30 Kasım 2017 Perşembe

30.11.2017 Genel Gündem



30.11.2017 Perşembe
TÜRKİYE 

Şirket Satışından Onlara Para Geldi 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan: "Ülkemizin bunca sorunu, sıkıntısı arasında bir de ana muhalefet partisinin başındaki zatın hezeyanlarına cevap ermek zorunda kalıyoruz. Bu zat partisinin grup toplantısında çıktı yurtdışındaki bir şirkete şu kişi şu kadar milyon dolar, şu kişi bu kadar milyon dolar gönderdi diye birtakım yine sözler söyledi. Bu müfteri zatın daha o kadar çok yalanı, yanlışı, sahtekârlığı var ki hangi birini anlatsak bilemiyoruz. Bunun adı siyaset, muhalefet olamaz bu insanlık dahi değildir. Bunun adı ana muhalefet değil ana hıyanettir. Siz sıkı bir siyasi mücadele için ortaya çıkıyorsunuz ama karşınızda karikatür tipli birini buluyorsunuz. Dün bu zatın hezeyanlarını ortaya dökmesinin hemen ardından, şahsımın ve iddialarda ismi geçen arkadaşlarımızın avukatı bir açıklama yaptı. Bu açıklamada iddialar yalanlanarak, belge olduğu iddia edilen kağıtların derhal savcılığa verilmesi, en azından medyayla paylaşılması çağrısında bulunuldu. Buradan aynı çağrıyı tekrarlıyorum. Madem tüm belgelerin elinde olduğunu söylüyorsun onları kürsüden salmayı bırak, milletimizle ve ilgili mercilerle paylaş. Git savcılığa teslim et. Suçlu varsa ortada teslim et. Ondan sonra rahat edersin. Bugüne kadar o kürsüden salladığın her kağıt ya yalan ya yanlış çıktı. Bu zatın kürsüden ifade ettiği isimlerin çoğu 30-40 yıldır ticaretle uğraşan, şirketler kurmuş, şirketler alıp satmış, kendilerine göre önemli işler yapmış işadamlarıdır. Bu zat önce çocuklarımın, eniştemin, dünürümün, eski özel kalem müdürü diye ifade ettiği o şahıs benim Özel Kalem Müdürüm hiçbir zaman olmadı. Zerre kadar sende şahsiyet varsa Mustafa Gündoğan bana ne zaman özel kalem müdürlüğü yapmış büyükşehir belediye başkanlığımda, çık bunu ispat et. Bu zat bir işadamı. Bir şirkete milyonlarca dolar para gönderdiğini iddia etti. Sonra da çıktı delil olarak 2011 yılında kurulmuş bir şirket ismi vererek birtakım tarih ve rakamlar zikretti. Bu paralar yurtdışındaki bir şirkete gönderildi. Aslında ticaretle uğraşan bir kişi yurtiçinde olduğu gibi yurtdışında da şirket kurar, şirket satar, para alır, para havale eder. Kaldı ki bu 5 isim o zikrettiği şirkete para ya da yere para göndermiş değil, tam aksine mevcut şirketlerini satmaları nedeniyle onlara para geldi. Oraya para gitmedi. Az buçuk ticareti, esnaflığı, tüccarlığı, girişimciliği bilenler için bu yapılan işlemlerde hiçbir sorun yoktur. Buradaki tek sorun ortada bu zatın ifade ettiği gibi yurtdışına giden tek kuruş para olmadığıdır. Belki anlamamış diye bu zat bir kez daha tekrarlıyorum iddia edildiği gibi yurtdışına giden tek kuruş yok. Dolayısıyla bu zatın söylediği yalan mı? Yalan. Bu zat bir kez daha müfteri durumuna düştü mü? Düştü. Peki bu durum karşısında yüzü kızaracak mı? Hiç sanmıyorum. Maşallah kendisinde manda derisi gibi yüz var. Çıkıp özür dileyecek mi, hele hele gereğini yerine getirecek mi? Bugüne kadar yapmadı, şimdi de yapacağını sanmıyorum. Çamur at tutmasa da izi kalır anlayışını siyasetinin merkezine yerleştirmiş bu zat, hızla siyaset çöplüğüne yuvarlanıyor."
Hürriyet

29 Kasım 2017 Çarşamba

29.11.2017 Genel Gündem

29.11.2017

GÜNDEM

Sarraf, Atilla'ya Karşı Tanık Olacak
ABD'de süren Rıza Sarraf davasında New York Güney Bölgesi Başsavcı Yardımcısı David Denton, Sarraf'ın suçunu kabul ettiğini ve Halkbank eski Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla'ya karşı tanıklık yapacağını kaydetti. Dün görülen davanın duruşması öncesi Yargıç Richard Berman'ın, "Mahkemeye kim gelecek?" sorusunu yanıtlayan savcı, "Rıza Sarraf suçunu kabul etti ve Atilla'ya karşı tanıklık yapmak üzere bugün ya da yarın mahkemeye getirilecek" dedi. Berman da 'Sarraf davasının tek sanığının Atilla olacağını' söyledi. Daha önce "ABD Sarraf'a karşı" olan dava adı da "ABD Atilla'ya karşı" olarak değiştirildi. Duruşmaya Atilla, mahkum üniforması yerine takım elbise ile çıktı, Rıza Sarraf ise duruşmaya katılmadı. Savcı Denton, duruşmada Zarrab'ın tanık olmasının Atilla'nın ABD'nin İran'a karşı yaptırımlarını delme, kara para aklama ve bankacılık sahtekarlığı işlemlerini nasıl gerçekleştirdiğini ortaya çıkaracağını belirtti. Denton, Atilla'nın sahte belgeler düzenleyerek ABD bankalarını kandırdığını öne sürdü. Atilla'nın avukatlarından Victor Rocco ise, Atilla'nın kimseden rüşvet almadığını, kimseye rüşvet vermediğini, banka çalışanı olarak yalnızca görevini yaptığını söyledi. Öte yandan Yargıç Berman, Atilla'nın avukatlarının, davanın asıldan görüşülmesinin iki hafta ertelenmesi talebini reddetti. "Mahkemeye sunulan belgeler altında gömülü kaldıklarını" savunan Atilla'nın avukatları, davaya bakan Yargıç Berman'a ilettikleri dilekçede dava
başlangıcının iki hafta ertelenmesini istedi. Savcılık, avukatların isteğinin "kurallara uygun olarak haksız zaman kazanma girişimi" olduğunu savundu ve davanın ertelemesine itiraz etti. Yargıç Berman da, Atilla'nın avukatlarının yaptığı başvuruyu "reddettiğini" açıkladı.
Milliyet 

28 Kasım 2017 Salı

28.11.2017 Genel Gündem



28.11.2017

EKONOMİ
 O Savcılar İçin Kırmızı Bülten Talebi 
17 Aralık soruşturmada usülsüzlük yaptıkları gerekçesiyle Yargıtay'da görülen davada yargılanan firari eski savcılar Zekeriya Öz, Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç hakkındaki yakalama emirlerinin infaz edilmediği belirtildi. Mahkeme bu nedenle sanıklar hakkında "kırmızı bülten" çıkarılması için İnterpol'e yazı yazılmasına karar verdi. Kırmızı bülten çıkarılmasına ilişkin yazışmalar Adalet Bakanlığı aracılığıyla yürütülüyor. Bakanlık, bu talebi İçişleri Bakanlığı İnterpol Dairesi'ne aktarıyor, İnterpol Dairesi de kararı Fransa'nın Lyon kentindeki İnterpol Genel Sekreterliği'ne iletiyor. Tutuklama kararının dayanağı olan bütün bilgi, belgelerin özeti kırmızı bültene yazılıyor. İnterpol Genel Sekreterliği, dosyayı inceleyerek "kırmızı bülten" çıkarıyor. Kırmızı bülten İnterpol Genel Sekreterliği tarafından çıkartılarak 190 üye ülkeye dağıtılıyor. Kırmızı bülten başvurusunun, 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 1.5 yıl, savcıların yurtdışına çıktığının anlaşılmasından neredeyse 2.5 yıl sonra yapılması dikkati çekti. 557 sayfalık iddianamede, şüpheli Zekeriya Öz'ün "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile "Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme", "Görevi kötüye kullanma", "Resmi evrakta sahtecilik", "Haberleşmenin gizliliğini ihlal etme", "Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması", "Özel hayatın gizliliğini ihlal", "İftira", "Suç uydurma", "Nitelikli dolandırıcılık", "Nitelikli tehdit", "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarına azmettirmeden 27.5 yıldan 72 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor. İddianamede, Kara hakkında "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ile "Silahlı terör örgütüne üye olma", "Görevi kötüye kullanma", "Resmi belgede sahtecilik", "Haberleşmenin gizliliğini ihlal", "Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması", "Özel hayatın gizliliğini ihlal", "İftira", "Suç uydurma", "Nitelikli dolandırıcılık" ve "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından 20.5 yıldan 62 yıla kadar hapis talep ediliyor. Yüzgeç'in ise "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ile "Silahlı terör örgütüne üye olmak", "Görevi kötüye kullanma" gibi suçlardan 38 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.
Milliyet

27 Kasım 2017 Pazartesi

27.11.2017 Genel Gündem



27.11.2017

GÜNDEM
İtirafçı Hakim: Tsk İmamı Mahmut Dışarıda 
FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin başarılı olması halinde sözde "Sıkıyönetim Mahkemeleri"nde görevlendirilen ve örgütün askeri yargı yapılanmasını oluşturdukları belirlenen 136 sanığın yargılandığı davada, eski askeri hakim S.Ö. itirafçı oldu. Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen davanın sanıklarından eski Van askeri hakimi S.Ö'nün beyanları dava dosyasına girdi. FETÖ yapılanması ile İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisi olduğu dönemde kaldığı FETÖ'ye ait yurtta tanıştığını anlatan S.Ö., 2014'te kura sonucu askeri hakim olarak Van'a atandığını belirten S.Ö., "Bunlar yine benimle bağlantı kurdular. Akif Eker isimli şahısla bağlantımı kurdular. Bir de Serdar isimli şahıs ile bir tane daha imam vardı. Bu adam dışarıda halen, kripto. Kod adı Mahmut. Mahmut'un halen dışarıda olduğunu biliyorum, bu şahıs Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) imamıdır. Din kültürü öğretmenidir" dedi. FETÖ'nün şifreli haberleşme programı ByLock kullanımına ilişkin beyanlarda da bulunan sanık S.Ö, programı tabletine Serdar isimli örgüt üyesinin yüklediğini belirterek, şunları aktardı: "Serdar isimli şahıs geldi, benim tabletime ByLock isimli programı yükledi. Bunu internetten indirdi benim gördüğüm kadarıyla. Yükleme şifresini giriyordunuz. Açılınca zaten iki kişi vardı, biri Serdar'dı biri de Mahmut. Daha sonra bu adamlar geldi ve bana 'ByLock'u MİT tespit etmiş' dediler. 2014'ün Aralık ayında, programı sildim. Bayağı sinirlendim, bağırdım çağırdım, kovdum bunları. Sonra bunlar tekrar yanıma geldi ve 'Tamam bu işi hallettik. ByLock işi yok artık. Temizledik, rahat olabilirsin' dediler." Beyanların ardından sanık S.Ö'nün, örgütün çözülmesi için samimi itiraflarda bulunduğu göz önünde bulundurularak tahliyesine karar verildi.
Vatan

Gabar Takibi 
Şırnak, Siirt ile Mardin il sınırlarında yer alan, PKK'lı teröristlerin geçiş güzergâhı ve üslenme alanı olarak kullanmayı amaçladığı Gabar Dağı'nda, Şırnak Akçay 6'ncı Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı'nın emir komutasında operasyonlar aralıksız sürüyor. Arama tarama faaliyetleri kapsamında teröristlerin olabileceği değerlendirilen bölgeler yoğun ateş altına alındı. Şırnak Yağızoymak 3'üncü Motorlu Piyade Tabur Komutanlığı'nda görev yapan askerler, bir yandan Gabar Dağı'ndaki teröristleri etkisiz hale getirmek için operasyonlarını sürdürürken, bir yandan da Yağızoymak köyü sakinlerinin zorlu kış şartlarında yardımına koşuyor. Şırnak, Mardin ve Siirt il sınırları ortasındaki Gabar Dağı'nın hâkim noktasında bulunan Gemitepe Üs Bölgesi'ndeki askerler de operasyonlara destek veriyor. Bu arada terör örgütü PKK'nın kuruluş yıldönümü olan 27 Kasım öncesi veya sonrası tüm yurtta eylem ve gösterilere yönelik tedbirler artırıldı. Doğu Karadeniz kırsalında da önlemler iki katına çıkarıldı. PKK'lı teröristlerin bölgede eylem ve giriş-çıkışlarını önlemek için bölgeye takviye birlikler gönderildi. Giresun'un Yağlıdere ilçesi kırsalında kaçan PKK'lı teröristlerin yakalanması için başlatılan operasyonlar sürerken kar kalınlığının 30 santimin üzerinde olduğu kırsalda bölücü terör örgütü mensuplarının sıkıştırıldığı belirtiliyor.
Hürriyet

DÜNYA 
Ver Petrolü Al Maaşı! 
Haşdi Şabi desteğinde Kerkük dahil tartışmalı bölgelerin büyük bölümünü ele geçiren merkezi Irak yönetimi, federasyondan geriye dönüş sinyali verdi. Merkezi yönetim, "Kürdistan" yerine "Kuzey Irak" ifadesini kullanırken, bölgedeki memur ve çalışanların maaşlarının ödenmesi karşılığında Kürt yönetiminden, petrol üretimi ve denetimini Bağdat'a bırakmasını şart koştu. ABD'nin girişimiyle askeri harekatı durdurup Kürt Bölgesel Yönetimi'yle diyalog arayışına giren Bağdat yönetimi, sınır kapıları, havaalanları ve petrol bölgelerinin merkezi yönetime devri konusunda ısrarını sürdürüyor. Masada görüşmeler sürerken Bağdat'ın Kürt bölgesine yönelik söylemi de değişti. Bağdat hükümeti, referandum sonrasında bölgesel Kürt yönetimini sorgulayan bir dizi kararlar aldı. Alınan anayasal kararlar arasında, "Federal Kürdistan" adının "Kuzey Irak", "Kürt vilayetleri" tanımının ise "Kuzey Irak vilayetleri" olarak değiştirilmesi dikkat çekti. Bağdat yönetiminin bu girişimine, Kürt yönetimi tepki gösterirken, Erbil'deki Kürt Parlamentosu'unun KDP'li üyesi Ferset Sofi Bağdat'ın "Kuzey Irak" tanımlamasının Irak Anayasası'na aykırı olduğunu savundu. Irak ordusuyla Peşmerge kuvvetleri askeri yetkilileri arasında cephede başlayan çatışmasızlık görüşmeleri, yerini, siyasi heyetler arası temaslara bıraktı. Sınır kapıları ve petrol konusundaysa anlaşma sağlanamadı. Masada anlaşma sağlanamayınca Irak ordusu ve Peşmerge güçleri de cephe gerisine çekilmedi. Bağdat, Kürt yönetiminden, "sınır kapıları, havaalanları ve petrol sahaları"nı kısa süre içinde merkezi yönetime devretmesini istiyordu. Kerkük, bu taleplere direnirken Bağdat'tan tutumu yumuşatan bir açıklama daha geldi. Irak Bakanlar Kurulu Sözcüsü Mehdi Allak, Kürt yönetiminin petrol üretimi ve denetimini Bağdat yönetimine teslim etmesi halinde, bölgedeki memur maaşlarının ödeneceğini açıkladı. Bağdat ile Erbil arasında yaşanan sorunların diyalog yoluyla çözüleceğini ifade eden Allak, "Irak Anayasası ve yasalar, sorunların çözümü, özellikle de tartışmalı bölgelerle ilgili belirleyici olmalıdır" dedi.
Milliyet

Pakistan'da Ordu Güç Kullanmayacak 
Pakistan'da seçim kanunu değişikliğini protesto eden göstericilerle güvenlik güçleri arasındaki çatışmalar sürerken, hükümet ve ordu, protestoları sonlandırmak için güç kullanımı yerine müzakere yolunun denenmesi konusunda uzlaştı. Parlamentonun geçen ay seçim kanununda yaptığı değişikliğe karşı çıkan ve çoğunluğunu "Lebbeyk Ya Resullullah" hareketi üyelerinin oluşturduğu göstericiler, 8 Kasım'dan bu yana İslamabad ile Ravalpindi şehirleri arasındaki otoyolda protestolarına devam ediyor. Önceki gün polis müdahalesi sonrası protestolar ülkenin diğer bölgelerine de yayılmış, olaylarda biri polis 6 kişi hayatını kaybetmişti. Pakistan seçim kanununda geçen ay yapılan düzenlemeyle milletvekili aday formlarında bulunan "Yemin ederim ki Hz. Muhammed son peygamberdir" ifadesi, "İnanıyorum ki Hz. Muhammed son peygamberdir" şeklinde değiştirilmişti. Yasa değişikliğinin, Kadıyaniler (Ahmediler) adlı grubun seçimlere katılabilmesini amaçladığını iddia eden "Lebbeyk Ya Resullullah" hareketiyle bazı cemaatler, protestolara başlamıştı. Hükümetse sorunun bir "ifade hatasından" kaynaklandığını bildiriyor.
Milliyet 

10 Milyon Dolarlık İstifa 
Afrika ülkelerinden Zimbabwe'de, ordu müdahalesinden bir hafta sonra görevinden istifa eden eski Devlet Başkanı Robert Mugabe ve eşi Grace'in yeni yönetimle yaptıkları anlaşma uyarınca milyonlarca dolar tazminat ve siyasi dokunulmazlık hakkı kazandıkları açıklandı. Mugabe'yi parti liderliğinden alan ve yerine ülkenin yeni Devlet Başkanı Emmerson Mnangagwayı getiren Zanu PF partisi yetkililerin verdiği bilgiye göre, ülkeyi 37 yıl boyunca tek başına yöneten Mugabe, istifası karşılığında 10 milyon dolar tazminat alacak. Anlaşma uyarınca Mugabe yıllık 150 bin dolar olan başkanlık maaşı, ömrünün sonuna kadar ödenmeye devam edecek. Mugabe'nin yargılanması istenen eşi eski first lady Grace Mugabe'nin de aynı şekilde 75 bin doları bulan yıllık maaşını alacağı kaydedildi. Mugabe ailesinin konaklama ve yurtdışı seyahatleri dahil neredeyse tüm masrafları da devlet tarafından karşılanmaya devam edecek. Anlaşmaya göre Mugabe'ye ilk etapta 5 milyon dolar nakit ödeme yapılacak, kendisine ve ailesine ticari girişimlerine yönelik dava açılamayacak, önümüzdeki aylarda ise yapılacak ödemelerle devrik başkanın aldığı tazminat 10 milyon doları aşacak. Çift, 'Mavi Çatı' lakabıyla anılan başkent Harare'deki devlet başkanlığı konutunda ikamet etmeye de devam edecek. Devlet ailenin sağlık masraflarını, ev çalışanlarını maaşlarını ve güvenlik masraflarını da karşılayacak. 93 yaşındaki Mugabe'nin iktidarı döneminde Zimbabve para birimi değersiz hale geldi, ülke ciddi bir borç yükünün altına girdi, nüfusun büyük bir çoğunluğu yoksullaştı ve işsizlik oranı yüzde 80'in üzerine çıktı. Ülkede yolların bozuk olduğu, kırsal birçok bölgeye elektrik verilemediği, sadece temel eğitimin olduğu ve sağlık hizmetlerinin yok denecek kadar olmadığı aktarılıyor. Zimbabve yaşam beklentisi 60 ile dünyanın en düşük yaşam beklentisine sahip ülkeleri arasında.
Vatan

'Demiryolu Krizi' Hükümeti Sarstı 
İsrail'de Ultra-Ortodoks (Haredi) Yahudi Birleşik Tevrat Partisi'nin (Yahudot HaTora) başkanlığını yürüten Sağlık Bakanı Yaakov Litzman, Demir Yolları'nın hafta sonunda hizmet vermesinin, Yahudi Şeriatı'na göre kutsal sayılan 'Cumartesi (Şabat) gününün hürmetini ihlal ettiğini' gerekçe göstererek görevinden istifa ettiğini açıkladı. Yerel basında çıkan haberlere göre Bakan Litzman, Şabat Krizi'nin çözüme kavuşturulması için Başbakan Benjamin Netanyahu ile kendisi arasında yapılan tüm arabuluculuk girişimlerine rağmen dün İsrail Parlamentosu'nda (Knesset) yapılan toplantıda istifasını sundu. İsrail'in Kanal2 Televizyonu'nun haberinde, Başbakan Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı Likud Partisi milletvekillerinin Litzman'ın istifasından memnun oldukları ve bu istifanın 6 partili koalisyon hükümetinin işleyişinde herhangi bir soruna yol açmayacağı iddia edildi. Maariv Gazetesi de, 'Şabat Krizi'nin 1976'da İzak Rabin liderliğindeki hükümetle 1999 yılında Ehud Barak liderliğindeki hükümetinin dağılmasına neden olduğu gibi Netanyahu hükümetinin de iktidarına son verebileceği yorumunu yaptı, ancak Litzman'ın partisi, istifa kararına rağmen hükümetten şimdilik çekilmeyeceklerini açıkladı. Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 10'unu oluşturan Ultra-Ortodoks Yahudileri temsil eden iki partiden birisi olan Yahudi Birleşik Tevrat Partisi'nin lideri Litzman daha önce yaptığı açıklamada, İsrail Devlet Demiryolları Şirketi'nin Tevrat'a göre Cumartesi (Şabat) günü çalışma yasağını ihlal ederek 100 kişilik Yahudi işçiyle bakım ve onarım çalışmalarına devam etmesini protesto etmişti.
Vatan

Terörızme Karşı Kararlılık Mesajı 
Suudi Arabistan'ın liderliğinde 40 Müslüman ülkenin bir araya gelerek oluşturduğu Terörizmle Mücadele İslam Askeri Koalisyonu'nun ilk yüksek seviye toplantısı dün Suudi başkenti Riyad'da gerçekleştirildi. 2015 yılında oluşturulan koalisyon bugüne kadar bu çapta bir toplantı düzenlememişti. Toplantı savunma bakanları düzeyinde gerçekleşti. Toplantının açılış konuşmasını Suudi Veliaht Prensi ve Savunma Bakanı Muhammed bin Selman yaptı. Suudi liderliğindeki ittifak, İran, Irak ve Suriye gibi Şii eksenini oluşturan ülkeleri kapsamıyor. Katar ise resmi olarak ittifakta olmasına rağmen Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri ile yaşadığı kriz nedeniyle toplantıya temsilci göndermedi. Toplantıda Katar bayrağı da yer almadı. Mısır'daki Sufi camisine yönelik terör saldırısını kınayan Suudi Veliaht Prensi Muhammed, "Geçmişten beri terör hepimizin ülkelerinde faaliyet gösteriyor. Aramızda koordinasyon yoktu. Bu ittifakla artık bu durum sona eriyor" dedi. Toplantıya katılan ülkelerin "açık bir sinyal" gönderdiğini söyleyen veliaht prens, bu ülkelerin birbirlerini askeri, finansal ve siyasi açıdan birbirini destekleyeceğini, birbirleriyle istihbarat paylaşacaklarını ifade etti. Mısır'daki saldırının çok acı verici olduğunu kaydeden Prens bin Selman, "Terör ve aşırıcılığın en büyük tehdidi sadece masumları öldürmesi ve nefret yayması değil aynı zamanda dinimizin itibarını lekelemesi ve inancımızı tahrif etmesi" dedi. Toplantı, Suudi Arabistan'ın bölgedeki rakibi İran'a karşı cephe oluşturma çabasının parçası olarak da değerlendiriliyor.
Hürriyet

EKONOMİ 
Dolar: 3,9404-3,9471
Euro: 4,7063-4,7119
Sterlin: 5,2521-5,2671
Gram Altın: 163,1223-163,4976

Kafalar Değişecek! 
Bu yıl altıncısına imza atacağı "inovasyon" haftasının yanına "girişim" temasını da ekleyen Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), yurtdışı ve yurtiçinden ağırlayacağı isimler ve başarı hikayeleriyle 6-9 Aralık tarihlerinde ülkenin gündeminde teknoloji rüzgarı estirmeyi planlıyor. Arçelik, TEB, THY, Çalık Holding ve Turkcell'in de desteklediği etkinliği geçen yıl 60 bin kişi ziyaret etmişti. İstanbul Kongre Merkezi'nde yapılacak etkinliği, bu kez bir gün uzatan TİM böylece hedef büyüttü. Türkiye İnovasyon ve Girişimcilik Haftası öncesinde bir grup gazeteciyle bir araya gelen TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, 19 konferans ve 36 farklı panel düzenleneceğini belirtirken, kapanış konuşmasını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yapacağını söyledi. Büyükekşi, "Biz inovasyona hayal etmek, sınırları kaldırmak dedik. Girişimcilikse bu hayalleri gerçeğe dönüştürmek demek" ifadelerini kullandı. Büyükekşi, 4 gün sürecek etkinlikte konuşacak isimler arasında dikkat çekici bir isimden bahsetti. Yakın zamanda yaptığı operasyonla tüm dünyanın gündemine oturan bu isim, kadavralar üzerinde yaptığı kafa nakli ile dikkatleri üzerine çeken Beyin Cerrahı Sergio Canavero. Büyükekşi, Profesör Canavero ile bundan bir ay önce iletişime geçtiklerini hatırlatarak, bu ismin yapacağı konuşmayı merakla beklediklerini ifade etti. Etkinlikte ayrıca, robotik ve yapay zeka alanlarının öncüsü Noel Sharkey ile başta bitcoin olmak üzere önde gelen sanal varlık uzmanı John Matonis de konuşacak. Öte yandan TİM, girişimcileri ve yatırımcıları aynı çatı altında buluşturacak Born Global (Doğuştan Küresel) İstanbul etkinliğiyle, Türkiye'yi uluslararası bir girişimcilik üssü haline getirmeyi hedefliyor. "Born Global İstanbul"da yatırım ağları, girişim evleri, kuluçka merkezleri, teknoparklar, teknoloji firmaları, büyüme aşamasında ve yatırım arayan yüzlerce girişimci yer alacak.
Milliyet

50 Milyar TL'den Kadın Girişimciye Pay Yolda 
Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, kadın girişimciliğinin desteklenmesi amacıyla Hazine destekli kredi kefalet uygulaması kapsamında çalışma başlattıklarını belirterek, "Pozitif ayrımcılık yaparak Kredi Garanti Fonu'ndan (KGF) kadın girişimcilere pay ayıracağız" dedi. Hazine destekli kefalet sistemine reel sektörün büyük ilgi gösterdiğini ve sağlanan kredi kefalet toplamının 197 milyar liraya ulaştığını vurgulayan Şimşek, toplam kredi portföyünün de 220 milyar lira olduğunu söyledi. Hazine destekli kefalet Şimşek, KGF kefaletleri kapsamında 356 bin kredilendirme işlemi gerçekleştirildiğini, yararlanıcı firma sayısının da 202 bine çıktığını ifade ederek, "Hazine destekli kefalet uygulamasında KOBİ'lerin aldığı pay yüzde 74'ü bulurken, kredilerin yüzde 86'sı Türk lirası cinsinden tahsis edildi" dedi. Şimşek, gelecek dönemde ihracatın yanı sıra kadın girişimcilere yönelik politikalara ağırlık vereceklerinin altını çizerek, bu işlemler için de kolaylık sağlayacak adımlar atacaklarını dile getirdi. Mehmet Şimşek, hükümet olarak kadınların iş hayatında daha aktif rol almasına ve iş gücüne katılım oranlarının artırılmasına öncelik verdiklerini belirtti. Türkiye'de kadın girişimciliğinin desteklenmesine yönelik Hazine destekli kefalet uygulaması kapsamında yürüttükleri çalışmaları da anlatan Mehmet Şimşek, uygulamayla kadınlara yönelik belirli oranda kefalet limiti tahsis ettiklerini söyledi. Şimşek, bu çerçevede pozitif ayrımla KGF'den kadın girişimcilere pay ayıracaklarını vurgulayarak, "Önümüzdeki dönemde, uygulama kapsamında kullandırılması öngörülen 50 milyar liralık kefaletin bir bölümünü kadın girişimcilere ayırmayı planlıyoruz. Bu konuda kadın sivil toplum kuruluşlarıyla görüşme planlıyoruz" açıklamasını yaptı.
Milliyet

Merkez'in İşi Zor 
ABD'de önümüzdeki haftaya ertelenen dava başta olmak üzere piyasalardaki gerilim ve bu gerilimin beraberinde getirdiği oynaklık hepimizin malumu. Dolar/TL kurunun 3.9830 ile yine bir rekor kırdığı haftayı geride bıraktık. Geçtiğimiz hafta; ha keza yüzde 14.34 getiri ile gösterge tahvil, 13.22 getiri ile 10 yıllık tahvil ve de 4.3401 ile sepet kur da yeni yüksek gördükleri bir hafta oldu. Sepet kur bazında baktığımızda 11 Eylül'deki 3.7309'dan başlayan yükseliş geçtiğimiz hafta sonuna kadar adeta hiç soluk almadan yükseldi. Merkez Bankası 'yolda' bazı önlemler açıkladı. Rezerv opsiyon katsayılarını değiştirdi, piyasadan TL çekerken piyasalara dolar likiditesi sağladı. Döviz kazandırıcı reeskont kredilerinde dolar için 3.70, euro için 4.38 ve pound için 4.80'e kuru sabitleyerek TL ile ödeme opsiyonu getirdi. TL uzlaşmalı "teslimsiz forward" işlemlerinin ihalelerini başlattı, 3.6 milyar dolarlık bir kur riskini üstlenmeyi kabul etti ve son olarak da bankalara sağladığı fonlamanın tamamını Geç Likidite Penceresi'nden (GLP) sağlayarak ağırlıklı fonlama faizini yüzde 12'den GLP seviyesi olan 12.25'e yükseltti. Zımni bir faiz artışı yaptı. Ancak tüm bu önlemler teker teker geldiği ve ABD'den önemli bir "oyun değiştirebilecek bir karar" beklendiği için çok da etkili olmadı. Hal böyle olunca da piyasada politika faizinde bir artışa gidilip gidilmeyeceği tartışması başladı. Bunun anlamlı bir sonuç vermeyeceğine geçtiğimiz hafta yayınlanan "Faiz artışı, vize problemini çözer mi?" başlıklı yazımda değinmiştim. Bunlar TCMB tarafından alınan teknik önlemler idi, yeterli olmadılar. Ancak bu yetersizliğin içinde siyasilerin ve de danışmanlarının söylemleri de katkıları yok değildi.
Vatan

Esnaf Da Boykot Edecek 
Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ESDER) Genel Başkanı Mahmut Çelikus, Tüm Restoranlar, Lokantalar ve Tedarikçiler Derneği'nin (TÜRES) başlattığı yemek kartı boykotunu desteklediklerini bildirdi. Çelikus, Türkiye'de yabancı menşeli 4-5 yemek kartı şirketinin bulunduğunu, bunların haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, bu şirketlerin, Türkiye dışında yüzde 2-3 olan komisyon oranını, Türkiye'de 10-12 gibi yüksek oranlarda uygulayıp haksız kazanç elde ettiklerini ifade etti. Rekabet Kurumunun da tespitiyle bu şirketlerin, aralarında anlaşıp oligopol bir piyasa oluşturduklarını kaydeden Çelikus, "Bu durumdan lokantacı esnafımız da etkileniyor. Buna dur demenin zamanı gelmiş ve geçiyor" dedi.
Vatan


Rehabilitasyonda Yerli Robot Dönemi 
Türkiye'de robotik yürüyüş rehabilitasyonu alanında çalışmalar yürüten Bama Teknoloji, TÜBİTAK, KOSGEB ve Ankara Kalkınma Ajansı destekleri ile RoboGait'i geliştirdi. Bu robot felçli hastaların kaslarından, kemiklerinden ve eklemlerinden beyine sürekli besleme yaparak hastanın daha kısa sürede iyileşmesini ve hastaları yeniden yürütmeyi sağlıyor. Teknokentlerden çıkan en iyi 15 firmadan biri seçildiklerini anlatan Bama Teknoloji Genel Müdürü Murat Topcu, şöyle konuştu: "Geliştirilen bu robot sayesinde hastaların diz ve kalça eklemi robot sürüşlü bacaklara sabitleniyor ve normal yürüme hareketi yapması sağlanıyor. Sistem hastaya bilgisayar kontrollü robot bacaklar sayesinde yürümeyi yeniden öğretmeyi amaçlıyor. RoboGait için çalışmalara başladığımızda dünyada sadece İsviçreli bir firma üretim yapıyordu. Bizim ardımızdan İsrailli bir firma da projesini bitirdi. Şu anda 3 üretici var. Bizim cihazımızın avantajları hem rakibinin yarı fiyatına olması hem de birçok fonksiyonu için ekstra para ödenmemesi." Cihazın ülke genelinde 50'den fazla devlet ve özel hastanede bulunduğunu anlatan Murat Topcu, şöyle konuştu: "Bama Teknoloji'nin 4'ü belgeye dönüşmüş olmak üzere toplam 33 patent başvurusu, 5 endüstriyel tasarım koruma başvurusu ve 3 adet yurtdışı 6 adet ise yurtiçi marka tescili bulunmaktadır. Projelerde geliştirilen fikri ve sınai haklar için ulusal ve uluslararası düzeyde koruma sağlanmıştır. Robotik rehabilitasyon alanında ulusal pazarda lider konumda olan firmamız, yakın zamanda ihracata başlayarak Avrupa, Rusya, Orta Asya ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri'ni kendi cihazlarımızla buluşturmayı amaçlıyoruz. Bu konuda önemli çalışmalara imza atıyoruz. Önümüzdeki dönemde de yeni projeler ve ürünler üzerinde çalışmalarımız devam edecek. Türkiye bu konuda en önemli ülkeler arasında."
Hürriyet

POLİTİKA
İspatlarsan Bırakacağım 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kendisi ve ailesiyle ilgili "Yurt dışında paraları var" iddiaları üzerine 1.5 milyon liralık manevi tazminat davası açtığı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu iddiasını ispatlaması halinde siyaseti ve Cumhurbaşkanlığı makamını bırakma sözü verdi. Erdoğan iddiasını ispatlamaması halinde Kılıçdaroğlu'nun siyaseti bırakması gerektiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan dün Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın İstanbul Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi'nde, Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle düzenlediği "Kadına Şiddet İnsanlığa İhanettir" programına katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına kadına yönelik şiddet ve kadın sorunlarına değinerek başladı. Erdoğan, kadın sorunlarını çözememiş toplumun hedeflerine ulaşamayacağını vurguladı. Kadını yar ve canan olarak tarif eden bir kültürün şiddet üretmesinin işin tabiatına aykırı olduğunu söyleyen Erdoğan, "Ülkemizde kadına dair yanlış algılar, kabuller, yanlış uygulamalar varsa bunun sebebini dinimizde veya kültürümüzde değil daha derinlerde aramak durumundayız" ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı sözlerini şöyle sürdürdü: "Kadına yönelik şiddet asla kabul edilemez. Kadına şiddeti insanlığa ihanet olarak ilan etmiş bir Cumhurbaşkanı sıfatıyla diyorum ki, bu ihanetin içine girmiş herkes cezasını çekmelidir. Her kim kadınlarla ilgili şiddeti öven bir söz söylüyor, bir tavır içine giriyorsa bilin ki onun zihin kodlarında bir sorun vardır" CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun 'Erkek işsizse eve yeteri kadar para gelmiyorsa erkek de gelir hıncını karısından alır' sözlerini hatırlatan Erdoğan Kılıçdaroğlu'nu sert sözlerle eleştirdi: "Bunu diyen kim? Bay Kemal. Böyle çarpık bir zihniyet olur mu? Böyle bir yoz bakış açısı olabilir mi? Bu kadına şiddeti insanlığa ihanet değil alenen meşru gören bir kafadır. Bu mantığa göre ana muhalefetin başındaki zatın her yaşadığı seçim yenilgisinden sonra evde neler yaptığını düşünmek bile istemiyorum. Bu ana muhalefet anlayışıyla varabildiği yer, işsiz kalan erkek gider eşini döver denklemidir. Bu zat aynı zamanda müfteridir. Çünkü bu zat eskiden beri şahsım ve ailem hakkında kesinlikle aslı astarı olmayan yalanlar üretir. İftiraları ardı ardına sıraladı. Neymiş efendim, çocuklarım, kardeşim, eniştem, dünürüm, eski özel müdürüm. Yurtdışına milyonlarca dolar para göndermiş. Daha önce de benim 3 milyar dolar param olduğunu iddia etmişti. Bu iftiraların müşterisi de çıkıyor.
Milliyet

Bağırmakla Ülkeler Büyüse En Gelişmiş Ülke Biz Olurduk 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, huzur olduğu zaman dayanışma içinde bütün sıkıntıların aşılabileceğini belirterek, "Ben size sadece ve sadece huzur vadediyorum, huzurlu, güzel bir Türkiye vadediyorum. Gerginliklerden, kavgalardan bıktık, yeter artık. Bu ülkede hangi görüşten olursak olalım bir arada, kardeşçe yaşayabiliriz. Bağırmakla, çağırmakla ülkeler yönetilseydi, ülkeler büyüyebilseydi dünyanın en gelişmiş ülkesi olurduk. Demek ki bu işler bağırmakla olmuyor" ifadelerini kullandı. Kılıçdaroğlu, önceki gün geldiği Antalya'da temaslarını dün de sürdürdü. Sabah saatlerinde Kemer Belediye Başkanı Mustafa Gül'ü makamında ziyaret eden Kılıçdaroğlu, çıkışta halka seslendi. Türkiye'de huzur içinde yaşamak istediklerini belirten CHP lideri "İster doğuda ister batıda ister güneyde, kuzeyde, isterse Kemer'de hepimiz huzur içinde yaşamalıyız. Görüşlerimiz, kimliklerimiz farklı olabilir, yaşadığımız bölgeler farklı olabilir ama bayrağımızın altında güzel vatanımızda huzur içinde yaşamak istiyoruz" diye konuştu. Huzur olduğu zaman dayanışma içinde bütün sıkıntıların aşılabileceğini anlatan Kılıçdaroğlu şöyle devam etti: "Ben size sadece ve sadece huzur vadediyorum, huzurlu, güzel bir Türkiye vadediyorum. Birlikte huzur içinde yaşayacağız ve bunun mücadelesini el birliğiyle vereceğiz. 2019'a az süre kaldı. Gerginliklerden, kavgalardan bıktık, yeter artık. Bu ülkede hangi görüşten olursak olalım bir arada, kardeşçe yaşayabiliriz. Niye yaşamayalım, ne var önümüzde engel? Bağırmakla, çağırmakla ülkeler yönetilseydi, ülkeler büyüyebilseydi dünyanın en gelişmiş ülkesi olurduk. Demek ki bu işler bağırmakla olmuyor. Bu işler kavga ederek, diğer ülkelere kafa tutarak olmuyor. Ne demiş savaş meydanlarından gelen Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 'Yurtta barış, dünyada barış.' Bundan daha güzel ne olabilir?" TARSİM (Tarım Sigortaları) ile sıkıntıların dile getirildiğini belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: "TARSİM'den büyük şikayet var. Özellikle çiftçiler tarım sigortası yapmak istediklerini, vergi ödediklerini, arazilerin kendilerine ait olduğunu ama yasal engeller nedeniyle tarım sigortalarını da ödeyemediklerini, dolayısıyla mağduriyetlerinin giderilemediğini ifade ettiler. Bu konuda da biz özel çalışma başlatacağız ve Tarım Bakanı'na aktaracağız. Sanırım Tarım Bakanı da TARSİM'den kaynaklanan bazı sorunlar olduğunu ifade etmişti. Önemli olan bu sorunu bir an önce çözmek." Kentteki temaslarını sürdüren Kılıçdaroğlu, daha sonra Finike sahilindeki bir kafede partililerle bir araya geldi. Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada, "Hepimizin ortak paydası demokrasi olacaktır. Tek adam rejimine karşı ortak mücadele edeceğiz, ortak direneceğiz. Tek adam rejiminin başlangıcını hep beraber görüyoruz ama demokrasiyi yaşatmak hepimizin ortak görevidir. 2019'da Türkiye'nin tarihini değiştireceğiz. O görev de ağırlıklı olarak bana düşüyor, çalışacağım" dedi.
Milliyet

'Abd, Ypg İle Ortaklığı Bir An Önce Bitirmeli' 
Başbakan Binali Yıldırım dün İngiltere'ye gitti. Londra'ya hareketinden önce Sabiha Gökçen Havalimanı'nda basın toplantısı yapan Yıldırım, ziyaretin Birleşik Krallık ile Türkiye arasındaki son zamanlarda artarak gelişen ilişkileri daha da ileriye taşıyacak bazı görüşmeleri gerçekleştirmek amacıyla yapıldığını dile getirdi. Yıldırım şunları söyledi: "Ayrıca, Suriye başta olmak üzere bölgesel konularda müzakereler yapacağız. En son Sayın Cumhurbaşkanımız, Rusya Devlet Başkanı ve İran Cumhurbaşkanının katıldığı Soçi toplantısının sonuçlarını değerlendireceğiz. Soçi görüşmelerinin Birleşmiş Milletler şemsiyesinde Cenevre'de kalıcı barışa giden yolu açan en önemli süreç olduğunu bütün taraflar kabul ediyor. Bu çerçevede Suriye'de, Irak'ta iç savaşın tamamen sona erdirilmesi, aynı zamanda bütün terör örgütlerinden bu toprakların arındırılması, bütün etnik kimliklerin katılacağı yeni Suriye devletinin teşkili ve Irak'ta referandum sonucu ortaya çıkan durumun değerlendirilmesi, Türkiye ve Irak ilişkilerinin bundan sonraki seyri konularını kapsamlı bir şekilde ele alacağız." Basın mensuplarının, "ABD'nin artık YPG, PYD'ye silah vermeyeceğinin açıklandığına" ilişkin soruları üzerine Yıldırım, şunları söyledi: "Söz verdiğine göre değerlendirilecek bir konu yok. Zaten başından beri biz orada DEAŞ terör örgütüyle mücadele için PKK'nın kuzenleri, yeğenleri olan PYD ve YPG ile bir olup bunlara karşı mücadele etmenin doğru bir seçim olmadığını hep söyledik. Dostumuz ve müttefikimiz ABD, her defasında bize bunun bir tercih değil, mecburiyet olduğunu söylediler. DEAŞ da temizlendiğine göre öyle bir mecburiyet de ortadan kalkmış durumda. Beklentimiz bir an önce bu ortaklığı sona erdirmeleri ve gerçek ortaklarına, müttefiklerine geri dönmelerini bekliyoruz."
Vatan

SPOR 
Devler'in Kıev Fethi 
Çin'in ev sahipliğinde düzenlenecek 2019 Dünya Kupası elemeleri B Grubu'nda yer alan A Milli Basketbol Takımımız, Ukrayna'yı deplasmanda 67-60 yendi, 2'de 2 yaptı. Maça Metin'in sayılarıyla başlayan ancak hücumda akıcılığı yakalayamayan, top kaybı yaparken, dışarıdan da düşük yüzdeyle oynayan milliler, buna karşın ilk çeyreği 16-12 önde bitirdi. 2. çeyrekte Doğuş ve Göksenin ile müthiş bir baskı yapıp bundan da sonuç aldı Türkiye ancak hücumda tıkandı. 5 dakikada sadece 2 sayı bulabilen, art arda 3 kez 2 saniyede potayı göremeyen milliler, Gladyr da savunamayınca kontrolü rakibine kaptırdı ve devreyi 28-27 geride kapadı. Ukrayna'nın farkı 6 sayıya çıkarmasından sonra Coach Ufuk Sarıca, takımı kısalttı. Önce Metin'i 5 numarada kullanan, ardından onu kenara alıp iyice kısalarak bu düzende istediğini bulan milliler, Tolga'nın sayılarıyla öne geçmeyi başardı. Son çeyreğin başında Doğuş, Göksenin, Tolga, Metecan ve Furkan ile iyi savunma yapan mililler, Furkan, Göksenin ve Tolga ile 34. dakikada 52-45 ile 7 farkı yakaladı. Ancak Gladyr, gelen tüm yardımları üç sayı ile cezalandırarak, skora denge getirdi. Son 4 dakikada sahaya 2 sayı, 7 asist ile adım adan Barış, kalan süreye 8 sayı, 1 asist daha ekledi. Arayı açan milliler liderlik için önemli olan bir deplasman maçını kazandı. A Milli Basketbol Takımımız, kendi takımlarında neler yapabileceklerini gösteren Tolga'yla, Barış'la, Metin'le, Metecan'la, Sertaç'la ve Coach Sarıca'yla bir engeli daha aşmayı bildi.
Milliyet

Ağzına Sağlık 
Galatasaray Teknik Direktörü Igor Tudor'un, Aytemiz Alanyaspor galibiyetinin ardından medyayı topa tutması ve zehir zemberek açıklamaları, sarı-kırmızılı yönetim tarafından onaylandı. Özellikle kendisi hakkında yapılan yorumlardan dolayı medyaya çatan Tudor'a destek veren sarı-kırmızılılar, "Ağzına sağlık... Az bile söylemiş. Aykut Kocaman ve Şenol Güneş söz konusu olduğunda aynı şekilde yazılabiliyor mu? Lider takımın hocasından söz ediyoruz. Üstelik Fenerbahçe ve Beşiktaş'a puan farkı atmış bir takımın hocası bu" ifadesini kullandılar. Yöneticiler şöyle devam etti: "Sezon başında Galatasaray 13. haftada en yakın rakiplerinin şu kadar puan önünde lider olacak denilseydi kim hayır derdi. Bravo derdik. Bütün hafta ne konuşuldu, yazıldı. 'Galatasaray puan kaybederse Tudor gönderilecek. Son şans falan' dendi. Ama bunların hiçbiri yoktu." Bu basın toplantısının kendilerine bir ders olduğunu da dile getiren Galatasaraylı idareciler, "Bu şunu gösterdi, biz hocayı çok yalnız bırakmışız. Yoksa bu reaksiyonu vermek zorunda kalmazdı. Tudor maalesef her seferinde kavga etmek zorunda kalıyor" yorumunu yaptı. Taraftarın son dönemdeki tavırlarından da şikayetçi olan yöneticiler, "Taraftar da kötüye gidiyor, takımı kötü etkiliyor. Olumlu etkisi olmadığı gibi, el freni görevi görüyorlar. Her pas hatasında homurdanmalar... Latovlevici'den ne bekleniyordu? Asamoah alınamadığı için son anda karar verilip transfer edildi. Alternatif olarak kadroya dahil edildi. Kapasitesi bu kadar. Aldığı para, bonservisi ile bir Asamoah değil ki! Steaua Bükreş oynadığı en büyük kulüp. Ama bu tepkiler diğer futbolcuları da olumsuz etkiliyor" ifadesini kullandı.
Milliyet

Fırtına Fobisini Yendi! 
Süper Lig'de Demir Grup Sivasspor'un konuğu olan Trabzonspor, sahadan 2-1 galip ayrılarak bu sezon ilk deplasman galibiyetine ulaştı. Osmanlıspor karşısında gol düellosunu kazanan ilk on birde tek değişiklik yapan Rıza Çalımbay, N'Doye ve Burak ile önde kurduğu baskının aynısını Sivasspor önünde de yapmak istedi. Fakat bir haftada bordo-mavili takımda çok şey değişmişti. Özellikle orta sahada Onazi'nin formsuzluğuna bir de Yusuf ve Castillo'nun geriye yardım etmemesi eklenince, Karadeniz ekibi orta sahanın kontrolünü rakibine kaptırdı. Trabzonspor'un tek isabetli şutu 12'de Burak ile gelirken bu da gol oldu. Fakat geriye düşen Sivasspor'un pes etmeye niyeti yoktu. Orta sahadaki pas trafiğini sağlayan ve özellikle Muhammet Demir'in kanadından ataklar geliştiren kırmızı-beyazlılar, 32'de beraberliği yakaladı. Trabzon defansının hatasını iyi değerlendiren Muhammet ağları havalandıran isim oldu: 1-1. İkinci devrede adeta sahada dolaşan Onazi'yi oyundan çıkaran ve yerine Kucka'yı koyan Rıza Çalımbay, işlemeyen orta sahaya adeta hayat verdi. Sivasspor ise oyuna hamle yapmakta gecikince topun kendi sahasında kalmasına engel olamadı. Orta alanı kazanan Trabzonspor'un bu kez de kanatları işlemedi. Son şansını Castillo-Abdülkadir değişikliği ile kullanan Çalımbay, bu düşüncesinde tam isabet sağladı. Ziya'nın rakip alana geldiği her pozisyonda sağ kanatta yalnız kalan Abdülkadir, Trabzonspor'un enerjisini artırmayı başardı. Pozisyon bulamayan Sivasspor karşısında oyunu son 15 dakikada tamamen rakip alana yıkan Trabzonspor'un galibiyet golü 83'te geldi. Kucka'nın şutu direkten dönerken, pozisyonun devamında N'Doye'un ortasını iyi takip eden Okay kafayla ağları sarsmayı başardı.
Milliyet

26 Kasım 2017 Pazar

26.11.2017 Genel Gündem

26.11.2017

GÜNDEM
Pkk/Ypg’ye 19 Ülkeden Silah Ve Mühimmat Gidiyor 
ABD Başkanı Donald Trump’ın telefon görüşmesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a “YPG’ye artık silah vermeyeceğiz” sözünün pratikte nasıl karşılık bulacağı henüz net değil ancak PKK açısından ABD’nin hava, eğitim ve ağır silah desteği olmadan yerleştiği noktalarda askeri olarak kalıcı olabilmesi mümkün değil. Trump’ın “YPG’ye artık silah yok” sözünün ülkelerin bulunduğu pozisyon açısından siyasi olarak tabii ki karşılığı var ancak sahadaki durum bize şunları söylüyor: ABD’nin YPG/PKK’ya verdiği silahlar taktik ve stratejik olarak ikiye ayrılabilir. Taktik silahlar DEAŞ’la mücadelede, stratejik olanlar ise Suriye’nin geleceğinin şekillendirilmesi için siyasi çözüm müzakerelerinde; PYD için Türkiye sınırında otonom bir yönetim sağlamada baskıya dönük kullanılıyor. Pentagon’un açıkladığı resmi verilere göre; Suriye’de YPG’ye 3 binin üzerinde TIR’la gönderilen silahlar arasında Kalaşnikoflar, hafif ve ağır makineli tüfekler, RPG-7 roketatarlar, AT-4 ve SPG-9 tanksavarlar, havan topları, keskin nişancı tüfekleri, PV-7 gece görüş dürbünleri, kızılötesi lazer aydınlatıcı dürbünler bulunuyor. Bunların dışında son dönemde YPG/PKK’lıların askeri hareket kabiliyetlerini artıran zırhlı araçlar, tahrip gücü yüksek ağır silahlar ile tank ve helikopterlere karşı füzelerin de verildiği biliniyor. Ele geçirilen silahlı drone’lar da cabası. Sadece ABD değil, DEAŞ’la mücadeleye destek veren çok uluslu koalisyona üye 19 ülkeden YPG’ye silah ve mühimmat gidiyor. TSK’nın yurtiçi ve yurtdışı operasyonlarında bu silahların çoğu ele geçirildi ve bu ülkelerin ilgili makamlarına iletildi. Farklı mekanizmalarla teyit edilen bu verilere karşılık muhatap ülkeler tek bir adım atmadı. Ankara’da Trump’ın sözlerine ihtiyatlı bir yaklaşım var. Daha önce de “idare etme/oyalama” anlamına gelebilecek sözler verildi. Beyaz Saray, dışişleri ve Pentagon’un aynı konularda farklı açıklamaları oldu. ABD, daha önce Münbiç’te PKK’nın Fırat’ın doğusuna çekileceği ve YPG’ye verilen silahların seri numaralarının Türkiye ile paylaşılacağı yönündeki sözlerini tutmadı. Dolayısıyla Türkiye; ulusal güvenliği ve çıkarları doğrultusunda aldığı stratejik ve taktik kararları uygulamaya devam edecek.
Haber Türk

25 Kasım 2017 Cumartesi

25.11.2017 Genel Gündem



25.11.2017

GÜNDEM

Trump: Ypg'ye Artık Silah Yok 
ABD Başkanı Donald Trump, dün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı telefonla arayarak, "Suriye'de PYD/YPG'ye bundan sonra silah verilmeyeceği, bu konuda generallere ve ulusal güvenlik danışmanına talimat verdiğini" söyledi. Erdoğan, Twitter hesabından görüşmeye ilişkin çalışma odasından bir fotoğraf paylaşarak, "Bugün ABD Başkanı Sayın Donald Trump ile verimli bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik" mesajını yazdı. Erdoğan'ın Trump'la telefon görüşmesinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Erdoğan'ın Başdanışmanı Hamdi Kılıç ve Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan hazır bulundu. Anadolu Ajansı, fotoğrafla ilgili haberinde, çalışma odasındaki, Çanakkale Savaşı sırasında son erine kadar şehit düşen 57. Alay sancağına dikkat çekti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu görüşmeye ilişkin açıklama yaptı: "Biz nasıl Soçi'de YPG'nin Ulusal Diyalog Kongresi'ne katılmasına karşı çıktıysak ki İran da bu konuda karşı çıkmıştır. YPG'nin böyle bir oluşumda yer almaması gerektiğini çok net bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımız, Trump'a da iletmişlerdir. Bizim ABD ile ilişkilerimizi en çok etkileyen konulardan biri FETÖ ve diğer konuların yanında, ABD'nin YPG'ye verdiği silahlar. Cumhurbaşkanımız bu rahatsızlığını bir kez daha Sayın Trump'a iletmiştir. Sayın Trump da net bir şekilde talimat verdi ve bundan sonra YPG'ye silah verilmeyeceğini, esasen bu saçmalığa daha önceden son verilmesi gerektiğini net şekilde söylemiştir. Trump, kapatmadan önce de bu sözünü teyit etmiştir. Generallere, Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster'a talimat verdiğini, bundan sonra YPG'ye silah verilmeyeceğini Cumhurbaşkanımıza net ifadelerle söylemiştir. Sayın Erdoğan ve Sayın Trump arasında yakın dostluk var. Sık sık telefonda görüşüyorlar. ABD ile vize sorununun kaldırılması konusundaki düşüncemizi Cumhurbaşkanımız Trump'a iletmiştir. Böyle gereksiz bir problemin olmaması gerektiğini tekrar vurguladık."
Hürriyet

24 Kasım 2017 Cuma

24.11.2017 Genel Gündem



24.11.2017

GÜNDEM
Abd'ye 'Gülen'i Korumayın' Çıkışı 
Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, 15 Temmuz darbe girişimi kapsamında ABD'de bulunan FETÖ'nün elebaşı Fetullah Gülen için yedi kez iade, bir kez de geçici tutuklama talebinde bulunulduğunu açıkladı. Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Hâkimler ve Savcılar Kurulu, Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu ve Türkiye Adalet Akademisi'nin 2018 bütçe görüşmeleri TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yapıldı. Gül'ün bütçenin açılış konuşmasına, Gülen'in iadesi ve ABD ile ilgili söyledikleri damgasını vurdu. Gül, şunları söyledi: "Özellikle belirtmek isterim ki, milletimize ve demokrasimize karşı 15 Temmuz'da gerçekleştirilen hain darbe girişiminin ardından köşe bucak kaçan FETÖ silahlı terör örgütü mensuplarının ülkemize iadeleri için bakanlığımız olağanüstü bir mesaiyle çalışmaktadır. Kanlı darbe girişiminin ardından, bakanlığımızca zaman kaybetmeksizin ilk olarak 19 Temmuz 2016'da FETÖ silahlı terör örgütü elebaşısının iadesi için ABD'ye acil tutuklama ve iade talebinde bulunulmuştur. Özellikle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakanımız Binali Yıldırım bu konuda muhataplarımızla yoğun temas kurmuştur. Süreç içinde terör örgütü elebaşı hakkında ülkemizde yargılanmakta olduğu dosyalardaki deliller ve yakalama kararlarına istinaden sonuncusu 3 Kasım 2017'de olmak üzere ABD'ye yedi adet iade talepnamesi ve bir adet geçici tutuklama talebi gönderilmiştir. İade süreci ABD ile aramızdaki 1980 tarihli antlaşma uyarınca yürütülmektedir."
Milliyet

23 Kasım 2017 Perşembe

23.11.2017 Genel Gündem



23.11.2017 Perşembe
TÜRKİYE  
Yüzde 41'i Seçilmemiş Başkanlar Yönetiyor 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı, istifası istenen AK Partili belediye başkanları ve KHK ile görevden alınan belediye başkanlarından dolayı eleştirdi. Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin belediye başkanlarıyla Ankara'da yaptığı toplantıda şunları söyledi: "Beledıye başkanları seçimle gelir. Demokrasinin kuralı budur. Bu kuralın istisnaları dikta dönemlerinde yaşanır. Dikta dönemlerinde seçimin hiçbir önemi yoktur. 20 Temmuz Darbesi'nden sonra KHK'larla 100'ün üstünde belediye başkanı görevden alındı. Ankara, İstanbul, Bursa ve Balıkesir'de belediye başkanları şantaj ve tehditle istifa ettirildi. Şu anda halkın yüzde 41'i seçilmemiş belediye başkanları tarafından yönetiliyor. Emin olun bir süre sonra diyecekler ki, 'Ne demek belediye başkanı seçimle gelecek, ben buradayım, bundan sonra belediye başkanlarını da ben atayacağım.' Bunun ilk provalarını yaşıyoruz şimdi. 2019'da sadece 6 büyükşehir değil İstanbul'u, Ankara'yı, Bursa'yı, Balıkesir'i, Antalya'yı, Mersin'i, Adana'yı alacağız. Zenginleştirmek sadece kenti değil kentin kırsalını da zenginleştirmek gerekiyor. Türkiye 2019'da bir yol ayrımına gidiyor. Önümüzde iki seçenek var. Ya tek adam rejimi ya demokrasi. Tek adam rejimi; daha 2019 gelmedi bugünden faturasını toplum çekiyor. Dolar, avro boşuna mı yükseliyor, fiyatlar boşuna mı artıyor? Sorumlusu tek bir adam. Bu tablo 2019'un sonrasına taşınırsa çok daha acı tablolarla 80 milyon karşı karşıya gelir. Demokrasiyi sonuna kadar savunacağız. 80 milyon oy kullanan vatandaşıma sesleniyorum. 2019'da yol ayrımında demokrasiden yana oy kullanmaya demokrasi için mücadele etmeye hepinizi davet ediyorum. Fazla vaktimiz kalmadı 2019'da demokrasiyi yeniden inşa edeceğiz. Bu ülkeye sözümüz söz demokrasiyi getireceğiz."
Hürriyet

22 Kasım 2017 Çarşamba

22.11.2017 Genel Gündem

22.11.2017 Çarşamba
TÜRKİYE 

Yerli, Milli Ayaklarını Bırak, Kaç Milyon Doların Var 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'a sert sözlerle yüklenerek, "Çocuklarının, eniştenin, dünürünün, kardeşinin, eski özel kalem müdürünün, yurtdışında, vergi cennetlerinde bir şirkete milyonlarca dolar para gönderdiklerini biliyor musun? Sen öyle yerli, milli falan bırak bu ayakları. Senin kaç milyon dolar paran var, onu bize bir çıkar bakalım. Bu paralar nerede, görelim bakalım" dedi. Kılıçdaroğlu, grup toplantısında özetle şunları söyledi: Cennet (Paradise) belgeleri ile ilgili Sayın Binali Yıldırım, 'Buradan davet ediyorum her türlü soruşturma yapılabilir, çocuklarımın dokunulmazlığı yok' dedi. Ben de gayet güzel teşekkür ettim. 'Bir araştırma önergesi vereceğiz, soruşturmaya gerek yok, önce araştıralım' dedik. Bu araştırma önergesi AK Parti milletvekillerinin oyları ile reddedildi. Ben, Sayın Binali Yıldırım'a sesleniyorum; AK Parti grubunun bu önergeyi reddetmesi sizin iradenizle mi yoksa Saray'ın iradesi mi? Ben Saray'ın iradesi ile olduğu kanısındayım. Çünkü Binali Yıldırım sözünde durur diye düşünüyorum. Şu soruyu Erdoğan'a sordum; 'Senin çocuklarının yurtdışı hesaplarına gönderdiği milyonlarca dolar hesap var mı?' Sevgili Erdoğan, bir çıta yükseltiyorum, çocuklarının, eniştenin, dünürünün, kardeşinin, eski özel kalem müdürünün, yurtdışında, vergi cennetlerinde bir şirkete milyonlarca dolar para gönderdiklerini biliyor musun? Bunun cevabını bekliyorum. Sordum soruyu, tık yok. Sen misin yerli ve milli, ben miyim yerli ve milli? Çocuklarımın, eniştemin, dünürümün, bir dolar hesabını bulursan gel bana söyle. O gönderdikleri şirketin kuruluş sermayesini de söyleyeyim, 1 Sterlin. Giden para, milyonlarca dolar. Sen öyle yerli, milli falan bırak bu ayakları. Senin kaç milyon dolar paran var, onu bize bir çıkar bakalım. Bu paralar nerede, görelim bakalım. Bir de bağırıyor. 'Vay efendim' diyor 'Faiz lobisine çalışıyorsunuz.' Kim yönetiyor peki bu ülkeyi? Atamayı sen yaptın, senin imzan var. Trump'ın imzası mı var? Kimden şikâyet ediyorsun sevgili Erdoğan. Sen masum bir adam değilsin. Sen memleketi yönetemiyor, milleti felakete götürüyorsun. Millete başkalarını şikâyet ediyor, kendisinin kusuru yok gibi. Cumhurbaşkanı gitti, Başbakan gitti, Dışişleri Bakanı gitti 'Zarrab'ı verin' diye tık yok. Arkasından 2 kez nota verdiler. Kardeşim Reza Zarrab için neden bu kadar telaşa kapılıyorsun? Kuzey Irak'ta bizim askerlerin başına çuval geçirildiğinde, bunlar nota verdiler mi? Vermediler. Niçin? Zarrab suç ortağı da onun için. İran, Babek Zencani ile Reza Zarrab'ı yargıladı mahkûm etti, biz dosyanın üzerini kapattık. Çünkü siyasiler de ortaktı o yolsuzluk dosyalarına. O bir milli davaymış. Yolsuzluğun, hırsızlığın millisi olur mu? Bana laf yetiştirmek için gece bile uyumuyorsun. Bir soru daha sordum, cevabını vermedin, bir daha soruyorum; 30 milyar doları Suriyeliler için nerede, ne zaman harcadın? Sayıştay, ben, vatandaş, milletvekilleri, sivil toplum örgütleri, Maliye Bakanı, ekonomiden sorumlu bakan, Hazine, Merkez Bankası bilmiyor, kimden öğreneceğiz. Şimdi ben senden açık ve net vatandaşları tatmin edecek cevap bekliyorum, gözlerinden öpüyorum sevgilerle."
Hürriyet