30 Eylül 2017 Cumartesi

30.09.2017 Genel Gündem

30.09.2017

GÜNDEM
Tüm Dünyam Kitaplarım Semaverim 
Sabahın erken saatlerinde Maltepe Ceza ve Tutukevi'ne doğru yola çıktığımda, tutuklu gazeteci arkadaşımız Enis Berberoğlu'nun nasıl olduğunun merakındaydım. 3 aydır Maltepe'deki koğuşunda tutukluydu. Üst araması, göz taramasının ardından, Adalet Bakanlığı, İstanbul Maltepe 2 No'lu L tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun avukat açık görüş yerindeki bir bölümde karşı karşıya geldik Enis ile. Yıllarca birlikte haber peşinde koşmuş, aynı koridorlarda gazetecilik yapmıştık. O, bir süre önce, ulusal güvenlik öne sürülerek, 'Haber adı altında gizli kalması gereken hususların duyurulması', 'Devlet sırrının ifşası' suçlamasıyla 25 yıl hapse mahkûm edilmişti. Durdurulan MİT TIR'larının görüntülerini Cumhuriyet gazetesine verdiği iddiasıyla, kısaca casusluktan yargılanmıştı. 25 yıl ya da 25 ay. Ne süre olursa olsun, o önce gazeteciydi ve maruz kaldığı bu duruma isyan ediyordu. Tutuklu olduğu hücrede, koskoca bir yaz geçmişti. Sonbaharı yaşadığı bu günlerde ise hücresinden çıkıp aylar sonra avukatları, eşi Oya ve milletvekilleri haricinde, ilk kez bir meslektaşı ile açık görüş yapıyordu. Koğuşundan, infaz memurunun yanında getirilirken önce, camın arkasından gördü beni. "Sen... Nasıl gelebildin..." diye sevinçle görüş bölmesine koştu. Başladı anlatmaya. Söyleyecekleri belli ki dağlar gibi yığılmıştı: "Cumhuriyet'teki haberden çok önce Aydınlık gazetesinde bir jandarmanın verdiği haber kamuoyuna mâl olmuştu. Çok sonra Cumhuriyet kullandı bunu. Bana bağladılar, dava açtılar. Hedef belliydi. Delil olmadığı halde, AYM'nin 'devlet sırrı olmadığına' dair kararına rağmen, sonuç 25 yıl hapis. Bende ByLock olmadığı kesin. Banka ilişkim de hiç olmadı. Sadece 21 saniyelik konuşma var." Enis, şaşkınlık içindeydi hâlâ: "Gazeteciydim. O tarihte milletvekili de değildim. Davanın temel mantığı, devlet sırrı olmayan bir şeyden, casusluk hikâyesi yaratmaktı. Başardılar da. Amaç, bir muhalif gazeteciye, muhalif partinin milletvekiline saldırmaktı. Saldırdılar da. Aydınlık'ın önceki ilgili yayınlarını ortaya koyup, beni suçlayan savcılık var. Ben, sadece siyaseten mahkûm edildim.'' Görüş biterken, bir süredir tepkimizin bir sembolü olan cezaevinin dikenli tellerini temsil eden kolumdaki bilekliğimi görünce, acı acı güldü, "'İyi düşünmüşsünüz" dedi. Ben de "Sizler içerde, bizler de dışarıda tutukluyuz. Tüm gazeteciler özgür kalıncaya dek bizler bu bilekliği taşıyacağız" dedim. Eline aldı narin deriden örülme bilekliği, koluna doladı. Bakakaldı... Ayrıldık...
Hürriyet

29 Eylül 2017 Cuma

29.09.2017 Genel Gündem



29.09.2017

GÜNDEM

'Barış Koşulları Var' 
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kuzey Irak tartışmaları sürerken dün Ankara'ya kritik bir ziyaret gerçekleştirdi. Akşam saatlerinde Esenboğa Havalimanı'na inen Putin, hemen Beştepe'ye geçti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin'i protokol merdivenlerinde makam aracının önünde karşıladı. Erdoğan ile Putin'in başbaşa görüşmesi 1 saat 40 dakika sürdü. Erdoğan'ın Putin onuruna vereceği çalışma yemeğinin yerine heyetler arası görüşme konuldu. Heyetlar arası görüşme 1 saat sürdü. Görüşmelerin ardından iki lider basın mensuplarının karşısına geçerek açıklamalarda bulundu. Erdoğan, görüşmenin içeriğine yönelik özetle şu mesajları verdi: "İki ülke arasındaki münasebetlerin güçlenerek devam ediyor olması bizler için memnuniyet vericidir. İkili ticaret hacmimizde bu yılın ilk 7 ayında yakalanan yüzde 22 artıştan memnunuz. Bu sene Rus turist sayısı da geçtiğimiz yola oranla çok ciddi artış kaydetmiştir. Bugün ayrıca Irak ve Suriye dahil bölgesel konuları da mütalaa ettik. Gerek Irak'ın gerekse Suriye'nin toprak bütünlüğü konusunda hemfikiriz. Son dönemde bölgemiz maalesef çok daha kırılgan hale geliyor. Referandum sonrası hassas dönemde özellikle Irak Bölgesel Yönetimi'nin daha vahim hatalar yapmasının önüne geçmemiz gerekiyor. Son Astana toplantısının sonuçlarını ele aldık. İdlib çatışmasızlık bölgesine işlerlik kazandırılmasına yönelik çalışmalarımızın seyrini, bundan sonraki sürecini ilgili arkadaşlarımızın bu işi çok daha yoğun şekilde sürdürmelerini karara bağladık. Suriye ihtilafının siyasi yoldan çözümüne yönelik ortak irade ve yakın işbirliğimizi sürdürme konusundaki kararlılığımızı bir kez daha teyit ettik." Putin ise konuşmasında özetle şunları söyledi: "Biz Sayın Erdoğan ile samimi ve yapıcı şekilde, kapsamlı şekilde gerek ikili konuları gerekse Suriye krizinin çözülmesi konusunda atacağımız ortak adımların koordine edilmesini değerlendirdik. Eylül ortasında Astana'da yapılmış olan Suriye toplantısında varılan mutabakatlar yani 4 çatışmasızlık bölgesinin kurulmasının yerine getirilmesi noktasında ortak çalışma için anlaştık. Bütün zorluklara rağmen önemli başarıya imza attık. Bu başarı dostumuz Sayın Erdoğan'ın girişimleri, iradesi sayesinde mümkün oldu. Kanlı savaşın durdurulması, teröristlerin tamamen yok edilmesi, insanların barışa dönmeleri için önemli koşullar ortaya çıktı. Irak'ta yapılan bağımsızlık referandumunu değerlendirdik. Bizim ilkesel tutumumuz Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında yer almıştır. Özellikle Suriye'deki krizin çözülmesi noktasında askeri ve istihbarat birimleri arasında çalışmaların etkinleştirilmesi konusunda anlaştık. Türk Akımı ile ilgili bütün çalışmalar zamanında programa göre ilerlemektedir. Akkuyu'nun ilk ünitesini daha kısa sürede inşa edip devreye sokmak için çalışma yapıyoruz. Rus turist sayısında 11 kat artış yaşandı. Ticaret ve yatırım önündeki engellerin kaldırılması için çalışmaya devam edeceğiz. Özellikle tarım alanında neredeyse bütün yasaklar kısıtlamalar kaldırıldı."
Hürriyet

28 Eylül 2017 Perşembe

28.09.2017 Genel Gündem



28.09.2017
GÜNDEM

En Az 5 Bin Ülkücü Gönüllü Hazır 
MHP Lideri Devlet Bahçeli, Kuzey Irak'taki referandumla ilgili, "Soydaşlarımız namusumuza emanettir. Bu kapsamda 'en az beş bin ülkücü gönüllü' başta Kerkük olmak üzere Türkmenlerin yaşadığı Türk kentlerindeki varlık, birlik ve dirlik mücadelesine katılmak üzere hazır beklemektedir" dedi. Bahçeli, yazılı açıklamada şunları kaydetti: "Irak'ın kuzeyinde ilan edilecek bağımsız terör devlet yapılanması, ülkemiz ve bölgemizin dengelerini tamamen bozma riski taşımaktadır. İsrail dışında hemen hemen tüm ülkelerin karşı çıktığı referandumun düşük katılım ve şaibeli bir şekilde gerçekleşmiş olması vahşi bir kurguya, vandal bir emele işaret etmektedir. Irak'ın kuzeyinde küresel güçler tavşana kaç tazıya tut politikası izlemiştir. Göstermelik, sanal ve sahte diklenmeler doğal olarak bir işe yaramamış, Barzani'yi durduramamıştır. Türkiye'nin askeri, ekonomik, siyasi ve diplomatik caydırıcılık vasışarını kullanma ihtimal ve ilanının dikkate alınmaması bir diğer ağır sorundur. Devlet yönetiminden yapılan kafa karıştırıcı ve çelişkili açıklamalar Barzani'nin değirmenine adeta su taşımış, elini güçlendirmiş, manevra alanını genişletmiştir. Ekonomik yaptırımlardan askeri müdahale seçeneklerine kadar her ihtimalin masada olduğunun söylenmesi şu ana kadar somut bir mücadele şuuruna maalesef dönüşmemiştir. Bundan böyle namlunun ucunda Türkiye vardır. Asırları aşıp gelen Türksüz millet, Türksüz vatan, Türksüz devlet fitnesi ve fesadı çok önemli bir mevzi elde etmiştir. Türkmenler yok sayılarak, Kerkük'ün statüsü ve gerçek sahipleri göz ardı edilerek hiçbir amaca ulaşılamayacaktır. Kaldı ki Erbil'deki Türkmen kardeşlerimizin de gelişmeler karşısında söyleyecek sözleri vardır ve bu yakın bir zamanda herkesçe duyulacaktır. Şunu herkes çok açık bilmelidir ki, hiçbir kişi, kurum ve kuruluş Irak Türkmenlerinin varlık mücadelesini samimiyetle desteklemese de, Milliyetçi-Ülkücü Hareket tarihi sorumluluğunun, milli misyonunun gereğini yapacak ve yanlarında olacaktır. Soydaşlarımız namusumuza emanettir. Can, mal ve vatan güvenliklerine destek vermek boynumuzun borcudur. Bu kapsamda 'en az beş bin Ülkücü gönüllü' başta Kerkük olmak üzere, Türkmenlerin yaşadığı Türk kentlerindeki varlık, birlik ve dirlik mücadelesine katılmak üzere hazır beklemektedir. Türkmenler sahipsiz ve yalnız değildir, acı verici etnik soykırıma, vatansızlığa da asla terk edilmeyeceklerdir. Türkmen yurtlarının üzerindeki kâbus bulutunun dağıtılması hususunda her çileyi göze aldığımız bilinmeli, herkes hesabını buna göre yapmalıdır. Misak-ı Milli derin uykusundan kalkacak, zincirlerden kurtulacak, kadim emanet Türk milletine inşallah geçecektir."
Hürriyet

27 Eylül 2017 Çarşamba

27.09.2017 Genel Gündem



27.09.2017 Çarşamba
GÜNDEM

İhtimal Vermiyorduk Yanılmışız 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bağımsızlık referandumuyla ilgili Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'ne sert mesajlar vererek, "Açıkçası biz son ana kadar Barzani'nin böyle bir yanlışa düşeceğine ihtimal vermiyorduk, demek yanılmışız. İlişkilerimizin tarihteki en iyi seviyesinde olduğu bir dönemde, önceden hiçbir danışma ve görüşme yapılmadan alınan bu karar, açıkçası ülkemize de ihanettir" dedi. Erdoğan, 2017-2018 Akademik Yılı Açılış Töreni'nde şunları söyledi: "Yaptırımlarımızı uygulamaya başladığımız andan itibaren zaten ortada kalacaksın. Bir vanayı kapadığımız anda iş bitti, bütün geliri meliri hepsi ortadan kalkıyor. TIR'lar Kuzey Irak'a çalışmadığı anda bunlar yiyecek, giyecek bulamayacaklar. Böyle bir duruma girecekler. Niye? Mecburuz. O zaman bunlara İsrail nereden, neyi, nasıl gönderecek? Buyursun göndersin. Memurunun maaşını ödeyemiyorsun. Başbakanlığım döneminde bunlara kredi açıyoruz. Yaklaşık 1.5 milyar dolar kredi veriyoruz. Sen kalkıp böyle bir adım atarken bir de soralım demiyorsun. Türkiye buradaki süreci yorumlayacaktır, ona göre de bir adım atacaktır. Açıkçası biz son ana kadar Barzani'nin böyle bir yanlışa düşeceğine ihtimal vermiyorduk, demek yanılmışız. İlişkilerimizin tarihteki en iyi seviyesinde olduğu bir dönemde, önceden hiçbir danışma ve görüşme yapılmadan alınan bu karar, açıkçası ülkemize de ihanettir. Bu mesele öyle Barzani tarafının iddia ettiği gibi Kürtlerin hakkı meselesi değildir. Sen orada zaten huzur içinde yaşıyordun ya... Neydi, bir eyalet devleti olarak bunu sürdürüyordun. Aynı şekilde sürdür. Ne gerek var bu tür yollara girmene? Eğer haktan söz edeceksen oradaki Arapların, Türkmenlerin haklarını da konuşmamız gerekiyor. Kuzey Irak'taki diğer etnik grupların varlıklarından ve haklarından söz etmek Kürt düşmanlığı değil, binlerce yıllık bir hakikati dile getirmektir. Bu girişim onların haklarının gaspı anlamına gelmektedir. Referandumu Kuzey Irak yönetimi gerçekleştiriyor. Tek desteği İsrail veriyor. Daha sandıklar açılmadan kutlamayı PKK'lılar yapıyorsa orada masumiyet de meşruiyet de yoktur. Nasıl ve hangi şartlarda fiiliyata geçirildiği meçhul olan bu referandumla ilgili açıklanan katılım oranı da çıkan sonuçlar da şaibelidir. Özellikle Türkmen ve Arap nüfusun çoğunlukta olduğu yerlerde nüfus kayıtlarının imhasından zorla göçe kadar her türlü hukuksuzluğun yaşandığı bir sürecin ardından yapılan bu referandumu meşru kabul etmek mümkün değildir. Kadim Irak coğrafyası önümüzdeki dönemde en az DEAŞ tehdidi kadar hatta ondan çok daha fazla yıkıcı ve acı sonuçları olacak olayların içine itilmeye çalışılmaktadır. Türkiye, sınırlarının yanı başında yaşanan böyle bir rezalete, böyle bir çarpıklığa, böyle bir tehlikeye sessiz kalamaz. Barzani ve Kuzey Irak Yönetimi bir an önce bu yanlıştan dönmezlerse, bölgemizi bitip tükenmez bir köken ve mezhep savaşının içine itme utancıyla tarihe geçeceklerdir. İstikrarsızlığı yayma amacı taşıyan her girişim doğrudan milli güvenliğimize tehdittir. Irak'ın bölünmeye değil birliğini, kardeşliğini pekiştirmeye ihtiyacı vardır. Aynı durum Suriye için de geçerlidir."
Hürriyet

26 Eylül 2017 Salı

26.09.2017 Genel Gündem



26.09.2017

GÜNDEM

Bir Gece Ansızın Gelebiliriz 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Irak'a giriş-çıkışların kapatılacağını, farklı tedbirlerin de yolda olduğunu açıklayarak, "Bundan sonra Kuzey Irak Yerel Yönetimi, bakalım petrolünü hangi kanallarla nereye akıtacak veya nereye satacak? Vana bizde. Vanayı kapattığımız anda o iş de bitti... Bütün adımları atıyoruz, atacağızz" açıklamasında bulundu. İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Ombudsmanlık Konferansı'na katılan Erdoğan, ağırlıklı olarak Kuzey Irak'taki referandum olmak üzere gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan'ın ilk eleştirisi AB'ye yönelikti. AB'nin Türkiye'ye karşı uyguladığı ikircikli tutumu eleştiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Avrupa Birliği ile Türkiye arasında artık bir tiyatro oyununa dönen bu mücadelede, havlu atan taraf biz olmayacağız. Bu konuda karar vermesi ve bunu tüm dünyaya ilan etmesi gereken taraf Avrupa Birliği'dir. Versinler kararlarını. Onlar kararını versinler biz kararı rahat veririz, merak etmesinler. Biz bu kararı duyana kadar sabırla bekleyeceğiz. İşte bakın Almanya seçimleri bir derstir. Çünkü artık insanlar her şeyi çok açık ve net görüyor. Biz birçok şeyi söyledik. Fakat ters yüz ettiler. Şimdi de gerçek ortaya çıktı. Bizim demokrasiyle halklarla haklarla özgürlüklerle ilgili standartlar konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği sürecinde samimiyetle ve süratle hayata geçirdiği düzenlemeler, belki bizi tam üye yapmaya yetmedi ama demokratik standartlarımızı bir hayli yükseltti. Biz maç oynanırken kuralların değiştirilmiş olmasına itiraz ettik. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Irak'ta yapılan referanduma değinirken sert mesajlarını art arda şöyle sıraladı: "Kuzey Irak'taki bölgesel yönetimin referandum kararı, ülkenin içinden geçtiği durum göz önüne alındığında buram buram fırsatçılık kokan bir girişimdir. Ayrılık yönünde adımlar atılması asla kabul edilemez. Tavrımız açık. Referandum sonucuna bakmaksızın yok hükmünde ve gayrimeşru. Irak'ta ayrılık yönünde adımlar atılması asla kabul edilemez. Bizim Kuzey Irak'taki Kürt kardeşlerimizin de haklarına, müreffeh hayat taleplerine sonuna kadar saygımız vardır. Nitekim en sıkıntılı zamanlarında kimse onların yanında olmadığı dönemde destek vererek onları ayakta tuttuk. Ancak bizim aynı zamanda Irak'ta Arap, Türkmen, Ezidi kardeşlerimiz de var. Onların da haklarına bizim saygımız var. Kuzey Irak tüm bu halkların ortak hayat alanıdır. Sadece bir şahsın veya aşiretinin hayat alanı değildir, bunun böyle bilinmeli. Bu bölgeyi sadece tek bir grubun kontrol altına almaya çalışması, orada uzun yıllar sürecek çatışmaların, yeni acıların, zulümlerin, katliamların habercisi olmaktan öte bir anlam taşımayacaktır. Kontrolleri altına aldıkları gücü ve imkanları diğer gruplarla paylaşma konusunda hiç de iyi bir imtihan vermeyen mevcut yönetime olan güvensizlik sözde bağımsızlık ilanı sonrası çok daha artacaktır. Kimse bizden sınırlarımızın hemen yanı başında yeni bir kriz ve çatışma alanı oluşmasına göz yummamızı bekleyemez. Bir defa Irak'ın federal yapısı bunların yaptığı referandumu kabul etmiyor, anayasa mahkemesi gerekli kararını zaten verdi. Boşu boşuna, makaram sarı bağlar, kız oynar gelin ağlar, yaptığı iş bu.
Milliyet

25 Eylül 2017 Pazartesi

25.09.2017 Genel Gündem



25.09.2017
GÜNDEM

Uyum Yasaları İçin Hazırlık Son Aşamada 
16 Nisan referandumuyla kabul edilen anayasa değişikliğine paralel olarak yasalarda bir dizi değişiklik yapması gereken hükümet, "uyum yasaları" çalışmalarında son aşamaya geldi. Seçim barajı ve benzeri temel düzenlemeler üzerindeki tartışmalar sürerken, bazı düzenlemelerde ise ilerleme kaydedildi. Yapılacak değişikliklerin bir bölümünün 2019'da yapılacak yerel seçimde de uygulanmasını isteyen hükümet, seçimden en az 1 yıl önce düzenlemelerin yasalaşması gerektiği için Mart 2018 öncesinde adım atmayı tasarlıyor. Ağırlıklı olarak İçişleri ve Adalet Bakanlıklarının yürüttüğü çalışmalarda bazı düzenlemeler konusunda olgunluk aşamasına gelindi. Bazı düzenlemeler için seçenekler oluşturuldu. Siyasi karar gerektiren bazı düzenlemeler için de kısa zamanda adım atılacağı belirtildi.
Milliyet

24 Eylül 2017 Pazar

24.09.2017 Genel Gündem



24.09.2017

GÜNDEM

Tanklar Savaş Pozisyonunda 
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani'nin bağımsızlık referandumu ısrarını sürdürmesi nedeniyle dün askeri sahada tansiyon iyice yükseldi. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), pazartesi gününden bu yana Habur Sınır Kapısı TIR parkı karşısındaki sahada yaptığı tatbikatın seviyesini yükseltti. Askeri kaynaklar, tatbikata katılan tank, top ve diğer paletli zırhlı araçlar, zırhlı personel taşıyıcıları ile personel sayısına takviye yapıldığını ve dünden itibaren tatbikatın ikinci safhaya yükseltildiği bilgisini verdi. Dün özellikle tankların yoğun şekilde manevra yapıp savaş pozisyonu aldıkları öğrenildi. Bölgede gerilim artarken referanduma karşı çıkan Irak'ın Genelkurmay Başkanı Osman Ganimi de dün Ankara'ya geldi ve Genelkurmay Karargâhı'nda Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'la uzun bir görüşme yaptı. İki komutan, referandum yapılması durumunda sahada askeri olarak neler yapılacağına dair farklı senaryolar üzerinde görüş alışverişinde bulundu. Görüşmede terör örgütü PKK ile mücadele kapsamında Sincar'daki durumun da ele alındığı öğrenildi. Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, bağımsızlık referandumunun şiddetle neticelenmesi halinde Kuzey Irak'a askeri müdahaleye hazır olduklarını söylemişti. Referanduma karşı çıkan Türkiye, İran ve Irak genelkurmay başkanları arasındaki görüşme trafiği önümüzdeki günlerde de devam edecek. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 4 Ekim'de Tahran'a yapacağı ziyaret öncesinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Akar, İran'a giderek bu ülkenin Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri ile görüşecek. Askeri kulislerde, Akar'la birlikte Irak Genelkurmay Başkanı Ganimi'nin de aynı tarihlerde Tahran'da olacağı ve üç komutanın olası ortak bir askeri tutum belirlemek için üçlü zirve yapma ihtimalinin bulunduğu da konuşuluyor.
Hürriyet

23 Eylül 2017 Cumartesi

23.09.2017 Genel Gündem


23.09.2017

GÜNDEM
Referandum Gayrimeşru Asla Kabul Edilemez! 
MGK, ABD ziyaretini tamamlayarak yurda dönen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. 3 saat 10 dakika süren MGK sonrası yapılan açıklamada "Tüm ikazlarımıza rağmen bu referandum yapılırsa Türkiye uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını mahfuz tutar" denildi. Beştepe'deki MGK toplantısından yapılan açıklama şöyle: İç ve dış güvenlik meseleleri tüm boyutlarıyla ele alınmış, başta FETÖ/PDY, PKK/PYD-YPG ve DEAŞ olmak üzere, ülkemizin milli güvenliğini tehdit eden tüm terör örgütlerine yönelik olarak kurulumuzca daha önce tavsiye edilen tedbirler gözden geçirilmiş ve mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği ifade edilmiştir. IKBY'nin 25 Eylül 2017 tarihinde düzenleyeceğini açıkladığı referandumun gayrimeşru niteliği ve kabul edilemezliği bir kez daha belirtilmiştir. Türkiye'nin milli güvenliğini doğrudan tehdit eden bu adımın, Irak'ın siyasi birliği ve toprak bütünlüğü ile birlikte, bölgenin barış, güvenlik ve istikrarı için de tehdit oluşturan vahim bir yanlış olduğu kuvvetle vurgulanmıştır. IKBY yönetimi, vakit varken referandum kararından vazgeçmeye davet edilmiştir. Bu takdirde, Irak Merkezi Hükümeti ile IKBY arasındaki meselelerin görüşmeler yoluyla ve anayasal temelde çözüme kavuşturulması için Türkiye'nin elinden gelen katkıyı yapmaya hazır olduğu kaydedilmiştir. Kuzeyiyle birlikte tüm Irak'ın; Araplar, Kürtler, Türkmenler, Ezidiler, Keldaniler, Süryaniler ve diğer toplumsal gruplardan oluşan çoğulcu yapısının, ancak ülkenin toprak bütünlüğü temelinde korunabileceği belirtilmiştir. Türkiye'nin yanı sıra, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, uluslararası toplum ve Irak Merkezi Hükümetinin de kabul etmediği bu yanlışta ısrar edilmesi halinde, Kuzey Irak'la birlikte bölgemizin tamamına zarar verecek vahim sonuçların ortaya çıkmasının kaçınılmaz olduğu ifade edilmiştir. Tüm ikazlarımıza rağmen bu referandumun yapılması halinde Türkiye, ikili ve uluslararası anlaşmalardan doğan haklarını mahfuz tutar." MGK'nin hemen ardından Bakanlar Kurulu toplandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında Beştepe'de yapılan toplantı saat 21.30'da başladı, 23.30'da bitti. Gündemde Irak tezkeresi vardı.
Vatan

22 Eylül 2017 Cuma

22.09.2017 Genel Gündem

22.09.2017

GÜNDEM
Fetö'cülerin 'Yeşil Yol'unu Anlattı! 
Eski hakim Dursun Ali Gündoğdu'nun, kendisi gibi FETÖ'den aranan Savcı Sadrettin Sarıkaya ile birlikte geçen şubat ayında saklandıkları evde yakalandıktan sonra itirafçı olduğu ve elektnorik kelepçe takılarak tahliye edildiği ortaya çıktı. Alınan bilgiye göre, Yargıtay'da 16. Ceza Dairesi'nde 73 sayfa ifade veren hakim Dursun Ali Gündoğdu, FETÖ ile ilişkili çok sayıda hâkim-savcının ismi yanı sıra, kendileri ile temasta olan sivil şahısların kod isimlerini de verdi. Gündoğdu ifadesinde, 2015 yılı ekim sonunda Sadrettin Sarıkaya ile yurt dışına çıktıklarını söyledi. Önce Almanya'ya oradan da Belçika'ya gittiklerini anlatan Gündoğdu, bu ülkede 7 ay kadar kaldıktan sonra Türkiye'ye tekrar döndüklerini anlattı. Gündoğdu, yurt dışındayken, firari hâkim-savcılardan Fikret Seçen, Cihan Kansız, Sedat Sami Haşıloğlu, Kazım Kahyaoğlu, Cemil Tuğtekin gibi kritik konumdaki çok sayıda ismi gördüklerini söyledi. Gündoğdu, Türkiye'ye döndükten sonra Almanya'da bulunan Cemil Tuğtekin ile temasa geçtiklerini söyledi. Sarıkaya'nın sağlık sorunları nedeni ile yeniden yurt dışına çıkmaya çalıştıklarını anlatan Gündoğdu, Tuğtekin ile arasında geçen diyalogları anlattı. Tuğtekin'in kendisine "Çok gelen var" dediğini anlatan Gündoğdu şunları söyledi: "Devamında bana, 'VIP hizmet olarak isimlendiriyorlar. Alman elçilik arabası veya konsolosluk arabası da olabilir... Seni evinde alıyor. Edirne gümrüğünde adamı var. Sistemin nasıl çalıştığını da bilmiyorum. Arabadan hiç dışarı çıkmıyorsun. Pasaportuna damgayı vuruyorlar. Kendi adamları orada. Sonra Bulgaristan'a geçiyorsun. Bulgaristan'da, Türkiye çıkışı olduğu için pasaportta çıkış damgası olduğu için problem yok. Bulgaristan gümrüğünden geçince Almanya'ya kadar durmak yok zaten' dedi. Yeşil plaka… Yani konsolosluk durdurulmaz. Bu sebeple yeşil yol diyorlar. Hiçbir polis hiçbir şekilde durduramıyor."
Vatan

21 Eylül 2017 Perşembe

21.09.2017 Genel Gündem

21.09.2017

GÜNDEM

Başbakan, Komutanları Ve Prof. Erbaş'ı Kabul Etti 
Başbakan Binali Yıldırım, son yapılan Yüksek askeri şûra (Yaş) toplantısında yeni görevlerine atanan kuvvet komutanları ile Jandarma Genel komutanı'nı Çankaya köşkü'nde ayrı ayrı kabul etti. Milli Güvenlik kurulu toplantısı öncesi gerçekleşen görüşmelerde, Başbakan Yıldırım, komuta kademesine "Hayırlı olsun" dileğinde bulundu. Yıldırım ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı'na getirilen Prof. Dr. ali Erbaş'ı kabul ederek bir süre görüştü. Başbakan Yıldırım, dün ilk olarak kara kuvvetleri komutanı Orgeneral Yaşar Güler ile bir araya geldi. ardından Diyanet'in yeni başkanı Prof. Erbaş ile görüşen Yıldırım, daha sonra Deniz kuvvetleri komutanı koramiral adnan Özbal, Hava kuvvetleri komutanı Orgeneral Hasan küçükakyüz ve Jandarma Genel komutanı Orgeneral arif Çetin'i ayrı ayrı kabul etti. Başbakan Yıldırım'ın, kabullerde yeni görevlerine atanan isimlere görevlerinde başarılar dilediği belirtildi. Yıldırım, 30 ağustos'ta emekliye ayrılan eski kara kuvvetleri komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak, eski Deniz kuvvetleri komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu ve eski Hava kuvvetleri komutanı Orgeneral abidin Ünal'ı birlikte kabul etmişti.
Haber Türk

20 Eylül 2017 Çarşamba

20.09.2017 Genel Gündem

20.09.2017 Çarşamba
GÜNDEM

Referandum Yeni Çatışmalara Yol Açar 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York'taki 72. BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Suriye, Kuzey Irak referandumu ve Myanmar'daki gelişmelere değindi. Erdoğan, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'nin bağımsızlık ısrarının yeni çatışmaların fitilini ateşleyeceği uyarısında bulundu. Cumhurbaşkanı'nın konuşmasından öne çıkan noktalar şöyle: Suriye krizinin başlamasıyla ülkemize gelen sığınmacılar ve Avrupa'ya yönelen mültecilerin önüne geçmek için her türlü önlemi alıyoruz. Suriye sığınmacılar için gelen yardımların hiçbiri bizim cebimize girmiyor. 3.2 milyon sığınmacının tüm yükünü Türkiye'nin omuzlarına yıkan ülkeleri Türkiye'ye destek vermeye çağırıyorum. Türkiye, Suriye ve Irak'taki istikrarsızlıktan beslenen DAEŞ ve PKK ile mücadele vermektedir. Ayrıca FETÖ terör örgütü ile mücadelemiz devam ediyor. Fırat Kalkanı'nda 3 bine yakın teröristi etkisiz hale getirdik. Teröristlerden temizlediğimiz bölgelere 100 bine yakın Suriyeli sivil yerleşmiştir. DEAŞ'a karşı mücadele verdiğini söyleyen grupların böyle bir gündemi yoktur. PYD/YPG'nin Suriye'de ele geçirdiği bölgelerde demografik yapıyı değiştirme, halkın mallarına el koyma, kendisine karşı çıkanları öldürme veya sürgün etme yönündeki çabaları insanlık suçudur. DEAŞ'la mücadele meşru bir zeminde yürütülmediği takdirde, dünyanın yeni DEAŞ'ların tehdidi altına girmesi kaçınılmazdır. Irak'ın da toprak bütünlüğü temelinde varılacak uzlaşmalara ve ortak gelecek inşa etme ideallerini hayata geçirmeye ihtiyacı vardır. Bağımsızlık talepleri gibi, bölgede yeni krizler, yeni çatışmalar ortaya çıkartabilecek adımlardan uzak durulması gerekiyor. Buradan, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'ni bu doğrultuda başlattığı girişimden vazgeçmeye davet ediyoruz. Türkiye'nin bu konudaki çok açık ve kararlı tavrını görmezden gelmek, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi'ni elindeki imkânlardan da edecek bir sürecin önünü açabilir. Yeni çatışmaların fitilini ateşlemek yerine, hep birlikte bölgede huzuru, barışı, güvenliği, istikrarı tesis için çalışmalıyız.
Hürriyet

Bu Yıl TEOG Yok 
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, dün sabah Afrika büyükelçileri ile kahvaltıda bir araya geldi. Erdoğan'ın, "TEOG'un kaldırılması lazım" sözleriyle başlayan kargaşa nedeniyle gözler Bakan Yılmaz'ın üzerindeydi. Toplantı öncesinde ve sonrasında soru almayan Yılmaz, çıkışta makam aracına binerken bir taksici, "Sayın bakanım bir çay içebilir miyiz" diye sordu. Önce "Başka zaman" yanıtını veren Yılmaz, ısrarlı davetin ardından durağa gitti. Bir süre taksicilerle sohbet eden Yılmaz, gazetecilerin sorularını da yanıtlayarak özetle şunları söyledi: 18 milyon evladım var. 18 milyon evladımın hiçbirisinin, kendilerinin geleceğinden kaygı duymasına gerek yok. Milli Eğitim Bakanlığı ölçme değerlendirme konusunda Türkiye'nin en deneyimli kuruluşudur. Tüm velilerden istirhamım şudur; evlatlarınız evladımız. Kafalarında en ufacık bir soru dahi olmasın. Kendilerini kaygıya, sıkıntıya düşürecek hiçbir şey olmayacaktır. Her yaptığımız değişiklik daha iyiye gitmek içindir. İnşallah bu TEOG'un kaldırılması da çok daha iyi olacaktır ve uygulamada herkes görecektir ki, 'Ya gerçekten iyi oldu teşekkür ederiz' diyeceklerdir. Bakın Avrasya yapılırken tartışma oldu. Şimdi Avrasya yapıldı itiraz eden var mı? TEOG'un kaldırılmasına karar verildi. TEOG'un kaldırılması da Türkiye'nin önünün açılması. Evlatlarımızı yarış atı konumuna koyduk. İnanın evlatlarınız büyüyor, büyüdüğünü fark edemiyorsunuz. Etüt merkezleri ne kadar artmıştı değil mi. Niye arttı? Sırf TEOG'dan dolayı arttı. Daha çocukluktan başlayarak her evladınızın yarış atı konumuna girmesini hangi anne baba ister? Biraz sevin, biraz sayın, biraz evinde kalsın, ailesiyle, kardeşleriyle kalsın. Son sözümüz şu, bize güvenin. Niyetimiz halis, Türkiye'yi hep beraber 21. yüzyıla taşıyacağız.
Hürriyet

19 Eylül 2017 Salı

19.09.2017 Genel Gündem

19.09.2017 Salı
TÜRKİYE 

Türkevi'nden BM'ye Reform Çağrısı 
ABD'nin New York kentinde yapılacak olan Türkevi binasının temeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından törenle atıldı. İçinde New York Başkonsolosluğu ve Türkiye'nin BM Daimi Temsilciliği'ni de bulunduracak yeni Türkevi binasının, sıkıntıya düşen herkes için güvenli bir liman haline gelmesini hedeşediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle: Eski Türkevi büyüyen Türkiye'nin ihtiyaçlarına cevap vermiyordu. Yeni binanın, tam karşısında olduğu BM binasına asıl misyonunu hatırlatacağını düşünüyorum. BM teşkilatı herkesin sorunlarını dile getirdiği yegâne bir unsurdur. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra dünya üzerindeki tehditler ve biçimler değişmiştir. BM'nin değişen şartlara uyabilmesi için reformdan geçmesi gerekmektedir. Bu yıl reform gündemde ancak yapısal bir reform çabası görmüyoruz. Aslolan BM yapısı üzerindeki reformdur. İstanbul'un bir BM merkezi olmasını teklif ettik. İnsani değerler üzerine inşa ettiğimiz dış politikamız ve diplomasimizi güçlendirmek için bu merkez hedeşerimizi hayata geçirecek. Temel atma törenini beraberinde eşi Emine Erdoğan, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar, Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, AB Bakanı Ömer Çelik, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, BM Daimi Temsilcisi Feridun Sinirlioğlu, Washington Büyükelçisi Serdar Kılıç ve New York Başkonsolosu Ertan Yalçın ile birlikte gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, binanın 36 ayda bitirilmesini istedi.
Hürriyet

18 Eylül 2017 Pazartesi

18.09.2017 Genel Gündem

18.09.2017

GÜNDEM
 'Yassıada Yargılamaları Bir Hukuk Cinayetidir' 
Eski Başbakanlardan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edilişlerinin 56. yıl dönümünde Topkapı'daki Anıt Mezarları başında törenle anıldı. Anma törenine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, İstanbul Valisi Vasip Şahin ile Adnan Menderes'in gelini Ümran Menderes ve çok sayıda vatandaş katıldı. Tören Kuran-ı Kerim okunmasıyla başladı. Törende konuşan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, "Darbeciliğini hakim cübbesiyle örtmüş olanlar Adnan Menderes ve arkadaşlarını idam sehpasına göndererek hukuk eliyle cinayet işlemişlerdir. Yassıada yargılamaları bir hukuk cinayetidir. Bu cinayet milletimizin vicdanında kapanmayan bir yara olarak halen sıcaklığını korumaktadır. Adnan Menderes 'Yeter söz milletindir', 'Millet istiyorsa minarelerden Ezan-ı Muhammedi yankılanmalı' dediği için sessiz kalabalıkların sesi olduğu için idam edilmiştir. Ezilmiş, horlanmış, ümitleri tükenmiş bir milletin umudu, gülen yüzü olduğu için milletin iradesi egemen olsun, devlet millet için var olsun dediği için milleti vesayet kıskacından kurtardığı için idam edilmiştir" dedi.
Milliyet

17 Eylül 2017 Pazar

17.09.2017 Genel Gündem

17.09.2017

GÜNDEM

'Lider Eşleri Olarak Harekete Geçmeliyiz' 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Myanmar'ın Kuzey Rakhayn eyaletindeki insanlık dramına dikkati çekmek ve Arakanlı Müslümanlara yardım ulaştırmak üzere gerçekleştirdiği Bangladeş ziyaretinin ardından, dünya liderlerinin eşlerine uluslararası toplumu harekete geçirme konusunda iş birliği teklifi içeren bir mektup kaleme aldı. Dünya liderlerinin eşlerine gönderilen Emine Erdoğan'ın mektubu, "Değerli Hanımefendi, şahsınızı ve ülkeniz halklarını en kalbi duygularla selamlayarak, geçtiğimiz hafta Bangladeş'e yaptığım ziyarete dair duygu ve düşüncelerimi sizinle paylaşmak istiyorum" cümlesiyle başlıyor. Emine Erdoğan, Myanmar'ın köklü geçmişe sahip topluluklarından birisi olan Rohingya Müslümanlarının son günlerde şiddetlenen bir baskıyla karşı karşıya olduğuna dikkati çekti. On yıllardır seçme-seçilme hakkı dahil siyasi ve toplumsal haklardan mahrum, zor koşullarda yaşayan bu topluluğun şimdi ölmekle komşu bir ülkeye sığınmak arasında bir tercih yapmak durumunda bulunduğuna vurgu yapan Emine Erdoğan, 25 Ağustos'tan bu yana binden fazla insanın hayatını kaybettiğini, yüz binlerce sivilin de Bangladeş'e sığınmak zorunda kaldığına işaret etti. Emine Erdoğan, geçen hafta Bangladeş-Myanmar sınırında bulunan Kutupalong mülteci kampına yaptığı ziyaretin kendisini derinden etkilediğini belirterek, mektubunda şu ifadelere yer verdi: "Uluslararası kamuoyunun kulağını tıkadığı ve görmemeyi tercih ettiği bu insanlık dramının çağdaşı olmak gerçekten utanç vericidir. Evi yakılmış, tecavüze uğramış, çocukları ve eşleri gözleri önünde öldürülmüş nice kadının hikayesini dinlemek heyetime ve bana büyük acı vermiştir. İlk etapta, 1000 ton insani yardım ulaştırdığımız kamplardaki kadınların ve çocukların çaresiz bakışlarını sanırım hiç unutmayacağım. 2012 yılında da ziyaret ettiğim Myanmar'da sık sık tekrarlanan bu insani krizin kalıcı çözüme kavuşturulması gerekmektedir. Türkiye konuyla diplomatik ve insani açıdan yakından ilgilenmektedir. Ne yazık ki yaşananlar, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 'ırkı, cinsiyeti, dili, dini, görüşleri ve kökenleri ne olursa olsun, herkesin insan haklarının devletler tarafından korunması zorunluluğu'nu içeren ikinci maddesini açıkça ihlaldir."
Vatan

16 Eylül 2017 Cumartesi

16.09.2017 Genel Gündem


16.09.2017

GÜNDEM

Barzani Teklifi Reddetti 
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, 25 Eylül'deki referanduma ilişkin, "Dayanın ve hiç kimsenin sözünü dinlemeyin! Referanduma gidiyoruz. Gereği neyse yapacağız ve bedeli neyse ödemeye hazırız" dedi. Barzani, şu ifadeleri kullandı: "Yalnızca Kürdistan halkı referanduma meşruluk kazandıracak, onun dışındakiler değil. O yüzden dayanın ve hiç kimsenin sözünü dinlemeyin! Referanduma gidiyoruz. Gereği neyse yapacağız ve bedeli neyse ödemeye hazırız." IKBY Başkanı Barzani, ABD, İngiltere ve Birleşmiş Milletler tarafından referandumun ertelenmesine karşılık sunulan alternatif hakkında, "Şimdiye kadar, referanduma denk bir alternatif bize ulaşmadı. Referandum, bağımsızlığa ulaşmamız için bir araçtır ancak hedef değildir. Amacımız bağımsızlıktır. Daha önce birçok vaatler verildi ancak hiçbiri yerine getirilmedi. Bu yüzden referandum ertelenmeyecekti" dedi. "En büyük sorun Bağdat'taki kardeşlerimizin gerçek bir ortaklığı kabul etmemeleridir. Kusura bakmayın biz de size hizmetçi olmayı kabul etmiyoruz" diyen Barzani, "Evet bu süreçte risk var ancak bunu yapmayıp, gerekli adımları atmazsak, riskten daha kötü şeyler meydana gelebilir. Burada mesele iradedir. Kürdistan halkının iradesinin güçlü olması gerekiyor. Eğer güçlü irade olursa, başarıda elde edilir" diye konuştu. Referandumun uluslararası hukuki dayanağı olmadığı yönündeki eleştirilere de cevap veren Barzani, "Referanduma meşruiyeti dışarısı değil ancak Kürdistan halkı verecektir" ifadelerini kullandı. Referandum kararını IKBY Meclisi de yüzde 8 oy çokluğuyla kabul etti.
Vatan

15 Eylül 2017 Cuma

15.09.2017 Genel Gündem

15.09.2017

GÜNDEM
 'Erdoğan'ın tek gündemi benim' 
Et ve sütte yaşanan sorunları üreticilerden dinlemek için dün Balıkesir'e giden CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Tarım Çalıştayı'nın ardından basın toplantısı düzenledi. "CHP'nin gündeminde tarım ve tarımın sorunları var" diyen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: "Balıkesir tarım açısından Türkiye'nin en önemli kentlerinden biri. Hatta Balıkesirliler 'Balıkesir tarımın başkenti olarak' tanımlarlar ve bununla da gurur duyarlar. Beyaz et üretiminin yüzde 20'sini, yumurta üretiminin yüzde 10'unu, yem üretiminin yüzde 14'ünü Balıkesir gerçekleştiriyor. Süt üretiminde Türkiye ikincisi, kırmızı ette de Türkiye üçüncüsü. Ama ürettiklerini hak ettiği fiyattan satamıyorlar. 'Borç batağı içindeyiz' diyorlar, 'Kapıdaki traktör, ahırdaki inek bize ait değil, bankaya ait. Biz çalışıyoruz, başkaları kazanıyor, dolayısıyla zarar ediyoruz' diyorlar. 'Dünyanın en pahalı mazotunu alıyoruz, ilaç, gübre pahalı, elektrik, her şey çok pahalı, ama sattığımız ürünün karşılığını alamıyoruz' dediler. Dolayısıyla üreticileri dinlemek gerekiyor." Üreticilerin, sorunun nasıl çözüleceğini de kendileriyle konuştuklarını belirten Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a sert eleştiriler yöneltti. "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tek gündemi var o da benim" diyen Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: "Amaç, 'Acaba toplumun yoğun gündeminden toplumu nasıl koparırım?' Türkiye'nin gerçek sorunlarını konuşamıyoruz ve tartışamıyoruz. Dün yine konuşurken klasik Kılıçdaroğlu hastalığı yeniden nüksetmiş, 'Ey Kılıçdaroğlu' diye başlamış. Sorduğu ilk soru 'Sen kimsin?' Söyleyeyim Sayın Erdoğan; ben senin televizyona çıkmaktan korktuğun kişiyim. Bana, istediğin soruyu sorabilirsin. Ben de sana soru soracağım. Hatta geçen sefer söylemiştim soruları ben sana şimdiden söyleyeyim. Sen otur evinde kurmaylarınla çalış, cevapları da hazırla öyle çık. Korkuyor benden. Ben düzgün biriyim, sorulması gereken soruyu sorarım. Cesaretin varsa gelirsin. Bu milletin başına PKK'yı, IŞİD'i, FETÖ'yü kim musallat etti? Bunları sen besledin, sen büyüttün. Oslo'da onlarla beraberdin, Habur'da Türkiye Cumhuriyeti'nin hâkimlerini, savcılarını bunların ayağına gönderdin. Dolmabahçe'de, İmralı'da oturdun. Döndün FETÖ'ye 'Ne istediniz de vermedik' dedin. İyi de bu ülkenin çiftçisine, emeklisine, işçisine niye vermedin? Şimdi kalkmışsın sabah FETÖ, akşam FETÖ, öğle FETÖ. İyi de bu milletin başına sen bela ettin bunları kardeşim. Niye benimle uğraşıyorsun? Öyle uluorta bağırmanın hiçbir anlamı yok. Gel fındığı, hububatı, beyaz eti, kırmızı eti konuşalım. Gel Anadolu'nun mercimeğini konuşalım. Mercimeğin anavatanına mercimek ithal ediyoruz. Bundan bahseden var mı?" Kılıçdaroğlu Altıeylül ilçesi Pamukçu Mahallesi'ndeki Atatürk Parkı'nda da vatandaşlarla bir araya geldi. Kılıçdaroğlu şunları söyledi: "Hollanda, küçük bir devlet. Bu devletin tarım ihracatı Türkiye'den 5 kat fazla. Bizim çiftçiye bak Allah aşkına; ektiği ürün tarlada kalıyor. Bu ülkenin bütün sorunlarını çözmeye talibim, eğer çözmezsem de zaten siyaseti bırakırım. Ben siyasete cebimi doldurmak için de girmedim."
Hürriyet

14 Eylül 2017 Perşembe

Amerikan Askeri Okullarında Ders Olarak Gösterilen Tilki - Horoz Hikayesi

"Dershanede hocayı beklerken ışıklar kapanmış ve bir çizgi film gösterilmeye başlanmış.
Filmin adı " Küçük Tavuk ". Bir kümes var. Kümeste bir çok tavuk ile genç ve küçük horozlar, bir de kümesin yaşlı ve büyük horozu bulunuyor. Kümesin etrafında da bir tilki dolaşıyor.
Yaşlı ve büyük horoz, tilki içeri girmesin diye kümesin kapısını sıkı sıkıya kapatmış, tavukları dışarı bırakmıyor.
Tabii dışarı çıkamadıkları için doğru dürüst yemlenemeyen tavuklar da zayıf ve küçük tavuklar.
Yaşlı ve büyük horoz ise dışarı bırakmadığı tavuklara ölmeyecek kadar mısır tanesi dağıtarak yaşamalarını sağlıyor.

Silikon Vadisi Yöneticileri Çocuklarını Neden Teknolojisiz Eğitim Veren Okullara Gönderiyor?


Silikon Vadisi'nde çalışan, gecesi gündüzü teknoloji üretmek ve dünyaya sunmak olan üst düzey çalışanlar; çocuklarını teknoloji barındırmayan okullara göndermeyi tercih ediyor. Son teknoloji ile donatılmış laptoplar, iPadler ve dijital kitaplarla birebir eğitim veren havalı kurumlar yerine; eğitim materyallerinin eski usul tahta-tebeşir, kâğıt-kalem, örgü ve dikiş iplikleri, renkli boyalar, bazen de çamur olduğu 'Waldorf' okullarını tercih ediyorlar. Bu okullarda öğretmenler, eğitimi geleneksel tebeşir ve karatahta ile yapıyor; öğrenciler de kâğıt ve kalemle yazılanları not ediyor. Yani şu anki trendin tam zıttı.

New York Times gazetesindeki bir araştırmaya göre, Ebay'in teknoloji sorumlusundan tutun da Google ile Apple'ın yöneticilerine kadar, Silikon Vadisinin önemli isimleri çocuklarını içinde bilgisayar bulunmayan okullara göndermeyi tercih ediyor.

Waldorf aslında 100 yıllık bir eğitim sistemi. Çocukların sosyal, duygusal, zihinsel, ruhsal ve fiziksel açılardan çok yönlü olarak gelişebilmesini hedefliyor. Waldorf'ta anaokulu sınıflarında iPad bulunmuyor ve çocuklara teknoloji sunmak yerine bol bol masal anlatılıyor, oyun odaklı eğitimler veriliyor.

Waldorf'ta çalışan yöneticiler teknolojiye karşı olmadıklarını, fakat her şey için uygun bir zamanın ve mekânın olması gerektiğini savunuyorlar. Veliler de bu felsefeye katılıyor. Örneğin; Google'da yönetici olarak çalışan Alan Eagle'ın konu ile ilgili düşünceleri şöyle:

"iPad'de yüklü bir programın çocuklara daha iyi okuma veya aritmetik becerisi katacağı fikri çok komik."

Beşinci sınıfa giden kızının Google'ı nasıl kullanacağını bilmediğini, ondan biraz daha büyük olan oğlunun ise daha yeni yeni arama motorunu kullanmaya başladığını; ama bunun yerine örgü örmeyi öğrendiklerini, resimler yaptıklarını, kendi çoraplarını dikebildiklerini, makas ya da bıçak kullanmak gibi ufak el becerilerinin geliştiğini de ekliyor. Waldorf sistemine göre, bu önemsiz gibi görünen motor beceriler, bilişsel gelişimi destekleyerek ileride problem çözme ve matematik becerisi gibi daha soyut becerilerin temelini oluşturuyor. Örneğin; örgü dersleri matematiksel düşünce yapısını güçlendirebiliyor.

Anne babalar 3 yaşındaki çocuklarının iPad ve mouse kullanma becerisiyle övünüyor olabilir. Ama Eagle'a göre Google ve diğer arama motorların uygulamaları, zaten zekâsı en düşük insanın bile rahatlıkla kullanabileceği kadar basit halde sunuluyor. Dolayısıyla çocukların büyüdüğünde 'teknoloji kullanma becerilerinden eksik kalması' gibi bir durum söz konusu bile değil. Bununla beraber asıl önemli olan çocuğun edebiyat, matematik, temel bilimler, el becerileri, görsel sanatlar ve performans sanatları gibi alanlarda gelişerek öğrenmeleri. Ve bu öğrenme sanallıkla elde edilebilecek bir deneyim değil.

Waldorf sistemi, teknolojisiz eğitim metotlarıyla ömür boyu süren bir öğrenim isteği, yaratıcılık, kişiler arası daha güçlü iletişim ve eleştirel düşünce gibi becerilerin oluşturulmasını hedefliyor. Bu yaklaşımı savunan yöneticiler eğitim felsefelerinin başarısını öğrencilerinin sınavlarda aldığı standart üstü puanlarla ispatlıyor.

Çocuğunuzu bilgisayarın karşısına oturtmayı ve mouse kullanma becerisiyle övünmeyi bir kenara bırakmak; bunun yerine onu dikiş dikmek, makas kullanmak, renkli hamurlardan figürler yaratmak gibi daha fazla zekâ kullanımı gerektiren etkinlikleri yapması konusunda desteklemek iyi bir fikir olabilir.

kaynak: Uplifers

14.09.2017 Genel Gündem

14.09.2017

GÜNDEM

Heykel Talimatı 
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, 2019 seçimleri öncesinde 884 belediye başkanına seslenirken 'heykel' uyarısında da bulundu. "Bazı belediyelerimiz şahsımın heykelini yapmışlar. Duyunca çok çok üzüldüm. Bir defa bu bizim değerlerimize terstir. Ben ne heykelimin dikilmesini, ne masklar yapılmasını, ne bu tür görseller yapılmasını istiyorum" diyen Erdoğan, Ankara'daki 'Belediye Başkanları İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda çarpıcı mesajlar verdi. "KARDEŞLERİM unutmayın dava kalıcı, isimler ise fanidir. Biz kalıcı olana bakacak, sadakatimizi davamıza göstereceğiz. Belediyelerdeki başarımız 2019 yılında hayata geçecek olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde istediğimiz neticeyi alabilmemizin en başta gelen şartlarından biridir. Mart 2019 bizim için adeta olmazsa olmazdır. Onun için aday olacak ve mevcut belediye başkanlarımız hedefi 2019'un martına değil, 2019'un kasımına koymalıdır. Belediyelerimiz hakkında en ufak bir spekülasyona fırsat vermeyecek şekilde çalışmalıyız. Şehirlerdeki, ilçelerdeki, beldelerdeki bütün dedikoduların ortadan kalkması için belediye başkanlarımıza, meclis üyelerimize çok büyük işler düşüyor. Böylesine kritik bir yol ayrımında hiçbirimizin hesabi düşünmeye, nefsimizin peşine takılmaya hakkımız bulunmuyor. Açık ve net konuşacağım. Bu yolda küsmek, darılmak, hele hele mücadeleye zarar verecek davranışlar içine girmek hiçbir arkadaşıma kesinlikle yakışmaz. Bu dönemde AK Parti'ye zarar verecek her tutum, her söz Türkiye'ye vurulmuş bir darbe olacaktır. Ülkemizin kaderiyle partimizin kaderinin adeta bütünleştiği bir süreçten geçiyoruz. AK Parti ve Tayyip Erdoğan düşmanlığını varlık sebebi hatta ekmek kapısı haline getirmiş küçük bir kesimi hariç tutarsak yeteri kadar gayret gösterirsek ülkemizde desteğini alamayacağımız hiçbir vatandaşımızın bulunmadığına inanıyorum. Yeter ki çalmadık kapı, sıkmadık el, bakmadık göz bırakmayalım. Biz kendi kaderimizi ülkemizin kaderiyle bütünleşmiş olarak görürken ana muhalefet partisi unvanını taşıyan bir partinin milletvekilleri maalesef teröristlerle aynı safta olmak için adeta can atıyorlar. Genel başkanı da devletinin ve milletinin yanında yer alarak bu tür faaliyetler içindeki milletvekillerinden hesap sormak yerine benzer tavırlar içine girmekten çekinmiyor. Terörle mücadele operasyonlarında ülkemize çok büyük imkânlar sağlayan Silahlı İnsansız Hava Araçları'na (SİHA) yönelik iddialar bu çarpıklığın en son örneğidir. Terörle mücadele ederken sivillerin zarar görmemesine yönelik hassasiyetimizi herkes gıptayla takip ederken birilerinin suyu bulandırmak için uğraşması ibretlik bir hadisedir. Türkiye bırakınız kendi sınırlarımız içindeki operasyonları sınır ötesi operasyonlarında dahi sivillerin zarar görmemesi politikasından taviz vermemiş bir ülkedir. Hatta bu uğurda şehitler verdiğimiz durumlar olmuştur. Bazı belediyelerimizde, sayısı gerçi çok fazla değil, şahsımın heykel veya benzer görsellerini yapmışlar. Tabii bunu duyunca ben çok çok üzüldüm. Bir defa bu bizim değerlerimize terstir. Ben ne heykelimin dikilmesini, ne masklar yapılmasını, ne bu tür görseller yapılmasını istiyorum. Bunları kaldırttık, ayrı mesele. Bizim belediyelerimiz bundan sonra lütfen bu yanlışlara tevessül etmesinler. Heykel değil hizmete yönelik eserler diksinler. Bunların bizim değerlerimizle çatışan şeyler olduğunu bilmeniz lazım. Bundan sonra kimse de bu yola tevessül etmesin."
Hürriyet

13 Eylül 2017 Çarşamba

13.09.2017 Genel Gündem

13.09.2017 Çarşamba
GÜNDEM

Danıştay'a Kritik Soru 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün Fox Tv'de katıldığı 'Çalar Saat' programında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu'nun açıklamaları özetle şöyle: Danıştay Başkanı iktidar partisinin Danıştay'daki sözcüsü konumundadır. Artık o makamda oturamaz, ayrılması lazım. Benimle ilgili bir dava Danıştay'a gittiğinde ne olacak? Danıştay Başkanı bizi beğenmiyor. Tarafsızlığını kaybetmiştir, bırakması lazım. Biz kamuoyu önüne çıkıp politik mesajlar, kararlar veren, kendi bağımsız iradesi olmayan kişilere karşıyız. Danıştay'ın bütün üyelerine saygı gösteriyoruz. Yargıtay'a da AYM'ye de saygı gösteriyoruz. Meral Hanım bakanlık yapmış, siyasette uzun yıllar hizmet vermiş birisi. Diğer siyasi partilerin liderlerine nasıl saygı gösteriyorsak, Meral Hanım'a da saygı gösteriyoruz. FETÖ'cüyü sağda solda iktidarın aramasına gerek yok ki kendileri FETÖ'cü zaten. Nerede çözülecek bu? Meclis'te. Kapalı kapılar ardında gizli kapaklı işlerle de bu iş olmaz. 15 yılda çözemediler. Gayet açık ve net söylüyorum, 4 yıl içinde çözmezsem, bakın '5 yıl' da demiyorum, 4 yıl içinde çözmezsem siyaseti bırakacağım. Birleşmiş Milletler Güvelik Konseyi İran'a ambargo kararı aldı. Türkiye bu ambargoya uymuyor. Kim söylüyor bunu? Bu ülkenin iktidar partisinin genel başkanı söylüyor, itiraf ediyor bunu. Bu çok tehlikeli bir cümle. Neden bu insanlar Türkiye'de yargılanmadı? ABD'de tutuklu bulunan bu kişilerin itirafçı olmaları halinde olay çok daha farklı bir mecranın içine sürüklenecek. Türk bankaları da var. Bu ülkenin iş adamı, sivil toplum örgütleri, sendikaları konuşabiliyor mu? Hayır, hepsi susturulmuş. Gazetecileri hapisteler. Peki mücadeleyi kim yapacak? Biz. Elimize silah alıp, gidip bir yeri basacak halimiz yok. Kavga, demokrasi kavgası. Biz hazırlıklıyız. Baskın seçim de
Hürriyet

12 Eylül 2017 Salı

12.09.2017 Genel Gündem



12.09.2017 Salı
TÜRKİYE 

Bylock'çular Mesaj Attı Diye Tutuklu Tek Kişi Benim 
'FETÖ/PDY, DHKP/C ve PKK / KCK örgütlerine üye olmamakla birlikte, örgüt adına suç işlemekle' suçlanan 18'i Cumhuriyet gazetesi çalışanı 20 kişi hakkındaki davanın İstanbul 27'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ikinci duruşmasına Akın Atalay, Ahmet Şık, Murat Sabuncu ve Kadri Gürsel'in de aralarında bulunduğu altısı tutuklu 18 sanık katıldı. Hakkında ek iddianame düzenlenerek Cumhuriyet gazetesi ana davası ile birleştirilen gazetenin muhasebe servisi çalışanı Emre İper, telefonuna ByLock yüklediği yönündeki iddiaların asılsız olduğunu söyledi. İper, "Hiçbir Cumhuriyet mensubu da terörist değildir. Bilakis en çok zarar gören insanlardır. Benden FETÖ'cü olmaz. ByLock kayıtlarında tutarsızlık var. Telefonumda ByLock olmadığı için kullanma imkânım yok" dedi. Davanın tutuklu sanıklarından Kadri Gürsel ise özetle şunları söyledi: "ByLock kullanıcısı 92 kişi ve FETÖ/ PDY ile bağlantılı 20 kişi ile irtibatlı olduğum suçlamasının asılsız olduğunu temmuz ayındaki savunmamda ispatlamıştım. Ancak ara kararınızda bu suçlamaları kullanarak 45 gün daha beni tutuklu tuttunuz. Benim 45 gün daha hapiste tutulmam için sadece ve sadece polis fezlekesi dikkate alındı ve adli yargılama hakkım ihlal edildi. 22 yıldır kullandığım telefonumun HTS raporlarını tetkik ediniz lütfen. Ara kararda olağandışı sayıda ByLock kullanıcısı ile görüştüğüm belirtiliyor. 92 ByLock kullanıcısından 81'i bana sadece bir seferlik SMS göndermiş. Bu mesajlar cevapsız kalmış mesajlardır. Görüşme olabilmesi için iki kişi arasında geçmesi gerekmektedir. ByLock'çular mesaj attı diye tutuklu tek kişi benim. Bu yargılamanın sonunda vereceğiniz karar ne olursa olsun vicdanım rahat. Eninde sonunda beraat edeceğim."
Hürriyet

11 Eylül 2017 Pazartesi

11.09.2017 Genel Gündem



11.09.2017 Pazartesi
TÜRKİYE 

Arakan Çağrısı 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Arakanlı Müslümanlara yönelik katliamlara ilişkin, "Bölgede yaşanan insani dramın önüne geçmek için Myanmar ve Bangladeş hükümetleri ile birlikte çalışmak istiyoruz. Baskı ve katliamlardan kurtulmak için topraklarına sığınan Müslümanlara gerekli kolaylığın gösterilmesi beklentimizi ve yardım teklifimizi Bangladeş makamlarına ilettik. Uluslararası kuruluşlar, bilhassa da İslam ülkeleri olarak bizler elimizden gelen tüm imkânlarla bu zulmün son bulması için birlikte mücadele etmeliyiz" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan'ın başkenti Astana'da Bağımsızlık Sarayı Genel Kurul Salonu'nda gerçekleştirilen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 1. Bilim ve Teknoloji Zirvesi'nin açılış oturumuna katılarak konuşma yaptı. Dünyanın her yerinde Müslümanların sıkıntı içinde yaşadıkları bir dönemden geçildiğine dikkati çeken Erdoğan, şunları söyledi: "İslam ülkeleri olarak bizim birliğimizi, beraberliğimizi, dayanışmamızı seferber etmemiz gerekirken enerjimizi bu tür krizlerle heba etmemeliyiz. Diğer taraftan ilk kıblemiz Kudüs'ün ve Harem-i Şerif'in kutsiyetinin ihlal edilmesine de asla izin veremeyiz. Mescid-i Aksa'ya yönelik saygısızlıkların, tahriklerin ve provokasyonların önüne geçilmesi için çok daha kararlı bir tutum ortaya koymalıyız. İslam ülkelerinin şu dönemde çatışmaya ve gerilime değil vahdete, birlik ve beraberliğe ihtiyacı bulunuyor. Körfez bölgesinde yaşanan kriz hepimizi derinden üzmüştür. İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak Körfez bölgesinde yaşanan krizin bir an önce çözüme kavuşmasını arzu ediyoruz. Kuveyt'in arabuluculuk çalışmalarını desteklemeyi sürdüreceğiz." İslam dünyasının eğitim sorunlarına da dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Bugün İslam dünyasındaki nüfusun yüzde 55'i okuma-yazma dahi bilmiyor. OECD ülkelerinde milli gelirden eğitime ayrılan payın ortalaması yüzde 5.2 iken bu oran İslam dünyasında yüzde 1'i dahi bulmuyor. En başarılı çocuklarımızı, en parlak beyinlerimizi Batılı kurumlara ve ülkelere kaptırıyoruz. Günümüzün en önemli güç kaynağı olan enformasyon ve bilgi teknolojileri konusunda üreten değil tüketen konumundayız. Bu durum bizi milli güvenliğimiz başta olmak üzere birçok açıdan kırılgan hale getiriyor. Altını çizerek ifade etmek isterim ki dün olduğu gibi bugün de güçlü ülke olmak, bilgiyi üretmekten ve bilgiyi en iyi şekilde işleyebilmekten geçiyor."
Hürriyet