22 Ağustos 2017 Salı

22.08.2017 Genel Gündem



22.08.2017

GÜNDEM

 'Lojmanı Yakmak İsteyenler Vardı' 
15 Temmuz darbe girişimi kapsamında Akıncı Üssü önünde dokuz kişinin şehit edilmesinden sorumlu olduğu iddiasıyla yargılanan İnsani Yardım Tugayı'nda görevli eski Albay Ali Eraslan, savunmasını yaptı. Fetullahçı Terör Örgütü'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında komuta merkezi olarak kullandığı Akıncı Hava Üssü'ndeki eylemlere ilişkin 486 kişi hakkında açılan davaya devam edildi. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Sincan Cezaevi kampüsündeki salonda görülen duruşmada savunma yapan Eraslan, FETÖ/PDY yöneticisi olduğu iddiasını reddederek, bunu hakaret olarak kabul ettiğini, By- Lock kullanmadığını, darbe toplantılarına katılmadığını, hiçbir iletişim kanalından örgütle bağlantı kurmadığını savundu. 15 Temmuz günü 15.00 civarında Lojistik Komutanlığı Denetleme Başkanlığı'ndan emir geldiğini ve İnsani Yardım Tugayı'ndan toplumsal olaylara karşı hazır kıta kurulmasının istendiğini anlatan Eraslan, bunun üzerine bir toplantı yaptıklarını ve tugayın muharip birlik olmadığından böyle bir hazır kıta oluşturmanın zorluğunu konuştuklarını ileri sürdü. Eraslan, en azından personel olarak hazırlık yapılması emrini verdiğini kaydetti. Daha sonra Kara Kuvvetleri Hakerat Merkezi'nden arandığını aktaran Eraslan, büyük bir terör saldırısı olduğu, komuta kademesinin harekatı Akıncı'dan yürüteceği ve çok hızlı hareket edilmesinin istendiğini öne sürdü. Bu nedenle tabur komutanları dahil tüm tugaya alarm verdiğini ve herkesi kışlaya çağırdığını bildiren Eraslan, topladığı 8-10 kişilik personelle görevi koordine etmek amacıyla Akıncı'ya gittiğini söyledi. Eraslan, "Böyle bir göreve eli boş gitmemiz mümkün değildi. Personele karargah bölüğünden silah ve şarjör aldırdım. Geçici olduğundan birer şarjör aldırdım" ifadesini kullandı.
Milliyet


Almanya Ekonomik Baskı Peşinde! 
Türkiye- Almanya ilişkilerinde gerilimde, Merkel hükümetinin Türkiye üzerinde ekonomik baskıyı kurmayı planladığı aktarılıyor. AB mali yardımlarında yüzlerce milyon euroluk kesinti için Brüksel'de girişimde bulunan Almanya'nın, ikili kapsamdaki ekonomik destekleri gözden geçirmenin yanı sıra, şimdi de Avrupa Yatırım Bankası (AYB) kredilerini de mercek altına aldığı öne sürüldü. DW Türkçe'ye konuşan Alman yetkililer, Türkiye'de tutuklanan Alman vatandaşlarının serbest bırakılmaması, Ankara'dan yapılan son açıklamalar nedeniyle, Berlin'in ekonomik baskı oluşturmak amacıyla adımlarını sürdüreceğini kaydettiler. Bu kapsamda, hükümet ve belediyeler açısından da önem taşıdığı iddia edilen, altyapı ve kalkınma hamlelerine büyük destek sağlayan Avrupa Yatırım Bankası kredilerinde de sınırlamalara gidileceği öğrenildi. AK Parti hükümeti ve AK Partili belediyeler ile iktidara yakın şirketlere yönelik mali desteğin sınırlandırılacağı öne sürülüyor.
Vatan

Ösym Başkanı Ömer Demir İstifa Etti 
Üniversite giriş sınavında yaşanan skandaldan sonra ÖSYM Başkanı Ömer Demir istifa etti. Demir yaptığı açıklamada, "İlgili personelin kasıt taşımayan dikkatsizlikleri sonucu ortaya çıkan yerleştirme hatası nedeniyle ÖSYM'nin kurum olarak tartışılmasının önüne geçmek maksadıyla görevden ayrılma talebimi ilgili makama bugün itibarıyla sunmuş bulunmaktayım" ifadelerine yer verdi. Demir, sorular üzerine "Şaibeli diye bir şey söz konusu olamaz. Bu kural ilk kez bu yıl gelmiş. Üst üste gelince böyle bir hata ortaya çıkmış oldu. Şaibeli bir durum söz konusu olamaz. Bütün adaylar cevap kağıtlarına ulaşabiliyorlar" dedi. ÖSYM 2017 ÖSYS'de üniversite sınavlarında ikinci kez yanlış hesaplama yaparak özür dilemişti. Adayların 'ek puanlı yerleştirme puanları' yerine 'ek puansız yerleştirme puanları'nın dikkate alındığı tespit edildi. Güncellemeyle 1110 adayın yerleştirmesi değişti. 1628 aday daha önce bir programa girmemişken yerleşir duruma geldi, bir bölümü kazanan 1499 aday ise yeni durumda herhangi bir bölüme yerleşemedi. 2015 yılında düzenlenen KPSS sınavında da 12 sorunun hatalı olmasını 'olağan bir sonuç' olarak yorumlayan Demir, "Minik hatalar olabiliyor" savunmasında bulunmuştu.
Vatan

DÜNYA 
Barcelona Firarisi Öldürüldü 
İspanya'nın özerk bölgesi Katalonya'nın başkenti Barcelona'da geçen hafta minibüsle düzenlenen ve 13 kişinin öldüğü terör saldırısında aracı kullanan kişinin 22 yaşındaki Faslı Younes Abouyaaqoub olduğu resmi makamlarca doğrulandı. Saldırganın, olaydan hemen sonra kentin tarihi pazar alanı Boqueria'dan soğukkanlı bir şekilde yürüyerek geçtiği görüntüler basına servis edildi. Saatler sonra ise kamu televizyonu, şüphelinin Barcelona'nın 40 kilometre batısındaki Subirats bölgesinde öldürüldüğünü duyurdu. Katalan polisi de Subirats'ta vurulan Abouyaaqoub'un öldüğünü teyit etti., Kapalı olmasına karşın, aracıyla süratle bir bağın içinden geçen Abouyaaqoub'un mülk sahibi tarafından ihbar edildiği öğrenildi. Uluslararası haber ajansları, katliam zanlısının üzerinde intihar yeleğine benzer bir düzenek olduğunu duyurdu. Bomba imha ekipleri olay yerine sevk edilirken, düzeneğin sahte olduğu belirtildi. Öte yandan Katalonya polisine göre, şüpheli kaçarken bir otomobili gasp etti. Abouyaaqoub, aracın sürücüsü olan Pau Perez'i bıçaklayarak öldürdü ve otomobili çalarak olay yerinden uzaklaştı. Saldırıların olduğu gün, bir otomobilin, polislerin kurduğu bir kontrol noktasını zorla geçmeye çalıştığı rapor edilmişti. Olayda polisler araca ateş açmış ve Perez otomobilde ölü olarak bulunmuştu. İlk başta sürücünün polis ateşiyle öldüğü düşünülse de incelemelerde Perez'in bıçaklanarak öldürüldüğü tespit edildi. Perez'in ölümünün tespitiyle Barcelona ve saatler sonra da Cambrils'de düzenlenen saldırılarda can kaybı sayısı 14'ten 15'e yükseldi. Katalonya Adalet Bakanı Carles Mundo, İspanya'daki çifte saldırıda ölenlerin hepsinin kimliğinin tespit edildiğini ve ailelere haber verildiğini açıkladı. Buna göre ölen 15 kişiden altısı İspanya, üçü İtalya, ikisi Portekiz, biri Belçika, biri Kanada, biri ABD ve biri de İngiltere-Avustralya vatandaşı.
Hürriyet

Kim'i Feci Kızdırdılar 
Kuzey Kore'nin tehdidine rağmen ABD, her yıl Güney Kore ile yaptığı askeri tatbikatı iptal etmedi. ABD'den 17 bin 500, Güney Kore'den 50 bin askerin katıldığı, bilgisayar simülasyonu ile yapılan 'Ulchi Özgürlük Muhafızı' savaş oyunu dün başladı. Kore'de tansiyonu düşürme yönünde girişimleri bulunan Çin, ABD'nin bu savaş oyunlarından vazgeçmesini Kuzey Kore'nin ise füze denemelerine son vermesini öneriyordu. Her şeye rağmen savaş oyunlarının başlaması üzerine Çin, tatbikata son verilmesi çağrısı yaptı. Çin Dışişleri Sözcüsü Hua Chunying, "Kore yarımadasındaki hali hazırdaki durum çok hassas ve kırılgan, bu da Güney Kore ve ABD gibi ilgili tarafların tansiyonu düşürmek için ortak çaba sarf etmesini gerektiriyor. Ortak tatbikatın tansiyonu düşürmek için faydalı olacağını düşünmüyoruz. İlgili taraflara, askıya almaya karşılık askıya alma teklifini ciddi bir şekilde ele almalarını öneriyoruz" dedi. Donald Trump yönetimi, Kuzey Kore'nin en yakın partnerlerinden olan Çin'i Pyongyang yönetimine yeterli baskı yapmamakla suçluyordu. Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in ise tatbikatın savunma amaçlı olduğunu, yarımadada tansiyonu yükseltmeyi hedeflemediğini söyledi. Moon Jae-in bu savaş oyununun her yıl yapıldığına işaret ederek savunma amaçlı olduğunu, kimsenin provokatif girişimlere kalkışmaması gerektiğini kaydetti. Sahadan çok bilgisayar simülasyonu şeklinde gerçekleşecek savaş oyunu 31 Ağustos'a kadar sürecek. Bu yıl ABD'den 17 bin 500, Güney Kore'den ise 50 bin asker katılıyor. Geçen yıl 25 bin ABD askeri katılmıştı. ABD'nin asker sayısını indirmesinin Kuzey Kore krizi ile ilgili olmadığı belirtildi. Kim Jong-un liderliğindeki Kuzey Kore ise gelişmelere sert tepki gösterdi. Resmi KCNA haber ajansı, "Kore yarımadasında bir nükleer savaş tetiklemek istiyorlar. Kore yarımdasında durum, savaş manyaklarının pervasız şekilde kuzeyi hedef alan savaş gürültüsü nedeniyle kritik bir aşamaya ilerledi" dedi.
Hürriyet

Kore'de Korkutan Tatbikat Başladı 
Güney Kore ve ABD, Kuzey Kore'nin art arda kıtalar arası balistik füze denemelerinde bulunmasının ardından ilk büyük çaplı ortak askeri tatbikatına başladı. Yonhap haber ajansının haberine göre, "Ulchi Özgürlük Koruyucusu" (Ulchi Freedom Guardian) adı verilen ABD-Güney Kore tatbikatı, "en uygun caydırma stratejisiyle" perşembe gününe kadar devam edecek. Güney Kore Savunma Bakanlığı, tatbikata 50 bin civarında askerin katılacağını açıklarken ABD Savunma Bakanlığı da tatbikatta 17 bin 500 ABD askerinin yer alacağını belirtti. Tatbikata, Birleşmiş Milletler Komutanlığına (UNC) üye Avustralya, Kanada, Kolombiya, Danimarka, Yeni Zelanda, Hollanda ve İngiltere askerleri de katılıyor. Uluslararası haber ajanslarının geçtiği fotoğraflarda, Amerikan casus uçağı U-2 Dragon'un bir Güney Kore'nin Pyeongtaek kentindeki ABD üssüne indiği görüldü. Kuzey Kore'den ise, daha önce birçok kez yapılmamasına yönelik uyarıda bulunduğu tatbikatın başlamasının ardından sert açıklamalar geldi. ABD'yi ateşe körükle gitmekle suçlayan Pyongyang, tatbikatın gerçek çatışmaya dönüşebileceği uyarısını yaptı. Kuzey Kore ayrıca ABD'ye saldırması durumunda ABD'nin yanında yer alacağını açıklayan Avustralya'ya da uyarıda bulundu. Kuzey Kore devlet ajansı KCNA'nın aktardığına göre dışişleri bakanlığından bir yetkili, "Bu felakete davetiye çıkaran bir intihar eylemidir, aynı şekilde siyasi olarak olgunlaşmamış olduğunun göstergesi ve mevcut durumun ciddiyetinden haberdar olmamaktır" dedi. Gerilimi düşürme çalışmaları ise devam ediyor. Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-in, bakanlar kurulu toplantısında yaptığı açıklamada, tatbikatın tamamen savunma amaçlı olduğunu vurgulayarak Kuzey Kore'ye tatbikatı provokasyon bahanesi olarak kullanmama çağrısı yaptı. Ulchi tatbikatının her yıl yapıldığına ve Kore yarımadasında gerilimi tırmandırmak gibi bir niyetlerinin olmadığına dikkati çeken Moon, "Ulchi tatbikatı, insanlarımızın canını ve malını korumak için savunma hazırlıklarını kontrol etmeyi amaçlamaktadır." ifadelerini kullandı. Kapılarının Kuzey Kore ile diyaloğa her zaman açık olduğunu söyleyen Moon, Kuzey'den gelecek herhangi bir provokasyona karşı koyulması için hükümete ve orduya talimat verdiğini kaydetti.
Milliyet

Baş Şüpheli Öldürüldü 
İspanya'nın Barcelona kentinde geçtiğimiz hafta gerçekleştirilen terör saldırısının baş sorumlusu olduğu açıklanan Yunus Ebu Yakup polis tarafından vurularak etkisiz hale getirildi. Söz konusu kişinin, Barcelona'nın yaklaşık 45 km dışındaki bir kasabadaki halkın ihbarını değerlendiren polis düzenlediği operasyon sonucu zanlıyı ölü olarak ele geçirdi. Bu kişinin belinde, patlayıcı olduğu düşünülen geniş bir kemere rastlandığı kaydedildi. Bununla birlikte, baş şüpheli olan Ebu Yakup'un, olay yerinden kaçtıktan sonra bir otomobili gasp ettiği ve sürücüsünü bıçaklayarak öldürdüğü açıklandı. Teröristin son kurbanı, perşembe gecesi arabasının yolcu koltuğunda ölü bulunan Pau Perez oldu. Perez ile birlikte ölü sayısı 15'e yükseldi. İspanyol basını ise zanlıların nasıl radikalleştikleri üzerine yoğunlaştı. İspanya'da yer alan haberlere göre Ebu Yakup sadece bir yıl içinde radikalleşti. Akrabaları, mart ayında teröristin Fas'a yaptığı ziyarette kadınlarla tokalaşmayı reddetmesiyle dikkatleri üzerine çektiğini iddia etti. Zanlının erkek kardeşi ve iki kuzeni de Cambrils'de polis tarafından öldürülenlerin arasındaydı. Öte yandan Cambrils'de öldürülen teröristlerden Said Aallaa'nın evinde İspanyol polisi tarafından yapılan aramada teröristin yazdığı bir mektup ele geçirildi. Mektupta teröristin ailesine ithafen "Yapmak üzere olduğum şey için hepinizden özür dilerim" ifadesini kullandığı öğrenildi. Ayrıca, Fransız medyasındaki haberlerde, Cambrils'deki saldırıda kullanılan aracın, Fransa'nın Essonne bölgesinde hız kameralarına yakalandığı ifade edildi. Ancak henüz İspanya'daki saldırıyı gerçekleştiren grupla aracın Fransa'da görülmesi arasındaki bağlantı netlik kazanmadı.
Milliyet

Bm'ye 'Katil Robot' Uyarısı 
Dünyanın önce gelen robot ve yapay zeka uzmanları, Birleşmiş Milletler'e (BM) bir mektup yazarak, öldürme yeteneği olan robotların geliştirilmesinin ve kullanılmasının yasaklanmasını talep etti. Tesla'nın kurucusu Elon Musk ve Google'ın satın aldığı yapay zeka şirketi Deep- Mind'ın kurucusu Mustafa Süleyman'ın da aralarında olduğu 26 ülkeden 116 uzmanın imzaladığı mektupta, yapay zeka ile hedeflerini otonom olarak belirleyip öldürebilen robotların geliştirilmesinin engellenmesi isteniyor. Mektupta, bahsi geçen robotların teröristler ya da otoriter devletlerce siviller üzerinde kullanılabileceği, ayrıca hackerlar tarafından da ele geçirilebileceği uyarısı yapılıyor. Mektupta, "Harekete geçmek için çok zamanımız yok. Pandora'nın kutusu bir kere açıldıktan sonra onu kapatması zor olacak" ifadeleri yer aldı. Bazı uzmanlar savaşlarda yapay zekanın kullanılmasının cephelerdeki askerlerin güvenliğini artırabileceğini savunsa da buna karşı çıkanlar yapay zekanın vereceği kararlarla savaşların daha kolay çıkabileceğinden endişeleniyor. Birleşmiş Milletler kısa süre önce otonom silahlar üzerine bir oturum yapma kararı almıştı.
Vatan

EKONOMİ 
Dolar: 3,4950-3,4979                       
Euro: Euro 4,1294-4,1339
Sterlin: 4,5080-4,5105
Gram Altın: 145,8431-145,0098

En İstikrarlı Ülke Türkiye Olacak 
Başbakan Binali Yıldırım, bundan sonraki on yıllarda Türkiye'nin en istikrarlı ülke olacağını bildirdi. Yıldırım, Singapur-Türkiye İş Forumu'nda, işadamları, yatırımcılar için güven ve öngörülebilirliğin önemli olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu: "Evet, biz geçen yıl kötü bir tecrübe yaşadık. Hiç olmaması gereken bir iş oldu. Bu olaya rağmen yılın sonunda yüzde 2.9 büyümeyi başardık. Bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 5, ikinci çeyrekte daha fazla, yüzde 7 büyüme öngörüyoruz. O bakımdan geleceğe yönelik 'Acaba Türkiye'de bir istikrarsızlık olur mu, olmaz mı' diye bir soru akla gelebilir. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak buradan söylüyorum, bundan sonraki gelecek on yıllarda en istikrarlı ülke Türkiye olacak. Bunu açıkça söylüyorum." Yıldırım, Singapur'un önümüzdeki yıl ASEAN Dönem Başkanı olacağını vurgulayarak, "Ağustos başında sektörel diyalog ortağı olduk. Ümit ediyorum ki gelecek yıl ASEAN bünyesinde de Türkiye'nin daha etkin şekilde rol alması için Singapur gereken desteği, katkıyı verecektir. Gelişmiş serbest ticaret anlaşması, Türk ve Singapurlu yatırımcılara, iş adamlarına büyük imkanlar sunuyor. Bu imkanları en iyi şekilde kullanacağınıza inanıyorum" diye konuştu. Singapur ziyaretinde ISEAS Yusuf İshak Enstitüsü tarafından 41'incisi düzenlenen "Singapore Lecture" konferansına da konuşmacı olarak katılan Yıldırım, "Türkiye'nin temel dış politika eksenleri bugün de güncelliğini korumaktadır. Avrupa Birliği, ülkemiz için stratejik hedef olmayı sürdürüyor. AB ile çok boyutlu ve köklü ilişkilerimiz var. AB ile Gümrük Birliği içinde olan tek aday ülkeyiz. Türkiye, AB'nin beşinci büyük ticaret ortağı ve AB ile ticaretimiz yaklaşık 146 milyar dolar seviyesindedir. Gümrük Birliği'ni güncelleyerek ticaret hacmini iki katına çıkarmayı hedefliyoruz ve bunun başarılabileceğini öngörüyoruz" dedi. Yıldırım, Singapurlu yatırımcılara, aynı zamanda Türk işadamlarına büyük görev düştüğünü belirterek daha fazla bir araya gelmeleri, birlikte çalışmaları, hem Türkiye'de hem Singapur'da hem de üçüncü ülkelerde meydana gelen büyük fırsatları değerlendirmeleri gerektiğini kaydetti. Yıldırım, "Singapur'la serbest ticaret anlaşması sayesinde önümüzdeki dönemde karşılıklı ticaretin ve yatırımların ivme kazanacağına, ekonomik ilişkilerde yeni bir sıçrama yaşayacağımıza inanıyorum. Bu anlaşma ikili ve bölgesel ilişkilerimize açılan tarihi bir fırsat penceresi olmaya devam edecek" dedi.
Hürriyet

Hedef 2 Milyar Dolar 
Başbakan Binali Yıldırım'ın Singapur ziyaretinde, 2014 yılında görüşmeleri başlayan ve son onayı bekleyen Serbest Ticaret Anlaşması'nın (STA) yürürlük tarihi 1 Ekim olarak açıklandı. Başbakan Yıldırım'a eşlik eden Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Türkiye-Singapur arasındaki STA'nın 1 Ekim itibarıyla devreye gireceğini belirterek, "Hedef olarak 2 milyar dolarlık dış ticaret hacmini 2018 yılı sonunda yakalayacağımıza inanıyorum" dedi. Zeybekçi, Başbakan Binali Yıldırım'ın katılımıyla Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ile Singapur İş Konseyi ortaklığında düzenlenen Türkiye-Singapur İş Forumu'nda konuştu. Singapur ile 2014 yılında STA görüşmelerinin başlatıldığını anlatan Zeybekçi, ilk görüşmelerden sonra iki tarafın birbirine asla "hayır" demediğini fark ettiklerini aktardı. Zeybekçi, şunları kaydetti: "Son dönemdeki popüler tartışmaların da odağında olan Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği Anlaşmasının güncellenmesi... Bununla ilgili biz Singapur ile bir laboratuvar çalışması yapalım dedik. Singapur ile ülke olarak tarihimizin en geniş, kapsayıcı STA'sını görüşmeye başladık ve 2015 yılında bitirdik. Bakan olarak ilk geldiğim ülke olan Singapur, Bakan olarak başlayıp bitirdiğim ilk STA da Singapur-Türkiye arasındaki oldu." Zeybekçi, iki ülke arasındaki ticaretin yüzde 48 civarında bir artışla devam ettiğini, bu sene sonunda tarihi bir zirve yakalanabileceğini belirterek, "İnşallah STA 1 Ekim itibarıyla devreye girecek, hedef olarak 2 milyar dolarlık dış ticaret hacmini 2018 yılı sonunda yakalayacağımıza inanıyorum" ifadelerini kullandı. Sanayici ve işadamlarının yatırım yapması için de STA'nın son derece önemli olduğunu vurgulayan Zeybekçi, gerek hizmet yatırımları, gerek kamu alımları gerekse diğer sanayi alanlarındaki ürünlerin serbestçe üretilmesi ve satılabilmesi için de STA'nın önem taşıdığını dile getirdi. Başbakan Yıldırım'ın talimatıyla Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşmasının da STA'ya uygun olarak güncelleneceğini bildiren Zeybekçi, "Bu yıl sonuna kadar bu konuda bir noktaya geleceğimize inanıyorum" diye konuştu. Singapurlu iş insanlarına seslenen Zeybekçi, "Halihazırda dünyanın en iddialı yatırım teşvik sistemi olan Proje Bazlı Teşvik Sistemi ile sizleri yatırıma çağırıyoruz. Yatırım için Türkiye'ye geldiğinizde her şeyi konuşabiliriz, her şeyi pazarlık edebiliriz. Sayın Başbakanımızın tabiriyle 'size özel ceket diker' gibi her birinizi ayrı ayrı bu teşviklerden yararlandırabiliriz. Sizler için özel yatırım teşvik belgeleri düzenleyebiliriz" ifadelerini kullandı. Singapur-Türkiye İş Forumu'na, Başbakan Yardımcıları Mehmet Şimşek ve Recep Akdağ, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Ömer Cihad Vardan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, milletvekilleri, bazı bürokratlar ve işadamları katıldı.
Hürriyet

Son Gün Pazarlığı
Toplam 3 milyon 200 bin kamu görevlisi ile 1 milyon 900 bin memur emeklisine; 2018-2019 yılında yapılacak zam oranları için toplusözleşme görüşmelerinin son günü karşılıklı müzakerelerle geçti. Hükümet son teklifini 2018 yılı için ilk altı ay yüzde 3.5, ikinci altı ay yüzde 3.5, 2019 yılı için ilk altı ay yüzde 4, ikinci altı ay yüzde 5 olarak açıklarken; Memur-Sen bu teklifin müzakereye açık ancak imzaya kapalı olduğunu belirtti. Memur- Sen yeni bir teklif beklediğini açıkladı. İki taraf arasındaki görüşmeler sabaha kadar sürdü. Memurlarla toplusözleşme görüşmelerinin son gününde hükümetin yeni teklifini Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanı Jülide Sarıeroğlu açıkladı. İlk tekliflerini 2018 yılı ilk altı ay için yüzde 3, ikinci altı ay için yüzde 3, 2019 yılı için de ilk altı ay yüzde 3, ikinci altı ay için yüzde 3 olarak yaptıklarını belirten Sarıeroğlu, sonraki süreçte sendikalarla diyaloglarının devam ettiğini dile getirdi. Sarıeroğlu, "Bu sırada teklifimizi güncellemiştik. Ara değerlendirme sonrasında teklifimizi; 2018 yılın ilk altı ayı için yüzde 3.5 ikinci altı ayı için yüzde 3.5, 2019'un ilk altı ayı için yüzde 3.5, ikinci altı ayı için yüzde 3.5 şeklinde revize ettiğimizi heyetimizle paylaşmıştık" dedi. Sarıeroğlu, şöyle devam etti: "80 milyon vatandaşımızın da menfaatleri doğrultusunda son teklifimizi Kamu İşveren Heyeti olarak oluşturduk. Bu bağlamda teklifimiz; 2018'in ilk altı ayı için yüzde 3,5 ikinci altı ayı için yüzde 3.5, 2019'un ilk altı ayı için yüzde 4, ikinci altı ayı için yüzde 5 şeklinde belirlenmiştir. Az önce gerçekleştirdiğimiz toplantıda bu teklifimizi, Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti Başkanımıza illetim. Bundan sonraki aşamada kendileri değerlendirmelerini gerçekleştirecekler." Açıkladıkları rakamların kendileri için son teklif niteliğinde bulunduğunu belirten Sarıeroğlu, *Biz bütün parametreleri, bütün argümanları toplu olarak, bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirdik" dedi. Teklifin maliyetiyle ilgili sorulara da Sarıeroğlu, "Maliyet unsuru olarak bakmıyoruz. Bir bütün olarak bakıyoruz" yanıtını verdi. Bakan Sarıeroğlu'ndan sonra teklifi değerlendiren Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın ise, "Elimize kalemi veriyor ama içine mürekkebi koymuyor. Dolayısıyla bu teklifin kalemi verdiği gibi mürekkebi de içine koyması gerektiği açık. Teklif, adaletin kapısını aralıyor ama kalkınmanın kapısını aralamıyor. Bu teklif kalkınmanın kapısını da aramalı" dedi. Teklifin müzakere edilebilir olduğunu söyleyen Yalçın, "Bir tek amacımız var, üzüm yemek. Bağcı dövmek gibi bir derdimiz yok. Biz bu ülkenin sevdalısıyız. Hakeme zorlanmak gibi bir süreci yaşamak istemiyoruz" ifadelerini kullandı. Mevzuata göre, 21 Ağustos'a kadar hükümetle memur sendikaları arasında uzlaşma sağlanmazsa, hakem kurulu devreye giriyor. Çoğunluğu Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen üyelerden oluşan Hakem Kurulu'nun vereceği toplu sözleşme kararı da bağlayıcı oluyor. Söz konusu düzenlemeyi Memur- Sen "21 Ağustos sabah mesai başlayana kadar süreç devam edebilir" şeklinde yorumlayınca, görüşmelerin sabaha kadar sürmesinin yolu açıldı.
Hürriyet

2 Ay Müsaade Edin Et Fiyatı Düşecek 
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, kırmızı et fiyatını düşürmek amacıyla planlamalar yaptıklarını belirterek, 'Halkımız bana 2.5 ay müsaade etsin' ifadesini kullandı. Hedeflerinin kırmızı etin tüm paydaşlarını 'kazan-kazan' modeliyle mutlu etmek olduğunu belirten Fakıbaba, 2017 yılı son 4 ayına ve 2018 yılına dair planlarını yaptıklarını kaydetti. Bakan Fakıbaba, "Halkımız bana 2, 2.5 ay müsaade etsin. İyi şeyler ortaya çıkarsa tabi ki alkışı hak etmiş oluruz. Kötü olursa da başta ben çok üzülürüm. Fakat başarısızlığı kabul etmeyen bir kişiliğim var. 'Kazan- kazan' sistemiyle üreticinin de tüketicinin de mutlu olmasını sağlamak ilk hedefimiz. Şu an insanlarımızın hepsi mutlu mu? Değil. Fakat herkesin mutlu olabileceği planlamalarımız var" diye konuştu. Kırmızı et paydaşları ise fiyatlardaki artışın yerli üretimin desteklenmesiyle önlenebileceğini belirterek, bakanlığın önemli bir hazırlık içinde olduğunu kaydetti. Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, 'bunu bir sürece sıkıştırmak sayın bakana haksızlık olur' diyerek, ancak bakanlığın ciddi adımlar atacağına inandıklarını dile getirdi. Tunç, "Bakanlıkta sabahlara kadar çalışıldığını biliyoruz. Herkesin kazanmasından başka bizi mutlu edecek şey yok. Fiyatlar ve üretim konusunda tek çare yerli üretim. Adımların da bunlara yönelik atılacağını umut ediyoruz" dedi. Ağustos ayı içinde Bakan Fakıbaba'yı ziyaret ederek, hazırladıkları dosyayı sundukları bilgisini veren Bülent Tunç, Türkiye'nin kırmızı ette kendine yetecek sistemin kurulması üzerine konuştuklarını söyledi. Tunç, "Kırmızı et stratejik bir ürün. Yerli üretimin maliyeti ne olursa olsun yapılmalı. İleride mutlaka meyveleri toplanacaktır. Yoksa dışarıya bağlandıkça ülkemizi çok kötü günler bekliyor demektir" diye konuştu. TÜİK verilerine göre 2017 yılı 2. çeyreğinde kırmızı et üretiminin yüzde 3.5 düştüğüne dikkat çeken Tunç, "Tek ithal edemeyeceğimiz şey üretici. Mesela 2017 yılında yerli besi danasına destek kaldırıldı, bu bizi şok etti. Bu düşüş de haklılığımızı gösteriyor. Böyle giderse 3. ve 4. çeyrekte düşüşler yüzde 8'i bulur" dedi.
Milliyet

İstanbullu Ev Sahibi Kaybetti 
Maliye Bakanlığı'nın kira beyannameleri istatistiklerinden yaptığımız hesaba göre kira geliri elde etmek için İstanbul'a değil Anadolu'ya yatırım yapanlar kazanmış. Son yıllarda İstanbul'da ev satın alıp kira geliri elde etmeye çalışanlar ise aslında kaybetmiş. Çünkü 2000 ile 2014 arasında enflasyon 2001 krizinin de etkisiyle yüzde 532 olmuş. Aynı dönemde İstanbul'da ev kirası yüzde 357 artmış. Yani reel olarak düşmüş. Böylece kazancı ile kendi bulunduğu ilden değil İstanbul'dan ev, işyeri satın alıp kira geliri elde etmeye çalışan Anadolu esnafı ve işadamının aslında zararda olduğu ortaya çıkıyor. Başkent Ankara'da da aynı durumgeçerli. Ankara'da 14 yılda kira artışı İstanbul ile aynı olmuş. İki büyükşehirden daha kötü kira artışı görülen şehir sadece terör faaliyetleri dolayısıyla güvenlik zaafiyeti oluşan Diyarbakır. Bu ilde kira yüzde 307 artabilmiş. Eskişehir, Kayseri ve Çorum illerinde de artış enflasyonun altında kalmış. Sivas, Malatya ve Aksaray'da ise yaklaşık olarak enflasyona eş bir artış söz konusu. Yüksek oranlı artışlara rağmen Anadolu hâlâ İstanbul'u yakalamış değil. İstanbul ortalama bin 564 lira aylık kira ile hâlâ en yüksek kiranın ödendiği yer. İstanbullu yıllık 18 bin 700 lira ortalama kira geliri elde ediyor. İstanbul'da 2000 yılında ortalama kiraların 342 lira civarında olduğu hesaplandı. İstanbul'u Gaziantep bin 205 liralık kira ile takip ediyor. Antep'in ardından ise Antalya ve Van geliyor. Kiranın 2014'te ortalama bin lira ve üstü olduğu iller de bu 4 şehir. İzmir ve Ankara'da ise ortalama kiralar bin liranın hemen altında. 2014'te en düşük kiraların ödendiği iller ise 292 lira ile Ardahan, 320 lira ile Bitlis ve 322 lira ile Tunceli oldu.
Haber Türk

POLİTİKA
 Asker Nerede Görev Verilirse Gider Yapar 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, darbe girişiminin önlenmesinde rol alan Korgeneral Zekai Aksakallı'nın 'pasif görev' olarak değerlendirilen 2. Kolordu Komutanlığı'na atanmasının ardından 'kırgın' olduğuna ilişkin iddialarla ilgili "Askerlikte kırgınlık olmaz. Nerede görev verilirse gider görevini orada yapar" dedi. Erdoğan, dün Ürdün'e ziyareti öncesinde Atatürk Havalimanı'nda yaptığı açıklamalarda şunları söyledi: "Ürdün, FETÖ iltisaklı tek okulu derhal kapatarak çalışanlarını da sınır dışı ederek ülkemize bu mücadelede güzel bir destek vermiştir. Ziyaretim vesilesiyle bu destekleri için başta kardeşim Ürdün Kralı Abdullah olmak üzere ilgili tüm Ürdün makamlarına bizzat teşekkür etme fırsatı bulacağım. Türkiye ve Ürdün bölgesel krizlerden doğrudan etkilenen iki ülke. Türkiye gibi Ürdün de çok sayıda Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Biz nasıl 3 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyorsak Ürdün de bu süreç içerisinde yaklaşık 1 milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor. Dolayısıyla bu ülkenin yaşadığı sosyal, siyasal ve ekonomik zorlukları çok iyi anlıyoruz. Komşusu olduğumuz Suriye'nin ve Irak'ın toprak bütünlüğüne büyük önem veriyoruz. Ürdün'ün de bizimle aynı endişeleri paylaştığını gayet iyi biliyoruz. Bu ziyaret vesilesiyle her iki ülkedeki gelişmeleri Kral Abdullah ile ele alma imkânı bulacağız. Ayrıca tüm İslam alemi bakımından büyük önem taşıyan Kudüs ve Haremi Şerif'teki son durumu değerlendireceğiz. Bir daha benzer tacizlerin, saldırı ve hak ihlallerinin yaşanmasını asla istemiyoruz. Kardeşim Kral Abdullah ile bu ziyaretim sırasında Filistin'e önümüzdeki dönem vereceğimiz desteğe ilişkin hususları da ele alacağız. (Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'nın Çanakkale'deki 2. Kolordu Komutanlığı'na atanmasına ilişkin bir kırgınlığının olduğu söyleniyor. Bu görev değişimini nasıl değerlendiriyorsunuz?) Askerlikte kırgınlık kavramı gibi bir kavram olmaz. Nerede görev verilirse asker gider orada görevini yapar. Şu an zaten Zekai Aksakallı'nın Özel Kuvvetler'deki görev süresi de doldu. Kaldı ki bu da aslında böyle bir süreyle de bağımlı olan bir şey değildir. Bu yaklaşan YAŞ (Yüksek Askeri Şûra) toplantılarında da değerlendirmeler neticesinde 2. Kolordu'ya atamasıyla alakalı ilgili birimler bu teklifi getirmiş vaziyetteler. Bundan sonraki süreçte de orada bu görevini devam ettirecek. (Geçtiğimiz hafta İran Genelkurmay Başkanı Türkiye'deydi. Türkiye'nin de son zamanlarda özellikle Kandil'e ve Sincar'a harekât yapma planı olduğu biliniyor. Bu ziyarette buna yönelik bir karar alındığı belirtiliyor. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?) Bu ziyarette sınırdaş ve özellikle de aynı inancın mensupları olarak tehdit unsuru haline gelmiş olan bu terör örgütlerine karşı İran'la böyle bir müşterek hareketin yapılması her an gündemde. Bu dayanışma iki genelkurmay başkanı arasında görüşülmüş ve nasıl bir çalışma yürütülebilir, bunun diplomatik boyutu ne olabilir, bunların hepsini aramızda görüştük. Benim kabulümde de kendileriyle bunun daha geniş anlamda nasıl olması gerekir, bunları aramızda görüştük. Çalışmalar devam edecek. Çünkü PKK terör örgütünün İran'daki ayağı biliyorsunuz PJAK. Bu tehditler her iki ülkenin dayanışması halinde çok daha farklı bir şekilde, çok daha kısa bir zamanda bir neticeye ulaşır düşüncesinden hareketle bu çalışmaları yapıyoruz, yapacağız."
Hürriyet

Yeni Partinin Teşkilatı Aydın'a Emanet 
MHP'den kopan Meral Akşener yeni parti oluşumuna hız verirken, MHP'de genel başkanlık yarışına girmesi beklenen Koray Aydın cephesinde sürpriz gelişme yaşandı. Aydın, MHP'den istifa ederek, daha önce mesafe koyduğu Akşener'in saflarına katıldı. İstifa dilekçesini partiye ulaştıran Aydın, MHP içinde siyaset yapma olanağı kalmadığı düşüncesinde. Aydın, Meral Akşener ve Ümit Özdağ'ın kuracağı yeni partiye katılacağını açıkladı. Aydın, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada ise şunları kaydetti: "Bu partiye katılıyorum; çünkü Türkiye'de siyaset tıkandı. Bu siyasi tıkanma Türk demokrasisini de kilitledi. O yüzden bu kilidi açmamız gerekiyor. Başka bir çözüm yok. Kendi partimizin içinde açmaya çalıştık, iktidar da müdahale etti, bunu açamadık. Türk siyasetine yeni bir soluk kazandırmak istedik. Tam merkezde olacağız. Söylemlerimiz sert, yıkıcı olmayacak. Tam aksine daha kapsayıcı, daha kuşatıcı herkesi içine alacak yumuşak, birleştirici bir söylem olacak. Adalet en çok arayacağımız erdem olacak. Yerel seçimlere katılacağız, derhal teşkilatları kuracağız. Ben teşkilatçıyım. Mahalle mahalle apartman apartman örgütleneceğiz." Kulislere yansıyan bilgilere göre, Aydın cenahında hava, MHP içinde kalarak 18 Mart 2018'de yapılması planlanan olağan kongrede mücadele vermek yönündeydi. Ancak, il ve ilçe kongrelerinde taraftarlarının salona alınmaması, adaylıklarının engellenmesi, aday olunup kazanılan yerlerin feshedilerek ihraç işleminin yapılması Aydın'ı köşeye sıkıştırdı. MHP içinde siyaset yapma zeminini kaybetmekle karşı karşıya kalan 2018'de aday olması da tehlikeye giren Aydın, siyaset yapmak için yeni parti oluşumuna girme kararı aldı. Aydın kanadından, "MHP'de partinin kapı eşiğinde tutulduk. 'İçeri girip siyaset yaparsanız sizi döveriz, dışarı çıkıp siyaset yaparsanız sizi yine döveriz' anlayışı hakim olunca siyaset yapma olanağı kalmadı. Siyaset tıkandı" açıklaması geldi. Aydın, MHP'den neden istifa ettiği ve yeni partiye niçin katıldığını bugün 10.30'da düzenleyeceği basın toplantısında açıklayacak. Toplantıya yeni partinin lideri olacak Meral Akşener de katılacak. Aydın'ın böyle bir adım atmasını beklediklerini belirten MHP genel merkez yönetimi, "Tutarsızlıklarla dolu bir tavır sergiledi. Kendine yakışanı teyit etti. MHP arınıyor, temizleniyor" değerlendirmesinde bulundu.
Milliyet

SPOR 
Pes Etmek Yok 
A Milli Basketbol Takımı'nın en önemli kozlarından birisi olan ve aynı zamanda NBA'de de Cleveland Cavaliars ile yepyeni bir maceraya hazırlanan Cedi Osman, belki de tüm gözlerin üzerinde olacağı Avrupa Şampiyonası öncesinde Milliyet'e konuştu. Gerçekten önünde büyük bir heyecanla beklediği iki sınav bulunduğunun bilincinde olduğunu söyleyen yıldız basketbolcu şöyle konuştu: "İki ayrı sayfa var önümde. Birisi milli takım, diğeri de hemen sonrasında başlayacak NBA yolculuğu. Şu anda tamamen milli takıma konsantreyim. Kendi evimizdeki şampiyona gerçekten benim için çok çok önemli. Ersan ağabeyin gelmemesi mutlaka takımı etkileyecektir, onun açığını kapatmak kolay değil ama ben sorumluluk almaktan hiç kaçınmayacağım. Bu seviyede artık sorumluluk almaya bir yerden başlamam gerekiyor. İnşallah Ufuk Ağabey ile 31 Ağustos'a kadar çok güzel bir kimya yakalayacağız ve çok iyi bir takım olarak Türk halkının önüne çıkacağız." Kamuoyunda bir umutsuzluk olduğunun farkında olduğunu ifade eden Cedi şu şekilde devam etti: "Umutsuzluk var. Birçok kişi ilk 8 başarı olur, çok fazla yüklenmemek lazım diyor ama tecrübeli isimlerimizi bir yana bırakalım, burada olan gençler bile en azından 2 Avrupa Şampiyonluğu yaşamıştır. Ben kimsenin bizi küçümsediğini düşünmüyorum. Biz kendi taraftarımızın önünde de çok iyi oynayan bir takımız. Belki 2010 sonrası resmi bir maç oynamadık burada ama hazırlık maçlarında bile tribünleri dolduran bir taraftarımız var. Sırbistan, Rusya, Letonya gibi güçlü ekiplerin olduğu bir gruptayız ama inşallah oradan 1. çıkabiliriz. Sonunda da beni tek tatmin edecek şey madalya olur. Ben elimden gelenin en iyisini yapacağımın sözünü veriyorum. Tüm takımın da bunu yapacağını biliyorum. Burada örnek almamız gereken kişi de Ufuk Sarıca'dır. Ufuk Ağabey, özellikle Karşıyaka senesinde kimsenin beklemediği işleri başardı. Onun hiçbir zaman pes etmeyen bir coach olduğunu biliyoruz, kendisi gibi pes etmeyen bir takım yaratacaktır. O yüzden kimse umutsuzluğa kapılmasın."
Milliyet

Vıda'ya Sigorta 
Beşiktaş, Domagoj Vida ile anlaşmaya vardı, kulübü Dinamo Kiev'i iknaya kaldı. 31 Aralık 2017'de sona erecek sözleşmesi nedeniyle Hırvat stoperi şimdiden kadrosuna katmanın hesaplarını yapan siyah-beyazlılar, hafta içerisinde Ukrayna'ya giderek kulübünü razı etmeye çalışacak. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin de devrede olduğu futbolcu konusunda önemli mesafe kaydeden Kartal, Dinamo Kiev'i ikna edemezse futbolcuya imza attıracak, devre arası transferini bekleyecek. Ancak siyah-beyazlılar, bu durumda herhangi bir maddi kayıp yaşamamak için tedbirini alacak. Beşiktaş, imza attıracağı futbolcuyu sigortalatacak. Takımların genelde mevcut kadrodaki isimleri sigortalayarak, sakatlıkları durumunda tazminat olarak maddi zararı karşıladığı bilinirken, Kartal ilk kez kendi kadrosunda olmayan bir oyuncuyu sigortalayacak. Bu şekilde Vida, Ukrayna Ligi'nde maddi koruma altında olacak. Vida'nın sakatlanma riskini göz önünde bulundurarak, Hırvat oyuncuyu sigortalayacak olan Beşiktaş Yönetimi'nin ilk hedefi ise Dinamo Kiev'i şimdiden ikna etmek... Bu transferde Boyko ve Aras gibi isimleri de takasta kullanmak isteyen siyah - beyazlı kulüp, Şenol Güneş'in isteğiyle Vida'yı getirmek için yoğun mesai harcayacak.
Milliyet

Benim Gördüğüm Fotoğraf Başka 
Fenerbahçe Teknik Direktörü Aykut Kocaman, 2-2 biten Trabzonspor maçı sonrası Milliyet'in sorularını yanıtladı. Sarı-lacivertli ekibin deneyimli çalıştırıcısı, yapılan eleştirilere kesinlikle katılmadığını belirtirken, gelecek adına bir hayli umutlu konuştu. "Benim gördüğüm fotoğraf başka. Takımda çok net bir ışık görünüyor, kaliteli ve isteyen bir ekip var" ifadelerini kullanan Teknik Direktör Aykut Kocaman şöyle devam etti; "Baktığınızda top 43 dakika oyunda kalmış. Bu 43 dakika içerisine 10 tane gol pozisyonu sığdırdık. Yüzde 65 top kontrolü bizde. Kale önünde Soldado'nun dokunamadığı top ve vurduğu kafa vuruşu, Skrtel'in iki tane kafa vuruşu ve Josef'in son dakikada kaçırdığı pozisyon var. Bu takıma Giuliano ve Soldado girecek, Fernandao 1 ay sonra aramıza katılacak. Böylece ön tarafı tamamlamış olacağız. Bu oyuncuların katılmasıyla daha farklı bir Fenerbahçe ortaya çıkacak. Sabrın ve anlayışın kalmadığı bir yerde olduğumu biliyorum. Camia 3 senedir şampiyonluktan uzak ve bunu çok istiyor. İnanıyorum ki büyük bir aksilik olmazsa, şampiyon olacak bir kadro var burada... Şampiyon biz olacağız..." Mehmet Topal'ın pas yüzdesinin düşük olduğu yönündeki soru üzerine de Kocaman, "Trabzonspor orta sahasında Okay, Kucka gibi güçlü isimler vardı. Orta sahada onun üzerinde büyük bir baskı oluştu. Futbol dışarıdan göründüğü kadar kolay değil" değerlendirmesini yaptı.
Milliyet

Tolga'ya Değen Sihirli El! 
Galatasaray lige görkemli bir giriş yaparken şüphesiz Tolga Ciğerci de performansıyla dikkatleri üzerine çekti. Geçen sezon ne bir gol ne asist yapabilen Tolga Ciğerci bu sezon iki maçı da boş geçmedi. Tolga mı değişti, yoksa değişen başka şeyler mi vardı? 25 yaşındaki futbolcunun yakın çevresi ve sarı-kırmızılı yetkililer birbirinden ilginç tespitlerde bulundu. Buna göre geçen sezon 6 numaralı pozisyonda oynayan Tolga'nın yeri değişti. 4-1-4-1 formasyonunda ortanın solunda karşılaşmalara başlıyor ve maç içerisinde zaman zaman Belhanda ile pozisyon değiştiriyor. Geçen sezon Tolga'nın oynadığı 6 numaralı pozisyonda ise artık Fernando var. Burada altı çizilen noktalar şöyle: "Tolga'nın çevresi değişti. Kaliteli isimlerle kalitesini ortaya koyuyor. Yeni pozisyonunda daha çok kaleye yaklaştı. Onun geçen sezonki yerinde Fernando var. Bakalım o kaç gol atacak? Veya atar mı? Geçen sezon bu işi Tolga yapıyordu. Takım kötü sonuçlar alınca bu pozisyondaki isim hedef haline gelebiliyor. Tolga'nın gerçek pozisyonu 6 veya 8'dir. Hertha Berlin forması giyerken ortanın s olunda oynadığı maçlar var ama esas yeri asla burası olamaz." Tolga son derece iyi bir profesyonel olduğu vurgulanırken, "Sadece futbol odaklı bir hayatı var. Sosyal değil içine kapanık. Antrenmanlara 1-1.5 saat erken gidip geç çıkıyor. Gece hayatı yok. Sezonun ilk antrenmanında 11 kilometre koşması fiziksel olarak hangi noktada olduğunu gösteriyor. Bir oyuncunun sezona nasıl başladığı da önemli... Bir kere gol atınca özgüven de kazanıyor. Geçen yıl ligin ilk yarısında Trabzon'a karşı az kalsın atıyordu ama Onur inanılmaz bir top çıkarmıştı. O gol olsa belki devamı gelecekti. Futbolda özgüven önemlidir. Tolga bu özgüveni de yakaladı. Onun bu durumu Milli Takım için de çok önemli" diye konuşuluyor.
Milliyet 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme