10 Temmuz 2017 Pazartesi

Kazakistan Kiril Alfabesini Latin Alfabesine Çeviriyor


By Charles van der Leeuw for The Times of Central Asia


Dil, duygulara sebep olup, bu sebepleri ifade etmeye yarayan en önemli araçlardan biri olduğu gibi, halen, birden fazla dilin bir toplum üzerinde birlikte var olduğuna tanıklık etmek de pek çok insanın düşündüğünden daha fazla görülen bir durumdur.

Kazakistan Kazak alfabesinin Kiril'den Latin alfabesine dönüştürülmesi için bir plan kabul ettiğinde Başkan Nazarbayev geçenlerde yayınladığı bir makalesinde bu dönüşümü şahsen savunup 2025 yılında geçişi sağlayacak çalışmaları başlatması için bir talimat da yayınladı. Kırgızistan, Nazarbayev'in izini takip ederek, Kırgızistan parlamentosunda bu adımı tartıştı, ancak, konu tartışmanın ötesine taşınmadı. Kazakistan'ın bu adımı ile, yaptığı çalışmalar geçiş zorluklarına bağlı ve genellikle kırsal kesimlerde zorluklar yaratan Özbekistan ve Azerbaycan'ın 20 yıl önce attığı adımları takip ediyor gibi. Ama, internetin günlük hayata girmesiyle Özbekistan ve Azerbaycan da yaşanan bu zorlukların pek çoğunu ortadan kalktığını da dikkate almamız lazım.


Dil üzerinden doğan gerilimler çoğunlukla tarihi, sosyal ve sosyoekonomik karşıtlıklara da işaret etmektedir.  Kuzey Afrika'da Fransızca, Arapça ve geniş bir şekilde kullanılan yerel dillerle beraber var olurken, Fransızca'nın hakim olmadığı bölgelerde İngilizce aynı rolü oynayarak yerel dillerle birlikte var olmaya devam etmektedir. Latin Amerika'da ise İspanyolca ve Portekizce siyasi ve iktisadi sahnede etkin iken, Perudaki İnkalarda olduğu gibi şurada burada nadir yerlerde yerel diller İspanyolca ile beraber konuşulur. Rusya Federasyonunda diller kaleydeskopu tüm ülkeye yayılmış durumdadır, hata 10 milyonluk Azerbaycan bile bir çeşit Lezgi aksanı, Tat dili ve Taleş azınlığın konuştuğu dillerle birlikte yaşamak zorundadır.  Nihayetinde Avrupada da İsviçre, Belçika ve Lüksemburg gibi ülkeler çok dillidirler. Kazakistan ve Kırgızistan'da yerel diller daha çok kırsal alanlarda güçlü bir şekilde kullanılırken Rusça hem Kazakça'dan ve hem de Kırgızca'dan daha zengin bir dil olarak halen şehirlerde ortak dil olma özelliğini korumaktadır. (hatta Gürcistan'da bile böyledir)

Kırgızistan ve Kazakistan'da Rusça'nın ortadan kaldırılması için pek çok fırsat birlikte ortaya çıkmıştı. "1991'de Sovyetler Birliği'nin çökmesinden sonra Kırgızistan bağımsızlığını kazanınca, bazı Kırgızlarda Latin alfabesine geçiş fikri de çok popüler olmuştu" diyor Free Encyclopedia bir makalesinde. "…1990'larda Akayev hükümeti Kırgızcanın resmi dil olduğuna ilişkin çok ısrarlı ve sıkı bir politika uyguladı… 1992 yılında bir kanun çıkarılarak 1997 yılında tüm kamusal işlerde resmi dil olan Kırgızcanın geçerli olacağı hükme bağlandı. Ancak Mart 1996'da Parlamento'da yeni bir yasa kabul edilerek, daha önceki milli dil duygularının tersine resmi dil olarak ülke genelinde Rusça uygulanacağı ilan edildi."  

Nüfusunun % 25'ini oluşturan yaklaşık 4,5 milyon etnik Rus'un yaşadığı Kazakistan'da iki dilli toplum asla sorgulanmazken alfabe konusu ortaya çıkmıştı. Yine Free Encyclopedia'dan okuduğumuza göre  Ekim 2006'da Başkan Nazabayev Resmi yazışmalarda Kazakların Kiril alfabesi yerine Latin alfabesini kullanmaları gerektiği  başlığıyla bir tartışma başlatmış Kazak hükümeti yaptığı çalışmanın sonuçlarını  Eylül 2007'de açıklayarak Kazakistan'da böyle bir dönüşümün 10-12 yıl içinde ve yaklaşık 300 milyon dolarlık bir maliyetle mümkün olabileceğini  söylemişti. Başkan Nazarbayev 13 Aralık 2007'de yaptığı konuşmada, " 70 yıl boyunca Kazakistan'da Kiril Alfabesi kullanıldı. İstikrar ve barışa ihtiyacımız olan ülkemizde 100'den fazla millet yaşamaya devam ediyor, bu nedenle de alfabe değiştirilmesi için acele etmemeliyiz"  deyince alfabenin değiştirilmesi askıya alınmıştı.

Oysa, hem Kazakistan'da, hem Kırgızistan'da alfabe değişikliği daha önce de geçekleştirilmiş, 1928 yılında Arap alfabesinden Latin alfabesine geçilerek Kiril alfabesinin geliştirilmiş bir şeklinin kabul edildiği 1940 yılına kadar, uygulanmıştı. Oysa, 8. yüzyıldan beri bu ülkelerde kullanılan tek alfabe Arap alfabesiydi ki; halen Uygurlar tarafından Çin'de bu alfabe kullanılmaktadır.  Bundan da önce Türkçe dili kendi alfabesi olan Orhun alfabesini kullanıyordu. Bu gün Mogolistan sınırları içinde kalan bu bölgede en önemli Türkçe yazı şekli olan Orhun yazıları bulunmuştu.

Eski alfabeye baktığımızda, Latin alfabesine geri dönüş durumunda gözardı edilemeyecek bazı çelişkilerin var olacağı açıktır. Örneğin Orhun yazılarında görünen ve ön ve arkasında yer alan kelimelere bağlı çeşitli teleffuz şekilleri olan  bazı ünlü ve ünsüz harfler için şekiller yoktur.  Bu seslerin bir başka alfabe ile yazılması, dilcileri doğru telaffuz ile doğru gramer arasında bir tercih yapmaya zorlayacaktır.

" Eski Türkçenin eşsesli bir dil olması itibarıyla, bir dizi ünsüz işaret iki eşsesli gruba ayrılmıştır. Bunlardan birinci grup öndeki ünlü için ve diğeri de arkadaki ünlü içindir. Bu ünlüler ünsüz işareti içine alınabilirler, eski Türkçe alfabe her ünsüz işaretin önündeki veya arkasındaki ünlü işaretle farklı okunduğu yazı şekli olan Abugida yazısına benzemektedir"  diyor Free Encyclopedia. Abugida'da "… bölümlere ayrılmış bu yazı sisteminde ünlü-ünsüz dizilimi bir kelime olarak yazılır  ve her bir kelime ünsüz bir harfin üzerine oturduğundan  ünlü işaretler ikincil önemdedir. Bu durum, kuşkusuz,  ünlüler ile ünsüzlerin eşit konuma sahip olduğu bir alfabe sisteminde  zıtlıklar oluşturacaktır" Bu yazı tipleri çoğunlukla Güney Asya'da, ayrıca Etyopya'da ve Kanada yerlisi kabilelerin yazılarında bulunur.   

Rusça'nın Kazakça ve Kırgızca ile birlikte var olarak, Latin alfabesine dönüştürülmesi muhtemelen büyük değişiklikler getirmeyecektir. Bazı hayalci yorumcular  hem kendi yazılarında hem de batı medyasında yazdıkları yazılarda Rusya'nın eski sovyet üyeleri tarafından tehdit edildiğini ve bu durumun Rusların etkisini yok edecek bir çeşit " batılılaşma" çalışması olduğunu  iddia ediyorlar.  Bu tam olarak Brexit sürecinin tamamlanması ile Avrupa'da İngilizce konuşulmayacağını iddia etmeye benziyor. Oysa, siyasal talepler bir yanda dururken sosyal gerçeklikler bizi öbür yanda beklemektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme