26 Eylül 2017 Salı

26.09.2017 Genel Gündem



26.09.2017

GÜNDEM

Bir Gece Ansızın Gelebiliriz 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Irak'a giriş-çıkışların kapatılacağını, farklı tedbirlerin de yolda olduğunu açıklayarak, "Bundan sonra Kuzey Irak Yerel Yönetimi, bakalım petrolünü hangi kanallarla nereye akıtacak veya nereye satacak? Vana bizde. Vanayı kapattığımız anda o iş de bitti... Bütün adımları atıyoruz, atacağızz" açıklamasında bulundu. İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Ombudsmanlık Konferansı'na katılan Erdoğan, ağırlıklı olarak Kuzey Irak'taki referandum olmak üzere gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan'ın ilk eleştirisi AB'ye yönelikti. AB'nin Türkiye'ye karşı uyguladığı ikircikli tutumu eleştiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Avrupa Birliği ile Türkiye arasında artık bir tiyatro oyununa dönen bu mücadelede, havlu atan taraf biz olmayacağız. Bu konuda karar vermesi ve bunu tüm dünyaya ilan etmesi gereken taraf Avrupa Birliği'dir. Versinler kararlarını. Onlar kararını versinler biz kararı rahat veririz, merak etmesinler. Biz bu kararı duyana kadar sabırla bekleyeceğiz. İşte bakın Almanya seçimleri bir derstir. Çünkü artık insanlar her şeyi çok açık ve net görüyor. Biz birçok şeyi söyledik. Fakat ters yüz ettiler. Şimdi de gerçek ortaya çıktı. Bizim demokrasiyle halklarla haklarla özgürlüklerle ilgili standartlar konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği sürecinde samimiyetle ve süratle hayata geçirdiği düzenlemeler, belki bizi tam üye yapmaya yetmedi ama demokratik standartlarımızı bir hayli yükseltti. Biz maç oynanırken kuralların değiştirilmiş olmasına itiraz ettik. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Irak'ta yapılan referanduma değinirken sert mesajlarını art arda şöyle sıraladı: "Kuzey Irak'taki bölgesel yönetimin referandum kararı, ülkenin içinden geçtiği durum göz önüne alındığında buram buram fırsatçılık kokan bir girişimdir. Ayrılık yönünde adımlar atılması asla kabul edilemez. Tavrımız açık. Referandum sonucuna bakmaksızın yok hükmünde ve gayrimeşru. Irak'ta ayrılık yönünde adımlar atılması asla kabul edilemez. Bizim Kuzey Irak'taki Kürt kardeşlerimizin de haklarına, müreffeh hayat taleplerine sonuna kadar saygımız vardır. Nitekim en sıkıntılı zamanlarında kimse onların yanında olmadığı dönemde destek vererek onları ayakta tuttuk. Ancak bizim aynı zamanda Irak'ta Arap, Türkmen, Ezidi kardeşlerimiz de var. Onların da haklarına bizim saygımız var. Kuzey Irak tüm bu halkların ortak hayat alanıdır. Sadece bir şahsın veya aşiretinin hayat alanı değildir, bunun böyle bilinmeli. Bu bölgeyi sadece tek bir grubun kontrol altına almaya çalışması, orada uzun yıllar sürecek çatışmaların, yeni acıların, zulümlerin, katliamların habercisi olmaktan öte bir anlam taşımayacaktır. Kontrolleri altına aldıkları gücü ve imkanları diğer gruplarla paylaşma konusunda hiç de iyi bir imtihan vermeyen mevcut yönetime olan güvensizlik sözde bağımsızlık ilanı sonrası çok daha artacaktır. Kimse bizden sınırlarımızın hemen yanı başında yeni bir kriz ve çatışma alanı oluşmasına göz yummamızı bekleyemez. Bir defa Irak'ın federal yapısı bunların yaptığı referandumu kabul etmiyor, anayasa mahkemesi gerekli kararını zaten verdi. Boşu boşuna, makaram sarı bağlar, kız oynar gelin ağlar, yaptığı iş bu.
Milliyet


Savaşa Girmiyoruz Rahat Olun 
Başbakan Binali Yıldırım, Kuzey Irak'ta yerel yönetimin referandum inadının "Sıcak çatışmaya zemin hazırladığını" belirterek "Bunun da bedeli oradaki günahsız, sivil insanlara olacaktır. Bundan sonraki adımlarda Bağdat'ı daha fazla, doğrudan muhatap alarak ona göre kararlarımızı vereceğiz. Bunu topyekün savaş olarak düşünmeyin. Biz savaşa girmiyoruz. Biz, ülkemizin güvenliğini ilgilendiren konularda sınır ötesi tedbir alıyoruz. Vatandaşlarımız rahat olsun savaşa falan girdiğimiz yok. Bir endişe havası oluşturmayalım" dedi. Yıldırım, dün haber kanallarının ortak yayınında Kuzey Irak referandumuna ilişkin soruları yanıtladı. Yıldırım, şu mesajları verdi: IKBY bir inatlaşmaya gitti ve referandumu gerçekleştirdi. Başından beri referandumun gayrimeşru olduğunu, sonuçlarının hiçbir şekilde tanınmayacağını, yok hükmünde olduğunu açıkça ifade ettik. Bölgesel yönetimin kişisel ihtirasları sonucu alınmış bir karardır. Daha fazla ızdırap, daha fazla acı, gözyaşı kararı verilmiştir ama Türkiye elini kolunu bağlayacak değil. Kararları üç grup altında ele aldık. Birincisi ekonomik, ikincisi siyasi ve diplomatik, üçüncüsü ise güvenlik ve askeri boyuttaki çalışmalar. Irak merkezi hükümeti de kararlar aldı, bize bilgilendirme yaptılar. Esasen anayasaya göre böyleydi zaten ancak anayasada bölgesel yönetim fiili durum oluşturduğu için Irak'ın da kendi sorunlarına yoğunlaşmasından dolayı bu noktada fazla bir şey yapamadılar. Kriz artık zirve yaptı, dönülmez bir noktaya geldiği için bundan sonrası hiç hoş olmayan, rahatsız edici gelişmelerin de olacağı bir sürecin başlangıcı bölgede. Ümit ederiz ki böyle bir durumla karşı karşıya kalmayız. Ama inatla Kerkük gibi, Musul gibi, yani anayasayla tanınmış sınırlar dışında da bu referandumu yapma inadı bir anlamda sıcak bir çatışmaya da zemin hazırlamıştır. Bunun da bedeli oradaki günahsız, sivil insanlara olacaktır. Bu bakımdan bizim bundan sonraki adımlarda Bağdat daha fazla, doğrudan muhatap alarak ona göre kararlarımızı vereceğiz. Hedefimiz bölgede yaşayan insanlar değil. Bizim ulusal güvenliğimize karşı tehdit olarak gördüğümüz, bu referandum konusunda inat edenlerdir. Kimse zannetmesin ki biz Kürtlere karşı bir tavır içindeyiz. Sorunumuz yok. Bizim takıldığımız konu, ayrımcılık hareketini körüklemektir, kışkırtmaktır. (Türkiye harekâta ne kadar hazır) Biz sınırlarımızın güneyindeki PKK terör kamplarına her zaman hava harekâtı yapabiliriz, yapıyoruz da nitekim. Bundan sonraki işin askeri boyutu. Diyelim ki hudut kapısından Bağdat'a geçiş yapacağız, buna karşı bir engelleme, sıkıntı oluşursa tabii ki biz gerekli güvenlik tedbirlerini almak zorundayız. Bunu da Irak Merkezi Hükümeti'nin koordinasyonuyla yapacağız. Türkmenlere karşı kıyım, yok etme hareketi tekrar başlatılırsa duyarsız kalmamızı kimse beklemesin. Tampon bölgeyi konuşmak için erken.
Milliyet

 'Almanya Teşekkür Borçludur' 
Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, aşırı sağın yükselmesinden yakınan Almanya'nın bu tabloyu kendisinin ürettiğini söyledi. Almanya'daki seçim sonuçlarına ilşikin twitter hesabından mesajlar veren Çelik, "Almanya'da da merkez siyaset aşırı sağa doğru kaymış oldu. Irkçı ve İslam düşmanı dalga tüm Avrupa'nın geleceğini tehdit ediyor" dedi. Alman siyasetinin, Türkiye'ye teşekkür borçlu olduğunu belirten Çelik, uygulanan mülteci anlaşması ile Almanya'nın düzensiz göçten daha az etkilendiğini kaydetti. Bu olmasaydı AfD'nin belki de yüzde 20 oy oranını yakalayacağını, Almanya Başbakanı Merkel'in birinci gelemeyeceğini ve merkez sağ ile solun tamamen çökeceğini belirten Çelik, "Alman medyası ve siyaseti, aşırı sağın yükselmesinden yakınmaya başladı. Buna hakları yok. Kendi elleri ile inşa ettiler bu tabloyu. İslam, göçmen ve Türkiye düşmanlığı yaparak aşırı sağı kendi elleriyle beslediler" ifadesini kullandı. Türkiye düşmanlığının merkez partilere oy kaybettirdiği konusunda defalarca uyarı yaptıklarını hatırlatan Çelik, "Ortaya çıkan tablo alarm veriyor. Irkçı kesimlere karşı mücadele etmek için Avrupa'da demokratik değerleri savunanlarla ortak çalışmaya hazırız. Bir kere daha görüldü ki Türkiye'nin üyeliğine karşı olmak Avrupa'da sadece ırkçıların beslenmesine yarıyor" dedi.
Vatan

DÜNYA  
Damadı Da Aynı Hataya Düştü... 
ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı ve başdanışmanı Jared Kushner'in kişisel e-postasını diğer Beyaz Saray çalışanları ile yazışmalarında kullandığı ortaya çıktı. Politico sitesinin haberine göre Kushner resmi e-posta hesabının yanı sıra kişisel e-posta hesabını diğer Beyaz Saray çalışanları ile iletişim kurmak için kullandı. Politico'nun 4 ayrı yetkiliye dayandırdığı haberine göre Kushner, üst düzey Beyaz Saray çalışanları ile başkanlık sarayı dışındaki danışmanlara kişisel hesabından yolladığı mesajlarda, etkinlik planlama ve medyada yer alma gibi çeşitli konuları ele aldı. Haberde e-postaların hassas ya da gizli bilgi içerdiğine ilişkin bir iddia yer almazken bu eylemin, Başkan'ın tüm kişisel ve siyasi aktivitelerinin arşivlenmesini şart koşan 'Başkanlık Kayıtları Kanunu'nu ihlal etmiş olabileceği yorumu yapıldı. Kushner'in avukatı Abbe Lowell haberi doğrularken, e-postaların içeriğinin basında çıkan makaleler ve siyasi yorumlardan ibaret olduğunu savundu. Trump seçim kampanyası döneminde, Demokrat rakibi Hillary Clinton'ın dışişleri bakanı olduğu sırada kişisel e-posta hesabını kullanması nedeniyle 'hapse girmesi' gerektiğini söylemişti. Federal Soruşturma Bürosu (FBI) Clinton'a yönelik bir suçlama getirmemiş ancak hassas bilgileri idare etmede 'aşırı derecede dikkatsiz' davrandığı sonucuna varmıştı.
Vatan
  
'Kâbus Gibi Zafer' 
Alman gazeteleri, hafta sonunda düzenlenen genel secimin sonucunu 'acı zafer' ve 'tarihi kayıp' gibi başlıklarla verdi. Bild gazetesi, 'Başbakan'ın kabus gibi zaferi' başlığını kullandığı haberde, bundan sonra Almanya'yı kimin yöneteceği konusunda Başbakan Angela Merkel'in elinde 'Jamaika' olarak adlandırılan CDU, FDP ve Yeşiller koalisyonu seçeneğinin bulunduğuna işaret etti. Suddeutsche Zeitung gazetesi, 'Birlik partileri ve Sosyal Demokratlar için tarihi kayıp' başlıklı haberinde aşırı sağcı 'Almanya için Alternatif' (AfD) partisinin iki haneli rakamlarla Federal Meclis'e (Bundestag) girdiğini vurguladı. Birlik partileri için '1-0 kaybettiler' ifadesi kullanılan haberde, artık meclisin yeni bir donum noktasına geldiği ve herkesin bir baş suçlu bulduğu belirtildi. Tagesspiegel gazetesi de 'Merkel için acı zafer - AfD üçüncü büyük güç' başlığını atarak Merkel'in partisi CDU'nun galip gelmesine karşın tarihi bir oy kaybına uğradığına dikkati çekti. Martin Schulz'un Sosyal Demokrat Partisi'nin (SPD) de oy kaybettiği ve bu nedenle muhalefette kalmayı tercih edebileceği tahmininde bulunulan haberde, Almanya'da 2. Dünya Savaşı'ndan sonra ilk kez aşırı sağcıların meclise girdiklerinin altı çizildi. Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi, haberinde, Birlik partilerinin oy kaybına uğramalarına rağmen kazandıkları secimde SPD'nin kotu bir sonuç aldığı yorumunda bulundu.
Vatan 

Güney Kıbrıs'tan Türk Otellerine Yasak 
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Dışişleri Bakanlığı, Rum topraklarını kullanarak KKTC'ye geçen turistlerin, Türk otellerinde konaklamasına yasak getirdi. Sınır kapılarına 206 otelin listesini gönderen bakanlık, polisin pasaport kontrolünde turistlere, "Nerede konaklayacaksınız" diye sormasını istedi. İsrailli turistler, KKTC'deki otellerden birinin adını söyleyince sınırda durduruldu. Bunun ardından Kıbrıs Rum kesimindeki İsrail büyükelçiliği devreye girdi. İsrail elçiliğinin sert tepkisi üzerine Rum yetkililer turistlerin geçişine izin verdi, ancak bu olay KKTC otellerine uygulanan yasağı da gün yüzüne çıkarmış oldu. Rum Dışişleri Bakanlığı, üç aydır deniz ve limanlarında uygulamaya başladığı yasağa gerekçe olarak, 206 otelin 1974 sonrasında Kıbrıs Rum mülkü üzerine inşa edilmesini gösterdi. Bakanlık, geçen yıl Rum kesimine gelen yaklaşık 250 bin turistin karayolunu kullanarak KKTC'ye geçtiğine dikkat çekti. Rumların yasağı, Ada'ya gelen AB vatandaşlarını kapsamıyor.
Hürriyet 

Ruslardan Sdg'ye Hava Saldırısı 
Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu PYD/ YPG'nin ana omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG), Rusya'nın kendilerine yönelik hava saldırısı ve top atışı yaptığını açıkladı. ABD destekli SDG, saldırının cuma günü ele geçirdiği Deyrizor'un doğusundaki gaz üretim tesisi yakınında meydana geldiğini bildirdi. Saldırıda en az 6 kişi yaralandı. Conoco adlı gaz üretim tesisi, DEAŞ çekildikten sonra SDG'nin eline geçmişti. Suriye rejimi, tesisi SDG'den almak için cuma gecesi operasyon yapmış ancak başarısız olmuştu. SDG Sözcüsü Lilva Abdullah, Suriye uçaklarının da bombardıman yaptığını belirterek, misilleme hakkını saklı tuttuklarını ifade etti. SDG 16 Eylül'de de Rusya ve Suriye ordusunu Deyrizor'un doğusundaki güçlerine hava saldırısı düzenlemekle suçlamış, Rusya suçlamaları reddetmişti. Bölgeden gelen haberler SDG'nin, Deyrizor'u ikiye ayıran Fırat Nehri'nin doğusundaki gaz ve petrol alanlarına yöneldiğine işaret ediyor.
Hürriyet

EKONOMİ 
Dolar: 3,5405-3,5422
Euro: Euro 4,2009-4,2024
Sterlin: 4,7740-4,7771
Gram Altın: 149,0765-149,2473

Her Sene Çok Hızlı Büyüme 
Başbakan Binali Yıldırım, yarın açıklanacak Orta Vadeli Plan'a göre, 2017, 2018, 2019, 2020'de büyüme hedefinin yüzde 5.5 olduğunu ifade ederek, "İstikrar bu. İşsizlik oranı bu yıl için 10.8, 2018'de 10.5, 2019'da 9.9, 2020'de 9.6 tahmin edildi. Lüzumsuz harcamalarda tasarrufa gidilecek. Yatırıma destek verilecek, teşvikler devam edecek" dedi. Yıldırım, Meclis'e 130 maddelik bir paketin de geleceğini söyleyerek asgari ücretteki vergi diliminin düzenleneceğini söyledi. Yıldırım, dün katıldığı televizyon programında ekonomi gündemine dair değerlendirmelerde bulundu. Orta vadeli programın yarın açıklanacağını söyleyen Yıldırım, şunları kaydetti: "2017, 2018, 2019, 2020'de büyüme hedefi yüzde 5.5. İstikrar bu. İşsizlik oranı bu yıl için 10.8; 2018'de 10.5; 2019'da 9.9; 2020'de 9.6 tahmin edildi. Enflasyon oranlarında da 2017'de yüzde 9.5, 2018'de yüzde 7, 2019'da yüzde 6, 2020'de yüzde 5 hedefi konuldu. Tasarruf birinci sırada. Lüzumsuz harcamalarda tasarrufa gidilecek. Üretime katkı sağlayan, istihdam oluşturan, büyümeye katkı sağlayan konularda tasarruf yok. Yatırıma destek verilecek, teşvikler devam edecek. Burada öncelik gözetilecek. Kamu yatırımlarında da maliyet- fayda dengesine bakacağız. Öncelikleri esas alacağız. (Taşeron işçiler) En geç bu yılın sonuna kadar bağlamış olacağız. Taşeron statüsünde çalışan vatandaşlarımız endişe etmesin onların çalışmasını teminat altına alacak ve sürekliliğini sağlayacak model üzerinden çalışmaları yapıyoruz. Devlet ile bağları kurulacak. (Varlık Fonu) Atama haftaya olabilir. Üzerinde çalışıyoruz. Fon ile ilgili esasında spekülasyonlar var, hiçbiri doğru değil. 70'lerde kurulan fonlar var. 40 sene geçmiş. Yarım asrı bulmuş ve bir noktaya gelmiş. Biz daha dün kurduk, 1 sene olmadı. Öyle şeyler bekliyoruz ki; gömü buldu, servet buldu, Türkiye'nin bütün işlerini düzeltecek. Bu fon büyük yatırımlara kaynak sağlayabilecek çalışmalar yapıyor. Devletin elindeki varlıkları değerlendirip yatırıma dönüştürecek, cari açığın daha fazla büyümesinin önüne geçecek. Fon esasen böyle bir çalışma yapacak. Başka ülkede 1 trilyon dolar varlığı var. Yarım asırda geldiler,
Milliyet
  
Barzani Dalgası 
Sınırımızın hemen yanında yaşananlar Türkiye piyasalarını dalgalandırdı. Kuzey Irak'da, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) dün yapılan 'bağımsızlık referandumu' nedeniyle Türkiye piyasaları diğer ülkelerden ayrıştı. Almanya seçimlerinde Angela Merkel'in partisinin birinci çıkmasına rağmen kan kaybına uğraması ve aşırı sağcı AfD partisinin Hitler'in ardından ilk kez parlamentoya girmesi Euro'ya tüm dünya para birimlerine karşı değer kaybettirdi. Ancak, Türk Lirası'na karşı Kuzey Irak'taki referandum gerginliği Euro'ya kazandırdı. Dolar, 1.5 ayın zirvesi olan 3.53 lirayı, Euro 2 ayın zirvesi olan 4.20 lirayı aştı. Borsa İstanbul'da kayıp bir ara yüzde 2.5'e geldi ve 2.5 aydır böylesi kayıp yaşanmamıştı. Dolarda bankalararası piyasada son işlemler 3.5329 liradan yapılırken, Euro'da 4.1997 lira oldu. Borsa İstanbul da günü yüzde 1.75 kayıpla 102 bin 270 puandan kapattı. Türkiye piyasaları kapandıktan sonra uluslararası işlemlerde dolar 3.54, Euro 4.21 lirayı geçti. KapitalFX Araştırma Müdür Yardımcısı Enver Erkan, Başbakan Yıldırım'ın yaptırım açıklamaları sırasında doların 3.53 lirayı gördüğünü vurgulayarak, şöyle devam etti: "Bu durumda Fed sonrasında aşılamayan seviye olan 3.52 kritik olacaktır. Mevcut baskı yukarı doğru; 3.52 üzerinde kalıcılık sağlanması durumunda 3.55 – 3.58 gibi hedeflere hareket oluşturabilir. Doların 3.49'un altında kalıcılık sağlaması için gündemin durulması gerek. Küresel dolar hareketi de bu haftaki gelişmeler çerçevesinde yukarıya doğru ivmelenirse kurlarda daha yüksek seviyeler görülecektir." Nişantaşı Üniversitesi Ekonomi Masası Direktörü Murat Tufan, jeopolitik risk sürecinin yükselmesiyle birlikte Bist 100 endeksinde gerilemelerin hız kazandığını vurgulayarak "Euro'nun küresel anlamda değer kaybederken yurtiçinde yükselmesini daha çok TL varlıklarında yaşanan değer kayıplarına bağlayabiliriz. Ancak, Bist 100 endeksinde satışların daha fazla olduğunu söyleyebiliriz. TL varlıkları kısa vadede yaşanan gelişmelere negatif tepki verse de orta vadede yeniden olumlu görüntüsünü sürdürebilir. Ancak, Fed'in atacağı adımlar ve Kuzey Kore ABD arasındaki yaşanan gerginlik piyasaların takibinde. Dolar için 3.5450 seviyesi ön plana çıkabilir. Bu seviye geçilirse yükseliş hız kazanabilir" dedi.
Hürriyet 

Kobi'lere 1 Milyon Tl'ye Kadar Destek 
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) Osmaniye Müdürü Nihat Karademir, KOSGEB KOBİ Gelişim Destek Programı (KOBİGEL) 2017 çağrısı kapsamında imalat sektöründe faaliyet gösteren KOBİ'lere 1 milyon TL destek verileceği söyledi. KOSGEB'in bundan sonraki dönemde desteklerini daha çok imalat sanayi sektörünü merkez alarak kurgulayıp geliştireceğini ifade eden Karademir, "Bütün politikalarımızın merkezinde imalat sektörü yer alacak inşallah. Diğer sektörlere de desteklerimiz devam edecek ama önceliğimiz imalat sektörü olacak. Bunun ilk örneği KOBİGEL. 11 Eylül'de bunun çağrısına çıktık ve 20 Ekim'e kadar zamanımız var. Bu destek kapsamında sadece imalat sanayi sektörünü destekleyeceğiz. Bunun dışındaki sektörlere destek vermeyeceğiz. İmalat sanayi sektörünü desteklerken de tabi bazı sektörlere öncelik vereceğiz" şeklinde konuştu.
Hürriyet

İndirimi Gören Ve Koştu 
Hükümetin sağladığı KDV ve harç indirimleri ile inşaat şirketlerinin yaptığı kampanyalar etkisini gösterdi, inşaat sektörüne yaz durgunluğu uğramadı. Ağustos ayında bayram tatiline rağmen konut satışı hız kesmedi. Türkiye genelinde konut satışları 2017 Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4.7 artarak 120 bin 198 oldu. Bu son 5 ayın en yüksek satış adedine işaret ediyor. Ekim ayıyla birlikte hükümetin KDV ve harç oranındaki düzenlemesinin son bulacak olması da vatandaşın harekete geçirdi. Türkiye genelinde geçen yılın ilk 8 aylık döneminde 826 bin 893 olan toplam konut satışları, 2017 Ocak-Ağustos ayında yüzde 7.6'lık artışla 890 bin 430'a yükseldi. Geçen yıl 1.3 milyonluk konut satışı ile Cumhuriyet tarihinin rekoru kırılmıştı. Gayrimenkul sektörü temsilcileri 2017'de 'yeni rekor göründü' yorumunu yapıyor. Konut alımlarındaki yüzde 18 oranındaki KDV'nin yüzde 8'e, harç ve damga vergilerinin yüzde 2'den 1.5 seviyesine indirildiğini anımsatan İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım, bu muafiyetlerin 1 Ekim'de sona ereceğini aktardı. Durbakayım, bu yaz döneminin geçen yılın aynı dönemine göre hareketli geçtiğini kaydederek, "Burada söz konusu indirimler ve teşvikler etkili oldu" dedi. Durbakayım, 120 bin civarında olan aylık satış ortalamasının yıl sonuna doğru 150 binin üzerine çıkacağını sözlerine ekledi. Konut satışlarında, İstanbul 18 bin 696 konut satışı ve yüzde 15.6 ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul'u 12 bin 630 konut satışı ve yüzde 10.5 pay ile Ankara, 6 bin 838 konut satışı ve yüzde 5.7 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının düşük olduğu iller sırasıyla 13 konut ile Hakkari, 16 konut ile Ardahan ve 61 konut ile Bayburt oldu. Türkiye genelinde ipotekli konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 6,3 oranında artış göstererek 38 bin 743 oldu. Senet gibi Diğer satış türleri sonucunda 81 bin 455 konut el değiştirdi. Türkiye genelinde ilk defa satılan konut sayısı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5 artarak 56 bin 498 oldu. Türkiye genelinde ikinci el konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4.5 artış göstererek 63 bin 700 oldu. Yabancılara yapılan konut satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11.4 artarak bin 684 oldu. Yabancılara yapılan konut satışlarında, ağustos 2017'de ilk sırayı 524 konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul ilini sırasıyla 376 konut satışı ile Antalya, 103 konut satışı ile Yalova, 101 konut satışı ile Aydın, 100 konut satışı ile Bursa ve 99 konut satışı ile Trabzon izledi. Ülke uyruklarına göre en çok konut satışı Irak vatandaşlarına yapıldı. Ağustos ayında Irak vatandaşları Türkiye'den 317 konut satın aldı. Irak'ı sırasıyla, 198 konut ile Suudi Arabistan, 135 konut ile Kuveyt, 95 konut ile Rusya Federasyonu ve 81 konut ile Afganistan izledi.
Hürriyet

Türk Telekom İçin Yeni Ortaklık Sinyali Verdi 
Türk Telekom'un sahiplik sorunu konusundaki soruyu da cevaplandıran Başbakan Yıldırım, "Sahiplik sorunu ayrı bir konu, şirketin iç çalışması, iş ve işlemlerini yapması ayrı bir konu. Şirket iyi gidiyor. Göstergeleri de iyi, gayet güzel. Ortaklıktan kaynaklanan sıkıntılardan kurtuldu. Niye? Biz yönetimi değiştirdik, şirket kan kaybetmesin diye. Yüzde 55'i Hariri Grubu'na aitti; yüzde 55'in yüzde 35'i de Suudi Arabistan devletinindi. Hariri Grubu başka işlerinden dolayı sıkıntıya girdiğinden Telekom'da da dolaylı olarak sonuçları oldu ve borçlarını ödeyemedi" dedi. "Şimdi ortaklık sözleşmesine göre ekimin başında süre doluyor. Bizim kamu olarak bu sözleşmeye müdahale etme hakkımız var" diyen Başbakan Yıldırım şöyle konuştu: "Nasıl müdahale olacak? Bankaların alacağı var. Ödeyemiyor. O halde biri gelip diyecek ki "Ben bu borçları üstleniyorum, ben yeni ortak olmak istiyorum. Kabul ediyor musunuz?" Şartlar uygunsa olur, değilse bankalar borçlarını yeniden yapılandırırlar şirket çalışmaya devameder, borcunu öder. Bizim kamu olarak bundan herhangi bir zararımız, ziyanımız söz konusu değil."
Haber Türk

Vatandaş Konutta Treni Kaçırmadı 
Türkiye ekonomisinin lokomotifi konut sektöründe satışlar hız kesmiyor. Ağustos ayı konut satışları Kurban Bayramı tatilinin bir bölümüne denk gelmesine rağmen bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4.7 artarak 120 bin 198 olarak gerçekleşti. Ekim ayıyla birlikte hükümetin KDV ve harç oranındaki düzenlemesinin son bulacak olması da satışlara doping etkisi yaptı. Yüksek faiz oranları nedeniyle konut alımını erteleyen vatandaşlar sunulan avantajları kaçırmamak için satış ofislerine akın etti. Bu yılın ilk 8 ayında 890 bin 430 adet konut satışı da geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 7.68 artışa denk geldi. Sektör temsilcileri, satışların gelecek aylarda daha da artacağını ve bu ay gerçekleşen satış rakamlarının yeni rekorların habercisi olduğunu belirtti. İstanbul İnşaatçılar Derneği (İNDER) YönetimKurulu Başkanı Nazmi Durbakayım, bu yılın ilk 8 ayında ve ağustosta yaşanan artışta harç ve vergi gibi sektöre tanınanmuafiyetlerin etkisi olduğunu söyledi. Konut alımlarındaki yüzde 18 oranındaki KDV'nin yüzde 8'e, harç ve damga vergilerinin yüzde 2'den 1.5 seviyesine indirildiğini anımsatan Durbakayım, bu muafiyetlerin 1 Ekim'de sona ereceğini aktardı. Durbakayım, bu yaz döneminin geçen yılın aynı dönemine göre hareketli geçtiğini kaydederek "Burada söz konusu indirimler ve teşvikler etkili oldu" dedi. Durbakayım, 120 bin civarında olan aylık satış ortalamasının yıl sonuna doğru 150 binin üzerine çıkacağını da sözlerine ekledi.
Haber Türk

POLİTİKA
 'Bir Saldırı Olursa Operasyon Yaparız' 
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) referandumunun ardından yaşanacak gelişmeler konusunda, "Türkmen kardeşlerimize yönelik bir fiili müdahale olursa Türkiye tarafından askeri operasyon hemen olur" dedi. Çavuşoğlu, dün A Haber'de gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu. Bundan sonra atılacak adımların takvimi ve Türkiye-Irak sınır kapısının açık olup olmadığının sorulması üzerine Çavuşoğlu, "Şu anda herhangi bir kapatılma yok ama kontroller sıkılaştı" diye konuştu. Başbakanlık, Dışişleri ve diğer ilgili bakanlıklar ile bir koordinasyon kurulu oluşturulduğunu söyleyen Çavuşoğlu, hangi adımların atılacağını, Irak hükümeti ile nasıl koordine edileceği üzerinde çalışıldığını belirtti. Çavuşoğlu, şunları söyledi: "Elbette attığımız adımlar olacak. Şimdi bunları değerlendiriyoruz. Verdiğimiz kararları da kamuoyuna açıklayacağız, dünyayla da paylaşacağız. Gerek sınır kapısı, gerek gümrük, petrol ve diğer konularda da bizim artık muhatabımız Irak'tır, Bağdat'tır. Bu referandumla esasen o anayasal haklarından da vazgeçtiğini gösteriyor Kürt Bölgesel Yönetimi'nin." "Askeri seçenek an itibarıyla ne kadar yakın ya da uzak Türkiye için?" şeklindeki soruya Çavuşoğlu, şu yanıtı verdi: "Uzak veya yakın diye değerlendirmek doğru olmaz. Bu gelişmelere bağlı. Türkmen kardeşlerimize yönelik bir şey olursa bu her an, hemen olur. Türkmen kardeşlerimize yönelik bir fiili müdahale olursa (Türkiye tarafından) askeri operasyon hemen olur. Yani bunun herhangi bir planlaması olmaz. Gelişmelere göre olur. Ayrıca şimdi bizim Irak ile ticaretimiz var. Ticaretimizi engelleyen veya yolda kamyonlarımıza, tırlarımıza, şoförlerimize yönelik bir şey olursa, onların güvenliğini sağlamak da bizim görevimiz. Yani uluslararası hukuktan doğan tüm haklarımızı kullanırız. Ayrıca yine burada Irak, Bağdat yönetimiyle atacağımız adımlar olur, yine onlarla bugüne kadar birçok anlaşmamız var, askeri anlaşmamız var, askeri iş birliği anlaşmamız var, burada kamplarımız var. Dolayısıyla gelişmelere göre her türlü adımı atabiliriz."
Milliyet

Ab'den Türkiye'ye Desteğe Devam Mesajı 
Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) iş birliğinde, AB Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) çerçevesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Ulusal Ajans ve İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi Program Otoritesi aracılığıyla gerçekleştirilen "Okul ve Yetişkin Eğitimi Personelinin Mesleki Gelişimini Desteklemek Suretiyle Eğitimde Kalitenin Artırılması Projesi"nin kapanış toplantısı yapıldı. AB Türkiye Delegasyonu Müsteşarı François Begeot, burada yaptığı konuşmada, son derece önemli olan eğitim ve öğretimin AB politikalarının tam merkezinde bulunduğunu söyledi. İnsan kaynaklarının geliştirilmesinin Türkiye'nin de öncelikleri arasında yer aldığını belirten Begeot, büyümenin ancak eğitime yatırımla gerçekleştirilebileceğini ifade etti. Begeot, bu programdan 7 bin 700'den fazla eğitimci ve öğretmenin faydalandığını dile getirdi. Begeot, "AB, Türkiye'yi desteklemeye devam edecek çünkü birlikte insanların yaşamaktan memnun olacağı daha iyi bir dünya inşa etmek istiyoruz, daha iyi eğitim almalarını, daha refah şekilde yaşamalarını istiyoruz" diye konuştu. AB Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ahmet Yücel de "Bu projeler kapsamında yaptığınız her faaliyet, Avrupa'da Türkiye'ye yönelik yanlış algının değişmesine katkı sağlayacaktır. Avrupa'nın kuruluş değerleri için en büyük tehlike olan aşırı sağın güçlenmesi, yabancı düşmanlığının artması ancak çok kültürlülüğün ve farklı görüşlerin bir araya geldiği bu tür proje ve programların hayata geçirilmesiyle engellenebilir" diye konuştu.
Vatan

SPOR 
'Abd'ye Gitmeye Gerek Yok" 
Dünya şampiyonu milli atlet Ramil Guliyev, başarılı bir sprinter olmak için ABD'ye gitmenin şart olmadığını ifade etti. Avrupa Atletizm Birliği tarafından 'yılın atleti' ödülüne aday gösterilen Azerbaycan asıllı Türk sporcu, başarısını Türkiye'deki tesislere ve iklim şartlarının etkili olmasına bağlıyor. Guliyev, spor hayatının ilk zamanlarında kendisine ABD'ye gitmesini söyleyenlerin olduğunu ifade ederek, "Eskiden her zaman söylenirdi, 'başarılı bir sprinter olmak için kesinlikle ABD'ye gidip orada okumak gerekiyor' diye. ABD'den 25 defa üniversitelerden teklif geldi. Ben de her zaman diyordum ki bunu yapmadan kesinlikle kendi evinde, ülkendeki antrenmanla da başarılı olabilirsin" diye konuştu. Türkiye'de çalışarak başarılara imza attığını vurgulayan milli atlet şöyle devam etti: "ABD'de eğitime gidebilirim ancak Türkiye'de de başarılara imza atabiliyoruz. Genellikle Antalya'da çalışıyoruz orada açık havada antrenman yapabiliyoruz. Rio Olimpiyatları'ndan önce de Antalya'da kamp yaptık ve saatlerimizi Rio saatlerine göre ayarladık, o saatle yaşadık çünkü orada olmasan da kendini oraya göre ayarlıyorsun. Bunun da çok faydası oldu."
Milliyet

Akıllı Oynayıp Kazanmalıyız 
Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş, Leipzig'i konuk edecekleri Şampiyonlar Ligi'nin ikinci maçını da kazanmak istediklerini dile getirdi. Alman rakiplerinin güçlü bir takım olduğuna vurgu yapan Güneş, "Grupta denk takımların olduğunu biliyoruz. Disiplinli, sert savunma yapabilen, çok koşan, fizik gücü yüksek ve top tekniği olan bir takım. İyi bir çıkış yapıp Şampiyonlar Ligi'ne katıldılar. Sürpriz yapabilecek bir ekip. Savunma yapabilen takımlara karşı zorluk çekiyorlar ancak hücum ve kontratağı iyi becerebilen bir takım. İyi bir takımla oynayacağız. Akıllı ve sabırlı oynamamız gereken bir maç" dedi. Her maça galibiyet için çıktıklarının altını çizen siyah- beyazlı hoca, "Futbolun doğrularını sahaya yansıtmaya çalışıyoruz. Leipzig'e karşı da ne olursa olsun kendi futbolumuzu oynayacağız. Ligdeki maçımızı cuma günü oynayabilirdik. Neden cuma oynanmadığını bilmiyoruz. Milli takım dönüşü Gençlerbirliği ile cuma oynuyoruz. O maç oynanıyorsa bu maç neden oynanmıyor? Ama bu futbolda var. Önemli olan yağmur yağdığında şikayetçi olmak yerine, şemsiye ile yola çıkmaktır" yorumunu yaptı. Şenol Güneş, Fenerbahçe derbisiyle ilgili bir soruya da yanıt verdi. Lehte ve aleyhte hakem hatalarının her maçta yaşandığına vurgu yapan Güneş, "Daha önce de oldu. Geçen sezon D.Kiev ve Napoli ile oynadığımız maçlarda da hatalar vardı. Derbide ana avrat küfürler edildi, ses çıkarmadık. Gökhan'ı kadroya almadım, Lens'i geç oyuna soktum. Sadece Caner'in diz çökme hareketi var, onun nedenini bilmiyorum. Rakibi tahrik edecek bir şey yapmadık. Faul kararından sonra, 'Artistik yapıyor, niye faul veriyorsun' dedim. Ondan sonra arkamı döndüm, ne söylediğimi ben de bilmiyorum, hatırlamıyorum. Yayıncı kuruluş bu çekimleri iyi ya pıyor. Ağzımdan kötü bir şey çıkıyorsa bunu tasvip etmem. Zaten bana da yakışmaz" dedi.
Milliyet

Dayanma Limiti 75 Dakika 
Bursa deplasmanında yaptığı oyuncu değişiklikleri ve sistem oynaması ile maça damgasını vuran Igor Tudor, galibiyetin şifresini anlattı. Hırvat teknik adam, karşılaşma sonrası ekibi ile yaptığı değerlendirmede, "Bursaspor kesinlikle çok iyi bir takım. Rakiplerimizin hepsinin zorlanacağı bir deplasman... Bize de karşı da çok iyi oynadılar. Ancak fizik olarak karşı koyamadılar. Bizim tempomuza zaten şu an bu ligde ayak uydurabilecek bir takım yok. En fazla 75 dakika dayanabilirler. Bunu kazandığımız için söylemiyorum. Bazen atamayabilirsin de... Bursa maçında da kötü oynadığımız için değişiklikler yapmadım. Oyunu koparmaya dönük hamlelerdi" dedi. T a k ı - mın fiziksel olarak iyi durumda olduğunun altını çizen Tudor yaptıkları transferlerin kalitesine de dikkat çekti. Tudor özellikle Fernando'yu överken, "Transfer yaparken 20 kere düşündük, izledik. Örnek, Fernando'nun yeri geldiğinde iki stoperin arasına girip bir savunma oyuncusu gibi oynaması... Bunu öngördük, planladık. Sezon başından bu yana maçlarımızda da uyguladığımız bir şey. Fernando'nun bu özelliğini bilerek aldık" diye konuştu. Genç teknik adam, futbolcularının kendisi gibi maça iyi konsantre olduğunu belirterek, "Bu motivasyon ruhu önemli. Böyle devam etmeliyiz. Her maça aynı ciddiyetle çıkmalıyız. Şampiyonluk bu disiplin ve ciddiyetten geçer" yorumunda bulundu.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme