5 Eylül 2017 Salı

05.09.2017 Genel Gündem

05.09.2017

GÜNDEM
Ab'yi Almanya Birleşik Devletleri Zannediyorlar 
Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Sosyal Demokrat Parti (SPD) Lideri ve başbakan adayı Martin Schulz'un siyasi düellosundaki sözlerine tepki gösterdi. "Görülüyor ki seçime giderken Almanya'nın Türkiye ve mültecileri iç politika konusu yapmaktan başka derdi yok" diyen AB Bakanı Çelik, şunları kaydetti: "Seçim vaadi olarak Alman siyasetçiler Türkiye'ye söz söyleme yarışına giriyorlar. Türkiye ile müzakereleri kesmekten bahsetmek AB'nin kurucu değerlerine saldırmaktır. Schulz'un misyonu bu mudur? Bazı Alman siyasetçilerin bu tavrı tüm Avrupa'yı popülizmden inşa edilmiş bir Berlin Duvarı ile kuşatmaktır. Bazı Alman siyasetçilerin Avrupa Birliği kurumlarına açıkça emir vermeye çalıştığı görülüyor. Bu siyasetçiler AB'nin ne olduğundan habersiz, AB'yi 'Almanya Birleşik Devletleri' zannediyorlar. Türkiye'ye olduğu gibi Avrupa Birliği değerlerine ve kurumlarına da saygı göstermiyor bazı Alman siyasetçiler."
Vatan 


Albay Yemek Artığını Kapmak İçin Yarışmış! 
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 104 şüpheli hakkında hazırlanan FETÖ'nün GATA'daki yapılanmasına ilişkin iddianamede, GATA'da görevli albay rütbesine yükselmiş subayların terör örgütünün başı Fethullah Gülen'e nasıl biat ettikleri çarpıcı bir örnekle gözler önüne serildi. İddianamede yer verilen iki ayrı ihbar mektubunda GATA'ya sızmış FETÖ'cülerin örgütün elebaşı Gülen'le yedikleri bir yemekte yaşananlar anlatıldı. Buna göre, GATA Sağlık Hizmetleri Yönetimi Bilim Dalı'nda görevli bir grup, 1996 yılı yaz aylarında Harbiye Askeri Müzesi'nde düzenlenen Askeri Tıp Kongresine katılmak üzere İstanbul'a gitti. Kongre toplantılarının bitmesinin ardından sanıklardan eski doç. albay Turan F. ve Abdulkadir T.'nin aralarında bulunduğu bazı kişiler, Gülen ile yemek yemek üzere Altunizade'deki FEM dershanesine geçti. İhbarcılardan biri yemekte yaşananları şöyle anlattı: "Ziyaretçiler salonda beklerken bir süre sonra Gülen beyaz cübbesi ve vaiz sarığıyla salona girdi. Herkes ayağa kalktı ve hocanın yerleşmesini bekledi, sonra hep birlikte yere oturduk. Etraf çok kalabalıktı. Hoca kendisine ayrılmış sahne gibi bir yerde koltukta oturuyordu. Daha sonra 6-8 kişilik yer sofraları oluşturuldu. Turan F., Abdulkadir T. ve ben, bize gösterilen yer sofrasına oturduk. Biz yemeğe başlamıştık ki soframıza Fetullah Gülen geldi, bizler ayağa kalkarak ona yer verdik, sıraları sıklaştırdık." "Hep beraber aynı kaptan İzmir köfte yemeğini yedik. Gülen, salatadan yedi, dikkat ettim bir köfteyi tam yedi, bir köfteyi ise yarım bıraktı. Bir bardak suyun yarısını içti, yarısını bıraktı. Ekmeğin de yine bir kısmını yarım bıraktı. Belki on dakika, belki daha az sofrada bizle yemek yedi. Daha sonra bize 'afiyet olsun' diyerek, sofradan ayrıldı. O sofradan ayrılır ayrılmaz, Abdulkadir T.'de garip bir telaş başladı. Sofrada Gülen'in hemen yanında oturan tanımadığım genç de öyle bir telaşla atıldı. Abdulkadir T., bir hamlede hocadan artık kalan su dolu bardağı ve yarım İzmir köfteyi kaptı, dualar ve salavatlar çekerek köfteyi yedi ve üzerine suyu içti. Sanki zemzem suyu içiyor gibiydi. Yüzünde kimseye kaptırmadan ele geçirdiği ganimetin hazzı vardı."
Vatan

DÜNYA 
Popülızmın Gözü Kör Olsun 
24 Eylül seçimleri öncesinde Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Sosyal Demokrat Parti (SDP) başbakan adayı Martin Schulz'un televizyon düellosunda Türkiye karşıtı sözler sarf etmelerine Ankara'dan sert tepkiler geldi. Alman televizyonlarında önceki akşam yayınlanan düelloda Schulz, "Türkiye'nin AB'ye üyelik müzakerelerini sona erdiririm" demesi üzerine Merkel, AB ortaklarıyla müzakereleri sonlandırmayı ele alacaklarını, ancak nihai bir karar için oybirliği gerektiğini söyledi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada "Almanya'da ve Avusturya'da siyasi liderlerin seçim kampanyalarını Türkiye karşıtlığı ve ülkemizin AB üyelik sürecini engelleme temelleri üzerine kurmalarını esef ve ibretle izliyoruz. Türkiye, anılan ülke siyasetçilerinin miyop bakış açılarının göremeyeceği zenginlikte bir aidiyete ve geleceğe sahip olup, kendi yönünü kendisi belirlemektedir" dendi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa'nın şu anda İkinci Dünya Savaşı öncesinde öne çıkan vahşet, faşizm, şiddet, hoşgörüsüzlük, birbirini yok etme gibi değerlere döndüğünü belirterek, "Almanya'nın bu çizgiye gelmemesi lazımdı. Umarım şu anda tevessül ettikleri yoldan dönerler... Türkiye'yle ilgili bir fasıl açılsa Almanya'ya ne faydası var, açılmadığı zaman Almanya'nın kârı ne? İşte bu popülizmin gözü kör olsun. Avrupa'daki seçimlere baktığımız zaman halka var olan sorunları çözmek yerine popülizme kayıyorlar. Birbiriyle yarış ediyorlar" dedi.
Hürriyet

Suriye'de Rejim Güçleri Deyrizor'un Kapısında 
Suriye ordusu terör örgütü DAEŞ'in kuşatması altında bulunan Deyrizor'a ulaştı. Rusya'nın hava desteği ile ilerleyen Suriye ordusundan yapılan açıklamalarda Deyrizor'daki DAEŞ kuşatmasının 24 ila 48 saat içinde aşılacağı öne sürüldü. Suriye ordusunun önceki gece kentin batı sınırındaki 137. Tugay karargahına ulaştığı öğrenildi. Kentin önemli kısmı DAEŞ'in kontrolü altındayken, kentte bulunan rejim güçleri ise terör örgütünün kuşatması altındaydı. Suriye haber ajansı SANA ve muhaliflere yakın Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Suriye ordusunun karargahın çevresindeki DAEŞ kuşatmasını yarmak için çatışmayı sürdürdüğünü bildirdi. Suriye resmi medyasında da da üsse çok yaklaşıldığı kaydediliyor. Söz konusu askeri üssün çevresinde kentin hala hükümet güçleri tarafından kontrol edilen mahalleleri de var. Deyrizor kent merkezinde 10 binlerce sivilin yaşadığı sanılıyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Suriye Koordinatörü Matthias Behnke, sivillerin can güvenliği için gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirtti. Behnke, "Çatışma bölgesinden kaçan sivillerin güvenliğe ulaşması için gereken yapılmalı. Onları korumak için her şey uluslararası hukuka uygun bir şekilde yerine getirilmeli" dedi.
Milliyet

Türkiye'den Başka Mesajınız Yok Mu? 
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Avrupa'nın şu anda İkinci Dünya Savaşı öncesinde öne çıkan vahşet, faşizm, şiddet, hoşgörüsüzlük, birbirini yok etme gibi değerlere döndüğünü belirterek, "Almanya ki Avrupa'nın en güçlü ülkelerinden bir tanesi. Almanya'nın bu çizgiye gelmemesi lazımdı. Umarım şu anda tevessül ettikleri yoldan dönerler" dedi Çavuşoğlu, 12. Bled Stratejik Forumu'na katılmak için geldiği Slovenya'da gazetecilere açıklamalarda bulundu. Bir soru üzerine Almanya Başkanı Angela Merkel ile Sosyal Demokrat Parti'nin başbakan adayı Martin Schulz'un seçim tartışmasında Türkiye ile ilgili yaptıkları açıklamalara ilişkin konuşan Çavuşoğlu, "Dünkü tartışmayı kimin yaptığını bilmesem, yani radyodan dinlesem, seçimlerin Türkiye'de yapıldığını düşünürdüm" diye konuştu. Çavuşoğlu, "Bu seçim Türkiye'de yapılmıyor, Almanya'da seçim yapılıyor. Alman siyasetçilerin Alman vatandaşlarına Türkiye'den başka verebilecekleri mesaj yok mu?" diye sordu.
Milliyet

Üçüncü Bebek Müjdesi 
İngiltere kraliyet tahtının ikinci sıradaki varisi Prens William ile eşi Kate'in, üçüncü çocuklarını bekledikleri açıklandı. Çiftin resmi konutu Kensington Sarayı'ndan yapılan açıklamada Cambridge Düşesi'nin hamile olduğu kaydedildi. Açıklamada, kraliyet ailesi mensuplarının haberden çok mutlu oldukları belirtilirken, bebeğin cinsiyetiyle ilgili bilgi verilmedi. 2011 yılında dünya evine giren Kate ile William'ın, George (4) adında bir oğulları ile Charlotte (2) adında bir kızları bulunuyor. Galler Prensi Charles ile eski eşi Prenses Diana'nın büyük oğlu William, İngiliz kraliyet tahtının ikinci, George da üçüncü sıradaki varisi konumunda. Son dönemde 'emekliye ayrılabileceği' iddialarıyla kamuoyunda gündeme gelen İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth, 6 Şubat 1952'de tahta çıkmıştı. İngiltere tarihinin en uzun süre tahtta kalan hükümdarı unvanını taşıyan II. Elizabeth'in (91) bu rekoru, oğlu veliaht Prense Charles'ın da (68) en uzun süredir tahtı bekleyen varis olmasına neden oldu.
Vatan

 EKONOMİ 
Dolar: 3,4266-3,4276                     
Euro: Euro 4,0718-4,0731
Sterlin: 4,4399-4,4492
Gram Altın: 146,7874-146,8403

Kgf'li Kredimiz Dünyaya Örnek 
Başbakan Binali Yıldırım Hazine kefalet desteği kapsamında kullanılan kredi miktarının 201 milyar liraya, kefalet büyüklüğünün ise 179 milyar liraya çıktığını belirterek, "Türkiye, Hazine kefaleti destekli kredi büyüklüğünde Güney Kore'yi geçerek ilk sıraya yükseldi. Başarıyla uyguladığımız bu sistem birçok ülkeye örnek oldu" dedi. Başbakan Yıldırım, Hazine destekli kredi garanti sisteminin 2009 yılından itibaren uygulandığını hatırlatarak, sistemin daha etkin hale getirilmesi amacıyla 2016 sonundan itibaren önemli mevzuat değişikliklerinin yapıldığını söyledi. Böylece hem Hazine kefalet miktarlarının büyük boyutlara çıkarıldığını hem de sistemin işleyişi açısından etkinlik sağlandığını vurgulayan Yıldırım, Hazine Müsteşarlığı ile Kredi Garanti Fonu AŞ (KGF AŞ) arasında mart ayında imzalanan protokolle de yeni bir döneme girildiğini kaydetti. Başbakan Yıldırım, 200 milyar liraya çıkarılan Hazine kefalet limiti uygulamasının önemli etkilerinin bulunduğuna işaret ederek, sistemin hızlı ve etkin bir uygulama alanı bulmasının bir diğer nedeninin de portföy garanti sisteminin (PGS) hayata geçirilmesi olduğunu bildirdi. Bu düzenlemelerin ardından reel sektörün, ihtiyaç duyduğu finansmana Hazine destekli kredi garanti sisteminin etkin çalışmasıyla büyük oranda erişebildiğinin altını çizen Yıldırım, Sistem, tıkanma aşamasındaki kredi kanallarını açtığı gibi reel sektörün krediye ulaşımını da kolaylaştırdı" dedi. Yıldırım, 21 Ağustos itibarıyla kredi veren bankalara 190 milyar lira tutarında kefalet portföy limitinin tahsis edildiğine değinerek, "Hazine destekli kefalet desteği kapsamında kullanılan kredi miktarı 201 milyar liraya ulaşmıştır. Bu kapsamda bankalarca 322 bin adet kredi sağlanırken, bu kredilere yönelik kefalet büyüklüğü 179 milyar liraya çıkmıştır" diye konuştu. Dünya genelindeki KGF'lerle kıyaslandığında, hazine kefaleti destekli kredi büyüklüğünde Türkiye'nin Güney Kore'yi geçerek ilk sıraya yükseldiğini dile getiren Yıldırım, Türkiye'de başarıyla uygulanan sistemin birçok ülkeye örnek haline geldiğini söyledi.
Hürriyet

Altında Artış, Borsada Düzeltme 
Yılın son çeyreğinde yatırımcıların küresel gelişmelere bağlı olarak altına olan taleplerini artıracaklarını belirten banka ekonomistleri, borsalarda ise ekim - kasım aylarında kar realizasyonları bekliyorlar. Ekonomistler, benzer hareketlerin iç piyasada da gerçekleşmesini öngörüyor. Borsa İstanbul'da yüzde 40 oranında ciddi değer kazancı yaşandığına dikkat çeken ekonomistler, son çeyrekte borsada düzeltme hareketleri bekliyorlar. Son çeyrekte borsada biraz daha mütevazı kar artışı bekleyen ekonomistler, uzun vadede Türkiye'nin yüzde 5 büyüme hedefine vurgu yaparak hisse senetlerinde değer kazançlarının ve yatırımcılara sundukları temettü ödemelerinin sürmesini öngörüyorlar. Ekonomistler Kuzey Kore'nin yarattığı gerilime dikkat çekerek altına talep olmasını bekliyorlar. Avrupa - Çin siyasi gelişmeleri ve genel jeopolitik haber akışının her zaman için altın fiyatlarında yukarı yönlü hareketlerin gündemde kalmasını sağlayacağını ifade eden ekonomistler, küresel belirsizliklerin ağırlığına bağlı olarak ons altının destek bulacağını kaydettiler. Banka ekonomistleri, merkez bankalarının da rezerv biriktirdiklerine de dikkat çekerek altın fiyatları için potansiyelden bahsedilebileceğini belirttiler.
Milliyet

Kuzey Kore Küresel Piyasayı Gerdi 
Küresel piyasalarda, geçen hafta etkisi azalan Kuzey Kore gerilimi, söz konusu ülkenin "hidrojen bombası" denemesiyle yeniden gündeme geldi. Altının ons fiyatı, Kuzey Kore'nin denemesi sonrasında dün 1.339,64 dolara kadar çıkarak yaklaşık son 1 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Cuma günü ABD'de açıklanan tarım dışı istidam verisinin beklentilerden kötü gelmesinin ardından 1.328,89 dolara kadar yükselen altının ons fiyatı, haftayı 1.325,35 dolardan tamamladı. Dün güne 1.325,04 dolardan başlayan altının ons fiyatı Kuzey Kore'nin hidrojen bombası denemesi sonrasında küresel piyasalarda risk iştahının azalması ve yatırımcıların "güvenli liman" arayışının etkisiyle yılın en yüksek seviyesi olan 1.339,64 doları gördü. Bu seviye aynı zamanda 27 Eylül 2016'dan beri gördüğü en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti. AA Finans Analisti İslam Memiş, "ABD - Kuzey Kore arasında yaşanan jeopolitik risk algısıyla ağustos ayında yılın en yüksek seviyesini test eden altının ons fiyatının, eylül ayında dalgalı bir seyir izlemesini bekliyoruz" dedi. Teknik olarak altının ons fiyatının 1.340 dolar seviyesini şimdilik test etmediğini ancak test edebileceğini kaydeden Memiş, eylül ayında altının ons fiyatında 1.250 dolar seviyesinin destek, 1.350 dolar seviyesinin direnç olarak takip edileceği öngörüsünde bulundu. Öte yandan dolar/TL, dün yurt içinde Kurban Bayramı tatili nedeniyle piyasalar kapalı iken, uluslararası piyasalarda 3.43'ün üzerinde seyretti. AA'ya konuşan analister, Kuzey Kore'nin "hidrojen bombası" denemesinin ardından küresel piyasalarda azalan risk iştahıyla birlikte hisse senedi piyasalarının satışa döndüğünü ve doların gelişmekte olan ülke para birimlerine karşı değer kazandığını belirtti.
Milliyet

Hidrojen Etkisi 
Bayram tatili nedeniyle kapalı olan yurt içi piyasaların aksine küresel piyasalar haftanın ilk işlem gününe oldukça hareketli başladı. Geçen hafta denediği nükleer füzeyi Japonya'nın üzerinden geçiren ve piyasaları geren Kuzey Kore, o gerilimin dinmesinin hemen ardından piyasaları bu kez hidrojen bombası ile hareketlendirdi. Kuzey Kore'nin denediği hidrojen bombasının dünya gündeminde ilk sıraya yerleşmesi ve jeopolitik risklerin arttığı algısı ilk olarak Asya piyasalarında kendini gösterdi. Asya hisseleri yatırımcıların güvenli varlıklara yönelmeye başlamasıyla düşüşe geçti. Yen ve ABD hazine tahvili faizleri yükselirken altının onsu 1 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Cuma günü ABD'de Ağustos ayı tarım dışı istihdam verisinin beklentilerin altında gerçekleşmesinin ardından 3.4175'e kadar gerileyerek yılın en düşük seviyesini gören dolar/TL ise "hidrojen bombası" denemesi sonrasında dün 3.4395'e kadar yükseldi. Analistler, Kuzey Kore'nin "hidrojen bombası" denemesinin ardından küresel piyasalarda azalan risk iştahıyla birlikte hisse senedi piyasalarının satışa döndüğünü ve doların gelişmekte olan ülke para birimlerine karşı değer kazandığını belirterek, jeopolitik gelişmelerin yanı sıra bugün yurt içinde açıklanacak Ağustos ayı enflasyon verisinin takip edileceğini ifade etti.
Vatan

POLİTİKA
Myanmar'ı Bm'de Gündeme Getireceğim 
İstanbul'da dün şehit Er Halil İbrahim Gürel'in cenaze törenine katılan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, ardından Çatalca AK Parti İlçe Başkanlığı'nı ziyaret etti. Erdoğan daha sonra bina önünde toplanan kalabalığa hitaben konuşma yaptı. Erdoğan, şehit ere Allah'tan rahmet dileyerek, "Milletimizin başı sağolsun. Şehitlerimiz, sevgili Peygamberimize en yakın makamda. 'Onlara ölü demeyiniz' buyuruyor Allahımız. 'Onlar diridirler ancak siz bilemezsiniz'. Temennimiz o ki gerek ailesi, gerek bizler şehadete inananlar, onlarla ebedi alemde bir arada oluruz" dedi. Tüm İslam dünyasının büyük savaşlarla iç içe olduğunu ifade eden Erdoğan şöyle devam etti: "Suriye'de, Irak'ta, Filistin'de, Libya'da bunları yaşadık. Hele hele Myanmar'da maalesef çok büyük katliamlar yapıldı. İnsanlık Myanmar katliamına sessiz kaldı. Televizyonlarda öyle zannediyorum ki o Myanmar'ın Müslümanlarının, Rohingya Müslümanlarının düştüğü hali izlediniz. Nasıl çileler çektiğini gördünüz. Köylerinin nasıl yakıldığını gördünüz. Bizler Türkiye olarak, Kızılayımızla, AFAD'ımızla buralara yardımlarımızı ulaştırdık, ulaştırmaya devam ediyoruz. (Vatandaşların, "Dik dur eğilme, bu millet seninle" sloganları üzerine) Biz sadece rükuda, sadece secdede Rabbimizin huzurunda eğiliriz. Hiçbir beşeri gücün karşısında eğilmedik ve inşallah eğilmeyeceğiz. Myanmar sürecini de ayın 19'unda BM Genel Kurulu'nda en geniş manada gündeme getireceğim. Oradaki liderlerle bunları konuşacağız. Ama bu arada İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak 20'ye yakın dünya lideriyle bu konuları görüştüm, görüşüyorum. Tabii ki tüm bu görüşmelerimizde netice aldığımız veya alacağımız liderler var. Herkes aynı hassasiyeti taşımıyor. Varsınlar taşımasınlar, biz görevimizi yapacağız." Türkiye'nin güneyindeki gelişmelere değinen Erdoğan şunları söyledi: "Bizim oralarda DEAŞ ile verdiğimiz mücadeleyi biliyorsunuz. Irak'ta verdiğimiz mücadeleyi biliyorsunuz. Bakınız ilk defa Kurban Bayramı'nda Genelkurmay Başkanımız, kuvvet komutanlarımız, Milli Savunma Bakanımız, İçişleri Bakanımız, Adalet Bakanımız, bakanlarımızın bir kısmı sınırlardaki kıtaları dolaştılar. Oralarda askerimizle beraber oldular, onlarla karavanaya kaşık çaldılar. Çünkü bunları artık beraber yaşamamız lazım ki eriyle, erbaşıyla, subayıyla, komutanıyla herkes aynı ruhu yaşasın." Erdoğan, yollarıyla, doğalgazıyla, her şeyiyle Çatalca'ya büyükşehirin bulaşmış vaziyette olduğunu da vurgulayarak, "Ama yeterli değil. Artık biliyorsunuz köy yok, mahalle var. Dolayısıyla o mahalle kültürünü de yaşamamız lazım. Az önce ilçe başkanımıza dedim ki yakında toplu konutlar, okullarımızla ilgili teslimler, açılışlar yapalım. Onun için hazırlığınızı yapın" diye konuştu.
Hürriyet

'Seçim Türkiye'de Değil Almanya'da!' 
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 12. Bled Stratejik Forumu'na katılmak için bulunduğu Slovenya'da, Almanya'daki liderlerin seçim tartışmasında Türkiye'ye karşı tutumlarını eleştirdi. Çavuşoğlu, Merkel ile Schulz'un düellosu için şunları söyledi: "Tartışma Türkiye'yle başlayıp Türkiye'yle bitti. Bu seçim Türkiye'de yapılmıyor, Almanya'da seçim yapılıyor. Alman siyasetçilerin Alman vatandaşlarına Türkiye'den başka verebilecekleri mesaj yok mu? Avrupa şu anda İkinci Dünya Savaşı öncesi değerlere dönüyor. Bu da nedir: Vahşet, aynı şekilde faşizm, aynı şekilde şiddet, hoşgörüsüzlük, birbirini yok etme. Savaşlar bu yüzden çıktı. Almanya ki Avrupa'nın en güçlü ülkelerinden bir tanesi. Almanya'nın bu çizgiye gelmemesi lazımdı. Umarım şu anda tevessül ettikleri yoldan dönerler. Dönmelerini arzu ederiz. Türkiye'nin ne kadar büyük olduğu anlaşılıyor ama Almanya'daki seçimlerden sonra kurulacak hükümet veya politikaların ne olacağını tartışsalar belki daha sağlıklı olur Almanya için."
Vatan

SPOR 
Kanada'da Beni Kimse Tanımıyor 
Beşiktaşlı Atiba Hutchinson uzun bir süre sonra çağrıldığı Kanada Milli Takımı'nın Jamaika'yı 2-0 mağlup ettiği hazırlık maçında forma giyerken, ülke basınına ilginç açıklamalarda bulundu. Siyah-beyazlı futbolcu, 2003'te ayrıldığı Kanada'da kendisini tanıyan insan sayısının azlığından yakınarak, "Ben milli takımda oynayan bir futbolcuyum. Şampiyonlar Ligi'nde forma giyiyorum. Oynadığım ligde şampiyonluklar elde ediyorum. Fakat pek çok Kanadalı beni tanımıyor. Bu çok tuhaf bir durum. Ailemle birlikte ülkeye geliyorum. Eşim hiç tanınmıyor oluşuma çok şaşırıyor" diye konuştu. Beşiktaş'ta çok mutlu olduğunu dile getiren 34 yaşındaki Atiba kariyerini siyahbeyazlı forma altında noktalamak istediğini de açıkladı. Tecrübeli futbolcu, "Müthiş bir stadımız var. Yeni stadımız tam bir teknoloji harikası. İnanılmaz bir atmosfer altında maçlarımızı oynuyoruz. Türkiye'de rahatım. Benim için çok şey yaptılar. Taraftarımız bir harika. Onlardan çok şey aldım. Hiç aklımdan gitmeyen bir şey var, o da takımımda mutlu olduğum ve kariyerimi orada sonlandırabileceğim. Beşiktaş ile kontratım bu sezon sonunda bitiyor ancak henüz emekli olmayı düşünmüyorum" ifadelerini kullandı.
Milliyet

Gel De Gitme! 
Cim-Bom'un Swansea'dan transfer ettiği golcüsü Bafetimbi Gomis, geçen yıl forma giydiği Marsilya'dan ayrılma öyküsünü ve Galatasaray'a katılışını ünlü spor gazetesi L'Equipe'e anlattı. Marsilya'dan Galatasaray'a katılışını dile getiren Fransız oyuncu, "Kapılarım her zaman yeni fikirlere açıktı. Kendime 'Neden olmasın?' dedim. Marsilya'ya Swansea'den kiralık olarak gelmiştim. Toplantımızda, benimle devam etmek istemedikleri düşüncesine kapıldım. Zaten, yaptıkları teklif ve beni projelerinin merkezine almamaları da etkiliydi. Bu nedenle ayrılmaya karar verdim" dedi. Fransız golcü, Marsilya ile yaptığı görüşmeleri ise şöyle anlattı: "Görüşmelerin başından itibaren anlaşma uzaktı. Kalamayacağımı biliyordum. Benimle gerçekten çalışmak istemiyorlar. Ayrıca, bana 2 yıllık bir kontrat önerdiler. Yaptıkları maddi teklif de bu düşüncelerimi doğruladı. Teknik direktör Rudi Garcia ise beni tutmak istediğini söyledi. Ancak, sözden ötesi yoktu. Galatasaray, beni 2.5 milyon euroya aldı. Marsilyalı yöneticiler o kadar maddi güçleri olmadığını söylüyordu. Sonra gidip 15 milyon euroya forvet aldılar. Maaşı da bana önerdiklerinden çok daha fazla. Bana açıklayıcı, mantıklı bir sebep bile sunmadılar." Marsilya taraftarının geçen sezon sonunda kendisini dövmek istediğini belirten Gomis, "Ligin son maçından önce son antrenmanına gidiyordum. Akşam 7 gibiydi. Antrenman merkezinde yürüyordum ve bir anda taraftarlar ortaya çıktı. Sebebiyse gol sevincimin panter şeklinde olmasıymış. Bu da Saint Etienne'in simgesiymiş... O an idarecilerden biri olmasaydı, durum felakete dönüşecekti" yorumunu yaptı. Galatasaray'da çok iyi durumda olduğunu söyleyen sarı- kırmızılı golcü, "Türk topraklarındaki ilk saatlerimden itibaren bana hep sıcak davrandılar. Bu kadar güçlü bir beklentiye rağmen kendimi çok iyi hissediyorum. Büyük bir kulübe gelmiştim ve sevgiyi hissettim. 30'unda büyük kulübe transfer olup sevgi hissetmek özel bir durum" ifadesini kullandı.
Milliyet

Türk Filmi! 
Avrupa Şampiyonası D Grubu'ndaki 3. maçında Sırbistan ile karşılaşan Türkiye, 80-74'lük skorla, 2. yenilgisini tattı. Millilerimiz maça Kenan'ın üçlüğüyle başlasa da, art arda yapılan top kayıpları, Sırp ekibinin hızlı hücumlarla kolay sayılar bulmasını sağladı, 5. dakika konuk takım lehine 13- 6 geçildi. Çeyrek sonuna kadar 8 top kaybı yapan Ay-yıldızlı ekip, 11 sayı geriye düştüğü ilk periyodu 21-13 mağlup bitirdi. Marjanovic ile farkı 27- 13'te 14 sayıya çıkaran Sırplar karşısında kenardan gelen Melih sahne aldı. Art arda üçlüklerle ekibimizi canlandıran yıldız oyuncuya Furkan Korkmaz'ın da eşlik etmesiyle 12-0 seri bulan Türkiye, farkı 2 sayıya indirdi. Geri koşmakta yaşanan sıkıntı Sırplar'a nefes aldırırken, devreyi de milliler 36-31 geride tamamladı. 2. çeyrekte hiç top kaybı yapmayan ve maça ortak olan Türkiye, ikinci yarıya yine hatalarla başladı. 25. dakikada farkı çift hanelere çıkaran Sırbistan karşısında 5 kısaya dönen Ufuk Sarıca, bu hamlesinden de istediğini alamadı, 3. periyodu da 53-45 Sırplar önde kapadı. Son çeyreğe Kenan'ın üçlüğüyle başlayan Türkiye, 57- 48'in ardından Melih'in iki ve Cedi'nin üçlükleriyle 57-59 öne geçmeyi başardı. Ancak 11-0'lık serisi, Kuzmic'in art arda aldığı ribauntlar sonrasında bulduğu sayıyla biten milliler, Bogdanovic'in sahne alışı ve arka arkaya attığı 10 sayıyla üstünlüğü bir kez daha rakibine kaptırdı, Melih ile direnmeye çalışsa da, salondan 80-74 yenik ayrıldı.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme