17 Temmuz 2017 Pazartesi

Kırgızistan: Çin-Rusya İlişkilerinde bir Kösemen


Özet

Rusya ve Çin Orta Asya'daki faaliyetlerini kesintisiz bir şekilde artırırken, her iki ülkede beliren dinamikler Kırgızistan'ın bu ülkelere kösemen olarak hizmet verebileceğini ortaya çıkardı. Küçük, fakat stratejik konumdaki Kırgızistan; her iki ağır sıkleti de dikkate alarak ekonomi ve güvenlik konularına yoğunlaşmış durumda. Moskova ve Pekin Kırgızistan ile işbirliği yapmak üzere teşvik edici pek çok araca sahip olmakla birlikte, ekonomik fırsatların ve bölgede büyüyen istikrarsızlığın veri olduğu ortamda çatışan çıkarlar gelecekte de ilişkilerin aynı çatışmalı formla devam etmesine neden olabilir.
 
Kırgızistan'ın Güvenliği

Son haftalarda, hem Rusya hem de Çin, güvenlik üzerinden Kırgızistan ile ilişki kurma seviyesini yükselttiler. 22 Haziran'da, Rusya Parlamentosunun alt kanadı olan Devlet Duma'sının Güvenlik ve Savunma Komitesi Başkanı Vladimir Shamanov,  Suriye'ye barış gücü askeri göndermeleri için Kırgızistan ve Kazakistan ile konuştuklarını söyledi. 24 Haziran'da da Kırgız Başkan Almazbek Atambayev, Rusya'dan, ülkesinin Kant şehrinde konuşlu olan hava üssünün genişletilmesi talebini aldıklarını belirtti. Çin cephesinde ise; 27 Haziran tarihinde Kırgız Sınır Devriyesi ile Sincan Bölgesinde silah kaçakçılığına karşı mücadele eden Çin güçleri ortak bir tatbikat yaptılar.

Çin ve Rusya'nın Kırgızistan'daki güvenlik konularına ilgilerini artırmaları iki nedenle anlamlıdır. Bunlardan birincisi; Kırgızistan'ın jeopolitik konumudur. Ülke, Doğusundan Çin'in kaynayan bölgesi Sincan ve Güneyinden müzmin-istikrarsız Afganistan ile komşudur ki; bu da her iki bölgeden ülke içlerine sıçrayabilecek radikal militanların varlığını dikkate aldığımızda iç istikrarsızlık riski ile sürekli yüz yüze olmak demektir. Şimdi, bunlara bir de içlerinde uzun süredir radikal hareketlerde yer alan yüzlerce Kırgız'ın da olduğu binlerce Orta Asya kökenli militanın Suriye'den dönecek olması endişesi eklenmiştir. Rusya ve Çin bu militanların Orta Asya yapabilecekleri eylemlerden, sonunda da kendi sınırlarına erişecek hareketlerinden korkmakta ve Orta Asya'daki hakimiyetlerine tehdit oluşturmasından endişe etmektedir.

Kırgızistan, özellikle cihatçıların ve diğer terör gruplarının eylemlerine karşı savunmasız durumdadır. Ülke, 2001 yılında bu militanların Afganistan-Pakistan arasındaki çatışmalara yönelmeden önce, 90'ların sonu ve 2000'lerin başında (Amerika'nın Afganistan'ı işgal etmesinden sonra ) Özbekistan İslami Hareketinin pek çok saldırısına maruz kalmıştı. Daha yakınlarda ise, Ağustos 2016'da bir intihar bombacısı başkent Bişkek'teki Çin Büyükelçiliğini hedef almış, bu saldırı; Doğu Türkistan İslami Hareketine üye olduğu bildirilen etnik Uygur biri tarafından gerçekleştirilmişti.  

İkinci olarak; Kırgızistan'da yerel güvenliğin sağlanmasındaki zorluklar da Çin ve Rusya'nın ilgisini çekmektedir. Orta Asya'nın bu istikrarsız ülkesinde 2005 ve 2010 yılında ortaya çıkan devrimler Kırgızistan'ı tamamen istikrarsız hale getirmişti. Bunun ötesinde, ekonomik istikrarın bir türlü sağlanamaması ve siyasal kırılganlıklara ilaveten ülkenin güney bölgesindeki Oş ve Celalabad şehirlerinde görüldüğü gibi ülkedeki etnik şiddet riski de çok yüksektir. Haziran 2010'da Kırgız ve Özbekler arasında sıkça görünen küçük çatışmalar büyük çatışmaya dönüşmüş ve bu büyük çatışmada yüzlerce insan ölmüştü. Son 5 yılda büyük etnik çatışma görülmemekle birlikte, etnik çatışma riski Ekim ayında yapılacak Başkanlık seçimleri yaklaştıkça artmaktadır.  Eğer Moskova ve Pekin, ülkede uzun vadeli stratejilerini başarılı bir şekilde takip ettirmek istiyorlarsa, istikrarsızlığı önlemek veya en azından oluşabilecek istikrarsızlığı yönetebilecek düzeyde yatırım yapmak zorundadırlar.  

Akıllı Bir Ortaklık

Rusya ve Çin için bu oyunda daha büyük ve stratejik bir menfaat var. Kremlin'in açısından, eski Sovyet nüfuz alanına özellikle güvenlik açısından etki etmek için Kırgızistan kilit bir öneme sahiptir. Nitekim, Kırgızistan Sovyetlerden koparak bağımsızlığını kazandığından beri,  ülkedeki en baskın yabancı askeri güç Rusya olmuş ve askerlerini Kırgızistan bağımsızlığı üzerinden birkaç on yıl geçmesine rağmen muhafaza etmiş, ilaveten Bişkek yakınlarındaki Kant'da da hava üssü kurmuştur. Kırgızistan, Rusya'nın liderlik ettiği Ortak Güvenlik Anlaşması Organizasyonuna askeri destek vermesi ve 2015'de katıldığı Avrasya Ekonomik Birliğine üye olması ile Moskova'nın halen en sadık müttefiklerinden birisidir.

Çin'in Kırgızistan'da büyüyen etkisi Rusya'nın hakim konumunu tehdit etmektedir. Çin, ihraç ürünleri için pazara ve ihtiyaç duyduğu hayati önemdeki enerji kaynaklarına sahip olan Bölgede etkinliğini artırırken, dikkat çekmemek için hayati önemdeki Avrupa ve Avrasya Koridoru lafını ağzına bile almamaktadır. Çin, Orta Asya'da geleneksel olarak en büyük ticari ortak olan Rus rakamlarını yakalamış, hatta 2016 yılında Kırgızistan'a yapmış olduğu ihracat 1.6 Milyar Dolara çıkmıştır ki; bu rakamlar Rusya ihracatının iki katıdır. Ayrıca, One Belt One Road Girişimi'nin-OBOR (tren ipek yolu) Orta Asya'nın şekillenmesinde anahtar bileşen olması çerçevesinde Kırgızistan'da büyük ulaşım ve altyapı işlerine de girişmiştir.

Çin'in Orta Asya ve Kırgızistan'da büyüyen varlığı, bu zamana kadar,  Rusya ile bir sürtüşme ortaya çıkmasına yol açmamış, Rusya; düşük petrol fiyatları ve Batının ekonomik yaptırımlarının ekonomisini zayıflatması nedeniyle, kendisi tarafından kolayca yapılamayacak yatırımların Çin tarafından yapılmasına göz yummak zorunda kalmıştır. Tüm bunlara rağmen Çin, Kırgızistan'ın Avrasya Ekonomik Birliğindeki rolünü ve Birlik ile daha yakın çalışması gerektiğini kabul edip Rusya ile doğrudan bir rekabete girmemek konusunda son derece dikkatli davranmaktadır.   İlaveten, Rusya'nın Çin ile doğrudan sahip olduğu bağlar Moskova'nın Batıdan uzaklaşması çerçevesinde güçlenmekte, hatta OBOR projesi kapsamında Avrasya Kara Köprüsü koridoru üzerinden daha da yakınlaşmaktadır.

Güvenlik boyutunda en dikkati çeken gelişme; geçen aylarda hem iki yanlı ilişkiler, hem de Kırgızistan ve diğer Orta Asya ülkelerinin üye olmasına ek olarak geçenlerde Hindistan ve Pakistan'ı da içine alarak genişleyen Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİO)  anlaşması kapsamında Rusya ve Çin'in ortak askeri tatbikat düzenlemesidir. Rusya ve Çin'in Afganistan'da Taliban ve İŞİD tehdidinin büyümesi üzerinde fikir birliği ettiklerini ve endişelerini paylaştıklarını kabul etmemiz halinde ilave güvenlik tedbirlerini birlikte almaları anlamlıdır.


Rusya Tetikte Bekliyor

Hatta, Orta Asya'da beraber yürümek (ekonomi ve güvenlik konularında) şimdilik Rusya ve Çin'in işine yarasa bile, Moskova bir başka ülkenin bölgedeki etkisinin çok güçlü hale gelmesinin önüne geçecek ve muhtemelen diğer ülkelerin etkisinin bölgede aşırı büyümesini engellemek için ciddi bir çaba harcayarak en baskın askeri güç olduğu konumu garanti altına alarak sağlamlaştıracaktır. Hakikaten de bu strateji Amerika'daki 9/11 saldırılarından sonra gerçekleştirilerek Amerika'nın Afganistan'da yürüttüğü savaşa sıçrama tahtası görevi görmek üzere Birleşik Devletlerin Orta Asya'daki askeri varlığını önce kabul ederek desteklemiş, daha sonra bu varlıktan tedirgin olarak Manas'taki Birleşik Devletlere ait hava üssünün kapatılması için Kırgızistan'a baskı yapmıştır. Rusya, Çin'in Kırgızistan'daki ekonomi ve güvenlik ile ilgili faaliyetlerinin kendi çıkarları aleyhinde gelişmekte olduğuna inanırsa, benzer adımları atmaktan veya Çin'in gelişmesini tersine çevirmeyi denemekten çekinmeyecektir.

Kendi cephesinden Kırgız hükümeti, ülkedeki hareketli siyasal manzaranın veri olduğu bir ortamda hem Rusya'nın hem de Çin'in içişlerine bu kadar çok yoğunlaşmasını istemeyebilir. Mesela Atambayev, Rusya'nın geçenlerde Kant'taki hava üssünü geliştirme isteğini reddettiğini ve bunun yerine Kırgız-Tacik Sınırında Rusya ile ortak hava üssü inşa etmeyi teklif ettiklerini söyledi. (Rusya bu teklifi resmi olarak cevaplamadı henüz) Her ne kadar ismi açıklanmayan kaynaklar, önerilerin göz önüne alındığını söylese de Kırgız Güvenlik Konseyi Sekreteri Temir Cumakadirov Rusya'nın teklif ettiği Suriye'ye Kırgız birliklerinin gönderilmesi hususunu resmi olarak müzakere etmediklerini söyledi.

Rusya isteklerini geri çevirmesi yalnızca Bişkek ile Moskova arasında sürtüşme yaratmaya yol açmıyor, aynı zamanda Çin'in Kırgızistan'daki rolünün büyüdüğünden kuşku duyduğuna yönelik Moskova'nın var olan şüphelerini de artırıyor. Bu durum belli bir maliyet karşılığında kendi menfaatlerini yukarı çekebilmek için çabalarken Kırgızistan'ı Çin ve Rus çıkarlarını yukarı çekmek için çabalayan bir ülke konumuna da sokabilir. Yıllar önce eski Kırgız Başkanı Kurmanbek Bakiyev benzer bir stratejiyi takip ederek ülkedeki Rus ve Amerikan hava üslerinin kiralarını artırmayı denemişti. Bu hareket Rusya'yı kızdırmış ve derhal Kırgızistan'a satmış olduğu enerji fiyatlarını artırması Bakiyev'i götüren 2001 devriminin ana nedenini oluşturmuştu.

Rusya'nın Kırgızistan'daki etkisinde kendisini rahat hissetmek için dikkatli bir ilgiye sahip olduğunu söylemek yeterlidir. Rusya ve Çin arasında Kırgızların güvenliği ve ekonomik konulardaki işbirliği büyüyor olmakla birlikte, sonuçta bu ilişkinin böyle devam edeceği garanti olmamasının yanında Rus-Çin işbirliğini geliştiren faktörler, aynı şekilde rekabeti artırarak işbirliği seviyesini aşağıya çekecek potansiyele de sahiptir. Bu potansiyel gözleri bu ülke üzerinde oldukça Çin ile Rusya arasındaki ilişkilerin durumunun gözlemciler tarafından dikkatlice takip edileceği anlamına gelmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme