23 Ağustos 2017 Çarşamba

23.08.2017 Genel Gündem



23.08.2017

GÜNDEM

Sanık: Ben De Merak Ediyorum 
15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili Akıncı davası kapsamında dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Korgeneral Zekai Aksakallı'yı kaçırmaya çalıştığı iddia edilen ÖKK'da görevli eski Albay Fatih Yarımbaş, "Aksakallı'yı alsanız nereye götürecektiniz" sorusuna "Ben de merak ediyorum" yanıtını verdi. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Sincan Cezaevi kampüsündeki salonda görülen duruşmada Yarımbaş, çapraz sorgusu sırasında "Semih Terzi'nin cep telefonunda, 'Zekai'yi alamadılar. Fatih takipte' şeklinde mesaj var, buna ne diyeceksiniz" sorusu üzerine, "Bu mesajın benimle bir ilgisi yok. O Fatih ben olmak zorunda değilim" dedi. "Aksakallı'yı alsanız nereye götürecektiniz" sorusuna, "Ben de merak ediyorum" yanıtını veren Yarımbaş, "Televizyondan darbe olduğunu öğrenmediniz mi" sorusunu "Öğrenmedim. Sadece şehirdeki karışıklığı gördüm" diye yanıtladı. Aksakallı'nın kaçırılma girişimine ilişkin diğer sanıkların ifadelerini kabul etmeyen Yarımbaş, "Bizim için esas olan komutanın can güvenliğini sağlamaktır. Biz de bunu icra ettik. Koruma prensiplerine uygun şekilde yapılıyor. Gelsin izah etsin, biz de kaçırdıysak bilelim. Komutanı gördüğümde araç hareket halindeydi. Bana 'tehdit var' dendi. O kalabalıkta kim tehdit bilemiyorum. Koruma prensipleri böyle. Komutanı kalabalıktan tecrit etmeniz lazım öncelikle. Takip etmeye çalışmadık. Darbeciysem niye gidip evinden almadım? Hiç zerre kadar takip düşünülmedi" dedi. Mahkeme Başkanı Selfet Giray'ın, "Havada uçaklar, helikopterler... Darbe olduğunu anlamadın mı? Arabada radyoyu açmadın mı" sorusuna, "Şimdi 'açsaydım keşke' diyorum" diyen Yarımbaş, "ÖKK'yı aradınız. 'Giriş çıkış yasak burada, karışık gelmeyin' dediler. Bunun üzerine 02.00'de Akıncı'ya neden gittiniz?" sorusunu, "Tekrar birliğime gitmeye çalıştım ama çok karışık dediler, terör saldırısı olabileceğini söylediler. Ardından Genelkurmay Başkanı'nın da Akıncı'ya geçtiği söylendi. ÖKK'da bir subayın harekat tarzı bellidir. Herkes kendi birliğine gitse darbe marbe olmazdı. Birliğine gidemiyorsan en yakın birliğe gidersin" diye yanıtladı. 15 Temmuz gecesi yaşananlar nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri'nin müşterek harekât yaptığını düşündüğünü dile getiren Yarımbaş'ın, "Öngörüyü yapanlar, darbe olduğunu anlayanlar var. Bunu nasıl yapmışlar anlamıyorum" şeklindeki sözleri üzerine Giray, "Bu işe karışanlar darbe olduğunu anlamıyor, sonra Genelkurmay Başkanı bir ihbarla anlasaydı diyorsunuz" dedi.
Milliyet

 
Yedi General Emeklilik İstedi 
Türk Silahlı Kuvvetleri'nde görevli yedi general ve amiral emekliliklerini isteyerek görevlerini bıraktı. Yüksek Askeri Şura kararları ve sonrasında TSK'da yapılan görev değişikliklerinin ardından yaşanan bu durum spekülasyonlara yol açarken, Milli Savunma Bakanlığı "Emeklilik talepleri atamalarla ilgili değil" dedi. Milli Savunma Bakanlığı'nın açıklamasında şöyle denildi: "TSK'da görevli 7 general ve amiralimiz, atama çalışmalarından önce kendi istek ve iradeleriyle emeklilik talebinde bulunmuşlardır. Yapılan değerlendirme sonucunda bakanlığımızca emeklilik başvuruları 18 Ağustos 2017 tarihinde onaylanmıştır. Söz konusu personelin emeklilik işlemlerinin, 20 Ağustos 2017 tarihinde yayımlanan general/amiral atamalarıyla herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır." Son terfi ve atamalar nedeniyle 10 generalin rahatsızlık duyduğu ve istifalar gelebileceği öne sürülmüştü. Bu konudaki konuşulanları dün Türkiye Gazetesi yazarı Nuri Elibol köşesinden aktarırken, sayının 10 değil 7 olduğunu yazmıştı. Elibol, "İstifası istenen general ve amirallerin 1. derecede yakınları 'ByLock' kullanıcısı çıkmış. Bu gerekçe ile istifa etmeleri telkin edilmiş" diye yazdı.
Vatan

DÜNYA 
Kim Bu Gizemli Katarlı Şeyh 
Katar ile söz konusu ülkeye abluka uygulayan Arap ülkeleri arasında gerilim sürerken geçtiğimiz günlerde Suudi Kralı Selman ile Fas'ta bir görüşme yapan Katarlı Şeyh Abdullah bin Ali bin Abdullah bin Jassim el Sani bir anda ilgi odağı oldu. Çünkü 5 Haziran'da başlayan krizin ardından ilk kez Katarlı üst düzey bir isim Suudi Kralı ile el sıkışıyordu. Bu görüşmeden hemen sonra 17 Ağustos'ta Suudi Arabistan, Katarlı hacı adaylarına sınırı açacağını açıkladı. Suudi yetkililer, bu kararda Katarlı Şeyh'in rolünün olduğunu ima ettiler. Şeyh Abdullah, halihazırdaki Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad el Sani'nin babasının kuzeni. Suudi Kralı ile görüşmesinden sonra kendisine Twitter'da bir hesap açılan Şeyh Abdullah'ın iki günde 250 binden fazla takipçisi oldu. Katar, Şeyh Abdullah'ın yönetimi temsil etmediğini belirtirken Katarlı sosyal medya kullanıcıları, Twitter hesabının sahte olduğunu iddia etti. Londra'daki King Üniversitesi'nden stratejik risk analisti Doç. Andreas Krieg, "Onun gibi birinin (Suudi) Kral ve Veliaht Prensi tarafından kabul edilmesi alışıldık değil. Suudiler durumu kullanıyor" dedi. Paris'ten Arap jeopolitiği uzmanı Prof. Mathieu Guidere, Suudilerin Katar'da bir rejim değişikliği istese bunu bu kadar ortalıkta yapmayacaklarını söylüyor. Dün ise Suudilerin Al Arabiya sitesinde 'Katarlılar Twitter'da Şeyh Tamim'in gitmesini isteyen etiket açtılar' başlıklı bir haber yer aldı. Hac meselesinde Katar Emiri Şeyh Tamim'in tutumundan rahatsız olduğu söylenen Katarlıların gizemli Şeyh için 'Abdullah Katar'ın geleceği' şeklinde de etiket açtığı belirtildi.
Hürriyet

Kritik Trafik 
Irak ve Suriye'de yaşanan gelişmeler nedeniyle bölgede başdöndürücü bir diplomasi trafiği yaşanıyor. Bu trafiğin önemli bir ayağını da Ankara oluşturuyor. Geçen hafta İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri'nin Ankara, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın da Bağdat ve Erbil ziyaretleriyle başlayan trafik bugün de devam edecek. Dün Bağdat ve Erbil'de temaslarda bulunan ABD Savunma Bakanı James Mattis bugün Ankara'ya gelirken, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da, Bağdat ve Erbil'de günübirlik temaslarda bulunacak. Diplomatik kaynaklara göre bu yoğun trafiğin gündeminde şu beş başlık var: Çavuşoğlu, Bağdat'ta Irak Cumhurbaşkanı Fuad Masum ve Başbakan Haydar el-İbadi'nin de aralarında bulunduğu isimler ve Iraklı Türkmen siyasetçilerle biraraya gelmesinin ardından geçeceği Erbil'de, bağımsızlık referandumunda ısrar eden Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani ile görüşecek. Çavuşoğlu, Barzani'yi referandumda Irak'ı içsavaşa sürekleme tehlikesi olduğunu hatırlatıp, bunun bölgeyi de tehlikeye sokacağını vurgulayacak. Çavuşoğlu Bağdat'a da Erbil yönetiminin ekonomik ve petrol satışlarındaki taleplerinin yerine getirilmesi mesajını iletecek. Mattis, dün Bağdat ve Erbil'deki temaslarda bulundu. Bağdat ile DEAŞ'a karşı işbirliğini ele alan Mattis, Erbil'de Barzani yönetimine 25 Eylül referandumunun zamansız olduğu, DEAŞ ile mücadeleye zarar vereceği gerekçesiyle ertelenmesi yolunda baskıda bulundu. Ankara'da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kabul edilecek ve Genelkurmay Karargâhı'nda temaslarda bulunacak olan Mattis'i bekleyen konulardan biri de ABD'nin Rakka'ya yönelik operasyonda PYD/YPG güçleri ile işbirliği. Türkiye, PYD/YPG'nin silahlandırılmasına karşı olan tutumunu bir kez daha dile getirip, PYD'ye verilen ve PKK'da ele geçirilen silahlarla ilgili bilgi verecek. Mattis ile ele alınacak konulardan bir diğeri Türkiye sınır hattındaki İdlib ve Afrin'deki gelişmeler olacak. PYD/ YPG hakimiyetindeki Afrin'den Türkiye'nin toprak bütünlüğüne tehdit olması durumunda buna askeri müdahaleyle karşılık verme kararlılığı Mattis'e iletilecek. Aynı şekilde İdlib'de El Kaide bağlantılı unsurların bahane edilerek bu bölgenin PYD/YPG güçlerine teslim edecek bir operasyonun kabul edilemeyeceği vurgulanacak. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun Bağdat ziyaretinde Türkmen kenti Telafer operasyonunda etkin rol oynayan Şii milis gücü Haşdi Şabi'nin konuşulması da bekleniyor. Ankara, İran'ın destek verdiği Haşdi Şabi'nin bölgedeki Sünnilere karşı mezhepçi tutumundan endişe ediyor. Görüşme, Haşdi Şabi'nin dün Telafer'in üç semtini kontrol altına aldığının açıklanması ertesine denk gelecek. Mattis'in Ankara, Çavuşoğlu'nun Bağdat temaslarında Türkiye ile İran'ın PKK ve PJAK unsurlarına yönelik ortak operasyon düşüncesi de gündeme gelebilir. İran Genelkurmay Başkanı'nın Ankara ziyaretinde konu konuşulmuş olsa da, İran'ın olası bir operasyonda Haşdi Şabi'yi devreye sokma planı Ankara'da kabul görmüyor.
Hürriyet
  
Abd, Afganistan'dan Çekilmiyor 
ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin 16 yıldır savaşta bulunduğu Afganistan'dan hızlı bir şekilde çekilmesinin "öngörülebilir ve kabul edilemez" sonuçlarını önlemek için mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. Trump, Virginia'daki Fort Myer askeri üssünde yaptığı konuşmada, Afganistan ile ilgili yeni savaş stratejisini açıkladı. Trump, "Afganistan ve daha geniş bölgede karşılaştığımız güvenlik tehditlerinin çok büyük olduğu sonucuna vardım." değerlendirmesinde bulundu. "Birlik sayımız veya ileriki askeri faaliyet planımız hakkında konuşmayacağız" diyen Trump, gelişigüzel zaman çizelgelerinin değil, sahadaki koşulların bundan sonraki stratejilerini yönlendireceğini kaydetti. Afganistan'dan hızlı çıkışın kabul edilemez olduğuna ve bir iktidar boşluğu oluşturacağına değinen Trump, ABD'nin "zafer" için bir yola ihtiyacı olduğunu dile getirdi. Amerikan halkının "zafer olmaksızın savaş yorgunu" olduğunu söyleyen Trump, halkın hayal kırıklığını paylaştığını ifade etti. ABD'yi dışarıdaki düşmanlarına karşı savunmak için birlik olmanın önemine dikkati çeken Trump, ABD'nin çıkarlarını koruma konusundaki kararlığını vurguladı.
Milliyet

 Barcelona Zanlıları Daha Büyük Eylem Planlıyordu 
Barcelona'da geçen hafta gerçekleştirilen ve 15 kişinin ölümüne, 100'den fazla kişinin de yaralanmasına yol açan araçlı saldırılarla ilişkili olmakla suçlanan dört kişi dün Madrid'de mahkeme önüne çıktı. Zanlıların çok daha büyük bir eylem hazırlığında olduklarını itiraf ettikleri öğrenildi. Önceki gün Barcelona'nın batısında bir bağevinde yaşanan çatışmada bir zanlı öldürülmüş, öldürülen kişinin saldırıda kalabalığın üzerine sürülen kamyonetin sürücüsü olduğu açıklanan 22 yaşındaki Fas uyruklu Yunus Ebu Yakub olduğu açıklanmıştı. Hayatta kalan zanlılar mahkemeye çıkarılmak üzere dün sıkı güvenlik önlemleri altında Barcelona'dan Madrid'e nakledildiler. Zanlıların "terörizm, cinayet ve ateşli silah bulundurma" gibi bir dizi suçlama ile yargılanması bekleniyor.
Milliyet

Cinayeti İtiraf Etti 
Göreve geldiği günden bu yana uyuşturucu mafyasına karşı kanlı bir savaş yürüten Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, polisin geçen hafta düzenlediği operasyonda öldürdüğü 17 yaşındaki gencin cinayete kurban gittiğini kabul etti. Kian Lloyd delos Santos adlı gencin öldürülmesiyle ilgili güvenlik kamerası kayıtlarını izlediğini ve polisler hakkında soruşturma başlatılması gerektiğini belirten Duterte, "Eğer bir sorumluluk varsa hapse girerler. Burada tezgah yok. Ben karışmıyorum" dedi. Duterte, polislerin hüküm giymesi halinde af yetkisini kullanıp kullanmayacağına ilişkin soruya ise, "Hayır, kanıtları gördüm. Zaten yakalanmış birini vurursan işler değişir. Bu cinayet anlamına gelir" yanıtını verdi. Duterte'nin göreve gelmesinden bu yana yaklaşık 7 bin 500 kişi, uyuşturucu ile mücadele kapsamında öldürüldü.
Vatan

EKONOMİ 
Dolar: 3,4952-3,4966                       
Euro: Euro 4,1126-4,1152
Sterlin: 4,4818-4,4851
Gram Altın: 144,5005-144,5980

'Ev'de Umut Uzaklarda 
'Taşı toprağı altın' denen İstanbul'da ev sahibi olmak git gide zorlaşıyor. Sınırlı arsa arzı ve kentsel dönüşümün etkisiyle şehrin merkezi ilçelerinde fiyatlar tırmanırken, dar ve orta gelirli için seçenekler daralıyor. Yıldız Teknik Üniversitesi Teknopark'ta faaliyet gösteren Türkiye Veri İşleme Merkezi (TUVİMER) Hürriyet okurları için İstanbul'da ev sahibi olunacak en ucuz 10 adresi araştırdı. Yapılan araştırma gösteriyor ki orta, hatta orta üstü gelirli vatandaş için şehrin merkezi lokasyonlarında ev sahibi olmak hayal oldu. Hem Avrupa hem de Anadolu yakasında şehrin gelişim çeperleri bu gelir grubu için öne çıkıyor 0-5 yaş arası binalarda ev uygun fiyatlı ev Esenyurt'ta yer alırken, bu bölgede dahi 100 metrekare bir evin fiyatı 218 bini aşıyor. İstanbul'da en pahalı ilçe olarak ise Beşiktaş öne çıkıyor. Beşiktaş'ta ise metrekare fiyatı 18 bini aşıyor ve en ucuz ilçenin 8 katının da üstüne çıkıyor. Alt gelir grubu ise mecburen kiracı oluyor. Kira fiyatlarına baktığımızda da benzer bir tablo ortaya çıkıyor. Türkiye Veri İşleme Merkezi Strateji ve İş Geliştirme Direktörü Ömer Türkoğlu, "Dar gelirli vatandaşların tercih ettiği ilçelerde 100 metrekare bir evin kirası 800 lira ile 1250 lira arasında değişiyor. Ortalama metrekare kira bedeli Arnavutköy ve Çatalca için 8 lira, Esenyurt ve Sultangazi için 10 lira, Avcılar, Beylikdüzü, Çekmeköy, Esenler ve Sultanbeyli için 11 lira, Başakşehir için de 12 lira" diye konuştu. Hem İstanbul hem de ülke genelinde konuta talep hala canlı, ancak vatandaş alım gücüne uygun seçenek bulmakta zorlanıyor. Dar ve orta gelirli vatandaş uygun fiyatlı konut projelerine yoğun ilgi gösteriyor. Bunu kura ile satışa sunulan projelerden anlamak mümkün. Son olarak TOKİ aylık 603 liradan başlayan taksitle orta gelirli vatandaşa Kayaşehir'de konut imkânı sunduğunu açıkladı. Kura ile sahibini bulacak 1892 eve başvurular 5 Eylül'de yapılacak. Resmi başvuru başlamadığı halde 2 günde fırsatı duyan 3 bin vatandaş TOKİ'nin bilgilendirme merkezine başvurdu.
Hürriyet

108 TL Zam 
Memur ve memur emeklilerinin 2018 ve 2019 yılı toplu sözleşmelerinde dün imzalar atıldı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, zamlarla birlikte en düşük memur maaşının 2018 yılı ikinci yarısında 2 bin 929 liraya yükseleceğini, 2019 yılının ikinci yarısında 3 bin 198 çıkacağını, en düşük memur emeklisi maaşının da 2018 yılının ilk altı ayında bin 945 liraya yükseleceğini belirtti. Toplu sözleşme metnine helal gıda sertifikası ve ücretsiz hac izni de girdi. En düşük memur maaşı ise 2018 yılının ilk yarısında ise 2 bin 721 liradan 2 bin 829 liraya çıkacak. Memur-Sen'le imzalanan toplu sözleşmenin imza töreninde konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, vardıkları mutabakatla kamu çalışanları ve memur emeklilerinin maaşlarına 2018 yılının ilk 6 ayı için yüzde 4, ikinci 6 ayı için yüzde 3.5; 2019 yılının ilk 6 ayı için yüzde 4, ikinci 6 ayı için yüzde 5 zam yapılacağını anımsattı. Memurlara kümülatif olarak yüzde 17.54 oranında zam yapmış olduklarını ifade eden Sarıeroğlu, şunları söyledi: "Bu yaptığımız maaş artışları bir taraftan kamu çalışanlarımızı memun etmeye yönelikken diğer taraftan da kamu maliye dengesini gözetmeyi temel alan bir anlayışla gerçekleştirildi. Müzakereleri yürütürken birçok parametreyi göz önünde bulundurarak süreci işlettik. Tabii ki kamu görevlilerimizin ihtiyaçları, beklentileri, talepleri birinci önceliğimizdi. Ülkemizin içerisinde geçmiş olduğu süreç, ekonomik dengelerimiz ve istikrarımız bizim için önemliydi ve 80 milyon vatandaşımızın menfaatini gözettik. Bu artış oranının piyasalarda da çok olumlu şekilde etki yaptığını memnuniyetle görmüş durumdayız." Birçok konuda anlaştıklarını söyleyen Sarıeroğlu, "Sözleşme metnimizde 258 madde üzerinde uzlaştık. Bu, bugüne kadarki süreçlerde ulaşılan en yüksek noktadır. Yine 70 yeni maddemiz kamu çalışanlarımız ve memur emeklilerimiz için ilk kazanım olarak ortaya konmuştur. 50 maddemizde çok ciddi oranlarda iyileştirme gerçekleştirdik" dedi. Kendisinin en çok önemsediği konunun ise engelli çocuğu bulunan kamu çalışanlarına çocuk yardımı yapılması olduğunu ifade eden Sarıeroğlu, "Kreş imkanlarının geliştirilmesiyle ilgili bazı hususları işledik. Yine arazide çalışan kamu görevlerine yönelik düzenlemelerimiz gerçekleşti. Çalışanlarımızın servis ve toplu taşıma araçlarıyla ilgili imkanlarının geliştirilmesiyle ilgili düzenlemelere yer verildi. Resmi ve dini bayram günlerinde görev yapan çalışanların fazla mesailerinin artırılması bu dönemdeki kazanımlardan. Yine belediyelerin bel kemiği olan zabıta ve itfaiye personelinin sosyal haklarında iyileştirme yapıldı" ifadelerini kullandı.
Hürriyet
  
Nükleer İlaçları Taek Üretecek 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında bugün imzalanacak protokol ile; ulaşımı zor olan önemli ilaçların üretimi Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) tarafından yapılacak. Protokolle Sağlık Bakanlığı da ilaçlar için TAEK'e alım garantisi verecek. TAEK bünyesindeki Proton Hızlandırıcısı tesisinde kanser teşhislerinde; beyin kan akışının görülmesi ve nörolojik hastalıkların tanısı, lenf kanserinin tanısı, organ nakillerinde organın vücut tarafından kabul edilip edilmediğinin anlaşılması, kan hücrelerinin izlenmesi, lösemi tespiti ve kalp görüntülemesi için kullanılan ilaçların üretimi gerçekleştirilecek. TAEK bünyesinde üretilecek ilaçlar ile her yıl bu ilaçların ithalatına harcanan para Türkiye'de kalırken, radyofarmasötik adı verilen raf ömrü kısa, anında tedariki zaman zaman zor olan radyoaktif ilaçların kolay erişilebilir olması sağlanacak. Enerji Bakanlığı'nın attığı diğer önemli adım, SANAEM İkincil Standart Dozimetri Laboratuvarının açılışı olacak. Sağlıktan sanayiye, çevreden nükleer enerjiye kadar her sektörde ihtiyaç duyulan radyasyon ölçüm cihazlarının kalibrasyonları artık TAEK tarafından yapılacak. TAEK tarafından, her türlü radyasyon ölçüm cihazının uluslararası standartlara göre kalibrasyonunun yapılması ile, her alanda radyasyon kaynakları ile çalışan kişilerin radyasyon güvenliğinin sağlanması, hastanın ve toplumun radyasyondan korunmasında önemli bir adım atılmış olacak. Bu kapsamda; tıp alanında radyoterapi, girişimsel radyoloji, tanısal radyoloji, mamografi, nükleer tıp, diş röntgeninde kullanılan her türlü radyasyon ölçüm cihazlarının, endüstri alanında radyografi uygulamalarında kullanılan radyasyon ölçüm cihazlarının kalibrasyonları yapılacak. Türkiye'de, tıbbi radyoloji cihaz sayısı 15 bin 510, diş hekimliğinde kullanılan radyoloji cihaz sayısı 11 bin 126, radyoterapi cihaz sayısı 323, nükleer tıp cihaz sayısı 534, sanayide kullanılan sabit nükleer ölçüm cihaz sayısı ise 3 bin 724. Yeni kurulan bu laboratuvarın yılda 5 bin kalibrasyon hizmeti vereceği tahmin ediliyor. Bu nükleer ölçüm cihazlarının kalibrasyonlarının yurt içinde yapılması, zaman ve döviz kaybının da önüne geçerken, bu alanda oluşturulan altyapıyla birlikte, bilginin ve insan kaynağının geliştirilmesini de sağlayacak.
Milliyet
  
Telaş İşe Yaradı 'Ruhsat' Patladı 
Son olarak 2013 yılında değişen ve inşaat sektöründe kuralları baştan belirleyen 'Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği'nin 1 Temmuz'da yeniden düzenlenmesi yönündeki beklenti yılın ilk yarısında rekor ruhsat hareketliliğine sahne oldu. Yönetmelik son anda 1 Ekim'e ertelenmesine karşılık, yeni kurallar belirlenmeden mevcut sisteme göre ruhsat almak isteyen müteahhitlerin adeta sıraya girmesi beraberinde canlanmayı getirdi. İmar hakları konusunda değişiklikler içeren ve kentsel dönüşüm sürecini kolaylaştırmak için sağlanan yüzde 25 ek emsal hakkını da kaldıracak olan yönetmeliğin yürürlüğe gireceği son tarihten önce pek çok inşaat firması ruhsat sürecini hızlandırdı. Bu tarihten önce yapı ruhsatını almak isteyenlerin talebiyle belediyelerin verdiği yapı ruhsatları, 2017'nin ilk 6 ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7.6 arttı. Ruhsat alınan bu binalardaki daire sayısındaki artış ise yüzde 21.6'yı buldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan Ocak-Haziran 2017 'Yapı İzin İstatistiklerine' göre, yapı ruhsatlarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzölçümünde artışı yüzde 16.3 olurken, değeri ise yüzde 35.3 artış gösterdi. Yapı kullanma izin belgelerinde artış ise, bina sayısına göre yüzde 1.9, yüzölçümünde yüzde 8.7, değer bazında yüzde 27.2, daire sayısında ise yüzde 9 oldu. İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Başkanı Nazmi Durbakayım, artışların temelinde ek yüzde 25'lik emsal hakkının kaldırılması olduğunu söyledi. Durbakayım, "Yılın ilk yarısında yüzde 7.6 oranında artan yapı ruhsat adetleri kentsel dönüşüme giren küçük ve orta ölçekli projelerin yoğunluğunu işaret etmektedir. Özellikle kentsel dönüşüme hız kazandırmak amacıyla planlı alanlar imar yönetmeliği ile sağlanan yüzde 25'lik ek imar izninin bu artışa ekstra bir katkısı olduğunu düşünüyoruz. 1 Ekim tarihine kadar uzatılan yüzde 25 imar hakkı kullanma muafiyetinden dolayı, yılın 3. çeyreğindeki yapı ruhsat sayısının, hem bu yılın ilk yarısına hem de geçen yılın aynı dönemine göre daha da artacağını düşünüyoruz" diye konuştu.
Milliyet

Ekonomiye İkinci Kgf Dopingi 
Türkiye'nin büyümesine pozitif katkı sağlayan ve finansman sıkıntısı çeken işletmelerin nefes almasını sağlayan Kredi Garanti Fonu (KGF) desteğinin ikincisi yolda. 250 milyar liralık hacimle bu yıl uygulamaya alınan KGF'nin ikincisinin devreye gireceğinin sinyali Finansal Kurumlar Birliği'nden geldi. Finansal Kurumlar Birliği (FKB) Başkanı Mehmet Cantekin, Bakanlar Kurulu kararına rağmen KGF kredilerinin kullanımında banka dışı finans kesiminin çok düşük limit ve kredi hacminde kaldığını, bu durumun da büyük yatırımların önünü tıkadığını ve gözlerinin ikinci KGF'de olduğunu söyledi. Birliğin 6 aylık performansının aktarıldığı toplantıda konuşan Cantekin, KGF'nin ekonomiye ciddi canlanma getirdiğini ancak banka dışı finansal kuruluşların bundan faydalanamadığını belirterek şöyle konuştu: "Halkbank müşterilerine yönelik ikinci KGF çalışması var. Esas itibarıyla Halkbank müşterilerine dönük bir yapı olması bekleniyor. Finansal Kurumlar Birliği olarak bizim de ana müşteri kitlemizi KOBİ'ler oluşturuyor. Faktoring dışındaki finansal kiralama ve finansman şirketlerinin ticari müşterilerinin de faydalanmasını istiyoruz. Talebimizle ilgili Hazine Müsteşarlığı ile görüştük. Faydalanmak için beraber çalışacağız." Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem KGF'nin devam edeceğini söylemiş bu açıklamayı bazı sektör temsilcileri de gözlerinin yeni teşviklerde olduğunu söyleyerek desteklemişlerdi.
Vatan

Tekfen Ve Tüsiad Kurucusunu Kaybetti 
İş dünyası ünlü iş adamı Feyyaz Berker'in vefat haberiyle sarsıldı. Tekfen Holding kurucu ortaklarından, TÜSİAD, TEMA Vakfı ve TEGV kurucusu olan Berker, iş hayatındaki başarılarının yanı sıra eğitim ve sosyal sorumluluk alanlarındaki çalışmalarıyla da tanınıyordu. Berker'in vefatı sevenlerini yasa boğarken, iş dünyasında da büyük üzüntü yaşattı. 1925 yılında Mersin'de dünyaya gelen Berker, 1939 yılında Robert Kolej'e kaydoldu. İnşaat Mühendisliği Bölümü'nü bitiren Berker, akademik başarısının yanı sıra sporcu kimliğiyle de dikkat çekti. 1948 yılında Michigan Üniversitesi'nden yüksek lisans derecesini alarak Yüksek İnşaat Mühendisi unvanını kazanan Berker, 1949 yılında Türkiye'ye döndü. Esenboğa Hava Meydanı şantiye şefliğinin ardından 1954 yılında Bayındırlık Bakanlığı Laboratuvar ve Araştırma Bölüm Başkanı oldu. 1956 yılında, kendisi gibi Robert Kolej ve Michigan Üniversitesi'ni bitirdikten sonra Bayındırlık Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Ali Nihat Gökyiğit'le birlikte, Tekfen'in nüvesini oluşturan Feyyaz-Nihat Müşavir Mühendislik (FN) şirketini kurdu. Onlara kısa bir süre sonra Necati Akçağlılar'ın da katılmasıyla şirket, Feyyaz-Nihat-Necati Müşavir Mühendislik (FNN) adını aldı. Başlangıçta sadece mühendis müşavirlik hizmetleri veren şirket, 1957 yılında Tekfen İnşaat'ın kurulmasıyla müteahhitlik sektörüne de girdi. Şirket, inşaat işlerinin yanı sıra 1964 yılında Tekfen ampul fabrikasının kurulmasıyla sanayi sektörüne de girdi. 'Güneş batar, Tekfen doğar' sloganıyla beyinlere kazınan bu yatırımı sonraki yıllarda Mis Süt (1976), Toros Tarım (1981) gibi başka sanayi yatırımları da izledi. Tekfen; Tekfen Dış Ticaret (1981) ile ihracat, Tekfenbank (1989) ile bankacılık, Belpri (1988) ve Makro (1993) ile perakende, Akmerkez (1993) ve Tekfen Emlak (2000) ile gayrimenkul geliştirme gibi alanlarda büyüyerek Türkiye'nin önde gelen holdinglerinden biri oldu. Ülke sorunlarına duyarlılığıyla bilinen Berker, 1961 yılında Dr. Nejat Eczacıbaşı'nın önderliğinde Ekonomik ve Sosyal Etütler Konferans Heyeti'nin kurulmasına destek verdi. Ardından, 1971 yılında TÜSİAD'ın kurulmasında aktif görev alarak, 1980 yılına kadar dokuz yıl boyunca Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi. 1976 yılında Türk özel sektörünü temsil eden tüm grupları tek bir şemsiye altında toplamayı amaçlayan Hür Teşebbüs Konseyi'nin kurulmasında da öncü rol oynadı. Berker, aynı zamanda Türk-Amerikan İş Konseyi'nin de 1985-1987 yılları arasında Yürütme Kurulu Başkanlığını üstlendi. Eğitim başta olmak üzere toplumun sosyal gelişimine de yakın ilgi gösteren Berker, Robert Kolej'in Mütevelli Heyeti Üyeliği'ne seçildi. Berker, bu sırada ana-çocuk sağlığı ve aile planlaması konusunda faaliyet göstermek üzere Vehbi Koç önderliğinde 1985 yılında kurulan Türkiye Aile Planlaması Vakfı'nın kuruluşunda ve aktif olarak yönetiminde de yer aldı.
Vatan

POLİTİKA
Afrin'de Gözümüzü Karartırız 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ABD'nin terör örgütü PKK'nın Suriye'deki uzantısı PYD ve YPG'ye yaptığı silah yardımının 1.000 TIR'ı geçtiğini belirterek, "G-20'de Trump'a, o generallere, 'Siz bu tür şeyleri bizlere parasıyla vermiyorsunuz ama bunlara bedava veriyorsunuz' dedim. Suriye'nin kuzeyinde Akdeniz'e açılacak bir terör koridoruna müsaade etmeyiz. Oralarda (Afrin) terörün baskın çıkma ihtimali olursa gözümüzü karartırız" uyarısında bulundu. Ürdün dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan şunları söyledi: "Bu ziyaretimiz bölgenin hassas olduğu, sıkıntıların yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşti. Özellikle Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumanın önemi üzerinde hassasiyetle durduk. Irak'ın toprak bütünlüğü, birlik ve beraberliği, orada Sünnilere yönelik hak ihlalleri üzerinde de durduk. Tüm bunların yanında, Telafer'de özellikle son dönemdeki gelişmeler de bizim için önem arz ediyor. Telefar'in bölünmesi, Haşdi Şabi'nin oradan Suriye'ye girmesi, Ürdün'ü de ciddi manada rahatsız ediyor. 'Böyle bir şeye tahammül etmemiz mümkün değil' diyorlar. Deyrizor'un güneyinde Suriye geçiş bölgesi olarak Haşdi Şabi'nin düşündüğü bölgeyi, bunların askeri üssü olması sebebiyle de böyle bir şeye müsaade etmeyeceklerini açık net şekilde söylüyorlar. Ayrıca Körfez krizini de konuştuk. Bu meselenin, müzakere yoluyla çözülmesi gerektiği hususunda hemfikiriz. Terörle ortak mücadele, İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri'nin ziyareti esnasında konuşuldu. Bizim için Suriye'de halihazırda bir Afrin konusu var. Afrin, aslında PYD'nin şu anda Akdeniz'e açılma projesidir. Biz bu konuda tavrımızın ne olduğunu her zaman açıkça söyledik. Türkiye olarak, Suriye'nin kuzeyinde Akdeniz'e açılacak bir terör koridoruna müsaade etmeyiz. Bedeli ne olursa olsun gereken müdahaleyi yaparız. Hatırlayın, Fırat Kalkanı Harekâtı bunun için yapılmıştır. Cerablus, Rai, o bölgede Bab'a indiğimiz zaman, 2 bin kilometrekarelik bir alan. Aslında orayı tamamen buradan ayırma projesidir. Fırat Kalkanı Harekâtı'yla bu başarılmıştır. Bu bitti mi? Bitmedi. Afrin konusunda da kararlılığımız aynıdır. Şu anda planladığımız gibi yürüyor. Bitti mi? O da bitmedi. Ne var şimdi? İdlib var. Kararlılığımız da planlarımız da belirlendiği şekilde yürüyor. Detayına, teferruatına girmeyeceğim. Bu olumlu gelişmelerle, olumsuz bazı hesaplar peşinde olanların oyunu da şu anda inşallah bozulmuş durumda. Afrin'de Türkiye'ye müzahir olan Kürtler var, PYD ile beraber olan Kürtler de var. Aslında Kürt ifadesini kullanırken üzülüyorum. Niye? Zira bizim Kürt kardeşlerimizle herhangi bir meselemiz yok. Nitekim ülkemde benim, bizimle beraber, bizlerle hemhal olan Kürt kardeşlerim var. Kürtleri tamamen PKK safında gibi görmeyi nasıl doğru bulmuyorsak, aynı şey Afrin'deki durum için de geçerli. Bizlerle beraber hareket edebilecek aşiretler var. Oralarda terörün baskın çıkma ihtimali olursa gözümüzü karartırız. Bunun böyle bilinmesi lazım. Afrin o bakımdan çok önemli bir bölge. Bir taraftan Hatay Türkiye sınırları, öbür taraftan İdlib'e geçiş. Bu bakımdan çok çok önemli. Bizim buralarda en ufak bir esnememiz söz konusu olamaz. Bunları birinci derecede Rusya ile görüştüğümüz gibi İran'la da etraflıca görüştük. Önümüzdeki süreçte de, Dışişleri Bakanımız, hakeza istihbarat ve benzeri kanallar aracılığıyla, karşılıklı gidiş gelişlerle bu konular üzerinde hassasiyetle durmaya devam edeceğiz. (PYD'ye 70 uçaksavar verildiği, namluların Türkiye'ye çevrildiği iddiası) ABD'nin Irak sınırından geçerek kuzey Suriye'ye silah sevkıyatı yaptığı biliniyor. Yapılan sevkıyat belki 1.000 TIR'ı geçti. Bunların içinde tam olarak neler var? Zırhlı araç, bol miktarda mühimmat vesaire var ama detay bilmiyoruz. ABD'liler bize, 'Bütün bu zırhlı araçların hepsinin seri numaraları bizde mevcut. Biz Rakka operasyonu bittikten sonra bunları tekrar geri alacağız' diyorlar. Ama ben G-20'de Trump'a (ABD Başkanı Donald Trump), o generallere, hepsine şunu söyledim: 'Bakın, sizin bu söylediğinizi bize Kuzey Irak için de söylemişlerdi. Ama bakın, şu anda Kuzey Irak'taki PKK'dan, şuradan buradan bizim elimize geçen silahlarda biz ABD'yi görüyoruz, Rusya'yı görüyoruz. Yarın burada da aynı şey olacak. Bize bunları anlatmayın. Siz bu tür şeyleri bizlere parasıyla vermiyorsunuz ama bunlara bedava veriyorsunuz' dedim. Maalesef şu anda tablo bu, bize düşen tabii ki bunları anlatmaya devam etmektir. Ama onların yaptıkları yanlışlıklar, bizim de artık belli yerlerde işimizi öğrenmeye başlamamıza vesile oldu. Neticede hakikaten bizi iş sahibi, bilgi sahibi yaptılar. Ürün noktasında da üretme kabiliyetine kavuşmamızı sağladılar.
Hürriyet

Trajikomik Görüntüler 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu, "atletli fotoğrafı" nedeniyle eleştirerek, "Benim vatandaşım böyle, hele hele bir siyasi partinin, ana muhalefetin başında olacak, çağıracak gazeteciyi, 'gel, benim bu fotoğrafımı bir çek' ve ondan sonra da, 'Ben Atatürk'ün partisinin başıyım'. Sen Atatürk'ün böyle atletle, yemek yerken görüp de resim çektirdiğine şahit oldun mu? Böyle bir şey var mı? Yani bunlar trajikomik görüntüler" dedi. Erdoğan, dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen, "39. Muhtarlar Toplantısı"nda konuştu. Erdoğan, "Muhtarlarımız arasında da bizim düşünce ve gönül dünyamızın dışında fikir ve meşrep sahibi arkadaşlarımız olabilir. Kendileriyle bire bir karşılaşırsak oturur, konuşur, tartışır müzakeremizi de yaparız. Biz, terör örgütleriyle arasına mesafe koymuş olması şartıyla hiçbir muhtar kardeşimizi özel olarak dışlayamayız. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin kapısı tüm muhtarlarımıza açıktır, bunu böyle bilmenizi isterim" dedi. Erdoğan, olağanüstü hal uygulamasının süreceği mesajını vererek, "Şu andaki olağanüstü halin en önemli özelliği nedir? Terör örgütlerini defetmek, onları inlerinden bulup çıkarıp gömmektir. Şimdi benim Güneydoğu'daki, Doğu'daki, ülkemdeki halkım huzura ulaşmadıkça biz, devlet başkanı olarak sorumluluğumuzu yerine getirmiş olamayız" diye konuştu.
Milliyet

Singapur'la Ekonomik İlişkiler Canlanacak 
Başbakan Binali Yıldırım, ekonomi ağırlıklı görüşmeler yürüttüğü ve ASEAN (Güneydoğu Asya Ülkeler Birliği) ile ilişkilerin daha da geliştirilmesi kararının alındığı Singapur ziyaretinin ardından Vietnam'a geçti. Yıldırım'ın Singapur temaslarında ASEAN örgütü ana gündemi oluşturdu. ASEAN'ın ağustos başında "Sektör ve diyalog grubu"na almasının ardından Türkiye, bu örgütle ilişkilerini artıracak. Yıldırım'ın bu konuda ekonomi bakanlığına talimat verdiği ve ilişkilerin sıklaştırılmasını istediği öğrenildi. Beş ülkenin kurduğu bugün dokuz ülkenin üye olduğu ASEAN, 6000 milyonu aşkın nüfus ve 2 trilyon dolara yaklaşan ticaret hacmi ile dikkat çekiyor. Singapur'da iş dünyası temsilcilerinin ağırlıklı olarak güvenlik endişesine dair sorular yönelttiği öğrenilirken Yıldırım'ın Başbakan olarak güvenlik konusunda teminat verdiği ve Türkiye'nin de en az Avrupa ülkeleri kadar güvenli olduğunu söylediği bildirildi. AB ile Gümrük Birliği başta olmak üzere çeşitli krizlerin yaşandığı, Türkiye'nin "Şangay Beşlisi"ne yönelmesinin tartışıldığı bir dönemde ASEAN ile ilişkilerin geliştirilmeye çalışılmasıda yeni bir pazar olarak değerlendiriliyor. Yıldırım, Singapur'da Osmanlı döneminden kalma el yazımı Kuran- ı Kerim koleksiyonu bulunan Ba'alwie Camii'ni ziyaret etti. Soyu Osmanlı devletine uzanan al- Attas ailesince 1954'te yaptırılan camiyi gezen Yıldırım, İmam Syed Hassan al-Attas'tan camiye ilişkin bilgi aldı. Singapur'daki Türk vatandaşlarının da yoğun olarak tercih ettiği camide oluşturulan müzeye geçen Yıldırım, burada bulunan Osmanlı Padişahı İkinci Abdülhamid'e ait yağlı boya tabloyla yakından ilgilendi. Müzede, 600 yıllık olduğu tahmin edilen Kuran-ı Kerim ile İstanbul'da basılan ilk Kuran-ı Kerim de bulunuyor. İkinci Abdülhamid'in Singapur'a gönderdiği ve Malayca'ya tercüme edilen Kuran-ı Kerim, Hazreti Muhammed'in mührü, İkinci Abdülhamid tarafından gönderilen mektup açacağı, Osmanlı kılıçları, sikkeler ve ibrikler, camideki müze ve özel odada sergilenen eşyalar arasında yer alıyor. Singapurlu Müslümanların ilk ibadethanelerinden olan camide İkinci Abdülhamid sevgisi halen yaşatılıyor. Bu sevginin göstergesi olarak camideki müzede her yıl, padişahın ölüm yıl dönümünde, ruhu için Kuran-ı Kerim okunuyor. Ba'alwie Camii'nin mihrap duvarı, 2015'te Diyanet İşleri Başkanlığı'nca özel imal ettirilerek Singapur'a gönderilen İznik çinileriyle süslendi. Yıldırım, Singapur'da askeri tesis olarak kullanılan ve Adana Limanı için model olarak düşünülen "Jurong Adası" ile Singapur'un simgesi, "Merlion Parkı"nı da ziyaret etti. Yıldırım, "Singapur'dan memnun kaldınız mı" sorusuna, "Türkiye'ye oldukça yoğun bir ilgi var. Ortaklık yapacak ülke olarak görüyorlar. Türk iş adamları, yatırımcılar, Singapurlu yatırımcılarla bir araya geldi. Kapsamlı görüşmeler yapıldı. Serbest Ticaret anlaşması yürürlüğe girmesi ile beraber Türkiye ve Singapur arasındaki ekonomik ilişkiler ve diğer ilişkilere ciddi bir canlanma meydana gelecek" yanıtını verdi.
Milliyet

SPOR 
Rıza Bunu Hep Yapıyor 
Dünya Güreş Şampiyonası'nda grekoromen stil 130 kiloda Rıza Kayaalp, altın madalyanın sahibi oldu, Metehan Başar'ın ardından Türkiye'ye ikinci altın madalyasını kazandırdı. Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen şampiyonanın 2. gününde milli güreşçi, grekoromen stil 130 kilo finalinde Estonyalı Heiki Nabi ile karşılaştı. Son dünya şampiyonu Rıza, Paris'te de unvanını korudu. Rıza Kayaalp, ilk maçında Özbekistanlı Muminjon Abdullaev'i 2-0 yendi. Ardından çeyrek finalde Belaruslu Kiryl Hryschanka'yı 3-1, yarı finalde de Kübalı Oscar Pino Hinds'i 2-1 mağlup ederek finale yükseldi. Milli güreşçi, günün ve grekoromen stilin son müsabakasında Nabi'yi 2-1 yenerek, üst üste ikinci, toplamda ise 3. kez dünya şampiyonluğuna ulaştı. Öte yandan 80 kiloda mindere çıkan Greko-Romenci Aslan Atem, ilk maçında karşılaştığı Alman rakibi Pascal Eisele'ye yenildi. 59 kiloda Hammet Rüstem de, İranlı Mehrdad Abdmohammad Mardani'ye 5-2 mağlup olarak madalya şansını kaçırdı. Rıza Kayaalp'i ilk tebrik eden isim Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu. Erdoğan, milli sporcuyla konuşmasın da, tebriklerini iletti. Kayaalp ise performansı ve milli takımın genel durumuyla ilgili bilgilendirmede bulundu. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak da arayarak tebriklerini iletti.
Milliyet

'Artık Ayaklarımız Geri Gitmiyor' 
Galatasaray'da başkan Dursun Özbek'in uzun süredir arzuladığı aile ortamı yavaş yavaş oluşmaya başladı. Saha içinde ve dışında birlikberaberlik içinde hareket edilmesini isteyen Özbek, kongre üyeleri ve yakınlarıyla Florya'da bir araya geldi. Sarı-kırmızılılarla sohbet eden Dursun Özbek'e ilk olarak Asamoah soruluyor. Özbek'in cevabı esprili oldu: "Linnes'i çöpe mi atacaksınız?" Ancak başkan daha sonra devam etti: "Asamoah bize gelmek istiyor. Juventus'taki durumunun netleşmesini bekliyoruz." Daha sonra konu kombine sahiplerinin maçta yer almamalarına gelir ve Özbek'e şu sorun anlatıldı: "Sayın Başkan, stadın tahliyesinde ciddi sorunlar oluyordu. En az 5 bin kombine sahibi bu eziyeti yaşamamak için gelmiyor. Daha doğrusu maç seçiyor. Bu eziyeti Fenerbahçe maçında çekerim diye bakıyor." Özbek bu sorunla ilgileneceği ve hemen inceleteceğini söyleyip, "Nasıl keyif alıyor musunuz?" diye sordu. Galatasaraylılar, bu sezonki futbol ve kadrodan duydukları memnuniyeti aktararak, "Üzerimizdeki ölü toprağını attık. Geçen sene ayaklarımız geri gidiyordu. Maça gelmek içimizden gelmiyordu. Bu sene ise iple çeker olduk" dedi. G.Saray Başkanı'nı en çok memnun eden nokta ise antrenmanı izlemeye gelenlerin muhasebeci mantığıyla olaya bakmaması oldu. Merak edilen diğer konu da Galatasaray Adası'nın durumu oldu. Başkan onunla ilgili olarak 3 ayrı davanın sürdüğünü belirterek bunun sonucuna göre hareket edileceğini belirtti.
Milliyet

Van Persıe Unutulmalı 
Fenerbahçe'nin son yarım saatteki mücadelesi için Aykut Kocaman'a katılıyorum. Her şeye rağmen umut veren bir uğraş vardı. Ama geneliyle baktığımızda, Galatasaray'ın, Beşiktaş'ın kadrolarını ve ortaya koydukları futbolu düşündüğümüzde Fenerbahçe'nin işi kolay değil, hatta çok zor... En önemlisi, "mayısta bitecek" denen transfer için Fenerbahçe çok geç kaldı. Aykut Hoca belki de çaresizlikten bir maçta Ahmethan'ı, diğer maçta Robin Van Persie'yi oynatarak, hatta uzun süre sahada tutarak takımın adeta bir eksik kalmasına neden oldu. Aykut hoca artık Van Persie'yi unutmalı... Aklından ve planlarından çıkartmalı... Fenerbahçe son iki kaleci transferinde, sanki Volkan Demirel'i "kesecek" bir kaleci değil, ona "yedek" olacak kaleciler aldı. Kalede gerçek anlamda bir rekabet yaratamadığı için Volkan'ı da kaybetti. Transfer bu kadar kısıtlıyken, genel anlamda Monaco'da geçen sezonu "az oynayarak, çok oturarak" geçiren Dirar'ın büyük umutlarla alınması ne kadar doğruydu. Kjaer gibi savunmanın son kalesi, yerine stoper bulunmadan satılınca zaten sallanan savunma iyice çöktü. Mehmet Ekici ne oldu, nasıl bir sakatlığa düştü ki, halen dönemiyor. Van Persie'den umut kesilmişken, uzun sakatlıkları nedeniyle "riskli" grupta yer alan bir Soldado ile koca bir sezon geçebilir mi? Dünya futbolunun yükselen yıldızı Şili Milli Takımı'nın sağ beki İsla, nasıl oluyor da Fenerbahçe'de henüz kendini bulamıyor. Giuliano'nun, Mehmet Ekici'nin orta sahaya, Soldado'nun hücum alanına geçecek olması, büyük ihtimalle biriki transferin daha takıma katılması ile Fenerbahçe'nin çehresi mutlaka değişecektir... Ancak sanırım iyi ve kaliteli bir kadro ile birlikte Fenerbahçe'nin hızlı oyuna ve hızlı hücuma çok ciddi anlamda ihtiyacı var.
Milliyet

Avrupalı Düşünsün! 
Yazık oldu yazık.. Hem de çok yazık.. 88'de Visca iki metreden ayağına gelen fırsatı tepmese ya da 90'da Emre Belözoğlu'nun muhteşem frikiği direğe takılmasa Medipol Başakşehir tarih yazacak ve Şampiyonlar Ligi'nde gruplara kalacaktı. İlk maçta 2-1 yenilen ama futbol olarak alkış alan ekibimiz dün gece 40 bin taraftarının desteğiyle maça çıkan Endülüs ekibi Sevilla karşısında zoru başarmak için elinden geleni yaptı ama 2-2 biten maçta son dakikalarda şans yanında değildi. 217 milyon euroluk Sevilla kadrosu resmen ecel terleri döküp son dakikalarda vakit geçirmeye oynadı. Pizjuan Stadı'nda ilk 10 dakikada baskı kuran Sevilla önce Volkan Babacan'a sonra da direğe takıldı. Başakşehir bu baskıyı ilk organize atağında kırdı ve 17'de Elia ile öne geçti. Başakşehir'in iyilerinden Adebayor sağdan kaçan Caiçara'nın önüne bıraktı. Çizgiye inen Brezilyalı arka direkte hareketlenen Elia'ya kesti ve Hollandalı ilk maçta olduğu gibi fileleri havalandırdı. Ev sahibi ikinci yarıya da hızlı başladı. 52'de Navas'ın sağdan ortasında arka direkte Escudero kafayla beraberliği sağladı. İlk maçta da aynı sol bek gol atmıştı. 75'te iyi başladığımız mücadelede kalemizde ikinci golü girdik. Oyuna birkaç dakika önce giren Nolito'nun pasında Ben Yedder sağ çaprazdan topu yerden ağlara gönderdi. 83'te Visca ile tekrar ayağa kalktık ve son dakikalara umutla girdik. Elia'nın ortasında Napoleoni rakibin dengisini bozdu. Topu önünde bulan Bosnalı futbolcu eşitliği getirdi. Visca 88'de ise dikkatsizdi. 90'de Emre Belözoğlu'nun frikiğinde top direğe çarptı. Maç 2-2 biterken tek golle turu kaybettik.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme