29 Ağustos 2017 Salı

29.08.2017 Genel Gündem



29.08.2017

TÜRKİYE

Pkk'lı Teroristler Üç İşçiyi Oldurdu 
Şırnak'ın Uludere ilçesinde yapımı devam eden yol inşaatında çalışan 3 işçi, PKK'lı teröristlerin silahlı saldırısında hayatını kaybetti. Van ve Bitlis'teki operasyonlarda ise 6 terörist öldürüldü. Şırnak Valiliği'nden yapılan açıklamaya göre dün PKK'lı terörist 08.30 sıralarında Uludere'nin Ortası Köyü Düğündağı bölgesindeki yol inşaatında çalışan işçilere saldırdı. Açıklamada "Saldırıda 3 işçi şehit olmuştur. Saldırı sonrasında kaçan bölücü terör örgütü mensuplarının yakalanması için operasyonlara başlanmıştır" denildi. Hayatını kaybeden işçilerin Kadri Oslu, Ramazan Yakut ve Cangir Yılmaz olduğu bildirildi. Van'ın Başkale ilçesi kırsalında çok sayıda terör eylemi gerçekleştiren ve yeni eylem hazırlığı yapan 4 terörist, İl Jandarma Komutanlığı ve Emniyet Müdürlüğü'nün insansız hava araçlarından yarararlanılarak 27 Ağustos 2017 günü yapılan hava destekli operasyonla öldürüldü. Valilik'ten yapılan açıklamaya göre etkisiz hale getirilen teröristlerin, bugüne kadar Başkale bölgesinde güvenlik korucularını ve vatandaşları şehit eden, vatandaşların yoğun olarak kullandıkları karayolu ve köy yollarına mayın ve el yapımı patlayıcılar yerleştiren teröristler olduklarının belirlendiği kaydedildi. Açıklamaya göre operasyonda silah ve mühimmat da ele geçirildi. Açıklamada, "Son 10 gün içerisinde halkımızın üst düzey desteği, güvenlik korucularımızın ve güvenlik güçlerimizin 6 ayrı operasyonuyla etkisiz hale getirilen terörist sayısı 18'e ulaşmış, operasyonların ardından çok miktarda silah, mühimmat ve malzeme ele geçirilmiştir" denildi. Bitlis'in Mutki ilçesi Kaşak Köyü kırsalındaki operasyonda da önceki gün 16.15 sıralarında 2 teröristle sıcak temas sağlandı. Açılan ilk ateşte 1 güvenlik korucusu hafif şekilde yaralandı. Çatışma sonrası operasyon bölgesi helikopterle yoğun ateş altına alındı. Yapılan arazi aramalarında 2 PKK'lı silahları ve sırt çantaları ile birlikte ölü olarak ele geçirildi. Mardin'in Dargeçit ilçesinde ise Nizamülmülk Ortaokulu'nun yakınlarındaki tepede arama yapıldı. Aramada el yapımı patlayıcı ve düzenekler ele geçirildi.
Milliyet


İsrail'e Çağrı: İşgal Teşebbüsüne Son Ver 
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daveti üzerine geldiği Ankara'da dün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeydi. Erdoğan, Abbas'ı külliyenin giriş kapısında karşıladı. Cumhurbaşkanlığı kaynakları, Mahmud Abbas'ın ziyaretiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Ziyaret sırasında gerçekleştirilecek görüşmelerde ülkemiz ile dost ve kardeş Filistin Devleti arasındaki ikili ilişkilerin tüm boyutlarıyla ele alınması, ayrıca Filistinliler arası uzlaşı ve barış sürecinin canlandırılması konuları üzerinde durulması öngörülmektedir" dedi. Erdoğan, Abbas görüşmesi sonrası basın toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mescidi Aksa gerilimine değindiği konuşmasında şunları söyledi: Dört asır boyunca Kudüs ve Mescid-i Aksa'ya hizmet etme şerefine nail olmuş bir ülke olarak bu mukaddes şehrin asla çatışma, kan ve gözyaşı ile gündeme gelmesini istemiyoruz. Bölgede kalıcı barış ve huzurun yolu bellidir. Bu yol, 1967 sınırları dahilinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin vücut bulmasıdır. Soruna çözüm bulunması sadece Filistinli kardeşlerimize değil İsrail'in de hayrınadır. Barış çabalarına destek vermeye hazırız. Bugün Başkan Abbas ile mevcut durumu ele aldık. Önümüzdeki dönemede bu hususlara yöneleceğiz." "İsrail işgal teşebbüslerini son versin. Bizim çocuklarımız gibi Filistinli çocuklarında bayram sevincini yaşamasını istiyoruz. Gazze'de inşa ettiğimiz hastanenin tıbbi donanımını tamamlıyoruz. Filistin'e FETÖ karşısında kararlı tutumu için teşekkür ederim. Filistinli kardeşlerimize vize serbesitisi tanıyacağız. Cenin'de 5 bin Filistinli kardeşimize iş sağlayacak bir çalışma yürütülüyor. UNESCO'nun kararı büyük önem taşıyor. Filistin'e 10 milyon dolarlık bir hibe vereceğiz. Aziz kardeşim Abbas geçtiğimiz Ekim'de FETÖ karşısında dayanışma sergilemek için gelmişti."
Vatan

İstihbaratın Başı, Devletin Başına Bağlı Olmalı! 
Türkiye'de halkın oylarıyla doğrudan seçilen ilk Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan görevindeki 3'üncü yılını doldurdu. Erdoğan, Beştepe'de 3'üncü yılı tamamlaması nedeniyle NTV, TRT ve diğer kanalların ortak yayınında Oğuz Haksever'in sorularını yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle: Çankaya'da başlayıp Beştepe'de devam eden bu süreç neler yapmak istediğimizin bir adımıdır. Fiziki yapılanmayı önemsediğim gibi zihinsel yapılanmayı da çok önemsedim. Her şeyden önce mekana insanın sokulması değil insana göre mekanın hazırlanması çok önemli. Biz Çankaya'ya geldiğimizde personelimin yerleştirileceği yerlerin dahi olmadığını gördüm. Bu bir Cumhurbaşkanlığı makamı için olur bir şey değildi. Cumhurbaşkanlığı milletimiz tarafından bizlere layık görüldükten sonra Beştepe'de zaten hazırlıklarımız buna göreydi ve şu anda Beştepe'de burası malum Kongre Merkezi'miz. Bütün personelimizin genel sekreterinden yardımcılarına varıncaya kadar hepsinin mekanı mevcut ve huzurla çalışıyorlar. 2019'a burada 5 milyon kitaplık bir kütüphane yapmaya çalışıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir devlettir ve bu devlete yakışan ne ise bizim bunu yapmamız gerekiyordu. Biz de 28 Ağustos 2014'ten sonra bu adımı attık. Çankaya'da bir harekat merkezimiz yoktu ama Beştepe'de bir harekat merkezimiz var. Burada sadece bakanlarımızın değil önemli kurumlarımızın da temsilcileri var ve burası 24 saat çalışır. Ne oluyor ne bitiyor. Hangi bakanlıkta ne oluyor hepsi anında bu merkeze bunu geçerler biz de bütün Türkiye'yi bu merkezden izleriz. Zaman zaman çat kapı yaparım. Bu merkezden ayrıca 81 ilin valisi ile görüşme imkanım var. Gerektiğinde oradan bağlantıları kurarız o ilden öğrenmemiz gereken ne varsa öğreniriz. KHK'lar ihtiyaçtan doğuyor. Bunlar durup dururken olmuyor. Şu anda bu söylediğiniz milletvekilleri ile alakalı konularda bizim hızla mesafe almamız, adımlar atmamız lazım. Şu anda Ankara başkentimiz Parlamento burada. Bunların farklı yerlerde devam etmesinden ise bunu başkent Ankara'da sürdürmenin çok daha isabetli olacağı kanısına varılmıştır. Burada bu adımın atılması Başsavcılık Ağır Ceza tarafından bunun yürütülmesi çok daha isabetli olacağı kanısına varılmıştır. Ana muhalefetin de kendisine bir yol bulması lazım. Yaptıklarıyla sadece suyu bulandırıyor. Hükümetimiz attığı adımla yoluna devam ediyor. Bu kararı zaten istişare ederek aldık ve ülkemiz için çok faydalı olacağı kanaatindeyim. İstihbaratın başı devletin başına bağlı olmalı. MİT'in bundan sonra güçlenerek devam etmesi gerekiyor. Devletin başı istihbaratta en önemli bilgileri istihbaratları alması gereken kişi değil midir? İstihbaratın başı devletin başına bizzat bağlı olmazsa devlet hareket kabiliyetini kaybeder. İstediğim anda istediğim şekilde bu istihbari bilgiler bize gelsin ki biz de atmamız gereken adımları buna göre atalım. Büyük devletlerin hepsinde istihbarat devletin başına bağlıdır. ABD'de, Fransa'da hepsinde devlet başkanına bağlıdırlar. Parlamenter demokrasilerde bu başbakanlara bağlıdır. Biz şimdi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne ilk adımı attık. 2019 Kasım ayında da ikinci adımı atacağız ve o tarihten sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi çok daha güçlü şekilde devam edecektir. Bundan sonraki sürecin güçlenerek devamı gerekmektedir. 15 sene önce MİT'in ciddi bir portföyü yoktu şimdi var. İslam dünyasında var batıda var. Buralarda çok ciddi bir iletişim söz konusu. Bu olmadan bunu yürütemezsiniz ki.
Vatan

DÜNYA 
'Kaçakçılık Bitmedi Sadece Pahalılaştı!' 
Yunanistan'ın Midilli adasının belediye başkanı Sypros Galinos, Türkiye'den geçen göçmen sayısının arttığını savunarak, Türkiye'nin, Avrupa Birliği ile imzaladığı göçmen anlaşmasının gereklerini tam olarak yerine getirmediğini öne sürdü. İngiliz The Times gazetesinin haberine göre Galinos, anlaşmanın imzalanmasından sonraki 16 ay Türkiye'den Yunanistan'a geçen göçmen sayısında düşüş yaşandığını hatırlatırken, bunun, istenirse kaçak geçişlerin durdurabileceği anlamına geldiğini savundu. Midilli Belediye Başkanı, şu an adada 5 bin göçmen bulunduğunu, bunun adanın kapasitesinin iki katı olduğunu da söyledi. Times gazetesinde yer alan verilere göre yılın ilk 6 ayında Türkiye'den Yunanistan kıyılarına her hafta ortalama 365 göçmen ulaştı. Geçen hafta ise 730 göçmen Türkiye'den Yunanistan'a kaçak geçiş yaptı. Haberde, anlaşmanın imzalanması ardından Türkiye'den Yunanistan'a geçmiş olan bir göçmenin "Anlaşma ile insan kaçakçılığı sona ermedi, sadece pahalılaştı" sözlerine yer veriliyor. Avrupa Birliği'nin Dublin Anlaşması'na göre göçmenler, sığınma başvurularını ilk ayak bastıkları Avrupa ülkesinde yapmak zorunda. Anlaşma uyarınca, Yunanistan'a ulaşan mültecilerden sığınma başvuruları reddedilenler Türkiye'ye geri gönderiliyor.
Milliyet

Myanmar'dan Ölümüne Kaçış 
Myanmar'ın Arakan eyaletinde ayrılıkçı militanların polis ve sınır karakollarına düzenlediği saldırılar sonrasında çatışmalar devam ederken, şiddet olaylarında hayatını kaybedenlerin sayısı 104'e yükseldi. Bununla beraber, Myanmar ordusunun başlattığı operasyonlar sonrası birçok Arakanlı Müslüman (Rohingya) köylerinden ayrılmak zorunda kalırken, Bangladeş sınırına sığınan Rohingyalar, buradan da geri çevrildi. Öte yandan Arakan'da yaşayan ve Müslüman olmayan yaklaşık 4 bin kişi, ordu tarafından bölgeden tahliye edildi. Geçtiğimiz yılın Ekim aylarından beri "Arakan Rohingya Kurtuluş Ordusu" adlı bir grup, Myanmar ordusuna yönelik saldırılar düzenliyor. Geçtiğimiz Cuma günü bu grubun, Myanmar-Bangladeş sınırındaki bir askeri üsse ve en az 25 polis karakoluna düzenlediği saldırıların ardından çatışmalar arttı ve Myanmar ordusu geniş çaplı operasyonlar gerçekleştirdi. Operasyonlarda çok sayıda Arakanlı Müslüman köyü ateşe verilirken, binlerce kişi yaşam bölgelerini terk etmek durumunda kaldı. Arakan eyaletinde geçen yıl da polis kontrol noktalarına yapılan ve 9 polisin hayatını kaybettiği saldırıların ardından Myanmar ordusunun başlattığı operasyonlar, Müslüman azınlığı büyük şiddet dalgasına maruz bırakmıştı. Operasyonlar nedeniyle 90 binden fazla Arakanlı Müslüman yurtlarını terk etmek zorunda kalmıştı. Ülkenin Nobel Barış Ödüllü lideri Aung San Suu Kyi ise hükümet güçlerine yönelik eleştirileri gözardı ederek, Müslüman azınlığı suçladı. Suu Kyi, son açıklamasında "Teröristler, cephe hattında çocukları kullanarak güvenlik güçleriyle savaşıyor, köyleri yakıyor" dedi. Myanmar lideri, "Aşırılıkçı teröristlerle ilgisi olmayan sivillerin endişe etmesine gerek yok" derken bu sözleriyle Müslüman azınlığı ikna edemedi. Arakan'da 1 milyondan fazla Müslüman yaşıyor ülkede vatandaşlık dahil birçok temel haktan yoksun.
Milliyet

'Direneni Oldurun' 
Uyuşturucu mafyasına karşı kanlı bir operasyon yürüten Filipinler Devlet Başkanı Rodrigo Duterte, polis memurlarına tutuklanmaya direnen kişileri 'öldürmeleri' talimatı verdi. Duterte, memurlara yaptığı konuşmada, "Göreviniz tutuklanmaya direnen kişileri alt etmenizi gerektiriyor. Eğer direnirlerse, bu şiddet demektir, o 'aptalları' öldürmekte serbestsiniz, bu size emrimdir" diye konuştu. Güvenlik güçlerinin 16 Ağustos'ta gerçekleştirdiği baskınlardan birisinde 17 yaşındaki Kian Loyd delos Santos adlı gencin ölmesi, ülke çapında tepkilere yol açmıştı. Santos'un hafta sonunda düzenlenen cenaze törenine bini aşkın insan katılmıştı. Polis, Santos'un kendilerine ateş açtığını öne sürse da, olaya ait video görüntülerini izleyen Duterte, gencin cinayete kurban gittiğini kabul etmişti.
Vatan

'Gelin Artık Evlendirilmeye Hazır' 
Türkiye'nin Rusya'dan almak üzere anlaştığı S-400 uzun menzilli hava savunma sistemleri konusunda Moskova'dan yeni bir açıklama geldi. Rusya Federal Askeri Teknik İşbirliği Kurumu Başkanı Dmitriy Şugayev, füzeleri evlendirmeye hazır bir geline benzetti. Kommersant gazetesine yaptığı açıklamayla pazarlığı özetleyen Dmitriy Şugayev, "Türkiye'ye S-400 hava savunma sistemleri satışı meselesi halk arasında tabir edildiği gibi (gelin, teslim edilmeye hazır) vaziyette. Tabii Türkiye ile yapılacak S-400 anlaşması basit tüfek satış anlaşması değil. Ciddi bir sistemden söz ediyoruz. Bazı püf noktaları var. Çözülmesi gereken bu son püf noktalar konusunda da Moskova ile Ankara en kısa zamanda anlaşmaya varacaktır" dedi. Şugayev, ABD'nin bu satışa tepkisi konusunda ise "Okyanus ötesi arkadaşlar Türkiye'nin bu kararına tepkili. Ancak Türkiye bilindiği üzere bağımsız bir ülke. Bir ürünü alıp almama kararını kendisi verir" ifadelerini kullandı. Şugayev iki gün önce yaptığı bir başka açıklamada S-400'lerle ilgili olarak "Bu anlaşma Rusya'nın hem jeopolitik hem stratejik çıkarlarına uygundur. Kimsenin şüphesi olmasın" demişti.
Hürriyet

Kuzey Kore Füze Fırlattı Japonya Ayakta 
Güney Kore, Kuzey Kore'nin Japon denizi'ne tanımlanamayan bir füze fırlattığını duyurdu. Japon haber ajansı Kyodo'ya göre füze Japonya'nın üzerinden geçip Hokkaido Adası'nın sularına düştü. Japonya'nın NHK televizyonu, füzenin 3 parçaya ayrıldığını açıkladı. Japon hükümeti, halkı olası bir Kuzey Kore füzesine karşı tedbirli olmaya çağırdı, "Gerekirse sığınaklara inin" dedi. Japonya Başbakanı Shinzo Abe, Japonya halkını Kuzey Kore'nin fırlattığı füzelerden koruyacaklarını söyledi. Hükümet sözcüsü ise Kuzey Kore'nin fırlattığı füzenin benzeri görülmemiş bir tehdit olduğunu belirtti.
Haber Türk

EKONOMİ 

Dolar: 3,4536-3,4556                       
Euro: Euro 4,1334-4,1348
Sterlin: 4,4684-4,4717         
Gram Altın: 146,1632-146,2460

Resimdeki 'Gizli' Reklamcıya Dikkat 
Son dönemde Instagram, Twitter, Facebook gibi platformları kullanarak gizli reklam yapan çok takipçili hesaplar konusunda Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'ndan uyarı geldi. Kendini "Blogger", "Vlogger" ve "Twitter fenomeni" olarak tanıtan bazı kişilerin tüketicilere yönelik ürün bildirimlerinde bulunduğuna dikkati çeken bakanlık, "Mal ve hizmetlerin satıcıları ile online eleştiri ve tavsiye beyanı sahipleri arasında bir ticari ilişki var ise bu ilişkiye ilişkin bilgi kesinlikle bildirim içinde yer almalıdır" diyerek özellikle otel, kafe -restoran gibi yerler için yapılan yorumlara ve paylaşımlara şüpheli yaklaşılmasını istedi. Son dönemde özellikle Instagram, Twitter, Facebook gibi platformları kullanan çok takipçili kişilerin reklam faaliyetleri dikkat çekiyor. Paylaşımlarıyla yüksek takipçi sayısına ulaşan bazı kullanıcılar ya hesaplarını şirketlere devrediyor ya da fotoğraflarda bazı ürünlere yer vererek firmalara yönlendirme yapıyor. Bu faaliyet bir sektör haline gelirken, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı da konuyla ilgili uyarıda bulundu. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın yazısında, piyasadaki mal veya hizmetleri kullanmış tüketiciler tarafından internet üzerinden yapılan eleştiri ve tavsiye yorumların tüketicilerin satın alma kararlarını önemli ölçüde etkilediği vurgulanarak, tüketicilerin, eleştiri ya da tavsiye türünde yazılmış online bildirimlere akıllı telefonları üzerinden de kolayca ulaşabildiği ifade edildi. Uluslararası Tüketici Koruma ve Uygulama Ağı'nın da konuyla ilgili uyarıda bulunduğu ifade edilen yazıda şu öneri ve ikazlarda bulunuldu: "Bu tür açıklamalar, her koşulda gerçeği yansıtmalı ve yanlış yönlendirmeye yol açmamalı. Tüketicilerin eksik bilgilendirilmelerine neden olacak bildirimlerden kaçınılmalı. Mal ve hizmetlerin satıcıları ile online eleştiri ve tavsiye beyanı sahipleri arasında bir ticari ilişki var ise, bu ilişkiye ilişkin bilgi kesinlikle bildirim içinde yer almalı. Tüketiciler açısından ise; bilinmesi gereken en önemli şey, bu tür online eleştiri ve tavsiye beyanları konusunda bilinçli olunması ve bu tür bildirimlerin öncelikle reklam olarak değerlendirilmesi. Bu kapsamda özellikle konaklama (otel-paket tur vs.) değerlendirme sitelerinde, kafe-restoran vs. gibi gıda tüketimine konu değerlendirme sitelerinde, sosyal medyanın her türlü mecrasında, blogger, vlogger ismiyle yayın yapan kişi ve kurumlara ait internet sitelerinde belli bir mal veya hizmete ilişkin yapılan olumlu ya da olumsuz yorumlar konusunda şüpheci olunmalı ve ilave araştırmalar yapılmalıdır."
Milliyet

Trump 1 Milyar $'Lık Türk Çeliğini Eritecek 
Türkiye'nin toplam ihracatının yüzde 7'sini oluşturan çelik sektörü, çeşitli ülkelerde maruz kaldığı anti-damping soruşturmaları nedeniyle ihracat kayıpları yaşıyor. Sektörün en büyük ihracat pazarı konumundaki ABD'nin çelik ithalatına sınırlama getirme girişimleri Türk ihracatçılarını daha da zora sokacak. İthalata sınırlamanın gündeme gelmesinin ardından oluşan belirsizlik nedeniyle Nisan'dan bu yana ABD'ye çelik ihracatında sürekli bir düşüş gözlendiğini belirten Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Başkanı Namık Ekinci, "Belirsizlik ihracatta daha şimdiden düşüşe neden oldu. Sözü edilen kısıtlamalarının uygulamaya geçmesi durumunda Türkiye bu ülkeye yıllık 1 milyar doların üzerindeki ihracatını kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalabilir" uyarısında bulundu. ABD'li çelik üreticilerinin kâr marjlarını artırmak için Türkiye'ye yönelik haksız suçlamalarda bulunduğunu belirten Ekinci, "ABD'li üreticiler kârlarında daralma olduğu zaman, kendi ülke pazarlarında daha yüksek fiyattan mal satabilmek için ihracatçı durumdaki Türkiye'yi suçlamayı tercih ediyorlar" dedi ve ekledi: "Ayrıca haksız yere suçlama ve soruşturmalara maruz kalıyoruz. Türk çelik ihracatçıları olarak dünyanın hiçbir ülkesine dampingli ya da devlet teşvikli ürün ihraç etmiyoruz." ABD'nin getirmeyi planladığı kısıtlamaların kendi ülke ekonomisine de zararlara neden olacağını kaydeden Namık Ekinci, suni fiyat artışlarıyla sıkıntı yaşanacağına dikkat çekti. Ekinci'nin verdiği bilgiye göre, ABD'ye Nisan'da 261 bin ton olarak gerçekleşen çelik ihracatı Mayıs'ta 240 bin tona, Haziran'da 147 bin tona, Temmmuz'da 114 bin tona geriledi. Türkiye 2016'da ABD'ye 1.1 milyar dolar tutarında 2.3 milyon ton civarında çelik ihracatı yaparken; ABD ülke bazında Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı oldu.
Vatan

Borsada Erken Bayram 
Piyasalarda risk iştahının devam etmesiyle Borsa İstanbul rekor üzerine rekor kırıyor. Haftaya hızlı başlayan borsada 20 gün aradan sonra yine tarihi zirve görüldü. Bayram tatili nedeniyle kısa sürecek haftada BIST 100 endeksi dün seans içinde 110 bin 530 puanla tüm zamanların zirvesini gördü. BIST 100 endeksi günü yüzde 0.53 artışla 110.339 puanla bitirerek kapanış rekoruna da imza attı. Borsa yılbaşından bu yana yatırımcısına yüzde 41.3 kazandırdı. BIST, dünyanın en fazla yükselen borsası olmayı sürdürdü. Analistler, dolar kurunun düşüş eğilimini devam ettirmesinin desteği ile BIST 100 endeksinin Avrupa borsalarındaki negatif seyre karşın rekorlarına devam ettiğini belirtti. BIST 100 endeksinin dolar bazında önemli direnç konumundaki 32 bin puanın üzerini test ettiğine dikkati çeken analistler, bu seviyenin üzerinde kalıcılık sağlanması durumunda orta vadede 34 bin 300 puan, yani TL bazında 118 bin seviyelerinin gündeme gelebileceğini kaydetti.
Vatan

434 Gün Yerine 1 Günde Çözüm  
Dört yıl önce başlayan ve TBMM'ye sevk edilen tasarının yasalaşmasıyla iş uyuşmazlıklarında zorunlu hale gelecek arabuluculuk uygulamasında 2017'de patlama yaşandı. İlk sekiz ayda tam 11 bin 145 uyuşmazlığı mahkemesiz arabulucular çözdü. Bu uyuşmazlıklarda ilk sırayı daha zorunlu olmadan işçi-işveren uyuşmazlıklarının alması dikkat çekti. Arabuculukta başarı oranı yüzde 91 oldu. Adalet Bakanlığı Arabuluculuk Daire Başkanı Hakan Öztatar Hürriyet'e, iş uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuk getiren yasanın ekimde çıkacağını ve bu konudaki tüm hazırlıkların tamamlandığını belirterek, şöyle dedi: "İş uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuğun getirilmesiyle yaklaşık 400 bin dosya arabuluculara gidecek. 434 günde biten iş davalara zorunlu arabuluculukla 1 gün ve daha kısa sürede bitirilir hale gelecek. Bu yasa 17 milyon işçi ve 1.5 milyon işveren için de çok önemli. Toplumda uzlaşma kültürünün yerleşmesine, işçi-işveren barışına katkı sağlanacak. Toplam arabulucu sayısı ise 13 bin 446. Bu yeni yasa ile sayı artacak ve istihdam yaratılacak. 2013, 2014, 2015 ve 2016 yıllarında arabuluculuk yoluyla çözüme kavuşturulan uyuşmazlıkların toplamının iki katı kadarı 2017'de çözüme kavuşturuldu. 2017 yılı Ağustos'una kadar 11 bin 145 uyuşmazlık arabuluculuk yoluyla çözüldü. Bu anlamda 2017 yılı arabuluculuk için bir patlama yılı olmuştur. Bugüne kadarki arabuluculuk uygulamalarında 16 bin 630 uyuşmazlık için masaya oturulmuş ve 15 bin 141'i anlaşmayla sonuçlanmıştır. Sadece bin 489'u anlaşmazlıkla sonuçlanmıştır. Arabuluculuk uygulamalarının parasal değeri 802 milyon 530 bin 800 liraya ulaşmıştır. Arabuluculuk yoluyla uyuşmazlıkların yüzde 91'i bir gün ve bir günden daha kısa sürede çözülmüştür. Başarı oranı yüzde 91'dir."
Hürriyet

Reel Sektöre Vergi İndirimi 
Maliye Bakanı Naci Ağbal, stratejik ve kritik sektörlere kurumlar vergisi indirimine yönelik bir çalışma yaptıklarını belirterek, "Oran indirimi tek başına sağlanan bir avantaj değil. Türkiye'nin büyümesine, kalkınmasına katkı yapacak radikal bir düzenleme" dedi. Kurumlar vergisi indiriminin yıl sonuna yetişip yetişmeyeceğine ilişkin olarak ise Ağbal, "Biz bütün senaryoları çalışıyoruz, maliyeti ne olur ona bakıyoruz. Bize zaman zaman 'başkalarına verecek para bulamıyorsunuz, oran indirimi yapıyorsunuz' diyorlar. Hayır bu ülkeyi büyütecek bir adım. Çalışanı da kazanacak, üreteni de kazanacak" diye konuştu. Ağbal bir grup gazeteciyle sohbet toplantısında, uluslararası firmaların ülke tercihlerini yaparken vergi oranlarını çok önemsediklerini belirterek, yakın zamanda birçok ülkenin kurumlar vergisinde indirime gittiğini söyledi. İrlanda'da bazı sektörlerde yüzde 12 kurumlar vergisi oranı uygulandığını, Macaristan'da yüzde 17 olduğunu hatırlatan Ağbal, İngiltere ve ABD'nin de kurumlar vergisi de indirim yapacağını açıkladığını kaydetti. Türkiye'nin 2006 yılında yüzde 33'lük kurumlar vergisi oranını yüzde 20'ye çektiğini ifade eden Ağbal, o dönemde yapılan oran indiriminin Türkiye'ye gelen yabancı sermayeyi ciddi oranda artırdığını ifade etti. Bankacılık ve finans sektöründe indirim yapılmasının asla söz konusu olmayacağını vurgulayan Ağbal, "Ama reel sektörde özellikle de Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu kritik sektörlerde Türkiye'nin rekabetçiliğini artıracak daha fazla reel sektör yatırımını gelmesini sağlayacak şekilde kurumlar vergisi oranlarında indirim çalışması yapılabilir mi diye teknik düzeyde birtakım çalışmaları yürütüyoruz" dedi. "İndirim yapılabilir mi?" sorusuna, "Bence yapılabilir" karşılığını veren Ağbal, bütün senaryoları çalıştıklarını kaydetti. Sektörel stratejik sektörlerde yatırıma bağlı olmaksızın genel bir oran düzenlemesinden bahsettiğini anlatan Ağbal, "Yatırım teşvikine bağlı olmaksızın halen Türkiye'de yatırımını yapmış, yatırımlarını tamamlamış firmalar var. Kritik sektörlerde üretim yapanlar için bir nevi teşvik" dedi. Hangi alanlarda indirim olabileceğine yönelik ise Ağbal, "Bizim için önemli bir faktör yüksek teknoloji seviyesinde üretim yapan şirketler, ithal ikamesi sağlayan yerli üretimin artırılması da bizim için öncelik. Bir de stratejik sektörler var. Enerji, savunma- güvenlik, sağlık sektörü gibi. Arkadaşlar sektör sektör çalışıp etkisine bakıyor. Tabii ki vergi hasılasına ilk başta etki yapacak ama kanatimce bu getirdiğimiz teşvik yatırımları artıracağı için toplamda vergi gelirlerini orta ve uzun vadede olumlu katkı sağlayacak" diye konuştu. Kurumlar vergisi indiriminde küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) için bir indirim olup olmayacağı sorusuna Ağbal, Türkiye'de kayıt dışılık oranının yüzde 25-30'lar düzeyinde olduğunu, bunun yüzde 15-20'lere çekilmesi gerektiğini söyledi. KOBİ'lerde kayıt dışılık oranının ortalama orandan fazla olduğunu dile getiren Ağbal, şunları söyledi: "Ülkelerde farklı uygulamalar var. Büyük işletmeler için genel bir oran varken, KOBİ'ler için daha düşük bir oran uygulanıyor. Ama bizim önceliğimiz Türkiye'ye yatırım çekecek stratejik sektörlerde ve stratejik alanlarda vergi indirimini konuşmak, seçici olmak zorundayız. Türkiye vergi gelirleri bakımından vergi gelirlerini aşağıya çekecek bir düzenlemeye şu konjonktür içinde imkan bulamaz."
Hürriyet

POLİTİKA
Binali Bey Yol Arkadaşım 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, göreve gelişinin üçüncü yılı nedeniyle NTV ve TRT'deki ortak yayınla gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Erdoğan, özetle şunları kaydetti: (Çankaya'dan Beştepe'ye geçmesi) Çankaya'da atılan ilk adımın Beştepe'de devamıdır bu süreç. Fiziki yapılanmayı önemsediğim gibi zihinsel yapılanmayı da önemsedim. İnsana göre mekanın hazırlanması çok önemliydi. Çankaya'ya geldiğimizde personelimin yerleştirileceği yerin olmadığını dahi gördüm. Türkiye Cumhuriyeti'nin bir makamı için olur bir şey değildi. Başbakanken adımları atmış, bunu da kimseyle paylaşmamıştık. Cumhurbaşkanı seçilince de hazırlıklar zaten Beştepe'de buna göreydi. Şimdi burada 2 bin kişilik sergi salonu ile ikram salonu ile 5 milyon cilt kitabın olacağı Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi'nin inşaatı devam ediyor, 2019'a yetiştireceğiz. Büyük bir devlet olmanın burası taçlandırılmış merkezidir. Bu devlete yakışanı yapmamız gerekiyordu. (Emine Erdoğan'ın çalışmaları) Eşimin de birçok bakanlıklarımıza bağlı kurumlarımızın veya bakanlıkların toplantıları var. Kendisi oralara katılmak suretiyle oralarda sinerji getirme gayreti var. Tek tabanca çalışmıyoruz, çift tabanca çalışıyoruz. Sağ olsun o da koşturuyor. (MİT'in Cumhurbaşkanına bağlanması) Devletin başı, istihbaratta en önemli bilgilerini, dokümanlarını alması gereken kişi değil midir? İstihbaratın başı birinci dereceye bağlı değilse devlet hareket kabiliyetini kaybeder. Birinci dereceden istihbarat devletin başına bağlı olmalı. İstediğim anda bilgiler gelsin ki adımları atalım. Büyük devletlerin hepsinde istihbaratlar devletin başına bağlıdır. ABD, Fransa'da devlet başkanına bağlıdır. Parlamenter demokrasilerde Başbakanlara bağlı oluyor. Bizde de parlamenter demokrasiye göre muhalefet eleştiriyor. Ana muhalefet hala Başkanlık sistemine geçemedi. 15 yıl önceki MİT'i, bir de şimdikini düşünüyorum, alınan mesafe çok ileri. Bölgede belirleyici bir güç olmanın adımlarını da atan bir istihbarat örgütüyüz. (Başbakan Binali Yıldırım'la farklı düşündüğünüz olmaz mı?) Farklı düşünmezseniz yanlışlık vardır. Farklılıklarda olacak ki güzellikler olsun. Fikirlerin çarpışmasından hakikat güneşi doğar. Mesele o istişareyi yapmaktır. Binali Bey belediye başkanı olduğumdan beri mesai ve yol arkadaşımdır. Öncesinde de gönül arkadaşlığım var. Partiyi kurduk beraberiz, hükümet olduk beraberiz. Birçok adımlarda beraberiz. Başarı grafiğinde hepsini beraber yazdık. Rabbim bu birlikteliği büyük hedeflere ulaşmak suretiyle daim kılsın. (Arakanlı Müslümanlar) Dünya Myanmar'a kör ve sağır. Bangladeş olayı daha da acımasız. BM Genel Kurulu'nda gündeme getireceğiz. (Afrika açılımı) Veren el alan elden hayırlıdır diye buralara uzandık. 12 büyükelçiliğimiz vardı 39'a çıkardık. Dünyada en fazla yardım konusunda ABD birinci; Türkiye ikincidir. Milli gelire bakınca Türkiye birinci, ABD ikincidir. (Katar krizi) Suudi Arabistan, Körfez'in abisidir. Önümüzde kurban bayramı var bu sıkıntı bitsin derim.
Milliyet

"Kendisini O Koltuğa Taşıyanları Kötülüyor" 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu söylerken Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın AK Parti örgütünde başlattığı 'metal yorgunluğu' tartışmasını da "Erdoğan kendi örgütünü aşağılıyor ama kimse korkudan konuşamıyor. Eğer kendisi bugün Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyorsa o koltuğa oturduktan sonra kendisini oraya taşıyanları kötülemesi kadar yanlış bir şey yok" diye yorumladı. Kılıçdaroğlu, Adalet Kurultayı sürerken bir araya geldiği gazetecilere şunları söyledi: "BİR siyasal partinin liderinin kendi örgütünü kötülemesi kadar, 'Beceriksizsiniz, yoruldunuz, bir şey yapmıyorsunuz' demesi kadar yanlış bir şey yok. Eğer kendisi bugün Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturuyorsa, o koltuğa oturduktan sonra kendisini oraya taşıyanları kötülemesi kadar yanlış bir şey yok. Bir kişi kendi egosuna teslim olup, kendi tabanını yok saymamalı. Yok sayıyor. Şunun için yok sayıyor; 'İster döverim, ister söverim, ister asar, keserim, bunlar benim esirlerim. Ben ne yaparsam yapayım bunlar gelir bana oy verirler.' Bu anlayıştan aldığı güçle bakanları eleştirip, aşağılayabiliyor, kendi örgütünü aşağılayabiliyor, kötüleyebiliyor, rahatlıkla bunları söyleyebiliyor. Çünkü onları kendi siyasal tutsakları olarak görüyor. 'Ben ne yaparsam yapayım bunlar benim arkamdan gelecekler' diye. Bir örgütün yöneticileri bu pozisyona gelmeli mi? Asıl üzerinde durulması gereken nokta o. Erdoğan AKP'nin Genel Başkanı, kendi örgütünü aşağılıyor, ama kimse korkudan konuşamıyor. Sabah gazetesinden bir yazar, 'Erdoğan, örgütünü MASAK ve MİT'ten gelen raporlara göre dizayn edecek' diye yazdı. Bir parti, MASAK ve MİT'ten gelen raporlara göre kendisini yeniden yapılandıracaksa o örgütten hayır gelmez. Orası devletin bürokratlarının egemen olduğu bir örgüt mü? Ne demek yani MASAK ve MİT raporlarına göre partinin yöneticileri belirlenecek... Bu şu anlama geliyor; o partinin ideolojisi yok, o parti hedeflerini, ilkelerini kaybetmiş. O partiyi artık yönlendiren devlet, devletin partisi artık o. Devlet yönlendiriyor o partiyi artık. Böyle düşünmek lazım. Kendi örgütü ile de kavgalı. 2019'a kadar bir plan çizdik kendi kafamızda. Onu adım adım uygulamaya çalışıyoruz. Bu adalet Kurultayı'ndan memnun muyum; memnunum. Düşündüğümden daha iyi geçiyor. Düşünsel yönü ağır. Pek çok konuda akademisyenler, sivil toplum örgütleri yöneticileri, kadınlar, gençler, kendilerine göre özel toplantılar yapıyorlar. Adalet temalı ve hayatın değişik alanlarıyla ilgili toplantılar yapıyorlar. Ben panelleri izliyorum. Samimi söylemek gerekirse yararlanıyorum. Eğer bir ülkede adalet tartışılıyorsa aslında o ülkede demokrasi yok. Demokrasi olsa adaleti tartışmanın zaten bir gereği yok. Adaletin, demokrasinin olmadığını gördük. Adaleti bir konuşmacı 'hava'ya benzetti. Doğru. Tıpkı nefes aldığımız hava gibi. Rahatlıkla nefes aldığımızda aklımıza gelmez ama hava kirlenince aklımıza gelir, şikâyetçi oluruz. Bir düşüncenin topluma mutlaka dayatılması gerekiyor diyen bir anlayışın iktidar olduğu bir süreçteki rahatsızlıklar dile getiriliyor. Buradan yeni bir şey çıkar. Bu ülkenin insanları olarak, düşünürleri olarak, akademisyenleri, sivil toplum örgütleri olarak bir araya gelip hepimizin, en azından büyük bir çoğunluğun uzlaşabildiği anayasa çalışması yapmak ve bunu hayata geçirmemiz gerekiyor. Türkiye'nin toplumsal uzlaşmaya ve yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Bu toplumsal uzlaşma çok önemli, artık bu ülkede sivil otorite, yönetim diyorsak, daha çok sivili, 'baskıdan arınmış' kişiler, kurumlar olarak düşünüyoruz. Başka bir vesayete ortam hazırlamadan hepimiz oturup tartışmalıyız"
Hürriyet

SPOR 
'Tokyo'da Bırakabilirim' 
Dünya Şampiyonası'nda altın madalya alarak gururumuz olan Rıza Kayaalp, 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları'nda altın madalya alıp, güreşi zirvede bırakmak istediğini söyledi. Kariyeri boyunca çok sayıda madalya kazandığına vurgu yapan Kayaalp, "Her zaman zirvede kalmaya devam ediyoruz. Böyle giderse tek rakibim Türk Hava Yolları olacak. Yeter ki biz inancımızla, kendimize güvenerek yolumuza devam edelim" diye konuştu. Güreşin son yıllarda Türkiye'ye büyük başarılar yaşattığını ve buna da devam ettiğini aktaran milli güreşçi, "Hedef, her zaman ülke sporumuzu ileriye, yükseklere taşımak, daha çok başarı kazandırmak. Bireysel olarak hareket eden bir sporcu değiliz. Ülkemiz adına halkımızı temsil ettiğimizi düşünerek, yolumuza devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Sporcuların Türkiye'yi temsil ettiklerini düşünerek işlerini yapmaları durumunda daha çok başarının geleceğine dikkati çeken Rıza, "Kendi adıma elimden geldiği kadar ülke sporuna katkı vermeye çalışıyorum. İnşallah ülkemize bol bol dünya, Avrupa, olimpiyat şampiyonlukları kazandırmaya devam edeceğiz" değerlendirmesinde bulundu. Hedefinin bugüne kadar alamadığı olimpiyat altın madalyasını kazanmak olduğunun altını çizen Rıza Kayaalp konuşmasını şöyle noktaladı: "Olimpiyatta ikincilik, üçüncülük var, dünya ve Avrupa şampiyonluğum bulunuyor. Bunları olimpiyat altınıyla taçlandıracağım düşünüyorum. Rio'da ikinci olunca '2020'ye kadar seferberlik ilan ediyorum' demiştim. İlk yılımı Avrupa ve dünya şampiyonu olarak kapattım. Tokyo'ya kadar 3 Avrupa, 2 dünya şampiyonası var. Onları kazanıp, Tokyo'da da altın madalyayı boynuma takarak, bu işi zirvede bırakmak istiyorum."
Milliyet

Bütçe Ekside Satış Sart! 
Transferde Pepe, Lens, Negredo, Medel ve Orkan'ı kadrosuna katan Beşiktaş, gönderilmeleri planlanan futbolcuların takımda kalması nedeniyle ekonomik bir sıkıntının içine girdi. Yeni transferlere ödenecek paralar yüzünden bütçede şimdilik ekside kalan siyah-beyazlı yönetim, U-21'e gönderdiği Aras, Boyko, Franco ve Milosevic gibi isimlerle yolların ayrılmaması durumunda zorunlu olarak kadrodan bir oyuncuyu bonservisiyle satacak. Cenk Tosun, Oğuzhan Özyakup, Tolgay Arslan, Necip Uysal ve Mustafa Pektemek gibi isimlere teklifler alan yönetimin, acil önlem paketi olarak bu oyunculardan biriyle vedalaşabileceği öğrenildi. Beşiktaş Yönetimi, mevcut kadrodan bir oyuncuyu satması halinde hem gelir-gideri dengeleyecek hem de bonservisi elinde olan bir futbolcu transfer edebilecek. Kulüpten sızan bilgilere göre oyuncu satılmasına karar verilmesi halinde kasaya 12- 15 milyon euro arasında bir para gireceği ve bu paranın da yeni sezonda kulübü ekonomik olarak rahatlatacağı vurgulandı. Şu an için mevcut kadrodan futbolcu gönderilmesini istemeyen Teknik Direktör Şenol Güneş ise olası bir satış durumda ekonomik zorunluluklar anlatılarak ikna edilmeye çalışılacak. Başkan Fikret Orman'ın ise bu problemin sezon ortasında çözülmesinden yana olduğu belirlendi. Devre arasında Avrupa ülkeleri ile birlikte Çin transfer döneminin de açık olması nedeniyle Orman'ın çok cazip bir teklif gelmediği sürece oyuncu satışına soğuk baktığı vurgulandı. Fikret Orman'ın yakın çevresine "Birini gönderirsek bu saatten sonra onun yerini doldurabilecek kalitede futbolcu bulmak çok kolay değil" diye konuştuğu da aktarıldı.
Milliyet

Son Karar Luıs Neto 
Fenerbahçe, Rus kulübü Zenit'te top koşturan Portekizli milli stoper Luis Neto'yu renklerine bağladı. Simon Kjaer'in Sevilla'ya transferinin ardından savunmasında büyük sorunlar yaşayan sarı-lacivertliler, Danimarkalı stoperin boşluğunu Neto ile doldurdu. Kjaer'in vedasının ardından Gustavo Gomez için Milan'la birçok görüşme gerçekleştiren Fenerbahçe, İtalyan kulübüyle anlaşma sağlayamayınca rotasını Rusya'ya çevirmişti. Giuliano transferi sırasında iyi ilişkiler kurulan Zenit'e Luis Neto'yu kiralamak için resmi teklif götüren sarı-lacivertliler olumlu yanıt aldı. Luis Neto ile el sıkışan Fenerbahçe, Zenit'le de anlaştı ve transfer mutlu sonla tamamlandı. Sarı-lacivertliler, Portekiz Milli Takımı'nda da görev yapan Neto'yu satın alma opsiyonuyla birlikte 1 yıllığına kiraladı. Fenerbahçe, Neto'dan memnun kalması halinde sezon sonunda tespit edilen bonservis bedelini ödeyerek tecrübeli futbolcuyu bonservisiyle birlikte kadrosuna katabilecek. Bu arada Milan'ın dün Gustavo Gomez için bir kez daha Fenerbahçeli yöneticileri pazarlık masasına davet ettiği ortaya çıktı. İtalyan kulübünün, Paraguaylı oyuncuyu kiralamayı kabul ettiği ancak sarı- lacivertlilerin, Neto ile anlaşma sağlanması nedeniyle bu çağrıyı geri çevirdiği aktarıldı. Öte yandan Fenerbahçe, Portekizli savunma oyuncusu Luis Neto'nun transferi için görüşmelere başlandığını kulübün resmi sitesinden açıkladı. Portekizli stoperin, bugün sağlık kontrolünden geçeceği duyuruldu. Gustavo Gomez gibi Neto'ya da onay veren Teknik Direktör Aykut Kocaman'ın Portekizli futbolcunun transferinden mutluluk duyduğu belirtildi.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme