21 Temmuz 2017 Cuma

21.07.2017 Genel Gündem



21.07.2017

GÜNDEM

Necmettin öğretmenin kanı yerde kalmadı! 
Tunceli Valiliği, İl Jandarma Komutanlığı'nca 19 Temmuz'da Nazımiye ilçesi mülki sınırları içerisinde icra edilen keşif gözetleme faaliyetleri sırasında, silahlı insansız hava aracı (SİHA) tarafından bir grup PKK'lı teröristin tespit edildiğini, ardından bu terörist grubun SİHA ile vurulduğunu açıkladı. Açıklamada, bu teröristlerin 16 Haziran'da şehit edilen 23 yaşındaki öğretmen Necmettin Yılmaz'ın katilleri olduğu bilgisi verildi. Açıklamada özetle şöyle denildi: "Bölgede devam eden operasyon kapsamında yapılan arama/ tarama faaliyetlerinde, 6 terör örgütü mensubu ölü olarak ele geçirilmiştir. Örgüt mensuplarının 16 Haziran 2017 tarihinde Tunceli-Pülümür Karayolunda şehit edilen öğretmenimiz Necmettin Yılmaz'ı kaçıran ve şehit eden grup olduğu anlaşılmıştır. Bölgede M-16 piyade tüfeği, 4 Kalaşnikof piyade tüfeği, 1 tabanca, 200 gr C4 patlayıcı, 5 sırt çantası ve muhtelif yaşam malzemesi ele geçirilmiştir." İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda "Kahramanlarımız Tunceli Pülümür'de şehit edilen öğretmenimiz Necmettin Yılmaz'ın kanını yerde bırakmadı" ifadesini kullandı. Öğretmen Yılmaz'ı katleden 6 teröristin öldürülmesinin ardından Tunceli'nin Mazgirt ilçesindeki bir başka operasyonda 2 terörist daha etkisiz hale getirildi. Tunceli Valisi Tuncay Sonel, "Kepir Ormanları bölgesinde tespit edilen teröristlere yönelik SİHA tarafından bir atım yapılması sonrası 2 JÖH timi bölgeye sevk edilmiş ve çıkan temas neticesinde 2 erkek terörist, 1 M-16 ve 1 Kalaşnikof tüfekle ölü olarak ele geçirilmiştir" bilgisini verdi. PKK'lılardan birinin 5 yıldır Tunceli bölgesinde faaliyet yürüten ve örgütün sözde Mazgirt sorumlusu olan 'Agır' kod adlı İran uyruklu Davut isimli terörist olduğu belirtildi.
Vatan


Barışı rehber edinmiş türk halkının suçu yok 
Kıbrıs Barış Harekatı'nın 43. yıl dönümü etkinlikleri, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ve Başbakan Binali Yıldırım'ın Atatürk Anıtı'na çelenk sunması ile başladı. Girne Kapısı'ndaki Atatürk Anıtı'nda düzenlenen törene, KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı, Başbakan Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Donanma Komutanı Oramiral Veysel Kösele katıldı. Katılımcıların tören alanındaki yerlerini almasının ardından Cumhurbaşkanı Akıncı ve Başbakan Yıldırım Atatürk Anıtı'na çelenk bıraktı. Saygı duruşunda bulunulması, İstiklal Marşı'nın okunması ve bayrakların göndere çekilmesinin ardından Akıncı ve Yıldırım anıt özel defterini imzaladı. Cumhurbaşkanı Akıncı, deftere, şunları yazdı: "Aziz Atatürk, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı'nın 43. yılında yine huzurundayız. Faşist Yunan cuntasının Kıbrıs Rum Kesimi'ndeki işbirlikçileri ile bundan 43. yıl önce tezgahladıkları darbe, 20 Temmuz 1974 günü, askeri harekat sayesinde engellenmiş ve adamızın Yunanistan'a bağlanmasının önüne geçilmiştir. O günden beridir, Kıbrıs'ta kalıcı barış koşullarının altyapısı da oluşmuş, eşitlik, özgürlük ve güvenlik içinde yeni bir yaşamın önü açılmıştır. Tüm iyi niyetli gayretlerimize rağmen, iki kesimli bir federal çözüme ulaşılamamışsa bunda 'yurtta barış dünyada barış' ilkesini kendine rehber edinmiş Kıbrıs Türk halkının sorumluluğu yoktur. İlkelerinizden aldığımız ilhamla sizi bir kez daha saygıyla anıyoruz. Ruhunuz şad olsun." Başbakan Binali Yıldırım ise anıt özel defterine şunları kaydetti: "Aziz Atatürk, Yüce Türk milleti, tarihin her döneminde muhafaza ettiği özgürlük ve egemenliğine olan sarsılmaz bağlılığını Kıbrıs Barış Harekatı ile bir kez daha ispatlamıştır. Kıbrıs Türk halkı, değerli liderlerinin önderliğinde işaret etmiş olduğun çağdaş uygarlık düzeyine ulaşma yolunda daima yanında olan anavatan Türkiye Cumhuriyeti'nin desteğiyle kararlı bir şekilde yürümektedir. Bu duygu ve düşüncelerle Kıbrıs Türk kardeşlerimizle birliği içinde, aziz şehitlerimizin ve mücahitlerimizin kanları ile kurulmuş olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 20 Temmuz Barış Harekatı'nın 43. yıl dönümünü idrak etmenin heyecan ve gururuyla manevi huzurundayız. Kıbrıs Türkü'nün haklı davası için verilen çetin mücadele sonucu kazanılan bu özgürlüğün ilelebet devam ettirileceğine olan inancımızı teyit ediyor, aziz hatıran önünde saygıyla eğiliyoruz. Ruhun şad olsun."
Vatan

Türkiye'ye çok sabır gösterdik 
Türkiye ve Almanya tarihinin en ağır krizini yaşıyor. Alman vatandaşı insan hakları aktivisti Peter Steudtner'in İstanbul Büyükada'daki operasyonda tutuklanmasının ardından iki ülke arasında tansiyon yükseldi. Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Türkiye'yle yaşanan kriz üzerine tatilini yarıda kesip Berlin'e döndü. Berlin'de bakanlıkta dün sabah Türkiye masası uzmanlarıyla istişarelerde bulunan Gabriel, kameralar önüne çıkarak Almanya'nın Türkiye'ye karşı atacağı adımları kamuoyuna açıkladı. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in sözcüsü Steffen Seibert de Bakan Gabriel'in açıkladığı adımların "Gerekli ve kaçınılmaz" olduğunu söyledi. Gabriel'in istişare toplantısına partisi Sosyal Demokrat Parti (SPD) Başkanı Martin Schulz da daha sonra katıldı. Alman medyası basın toplantısına yoğun ilgi gösterdi ve toplantıyı canlı yayınladı. Tatilde bulunan Başbakan Angela Merkel'le de telefonla görüştüğünü söyleyen Gabriel, Almanya vatandaşı Peter Steudtner'e yönelik suçlamaları "tamamen asılsız", tutuklanmasını ise "planlanmış ve çok iyi hazırlanmış bir hareket" olarak niteledi. Gabriel, 'Türkiye'den yapılan suçlamara cevap verilmediğini ve sabır gösterildiğini, ayrıca hayal kırıklığına uğradıklarını ancak bunun böyle devam edemeyeceğini' söyledi. Bakan Gabriel, "Her seferinde tekrar tekrar hayal kırıklığı yaşadık. Türkiye'deki gelişmeler görmezden gelinemez ve bunun adını koymak lazım. Bir dizi Alman şirketi toptan ve hiçbir temeli olmadan, temel hukuk devleti kurallarına uymaksızın, teröre yardım etmekle itham ediliyor. Liste aslında çok daha uzun" dedi. Türkiye'nin Avrupa ve NATO'nun değerler zeminini terk ettiğini savunan Gabriel, Almanya olarak Türkiye'ye karşı adımlarını da açıkladı.
Hürriyet

DÜNYA 
Trump'ın oğlu ifade verecek 
Rusya'nın ABD başkanlık seçimlerine müdahalesiyle ilgili soruşturma sürerken, önemli bir gelişme yaşandı. ABD Başkanı Donald Trump'ın oğlu Trump Jr. ile damadı ve başdanışmanı Jared Kushner'in, söz konusu Rusya soruşturması kapsamında Senato'da ifade vereceği bildirildi. ABD Senatosu Adalet Komitesi, Trump'ın oğlu ile eski kampanya menajeri Paul Manafort'un 26 Temmuz günü komite önüne çıkacağını kaydetti. Babasının 2016 başkanlık yarışındaki rakibi Hillary Clinton hakkında bilgi almak amacıyla bir Rus avukatla görüşmekle suçlanan oğul Trump'ın, senatörlerin zor sorularına maruz kalacağı belirtiliyor. Trump Jr. ile Manafort'un Senato'daki ifadelerinin, kameralar önünde ve halka açık alınması bekleniyor. Bununla birlikte Trump'ın damadı ve başdanışmanı Kushner'in avukatı da, 24 Temmuz'da müvekkilinin ABD Senatosu İstihbarat Komitesi'nin karşısına çıkacağını duyurdu. Daha önce Rusya soruşturması kapsamında kendisine davet gelmesi halinde Kongre ile işbirliği yapıp ifade vereceğini açıklayan Kushner'in oturumunun "kapalı" olabileceği ifade edildi. Amerikan medyasında geçen ay yer alan haberlerde Kushner'in işletmelerinin, Rusya soruşturmasını yürüten özel savcı Robert Mueller tarafından soruşturulduğu öne sürülmüştü. ABD Kongresi ve özel savcı Mueller tarafından ayrı yürütülen Rusya soruşturmalarında, Moskova, 8 Kasım 2016'daki başkanlık seçimlerini siber saldırı yoluyla manipüle etmekle suçlanıyor. Rusya ise iddiaları reddediyor. Öte yandan ABD Başkanı Donald Trump, "New York Times" gazetesine verdiği mülakatta, Rusya'nın seçimlere müdahale ettiğine ilişkin soruşturma ve Adalet Bakanı Jeff Sessions'ın "çıkar çatışması" ihtimali nedeniyle soruşturma sürecinden çekilmesini değerlendirdi. Trump, Sessions'ın Rusya soruşturmasından kendisini çekmesini eleştirerek, "Madem ki çekilmeyi düşünüyordu, bunu bana baştan söylemeliydi. Ben de başkasını bakan seçerdim" dedi. Sessions'ın Adalet Bakanlığı görevini kabul ettiğini, ardından da kendisini Rusya soruşturmasından çektiğini hatırlatan Trump, kararı "Açıkçası bu Başkan'a yapılan büyük haksızlık" diye nitelendirdi. Trump, bununla birlikte Almanya'nın Hamburg kentinde geçen ayki G20 Zirvesi'nde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le gizli bir ikinci toplantı daha yaptığı iddialarına da değindi. Bunu önce reddeden Trump, bu kez Putin'le yaptığı "15 dakikalık" ikili sohbetin "hoşbeş" olduğunu belirtti.
Milliyet

Körfez'in 'yepyeni' bir krizi oldu! 
Körfez ülkelerinin Katar'a yönelik yaptırımları devam ederken, bölgede yeni bir kriz daha kapıda. Kuveyt, İran Büyükelçiliği'ndeki diplomatların sayısını düşürme ve elçiliğe bağlı ataşelikleri kapatma kararı aldı. Kuveyt resmi haber ajansı KUNA'da yer alan haberde, kararın, İran Büyükelçiliği'ndeki diplomatların sayısının düşürülmesini, Büyükelçiliğe bağlı ataşeliklerin kapatılmasını ve iki ülke arasındaki ortak komisyonlar çerçevesinde yürütülen tüm faaliyetlerin dondurulmasını kapsadığı belirtildi. Diplomatik kaynaklar, söz konusu kararların, "El-Abdali Hücresi" davası kapsamında alındığını savundu. Aynı kaynaklar, isimleri belirtilmeyen İranlı diplomatların Kuveyt'i terk etmeleri için 45 gün süre verildiğini bildirdi. Kuveyt Dışişleri Bakanlığı'ndan bir yetkili, İran'ın Kuveyt Büyükelçisi Ali Rıza İnayeti'ye Kuveyt'in kararının bildirildiğini açıkladı. Kuveyt Devlet Bakanı Muhammed Abdullah el-Mübarek es-Sabah da konuyla ilgili basına yaptığı açıklamada "Kuveyt'in haklarını korumak için" İran'a karşı söz konusu diplomatik adımların atıldığını kaydetti. Kuveyt hükümetinin İran'la olan tüm hükümetlerarası komisyonları da askıya alacağı belirtildi. İran ve Kuveyt arasındaki ilişkiler Katar krizi ile de gerilmişti. İran resmi makamlarından ise konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Milliyet


'Pkk'ya silah vermek tehlikeli' 
Alman Ortadoğu uzmanı Peter Neumann, Ortadoğu'nun terör örgütü DEAŞ'ın yenilmesinin ardından da huzura kavuşmayacağını öne sürerek, Kürt sorununa dayanan yeni ve daha büyük çatışmaların yaşanabileceği uyarısında bulundu. Londra Üniversitesi'ne bağlı King's College uzmanlarından Neumann, Alman 'Neue Osnabrücker' gazetesine verdiği demeçte, şu an Rakka'da DEAŞ'a karşı savaşan Kürtlerin, Batı'nın da terör örgütü olarak gördüğü PKK'ya bağlı olduğuna dikkat çekerek, "PKK'nın Batı tarafından desteklenip eğitildiğini ve silahlandırıldığını kabul etmek gerekiyor" ifadesini kullandı. Neuman, 'en sonunda Suriye'nin kuzeyinde tepeden tırnağa silahlanmış Kürtlerin yepyeni talepler öne sürecek siyasi sermayeye sahip olduğu bir tablo ile karşılaşılacağını' belirterek, bu bağlamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bölgeye sevk edilen silahların bir gün Türkiye'ye doğrultulabileceği yönündeki endişesinin anlaşılabilir olduğunu kaydetti. Suriye'de DEAŞ'a karşı savaşan ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) belkemiğini, PKK'nın Suriye uzantısı olan Halk Savunma Birlikleri (YPG) oluşturuyor. Neumann Irak'ta ise, DEAŞ'tan geri alınan Musul gibi bölgelerde yeniden istikrar ortamının sağlanmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Neumann bunun gerçekleşmesi için Ürdün, Türkiye ya da diğer Müslüman ülkelerden birliklerin desteğinin konuşulması gerektiğini kaydetti. Neumann ayrıca 'Sünnilerin siyasi sistem içerisinde kendilerine yer bulmaları için' Irak yönetimine siyasi baskı mekanizmanlarının oluşturulması gerektiğini vurguladı.
Vatan

Senator mccain'e kanser teşhisi 
ABD'de eski başkan adaylarından Cumhuriyetçi Senatör John McCain'e beyin kanseri teşhisi kondu. Senatörün ofisinden yapılan açıklamada McCain'in çeşitli tedavi yöntemlerini incelemekte olduğu belirtildi. Tümör, Mc- Cain'in geçen hafta gözündeki bir kan pıhtısını aldırdığı sırada fark edildi.Haberin duyulmasının ardından hem Cumhuriyetçi Parti'den hem de Demokratlardan birçok siyasetçi McCain'i öven mesajlar yayınladı. Eski Başkan Barack Obama, Twitter'dan attığı mesajda, 'McCain'in bir Amerikan kahramanı olduğunu ve kanserin kime bulaştığından haberi olmadığını' belirtti. Vietnam gazisi olan McCain, donanma pilotu olarak katıldığı savaşta savaş uçağının düşmesi sonucu esir düşmüş ve beş yıl boyunca savaş esiri olarak tutulmuştu. 2008 yılında Cumhuriyetçilerin başkan adayı olan McCain, seçimi Barack Obama karşısında kaybetmişti.
Vatan

Eğit-donat'a sdg'siz son 
Washington Post gazetesine konuşan ve ismi açıklanmayan üst düzey yetkililere göre, ABD Başkanı Donald Trump, 7 Temmuz'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Almanya'daki G-20 Zirvesi'nde görüşmesinden kısa bir süre önce, Beyaz Saray'da Ulusal Güvenlik Danışmanı Herbert Raymond McMaster ve Merkezi Haberalma Teşkilâtı (CIA) Direktörü Mike Pompeo ile bir araya geldi. Trump, bu görüşmede ılımlı muhaliflere eğitim ve silah verilmesini içeren CIA programının bitirilmesi kararını aldı. Beyaz Saray ve CIA henüz bir açıklama yapmadı. Gazete, Trump-Putin görüşmesinden sonra Rusya ile ABD'nin Suriye'nin güneyinde, CIA'in desteklediği muhaliflerin olduğu bölgelerde ateşkes anlaşması yaptığını hatırlattı. Amerikalı yetkililer, CIA'nın destek programını sonlandırmasının Suriye'deki ateşkes için öne sürülen koşullardan biri olmadığını belirtti. Haberde Trump'ın bu kararının, Esad rejiminin görevden alınması noktasında gönülsüz ve sınırlı güce sahip olduğu anlamına geldiği belirtildi. Yetkililer, ayrıca programı sonlandırmanın Trump'ın Rusya'yla çalışma yolları aramasının göstergesi olduğunu belirtti. CIA'in programı hakkında bilgi sahibi olan, ismi açıklanmayan bir yetkili, "Bu, bölge için çok önemli bir karar. Suriye'de Putin kazandı" dedi. Ortadoğu Enstitüsü'nden Charles Lister, "Rusya'nın tuzağına düşüyoruz, ılımlı muhalifleri daha da zayıflatıyoruz" yorumunda bulundu. Öte yandan ABD Savunma Bakanlığı'nın halen terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı YPG'nin ana bileşenini oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri'ne (SDG) devam ettirdiği eğit-donat programının Trump'ın bu kararından etkilenmeyeceği bildirildi.
Hürriyet

EKONOMİ 
Dolar: 3,5272-3,5299           
Euro: Euro 4,1062-4,1112
Sterlin: 4,5754-4,5783
Gram Altın: 141,2181-141,3612

'Kdv böyle gitmez' 
Maliye Bakanı Naci Ağbal, "KDV sistemi, bu haliyle sürdürülebilir değil. Yatırımın, üretimin, istihdamın ve ihracatın önünde ciddi bir engel oluşturuyor. KDV sistemi yerli üretimin aleyhine çalışıyor. İthalat yapmak daha cazip. bütün bunları gördüğümüz noktada, '32 yıllık kanunun artık reforma tabi tutulma zamanı gelmiş' dedik" ifadelerini kullandı. Türkiye İhracatçılar Meclisinin (TİM) "Genişletişmiş Başkanlar Kurulu Toplantısında" konuşan Ağbal, KDV'nin ekonomiye yaptığı katkıdan ve kamu maliyesine önemli bir gelir kaynağı olmasından bahsederek, ancak ihracatçıların, ticaret ve sanayi odalarının KDV Kanunu'ndan şikayetçi olduğunu bildirdi. Türkiye'nin dört bir tarafında mevcut sistemle ilgili şikayet olduğunu dile getiren Ağbal, bürokrasi için karmaşık bir sistem olduğunu, KDV'nin aslında tüketimi vergilendirmesi gerektiğini, mavcut kanunun tüketimi değil üretimi, yatırımı, işletmeleri ve ihracatı vergilendiren bir vergiye dönüştüğünü anlattı. Ağbal, "Ciddi anlamda işletmelerimizin mevcut sitem dolayısıyla birikmiş alacakları var. Biz size borçluyuz. Reel sektörün devletten 140 milyar lirayı aşan bir KDV alacağı var" diye konuştu. Sistemin zamanla karmaşık hale geldiğini, farklı oranların uygulanmaya başlandığını, bunun kayıtdışılığa neden olduğunu, rekabetin bozulduğunu anlatan Ağbal, KDV'den memnun olan kimseyi görmediğini vurguladı.
Milliyet

Yatırımcıyı hoş karşılarız 
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye'de Alman şirketlerine yönelik soruşturma olmadığını söyledi. Twitter hesabından açıklama yapan Şimşek, Türkiye'nin Daimler ve BASF'ı soruşturduğu haberlerinin gerçeği yansıtmadığını, Alman yatırımcıları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da Türkiye'deki Alman yatırımlarının güven içinde olduğunu belirtti. Kalın, şunları kaydetti: "Küçük siyasi hesaplarla ekonomik ilişkileri gölgelemeye çalışmak Türkiye'deki Alman yatırımcıların zihinlerinde tereddüt oluşturmaya çalışmak kabul edilebilir bir şey değil. Biz Türkiye'deki Alman yatırımlarının güvende olduğunu ifade ettik." Ekonomi gazetesi Handelsblatt, Türkiye'nin kara listesinde Alman şirketlerinin olduğunu iddia etmişti. Gazetenin haberine göre, Almanya Federal Suç Dairesi'ne Türkiye tarafından iletilen ve teröre destek vermekle suçlanan şirketlerin olduğu listede Daimler, BASF yer aldı. Handelsblatt, Federal Suçlar Dairesi'ni kaynak gösterdi.
Vatan

Star bitecek yeni bir star daha doğacak 
SOCAR Başkanı Rövnag Abdullayev, Star Rafinerisi'nde bugüne kadar yüzde 90'lık bir ilerleme kaydedildiğini ve en geç 2018 Eylül'de üretime geçeceğini söyledi. Abdullayev, "Rafineriden sonra ise 3 milyar dolar yatırım tutarı olan ikinci petrokimya projesine başlayacağız. Bu projenin 2023'e kadar yetişmesi konusunda elimizden geleni yapıyor ve işlerimize hız kesmeden devam ediyoruz" dedi. Abdullayev, Türkiye'deki yatırımlarının 19.5 milyar dolar seviyesine yükseldiğini ve bu yatırımlar arasında önemli yer tutan Star Rafinerisi'nde işlerin takvime uygun ilerlediğini kaydetti. Rafineride şimdiye kadar yüzde 90'lık bir ilerleme kaydedildiğini bildiren Abdullayev, şöyle devam etti: "Seneye Eylül ayında hatta daha da erken olabilir, rafineri üretime geçecek. Rafineride üretilen ürünler artık Türkiye'de satılmaya başlanacak ve bu da Türkiye'nin cari açığının azalmasında büyük bir rol oynayacak. Star Rafinerisi Türkiye'nin 2.5 milyar dolarlık cari açığını kapatacak. Star Rafinerisi'nin toplam yatırım miktarını şimdilik kesin olarak söylemek imkansız çünkü proje daha devam ediyor ama şu ana kadar yatırılan miktar 6 milyar doların üzerinde. Rafineriden sonra ise 3 milyar dolar yatırım tutarı olan ikinci petrokimya projesine başlayacağız. Bizim Aliağa konusunda güzel bir vizyonumuz var. Bu kapsamda, Sayın Cumhurbaşkanının 2023 vizyonuna katkımızı verdik ve Aliağa sahasına yeni bir sanayi alanının kurulması için hükümete kendi projelerimizi sunduk. Bu projenin 2023'e kadar yetişmesi konusunda elimizden geleni yapıyor ve işlerimize hız kesmeden devam ediyoruz. Türkiye'nin petrokimya ürünlerinden kaynaklanan 11.5 milyar dolarlık cari açığı var. Biz de Türkiye'de hayata geçirmeyi planladığımız bu yeni projelerle petrokimya sektöründe cari açığı 3 milyar dolar kadar azaltmaya çalışıyoruz."
Vatan

Topu sonbahar'a attı 
Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi'nin bu aralar söyledikleri en az FED Başkanı Yellen'in söyledikleri kadar piyasaları etkiliyor. Dün de ECB'nin toplantısı sonrası Draghi'nin sözleri merakla beklendi. Avrupa Merkez Bankası (ECB) beklendiği gibi 20 Temmuz toplantısında faiz oranlarında herhangi bir değişiklik yapmayarak mevduat faizini yüzde -0.40 seviyesinde tutmaya devam etti. Banka, beklentiler doğrultusunda daha önce ilan ettiği gibi aylık varlık alım tutarını da 60 milyar euro olarak belirledi. ECB'nin politika açıklamasında gelecekteki varlık alım miktarlarının belirlenmesinde verilerin ileriye dönük yönlendirmesi faydalanılacak. Mevcut varlık alım miktarı bu haliye Aralık 2016'ya kadar sürdürülecekken, enflasyon veya diğer ekonomik koşullarda kötüleşme olması halinde ek varlık alımlarının yapılabileceği veya vadenin uzatılabileceği taahhüdü veriliyor. Ana hatlarıyla ECB Başkanı Mario Draghi'nin Portekiz konuşmasına göre daha temkinli bir hava çizen basın toplantısında, hala büyük miktarda genişlemeye ihtiyaç duyulduğunu altı çiziliyor. Bunun da nedeni, halen enerji fiyatlarındaki zayıflık nedeniyle manşet enflasyonun istenen seviyelere ulaşamamış olmasından ileri geliyor. Bankanın yüzde 2 olan enflasyon hedefine karşılık manşet TÜFE Haziran ayı itibariyle yüzde 1.3 seviyesinde, çekirdekte ise Haziran'da yükseliş görsek de o da yüzde 1.1 ile düşük seviyede kalmaya devam ediyor. Banka 2018 yılı enflasyon tahminleri için bir önceki toplantıda sert bir aşağı yönlü revizyon yapmıştı. Buradan anlaşılan da enflasyonun 2018'de dip yaparak 2019'da hedefe giden bir patikaya gireceği yönünde bir çıkarım yapılabilir.
Vatan

Otomobil ihracatı yatırımlarla uçtu 
Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Sabuncu, yılın ilk yarısında binek otomobil ihracatındaki artışın yüzde 71'e ulaştığını belirterek, "Toyota, Oyak Renault, Tofaş, Hyundai Assan ve Honda son dönemde yeni binek otomobil modellerine önemli yatırımlar yaptılar. Bunun sonuçlarını da bugün görebiliyoruz. Bu önemli yatırımlar ile ülkemizin motorlu araç üretim kapasitesi 2 milyon adet sınırına dayandı. Motorlu araçlar üretimimiz 1.5 milyon adede, ihracatımız 1.1 milyon adede yükseldi. Bu rakamların bu yıl daha da yukarı çıkmasını bekliyoruz" dedi. Sabuncu, ocak-haziran döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre ihracatını yüzde 22,4 artışla 14 milyar 359 milyon 485 bin dolara yükselten otomotive en büyük katkının binek otomobil ihracatından geldiğini belirtti. Binek otomobildeki ihracat artışının, sektörel ortalamanın çok üzerinde olduğuna dikkati çeken Sabuncu, "Diğer kalemler hemen hemen geçen yıl ile aynı. Ancak binek otomobillerdeki ihracat artışı yüzde 71'e ulaşmış durumda" dedi.
Hürriyet

Müteahhit ve bakanlardan imar buluşması 
Gayrimenkul sektörünün önde gelen temsilcileri Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki ve Maliye Bakanı Naci Ağbal ile dün İstanbul'da bir araya geldi. 2 saati aşan görüşmede yeni imar yönetmeliği, kentsel dönüşümün aksayan noktaları ve KDV konuları masaya yatırıldı. İnşaatta tüm kuralları değiştiren yeni imar yönetmeliği geçtiğimiz günlerde açıklanmıştı. 1 Ekim'de uygulamaya başlanacak yeni yönetmeliğe gayrimenkul sektörü temsilcileri tepki göstermiş, 'yatırımların önü kesilir' demişti. Gelen tepki üzerine açıklama yapan Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki ise imarı disipline etmek dışında bir amaçlarının olmadığını söylemiş ve müteahhitlerle tekrar bir araya geleceğini ifade etmişti. Beklenen buluşma dün gerçekleşti. Gayrimenkul sektörü temsilcileri yeni yönetmelikle ilgili taleplerini hem sözlü hem yazılı iletti ve kentsel dönüşümün aksayan noktaları konusunda destek istedi. Görüşmenin olumlu ve verimli geçtiğini belirten sektör temsilcileri yönetmeliğin yürürlüğe girmesi için önlerinde 2 ay olduğunu, bu sürede gerekli düzenlemelerin olacağına inandıklarını söyledi. Bakan Özhaseki'nin de talepleri olumlu karşıladığı belirtiliyor. Özhaseki görüşmede amaçlarının istismarların önününe geçmek olduğunu dile getirdi. Özhaseki daha önce de yaptığı açıklamada "Hoyratça, haksızca kullanılan, istismara sebebiyet veren, imar çarpıklığı ve düzensizliğinin önüne geçecek bir disiplin mekanizması getiriyoruz. 100 metrekarelik bir ev yapma hakkı olan birisi bizim yönetmeliklerden kaynaklanan birtakım boşluklardan istifade ederek bunu 250 metrekareye kadar çıkarabiliyordu" demişti. Sektör temsilcileri Naci Ağbal'dan ise tapu harçları ve KDV konularında düzenleme talep etti. Geçici KDV indirimleri değil, kalıcı bir düzenleme beklentisi gündeme geldi. Markalı konut üreticileri, sektörde kayıt dışı sorununa da dikkat çekti ve haksız rekabetin önlenmesini istedi. Müteahhitler ve kamu yetkilileri sorunların ve aksaklıkların çözümü için yeniden bir araya gelecek.
Hürriyet

POLİTİKA
'Rum tarafı çözümsüzlüğü teşvik ediyor' 
Başbakan Binali Yıldırım, Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 43. yıl dönümü dolayısıyla dün Lefkoşa'da düzenlenen törende Kıbrıs Türk halkının sevincini, coşkusunu gururunu, gönülden paylaştıklarını ifade etti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını Kıbrıs Türk halkına ileten Yıldırım, şu mesajları verdi: Barış Harekatı Kıbrıs adasının tarihinde bir dönüm noktasıdır. Kıbrıs Türkü'nün yalnız olmadığını gösterdik. Harekat ile Türkiye adada yaşanan acılara son vermiş ve bir daha tekrarlanmamasını teminat altına almıştır. Rum kesimi, adada birlikte yaşama ve adayı birlikte yönetme mutabakatını, anlaşmanın mürekkebi kurumadan terk etti. Birleşmiş Milletler (BM) Barış Gücü 53 yıldır adadadır. Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı başından bu yana iyi niyet ve kararlılıkla çözüme sahip çıkmış, müzakere sürecine sahip çıkmış, adil, kalıcı kapsamlı bir uzlaşma için inisiyatif almaya devam etmiştir. İsviçre'de geride kalan süreç BM'ce kurgulanan çerçevede bir çözüm arayışının sonuç vermediğini bir kez daha ortaya koymuştur. Rum tarafı birlikte yaşamaya ve devleti paylaşmaya hazır olmadığını bir kez daha ortaya koymuştur. 2008'de başlayan ve 9 yıldır zorlu müzakerelerle binlerce saat emekle süren, nihayet İsviçre'deki Kıbrıs Konferansı'na kadar ilerleyen müzakere sürecinde de yapıcı öneriler özellikle Türk tarafından gelmiştir. Rum tarafı daha önce olduğu gibi müzakere ediyor gibi görünüp, oyalama yaklaşımını burada da sürdürmüştür. Sonuçta işi baltalayıp, masayı devirmeyi hedefleyen tutumlar nedeniyle bu süreç akamete uğramıştır. Rum tarafının tek yanlı adımları zamansız, tehlikeli ve çözümsüzlüğü teşvik eder özelliktedir. Türkiye'nin ve Kıbrıs Türk halkının doğu Akdeniz'deki uluslararası hukuktan doğan hak ve menfaatlerini korumaya devam edeceğini bir kez daha ifade eder ve özellikle bu noktada tüm tarafların daha sorumlu davranmasını öneririm. İster bu yönde adım atılsın isterse atılmasın Kıbrıs Türk halkının yaşam seviyesini daha da ileriye götürecek kudret ve iradeye sahibiz. KKTC'nin kalkınması, ekonomik alanda güçlü bir temele sahip olması ve sürdürülebilir ekonomik yapıya erişmesi öncelikli hedefler arasındadır.
Milliyet

Darbe dönemi uygulaması 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kamuoyunda bir süredir tartışılan bazı tutuklulara mahkemeye gelişlerinde "tek tip kıyafet" giydirilmesine yönelik düzenlemenin karşısında olduklarını bildirdiği öğrenildi. Kılıçdaroğlu'nun, "Bu tür tutukluların kıyafetleriyle mesajlar vermesi kabul edilemez, bu mesajların verilmesini engelleme hükümetin görevidir ancak 12 Eylül darbe döneminin uygulamalarından olan tek tip kıyafet, kötü hatıraları canlandıracaktır" dediği belirtildi. Kılıçdaroğlu'nun başkanlığında önceki gün parti genel merkezinde gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu toplantısında, liderlik ettiği Adalet Yürüyüşü'nün yansımaları, 15 Temmuz darbe girişimi, CHP'nin "sivil darbe" olarak nitelediği 20 Temmuz OHAL'in ilanı, "tek tip kıyafet" tartışmaları ile iç tüzük görüşmeleri ele alındı. Milliyet'in aldığı bilgilere göre partide bir süredir farklı mesajlar verilen başta FETÖ tutukluları olmak üzere "terör" iddiasıyla yargılanan tutukluların mahkemelere sevki sırasında getirilmesi öngörülen, "tek tip kıyafet" uygulamasına ilişkin değerlendirme masaya yatırıldı. Konuya ilişkin kurmaylarının görüşünü dinleyen Kılıçdaroğlu'nun uygulamanın karşısında olduklarının altını çizdiği belirtildi. Alınan bilgilere göre toplantıda Kılıçdaroğlu, "Tutuklu ve hükümlülerin kıyafetleriyle mesajlar vermesi kabul edilemez, bu mesajların verilmesini engelleme hükümetin görevidir ancak tek tip kıyafet tartışmaları çağdışıdır. Bu ülkede 12 Eylül darbe döneminde tek tip kıyafet uygulaması yaşanmıştır. Darbe dönemi uygulamasının devamı niteliğindeki bu düzenleme kabul edilemez, geçmişteki kötü hatıraları canlandıracaktır" dedi. Toplantıda hükümetin kıyafet konusunda bazı düzenlemeler yapabilme hakkının olduğu, ancak bunun altının çizildiği de belirtildi. Alınan bilgilere göre Başbakan Binali Yıldırım'ın kabine revizyonu açıklaması Kılıçdaroğlu'na ve MYK üyelerine toplantıda iletildi. MYK üyelerinin bir bölümünün açıklanan listedeki bazı isimlerin bakanlık görevine getirilmesi konusunda şaşkınlıklarını gizlemediği belirtildi.
Milliyet

Kabinenin ilk hedefi 
Ankara'da 16 Nisan referandumunun ardından konuşulmaya başlanan kabine revizyonunun hayata geçirilmesiyle gözler 180 günlük yol haritası ve AK Parti kampına çevrildi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Körfez turunun ardından partiyi 2019 seçimlerine götürecek yol haritasını açıklaması planlanıyor. İnşaat, ulaştırma, enerji, çalışma hayatı, sağlık gibi doğrudan insanları ilgilendiren projelerin öne çıkacağı yol haritasının takibi ve raporlanması için çalışacak ekiple ilgili Beştepe ve Genel Merkez'deki hazırlıklar da son aşamaya geldi. 180 günlük yol haritası aynı zamanda yeni kabinenin ilk önemli sınavı olacak. Erdoğan, bakanların proje performansına göre 2019 seçimlerinden sonra görev alacak ekibini de belirleyecek. Yol haritasının açıklanmasından sonra da Erdoğan, 41 aylık aranın ardından partisinin Afyonkarahisar Kampı'nda teşkilatla buluşacak. AK Parti'nin 6-7-8 Ekim'de yapacağı Afyonkarahisar Kampı'nda Erdoğan'ın 'metal yorgunluğu var' dediği il, ilçe, belde teşkilatlarındaki revizyon süreci ağırlıklı olarak ele alınacak. Erdoğan, 3 günlük kampta yeni kabineye ve 81 il teşkilatına 2019 seçimleriyle ilgili "Toplumun her kesimine ulaşacak söylemlere, halkla bire bir temas kurmaya ve her kapıyı çalmaya ihtiyacımız var" mesajı verecek.
Hürriyet

SPOR 
'Simdi dünya sonra avrupa' 
Budapeşte'nin ev sahipliğinde düzenlenen Dünya Yüzme Şampiyonası'ndaki en büyük madalya umutlarımızdan Emre Sakçı, hem bu spordaki geçmişini hem de hedeflerini MİLLİYET'e anlattı. Yüzmeye nasıl başladın? Bir boğulma macerasından dünya rekoruna giden süreci duymak isteriz. Hareketli bir çocuk olduğum için, ailem enerjimi sporla harcamam gerektiğini düşünmüş. 2.5 yaşında gittiğim havuzda suyun mavisi beni öyle etkilemiş olmalı ki, öğretmenimin elini bırakıp suya atlamışım. Haliyle epeyce korkutmuşum insanları, tabii ben de korkmuşum. Ardından 6 yaşına geldiğimde yüzme antrenmanlarım başladı. Ailen doğrudan sporu mu tercih etmiş? Başka bir dal denemişler mi? Ailem bendeki potansiyeli ortaya çıkarmak için müzik, resim, tiyatro gibi aktivitelere yönlendirmişler. Fakat kendimi en iyi hissettiğim yer havuz olduğu için ben yüzmede ısrarcı oldum. Ailem de bu yolda bana destek oldu. Başarı yükseldikçe sporcuların kendileri için vakitleri kalmaz. Bu senin için de böyle mi? Hedeflerim için sporcu gibi yaşamam gerek. Bu şekilde yaşamanın beni yaşamdan kopardığını değil yaşama kattığını hissediyorum. Herhangi bir şey yapmak istediğimde bunu antrenörüm Türker Oktay ile paylaşmam yeterli. O, gerçekleştirmem için uygun zaman ve koşulları belirliyor. 2015'te kırdığın dünya rekoruyla beklentiler yükseldi mi, bu seni nasıl etkiledi? Aslında kendimden beklentilerimin birini gerçekleştirmiş oldum sadece. Antrenörümle kendimizden beklentilerimiz epeyce yüksek. Rekor bizim bildiğimizi, diğer insanların da fark etmesini sağladı. İnsanların beklentiye girmesi baskı yaratmak bir yana motivasyonumuzu arttırıyor. Türkiye'de yatırım yapıldıktan sonra hemen başarı istenen bir sistem var. Bu yüzmede de böyle mi? Ben bile kendimden beklenti içindeyken başkalarının beklenti içinde olmasını anlayabiliyorum. Beklenti içinde olmak doğru, baskı yapılırsa sorunlar ortaya çıkar. Yüzmede tabii ki hedeflerim var. Bu hedeflerden biri asgari koşullarda bile başarının elde edilebileceğini insanlara özellikle aynı yolda ilerleyen kardeşlerime göstermek. Herkes gibi olimpiyat hedefim de var. Fakat ancak yaz aylarında İzmir'de 50 m'lik havuzda antrenman yapabiliyorum. Olimpiyatlarda alınan sonuçlar, elde edilen başarıların ardından yüzme branşının gelişimini gölgeledi mi? Yüzme amatör bir spor, gönül vermeniz gerekir. Gölgelerin etkisi altında başarının gelmesi düşünülemez. Şu ana kadar olan her şey geçmişte kaldı. Önümüze bakıp hedeflerimize odaklanmamız gerekli. Daha önce hatalar yapılmış olabilir. Fakat her şeyin iyiye doğru gittiğini hissediyorum. Federasyonumuzun yeni başkanı Erkan Yalçın, büyük bir şans. Başarı elde edilmesi için fikirleri var. Bu fikirleri henüz ok yeni olmasına rağmen hayata geçirmeye başladı. Rio'dan sonra Dünya Yüzme Şampiyonası en büyük sınav. Burada ki hedefler neler? Her şampiyona, her yarış önemli. Hepsinden öğrenilen tecrübeler var. Kısaorta- uzun vadeli hedeflerimiz var. Yola yeni çıktık. Mesela 2017 yılı için 1 ana, 2 ara hedef planladık. Ara hedefimizin ilki İslam Olimpiyatları idi. 2. ara hedefimiz Budapeşte'deki Dünya Şampiyonası. Esas zirveyi yapacağımız ana hedef yarışımız ise Avrupa Kısa Kulvar Şampiyonası. Biz kendimize inanıyoruz.
Milliyet

'Ofansif oynarsam yıldız olabilirim' 
Fenerbahçe'nin tecrübeli ismi Mehmet Topal, olumlu ve güzel bir kamp geçirdiklerini belirtti, "Takım halinde çok iyi çalıştık. Bu çalışmalarımızın karşılığını Avrupa Ligi'nde ve ligde alacağımızı düşünüyorum" dedi. Teknik Direktör Aykut Kocaman'ın takımda birçok şeyi değiştirdiğini söyleyen milli oyuncu şöyle devam etti; "Aykut hoca, camiayı, taraftarların yapısını çok iyi bildiği için dokunuşlarla bazı şeyleri değiştirmeye çalışıyor. Nitekim bazı şeylerin değiştiğini görüyorsunuz. Hazırlık maçlarının skorları olumsuz etkiler yaratıyor gibi görünebilir, ama bence böyle olmamalı. Çünkü biz burada yoğun ve tempolu antrenmanlar yaparak çıktık maçlara. Takımın da böyle sert antrenman sürecine ihtiyacı vardı. Ligler başladığında takımın performansının üzerine koyarak F.Bahçe'yi hedeflerine ulaştıracağız. Hocamız takımın eksiklerini biliyor. Bütün oyuncularla tek tek konuşarak herkesin özgüvenini en üst seviyeye çıkarmak için çabalıyor. Takımın gerçek kalitesinin altında olduğunu anlatıyor. Camianın en sevilen kişilerinden birisi. Fenerbahçe için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. Umarım hep birlikte başarılı olur, bu çalışmaların karşılığını alırız." Mehmet Topal, basın mensuplarının, "Valencia'da uzaktan şutlarını ve gollerini hatırlıyoruz" demesi üzerine "Özledik diyebiliriz" ifadesini kullandı ve şunları söyledi; "Hocalar çok fazla öne çıkmamı istemiyorlar. Gerek Pereira gerek Advocaat daha çok defansı organize etmemi istediler. Çok fazla ileriye çıkamıyordum. Sağ ve sol bekler çıktığında onların yerini koruyup, kontra atak yediğimizde atakları kesmeye çalışıyordum. Tamamen oyun sistemiyle ilgiliydi. Ben de kaleye çektiğim şutları çok özledim diyebilirim." Milli oyuncu, "Ofansif oynama konusunda iddialı mısın?" sorusuna ise "Ofansif oynarsam, sahada özgür olursam iddialı konuşabilirim. Ofansif oynayacaksam, çok fazla defansı toparlamayacaksam, geriyi organize etmeye çalışmayıp, tamamen serbest kalacaksam yıldızlaşabilirim diyebilirim. Ofansif oynarsam iyi performans çıkarabileceğimi düşünüyorum. Sahada biraz daha özgür olursam, hücumda biraz daha efektif olabilirim. Geçen sezon Kayserispor maçında biraz adalemde zorlama vardı. Hocamdan beni defansif oynatmamasını istemiştim. Tamamen ofansif oynadım, gayet rahat oynamıştım" yanıtını verdi.
Milliyet

Yerebatan sarayı! 
Bir zamanlar Avrupa'da destanlar yazan, kupalar kazanan Galatasaray'ın Avrupa macerası artık Temmuz'da ilk turda bitiyor. Sarı-kırmızılılar UEFA Avrupa Ligi 2. Ön Eleme Turu'ndaki 2-0'ın rövanşında İsveç ekibi Östersunds'la 1-1 berabere kalarak elendi. Belhanda takviyeli Galatasaray maça 35 bine yakın taraftarının büyük desteği altında istekli başladı. İlk dakikaları geçirmek böyle bir ortama alışık olmayan İsveç ekibi için zordu ama dakikalar ilerledikçe atmosfere alıştılar. Galatasaray ise ne yazık ki hücumda çok etkisizdi. Belhanda'nın hazır olmadığı görüldü. Gomis istediği topları alamadı. Yasin ve Sinan gibi isimler de yine hücumun tıkanmasındaki ana nedenlerdi. Buna bir de Carole ve Linnes gibi işlemeyen kanatlar eklenince iş savunmadaki Maicon'un ortalarına kaldı. 8'de Macion'un kafasında top kalecide kaldı. 27'de ise topu sürükleyip kendine pozisyon yarattı ama kaleyi bulamadı. 44'te Gomis'in kafası az farkla auta gitti. Devre sonunda Sinan Gümüş ile iki pozisyon yakalandı. Sinan önce kaleciye sonra direğe takıldı. Gomis'in 52'deki kafa vuruşunda top yine dışarı gitti. 56'da Tudor'dan Carole-Eren hamlesi geldi. 59'da A.Çalık'ın ayağının altından kayan top pahalıya maloldu. Muslera, Ghoddos'u düşürdü. Nouri penaltıda affetmedi. Bir tane atağı olmayan Östersunds 1-0 öne geçti. Bu dakikadan sonra taraftar kafasında olayı bitirdi. Yönetim, hoca ve futbolcuya protestoya başladı. 69'da A.Çalık hatasını affetirecek biraz da ümitlendirecek bir gol attı ama artık çok geçti. Çünkü rakip disiplinliydi.
Milliyet

'İstifa etsem hoşunuza gider mi? 
Avrupa'ya vedanın ardından hem eleştirilen hem de istifaya davet edilen Galatasaray Teknik Direktörü Igor Tudor, çok üzgün olduklarını belirterek, "Bütün sorumluluk benim. Kazanmak için her şeyi yaptık ama olmadı. Bütün taraftarımızdan özür dileriz" dedi. Taraftarın tepkisinin haklı olduğunu vurgulayan Hırvat çalıştırıcı, "İstifa etsem herkesin hoşuna gider. Ben de onların yerinde olsam mutlaka bu tepkiyi gösterirdim. En iyi şekilde kadro çıkarmaya çalıştım ama sonuçta elendik ve taraftar haklı. Bir saat maç hakkında konuşabiliriz ama taraftara masal gibi gelir" değerlendirmesini yaptı. Yeni kurulan bir takım olduklarını sözlerine ekleyen Tudor şöyle devam etti: "Bu söylediklerim size bahane gibi gelmesin. Ama 10 futbolcu gönderildi. Yeni isimler geliyor. Şunu kabul etmemiz lazım, 2-3 hafta çalışmak yeterli değil. En iyi seviyede Belhanda, en iyi seviyede Gomis görmemiz bu kadar kısa zamanda çok zor. İlerleyen zamanlarda herkes görecek Gomis'i ve Belhanda'yı." Sneijder'in gidişini de değerlendiren sarı-kırmızılı takımın teknik patronu, "Başkanım var, sportif direktör var sonra ben geliyorum. Şu, şu, şu gitsin demek gibi bir gücüm yok. Ben şerif gibi sen git, sen kal diyemem. Gidişlerle ilgili tüm kararlar ortak kararlar. Ben, Başkanım ve Sportif direktör arasında" ifadelerini kullandı. Transfer çalışmalarında Avrupa'dan elenmenin ardından herhangi bir değişim olmayacağının da altını çizen Hırvat teknik adam, "Pazarlıklar oluyor. İstediğiniz oyuncuları bir anda takıma katamıyorsunuz. 3 oyuncunun yanında Mariano sağ bek olarak geldi. 4-5 oyuncu daha gelecek ve üst düzey bir takım kuracağız. Göreceksiniz Galatasaray mükemmel bir takım olacak" diye konuştu.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme