15 Temmuz 2017 Cumartesi

22.07.2017 Genel Gündem



22.07.2017

GÜNDEM 
Dönen Fay Tsunamisi 
Ege Denizi'nde dün sabaha karşı saat 01.31'de merkez üssü Gökova Körfezi olan 6.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Bodrum, Datça ve Marmaris'te büyük korku yaşandı. Büyük depremin ardından dün geceye kadar en büyüğü Kandilli Rasathanesi'ne göre 4.9, AFAD'a göre ise 5 olmak üzere 250 artçı sarsıntı meydana geldi. Ev, otel ve pansiyonlarına dönmek isteyenler, geceyi sokak, bar ve sahillerde geçirdi. Neyzen Tevfik Caddesi'ndeki Adliye Camisi'nin minaresinin tepesi eğildi. Minarenin yıkılma tehlikesine karşı belediye ekipleri caddeyi trafiğe kapattı. Deprem sırasında 30'a yakın otomobilde ağaç dalları ve kayaların düşmesi sonucu hasar meydana gelirken; Bodrum'un Mumcular, Yalıçiftlik, Mazı mahallelerindeki bazı evlerde çatlaklar oluştu, istinat duvarları yıkıldı. Panik yaşayan, yüksekten atlama nedeniyle yaralananlar hastanelerde tedaviye alındı. İl genelinde özel ve kamu hastanelerine 358 kişi başvurdu. Bodrum'da depremin ardından ilçedeki tüm doktorlar göreve çağırıldı. Deprem anında 80 hastanın yatarak tedavi gördüğü Bodrum Devlet Hastanesi'nin acil servisinin asma tavanının kaplamalarının bir bölümü düştü, duvarlarda da küçük çatlaklar oluştu. O sırada acil serviste 12 hastanın bulunduğu öğrenildi. Deprem Bodrum'daki 200 kadar elektrik trafosundan yaklaşık 50'sinde hasara neden oldu. Trafoların hasar görmesi nedeniyle ilçedeki birçok yerde elektrik kesintisi oldu, küçük çaplı yangınlar çıktı. Ayrıca aşırı yüklenmeden dolayı telefonla iletişimde de sıkıntılar yaşandı. Bodrum'un Yalıkavak mahallesindeki bir caminin minaresi yıkıldı. Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, "Halkımızda panik var. Can kaybımız yok. Küçük yangınlar ve yol göçmeleri var. Ekiplerimiz seferber olmuş durumda. Çok farklı bir deprem yaşandı. Bu yaşıma kadar Bodrum'da böyle bir deprem yaşamadım. Evlerin içlerinde hasarlar var" dedi. Datça'nın Reşadiye mahallesinde Ferit Papatya'ya (44) ait iki katlı eski taş bina, depreme dayanamadı. Deprem sırasında evde bulunan eşi Hediye Papatya (38) ve yeğeni Hümeyra Papatya (14) kendilerini dışarı attı. Depreme uykuda yakalandıklarını söyleyen Hediye Papatya, "Ev üzerimize yıkılıyordu. Ev oturulamaz hale geldi" diye konuştu. Reşadiye mahallesinde, 51 binanın hasar gördüğü, 3'ünün ağır hasarlı olduğu bildirildi. Deprem sırasında Datça'da korkuya kapılıp dışarı çıkmaya çalışırken düşüp yaralanan 17 kişi Datça Devlet Hastanesi'ndeki tedavilerinin ardından taburcu edildi. İskele mahallesindeki iki katlı bir evde deprem sırasında korkup dışarı çıkmaya çalışan 85 yaşındaki Ruhi Tan ise merdivenlerden düşüp sol kolunu kırdı. Depremin en çok hissedildiği yerlerden biri de Marmaris oldu. Depremle birlikte gece evlerini boşaltan vatandaşlar sahilde ve parklarda yattı. Sabahın ilk ışıklarına kadar park ve sahilde oturan Marmarisliler'in büyük bir bölümü artçı depremlerin de hafiflemesinin ardından evlerine döndü.
Hürriyet


Aselsan Cinayetlerinde Fetö İtirafı 
ASELSAN mühendislerinden Hüseyin Başbilen'in 7 Ağustos 2006'da boğazı ve bileği kesilmiş halde aracında ölü bulunmasıyla ilgili soruşturmayı yürüten eski savcı Murat Demir'in ifadesi ortaya çıktı. Başbilen ile ilgili soruşturmayı 2011 yılında yürütmeye başladığını belirten Demir'in, ifadesinde FETÖ'yü suçladığı belirlendi. Demir ifadesinde özetle şöyle dedi: "ASELSAN'da çalışan mühendislerin ölümü ile ilgili soruşturmayı 2011 yılından itibaren yürütmeye başladım. Bu dosyada, ölen mühendis Hüseyin Başbilen'in intihar etmiş olamayacağına dair raporu dosyaya koydurdum. Yine Hüseyin Başbilen'le ilgili Adli Tıp'tan rapor talep edip bu raporun dosyaya girmesini sağladım. Bu dosya ile ilgili aktif şekilde çalışırken tayinim çıktı. Dosya elimden alındı. Bu dosyada bazı şüpheli durumların ortaya çıkmasının engellenmesi için tayinimin çıkartıldığını düşünüyorum. Bu tayinimde yine FETÖ örgütünün mensuplarının rolü olduğunu düşünüyorum."
Hürriyet
DÜNYA 
Sınır Ötesinde Şiddetli İçsavaş 
Türkiye'nin Suriye sınırına komşu İdlib vilayetinde El Kaide ile bağlantılı El Nusra grubunun yer aldığı Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) koalisyonu ile en büyük bileşenini Ahrar El Şam grubunun oluşturduğu muhalif gruplar arasında 19 Temmuz'da patlak veren çatışmalar şiddetlendi. Merkezi Londra'da bulunan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, çarpışmadan önce Ahrar El Şam'ın elinde olan Suriye'nin Türkiye sınırındaki Bab El Hava sınır kapısında çatışmaların yoğunlaştığını bildirdi. Gözlemevi Başkanı Rami Abdülrahman Fransız AFP'ye yaptığı açıklamada, "Çatışma şimdi bu sınır kapısının içinde cereyan ediyor. Burası savaş alanına döndü. Bir kısmı HTŞ, diğer kısmı Ahrar El Şam'ın kontrolünde" dedi. Gözlemevi çatışmalarda şu ana dek 15'i sivil 65 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Bu arada Rus Sputnik haber ajansı, Ahrar El Şam grubuna destek amacıyla Fırat Kalkanı Harekâtı'nda yer alan bazı Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) gruplarının önceki gece Türkiye üzerinden İdlib'e geçerek HTŞ'ye karşı çatışmalara katıldığını bildirdi. Sputnik'e konuşan bir ÖSO komutanı, "Güvenlik gerekçesiyle çok detay veremiyoruz. 200 savaşçı, Heyet Tahrir El Şam'a karşı şimdi savaşıyor" dedi. Rus haber ajansına konuşan Suriye Türkmen Milli Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tarık Sülo Cevizci de Fırat Kalkanı'nda yer alan grupların İdlib bölgesine geçtiğini doğrulayarak, "Türkiye, El Nusra'yı İdlib'de istemiyor. El Nusra orada olursa Suriye Demokratik Güçleri'nin oraya girmesi için zemin oluşacak. Astana görüşmelerinde alınan kararda Türkiye'nin İdlib'de asker bulundurma kararına El Nusra şiddetle karşı çıkmıştı" dedi.
Hürriyet

Aksa Ateşi 
Kudüs'te tansiyon geçen cuma İsrail güvenlik güçlerine saldırı düzenlediği belirtilen üç Filistinli ile çatışmaların Mescid-i Aksa'nın da bulunduğu Harem-i Şerif'te devam etmesiyle yükseldi. Çatışmalarda üç Filistinli ile iki İsrailli güvenlik gücü öldü. Bunun üzerine İsrail yönetimi geçen haftaki cuma namazının kılınmasına izin vermezken, Mescid-i Aksa iki gün kapalı kaldı. Binyamin Netanyahu yönetimi, Mescid-Aksa'nın yer aldığı Harem-i Şerif'e silah sokulduğu iddiasıyla kutsal mekanın kapılarına metal dedektör yerleştirme kararı alırken Filistinliler, bunun anlaşmalara aykırı olduğunu belirterek İsrail'in uygulamasını protesto etmek için vakit namazlarını El Aksa'da değil, bunun yerine mescide giden yollarda kılmaya başladı. Kudüslü alimler çarşamba günü yaptıkları toplantıda, halka cuma namazını mahalle camilerinde kılmayarak "Aksa'nın kapılarına ve çevrelerine gelmeleri, namazı burada eda etmeleri" çağrısında bulundu. İsrail ise dünkü cuma namazı için cemaate sınırlama getirerek, 50 yaş altındakilerin alınmayacağını duyurdu. İsrail ekstra güvenlik önlemleri alırken dün cemaatin toplanmasıyla birlikte El Aksa'ya giden yollarda gerilim de arttı. Bazı göstericilerin kontrol noktalarını geçmeye çalışması üzerine polis müdahale ederken Filistinli gençler de çöp arabalarını yakarak ve taş atarak karşılık verdi. Sokaklar bir anda savaş alanına döndü. İsrail polisinin plastik mermi, ses bombası ve göz yaşartıcı gazla müdahalesi sonucu onlarca kişi yaralandı. Şehrin sokaklarında yoğun ambulans ve çatışma sesleri yükselmeye başladı. Biri, bir Yahudi yerleşimcinin açtığı ateş sonucu olmak üzere üç Filistinli öldü.
Hürriyet

Abd'nin Büyükelçisi John Bass Değişiyor 
ABD Başkanı Donald Trump'ın, halen ABD'nin Ankara Büyükelçiliği görevini yürüten John Bass'ı Kabil Büyükelçiliği'ne aday gösterdiği bildirildi. Beyaz Saray, Trump'ın Kongre'ye gönderdiği ve yeni büyükelçi atamalarını içeren listeyle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada Trump'ın, ABD'nin Ankara Büyükelçiliği görevini yürüten Bass'ı, Afganistan'ın başkenti Kabil'de büyükelçiliğe aday gösterdiği ifade edildi. Yeni görevine başlayabilmesi için Senato Genel Kurulu'ndan onay alması gereken Bass'ın yerine kimin geleceği ise henüz açıklanmadı. ABD Senatosu, 17 Eylül 2014'te dönemin ABD Başkanı Barack Obama'nın Ankara Büyükelçiliğine aday gösterdiği Bass'ın atamasına onay vermiş, Bass 8 Ekim 2014'te yemin ederek resmen görevine başlamıştı. Bass, 2009-2012 yıllarında ABD'nin Tiflis Büyükelçisi olarak görev yapmıştı.
Milliyet
İzolasyonlar 'Kıbrıs Türkü'nü Yıldıramaz 
Başbakan Binali Yıldırım, Kıbrıs Türk halkına uygulanan haksız izolasyonların kabul edilemez olduğunu belirterek "Kıbrıs Türk'ü hep izolasyonlara maruz kalıyor. İzolasyonlar, Kıbrıs Türk halkını yıldırmamalı, yıldıramaz" dedi. Rum medyası da, Yıldırım'ın KKTC'de yaptığı açıklamalarını manşetlere taşıdı ve "Tayvanlaşma modelinden" bahsedildiğini öne çıkardı. Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis de, "Türkiye tezlerini değiştirmeli" dedi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın, Kıbrıs Barış Harekatı'nın 43. yıl dönümü nedeniyle verdiği resepsiyona katılan Başbakan Yıldırım, Kıbrıs Rum tarafına ve dünyaya önemli mesajlar verdi. Resepsiyonda sadece Milliyet'e konuşan Yıldırım, "Kıbrıslı Türklerin yalnız olmadığına" dikkat çekti. Kıbrıslı Türklerin kalkınması için Türkiye'nin her zaman destek olduğuna ve bundan sonra da olacağına dikkati çeken Başbakan Yıldırım, "Biz Türkiye'de ne varsa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde de olacak diyoruz. Her şart altında, şartlar ne olursa olsun, hep Kıbrıs Türkü'nün yanında olacağız" dedi. Yıldırım, bu sözleriyle, Kıbrıs Türk halkının hem ekonomik hem de sosyal anlamda kalkınması için gerekli adımların atılacağı mesajını verdi. Cenevre'de yapılan Kıbrıs konferansına da atıfta bulunan ve sonuç alınamadığına vurgu yapan Başbakan Yıldırım, "Sıfıra sıfır, elde var sıfır. Rumların uzlaşmaz tutumu, bir kez daha ortaya çıktı" dedi. Yıldırım, Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafı olarak, çözüm yönünde irade gösterdiklerine de işaret etti.
Milliyet

Ölü Sayısı 100'ü Geçti 
Tarihinin en ağır ekonomik ve siyasi kriziyle mücadele den Venezuela'da Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya yeni anayasa oylamasını iptal etmesi yönünde baskılar artarken, milyonlarca insan genel greve gitti. Başkent Caracas ve çevre şehirlerde düzenlenen protesto gösterileri sırasında polisle göstericiler arasında çıkan çatışmalarda da dört kişi hayatını kaybetti, 500'den fazla gösterici de gözaltına alındı. Muhalefet, genel greve ülkenin yüzde 85'inin katılım gösterdiğini öne sürdü. Maduro ise grevin küçük çaplı olduğunu söylerken, muhalefet liderlerinin tutuklanacağını söyledi. Öte yandan Kolombiya, Fransa, İspanya, ABD ve Avrupa Birliği (AB), Venezuela hükümetine yapılacak oylamayı iptal etmesi çağrısında bulundu. Maduro, Ulusal Meclis'ten yeni kurucu meclise geçilmesi için 30 Temmuz'da resmi referandum düzenlenmesi kararı almıştı. Maduro, ülkenin siyasi ve ekonomik krizden çıkışının tek yolunun kurucu meclis olduğunu, yeni meclisin ülkeye barış getireceğini söylüyor. Yeni meclisin 'diktatörlük getireceğini' savunan muhalefet ise, geçtiğimiz hafta sonunda sembolik bir halk oylaması düzenlemişti.
Vatan

 'En Yaşlı Muhalife' Doğum Günü Sürprizi 
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus kamuoyunda ses getiren 'sürpriz' ziyaretlerine bir yenisini ekledi. Rusya lideri, tanınmış insan hakları savunucusu Lyudmila Alekseyeva'yı, 90'ıncı yaş gününde ziyaret etti. Putin, ülkedeki insan hakları ihlalleri nedeniyle sık sık kendisine eleştirilerde bulunan Helsinki İzleme Komitesi Başkanı Alekseyeva'nın başkent Moskova'daki evine ziyarete gitti. linde bir demet gül, bir şişe şampanya ve Alekseyava'nın doğduğu Kırım'a bağlı Yevpatoriya kentine ait bir gravürle kapıyı çalan Putin, 'en yaşlı muhalifi' ile sohbet etti, insan hakları konusunda yaptığı çalışmalar için teşekkür etti ve sağlığına kadeh kaldırdı. İkili bir süre el ele tutuşarak sohbet etti. Alekseyeva, ziyaretinde Putin'den baskı gören insan hakları savunucuları için destek istedi. 12 yıl hapis cezası alan bir muhalifin durumunu dile getiren Alekseyeva, 'konunun incelenmesi için' Putin'den söz aldı. Ayrılırken de Rus liderden konuyu 'unutmamasını' rica etti.
Vatan

 EKONOMİ 
Dolar: 3,5300-3,5400           
Euro: Euro 4,1246-4,1277
Sterlin: 4,5898-4,6005
Gram Altın: 142,5406-142,8205

Garantisi Biziz 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Alman Ekonomi Bakanı'nın hiçbir mesnede dayanmayan, tamamen dolaylı mesajlarla ülkemize yatırım yapan şirketleri ürkütmeyi, tedirgin etmeyi amaçlayan beyanlarını buradan şiddetle kınıyorum ve bu asla siyasete, siyasette temsil makamında olanlara yakışmaz" dedi. Erdoğan, Almanya kendine çeki düzen vermesi gerektiğini belirterek, Türkiye'yi de asla bu tehditlerle ürkütemeyeceğini vurguladı. Erdoğan, dün İkitelli İstanbul Şehir Hastanesi kredi anlaşması imza töreninde yaptığı konuşmada, Türk milletinin zor zamanlarında yanında olan, kendisine güvenen, destek veren dostlarını hiçbir zaman unutmayacağını belirterek, şöyle konuştu: "Biz ülkemize davet ettiğimiz herkese 'Gelin birlikte kazanalım' çağrısı yapıyoruz. Çünkü bizim inayete değil, birlikte çalışmaya, birlikte kazanmaya ihtiyacımız var. Biz böylesine iyi niyetle muhataplarımıza yaklaşırken, bazılarının ticaretle siyaseti birbirine karıştırmakta ısrar ettiklerini görüyoruz." Erdoğan, terör ve teröre bulaşanlarla siyasetin birbirine karıştırılmamasını isteyerek, şunları söyledi: "Ben, Milli İstihbarat Teşkilatımı, İçişleri Bakanımı aradım ve kendilerine sordum; 'Şu ana kadar Alman şirketleriyle ilgili başlattığınız herhangi bir soruşturma, araştırma var mı? Dün arkadaşlarımdan aldığım cevap şudur; Hiçbir Alman şirketiyle ilgili başlatmış olduğumuz bir soruşturma, araştırma yoktur, hepsi yalandır. Buradan Alman dostlarıma, tüm dünyaya şunu hatırlatmak istiyorum: Türkiye'yi karalamaya gücünüz yetmez. Bu tür şeylerle de bizi korkutmaya gücünüz hiç yetmez. Biz bugüne kadar Türkiye'de faaliyet gösteren Alman firmalarını nasıl güvence altında çalıştırdıysak bundan sonra da aynı şekilde güvence altında çalıştırmaya devam ederiz. Onların garantisi biziz, güvencesi biziz. Çünkü biz 'kazan kazan' esasına göre onlarla bugüne kadar çalıştık. Ama şu anda olayı farklı mecraya çekmek suretiyle Almanya'nın Türkiye ile olan münasebetlerini burada zedelemek, lekelemek isteyenler, yanlış yolda gidiyorlar. Tam aksine Türkiye'deki teröristleri Almanya'da saklayan hükümet, önce bunun hesabını vermelidir." Almanya kökenli şirketlerin Türkiye'de en rahat çalıştıkları ve en güzel işleri yaptıkları kuruluşlar arasında özel bir yere sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan "Böyle bir kara propagandayla ülkemizde son 15 yılda 9 milyar dolara yakın yatırım yapan Alman şirketleri üzerinde baskı kurmaya çalışıldığı ortadadır. Uluslararası yatırımcıların tamamı gibi Alman şirketlerine de ülkemizin kapıları ve milletimizin gönlü sonuna kadar açıktır" dedi. Erdoğan, Türkiye'nin yabancı şirketlerle ilgili kara liste veya benzeri bir çalışması olduğu iddiasını ortaya atanları, ispata davet ederek, "Herhangi bir mesnede dayanmadan, böyle bir iddiayı dile getirmek, hiçbir sorumlu siyasetçinin yapacağı iş olamaz. Almanya'nın Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan ülkemizin 'seyahat için güvensiz olduğu' yönündeki uyarıyı da son derece yersiz ve kasıtlı bulduğumu belirtmek isterim. Ülkeler, dedikodularda yönetilemez. Kendilerine gelince hukuk devletinden ödün vermeyenlerin, konu ülkemiz olunca hukuku hiçe saymalarını kesinlikle kabul etmiyoruz" dedi.
Hürriyet


Tehdide Karşı Aklıselim Çağrısı 
Almanya hükümeti, Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel'in Türkiye'ye karşı seyahat ve yatırım uyarısı tedbirlerine ek olarak yeni başka yaptırımlar planlıyor. Almanya Ekonomi Bakanlığı sözcüsü, Türkiye'yle yeni savunma projelerinin gözden geçirileceğini açıkladı ve Gabriel'in Türkiye'ye karşı ilan ettiği tedbirlerin silah ihracatını da kapsadığını belirtti. Reuters'e konuşan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ise, yaşanan bu krizin geçici olduğunu ve ekonomik ilişkileri etkilemeyeceğini söyleyerek, Türkiye'deki Alman yatırımlarının tamamen Türk hükümetinin garantisinde olduğunu vurguladı. Alman ekonomi sözcüsünün açıklamasına göre, Almanya Federal Ekonomi ve İhracat Kontrol Dairesi (Bafa), Türkiye'den yeni silah ihracatına izin vermeyecek. Bu, daha önce karara bağlanan silah ihracatı projelerini kapsamıyor. Almanya tek taraflı iptale giderse, şirketlere ağır tazminat ödemek zorunda. Almanya Başbakanı Angela Merkel'in müsteşarı Peter Altmaier de, seyahat ve yatırım uyarıları dışında başka adımları da düşündüklerini belirtti. Maliye Bakanı Wolfgang Schaeuble, ise Türkiye'yi eski Doğu Almanya (DDR) rejimiyle kıyasladı. Schaeuble, Alman Bild Gazetesi'ne şöyle konuştu: "Türkiye keyfi tutuklamalar yapıyor ve konsolosluk himayesi standartlarına uymuyor. Bu bana eski Doğu Almanya'yı hatırlatıyor. Oraya seyahat edenler, kendisine bir şey olursa, hiç kimsenin yardım edemeyeceğini biliyordu." Alman Meclis Başkan Yardımcısı Yeşiller Partili Claudia Roth da, Almanya'nın Türkiye'ye mal ihraç eden ve yatırım yapan Alman firmalarına verilen kredi güvencesi olan Hermes kredisi güvencesi ve silah satışı projelerinin gözden geçirilmesinin değil, durdurulmasını talep etti.
Hürriyet


Yüksek Faize Karşı Gereken Yapılacak 
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye'de faizlerin gerekenden yüksek olduğunu, Merkez Bankası'nın (TCMB) bununla mücadele gücü ve hareket alanlarının bulunduğunu söyledi. Zeybekci mevduat faizlerini kontrol altına almak için karşılık oranları ve vergilerin kullanılabileceğini de dile getirdi. Reuters'ın sorularını yanıtlayan Zeybekci, "Nominal faiz, mevduat ve kredi faizleri hakikaten olması gerekenin üzerinde. Bunu aşağı çekmenin yolu enflasyonla kalıcı mücadele ve Türkiye'nin finans imkanlarını genişletmektir" dedi. Zeybekci şöyle devam etti: "Faizle ilgili şu anda TCMB'nin elinde çok güçlü hareket alanı var. Günü gelince, ortam olgunlaştığında gerekli adımları atacaktır. Ancak piyasaların şu anda faizle ilgili güçlü bir aşağı yöneliminin başlamadığını, bir direnç noktasında olduğunu görüyoruz." Türkiye ekonomisinin her alanda yaşadığı iyileşmelerin, paraya ucuz ulaşmada da yakalanması gerektiğini söyleyen Zeybekci, "TCMB'nin faizlerin indirilmesiyle ilgili elindeki enstrümanlar" konusunda da şu değerlendirmeyi yaptı: "Şu adımlar atılacak demiyorum. Ama öyle bir iklim doğacak ki, (faizleri düşürmek için) adımlar atılacak. Bu konuda piyasayı fazla zorlayamazsınız. Mevduatın, kredinin üzerindeki kamu maliyetine tekrar bakmak lazım. Ben orada iyileştirme yapılabileceğini görüyorum. İyileştirmede kullanılacak araç, alınan karşılık oranları ya da vergilerin düşürülmesi olabilir." İstanbul Büyükada'da gözaltına alınan ve ardından altısı tutuklanan insan hakları aktivistlerinden birinin Alman vatandaşı olması Ankara-Berlin ilişkilerinde ekonomik ilişkileri de tehdit eden bir krize yol açarken, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, yaşanan bu krizin geçici olduğunu ve ekonomik ilişkileri etkilemeyeceğini söyledi. Zeybekci, Türkiye'deki Alman yatırımlarının tamamen hükümetin garantisinde olduğunu da sözlerine ekledi. Zeybekci, "Bu konuda daha sakin, aklı selim ile tarafların bunu değerlendirmesi gerekiyor. Türkiye ile Almanya ilişkilerinin gerilim haline dönüşmesinden iki taraf da kaybeder. Kim sevinir ona bakmak lazım" dedi. Zeybekci şunları söyledi: "Almanya'nın açıklamalarında kastı açan sözlerini tekrardan gözden geçirmeleri gerektiğini düşünüyorum... Türkiye'deki tüm Alman yatırımları, yüzde 100 Türk hükümeti ve devletinin garantisi altında. Türk hukuku ve kanunlarının garantisi altındadır. Türk yatırımcıların hakları neyse onun gibidir, hatta bazı imtiyazları bile vardır. İki ülke birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısı." Yaşanan krizin Almanya'ya ihracatı etkileyip etkilemeyeceği yönündeki soruya Zeybekci, "Kendi özel sektörünüze Türkiye'den mal almayın mı diyeceksiniz? Liberal ekonomilerde böyle birşey fiziken mümkün değil. Bu nedenle ilişkilerin etkileneceğini sanmıyorum" cevabını verdi. İki ülkenin her alanda yakın işbirliğinin bulunduğunu kaydeden Zeybekci, "(Türkiye ile Almanya arasındaki) Bu kriz geçici. Ekonomiye dönük kalıcı hasar bırakacak sözleri söylerken dikkat etmek lazım. Biz sıkıntı yaşadığımız ülkelerle ekonomik ilişkilerin etkilenmemesine özen gösterdik. Almanya ile zaten bu noktaya hiç gelmedik" ifadesini kullandı.
Milliyet

Toki İhalesinde Rekor Teklif 
Toplu Konut İdaresi'nin (TOKİ) Kâğıthane Arıcılar arsasına yüzde 60 kurum payı ile rekor teklif geldi. TOKİ Başkanı Ergün Turan, "Bu teklif sektörümüzün Türkiye ekonomisine olan güveninin açık bir göstergesidir" dedi. TOKİ'nin İstanbul Kâğıthane Arıcılar mahallesinde, 'Arsa Satış Karşılığı Gelir Paylaşımı' modeliyle satışa çıkardığı 40 bin metrekarelik arsanın satışı ihalesine teklifler verildi. Arsa Satış Karşılığı Gelir Paylaşımı modeliyle satışa çıkarılan arsanın, 'arsa satış karşılığı idare payı geliri' yüzde 60 oldu. Yüzde 60'lık pay, TOKİ'nin tarihinde rekor oldu. Yüzde 60 idare payının ilk kez verildiğini söyleyen TOKİ Başkanı Turan, idare payı gelirinin 316 milyon 200 bin TL olduğunu söyledi. Yapılan bu rekor teklif ile firmaların göstermiş olduğu yoğun ilginin, ülke ekonomisi göstergeleri adına da olumlu bir gelişme olduğunu belirten Turan, "İdare payı olarak teklif edilen yüzde 60'lık oran idaremiz tarihinde bir ilk ve rekor bir orandır. Bu rekor ülke ekonomisinin sağlam temeller üzerine kurulu olduğunu ve yatırım yapılabilir güvenli bir liman olduğunun göstergesidir. Bu rekor teklif Türkiye ekonomisine olan güvenin bir göstergesidir" dedi. İstanbul Kâğıthane 7755/4, 7756/2 ve 7756/3 parsellerde bulunan arsa ihalesine ilgili firmalar tarafından yoğun ilgi gösterildiğini belirten Turan, "Satışa sunduğumuz arsanın ilk ihalesine ilgili 14 firma katılıp teklif verdi. İkinci oturuma ilgili altı firma katılıp sözlü teklif verdi. Sözlü tekliflerden sonra yazılı teklifleri ilgili iki firma yaptı. Yazılı teklifte en yüksek miktarı 527 milyon bedelle Güney Gayrimenkul & Başyapı İnşaat & Elit Vizyon Yapı iş ortaklığı verdi" dedi. TOKİ'nin kendi finansal kaynağını oluşturduğuna dikkat çeken Turan, "Arsa satış karşılığı gelir paylaşımı modeli ile konut üretmek için finansal kaynak sağlıyoruz. Böylelikle dar gelirli, konuta erişmekte zorlanan vatandaşlarımız için konut üretiyoruz" ifadelerini kullandı.
Milliyet


Fıtch'ten Sürpriz Yok 
Piyasaların beklediği gibi uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, sürpriz yapmadı. Fitch, Türkiye'nin kredi notunu teyit ederken, görünümü korudu. Fitch Ratings, Türkiye'nin kredi notunu "BB+" seviyesinde teyit etti, not görünümünün "durağan" olduğunu duyurdu. Açıklamada, Türkiye'nin kredi notunun, yüksek dış finansal zayıflıklar ile mali kararlığın ve güçlü büyüme performansının bir dengesi olduğu belirtildi. Türkiye'nin yapısal göstergelerinin eş ülkelere göre daha üstün olduğunun altı çizilen açıklamada, ülkede siyasi desteği artırmak için hükümetin gündeminde ekonomiyi güçlendirmenin öne çıktığının tahmin edildiği kaydedildi. Açıklamada, siyasi ve jeopolitik risklerin Türkiye'nin kredi notu üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekildi. Ülkenin uzun vadeli yerel para cinsinden kredi notu "BBB-" seviyesinde teyit edildi. Ekonomistler Türkiye'nin notuyla ilgili bir değişiklik beklemiyordu. Türkiye'nin notunu yatırım yapılabilir seviyede tutan Fitch Ratings, Ocak'ta büyük tepki alana karara imza atmıştı. Kuruluş, kredi notunu "BBB-"den "BB+" seviyesine düşürürken, not görünümünü "durağan"da tutmuştu.
Vatan

Dönüşümle 3 İlçeden 50 Bin Abone Tahliye Edildi 
CK Boğaziçi Elektrik tarafından hazırlanan Gayrimenkulün Enerjisi Raporu, 2017 yılının ilk yarısında İstanbul'un Avrupa yakasındaki hareketliliği ortaya koydu. Mega kentte ilk 6 ayda, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16'lık bir artışla 83 bin yeni gayrimenkul oturumcusu ile buluştu. Yılın ilk yarısında İstanbul'u depreme karşı güçlendiren kentsel dönüşüm çalışmaları da hızla devam etti. Kentsel dönüşüm çerçevesinde en büyük hareket Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa ve Küçükçekmece'de yaşanırken Şubat 2016'dan bu yana yaklaşık 50 bin abone tahliye edildi. CK Boğaziçi Elektrik'in Gayrimenkulün Enerjisi Raporu'nda bu kez İstanbul'un Avrupa yakasındaki abonelerin nüfusa kayıtlı olduğu iller de yer aldı. CK Boğaziçi Elektrik Genel Müdürü Halit Bakal, yılın ilk çeyreğinde başlayan gayrimenkulde fırsat kampanyalarının ikinci çeyrekte de etkisini gösterdiğini dile getirdi.
Haber Türk

POLİTİKA
Tunceli'den Hain Teröre Hayır Çığlığı 
Yürüyüş için geniş güvenlik önlemleri alındı. Kırsalda ve merkezde, yol güzergahında zırhlı araçlar önlem aldı. Yürüyüşe, önceden planlandığı gibi küçük temsili bir grup katıldı. Yürüyüşte CHP Grup Bakanvekili Levent Gök ile birlikte milletvekilleri Gürsel Erol, Gülay Yedekçi, Serdal Kuyucuoğlu, Muharrem İnce, Tuncay Özkan, Haluk Pekşen katıldı. Tören CHP'li siyasetçilerle devlet yetkililerini biraraya getirdi. Vali ve Belediye Başkanvekili Tuncay Sonel, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Orhan Erdem ve CHP'liler törene katıldı. CHP'li Gök "Amasız, fakatsız, lakinsiz herkesin terörün karşısında durması gerektiğini" söyledi. CHP'nin yürüyüşü Yeraltı Çarşısı olarak bilinen Cumhuriyet Meydanı'ndan başladı. Yürüyüşe CHP'li milletvekileri, Vali Sonel, MHP İl Başkanı Melike Gökalp, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Erdem ile kentin ileri gelenleri ve sivil toplum örgütlerinden temsilciler katıldı. Güvenlik açısından yürüyüşün kitlesel olmamasına karar verilmişti. Yürüyüşte sadece öğretmen Necmettin Yılmaz'ın resmi ve Türk bayrağı vardı. Yılmaz'ın fotoğrafının altında, "Sen bizim şehidimiz ve onurumuzsun. Dersim Halkı" yazısı yer aldı. Yürüyüş, Tunceli Milletvekili Gürsel Erol'un konuşmasıyla sona erdi: "Ocağımızın topraklarına bir masumun, bir eğitimcinin temiz kanı terör örgütü tarafından haince ve alçakça akıtıldı. Topraklarımızın kutsallığına ihanet edildi. Necmettin'imize sahip çıkamadığımız için ailesinden özür diliyorum. Terör örgütlerine buradan sesleniyorum. Eğer kan dökerek, can alarak terör eylemlerinize devam edecekseniz biz de her bedeli ödemeye hazırız, artık yeter. Terör sürecinin devamından sorumlu tek kurum siyaset kurumudur. Şimdi sizleri hak, hukuk, adalet demek; demokrasi ve özgürlük istemek, teröre karşı çıkmak için yeni bir direniş hikayesi başlatmaya davet ediyorum." CHP Grup Bakanvekili Levent Gök, Hürriyet'e, "CHP'nin bu yürüyüşüyle Tunceli bugün tarihe düşüyor. Teröre karşı tek bir yürek olmak için bugün Tunceli, tüm Türkiye'ye önderlik ediyor. Herkesi teröre karşı birlik olmaya davet ediyor. Bu kararlılığı paylaşmak amacıyla bugün buradayız. Teröre karşı duruşumuzu sergilemek için Türk bayrağımız ve karanfillerle yürüdük" dedi.
Hürriyet

'Türkiye'yi Karalamaya Gücünüz Yetmez' 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Alman Ekonomi Bakanı'nın hiçbir mesnede dayanmayan, tamamen dolaylı mesajlarla ülkemize yatırım yapan şirketleri ürkütmeyi, tedirgin etmeyi amaçlayan beyanlarını buradan şiddetle kınıyorum ve bu asla siyasete, siyasette temsil makamında olanlara yakışmaz" dedi. Erdoğan, dün Çırağan Sarayı'nda İkitelli İstanbul Şehir Hastanesi Kredi Anlaşması İmza Töreni'nde yaptığı konuşmada, Ege Denizi'nde meydana gelen deprem nedeniyle hem Türkiye de hem de Yunanistan'daki herkese geçmiş olsun dileklerini ileterek, "Allah ülkemizi ve tüm dünyayı bu tür afetlerden korusun" diye konuştu. Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle: Biz ülkemize davet ettiğimiz herkese 'Gelin birlikte kazanalım' çağrısı yapıyoruz. Bizimle çalışmak isteyen herkese ülkemizin kapılarının sonuna kadar açık olduğunu buradan bir kez daha ifade etmek istiyorum. Biz böylesine iyi niyetle muhataplarımıza yaklaşırken, bazılarının ticaretle siyaseti birbirine karıştırmakta ısrar ettiklerini görüyoruz. Alman Ekonomi Bakanı'nın hiçbir mesnede dayanmayan, tamamen dolaylı mesajlarla ülkemize yatırım yapan şirketleri ürkütmeyi, tedirgin etmeyi amaçlayan beyanlarını buradan şiddetle kınıyorum ve bu asla siyasete, siyasette temsil makamında olanlara yakışmaz. (Alman şirketlere soruşturma iddiası) Ben, Milli İstihbarat Teşkilatımı, İçişleri Bakanımı aradım ve kendilerine sordum; 'Şu ana kadar Alman şirketleriyle ilgili başlattığınız herhangi bir soruşturma, araştırma var mı? Dün arkadaşlarımdan aldığım cevap şudur; Hiçbir Alman şirketiyle ilgili başlatmış olduğumuz bir soruşturma, araştırma yoktur, hepsi yalandır. Buradan Alman dostlarıma, tüm dünyaya şunu hatırlatmak istiyorum: Türkiye'yi karalamaya gücünüz yetmez. Bu tür şeylerle de bizi korkutmaya gücünüz hiç yetmez. Biz bugüne kadar Türkiye'de faaliyet gösteren Alman firmalarını nasıl güvence altında çalıştırdıysak bundan sonra da aynı şekilde güvence altında çalıştırmaya devam ederiz. Onların garantisi biziz, güvencesi biziz. Çünkü biz 'kazan kazan' esasına göre onlarla bugüne kadar çalıştık. Ama şu anda olayı farklı mecraya çekmek suretiyle Almanya'nın Türkiye ile olan münasebetlerini burada zedelemek,lekelemek isteyenler, yanlış yolda gidiyorlar. Tam aksine Türkiye'deki teröristleri Almanya'da saklayan hükümet, önce bunun hesabını vermeli. Türkiye'den kaçan teröristler Almanya'da niçin saklanıyor? Onlara orada verilen maddi destekleri neyle izah edecekler? Elimizde tüm video kasetlerle ekranlarda sürekli yayınlanan ve Avrupa Birliği'nin yasak koymuş olduğu, terör örgütü olarak kabul ettiği PKK'yı kendi caddelerinde Alman polisinin koruması altında gösteri yapmasına müsaade eden Almanya, bunu neyle izah edecek? Onun için Almanya kendine çekidüzen vermelidir. Bizi de asla bu tehditlerle ürkütemez bunu bilmelidir. Kendi yargıları ne kadar bağımsızsa şunu bilmeleri lazım ki bizim yargımız onlardan daha da bağımsızdır. Türkiye'nin istihbarat ve güvenlik kuruluşları belli. Biz bir çadır devleti değiliz, kabile devleti de değiliz. Biz bin yıllara baliğ bir devletiz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin böyle bir geleneği vardır, böyle bir geçmişi vardır. Bunlar böyle bir çalışma yürütmediğine göre bu iddia sadece uluslararası şirketlerin kafasını karıştırmaya, ülkemizi karalamaya yönelik bühtandan ibarettir. Esasen Almanya kökenli şirketler ülkemizde en rahat çalıştığımız, en güzel işleri yaptığımız kuruluşlar arasında özel bir yere sahiptir. Böyle bir kara propagandayla ülkemizde son 15 yılda 9 milyar dolara yakın yatırım yapan Alman şirketleri üzerinde baskı kurmaya çalışıldığı ortadadır. Uluslararası yatırımcıların tamamı gibi Alman şirketlerine de ülkemizin kapıları ve milletimizin gönlü sonuna kadar açıktır. Dünyada serbest pazar ekonomisi denilen bir şey var. Serbest piyasa denilen bir şey var. Ama bunlar demek ki serbest pazar ekonomisini de öğrenememiş, serbest piyasayı da bilmiyorlar. Hasbelkader yakaladıkları zenginlikle şimdi tehdit etmeye kalkıyorlar."
Milliyet

Germenin Anlamı Yok 
Başbakan Binali Yıldırım, Büyükada tutuklamalarına ilişkin Almanya ile yaşanan gerilimi, "İlişkilerin zarar görmesinin Almanya'ya da Türkiye'ye de yararı yoktur. Olayları daha fazla germenin anlamı yok" sözleriyle değerlendirdi. Cuma namazını Mamak'ta Yeni Mamak Merkez Camii'nde kılan Yıldırım, çıkışta gazetecilerin sorularını yanıtlarken şunları söyledi: (Almanya ile yaşanan gerilim) Almanya, Türkiye ile ezeli bir stratejik ortaktır. Birinci Dünya Savaşı'nda beraber olduk, aynı safta yer aldık. Onun öncesinde de Almanya- Osmanlı ilişkilerinin köklü geçmişi var. Hükümetimiz Almanya'yı, Avrupa'da stratejik ortak olarak görmeye devam ediyor. Zaman zaman iç siyasetten kaynaklanan mülahazalarla ilişkilerde gerginleşme olabiliyor. Buradan çağrım teenni (acele etmemek) ile hareket etmektir. İlişkilerin zarar görmesinin Almanya'ya da Türkiye'ye de yararı yoktur. Aramızdaki en büyük anlaşmazlıkların başında Almanya'da FETÖ ve PKK'nın sempatizanlarının, mensuplarının geniş alan bulması ve ülkemiz aleyhine faaliyet sürdürmesidir. Gerekli tedbirlerin alınmasını istiyoruz, uluslararası hukukun gereğidir. Ülkemizin hükümranlık haklarına zarar veren ve ülke aleyhine faaliyet gösterenlerin dostlarımız tarafından korunuyor görüntüsü oluşması Türk milletini derinden üzer. Almanya'da 3.5 milyon vatandaşımız var, onlar iki ülke arasındaki ilişkilerin teminatıdır, köprüdür. Olayları daha fazla germenin anlamı yok. Açıklamalarda, Türkiye'deki 68 Alman menşeli şirkete soruşturma başlatılmış deniyor. Bu külliyen yalandır, böyle bir şey yok. O şirketler Alman sahipli olmakla beraber Türk şirketidir. Kimisinin yarım asırdan beri geçmişi vardır. O şirketlerden birinin adını duyunca Alman olarak düşünmez, Türk şirketi olarak düşünür. Burada iş yapan yatırımcıları tedirginliğe itecek bu tür açıklamalardan uzak durulmalıdır. Araştırma, soruşturma yok. Almanya ne kadar güvenli ise Türkiye de o kadar güvenlidir. Kimse kendine güvenmesin. Terör herkesin kapısını çalabilir. Çaresi de birlikte beraber olarak terörün üzerine gitmektir. Terörle korkutmak değil. Terörle korkutup insanların sokağa çıkmasını engellerseniz teröre hizmet etmiş olursunuz. Alman yetkililere sesleniyorum daha sakin ve teenni ile hareket edelim. Meseleleri konuşarak görüşerek çözebileceğimize inanıyoruz. (Mescid-i Aksa krizi) Cumhurbaşkanımız, İsrail Cumhurbaşkanı ile görüşmeler yaptı. Mescidi Aksa'nın hiçbir şekilde Müslümanların erişimine kapatılamayacağını ifade ettik. İsrail tarafının söylediği; 'biz yasak uygulamaktan yana değiliz sadece terör olayına meydan vermemek için emniyet tedbiri artırıldı'. Cemaati tek tek aramaya kalkarsanız orada ibadet yapmak zorlaşır. İslam dünyasının hassasiyeti had safhadadır. İsrail'e önerimiz uygulama yanlıştır. Terör üzerinden böylesine radikal bir tedbir almak Mescid-i Aksa'yı kapatmak veya kısıtlamak sorunun çözümüne katkı sağlamaz.
Milliyet

SPOR 
 'Bize Olimpiyat Yakışır' 
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, yeni dönemde yaşanacak değişiklikleri anlatırken, Türkiye'nin spora en çok yatırım yapan ülke olduğunu söyledi. Türk sporunu dünyada hak ettiği yere getirmeyi amaçladıklarını vurgulayan Bakan Bak, "Spora en fazla yatırım yapan ülkelerin başında Türkiye geliyor. Büyük organizasyonlar gerçekleştirildi. İşitme Engelliler Olimpiyatları da büyük bir organizasyon. Başta Sayın Akif Çağatay Kılıç olmak üzere organizasyonun kazandırılmasında emeği geçenlere teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Türkiye'nin olimpiyatları gerçekleştireceğine inandığını belirten Bak, "Bu bizim hakkımız. Ben o oylamadaydım (Buenos Aires). İnşallah, bu ülke ev sahipliği yapacak. Bunu başaracak güçte ve potansiyelde. Ev sahipliği arzusu hep içimizde var. Çünkü bu ülkeye olimpiyat yakışır" ifadelerini kullandı. Hem yeni hedeflere hem de yeni şampiyonlara ihtiyaç duyduklarının altını çizen Bak şöyle devam etti: "Güreş Federasyonu başkanıyken 'Bana yeni şampiyonlar lazım.' diyordum. Dolayısıyla Türk sporunda yeni başarılara ihtiyacımız var. Tokyo Olimpiyatları önümüzde. İnşallah Türkiye, Tokyo'da güzel bir netice elde edecek." Milli sporcuların son dönemde uluslararası organizasyonda elde ettiği başarılara değinen Bak, "Tekvandoda Zeliha Ağrıs dünya şampiyonu oldu. Atılan tohumları yeşertmek gerekiyor. Biz devlet, Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak tohumları atacağız. Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi projesinin sonuçları gelmeye başladı. Bu noktada sporda geleceğimizin parlak olacağına inanıyorum" dedi.
Milliyet


Kartal'ın Gözü Demba Ba'da 
Golcü transferinde Babacar ve Gignac gibi isimlerle görüşen, son olarak da Negredo'yu listesine ekleyen Beşiktaş Yönetimi bir kez daha Vincent Aboubakar seçeneğini masaya yatırdı. Siyah-beyazlılar ayrıca sürpriz bir şekilde Demba Ba'nın da sağlık durumunu yakından inceleme kararı aldı. Yıldız bir golcü transfer etmek için bir süre önce kolları sıvayan fakat mali anlamda büyük maliyetlerle karşılaşan Beşiktaş, rakamların bir türlü düşmemesi nedeniyle geçen sezonki forvet hattını korumaya çalışacak. Demba Ba'yı kesinlikle kadroda tutmak isteyen ancak eski sakatlığı nüksedince Çin'e dönen Senegalli golcüyü ikinci plana itmek zorunda kalan Başkan Fikret Orman'ın sürpriz bir hamlede bulunabileceği öğrenildi. Orman'ın, Demba Ba'nın sağlık durumunu yakından takip ettiği belirtildi. Transfer komitesine yeni stoperin İspanya kampına yetiştirilmesi talimatı veren Fikret Orman'ın, "Forveti biraz daha bekleyin. Böyle bonservis bedelleri olmaz. Yeni golcüyü öncelikle kiralamayı hedefleyin. Yıldız ve pahalı bir oyuncu alacaksak bunu seneye bırakabiliriz. Transferin son döneminde fiyatlar düşer. O zaman forma sattıracak ve tribünleri coşturacak bir isim olursa alırız. Aksi halde parayı boşa harcamayalım" dediği aktarıldı. Demba Ba dahil tüm seçenekleri masada tutarak, forvet sorununu çözmeye çalışacak olan Beşiktaş Yönetimi, kanat transferi konusunda Yusuf Erdoğan'ı İspanya kampına yetiştirmeyi planlıyor. Bu oyuncuyu para vermeden transfer etmek isteyen siyah-beyazlılar, önümüzdeki hafta Trabzonsporlu yöneticilerle bir araya gelecek.
Milliyet
  
Simdilik Devam 
UEFA Avrupa Ligi'ne 2. ön elemede veda eden Galatasaray'da hedefteki isim Teknik Direktör Igor Tudor'la şimdilik devam kararı çıktı. Türk Telekom Stadı'ndaki olaylı Östersunds karşılaşması sonrası en çok merak edilen konu geldiği günden bu yana eleştirilen Hırvat hocanın geleceğiydi. Başkan Dursun Özbek ve kurmayları elenmenin sorumlusu olarak Tudor'u görmedi. Başkan ve ekibi şu aşamada hocanın görevine son vermenin risk olacağı görüşünde birleşti. Bunun nedeni ise yeni bir yapılanmaya gidilmesi ve Tudor'un oynatmak istediği sisteme göre transfer yapılması. Ayrıca gelecek isimlerin de yine Hırvat teknik adamın kafasında oluşturmaya çalıştığı oyun kurgusuna göre tercih edildiğinin altını çizen başkan, yeni bir teknik adamla beraber planların darmadağın olabileceğini düşünüyor. Tudor'dan ziyade diğer faktörleri ön plana çıkaran Özbek ve ekibi, değerlendirme yapmak için ligin başlamasının ve en az 6 hafta geçmesinin doğru olacağını savunuyor. Başkan ve idareciler, Tudor'dan ziyade futbolcuların performansının yetersiz kaldığı, ayrıca temmuzun ortasında takımın hazırlıksız yakalandığı noktasından hareket ediyorlar. Başkan ve ekibine göre sorun Tudor'dan kaynaklanmıyor ama camiadan gelen sesler tam tersini söylüyor. Başkan'a ulaşan birçok kongre üyesi, Tudor'la devam edilmesinin yeni sezonu da riske atmak anlamına geleceğini Dursun Özbek'e iletti. Galatasaray'da olası bir teknik adam değişikliği halinde takımın başına getirileceği iddia edilen Lucescu, böyle bir teklife "evet" diyebileceğini bildirdi. Türkiye'de çalışmaya sıcak bakan ve şu an boşta olan Rumen teknik adama yakın kaynaklar, "Galatasaray'dan teklif gelirse Lucescu düşünmeden gelir. Galatasaray'ın kadrosununda lig için yeterli old u ğ u n u düşünüyor" yorumunda bulundular.
Milliyet
  
Ortaya Gel Atağı Başlat 
Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman yeni sezonda stoperler Simon Kjaer ve Martin Skrtel'i daha farklı kullanmak istiyor. Sarı-lacivertli takım geçen sezon tartışmasız en fazla savunmada başarılı olurken özellikle Kjaer ve Skrtel'in uyumu öne çıkmıştı. Ancak Kocaman için bu iki ismin sadece savunma yapması yeterli değil. Deneyimli teknik adam stoperlerin topla orta alana çıkmasını ve oyunu geriden başlatmasını hedefliyor. Aykut Kocaman özellikle de Simon Kjaer'den orta sahaya daha yakın oynamasını istiyor. Hatta Danimarkalı oyuncuya takım hücumdayken Mehmet Topal'ın görev yaptığı bölgeye kadar çıkması gerektiğini söylüyor. Bu sayede orta saha oyuncuları da daha fazla öne çıkıp hücuma katkı sağlayabilecekler. Takım böylece ileride daha kalabalık olma şansını bulacak. Aslında şimdiye kadar Aykut Kocaman'ın istediği bu görevi en iyi yapan isim Roman Neustadter oldu. Topu daha etkili kullanan ve oyuna sokan Rus futbolcunun temel sıkıntısı ise savunmasının Kjaer'e göre daha zayıf olması. Oynanan hazırlık maçlarında Kjaer birçok kez topu oyuna sokmaya ve atağı geriden başlatmaya çalışsa da genelde başarılı olamadı. Paslarının büyük bölümü isabetsiz oldu ve bunlar da sarı-lacivertli takımın kalesine tehlike olarak döndü. Ancak Kocaman bu konu üzerinde ısrarla duruyor ve taktik çalışma yaparak bu noktanın gelişebileceğini düşünüyor.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme