25 Ağustos 2017 Cuma

Türkiye’nin Somali’deki Askeri Üssü Açılıyor



Stratfor, 19 Ağustos 2017
Türkiye başı beladaki Doğu Afrika ülkesinde askeri ve ekonomik bağları oluşturmak üzere üs açıyor, fakat Birleşik Arap Emirlikleri bir adım daha önde. 
Özet
* Somali'deki üs Türkiye'nin denizaşırı ülkelerde oluşturduğu ikinci üs olacak, fakat bu üs Türkiye'nin askeri yeteneklerini göstermekten ziyade, Somali'ye yardım etmeyi amaçlayacak
* Türkiye Orta Doğu ve Doğu Afrika'da varlığını genişletmeye devam ederken, bu büyümedeki en önemli gücünü askeri unsurlar oluşturuyor.
* Türkiye'nin sahip olduğu denizaşırı askeri yetenekleri, benzer adımlarla daha önce  yola çıkmış olan Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle rekabete girmesini gerektirecektir.


Askeri Üsler ve Ekonomik İlişkiler
Türkiye, bölgesel bir güç olarak, Somali'de oluşturduğu yeni askeri kamp  üzerinden bu Doğu Afrika ülkesi ile olan bağlarını güçlendiriyor. İki yıldır inşaatı devam eden üssün  bu ay içinde açılmasıyla Türk askerlerinin Somali'ye yerleşmesi tamamlanmış olacak. Daha büyük bir üs olan Katar'a sevkedilecek askerlerin konuşlandırılmasından sonra, Mogadişu'daki  üsse de birlikler sevkedilecek. Ankara, yıllardır Kuzey Irak ve Suriye'de  askeri operasyonlarını sürdürürken, ilk olarak müttefik ülkeler Katar ve Somali'ye birlik konuşlandırmış olmakla birlikte, Orta Doğu ve Doğu Afrika'yı içine alan bölgede  menfaatlerini adım adım takip ederken, şüphe yok ki aynı şekilde düşünen Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle de karşı karşıya gelecektir. 

Daha çok Şeyh ailesinin güvenliğine katkı sağlamak üzere açılan Katar'daki üsten farklı olarak, Mogadişu'daki faliyet, öncelikle askeri eğitimler, özellikle de Somali'li askerlerin eğitimini amaçlayacaktır.  Mevcut planda askeri operasyonlar yürütülmesine dair bir husus düşünülmemiş, yaklaşık 200 Türk askerinin  10.000 Somali Milli Ordusu askerinin eğitilmesi öngörülmüştür.

Fakat, uzun süredir devam eden Ankara-Mogadişu ilişkileri yalnızca askeri eğitimlerin  yerine getirilmesini kapsamıyor. Yardım kuruluşlarının faaliyetleri çerçevesinde Mogadişu'da kurulan hastane ile sivillere eğitim fırsatı veren bir okul açılması Türkiye'yi Mogadişu'da oldukça önde gelen bir konuma yükseltirken, Türk Şirketlerinin altyapı faaliyetleri geliştirmek ve yönetmek konusunda arayış içinde olmaları ilişkilerin daha da yakınlaşmasına vesile oluyor. Mesela Türk Şirketi Albayrak Mogadişu Liman işletmeciliğini üstlenmiş, bu liman işletmeciliğinin yanında başka bazı Türk şirketleri de aynı şekilde güneyde yer alan Kismoyo'daki limanı işletmek üzere teklif vermişlerdir.

Tüm bu çabalarına karşın, Somali ile bu şekilde ilişki kurmak isteyen tek ülke Türkiye değildir; Birleşik Arap Emirlikleri'de aynı sözleşmeleri takip etmektedir. Hem Türkiye ve hem de Birleşik Arap Emirlikleri Somali'nin dünyanın önemli gemi taşımacılığı hattı  üzerinde oturduğunu bildikleri gibi yeni limanlar ve diğer taşıma altyapıları kurma fırsatları olduğunun da farkındadırlar. Bu unsurlar ve Somali hükümetinin dış yardımlara ihtiyaç duyması Birleşik Arap Emirlikleri için de bu tür proje geliştirme faaliyetlerini anlamlı kılmaktadır. Mesela, Emirlik Şirketi SKA Air&Logistic Mogadişu havaalanı işletmeciliğini sürdürmekte ve başka bazı BAE şirketleri Kismoyo'da bir liman ve bir havaalanı projesinin geliştirilmesi için rekabet etmektedirler. Mamafih,  BAE bazı projelerde Türkiye'den daha önde olduğu gibi 2015 yılından beri Mogadişu'da askeri eğitim faaliyetlerini sürdürmektedir. BAE kendisi tarafından eğitilerek bir kaç ay önce Mogadişu'nun güvenliğini sağlamak üzere görevlendirilen birliklerin Somali Milli Ordusu içinde en güvenilir ve en iyi eğitilmiş birlikler olduğunu düşünmektedir.

Türk ve BAE'nin Denizaşırı Üsleri
Şüphesiz , BAE ile Türkiye arasındaki rekabet Somali ile sınırlı da değildir. 250 Türk askeri, 30 Silahlı araç ve tankın Katar'a konuşlandırılmış olması Körfez İşbirliği Konseyinin (GCC) dahil olduğu bölgesel krizde önemli bir alan oluşturmaktadır. Türkiye, bölgede Körfez'de üstün konum elde etmek üzere yalnızca asker konuşlandırarak değil, bazı GCC ülkelerinin Katar'a uyguladığı ekonomik ambargonunun etkisiz kılınması için Katar'a verdiği destek ile de rekabet etmektedir. Katar'daki Türk birlikleri henüz erken safhalarında olmakla birlikte, bazı Türk yetkililer Katar üssündeki asker sayısının 3.000'e çıkarılması ile, donanma gemisi ve savaş uçağı konuşlandırılmasını da teklif  ediyorlar. Eğer bu teklifler kabul edilirse, Türkiye'nin  Basra Körfezindeki savaşma kaabiliyeti  dikkate alınması gereken bir düzeye çıkmış olacak.

BAE'nin Hırsları
Suudi Arabistan'ın diğer tarafında, Birleşik Arap Emirlikleri Bab El Mandeb boğazının yakınlarında geçtiğimiz yıl boyunca kalıcı askeri üsler inşa etmeye başladı ki; bu adımların atılmasında Yemen'deki çatışmalar önemli ölçüde etkili olsa da, burada inşa edilen üslerin sayısı ve doğal olarak kalıcı olması BAE'nin kısa vadede bir askeri operasyondan ziyade, kendini düşünerek uzun vadeli jeopolitik konumunu güçlendirmeyi daha çok dikkate aldığını göstermektedir.

Birleşik Arap Emirlikleri, ilaveten, Eritre'de halen faaliyette olan ve hava araçlarının inebileceği pistlere sahip olması yanında yakın zamanda açılacak olan rıhtımın varlığına rağmen Yemen'de savaşan kara güçlerine lojistik merkez olarak hizmet verilen bir başka üsse de sahiptir. Birleşik Arap Emirlikleri'nin benzer bir faaliyeti de Bab el Mandeb boğazının üstünde bulunan Perim Adasında ve Somailand Berbera'da oluşturmayı planladığı gözlemleniyor. Konumlarını bir arada düşündüğümüzde, bu üç üssün, Birleşik Arap Emirliklerinin Aden Körfezi ve Kızıldenize uzanmasını sağladağı gibi, Birleşik Arap Emirlikleri Bab el Mandeb veya yakınında tam teşekküllü üç üsse de kontrol ediyor olacak.  Birleşik Arap Emirliklerinin Mogadişu'da sahip olduğu eğitim merkezi ise, aynı askeri kapasitelere sahip olmasa bile bu pozisyonunu tamamlayacak.

Türkiye ve BAE, Orta Doğu ve Doğu Afrika'da askeri ve ekonomik bağlar oluştururlarken aralarındaki ekonomik ve askeri rekabet muhtemelen daha da yoğunlaşacaktır. Kısa vadede, Türkiye'nin Mogadişu'daki varlığı, Somali'de çok da ihtiyaç duyulan İstikrara destek olacaksa da yerel güvenlik kuvvetlerinin oluşturulmasına Birleşik Arap Emirliklerinin yardım ettiğini de unutmayalım.

not: Jeopolitik sizi bazen istemediğiniz şeyleri de yapmaya mecbur eder, bazen de istediğiniz adımları atmanızın önüne geçer. Bu yazıdan da anlaşılacağı üzere büyük devlet olmak, biz büyük devletiz demekle olmuyor, ancak gereklerini yerine getirmekle büyük devlet olunuyor. 

Bugünkü yazı Türkiye'nin yakın zaman içinde Somali'de açmayı planladığı askeri üs ile ilgili. Bu adımlar hiç de kolay olmayacak gibi duruyor. Bu yazıyı tercüme ederken 1997 yılında Romanya'da yatırım yaptığımız sırada bölgemizde bulunan Macarların tavırları aklıma geldi nedense. "Alma van jebenben"  (Cebimde elma var) diyen Macarların (Türkiye'den götürdüğümüz mühendisler 3 ay içinde Romence "Da" demeyi öğrenemezken, şakır şakır Macarca konuşabildiklerini hayretle gözlemlemiştim.) aynı isimlere sahip kendi soydaşlarına nasıl da mesafeli durduklarına şahit olup üzülmüştüm.  1997'lerde İtalya kadar zengin olmadığımıza hep hayıflanmışımdır. O zaman bırakın bizimle soy bağı olan Macarları, Avrupa'da bizimle akraba olmak için çabalamayan Doğu Avrupa ülkesi kalmaz, hatta buradan da geçtiler diye ne çok yeniçeri hikayesi dinlerdik.

Ama tarihin bir cilvesi, ya da Türklerin kaderi. ilki 1071'de sonuncusu 1922'de yapılan yaklaşık 1.000 yıl boyunca bu topraklarda tutunmak için durmaksızın savaşmanın bir faturası olarak bize fakirlik kalmış olsa gerek. Sonunda kendimizi Sevr'den de zor kurtardık ya. Konumuz bu değil. Ama halende tutunma çabalarına devam edip duruyoruz. Hepsi Küçük Asya'da biraz olsun huzur bulabilmek için.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme