21 Eylül 2017 Perşembe

21.09.2017 Genel Gündem

21.09.2017

GÜNDEM

Başbakan, Komutanları Ve Prof. Erbaş'ı Kabul Etti 
Başbakan Binali Yıldırım, son yapılan Yüksek askeri şûra (Yaş) toplantısında yeni görevlerine atanan kuvvet komutanları ile Jandarma Genel komutanı'nı Çankaya köşkü'nde ayrı ayrı kabul etti. Milli Güvenlik kurulu toplantısı öncesi gerçekleşen görüşmelerde, Başbakan Yıldırım, komuta kademesine "Hayırlı olsun" dileğinde bulundu. Yıldırım ayrıca, Diyanet İşleri Başkanlığı'na getirilen Prof. Dr. ali Erbaş'ı kabul ederek bir süre görüştü. Başbakan Yıldırım, dün ilk olarak kara kuvvetleri komutanı Orgeneral Yaşar Güler ile bir araya geldi. ardından Diyanet'in yeni başkanı Prof. Erbaş ile görüşen Yıldırım, daha sonra Deniz kuvvetleri komutanı koramiral adnan Özbal, Hava kuvvetleri komutanı Orgeneral Hasan küçükakyüz ve Jandarma Genel komutanı Orgeneral arif Çetin'i ayrı ayrı kabul etti. Başbakan Yıldırım'ın, kabullerde yeni görevlerine atanan isimlere görevlerinde başarılar dilediği belirtildi. Yıldırım, 30 ağustos'ta emekliye ayrılan eski kara kuvvetleri komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak, eski Deniz kuvvetleri komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu ve eski Hava kuvvetleri komutanı Orgeneral abidin Ünal'ı birlikte kabul etmişti.
Haber Türk


Dava: Sanıkları Koruyan O Müfettiş Fetö'cüydü 
Hrant Dink cinayeti davası sanıklarını koruduğu iddia edilen eski mülkiye başmüfettişi tutuklu sanık Mustafa Üçkuyu hakkında "FETÖ silahlı terör örgütüne üye olmak" suçlamasıyla dava açıldı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan ve İzmir 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edilen iddianamede, tutuklu sanık Üçkuyu hakkında "Silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 7,5 yıldan 15 yıla kadar değişen hapis cezası istendi. Eski İçişleri Bakanlığı başmüfettişleri Üçkuyu ve Mehmet Canoğlu'nun, Dink cinayetine ilişkin hazırladığı rapora atıfta bulunulan iddianamede, Üçkuyu'nun, eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, eski İstihbarat Daire Başkanlığı C Şubesi Müdürü Ali Fuat Yılmazer ile Erhan Tuncel'i koruduğuna ilişkin tespitlere yer verildi. İddianemede, raporda aynı davanın sanıklarından Yasin Hayal'in terör örgütü üyesi olduğuna ilişkin bir verinin bulunmadığı ve Dink'in de korunmasına gerek olmadığına ilişkin bilgilerin yer aldığı belirtildi. Üçkuyu'nun hazırladığı araştırma raporunda cinayette ihmali olan ve daha sonra yaşanan süreçte FETÖ silahlı terör örgütünün üyeleri olduğu anlaşılan kamu görevlilerini sorumluluktan kurtarma saikiyle hareket ettiği vurgulanan iddianamede, "Üçkuyu'nun örgüt üyelerinin kullandığı ByLock haberleşme sistemini kullanması, Dink cinayeti sonrasında yaptığı tahkikatta örguüt üyelerini korur tarzda mevzuatı yorumlaması itibarıyla FETÖ silahlı terör örgütüne üye olduğu anlaşılmıştır" denildi. Tutuklu sanık Üçkuyu ise "Akyürek ve Yılmazer'in kusursuz olduğunu belirtip müştekilerin mağduriyetine neden olduğu" yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savundu. İddianamede ayrıca Üçkuyu'nun eşinin kapatılan Bank Asya'da hesabının bulunduğuna, sözde FETÖ yöneticisiyle 17 kez irtibat sağladığına ve FETÖ içerisinde faaliyet gösterip hakkında yasal işlem yapılmış şüphelilerle bağlantısının bulunduğuna dikkat çekildi.
Vatan

DÜNYA 
Ne Şimdi Ne Sonra 
Irak Başbakanı Haydar İbadi, önceki gün Irak'ın başkenti Bağdat'ta bir grup gazeteci ve siyaset bilimciyle bir araya geldi ve Kürt Bölgesel Yönetimi ile bazı tartışmalı bölgelerde yapılması planlanan 25 Eylül tarihindeki referandumu değerlendirdi. Rudaw'ın aktardığı haberde, İbadi özetle şu ifadelere yer verdi: "Referandumu şimdi de gelecekte de reddediyoruz. Çünkü anayasaya aykırı ve ülkemizi zayıflatıyor. Irak'ın bütün mercileri referandumun anayasaya aykırı olmasıyla ilgili kararını verdi." "Sınırların tek taraflı ve güçle değiştirilmesi kan dökülmesinin kapısını açar" diyen Irak Başbakanı, "Anlaşma sonucu ortak çıkarları göz önünde bulundurarak sorunları çözebilir ve işbirliği içinde olabiliriz" şeklinde konuştu. İbadi, Kerkük'te Türkmenlere yapılan saldırılarla ilgili olarak, güvenlik güçlerinin bütün vatandaşları korumasını ve yasaların ihlaline izin verilmemesini istediklerini söyledi. Kürt, Arap veya diğer etkin gruplar arasında ayrımcılık yapmadıklarını söyleyen Irak Başbakanı, "Irak'ta sadece Arapların yaşadığını söylemiyoruz" diye konuştu. İbadi, referandumun ertelenmesi karşılığında uluslararası toplumun öncülüğünde Erbil ile Bağdat arasında görüşülecek alternatif tekliflerinin olmadığını belirterek, "Tek önerimiz, referandumun iptaliyle ilgili ciddi ve direkt diyalog. Bu da Irak'ın önerisidir başka kimsenin değil" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesine de değinen Irak Başbakanı, "Görüşmemiz çok güçlü, anlamlı ve netti. Türkiye ile bu konuda çok güçlü bir işbirliğimiz var. Türkiye'nin referanduma karşı Irak'ın toprak bütünlüğünden yana tavrı çok net ve bunu açık şekilde görüyoruz, hissediyoruz. Bu da bizim açımızdan gayet memnuniyet verici" dedi. IKBY lideri Barzani, bağımsızlık için referandum istediklerini belirterek, buna karşılık gelecek bir alternatif sunulması halinde referandumu iptal ederek 25 Eylül'de bayram yapacaklarını açıklamıştı.
Hürriyet

Sarkisyan: Protokolleri Tamamen İptal Ederiz 
Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan, Türkiye ile Ermenistan arasında 2009 yılında imzalanan, ancak iki ülke parlamentosunun onay sürecinden geçmeyen normalleşme protokollerini 2018 bahar aylarında tamamen iptal edecekleri tehdidinde bulundu. Önceki gün BM Genel Kurul oturumunda konuşan Sarkisyan, "Türkiye hükümeti yıllar önce aramızda imzalanan normalleşme protokollerini sonsuza dek rehin olarak elinde tutacağını düşünüyorsa yanılıyor. Ülkelerimiz arasında herhangi normalleşme belirtisi gözlenmediği şimdiki ortamda en geç önümüzdeki 2018 yılı bahar aylarında bu protokolleri tamamen lağvedeceğimiz bilinmeli" dedi. Protokoller, Ermenistan ile Türkiye arasında ilişkilerin normalleşmesini öngörüyordu. 2015 yılında Türkiye'yi adım atmamakla suçlayan Ermenistan, protokolleri kendi meclisi onay sürecinden kaldırmıştı.
Hürriyet

Meksika Tek Yürek 
Meksika 12 gün içinde ikinci büyük depremle sarsıldı. Puebla eyaletinde meydana gelen 7.1 büyüklüğündeki depremde 250'den fazla kişi hayatını kaybetti. 800 civarında kişinin de yaralandığı açıklandı. ABD Sismik Araştırmalar Merkezi'nin verilerine göre, 51 kilometre derinlikte meydana gelen depremin merkezi, 20 milyon nüfuslu başkent Mexico City'ye 123 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Yaklaşık 50 saniye süren depremde Mexico City'de yüzlerce binanın yıkıldığı belirtiliyor. Meksika'da 19 Eylül 1985'de meydana gelen 8.1 şiddetindeki deprem 10 bin kişinin ölümüne yol açmıştı. Deprem sırasında 1985'teki büyük depremin 32'inci yıldönümünde tatbikatlar düzenleniyordu. Meksika'da 12 gün önce 7 Eylül'de de 8.1 büyüklüğünde bir deprem daha meydana gelmişti. Chiapas eyaleti açıklarında meydana gelen depremde erken uyarı sistemi devreye girmiş ve kaçmak için tam 1.5 dakika kazandırmıştı. Bu sayede bir facia önlenmiş, ancak 63 kişi hayatını kaybetmişti. Dünkü depremde de erken uyarı sistemi devreye girdi. Ancak depremin yıkıcı etkisinin olduğu bölge halkına kaçmaları için sadece 15 saniyelik bir süre kazandırdı. Mexico City yakınlarındaki Coapa bölgesindeki okulda 335 öğrenci bina yıkılmadan kendilerini dışarı atmayı başardı. Ancak 35 çocuk ve 10 öğretmen bu süre içinde binadan çıkamadı. Enkaz altında halen 60 kadar çocuğun olduğu söyleniyor. Ülkeyi yasa boğan deprem Meksikalıları da birleştirdi. Depremin hemen ardından binlerce vatandaş maskelerini takarak kurtarma çalışmaları için enkazlara koştu. İtfaiye ve arama kurtarma ekipleri ile birlikte çalışan sade vatandaşlar bir çok kişinin de enkaz altından sağ çıkartılmasına yardımcı oldu. Deprem sonrasında Meksika'nın 9 eyaletinde okullar tatil edildi. Meksika'daki iki şampiyona da deprem yüzünden ertelendi. Uluslararası Paralimpik Oyunları Komitesi (IPC), deprem nedeniyle Meksika'nın ev sahipliği yapacağı şampiyonaları erteleme kararı aldı. Başkent ve etrafında elektrik ve telefon hatlarının kesildiği, uçak seferlerinin yapılamadığı kaydedildi. Devlet Başkanı Nieto, televizyonlardan Meksika halkına seslenerek depremden en çok etkilenen bölgelerde acil durum ilan ettiklerini, kurtarma çalışmalarına askerlerin de destek vereceğini duyurdu.
Milliyet

Katalonya'da Şok Baskın 
İspanyol jandarması, dün sabah Katalonya'daki bağımsızlık referandumu girişimine karşı başlattığı operasyonla Katalonya özerk yönetimine bağlı 22 kurumda arama yaptı ve 17 hükümet çalışanını gözaltına aldı. Gözaltına alınan 17 kişi arasında Katalonya Ekonomi Bakanlığı Genel Sekreteri Josep Maria Jove, Maliye Bakanlığı Genel Sekreteri Josep Lluis Salvado gibi isimlerin olduğu da belirtiliyor. Katalonya Başkanı Puigdemont, yasa dışı ilan edilmesine rağmen 1 Ekim'de yapılmak istenen referandumla ilgili soruşturma kapsamında, jandarmanın operasyon düzenlenmesi üzerine "İspanya devleti kırmızı çizgiyi aştı" dedi. Katalan lider, engellere rağmen referandumun gerçekleşeceğini belirtirken, "İspanya devleti de facto olarak Katalonya'nın özerkliğini askıya aldı" dedi. İspanya Başbakanı Mariano Rajoy ise, operasyonla ilgili, "İspanyol devleti, yasaların çiğnenmesine, anayasaya ve Katalonya özerklik statüsüne karşı çıkılmasına elbette tepki verecektir" dedi. Bu arada bağımsızlık yanlısı sivil toplum örgütlerinin çağrısıyla Katalonya özerk yönetimine bağlı Maliye Bakanlığı binası önünde toplanan göstericiler, üzerinde "İspanya, sorunun bu mu?" yazılı seçim sandığı da taşıdı.
Milliyet

EKONOMİ 
Dolar: 3,5101-3,5112
Euro: Euro 4,1733-4,1748
Sterlin: 4,7361-4,7398
Gram Altın: 146,6817-147,7743

1.4 Trilyon Dolarlık Antibiyotik Riski 
Türkiye'yi yakın gelecekte bekleyen tehlike "antibiyotik direnci." Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'nın (TEPAV) raporuna göre, önlem alınmaması ve antibiyotik direncinin artarak devam etmesi durumunda Türkiye'de herkesin cebinden 954 dolar çıkacak. TEPAV'ın raporuna göre, antimikrobiyal direnç, gerek halk sağlığı etkisi gerekse ekonomik maliyeti nedeniyle son yıllarda küresel gündeminin en temel meselelerinin başında geliyor .G20 Çin Başkanlığı döneminde 2016 Liderler Bildirgesi'ne giren sağlık ile ilgili tek konu antimikrobiyal direnç olurken bu yıl da G20 Hamburg Liderler Bildirgesi'nde tekrar yer aldı. Mikroorganizmaların, antimikrobiyal ilaçlara maruz kalmalarıyla birlikte zaman içinde direnç kazanıp değişim göstermeleri sonucu ortaya çıkan antimikrobiyal direnç, mikroorganizmaları ilaçlara karşı dirençli hale getirerek hastalıkların tedavisi için mevcut olan seçenekleri azaltıyor. Antimikrobikler sadece tıpta değil, tarım ve veterinerlikte de yaygın kullanıldığından, antimikrobiyal direnç tarım ve veterinerlikte kullanılan ilaçların etkisiyle de gelişebiliyor. Direnç oluşumunun temelde iki nedeni bulunuyor. Biri antibiyotik kullanımının fazlalığı iken, diğer neden doğru antibiyotiklerin ilgili hastalarda kullanılmaması. Rapora göre, antimikrobiyal dirence bağlı olarak her yıl yaklaşık 700 bin kişi hayatını kaybediyor. Ayrıca direnç oranının bu hızla artmaya devam etmesi halinde, 2050 yılında antimikrobiyal dirence bağlı olarak her yıl 10 milyon kişinin hayatını kaybedeceği tahmin ediliyor. Türkiye, dünyada verisi olan ülkeler arasında antimikrobiyal direnç oranlarının en yüksek olduğu ikinci ülke. Bununla birlikte antibiyotik tüketim seviyesinin de dünyada en yüksek olduğu ülke. Aradaki ilişki nedeniyle de önümüzdeki dönemde direnç oranlarının artma potansiyeli en yüksek ülkeler arasında yer alıyor. Tüm bu nedenlerle antimikrobiyal direnç, Türkiye için önemli bir tehdit unsuru. Bu nedenle son yıllarda antibiyotik kullanım oranlarının düşürülmesine ilişkin politika ve programlar, Türkiye'deki sağlık gündeminin en üst sıralamalarında yer alıyor. İlgili kamu kurumları tarafından birçok çalışma yürütülüyor ve tasarlanan politikalar hızla uygulamaya konuluyor. Türkiye, yüksek antibiyotik direnci sebebiyle 2050'ye kadar ki süreçte, 220 milyar ile 1.4 trilyon dolar arasında bir ekonomik kayıp yaşama riski taşıyor. Bu analize göre, Türkiye'nin mevcut antibiyotik direnci olan yüzde 40'ı yıllar içerisinde koruması halinde bile 2010'dan başlayarak ekonomiye verilecek toplam zarar 220 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Önlem alınamaması durumunda direncin artması halinde gözlemlenebilecek olan kötümser senaryoda ise bu etkinin 1,4 trilyon dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Kişi başına düşen milli gelirdeki kayıp olarak değerlendirildiğinde ise, 2050 yılında, iyimser senaryoya göre kişi başına milli gelirdeki antimikrobiyal dirençten kaynaklı kaybın 129 dolar, kötümser senaryoya göre ise 958 dolar olması bekleniyor.
Hürriyet

Yüksek Faize Bir Tepki De Katılımcılardan 
Yüksek faize bir tepki de katılım bankalarından geldi. Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere ekonomi yönetimi ve reel sektörün eleştirdiği yüksek faiz uygulaması katılım bankalarının da tepkisini çekti. Katılım bankaları, yüzde 8 kar payı dağıtırken, bankaların mevduat faizinin yüzde 15 olması katılım bankalarını olumsuz etkiledi. Sektör temsilcileri, katılım bankacılığının reel ekonomiye dayalı olmasından dolayı, yüksek faizin iş modelini etkilediğinden yakınıyor. Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) Başkanı ve Albaraka Türk Genel Müdürü Melikşah Utku, yüksek faiz nedeniyle Türkiye'nin yatırım kapasitesini uygun düzeylere çıkarmakta zorlandığını, bunun da iktisadi kalkınma politikalarına neşter vurduğu gibi sağlıklı bir büyüme planlamasının da önünde engel teşkil ettiğini söyledi. Utku, katılım bankalarının iş modelinin reel ekonomiye dayalı olmasından dolayı yüksek faizin katılım bankalarını da etkilediğini belirterek, "Şu an katılım bankaları yüzde 8 civarı kâr payı dağıtırken konvansiyonel bankalar hâlihazırda yüzde 15 civarında mevduat faizi oranları önerebilmekte. Bu nokta da çalışmalarımız, aslında tasarruf oranlarını artırma hedefiyle faiz oranlarının aşağı çekilmesine katkı sağlamaya çalışıyor. Altın toplama kampanyaları ile yastık altı birikimlerini ekonomimize kazandırmaya; bunun yanı sıra körfez sermayesi olarak bilinen sermaye birikiminin akım yönünü ülkemize çevirmeye çalışıyoruz" dedi. Melikşah Utku, yüksek faiz oranlarının düşürülmesinin tasarruf oranının arttırılması ve dolarizasyonun azaltılması ile doğrudan ilgili olduğunu hatırlatarak, "Mali ve siyasi noktada gösterilen istikrar, yatırımcı için uygun ortamların giderek daha çok tesis edilmesi ve bireysel emeklilik sistemi, altın toplama kampanyaları gibi tasarruf oranlarımızı artırmaya yönelik atılan adımlarla; kademeli olarak bu faizlerin ideal seviyelere inebilmesini muhtemel görüyorum" şeklinde konuştu. Melikşah Utku, katılım bankacılığı hakkında da değerlendirmelerde bulunarak, bu alanda özellikle son dönemde hükümet tarafından ciddi mesafeler kat edildiğini kaydetti. Utku, "Bir süredir gündemde olan faizsiz finans kanun taslağı da bu yönde atılmış kıymetli bir adım. Bu taslağın getireceği en büyük yenilik, katılım bankacılığından çok; daha geniş boyutlu olarak finansal şirketleri kapsamına alacak olması." dedi.
Hürriyet

Fed Faiz Sinyalini Verdi, Dolar Fırladı 
ABD Merkez Bankası'nın (Fed) dün sonuçlanan toplantısında faizler sabit tutulurken bu yıl 1 kez, önümüzdeki yıl ise 3 kez faiz artırımı için sinyal verildi. Bilanço küçültmeye ekimde başlayacak olan Fed'in açıkladığı kararlar sonrası dolar 3.51 TL'nin üzerini gördü. Fed iki gün süren toplantının ardından faiz oranlarını değiştirmeyerek %1 - %1.25 aralığında tuttu. Piyasalar da faizde değişiklik beklemiyordu. Fed bu yıl mart ve haziranda 25'er baz puan olmak üzere 2 kere faiz artırmıştı. Fed'in noktasal grafiğine göre ise 2017 için bir, 2018 için ise üç faiz artışı öngörülüyor. Fed'in bilançosundaki 4.2 trilyon dolarlık menkul kıymetleri azaltmaya yönelik planı da merak ediliyordu. Aylık tahvil alımlarını azaltarak bilançosunu daraltmaya ekimde başlayacak olan Fed 12 - 13 Aralık toplantısında da faiz artırımı hazırlığı yapıyor. Fed Başkanı Janet Yellen faiz kararı sonrası basın toplantısında, bankanın bilanço daraltmasının kademeli ve tahmin edilebilir olacağını söyledi. Fed açıklamalarının ardından dolar 3.48 TL civarından 3.51 TL'nin üzerine yükseldi.
Milliyet

'Fırsatlar Vadeden Dünyanın Nadir Ülkelerden Biriyiz' 
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye ekonomisinin karşılaşılan tüm zorluklara ve engellere rağmen 2016'da yüzde 3,2 büyüdüğünü belirterek, "2017'de ilk iki çeyrekte yüzde 5,2 ve üçüncü çeyrekte 2016'daki üçüncü çeyreğin baz etkisinin de desteğiyle dünyada bir numara olacağız. Dördüncü çeyrekte de yıllık ortalamada da biz dünyada ilk 2'de yer alma ihtimalimiz de var. Üçüncülük de bizim için fena bir performans değil. 2017'deki büyümede, ihracatın ve üretimin toplam büyüme içinde hemen hemen yüzde 50'sini oradan sağlıyoruz ki en çok gerçekleştirmek istediğimiz büyüme tarzı budur. Bunu biz 2018, 2019, 2020 gibi sürdürülebilir ve öngörülebilir bir şekilde garanti altına alacağız" diye konuştu. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ABD Şubesinin Birleşmiş Milletler 72. Genel Kurulu Haftası kapsamında New York'ta düzenlediği İş Dünyası Zirvesi'nde konuşan Zeybekci, Türkiye ekonomisinin durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin, IMF'nin açıkladığı rakamlara göre, satın alma gücü paritesi açısından dünyanın 13'üncü, Avrupa'nın ise 5'inci büyük ekonomisi olduğuna dikkati çeken Zeybekci, Türkiye'nin yakın gelecekte fırsatlar vadeden dünya genelindeki nadir ülkelerden biri olduğunu vurguladı. Zeybekci, son 15 yılda Türkiye'nin enerji üretimi ve tüketimini, 32 bin megavattan (MW) yaklaşık 80 bin MW'a çıkardığını kaydederek, bunun gelecek 10 yılda da 150 bin MW'a yükseltileceğini belirtti. Zeybekci, "Türkiye'nin bugün 11 bin dolar olan kişi başına düşen milli geliri 10 yıl sonra 20 bin dolar olacak. Türkiye'deki her şey ikiye katlanacak. Yatırımlarınız, fırsatlar, kazançlarınız ikiye katlanacak. Türkiye'nin ikiye, üçe, dörde katlama yeri var. Almanya'nın veya Amerika'nın ikiye katlama yeri yok" dedi.
Milliyet

Dolandırıcılık Zirveye Çıkınca Bankalar Uyardı 
Bankalar şube maliyetlerini azaltmak için, son yıllarda müşterilerini son sürat alternatif dağıtım kanalları olan telefon bankacılığı, internet ve mobil bankacılığına yönlendirirken, bir yandan da dolandırıcılığa karşı da önemli bir mücadele veriyor. Ancak her ne kadar bankacılık sektörü güvenlik duvarlarını yükseltse de dolandırıcılar da boş durmuyor ve bu duvarı aşmak için akıl almaz yollara başvuruyor. Artan teknoloji kullanımıyla birlikte vatandaşların dikkatsizliği de dolandırıcıların ekmeğine adeta yağ sürüyor. Sanal dolandırıcılık son günlerde adeta zirveye çıkınca kurumlardan da birbiri ardına uyarı mesajları yağmaya başladı. Geçtiğimiz günlerde Bankalararası Kart Merkezi'nin (BKM) yaptığı uyarının ardından dün de Türkiye Bankalar Birliği'nden (TBB) vatandaşa dolandırıcılık girişimlerine karşı "dikkatli olun" uyarısı geldi.
Haber Türk 

POLİTİKA
'Tüm Dünya Karşı' 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bloomberg Küresel Ekonomik Forum'da önemli açıklamalarda bulundu. Referandum kararından geri adım atmayan IKBY liderine eleştiriler yönelten Erdoğan, "Barzani 'Benim 16 yaşında hayalim vardı' diyor. Hep hayal olur. Benim 13 yaşındaki siyaset anlayışımla 60 yaşındaki siyasi anlayışım aynı değildir. 40 yıldır siyasetteyim. Şu anda yanında İsrail'den başka kimse yok. Tüm dünya karşı" dedi. Birl eşm iş Milletler 72. Genel Kurul toplantıları için bulunduğu New York'ta yoğun temaslarını sürdüren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bloomberg Küresel Ekonomik Forum'da Bloomberg News Başeditörü John Micklethwait'un sorularını yanıtladı: Kuzey Irak'taki referanduma tepkiniz nedir? İran, 'Onlarca savaş olur' dedi. Ne gibi yaptırımlar uygulayacaksınız? Askeri müdahale olur mu? Bizim tavrımız hep Irak'ın toprak bütünlüğüydü. Irak parçalanmasın dedik. Barzani'ye söyledik, 'Sakın böyle bir yanlışa girmeyin' dedik. 'Size her türlü yardımı yaptık. Sakın böyle bir yanlışı yapmayın' dedik. Ne yazık ki böyle bir yanlışı yaptılar. 22'sinde cuma günü Ankara'da MGK'yı topluyoruz. Ne gibi yaptırımlar alacağız, bunları konuşacağız. MGK'da kararlar alınınca hükümetimiz de Bakanlar Kurulu'nda kararını alacak. Hedefimiz şudur; Irak'ta böyle bir bağımsız devlete izin vermeyiz. Orada sadece Kürtler yaşamıyor. Orada Türkmenler ve Araplar da var. 'Benim 16 yaşında hayalim vardı' diyor. Hep hayal olur. Benim 13 yaşındaki siyaset anlayışımla 60 yaşındaki siyasi anlayışım aynı değildir. 40 yıldır siyasetteyim. Şu anda yanında İsrail'den başka kimse yok. Tüm dünya buna karşı. Umarım, ayın 25'ine kadar Sayın Barzani bu yanlış karardan vazgeçer ve Kuzey Irak yönetimi normal çalışmalarına devam eder. m Neler yapacaksınız? Güç kullanacak mısınız? Bu çeşitlendirmeyi burada ifade edersem doğru olmaz. Bu MGK'da konuşulacak ve hükümet kararını verecek. Türkiye neden hâlâ Avrupa Birliği'nde ısrar ediyor? "Çok güzel bir soru. Ben diyorum ki karar merciinde olan onlar. Onlar, bize kapıyı kapatsın biz kararı rahat veririz. Çok da meraklı değiliz, bunu da söyleyeyim ama onlar istiyorlar ki Türkiye buradan kaçsın, yok biz hiçbir zaman minderden kaçmadık. Minderden kaçan olmayız. Minderden kaçan onlar olsun. Kararlarını versinler, bizim kararımız kolay. m Gazetecileri en çok hapseden ülkesiniz? ABD'de de Trump'ı çok kötü gösteren gazeteciler var, ancak kimse hapse girmiyor. Hapiste dediklerinizin çoğu gazeteci değil, çoğu terörist. Bunların çoğu hırsızlığa karışmış, bankamatikleri soyarken yakalananlar var. Bunların birçoğu böyle. Ne yazık ki dışarıdakiler bunlar gazeteciyim dedi mi bunları gazeteci sayıyor. Ama bunların birçoğu ajanlık görevi yapıyorsa, mahkemeler görevini yapar. ABD ile kıyaslarsanız farklı. Tüm aileme hakaret ediyorlar. Bana hakaret edenlerin sayısını biliyor musunuz? Ben bunları sayamıyorum. Bunlar teröre karışmışlardır, PKK bunların içindedir, bir kısmı da FETÖ terör örgütünün içinde ve yandaşlarıdır, yargı kararını verir. Biz buna müdahale edemeyiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerikan PBS televizyonuna verdiği röportajda ise "ABD'nin DEAŞ'la mücadeleyi PYD/YPG ile vermesi yanlıştır. Bunu ABD'nin en üst düzey makamlarına ilettim. Biz ABD'den o silahları alamazken siz bunları teröristlere nasıl verirsiniz? Bu soruyu ABD'deki dostlarımıza soruyoruz" dedi. Erdoğan, "3 bin TIR silah bu teröristlere gönderildi. Zamanında Predator insansız hava aracı almak istedik. Vermediler ama teröristlere bunların hepsini TIR'larla gönderiyorlar... Şimdi ben Türkiye olarak düşünüyorum: Kuzey Suriye'ye gelen tüm bu ağır silahların, yarın bana karşı kullanılmayacağını kim garanti edebilir?" açıklamasını yaptı.
Hürriyet

Aileler Ve Çocuklar Artık Rahat Etsin 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TEOG'un kaldırılmasıyla ilgili olarak, "Çocuklarımızı bindirilmiş kıtalar olarak görmek istemiyoruz. Bu imtihan kıskacı altında çocuklarımızın bitmesini, tükenmesini görmek istemiyoruz. Artık aileler de çocuklar da rahat etsin" dedi. Erdoğan üniversiteye giriş sisteminde de değişiklik yapılacağını açıkladı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşmasının ardından konakladığı otele dönen Erdoğan, girişte kendisini bekleyen gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Erdoğan, TEOG'un kaldırılmasıyla ilgili olarak, kendisinin düşüncesini açıkladığını, Başbakan Binali Yıldırım ile de bu konuyu konuştuğunu söyledi. Erdoğan, "Bu konuyla ilgili olarak bir defa çocuklarımızı bindirilmiş kıtalar olarak görmek istemiyoruz. Bu imtihan kıskacı altında çocuklarımızın bitmesini, tükenmesini görmek istemiyoruz. Hazırlıklarımız var, bu hazırlıkların hepsini hükümetimiz, Milli Eğitim Bakanlığı vasıtasıyla zaten açıklayacaktır ama artık aileler, çocuklar rahat etsin, sadece kendi derslerine odaklansınlar. Gerek ortaöğretimde gerek lisede artık canla başla kendi performanslarını ortaya koyacaklar. Ona yoğunlaşarak üniversiteye de gidecekler" diye konuştu. Üniversiteye giriş sınavlarıyla ilgili bir değişiklik olup olmayacağının sorulması üzerine Erdoğan, "O da olacak, o konuda da çalışılıyor" dedi.
Milliyet

'Biz Bu Sorunu 2 Yılda Çözeriz' 
CHP'nin, alım fiyatları nedeniyle mağdur olduklarını söyleyen fındık çiftçilerinin sesini duyurmak için başlattığı "Fındık İçin Yürüyoruz" eylemi dün CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun katıldığı mitingle sona erdi. 18 Eylül'de Ordu'dan başlatılan "Fındık İçin Yürüyoruz" eyleminin üçüncü gününde katılımcılar Erikliman Mahallesi'nde toplandı. Karadeniz Sahil Yolu güzergahından yaklaşık 6 kilometre kat ederek Atatürk Meydanı'na ulaştı. Yürüyüşün finalindeki mitinge katılan Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle: * Alın terinize her ortamda saygı duydum. Alın terine saygı duymayı öğreten kişi rahmetli Bülent Ecevit'tir. Emek demiştir, ekmek demiştir, iş demiştir, aş demiştir. Ne ezen ne ezilen insanca hakça bir düzen demiştir. İnsanca ve hakça bir düzeni bu ülkeye getireceğiz. Görüşü inancı kimli ne olursa olsun 80 milyonu kucaklayacağız. Türkiye'ye beraberliği birliği huzuru hep beraber getireceğiz. * Fındık stratejik üründür. 502 bin ailenin gelir kaynağıdır fındık. Fındık tarım ihracatında bir numaradır. Milyarlarca dolar fındık ihracatından para kazanıyoruz. Peki bu fındığı eken üreticiye ne veriyoruz? * Fındık üreticisi bir araya gelemediği için onun alın terini bir avuç yabancı sömürüyor. Bu sorun neden çözülmüyor? Bu ülkeyi yönetenler alın terinin ne kadar önemli olduğunu bilseler, fındığın bu bölge için ne kadar önemli olduğunu bilseler bu dram yaşanmaz. Temel sorun bu ülkeyi yönetenlerde. * 15 yıldır ülkeyi yöneteceksin, fiyatta istikrarı sağlayamayacaksın. Size sözüm fiyatta istikrarı iki yılda sağlayacağım. Birileri kazanıyor, kaybeden çiftçi oluyor. * vereceğiz ama elde yok diyorlar. İnanıyor musunuz olmadığını? Suriyelilere 30 milyar dolar harcadık. Onlar birinci sınıf vatandaş oldu. Karadeniz'dekiler ikinci sınıf vatandaş. Geldiklerinde söyleyin bunu. Bunun hesabını Karadenizli sormak zorunda. Bunun hesabını soracak mısınız? Bunun sandıkta hesabını soracak mısınız? * Oturdular masaya İmralı'da, Oslo'da, Habur'da. Hiç dediler mi çiftçilerle bir masaya oturalım, geldiler mi, hayır. Namus sözü veriyorum; Sizin hakkınızın savunmazsam sonuna kadar yediğim ekmek bana haram olsun. Fındık üreticisine gelince para yok ama Marmaris'te 350 odalı yazlık saray inşa ediliyor. Bir şeyi değiştireceğiz, eski algıları değiştireceğiz. Nerede bir sorun varsa çözüm adresi CHP'dir. Fındık, üzüm üreticisinin sorunlarını çözeceğiz. Elin oğlu çözüyor da biz mi çözemeyeceğiz.
Milliyet
 
SPOR 
Kıtalar 39.Kez Asılacak 
İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Spor İstanbul tarafından Vodafone'un isim sponsorluğunda bu yıl 39'uncusu düzenlenecek Vodafone İstanbul Maratonu 12 Kasım Pazar günü koşulacak. Organizasyona son kayıt tarihi ise 30 Eylül olarak açıklandı. Vodafone'un bu yıl 6. kez ismini vereceği, Avrupa'nın en iyi 11, dünyanın en iyi 22 maratonundan biri olan Vodafone İstanbul Maratonu'na 30 bin çipli sporcunun katılması bekleniyor. Son kayıt tarihi olan 30 Eylül'e kadar online kayıt işlemini gerçekleştirememiş olanlar için 9-11 Kasım tarihlerinde Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi'nde (Yenikapı Miting Alanı) düzenlenecek olan Maraton Fuarı'nda geç kayıt imkânı sunulacak. Sporcular, sosyal sorumluluk ortaklarından olan sivil toplum kuruluşlarına bağış yapmak ve 100 TL kayıt ücretini ödemek kaydıyla geç kayıt yaptırabilecek. Halk koşusuna kayıtlar ise 30 Ekim Pazartesi günü başlayacak ve İstanbul'da belirlenen meydanlarda kurulan stantlarda yapılacak. Kıtalararası koşulan ilk yarış olma özelliğine sahip olan Vodafone İstanbul Maratonu, maraton (42,195 km), 15 kilometre koşusu, 10 kilometre koşusu ve halk koşusu olmak üzere 4 ana kategoride düzenlenecek. Vodafone İstanbul Maratonu, 2012 yılında Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (IAAF) tarafından 'Altın Kategori' unvanına layık görüldü. Öte yandan Vodafone 39. İstanbul Maratonu ile ilgili güncel bilgilere resmi Facebook etkinlik sayfasından ve www.maraton.istanbul adresinden ulaşılabilecek.
Milliyet

Florya'nın Dünyaca Ünlü Stajyerleri 
Galatasaray sadece futbolcular için değil aynı zamanda teknik adamlar için de cazip bir yer... Futbol kariyerleri önemli başarılarla dolu üç efsane Thierry Henry, Claude Makelele ve Mikel Arteta gibi isimler, sarı-kırmızılı takımla birlikte antrenmana çıkmak için Galatasaray'a başvurdu. İskoçya'nın Swensea kentinde düzenlenen UEFA Prolisans Kursu'na katılan Galatasaray Antrenörü Tuğberk Tanrıvermiş burada sınıf arkadaşı olduğu Henry, Makelele ve Arteta'dan ilginç bir teklif aldı. Teknik adamlığa hazırlanan bu üç efsane isim, Galatasaray'ı merak ettiklerini belirtip, İstanbul'a gelerek 2-3 gün süresince antrenmanları ve kulübün yapısını incelemek istediklerini söyledi. Tanrıvermiş bu gelişmelerden Galatasaray Futbol Direktörü Cenk Ergün'ü de bilgilendirdi. Sarı-kırmızılılar, Henry, Makelele ve Arteta gibi dünya futbolunda bilinen bu isimlerin Florya'da bulunmasının kulübün tanıtımı açısından önemli olacağını düşündü. Gomis'in yanısıra Fransız pazarında bilinen Feghouli, Belhanda gibi isimlerinden Galatasaray'da olması, Fransızların sarı-kırmızılılara ilgisini daha da artırıyor. Dünya çapında isimlerin Galatasaray antrenmanlarında bulunmasına teknik direktör Igor Tudor da sıcak bakınca, Ergün, Tanrıvermiş ile görüşerek olumlu yanıt
Milliyet

'Bir Seviye Yükseldik' 
Aytemiz Alanyaspor maçında oynanan etkili futbol ve alınan farklı galibiyet Beşiktaş derbisi öncesi Fenerbahçe'nin havasını değiştirdi. Her fırsatta yeni bir takım olduklarını ve gelişim sürecinde kayıplar yaşanabileceğini belirten Teknik Direktör Aykut Kocaman, en önemli eksiğin ise özgüven problemi olduğunu ifade ediyordu. Her ne kadar teknik heyet, oyundan ve maç içindeki istatistiklerden memnun kalsa da sonuç gelmediği için takım olgusu tam olarak oluşmuyordu. Bu yüzden Aykut Kocaman'a göre Alanya deplasmanındaki skor büyük önem taşıyor. Zaten galibiyetin etkisi daha dönüş yolunda kendini göstermişti. Sarı-lacivertli futbolcular uzun süre sonra uçakta bir hayli neşeliydi. Hafta boyu antrenmanlarda da bu kaynaşma sürdü. Çalışmalar kıyasıya bir rekabet içinde geçse de futbolcuların bir kenetlenme içinde oldukları gözlerden kaçmadı. Teknik Direktör Kocaman da bu durumdan oldukça memnun. Deneyimli hoca ekibiyle yaptığı değerlendirmede, "Bu galibiyet ve oyun bizi her açıdan bir seviye daha yukarı çıkardı" ifadelerini kullandı. Derbi öncesi bu olumlu tablo sarı-lacivertliler için çok önemliydi. Çünkü olası bir puan kaybı hem takıma hem de tribünlere olumsuz yansıyacaktı. Fenerbahçe ligdeki geleceği adına büyük önem taşıyan Beşiktaş derbisine şimdi daha özgüvenli ve rahat hazırlanıyor. Kocaman bu havanın maçın sonucuna da olumlu etki yapacağını düşünüyor.
Milliyet

2019 Süper Kupa Vodafone Park'ta 
Avrupa futbolunun patronu UEFA, Türkiye'ye olan güvenini bir kez daha gösterdi. UEFA Yönetim Kurulu dün Aleksander Ceferin başkanlığında İsviçre'nin Nyon kentinde gerçekleştirdiği toplantıda, 2019 yılında Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi ve UEFA Süper Kupa finallerine ev sahipliği yapacak olan şehirleri belirledi. Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Birinci Başkan Vekili Servet Yardımcı'nın da yer aldığı UEFA Yönetim Kurulu, 2019 yılında UEFA Süper Kupa final maçının 2 sene önce hizmete giren Beşiktaş'ın son teknolojiye sahip yeni stadı Vodafone Park'ta oynanmasına karar verdi. Buna göre Avrupa futbolunun en büyüğü 2019'da İstanbul'da belli olacak. Şampiyonlar Ligi şampiyonu ile UEFA Avrupa Ligi'ni kazanan ekibin kozlarını paylaşacağı dev maç için tüm dünyanın gözü Türkiye'ye çevrilecek. UEFA Süper Kupa maçına ilk kez ev sahipliği yapacak olan Türkiye'de üçüncü defa bir Avrupa kupası finali oynanacak. 2005'te Liverpool ile Milan'ın karşılaştığı Şampiyonlar Ligi finali Atatürk Olimpiyat Stadı'nda, 2009'da Shakhtar Donetsk ile Werder Bremen arasında oynanan UEFA Kupası final maçı ise Fenerbahçe Stadı'nda oynanmıştı.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme