri üssünü boşaltmasını isteyen Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin sergiledikleri tutum da yakın gelecekte Türkiye'yi tehdit eder nitelikte görülüyor. MGK'da bu konuda bir tavsiye kararı alınmadı ve Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde bir değişiklik yapılmadı ancak süreç böyle ilerlerse bu iki ülkenin Türkiye'nin dış güvenlik tehdit sıralamasında ön sıralarda yer alacağı değerlendiriliyor. Önceki günkü MGK toplantısında tüm bu konularla ilgili değerlendirmeler yapıldı; ilgili bakanlıklar ve kuruluşlar brifing verdi. Detaylara girecek olursak; ABD'nin YPG/PKK'ya verdiği silahlarla ilgili brifing sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu listeleri paylaşıyorlar mı, en son ne kadar silah gönderdiler?" diye sordu. Son olarak ABD'nin YPG'ye 17 TIR gönderdiği, ABD'nin bu listeleri paylaşmaya başladığı ifade edildi. ABD'den gelen Rakka operasyonu sonrasında Türkiye'nin insani yardımları organize etmesi talebi değerlendirildi. Toplantıda, "ABD bizimle işbirliği yapmak istiyor. 'İnsani yardımları organize edin' diyor. Biz ise ancak koordinasyonu sağlayabileceğimizi söyledik. Çünkü orada YPG/PKK var. Onlarla yan yana gelmeyiz" tespiti yapıldı. Suriye'de yardım çalışması yapan en büyük kuruluşlardan ABD merkezli Mercy Corps'un Türkiye'deki faaliyetleri, İçişleri Bakanlığı tarafından mart ayında yasaklanmıştı. ABD'den bu konuda Türkiye'ye yoğun baskı geliyor. Bu kuruluşun Suriye'de bazı gruplara yardım adı altında silah desteği sağladığı da kayda geçirildi. Türkiye, AFAD eliyle Suriye'nin kuzeyinde çok önemli ve başarılı işler yapıyor. Çobanbey'de büyük bir lojistik merkez kuruldu. Elbeyli'de soğuk gıda zinciri için depo oluşturuldu. Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesinde kurulan 12 kampta 120 bin kişi yaşıyor. Kamplar dışındaki 100 bin kişi için ise 8 TIR; gıda, çadır ve insani yardım malzemesi gönderildi. Türkiye'nin 3'lü mutabakatta sorumluluk sahasında bulunan İdlib'in TSK'nın tam kontrolüne alınmasında cihatçı gruplar nedeniyle sorunlar yaşanıyor. Bölgede eski adıyla El Nusra, yeni adıyla Fetih el Şam, Ahrar-u Şam ve Tahrir el Şam gibi grupların bulunması sorun teşkil ediyor. Bu grupların buradan tasfiye edilmesi gerekiyor. MGK'da Afrin konusunda, "Türkiye'nin güvenliğiyle ilgili en önemli bölgelerden biri. Afrin demek Türkiye demek" değerlendirmesi yapılırken, buranın Esad güçlerine bırakılmasının kabul edilemeyeceği vurgulandı. Nihai hedef olan Münbiç'e ise ayrı bir başlık açıldı. Fırat Kalkanı bölgesinin elektrik ve suyunun Münbiç'ten sağlandığı, tarım yapıldığı vurgulandı.
Haber Türk

DÜNYA 
Sağlık Reformu Rafa Kalktı 
ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim vaatlerinden biri olan ve eski başkan Barack Obama döneminin sağlık yasalarını yürürlükten kaldırmak için Cumhuriyetçilerin hazırladığı ikinci tasarı da Kongre'de başarısız olurken, Cumhuriyetçi Parti içinde kargaşa çıktı. Obamacare'i iptal girişiminin ikinci defa başarısız olması başkanlığının ilk altı ayında büyük ölçekli bir yasa için Kongre'de destek toplayamayan Trump için yeni bir darbe anlamına geliyor. Tasarıya karşı çıkan iki Cumhuriyetçi senatöre dün iki muhafazakar Cumhuriyetçi daha katıldı ve bu nedenle Senato'daki Demokratların tamamının da karşı çıktığı tasarının Senato'dan geçmesi için yeterli oy bulunması imkansızlaştı. Cumhuriyetçiler Kongre'nin iki kanadında da çoğunlukta olmalarına rağmen sağlık yasalarında değişikliğe gidemiyorlar. Son olarak Utah Senatörü Mike Lee ve Kansas Senatörü Jerry Moran da hayır oyu vereceklerini açıkladı ve yeni tasarının kaderi belli oldu. Trump dün twitter üzerinden yaptığı açıklamada, "Bütün Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler tarafından hayal kırıklığına uğratıldık. Geri döneceğiz" ifadesini kullandı. Trump ayrıca, "Her zaman söylediğim gibi, Obamacare'in başarısızlığa uğramasını bekleyin ve harika yeni bir plan yapalım" derken, bu ikinci tasarının da başarısız olmasının ardından Twitter'da Kongre'nin Obamacare'i derhal iptal etmesi ve yeni sağlık ve sosyal güvenlik yasası için çalışmaların "sıfırdan başlaması" gerektiğini söyledi. Senato'daki Cumhuriyetçilerin başkanı Mitch McConnell dün yaptığı yazılı açıklamada, "Maalesef iflas etmiş Obamacare (yasasını) yürürlükten kaldırmak ve yerine derhal yenisini koyma çabalarının başarılı olamayacağını aşikar" dedi. McConnell, Obamacare yasasının bazı maddelerinin iptal edilmesi ve yerlerine daha düşük maliyetli yeni maddeler konulması için bir tasarı hazırlamıştı.
Milliyet
  
Yargısız İnfazın Nedeni Yolsuzluk 
Irak'ın Musul kentinin DAEŞ terör örgütünden temizlenmesinin ardından Irak ordusunun yakalanan teröristleri infaz ettiğini yönelik iddialar devam ederken, bu infazların nedeni olarak Irak'ta süregelen yolsuzluk olarak gösterildi. İngiliz i gazetesinin deneyimli Orta Doğu muhabiri Patrick Cockburn, Musul'da örgüte üye olduğu düşünülen kişilerin, tutuklanıp cezaevine konmaları halinde yetkililere rüşvet vererek serbest kalacakları endişesiyle Iraklı güvenlik güçleri tarafından öldürüldüklerini öne sürdü. Cockburn'e konuşan Iraklı bir kaynağın anlattıklarına göre, ordudaki askerler DAEŞ üyelerini vurarak ya da yüksek binalardan atarak öldürmeyi tercih ediyorlar. Iraklı eski bir üst düzey yetkili, bir DAEŞ üyesinin Irak sınırları içerisinde serbestçe dolaşmasına olanak tanıyacak belgeleri temin etmek için ödemesi gereken ücreti tam olarak söyleyebileceğini belirtti. Cockburn, Iraklı askerler ile milislerin kendi merkezi yönetimlerinin yolsuzluğa bulaştığına dair inançlarının çok yüksek olduğunu da ifade etti. Öte yandan Irak'ta Musul kent merkezinin DAEŞ'ten geri alınmasıyla birlikte gözler, örgütün hala elinde tuttuğu Türkmenlerin yoğunlukta yaşadığı Telafer kentine çevrildi. Telafer'e yapılması beklenen askeri operasyona, kenti güney ve batıdan kuşatan İran destekli Haşdi Şabi güçleri ve kuzeyde konuşlanan Peşmerge güçlerinin katılmayacağı belirtiliyor.
Milliyet
  
Duterte'ye Destek Artıyor 
Göreve geldiği günden bu yana uyuşturucu mafyasına karşı kanlı bir operasyon yürüten Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte'nin halk desteği, insan hakları ihlalleriyle ilgili tartışmaya karşı artmaya devam ediyor. Araştırma şirketi Pulse Asia tarafından yapılan ankete göre Duterte'nin Mart ayında yüzde 78 civarında olan halk desteği Temmuz itibariyle yüzde 82'ye yükselmiş durumda. Şirket yetkilileri, Duterte'nin ülkenin değişik köşelerinde yaşayan bütün sosyo-ekonomik grupların desteğini aldığını vurguluyor. Duterte'nin göreve gelmesinden bu yana düzenlenen operasyonlarda 5 bini aşkın kişinin öldüğü biliniyor. Aynı dönemde ülke genelinde 8 binin üzerinde faili meçhul cinayet işlenmiş olması, polis ve güvenlik güçlerinin yargısız infazlar gerçekleştirdiği yorumlarına yol açıyor.
Vatan
  
Suudi Arabistan'ı Karıştıran Etek 
Suudi Arabistan yönetimi, genç bir kadının sosyal medyada mini eteği ve göbeği açık t-shirtüyle sokakta yürüdüğü videoyu paylaşması sonrası inceleme başlattı. Videoda model olduğu belirtilen 'Kulud' adlı genç kadının, Şakra kenti yakınlarındaki tarihi Uşaykır Köyü'nde, boş bir sokakta dolaştığı görülüyor. Görüntülerin paylaşıldığı köy, Suudi Arabistan'ın en muhafazakar bölgelerinden Necid'de yer alıyor. İlk olarak Snapchat uygulamasından paylaşılan video, kısa sürede Twitter'da da yayıldı. Bazı kullanıcılar kadının cezalandırılması gerektiğini, bazıları da ne isterse onu giyebileceğini savundu. Ülkedeki bazı yorumcular, bölgeye 'din polislerinin geri getirilmesine gerek duyulduğunu' söyledi. Din polisi Twitter'dan yaptığı açıklamada, videoyla ilgili yetkililerle temasta olduklarını duyurdu. Akşam saatlerinde manken gözaltına alındı. Suudi Arabistan'da kadınlara yönelik oldukça sıkı kıyafet kuralları bulunuyor. Kadınların başörtüsüz gezmeleri ve araba kullanmalarının yasak olduğu ülkede, kadınların akraba olmadıkları erkeklerle sokağa çıkmalarına da izin verilmiyor. Geçen yıl başkent Riyad'da popüler bir kafenin önünde çekilmiş başörtüsüz fotoğrafını Twitter'da paylaşan bir kadın tutuklanmıştı.
Vatan
  
Alman Lında Musul'da Çıktı… 
Linda W., Almanya'nın doğusundaki Dresden kenti yakınlarındaki küçük Pulsnitz kasabasında yaşayan bir öğrenci idi. Genç kız, internetteki sohbet grubunda DEAŞ militanlarından birine aşık oldu. Müslüman olup ismini Meryem olarak değiştiren Linda, ailesinden ve arkadaşlarından uzaklaşmaya başladı. 2016 Temmuz ayında ise annesinin banka hesabındaki paraları çalarak Frankfurt'tan İstanbul'a uçak bileti aldı, Almanya'dan kaçtı. Linda'nın ailesi ise kızlarının kaybolmasının ardından polise gitti. Cihatçı gruplarla irtibata geçtiği şüphesiyle Linda hakkında uluslararası arama kararı çıkarıldı. Acılı anne Catherine o dönem, "Linda, bana arkadaşında kalacağını söyleyerek evden gitti. Geri gelmeyince polisi aradım. Polis odasında İstanbul uçak biletinin çıktısını buldu. Şoke oldum, benim kızım daha önce asla birşey çalmadı ya da yalan söylememişti. Kızımın beynini yıkadılar. Umarım geri gelebilir" demişti. Alman polisi, Linda'nın izine İstanbul'da ulaştı, ancak genç kız kayıplara karışmıştı. Linda, Reyhanlı İlçesi'nin karşısında Suriye'nin Bab-Al Hava Sınır Kapısı'ndan muhaliflerin kontrolündeki İdlib'e geçti, Cund el Aksa örgütüne ulaştı. Daha sonra DEAŞ hücreleri aracılığıyla Suriye'den Irak'a geçti. Genç kızın hayatta olup olmadığına dair aylarca hiçbir haber alınamadı. Ta ki geçen hafta 10 aylık yoğun çatışmaların ardından kurtarılan Musul'da güvenlik güçlerinin yayınladığı görüntülere kadar. Iraklı güvenlik güçleri, perşembe günü DEAŞ'tan kurtardıkları kentte bir tünelin içinde 3'ü Türkiye'den, Kanada, Rusya, Almanya ve Libya'dan toplam 20 kadını gözaltına almış, görüntülerini yayınlamıştı. Silahlı ve intihar yelekli olan kadınlar, DEAŞ'ın Musul polis gücünde çalışıyorlardı. Ezidi bir aile, görüntüsü yayınlanan Linda'nın kendi kızları olduğu sevincine kapılsa da daha sonra gerçeği öğrendiler. Alman Die Welt gazetesi, gözaltına alınan Alman gencin Linda W. olduğunu yazdı.
Hürriyet

EKONOMİ 
Dolar: 3,5233-3,5243           
Euro: Euro 4,0668-4,0696
Sterlin: 4,5924-4,5951
Gram Altın: 140,6104-140,7070


Herkese İş Kapısı 
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, zorunlu istihdama rağmen engelli işçi çalıştırmayan işletmelerden alınan fonun engelli istihdam edenlere aktarılacağını, eski hükümlülerin istihdamı için de çalışma yapıldığını kaydetti. Müezzinoğlu, bir grup SGK il sosyal güvenlik müdürü ve İŞKUR il müdürüyle telekonferans görüşmesi yapıp sorunları dinledi. Müezzinoğlu, engellilerin çalışması için yeni çalışmalar yaptıklarını da açıkladı. Yeni sistemle, engellilerin yaşadıkları yerlerde, pastane, bakkal, market vb. işyerlerinde teşvikli çalışacağını kaydeden Müezzinoğlu, bu kapsamda yaklaşık 50 bin dolayında engelli işgücünün hayata geçirileceğini kaydetti. Müezzinoğlu, engelli çalıştırma yükümlülüğü bulunan işyerlerinin, bu yükümlülüğünü yerine getirememesi halinde bir tutarda ödeme yaparak yükümlülükten muaf tutulacağını söyledi. Elde edilecek gelirin de engelli çalıştıran işyerlerine çalıştırdıkları kişi başına teşvik olarak verilmesinin planlandığını kaydeden Müezzinoğlu, 500 kişilik işyerinde 15 kişilik engelli çalışan zorunluluğu olması halinde, bunun 20 kişi üzerinden hesaplanarak fona aktarılacağını söyledi. Son 1 yılda 1 milyon 151 bin gencin işgücüne katıldığını söyleyen Müezzinoğlu, gençlerin istihdamında 3 yıla varan bir teşvik üzerinde çalışıldığını, üniversite mezunu gençlere iş bulmaya yönelik eğitim programları düzenleyeceklerini söyledi. Müezzinoğlu, cezasını çekmiş hükümlülerin çalıştırılmasına yönelik genel teşvik politikaları kapsamında bir çalışma yapıldığını belirtti. Bu kişilerin çalışmakta zorlandığını, işyerlerinin çekingen davrandığını ifade eden Müezzinoğlu, "Cezasını çekmiş kişiye devlet olarak biz farklı davranamayız. Çalışmalarına katkı amacıyla genel teşvik politikaları kapsamında bir teşvik planlanıyor. Normal yaşamlarına devam etmelerini desteklemeliyiz" dedi.
Milliyet

 Fitch 'Seyirci' Kalacak Gibi 
Yurt içi piyasalar, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings'in 21 Temmuz Cuma günkü Türkiye değerlendirmesine odaklandı. Fitch Ratings, bu yılın ilk ayında Türkiye'nin kredi notunu "BBB-"den "BB+" seviyesine düşürürken, not görünümünü "durağan"da tutmuştu. Türkiye ekonomisinin rakamlarında önemli bir bozulma olmadığına ve ilk çeyrekteki yüzde 5'lik büyümeye dikkati çeken ekonomistler, Fitch'in Türkiye'nin kredi notu ve görünümünde herhangi bir değişikliğe gitmesini beklemiyor. Ekonomistler, Fitch'in, 21 Temmuz Cuma günkü değerlendirmede, Türkiye ekonomisindeki etkili iyileşmeye değineceğini tahmin ediyor. Rabobank Gelişen Piyasalar Kur Stratejisti Piotr Matys, Fitch Ratings'in, vereceği genel mesajda Türkiye için ihtiyatlı bir iyimserlik göstermesini beklemenin makul olduğunu belirtti. Fitch Ratings'in, Türkiye'nin "BB+" olan kredi notunu revize etmesinin pek olası görünmediğini ifade eden Matys, kredi derecelendirme kuruluşunun Türkiye'nin ekonomik aktivitesindeki etkili iyileşmeyi kabul edeceği öngörüsünde bulundu. Fitch Rating'in son küresel ekonomik görünüm raporunda, Türkiye'nin bu yıl yüzde 4.7 büyüyeceği öngörüsüne yer verdiğini hatırlatan Matys, Fitch Ratings'in ekonomik reformlar konusuna vurgu yapabileceğini söyledi. Matys, sürdürülebilir ve dengeli büyüme için hükümetin Türkiye'nin cari açık gibi kırılganlıklarını azaltacak ekonomik reform programının uygulanmasına odaklanmasının önemli olduğunu vurguladı. ABN Amro Ekonomisti Nora Neuteboom, özellikle Türkiye'nin ilk çeyrekte sergilediği yüzde 5'lik büyümeden bu yana Fitch Ratings'in, "BB+" olan kredi notunu ve "durağan" görünümünü düşürmesinin olanak dışı olduğunu düşündüğünü söyledi. Neuteboom, Türkiye'nin ekonomik rakamlarında önemli bir bozulma olmadığını belirterek, "Bu sebepten Fitch Ratings'ten hiçbir değişiklik beklemiyorum" dedi. Berenberg Ekonomisti Wolf-Fabian Hungerland de Fitch Ratings'in Türkiye'nin kredi notu ve görünümünde değişikliğe gitmeyeceği öngörüsünde bulundu.
Vatan


Kaldıraç 10'a İndi Kaybedenler Azaldı 
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vahdettin Ertaş, yapılan tebliğ değişikliği sonrasında foreks piyasasında günlük işlem hacminin 44 milyar TL'den yaklaşık 9-10 milyar TL'ye, açık pozisyon taşıyan yatırımcı sayısının da 21 bin 679'dan 6 bin 487'ye gerilediğini bildirdi. Foreks piyasasına getirilen 50 bin lira asgari teminat ve yüzde 10 kaldıraç sınırı sonrası yatırımcıların yurt dışına yönelebileceği tereddütleri artmıştı. Bakanlar Kurulu'nun 3 Temmuz'da aldığı karar ile yurt içinde yerleşik kişilerin yurt dışı foreks piyasalarında işlem yapmalarının önüne set çekilmişti. SPK Başkanı Ertaş, "Değişiklik öncesi 19.6 milyar TL olan açık pozisyon tutarı 8 milyar TL bandında dalgalanmakta olup düşüş yüzde 50 civarında. 10 Şubat'ta 1 milyar 45 milyon TL olan Takasbank'ta tutulan teminat toplamı 10 Temmuz itibarıyla 900 milyon TL'ye geriledi" dedi. Vahdettin Ertaş, yapılan düzenlemelerin en önemli etkisinin işlem hacmi üzerinde olduğunu belirterek, halihazırda 43 kurumun foreks işlemi yapmak üzere SPK tarafından yetkilendirildiğini, getirilen sınırlama sonrası 2 aracı kurumun faaliyetlerini geçici olarak durdurduğunu, 2 yetkili kurumun da faaliyetlerini tamamen sonlandırmak üzere başvurduğunu söyledi. Bir aracı kurumun da faaliyetlerini sona erdirmek için kurula başvuru yapacağını duyurduğunu ancak henüz resmi başvurunun kendilerine gelmediğini bildiren Ertaş, şöyle devam etti: "Faaliyetlerin sonlandırılması sürecinde kurumların müşterileriyle mutabakatlaşması, açık olan pozisyonların belirli bir süre içinde kapatılması veya başka bir kuruma taşınması gerektiğinden süreçler uzun olabilmektedir. Kurumlarımızın bu süreçleri sağlıklı bir şekilde tamamlamalarını bekliyoruz. Biz de sürecin yakından takipçisiyiz. Kârlılığını tek bir faaliyete bağlamış kurumların sektörden çıkmalarını doğal bir durum olarak değerlendiriyoruz."
Vatan
  
Mama Harekatı 
SOSYAL Güvenlik Kurumu (SGK), 0-5 yaş arası kötü beslenme nedeniyle oluşan malnütrisyon hastalığının önüne geçebilmek için çalışma başlattı. 60 bin vaka tespit eden SGK, rapor verilen bebeklerin mama ve beslenme solüsyonlarının tamamını ödüyor. Ancak bunun yeterli olmayacağına karar veren kurum, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile birlikte yeni bir eylem planı hazırladı. Buna göre, yeni doğum yapan ve ekonomik durumu iyi olmayan kişilerin evlerine gidilerek sosyal durum tespiti yapılacak. SGK yetkilisi, konuyla ilgili Hürriyet'e şunları söyledi: "Ailesi kötü beslenme olduğuna dair rapor alan bebeklerimizin mama ve beslenme solüsyonlarını SGK ödüyor. Normalde bu bebeklerin ilk rapor sonrası iyileşmesi gerekiyor, ama aile ikinci kez rapor alırsa burada sorun olduğunu görüyoruz. Bu bebekleri sistem üzerinden çıkardık, 60 bin vaka olduğunu gördük. Malnütrisyon hastalığı, 0-5 yaş arası çocuklarda ciddi geriliğe neden oluyor." Bu hastalıkla ilgili eylem planı hazırladıklarını belirten SGK yetkilisi, "Bir aile ikinci kez rapor alıyorsa sosyal bir sorun var demektir. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile birlikte her ildeki yöneticimiz özellikle yeni doğum yapan kişilerin evlerine gidip sosyal durum tespiti yapacaklar. Aile eğer ihtiyaç sahibi ise bebeklerinin gıda yardımlarını karşılama kararı aldık. Devletin çok imkânı var ama maalesef insanlarımızın çoğu bunu bilmiyor. Çocuklarını sadece ekmekle beslemeye çalışan aileler var. Bu dönemde hala malnütrisyon hastalığı olmamalı" dedi.
Hürriyet


Biz Gidiyoruz Komşu Gelmiyor 
Yunanistan her yıl 1 milyona yakın Türk turisti ağırlarken, Yunan turizmciler ülkeden Türkiye'ye gelen turist sayısının da eski günlere dönmesini istiyor. Bu amaçla girişimlerde bulunan Kuzey Yunanistan Ticaret Odası ve Yunan turizm örgütleri, Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) heyetini Selanik'de ağırladı. Başkan Timur Bayındır'ın yanı sıra Yönetim Kurulu Üyesi Taner Yallagöz, Genel Müdür İsmail Taşdemir ve TÜROB Üyesi Nuri Kalyoncu'dan oluşan TÜROB heyeti Selanik'te temaslarda bulundu ve Kuzey Yunanistan Ticaret Odası tarafından düzenlenen 'Türk-Yunan Turizminin Geliştirilmesi' konulu çalıştayda Yunan turizmcilerle bir araya geldi. Bayındır, Yunanistan'dan ülkemize olan turist akışının eski günlerine dönmesini hedeflediklerini belirterek şöyle konuştu: "Hedefimiz kısa sürede Yunanistan'dan gelen turist sayısını 1 milyona çıkarmak. 2016'da sadece Selanik'i 120 bin Türk turist ziyaret etti. Bu sadece otelde kalanları ifade ediyor. Günübirlik gidenler ya da yazlık ev kiralayanlar bu rakama dahil değil. Yunan turizmciler, acenteler vasıtasıyla ülkeye gidişlerin ve Yunanistan'dan Türkiye'ye gelişlerin artmasını istiyor. Türkiye'den Yunanistan'a gidenler ağırlıklı bireysel. Yunanistan'dan ise grup olarak geliyorlar. Ayrıca Yunan turistler ağırlıklı İstanbul'a gelirken tanıtımlarda İstanbul'un yanı sıra Türkiye'nin Yunan pazarında Bursa, Trabzon, Çanakkale, İzmir, Eskişehir ve Kayseri gibi destinasyonları da ön plana çıkaracağız." Yunanlı turizmcilerin Türkiye'yi kaybetmek istemediklerini belirten Bayındır, "Türk turistin harcama kapasitesi yüksek. Türklerin yüzde 80'i Yunan Adaları'nı ve Kuzey Yunanistan'ı tercih ediyor. Bu yıl Türkiye'den ülkeye giden turist sayısında ise yüzde 15 artış meydana geldiğini ilettiler" dedi. Bayındır, şöyle konuştu: "Yunan turizmcilerin bize verdiği mesaj şu: Karşılıklı olarak sadece 1.5 milyonluk turizm hacmi var. Bizden 1 milyona yakın turist gidiyor. Oradan 500 bin turist geliyor. Bunun ez an 10 milyon olması lazım. Bunun için de ortak tanıtım çalışmaları ve etkinlikler yapılması kararı alındı. En kısa sürede bir workshop yapacağız. Tanıtımlara başlayacağız. Uçaklara verilen yakıt desteği gibi teşvikin otobüsle yapılacak turistik turlarda talebi artıracağını düşünüyorlar."
Hürriyet

POLİTİKA
Seni Konuşmak Gibi Bir Derdimiz Yok 
Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Mahir Ünal, Ak Parti'nin geleneksel kampının 6-7-8 Ekim'de Afyon'da gerçekleşeceğini açıkladı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "Sürekli beni konuşuyorlar" sözlerini eleştiren Ünal,"Bizim seni konuşmamızın nedeni senin söylediğin yalanlar, iftiralar ve oynamaya devam ettiğin tehlikeli oyundur" dedi. Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan Ak Parti MYK toplantısı devam ederken basın toplantısı düzenleyen Ünal, Ak Parti kampının 6-7-8 Ekim'de Afyon'da yapılacağını açıkladı. Ünal, Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısındaki sözlerine yanıt vererek, şunları söyledi: Milletimiz 15 Temmuz'da kendi destanına sahip çıkmıştır. 'Kontrollü darbe', 'tiyatro' denmesine de milletimiz tepkisini koymuştur. O gece Ak Parti'ye ait değildir. Ak Parti o gecenin bir parçası olmaktan gurur duyan bir partidir. Kılıçdaroğlu'nun yaptığın açıklamalar istemsek de gündemimize girmiştir. 'Sürekli beni konuşuyorlar' diyor. Sesleniyorum; bizim seni konuşmak gibi derdimiz yok. Biz seni konuşmasak senin kısa süre içinde siyaset gündeminden kaybolacağını biliyoruz. Bizim seni konuşmamızın nedeni senin söylediğin yalanlar, iftiralar ve oynamaya devam ettiğin tehlikeli oyundur. 2010'dan sonra Türkiye farklı bir siyasete şahitlik etmeye başladı. Türkiye, Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı ile meşruiyet tartışmasının ve sistematik olarak bunun devam etmesine şahit olmaktadır. Sistematik olarak devam ettirdiği meşruiyet tartışmasına 15 Temmuz'dan sonra daha tehlikeli devam etmektedir; Saray'ın polisi, halkın polisi; sarayın 15 Temmuz'u halkın 15 Temmuz'u daha da acısı Meclis'in yetkisinin elinden alınması, gayrı meşru ilan edilmesi gibi. Demokrasinin, siyasetin, Meclis'in meşruiyet tartışması açarak ne yapmak istemektedir. 'Meclis'in yetkisini aldınız' diyor 20 Temmuz'da alınan OHAL kararı ve Meclis'te kabul edilen OHAL kararı hukuk dışı mıdır? Soruyorum; kamu düzenini sağlamak, siyasetin, demokrasinin düzenini sürdürmek için sizin başka bir referansınız mı var? Korkak, ödlek gibi ifadeler kullanıyor. 15 Temmuz gecesi bu millet kimin ödlek, korkak; kimin cesur olduğunu görmüştür. Sürekli olarak adeta mevcut siyasetin, mevcut anayasanın, TBMM paralelinde; sokağı referans gösteren, halkı referans gösteren bir dil kullanarak konuşması ne anlama gelmektedir, bunu da açıklaması gerekir. Kılıçdaroğlu'nun konuşmasında meydan okuyan bir dil ile; 'nerede isterse karşılıklı konuşalım, hodri meydan' çerçevesine dönük olarak da şunu söylemek istiyorum; öncelikli olarak Cumhurbaşkanımızın, genel başkanımızın siyasal anlamda muhatabı olabilmen için senin genel başkan olduktan sonra o genel başkanlığı oturman ve girdiğin her seçimi kaybetmiş genel başkan olarak hangi zaviyeden bakarak muhataplık oluşturduğunu da açıkçası merak ediyorum. Kılıçdaroğlu'nu gündemimize alma gibi derdimiz yok ama Türkiye'yi şikayet eden meşruiyet tartışmalarını sürekli sürdüren anlayış, siyasal bir anlayış olamaz.
Milliyet

Kılıçdaroğlu'nun Özür Borcu Var 
Başbakan Binali Yıldırım, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "kontrollü darbe" sözlerine bir kez daha tepki göstererek, "Başta Kılıçdaroğlu olmak üzere bu ayıbı işleyenlerin millete özür borcu var... Kendisini uyarıyoruz, kontrollü ruhlara karşı dikkatli ol, bunların kontrolüne girme" dedi. Yıldırım, Ak Parti grup toplantısında şunları söyledi: 15 Temmuz'da her biri destan yazan şehitlerimizi gazilerimizi minnetle yâd ediyorum. 7'den 77'ye bütün vatandaşlarımız bu millete diz çöktürülemeyeceğini dosta düşmana göstermiştir. Hakkâri Yüksekova'da teröristlerin hain pususu sonucu yaralanan 17 askerimize Allah'tan şifa diliyorum. Tunceli'de şehit edilen Necmettin Yılmaz öğretmene, Lice'de kaçırılan baba oğul Ömer ve Musa Mazlum'a da Allah'tan rahmet diliyorum. Bölücü terör örgütü çaresizdir, nefes alamaz duruma gelmiştir. Yiyecek bulamaz hale geldiler, mağaralarında inlerinde saklanamıyorlar. Sivil ve savunmasız vatandaşları hedef alıyorlar. Vatanını bir dolara satan FETÖ'cü hainlere karşı koyarken şehitler bir an bile tereddüt etmedi. 15 Temmuz anma törenlerinde bir kere daha şahit olduk ki bu millet esir alınamaz. Kim bu gerçekleri görmeyerek milletin birliğe kastederse millet onlardan öyle bir hesap sorar ki. Maalesef 15 Temmuz'u anlayamayanlar, içine sindiremeyen ve milletin şanlı direnişine leke sürmeye çalışanların olduğunu görüyoruz. Kendi yaptıklarını masum gösterip milletin vatan savunmasına gölge düşürmeye çalışanlar var. Yaşananlara 'kontrollü darbe' diyerek kendi kontrolünü başkasına kaptıranlar var. Biz, bize söylenenlere bir yere kadar müsamaha gösteririz. Ancak vatanı için can veren şehitlerimize haksızlık edilmesine izin vermeyiz. Milyonlarca insanın mücadelesine gölge düşürmeye kimsenin hakkı da haddi de yoktur. Yapanlar millete karşı en büyük ayıbı işliyor. Başta Kılıçdaroğlu olmak üzere bu ayıbı işleyenlerin millete özür borcu var. FETÖ terör örgütü Kılıçdaroğlu'nun son dönemdeki eylem ve söylemlerinden cesaret alıyor. Biz de kendisini uyarıyoruz kontrollü ruhlara karşı dikkatli ol, bunların kontrollüne girme. FETÖ'nün yüzünde güller açtıracak her işi her açıklamayı yapan Kılıçdaroğlu, diğer yandan da sırtını PKK'ya yasladığını söyleyenlerin yüzünü güldürüyor. Sözde adalet yürüyüşünde hiç utanılmadan, PKK'nın siyasi kanadına bile özgürlük istenmiştir. Biz şehit yakınlarımızla, gazilerle kol kola yürürken ana muhalefet partisi başkanı da FETÖ'cülerle bölücülerle kol kola yürümeyi tercih etmiştir. Kandil'e ve Pensilvanya'ya tutsak olanlara yüz vermek şehitlerimizin ruhunu incitmektir. Millet cumartesi gecesi fotoğrafı net vermiştir. 6 milyon insanın gelecek için haykırdığı gece o gecedir. Kimse 15 Temmuz zaferini küçümsemesin, herkes yerini bilsin. Devletimiz ve hükümetimiz şehitlerimiz haklarını terör örgütü ve onların yan sanayi siyasetçilerine yedirmez.
Milliyet

Erdoğan'a Meydan Okudu 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 'korkak, ödlek' ifadelerine aynı sözlerle yanıt verdi. Kılıçdaroğlu, dün partisinin grup toplantısında şunları kaydetti: "Adalet Yürüyüşü ile bir not düştük dünya tarihine. Bu kadar bilinçli, bu kadar vatansever bir eylemi gerçekleştirmenin huzuru ve kıvancı içindeyim. Halkın 15 Temmuz'unu fırsat bilip 20 Temmuz'da sivil darbeyi gerçekleştirdiler. Bir süre sonra FETÖ ile mücadele, iktidara kim muhalifse onlarla mücadeleye dönüştü." "Hükümetin gündeminde kim var, yine ben varım. 15 Temmuz darbe girişimi bütün boyutlarıyla aydınlansın, FETÖ'nün siyasi ayağı ortaya çıkarılsın diyorum. Bu hazret kızıyor bana, 'Korkak, ödlek, vandallar, nankör' diyor. Ben hukuk devletini, o dikta yönetimini savunuyor. Ben mazlumdan yanayım, o zulmedenden yana. Ben İbrahim'den yanayım o Nemrut'tan yana. Onun çok korktuğunu biliyorum. Ben korkmam, verilmeyecek hesabımız yok ki." "O öyle korkuyor ki, şu davetiyeleri bile üç sefer değiştirdiler. 'Kılıçdaroğlu ya bizim tabana anlatırsa, ne olacak bizim halimiz' dediler. TBMM Başkanı tek adamın talimatı üzerine programı değiştirdi. O kişi TBMM'nin başkanı değil, sarayın emir kuludur. Emin olun rüzgar gülü bile bu kadar hızlı dönmez. Meclis'te konuştum, hepsinde şafak attı. Kılıçdaroğlu'nun söylediği şu cümle yanlış diyemiyorlar. Şimdi ben sabah konuştuktan sonra bütün konuşmalarını benim üzerime inşa etti. İstediğin kadar kumpas kur, yolundan dönen namerttir, haktan, hukuktan dönen namerttir. Şimdi ben bu zata açıkça meydan okuyorum. Onun sözleriyle söylüyorum. Cesaretin varsa, korkak değilsen, vandal değilsen, ödlek değilsen, senin havuz medyanda senin istediğin saatte gel birlikte 15 Temmuz'u tartışalım."
Vatan

SPOR 
Görkemli Açılış 
Samsun'un ev sahipliğini yaptığı 23. Yaz İşitme Engelliler Olimpiyat Oyunları açılış seremonisi ile başladı. Büyük heyecanın yaşandığı 19 Mayıs Stadı'daki törende renkli görüntüler de oluştu. 33 bin 919 seyirci kapasiteli stadyumu sporcular, görevliler ve vatandaşlar hınca hınç doldurdu. Törene Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, AK Parti Sosyal İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, AK Parti Çevre, Şehir ve Kültürden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, Samsun Valisi Osman Kaymak, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, Uluslararası İşitme Engelliler Spor Komitesi Başkanı Valeriy Rukhledev, ISCD Asbaşkanı Kang Chen, Uluslararası Olimpiyat Komitesi üyesi Sam Ramsamy, Türkiye İşitme Engelliler Federasyonu Başkanı Yakup Ümit Kihtir, Danimarka Ankara Büyükelçisi Svend Olling, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve organizasyon için yurt dışından gelen olimpiyat görevlileri de katıldı. 97 ülkeden, 21 branşta, 3 bin 148 sporcunun mücadele edeceği 23. Yaz İşitme Engelliler Olimpiyat Oyunları açılış programında ilk olarak halkoyunu ve ritim gösterisi yapıldı. Açılış programı ülkelerin alfebetik sırasına göre sporcuların geçit töreni ile başladı. Ünlü sanatçı Murat Boz bir konser verirken çeşitli koreografiler, ışık oyunları, dans ve suyla senkronize müzik şovları yapıldı. Sahne üzerinde bulunan 2 adet özel havuz sistemi sayesinde seremoni süresince senaryo ve müzikle senkronize su gösterileri gerçekleştirildi.
Milliyet

Eski Dostluk İşe Yaradı 
Galatasaray'ın transferinde sona yaklaştığı Brezilyalı önlibero Fernando'yu Porto'dan eski takım arkadaşı Maicon'un ikna ettiği ortaya çıktı. Porto'da 5 sezon beraber forma giydiği vatandaşı için devreye giren Maicon'un, "Galatasaray harika bir kulüp. Bunu kısa sürede anladım. Büyük bir kulübe geleceksin. Yeni bir yapılanmaya gidiliyor ve yepyeni güzel bir takım oluşturuluyor" diye konuştuğu öğrenildi. Avrupa'dan başka kulüplerin de gündeminde olan tecrübeli futbolcunun ise eski takım arkadaşına geleceği sözünü verdiği öğrenildi. Yıldız futbolcu Fernando'nun, "Kulüpler son detayları görüşüyorlar. Galatasaray'ın büyüklüğünün ben de farkındayım. Porto ve Manchester City'den sonra Galatasaray forması giyecek olmak beni çok heyecanlandırıyor" şeklinde konuştuğu bildirildi. İmbula ile paralel götürülen Fernando transferinde sarı-kırmızılıların şansı ise yükseliyor. Fernando ve İmbula ikilisinden birinin transfer edileceğini belirten ve ikisi için de %50 ihtimal veren sarı-kırmızılı yetkililer, Brezilyalı futbolcunun işinin bitirilmesinin artık daha kolay olduğunu aktardılar. Manchester City'nin ABD kampına götürmediği Fernando için Galatasaray 5 milyon euroyu gözden çıkardı. İngilizlerin ise ilk planda 8 milyon euro istediği bildirildi.
Milliyet

'F.Bahçe'deki En Mutlu Dönemim' 
Fenerbahçe'nin iki sezon önce büyük umutlarla transfer ettiği ancak beklentileri bir türlü karşılayamayan oyuncusu Robin van Persie, İsviçre kampında uzun süren sessizliğini bozdu. Hollandalı oyuncu basın mensupları ile yaptığı sohbet toplantısında Aykut Kocaman'a övgüler yağdırırken, kendi performansından takımın son durumuna kadar bir çok konuda önemli açıklamalar yaptı. İşte Van Persie'den çarpıcı ifadeler; "Hocamız Aykut Kocaman'ın taktiksel anlamda bize anlattıkları bana heyecan veriyor. Toplantılarda istediklerini anlatış şekli de harika. Yeni sezonun başlangıcı için çok büyük bir heyecan duyuyorum. Tüm bu noktaların bir birleşimi oluştuğu zaman da bu mutluluğu yaşamış oluyorum. Bir futbolcunun kendini mutlu hissetmesi son derece önemlidir. Mutlu olduğunuzda kendinizi iyi hissettiğinizde güzel bir tablo ortaya çıkar. Ben her zaman daha iyisini yapmaya gayret gösteririm. Kariyerimin en iyi yıllarında bile Arsenal'de Manchester United'da oynadığım dönemlerde daha iyisi olur mu diye düşünüyorum. Daha iyisini yapabilirdim diye bakıyorum en iyi yıllarıma bile. Arsenal'de gol sayısı olarak en yüksek gol sayısına ulaştım, 37 gol attığım sezon var. 45 de olabilirdi ama benim kafamda. Ben o sezona bile bu şekilde bakıyorum. Buradaki istatistiklerimize bakarsak ben sadece gol sayısına bakan bir insan değilim. Burada futbolun bir parçası olabilmek, sahadaki oyuna katkı sağlayabilmek son derece önemli. Sadece goller, asistler değil. Ama burada hoşuma giden nokta da bu. Herkesin bu işin parçası olması gerekiyor. Birlikte yapma hissi veriyor hocamız bize, baskı yapıyorsak birlikte baskı yapıyoruz. Birlikte rolümüzü uygulamaya çalışıyoruz. Birlik duygusu çok önemli bizim için. Hocamızın da bir rolü var, o rolünü gerçekleştiriyor. İyi bir teknik ekibimiz var. 10 tane yeni isim katıldı. Son derece profesyoneller. Onlara istatistiklerinizle, verinizle ilgili bir soru sorduğunuzda hemen cevaplıyorlar. Takım içerisinde iyi bir dinamik oluştu. Bu durum benim çok hoşuma gidiyor. Çok profesyonel bir çalışma tarzları var. Çok iyi çalışıyoruz."
Milliyet

'Dünyanın Her Yerinde Olmalıyız' 
Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, bundan sonra Avrupa kadar Asya kıtasına da önem verecek. Avrupa'da başarılar elde ederek, Asya'da ise yatırımlar yaparak Beşiktaş'a adeta Avrasya modelini getirmek isteyen siyah - beyazlı kulübün başkanının "Beşiktaş gibi bir camia sadece Türkiye takımı olarak kalmamalı. Biz Dünyanın her yerinde olmalıyız. Bugün Çin yarın ABD olabilir. Bu bayrağı her kıtada dalgalandırmamız lazım" diye konuştuğu ortaya çıktı. Dünya'ya açılma kapsamında transfer politikaları da geliştiren başkanın yakın çevresine "Pepe'yi aldık. Başka önemli transfer çalışmalarımız da var. Yerli ve yabancı oyuncularımızla Dünya'da sevilen, sayılan bir kulüp olmak istiyoruz. Mali kriterleri yerine getirdikçe, transferde çok daha iyi isimler alabiliriz. Hem transferlerimiz, hem başarılarımız hem de kutlamalarımızla Dünya basınında yer kapmaya, daha fazla tanınmaya almaya çalışacağız" ifadelerini kullandığı vurgulandı. Öte yandan dün gece geç saatlerde 10 saatlik bir yolculuktan sonra Çin'e giden Beşiktaş, hem kamp hem de hazırlık maçları konusunda yeni bir döneme imza atmaya hazırlanıyor. Bu konuda uluslararası şirketlerle görüşen siyah-beyazlı yönetim, Çinli sporcuları da bünyesine katacak. İlk olarak basketbol ve daha sonra da voleybol takımına, Çin'den sporcu transfer etmeyi planlayan Beşiktaş Yönetimi, daha sonra futbol takımına bir Çinli oyuncu getirecek. Böylece Çin halkı ve Çinli firmaları Türkiye'ye çekmek isteyen Başkan Fikret Orman, Güney Kore'yi de bu planlamanın içerisine dahil etmeyi düşünüyor.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme