27 Temmuz 2017 Perşembe

27.07.2017 Genel Gündem


27.08.2017

GÜNDEM

Gülen, Allah ile aldattı 
Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nca FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in İslam dinine verdiği zararları gözler önüne sermek için hazırlanan, "Kendi Dilinden FETÖ Örgütlü Bir Din İstismarı" raporunu dün kamuoyu ile paylaşıldı. Diyanet İşleri Başkanlığı Konferans Salonu'nda düzenlenen programa, görevden alınacağı iddia edilen Mehmet Görmez, eşi Hatice Kübra Görmez ile birlikte gelirken, programda Görmez'i, kızı ve damadı da yalnız bırakmadı. Görmez konuşmasına, "İslam coğrafyasının her tarafında kan akarken, Mescidi Aksa'nın harim-i ismetine tecavüz edildiği zaman diliminde, Diyanat İşleri Başkanı olarak, böyle bir konuyla sizlerin karşınıza çıkmış olmaktan büyük bir ızdırap duyuyorum" sözleriyle başladı. Diyanet İşleri Başkanlığı'ndaki son günleri bile olsa tarihe not düşmek bakımından, önemli bir görevi yerine getirdiğini belirten Görmez, FETÖ'nün yöntem olarak yanlış bilgileri doğru bilgilerle harmanladığı, birden fazla anlama gelen ifadeler kullandığını belirtti. Görmez, "Takiye yöntemleriyle kurumlara, devlete nasıl sızmışsa takiye sözlerle de insanların dimağlarına, zihinlerine, gönüllerine, inançlarına ve değerlerine sızmıştır. Koyun postu giymiş kelimelerle mensuplarının zihni kurtlanmıştır" dedi. Görmez, FETÖ'nün mensuplarını Allah ile aldattığını belirterek, "Fırsatını bulduğunda, 'doğrudan doğruya Allah'ın rahmeti adına' konuştuğunu, cemaatin karşısında haşa Allah'ın, 'mütecelli' olduğunu söylemiştir ve ne hazindir ki bu sözleri cami kürsüsünde sarf etmiştir. Allah'ı ulaşılabilir kılmak isteyen bir insanın Peygamber'i İzmir'e getirmesi, camiye, cemaati arasına sokması, onunla görüştüğünü iddia etmesi artık işten bile değildir, fakat bunu sinsice yapmalıdır, gözünden yaşlar akmalıdır, coşku içinde söylemelidir. Coşku içinde söylemelidir ki kimse bunun bir hesapla yapıldığını fark etmesin" dedi.



Yıldırım, kamu diplomasisini kendine bağladı 
Kabine revizyonunun ardından Başbakan ve başbakan yardımcılarının görev dağılımına ilişkin Başbakanlık Genelgesi dün Resmi Gazete'de yayımlandı. Genelgeye göre; kamu diplomasisi ile ilgili işlerin yürütülmesi görevini Başbakan Binali Yıldırım üstüne aldı. Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Genel Sekreterliği, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarlığı, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Türkiye Varlık Fonu, Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanlığı, Tanıtma Fonu Kurulu Genel Sekreterliği doğrudan Başbakan'a bağlı oldu. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ'ın görev alanı ise Hükümet Sözcülüğü'nün yanı sıra TBMM ve Danıştay ile ilişkiler şeklinde belirlendi. Bozdağ'a bağlı kurum kuruluşlar ise Diyanet İşleri Başkanlığı, TRT Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü oldu. Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek'in görev alanı ekonomik konularda başbakan adına genel koordinasyon şeklinde belirlendi. Başbakan Yardımcısı Fikri Işık'a bağlı bağlı kurum ve kuruluşlar da Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Kişisel Verileri Koruma Kurumu oldu. Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ'ın görev alanı Kıbrıs ile koordinasyon, insan hakları ile ilgili konularda koordinasyon şeklinde belirlendi. Akdağ'a bağlı kurum kuruluşlar ise Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu oldu.


DÜNYA 

Ab'yle İlişkilerde 2018 Baharı Kilit 
Avrupa birliği ile türkiye arasında önceki gün yapılan siyasi diyalog toplantısı, taraflar arasındaki ilişkinin söz aşamasını geçip eylem aşamasına varma konusunda ciddi şekilde zorlandığını gösterdi. Brüksel, olumsuzluklara karşın Türkiye'yi AB rayında tutma stratejisi izliyor. Gelen tüm sinyaller ise 2018 bahar aylarının ilişkilerin geleceği açısından kritik önemde olduğuna işaret ediyor. Bazı üye ülke diplomatlarının mevcut koşullar altında müzakerelerin sürdürülme çabasına karşı çıkmasına rağmen diyalogu devam ettiren Avrupa Birliği, darbe girişiminden bu yana en net mesajlarından birini verdi. Avrupa Birliği Komisyonu'nun Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn, "İnsan hakları, hukukun üstünlüğü, demokrasi, basın özgürlüğünün de dahil olduğu temel özgürlükler AB'ye doğru ilerlemek için temel zorunlu gereksinimlerdir" dedi. Bu sözler Brüksel'in Türkiye adım atmadan adım atma niyetinde olmadığınıngöstergesi sayılabilir. Toplantının en dikkat çeken yaklaşımlarından biri Avrupa Birliği Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini'den geldi. Türkiye'ye karşı daha sert tavır beklentisi içinde olan bazı başkentlere rağmen 'kırmızı çizgiler yerine ortak yönlere' odaklanmayı tercih ettiğini belirten Federica Mogherini, bu vurguyu kırmızı çizgileri koyduktan sonra yaptı. Mogherini, Türkiye'nin bir aday ülke ve stratejik ortak olduğunu da hatırlattı. Toplantıyı değerlendiren bir AB yetkilisi, "Diyalog halinde olduğumuz doğru, bunu sürdüreceğiz de ancak özellikle müzakere süreci ve bağlantılı konuları ele aldığımızda sanki AB bir şeyden Türkiye başka bir şeyden bahsediyormuş gibi bir tablo oluşuyor" dedi. AB kanadında 2017'ye yönelik beklentiler neredeyse sıfırlanmış durumda.
Hürriyet

 Ada'da süpriz adımlar 
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) yönetimi, İsviçre'deki Kıbrıs görüşmelerinin başarısız olması ve sonuçsuz olarak sona ermesinin ardından yeni adımlar atmaya devam ediyor. KKTC, sürpriz bir çıkış yaparak, uzun yıllardın kapalı bulunan Maraş bölgesini "tek taraflı" olarak "yerleşime açmak" amacıyla çalışma başlattı. "Sürpriz" olarak nitelenebilecek çalışmayla birlikte, 1974'ten önce burada yaşayan Rumlar, Türk tarafının kontrolünde yerleşime açılacak Maraş'a geri dönebilecek. Maraş'ın açılması konusunun, Amerikalı yetkililerle görüşmelerde gündeme geldiği, "çözüme yönelik bir adım" olduğunun anlatılması halinde ABD'nin de konuya destek verebileceği belirtiliyor. Türk tarafı 2003'te Ada'da kapıları "tek taraflı" açmıştı. Maraş'ın da, benzer şekilde ve tek taraflı olarak açılması planlandı. Kapıların açılmasında büyük rol oynayan Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, geçtiğimiz hafta Rum medyasına verdiği röportajda, "Kapıların açılması gibi süpriz adımlara hazır olun" demişti. Kıbrıs sorununun çözümünde önemli bir yere sahip olan Maraş'ın açılması yönündeki öneri, 2012'de de Ankara'da yapılan üst düzey toplantıda gündeme gelmişti. Dönemin Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Maraş'ın açılması yönünde hazırladığı paketi Ankara'ya sunmuştu. Ancak girişim, Suriye krizinin patlak verince sekteye uğramıştı. Milliyet'in diplomatik kaynaklardan edindiği bilgilere göre; Maraş'ın yerleşime açılması yönündeki öneri, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Kıbrıs'a yaptığı ziyarette yeniden gündeme geldi. Kıbrıs Türk tarafının önerisine Ankara da olumlu yaklaştı. Bu konuda bir çalışma yapılması talimatı verildi. Maraş'ın açılmasına yönelik ilk çalışma da, Güney Kıbrıs'ta yaşayan Maronitlerin, Kuzey'deki köylerine dönüşü yönünde adım atılmasıyla yapıldı. Milliyet'e konuyla ilgili açıklama yapan üst düzey bir kaynak, "Bu köylerin açılması ilk adım. Köylere dönüş sürecinde nelerle karşılaşacağımızı görecek, deneyim sahibi olacağız. Üç köyün yerleşime açılması, bir anlamda Kapalı Maraş'ın açılmasının ön hazırlığı, provası olacak. Sonra da sıra Maraş'a gelecek" dedi. Askeri bölge olarak bilinen Gürpınar, Özhan ve Karpaşa köylerine dönmesi beklenen Maronit sayısının yaklaşık 500 kişi olacağı tahmin ediliyor. Söz konusu karar, KKTC Cumhurbaşkanlığı'nda yapılan toplantıda alındı. Toplantıda, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Başbakan Hüseyin Özgürgün, Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş, Ada'da görev yapan üst düzey komutanlar bir araya geldi.
  
Trump'a iki kötü haber! 
ABD'nin iç siyasetindeki konular açısından sıkıntılı günler geçiren ABD Başkanı Donald Trump'a Senato ve Temsilciler Meclisi'nden iki haber geldi. ABD Senatosu'nda, Cumhuriyetçi senatörlerin, "Obamacare" olarak bilinen sağlık reformunun iptaline yönelik sunduğu ilk yasa tasarısı reddedildi. Senato Genel Kurulu'nda yapılan oylamada 60 oya ihtiyacı olan tasarı, 57 hayır oyuna karşı 43 evet oyu alarak kabul edilmedi. 100 sandalyeli Senato'da 52 temsilcisi olan Cumhuriyetçi Parti'den 9 senatörün de aleyhte oy verdiği tasarı, Senato Genel Kurulu'nun yeni sağlık reformu tartışmalarına açılmasının ardından oylanan ilk yasa tasarısı olma özelliğini taşıyordu. Cumhuriyetçi senatörlerin bazı değişikliklerle Obamacare'in iptali ve değiştirilmesi için girişimlerde bulunması bekleniyor. Öte yandan ABD'nin Rusya, İran ve Kuzey Kore'ye yeni yaptırımlar uygulamasını öngören ve Trump'ın olumsuz baktığı tasarı, Temsilciler Meclisi'nde ezici üstünlükle kabul edildi. Tasarıya göre Trump yönetiminin Rusya'ya mevcut yaptırımları hafifletmeden veya kaldırmadan önce Kongre onayını alması gerekecek. Yasa tasarısının özellikle Trump'ın Rusya ile ilişkilerindeki alanını daraltacağı ifade ediliyor.
  
Yeni üs Filipinler 
Anti-terör uzmanları, son aylarda Irak ve Suriye'de büyük darbeler alan terör örgütü DEAŞ'ın kendisine yeni üs olarak, Güneydoğu Asya ülkelerinden Filipinler'i seçtiği yorumunu yapıyor. Mayıs ayı sonlarından bu yana Filipinler ordusu ile, DEAŞ bağlantılı militanlar, Mindanao Adası'nın güneyindeki Marawi kentinin kontrolü için çatışıyor. Çatışmalarda şu ana kadar 100'e yakın asker ve 45 sivil yaşamını yitirirken, 427 militanın öldürüldüğü belirtiliyor. Ordu yetkilileri, kentte halen 60-70 civarında DEAŞ militanı bulunduğunu ve bu militanların ellerinde 100 civarında sivil rehine olduğunu söylüyor. Yetkililer, öldürülen militanlar arasında Çeçenistan, Hindistan, Endonezya, Malezya, Suudi Arabistan, Yemen, Pakistan ve Fas vatandaşı DEAŞ üyeleri bulunduğunun tespit edildiğini kaydetti. Uzmanlar, Ortadoğu'daki çatışma bölgelerinden dönen Güneydoğu Asya kökenli militanların, yakın gelecek için büyük risk yarattığı görüşünde birleşiyor.
Vatan
  
CIA direktörü'nden darbe itirafı geldi 
Amerikan Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CIA), petrol fiyatlarındaki hızlı düşüşün ardından tarihinin en ağır ekonomik ve siyasi kriziyle karşı karşıya kalan Venezuela'da Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun iktidarına son vermeye çalıştıklarını kabul etti. CIA Direktörü Michael Pompeo, Aspen Güvenlik Konferansı'nda bir soru üzerine, Maduro yönetimini devirmek için çalışmalar yürüttüklerini 'üstü kapalı' şekilde itiraf etti. Pompeo, Maduro'yu devirmek için Meksika ve Kolombiya yönetimleriyle de işbirliği yaptıklarını ifade etti. ABD'nin Venezuela'da son aylarda yaşanan olaylarla bağlantısı olduğu sık sık dile getiriliyordu, ancak Pompeo'nun sözleriyle ilk kez resmi bir ağızdan iddiaya doğrulama gelmiş oldu.
Vatan 

EKONOMİ  
Dolar: 3,5247-3,5270           
Euro: Euro 4,1540-4,1549
Sterlin: 4,6413-4,6447
Gram Altın: 143,3241-143,4540


Borç çizgiyi geçecek 
Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Hazine'nin borç limitinin bütçe açığı ve ekonomiyi desteklemek için alınan bir takım tedbirlerin etkisiyle aşılacağını belirterek "Bütçe Kanunu'nda öngördüğümüzden daha fazla borçlanacağız. Bugün itibarıyla net olarak borçlanma limiti içinde kalamayacağımız görünüyor" dedi. Hazine'nin bu yıl için borç limiti 47.5 milyar lira, bunun yüzde 10 artırılması yasa değişikliği olmadan yapılabiliyor. Şimşek, A Haber'de katıldığı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Hazine borç limitinin artırılması için bir kanun değişikliğine gidilip gidilmeyeceğinin sorulması üzerine Şimşek, 2009'dan bu yana ilk kez, bütçe açığının ve savunma harcamalarının artması gibi birtakım faktörler nedeniyle Hazine'nin borçlanma ihtiyacının Bütçe Kanunu çerçevesinde öngörülen limitin içinde kalamayabileceğini söyledi. Hazine'nin piyasa yapıcılarıyla gerekli iletişimi kurduğunu belirten Şimşek, "Biz yüzde 98 borç çevirme öngörmüştük fakat bütçe açığı gibi faktörlerden dolayı bu sene reel ekonomiyi desteklemek için birtakım tedbirler ortaya konuldu, bunların etkisiyle bu sene muhtemelen Bütçe Kanunu'nda öngördüğümüzden daha fazla borçlanacağız" diye konuştu. Şimşek, henüz net bir rakam ortaya koymak istemediğini, Ekonomi Koordinasyon Kurulunda (EKK) bütçenin son halini ve genel ekonomik gidişatı değerlendireceklerini ifade ederek, "Ondan sonra da piyasayla bir iletişime gireceğiz ama bugün itibarıyla net olarak borçlanma limiti içinde kalamayacağımız görünüyor" değerlendirmesinde bulundu. Öncü göstergeler ve eldeki verilerin ikinci çeyrekteki büyümenin de güçlü olduğunu gösterdiğine dikkati çeken Şimşek, şöyle devam etti: "Üçüncü çeyrek zaten baz etkisi nedeniyle muhtemelen bir miktar güçlü olacak. Dördüncü çeyreğe ilişkin bugün itibarıyla genel değerlendirme dışında bir öngörüde bulunmak zor. Genel anlamda, yılın tamamı için yüzde 5'e daha yakın görünüyor, şu anda öyle bir trend var. Bir şok yaşamazsak veya Almanya gibi ülkelerle yaşadığımız sıkıntılar ekonomide önemli bir yansıma bulmazsa, turizmdeki ve AB'deki toparlanma dış talebi destekleyici nitelikte, iç talepte de göreceli bir ivme söz konusu. Tabii ki Türkiye çok rahat bir şekilde önümüzdeki 10-15 yılda tekrar yüzde 5-6 büyüme patikasına oturabilir ama bunun ön koşulu var. Bizim gerek rekabet gücümüzü artıracak ve yatırım ortamını daha da iyileştirecek gerekse hukuk sistemimize olan güveni pekiştirecek ek reformlara ihtiyacımız var." Şu anda güçlü büyümenin söz konusu olduğunu dile getiren Şimşek, "Bu çok etkileyici. Türkiye gibi 2016'da çoklu şoklara maruz kalmış bir ülke açısından konuşuyorum, bugün yüzde 5'lik büyümeden bahsediyorsak, bu şokları dikkate aldığınız zaman neredeyse mucize gibi" dedi. Şimşek, Almanya ile yaşanan gerginliğe ilişkin de şöyle konuştu: "Bu gerginlik, iki ülke açısından talihsiz bir durum çünkü Almanya bizim için en büyük ticaret ortağımız. Almanya, özellikle sanayiye yatırım yapmış. En büyük ihracatçı şirketlerin bazıları Alman şirketleri, Mercedes, Bosch, Siemens gibi. Bunlar bizim şirketlerimiz aslında."
Hürriyet 

Perakendenin iki yüzü 
Son 1.5 yıldır zor günler geçiren perakende sektöründe yabancı markalar Türkiye'den çıkmaya kalanlar ise mağaza kapatmaya devam ediyor. Hollandalı giyim zinciri C&A, İngiliz River Island ve Top Shop, Alman kozmetik zinciri Douglas, Kanadalı iç giyim markası La Senza'nın ardından İngiliz devi Debenhams da Türkiye'den çıkma kararı alırken, İspanyol Mango da Türkiye'deki ilk mağazasını kapattı. Yerel şartlara ayak uyduramayan markaların pazardan çıktığını anlatan yetkililer, rekabette zorlanıp çıkan yabancıların yerini DeFacto, Penti, Koton ve LCwaikiki gibi yerli markaların büyümesiyle doldurduğuna dikkat çekiyor. Türkiye ve yurtdışında 2 bine yakın mağaza ile hizmet veren bu 4 şirket, 2017 yılında yurtdışında da büyümeyi planlıyor. Şirketlerin cirosu 12 milyar liraya yaklaşırken çalışan sayısının da 50 bin civarında olduğu belirtiliyor. Türkiye'den çıkan yabancılar ise alışveriş merkezlerinde kiraların dolar ve Euro üzerinden alındığını ancak ciroların bir türlü artmadığını kaydediyor. Bu şirketler, kârlılık konusunda sorun yaşandığı için Türkiye pazarından birer birer çekilme kararı aldıklarını dile getiriyor. Reuters'in haberine göre Türkiye'den son çıkan İngiliz mağaza zinciri Debenhams da operasyonlarını daha kârlı hale getirmek amacıyla nisan ayında yeni bir strateji açıkladı ve ana pazarları dışında kalan bazı ülkelerden çıkabileceğini duyurdu. Bu kapsamda Debenhams, Türkiye'deki iki mağazasını kapatmaya hazırlanıyor. Yine Reuters'ın haberine göre mağaza kapanışlarının yılsonundan önce gerçekleştirilmesi planlanıyor. Debenhams Türkiye'de Cevahir Alışveriş Merkezi ve Mall of İstanbul'daki iki mağazası ile faaliyet gösteriyor. Debenhams'ın Türkiye'deki mağazacılık operasyonunu Kuveyt merkezli Alshaya Grubu'nun Türkiye yatırımı olan Shaya yürütüyor. Konu hakkında bilgi veren yetkililer, "Debenhams iki mağazasını kapatma kararı aldı. Altı ay içinde mağazalar kapanacak" dedi. Bir diğer kaynak ise, kapanma işleminin kasım itibarıyla tamamlanmasının beklendiğini söyledi.
Hürriyet
  
4 soruna çözüm 
Türkiye Müteahhitler Birliği, yurtdışında iş yapan müteahhitlerin temel sorunlarını 4 başlıkta topladı. Müteahhitlerin gündeme getirdiği sorunlar arasında Libya için ödenen komisyonlar ve Irak'ta birikmiş alacaklar da yer aldı. Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci'yi konuk eden TMB Başkanı Mithat Yenigün, Libya'dan 2011'de çıkmak zorunda kaldıklarını, ancak alacakların halen durduğunu ve teminat mektubu komisyonlarını ödemeye devam ettiklerini söyledi. Irak'ta ise 2.5 milyar dolarlık alacaklarında bir gelişme olmadığını belirten Yenigün, "Firmalarımız yurtdışında üstlendikleri projelerde istihdam ettikleri Türk işçilerde, çalışma mevzuatı kapsamında önemli sorunlar yaşıyor. Son 10 yılda yurtdışı iş hacmimizdeki büyük artışlara rağmen Türk işçisi istihdamı büyük oranda gerilemiş durumda. Türk teknik müşavirlik hizmetleri, müteahhitlik firmalarımızın yurtdışında daha fazla iş üstlenmesi için önemli bir kaldıraç etkisi oluşturuyor. Bu konuyla da ilgilenmemiz gerekiyor" dedi. Sorunlar nedeniyle yurtdışında üstlendikleri proje tutarının 25-30 milyar dolardan 2016'da 12.8 milyar dolara indiğini kaydeden Yenigün, 2017'nin ilk yarısında ise rakamın sadece 5.1 milyar dolar olduğunu açıkladı. Bu yıl 12 milyar doların da yakalanamayabileceğini ifade eden Yenigün, şunları söyledi: "Körfezde yaşanan kriz kapsamında orta ve uzun vadede devam eden ve potansiyel işlerde kayıplarla karşılaşabiliriz. Toplam pazar büyüklüğünün yüzde 35'ni oluşturan Libya, Irak ve Rusya'daki gelişmelerden kaynaklanan daralma ortada. Üstüne bir de pazar büyüklüğünün yüzde 15'ten fazlasını oluşturan Körfez bölgesinden kaynaklanacak potansiyel kayıplar, daha olumsuz etki yaratabilir." Zeybekci ise Libya teminat mektuplarıyla ilgili hemen bir çalışma grubu kuracaklarını söyledi. Irak'a ise yakında bir ziyarette bulunabileceklerini ifade eden Zeybekci, "Yurt dışındaki istihdamla ilgili talebinizde yüzde 100 haklısınız. Çalıştırdığınız insanların sigorta primleriyle ilgili isteklerinizde son derece haklısınız" dedi. Teknik müşavirlik hizmetleriyle ilgili olaraksa birçok çalışma yaptıklarını ve nokta atışı yapma şansı olduklarını kaydeden Zeybekci, "Yurtdışındaki iş bitirme belgelerinin Türkiye'de geçerli olması işini de hallettik" açıklamasını yaptı. Zeybekci, yeni dönem içinse Kuveyt'e dikkat çekti. Kuveyt'in gelecek dönem için yaklaşık 150 milyar dolarlık altyapı yatırımları olduğunu söyleyen Zeybekci, "Körfez'in en önemli fırsat alanlarından biri bu olacak" dedi.
Hürriyet 

Turizmde 'uzakdoğu' seferberliği başlıyor 
Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, görevine başlar başlamaz turizm sektörünün temsilcileriyle ilk toplantısını yaptı. Antalya'da düzenlenen 'Turizm Sektörü Değerlendirme Toplantısı'nda Türkiye için yeni potansiyel pazarlara dikkat çeken Bakan Kurtulmuş, Türk tuzizminde 'Uzakdoğu' seferberliği başlatacaklarını söyledi. Kurtulmuş, "Çin'e, Hindistan'a, Uzak Doğu'ya açılarak Türkiye'miz için önemli bir tanıtım seferberliği başlatacağız" ifadelerini kullandı. Bakan Kurtulmuş turizm pazarlarında çeşitlenmeye gidilmesi gerektiğini belirterek, bunun için yeni pazarlara açılacak ataklar yapacaklarını ifade etti. Toplantıya katılan Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Osman Ayık, gelişmeye açık olan tüm pazarların tanıtım faaliyetleri ile canlandırılmak istendiğini dile getirdi. Ayık, "Yanı sıra mevcut pazarlarımızın ayağa kaldırılması gibi konular da konuşuldu. Türkiye, şu anda rakamlarını düzeltmeye başladı. Bu ciddi iyileşmenin çeşitli şekillerde destekleneceğini düşünüyoruz" dedi. Toplantıda ayrıca turizm sektörüne verilen desteklerin devamlılığı gibi acil konuların da masaya yatırıldığını anlatan Ayık, "Bakanımız göreve yeni başladığı için önce mevcut durumun bir analizini yapacaktır. Hızla ihtiyaçların, çözümlerin belirlenip hayata geçirileceğinden kuşkumuz yok" açıklamasında bulundu.

Bugün yatırım rüzgârı esecek 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) stratejisinin ikinci projesi için teklifleri bugün alıyor. Rüzgar enerjisi için Alman, Amerikalı ve Çinli şirketlerden yoğun ilgi bekleniyor. YEKA stratejisi çerçevesinde, yatırım için belirlenmiş yüksek kapasitede enerji alanları; fabrika kurma, yüzde 65 yerlilik oranında üretim yapma, yüzde 80 yerli mühendis ile Ar-Ge yapma şartları ile alım garantisi sağlanan elektrik fiyatı üzerinden açık eksiltme usulü ile yarışmaya açılıyor. Yarışmayı kazanan firma, 100 milyon dolar üzerinde yatırım ile fabrika kuracak. Fabrikada ortalama 300 ila 450 adet yerli rüzgar türbini üretimi gerçekleştirilecek. Rüzgar YEKA'sı yarışmasını kazanacak firma, 1 milyar doların üzerinde rüzgar tesisi yatırımı yapmış olacak. Yerli RES'lerin işletmeye girmesiyle birlikte her yıl asgari 3 milyar kWh elektrik enerjisi üretilecek ve yaklaşık 1.1 milyon evin yıllık elektrik ihtiyacı rüzgardan karşılanıyor olacak. Güneşte 1000 MW ile dünyanın en büyük fotovoltaik güneş enerjisi üretim alanı projesini hayata geçiren Türkiye, rüzgarda da 1000 MW ile dünyada bu alandaki en büyük projelerden birisine imza atmış olacak. Yarışmayı kazanan firma, Türkiye'yi rüzgar türbini alanında teknoloji üretim merkezine dönüştürecek Ar- Ge faaliyetleri yapmayı da taahhüt etmiş olacak. Kanat, jeneratör, malzeme teknolojileri ve üretim teknikleri, yazılım ve yenilikçi dişli kutusu alanlarından en az üçünden olmak üzere toplam beş alanda 10 yıl boyunca, yüzde 80'i Türk mühendislerden oluşan 50 teknik personel ile AR-GE faaliyeti yürütecek. İhaleye Alman Enercon, Siemens, Nordex ile Çinli Goldwin, ABD'li General Electric ve Danimarkalı Vestas'ın teklif verebileceği bekleniyor. Yerlilerden ise Limak, Kalyon, Polat, Türkerler, Akfen ile Enerjisa öne çıkan şirketler.

Tahsilat dipte indirim yolda 
Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın indirilmesi gerektiğini söylediği kurumlar vergisi tahsilatı 2012 yılından bu yana geriliyor. Türkiye'de kurumlar vergisi 2006 yılında yüzde 33'ten yüzde 20'ye indirildi. Kurumlar vergisi tahsilat oranı 2006 yılında tahakkuk eden verginin yüzde 89.6 düzeyindeydi. 2011 yılında yüzde 76.5'e kadar gerileyen tahsilat oranı 2012'de yüzde 82.4'e çıktıktan sonra izleyen yıllarda düzenli olarak düşmeye başladı. Geçen yılın ilk 6 aylık döneminde yüzde 64.3 olan kurumlar vergisi tahsilatının tahakkuka oranı bu yılın 6 aylık döneminde yüzde 58.1'e kadar geriledi. Bu konjonktürde kurumlar vergisi oranında indirimin gündeme gelmesinin, "Zaten tahakkuk eden vergi tahsil edilemiyor, biraz indirip tahsil edilebilir hale getirelim" düşüncesinden mi kaynaklandığı sorusunu akla getiriyor. Kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı 2004'te yüzde 10.5, 2005'te yüzde 10.1 düzeyinde iken, vergi oranının indirildiği 2006 yılında bu oran yüzde 8.1'e geriledi. 2007 yılından itibaren artmaya başlayan bu oran, 2009'da yüzde 10.5'e, 2011'de yüzde 10.6'ya kadar yükseldi. Ancak 2013 yılında yüzde 8.9'a gerileyen kurumlar vergisi gelirlerinin toplam vergi içindeki payı 2015'te yüzde 8.2'yi gördükten sonra 2016'da yüzde 9.4 oldu. Oran bu yılın 6 aylık döneminde yüzde 11'e çıktıysa da bu artış, bazı vergilerin tahsilatının ötelenmesinden kaynaklandı. Türkiye'de 2009'da yüzde 7.7 olan kurumlar vergisi gelirlerinin toplam vergilere oranı 2014'te yüzde 6.4 oldu. Küresel krizin yaşandığı 2008 yılından sonra Almanya, Güney Kore, Meksika hariç OECD ülkelerinin tümünde kurumlar vergisinin milli gelirdeki payı geriledi.
Haber türk
 
SPOR
2.kez düşünmedim 
Eskişehirspor forması altında oynadığı futbolla dikkatleri üzerine çeken ve bedelsiz olarak Trabzonspor'a transfer olan Kamil Ahmet Çörekçi, Slovakya kampında düzenlediği basın toplantısında bordo-mavili takımda çok mutlu olduğunu söyledi. Trabzonspor'a geldiği için kendisini çok şanslı hissettiğini belirten 25 yaşındaki başarılı sağ bek, "Trabzonspor'un büyük bir camia olduğunu gelmeden biliyordum. Gelince daha da çok farkına vardım. Eskişehirspor'un benim için ayrı bir yeri var. Bana çok katkı sağladılar ama artık daha büyük camiadayım, yeni hedeflerim var. İnşallah burada çok güzel günler göreceğim" dedi. Kamil Ahmet, Trabzonspor'a transferinde Teknik Direktör Ersun Yanal'ın etkili olduğunu dile getirdi. Deneyimli oyuncu, "Ersun hoca beni aradı. 'Seni bu takımda görmek istiyorum' deyince iki kere düşünmedim. Kimseyi aramadım, sormadım. Direkt geldim. Ona çok güveniyorum. Milli takımda çalışmış çok büyük hoca" diye konuştu. Kamil Ahmet, Portekizli Joao Pereira ile forma rekabeti içine gireceğinin belirtilmesi üzerine ise "Pereira ligin en iyi sağ beklerinden biri. Ne yediğini, içtiğini dahi takip ediyorum. Ondan çok şey öğreneceğime inanıyorum. Ben rekabete hazırım. Buraya oynamak için geldim" ifadelerini kullandı.
  
Ahmethan'ı düşünüyorum 
Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman, Sturm Graz'ın kollektif futbol oynayan iyi bir takım olduğunu söyledi. Karşılaşma öncesi statta basın toplantısı düzenleyen Kocaman, UEFA Avrupa Ligi'ndeki ilk hedeflerinin gruplara kalmak olduğunu belirterek, "Bu yoldaki ilk rakibimiz Sturm Graz. Son derece sert bir takımla oynayacağız. En belirgin yanları kollektif yapıları. Tamamlanmış bir takım olarak dikkat çekiyor. Hem set oyunları hem savunmaya dönüşleri hem de hücuma çıkış olarak gerçekten tamamlanmış bir takım olarak gözüküyorlar" dedi. Sarı-lacivertli hoca, "Biz birkaç sezondur istenilenin dışındayız. İstenen şeyler için birçok şeyi değiştirmek gerekiyor. Oyun formunda bunların tamamlanmış olduğunu söylemek için çok erken. Bir avantajımız olacak bizim. Kağıt üzerinde daha pahalı ve tecrübe açısından da bireysel kalitesi yüksek oyunculara sahibiz. Tur için söylemek gerekirse Sturm Graz'ın uzun süredir aynı teknik adamla çalışması ve tamamlanmış yapısı var. Biz de eksikleri gidermeye çalışan bir takımız. Turun nereye doğru yöneleceğini bu faktörler belirleyecek gibi gözüküyor" diye konuştu. Aykut Kocaman, Robin van Persie'nin yokluğunda yaşanan forvet sıkıntısının ifade edilmesi üzerine ise "Kesinlikle endişeli değilim. Burası Fenerbahçe takımı. Sahaya çıkacak her oyuncu Fenerbahçe'yi temsil edecektir. Forvette genel tecrübe yerine pozisyon tecrübesi olan oyuncuyu tercih ederim. Ahmethan çok genç ama pozisyon tecrübesi var. Ahmethan'ı oynatmayı düşünüyorum fakat maça kadar değişiklik olabilir" yorumunu yaptı.
  
İşte gerçek rakamlar 
Galatasaray'da önceki gün gerçekleşen yönetim kurulu toplantısının detaylarına ulaştı. Buna göre Başkan Dursun Özbek dışında 10 yöneticinin katıldığı Türk Telekom Stadı'ndaki toplantıda önemli konuların konuşulduğu belirlendi. Yönetimdeki 8 isim Florya'da idari anlamda sorun olduğunu Başkan'a anlatarak, "Galatasaray'ın artık bir futbol aklına ihtiyacı var. Cenk Ergün iyi niyetli ama oraya başka bir formül bulmamız gerekir. Bu, futbolcunun saygı duyacağı bir isim olmalı. Tudor görevde kalsın ama orada idari yönden bir yapılanmaya gidelim" dedikleri belirlendi. Yöneticiler Fatih Terim ve Mircea Lucescu ile beraber, Hagi ve Drogba'nın isimlerini de bu pozisyon için Başkan'a ilettiler. İdareciler bu isimlerle beraber hareket edecek bir de kulüp efsanesinin olmasının önemine dikkat çektiler. Bunun için de Kewell ve Elmander gibi taraftarın sevgilisi olan eski futbolcularla çalışılmasının doğru olacağını belirttiler. Başkan Dursun Özbek'in masaya getirilen bu formüle destek vermediği ancak yöneticilere de "Kötü bir şekilde Avrupa'ya veda ettik ama yeni transferlerle beraber çok iyi bir takım olacağız. Tudor ile futbolcular arasında da sorun yok. Ancak böyle bir düşünceniz ve kaygınız varsa çalışma yapın ve sonuçları benimle paylaşın" dediği öğrenildi. Florya'daki durumdan rahatsız olan idarecilerin başında gelen Genel Sekreter Can Topsakal, Mircea Lucescu ile bugün bir araya gelecek. Sarıkırmızılı idareci, Rumen teknik adamın çalışma şartlarını soracak. Önceki günkü yönetim kurulunda Tudor ile devam edileceğini belirten ve idari yönden bir operasyona destek vermeyen Başkan Özbek'in, Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim'in görevinden ayrılmasından sonra düşüncesi merak ediliyor. Taraftar ve camiadan Terim konusunda gelen baskı sonrası Başkan Özbek'in tecrübeli hocayla biraraya gelebileceği iddia edildi. Konuyla ilgili Özbek'in yakın çevresine ,"Fatih Terim'le bir görüşmem olmadı. Düne kadar böyle bir düşünce de yoktu. Ancak yarın ne olur bilinmez" dediği öğrenildi.

Gösteri uçuşu! 
Şampiyonlar Ligi 3. ön eleme turunda Medipol Başakşehir, Belçika temsilcisi Club Brugge ile 3-3 berabere kaldı. İlk yarıda işler istediğimiz gibi gitmedi. Bunun geri hattaki sebebi daha önde görmeye alıştığımız Attamah'ın stoperde görev yapmasıydı. İlk gol onun iyi yer tutamamasıyla geldi, 5. dakikada Dennis topu ağlara yolladı: 1-0. İleri uçta da Visca ve Mossoro'nun etkisiz oluşu turuncu-lacivertlileri etkisiz bıraktı. Bu yüzden ilk atak 12. dakikada gelişti. Elia'nın şutu önce defans, ardından direğe çarpıp dışarı gitti. Başakşehir oyunda dengeyi kurduğunu düşünse de 15'te gol geldi. Serbest vuruşu Denswil filelere gönderdi: 2-0. Skorun avantajıyla Brugge geriye yaslanınca Başakşehir pozisyonlar bulmaya başladı. 37'de Visca sevdiği toplardan birini aldı, ancak şutu yan ağlarda kaldı. Başakşehir için ilk yarıya bakıldığında tek artı Cengiz'in gidişinin ardından performansı merak edilen Elia'nın takımın en çalışkanı olmasıydı. İkinci devrede yenilenmiş bir Başakşehir vardı sahada. Değişiklik yoktu ama temsilcimiz geçen sezonki takım oyununu hatırladı. Turuncu-lacivertliler baskının meyvelerini 59'da topladı. Mahmut'un pasında Mossoro farkı bire indirdi: 2-1. Günün çalışkan ismi Elia 63'te eşitliği sağladı: 2-2. 74'te defansın hatasını iyi değerlendiren Mossoro takımını öne geçirdi: 2-3. Ancak ilk yarıdaki senaryo tekrarlandı. 78'de kazanılan serbest vuruşta Denswil barajın hatasını değerlendirdi: 3-3. Başakşehir'in bu maçı kazanması işten bile değildi, ancak alınan 3-3 beraberlik de tur için fazlasıyla umutlanmamızı sağladı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme