16 Kasım 2017 Perşembe

16.11.2017 Genel Gündem

16.11.2017
GÜNDEM
Demokrat Parti Merkez Binası İcradan Satılık 
Demokrat Parti'nin, (DP) Ankara'nın en değerli yerlerinden Çankaya Balgat'taki merkez binası icradan satılığa çıkartıldı. Ankara 25. İcra Dairesi tarafından verilen ilana göre söz konusu 13 bin 500 metrekare arazi üzerinde biri bitmiş durumda diğerleri de inşaat halinde 3 blok bulunuyor. 27 Aralık tarihinde yapılacak açık artırma için belirlenen muammen bedel ise 154 milyon 335 bin TL. Açık artırma, muammen bedelin yarısından yani 77 milyon 168 bin TL'den başlayacak. DP merkez binasının icradan satılmasına neden olan olay ise 2011 yılına dayanıyor. Parti yönetimi 6 yıl önce, DP Turgut Özal Kampüsü'nün içine 31 katlı bina yapma kararı aldı. Ardından da Doğuş Çay'ın şirketlerinden DGS Doğuş İnşaat ile bir anlaşma yapıldı. Yapılan anlaşma karşılığında DP, firmadan 16 milyon TL nakit aldı. Ancak 31 katlı olması planlanan iş merkezi inşaatı devam ederken DP'de yönetim değişikliği yaşandı. Göreve gelen yeni yönetim bu sözleşmenin partinin aleyhine olduğunu iddia ederek sözleşmeyi tek taraflı fesih etti. DGS Doğuş, Demokrat Parti'ye, verdiği 16 milyonu ve masraflarını alabilmek için dava açtı. Ankara 21. Asliye Hukuk mahkemesi'nde açılan dava DP'nin aleyhine sonuçlandı ve firmaya faizleriyle beraber 39 milyon TL ödemesine karar verildi. Ancak parti bu meblağı ödeyemedi. Bunun üzerine de ellerindeki tek maddi değere sahip olan genel merkez binasının icra yoluyla satılması için hukuki süreç başlatıldı.
Vatan
 
Başkentte 15 Bin Bylock Kullanıcısı Tespit Edildi 
Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman, FETÖ soruşturmaları ve açılan davalarla ilgili basın mensuplarına açıklama yaptı. Kocaman, Ankara'da 15 bin Bylock kullanıcısı olduğunun tespit edildiğini belirterek, "Bu kullanıcıların büyük bir bölümünün soruşturmalara konu edildi. Ancak Emniyet ve ilgili kurumlardaki yoğunluk nedeniyle bunların tamamına adli soruşturma açılamadı" dedi. FETÖ'yle mücadeleye tek örgüt üyesi veya yöneticisi kalmayıncaya kadar devam edileceğini söyleyen Kocaman şunları söyledi: 17-25 Aralık, FETÖ için toptan bir kriter olmamalı. Kesinlikle yanlış anlaşılmasın. 17-25 örgüt yöneticileriyle ilgili genel bir milat değildir. Bizim bahsettiğimiz normal vatandaş, örgütte yöneticilik yapmış olanlar değil. Vatandaş, bu örgütün gerçek yüzünü görünce araya perdeyi çekmiş. Örgütün yönetici takımından bir kişi himmet toplamış, örgüt adına toplantılar düzenlemiş, sohbetleri o organize etmiş. Bu kişi 17-25'ten önce de sonra da sorumlu. Yönetici takımı bilerek ve isteyerek örgütün içinde kalmış. Başsavcı Kocaman, Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin FETÖ üyeliği konusunda verdiği "örgüte yalnızca sempati duymak veya örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi fiillerin örgüt üyeliği için yeterli olmayacağı" yönündeki karara katılmadığını da açıkladı: "Ben bu kararı eleştiriyorum. Örgütle mücadelenin devam ettiği bu süreçte, 16. Ceza Dairesi'nin kararının doğru olmadığını düşünüyorum. Normal bir vatandaş dini duygularla, FETÖ'cüleri tam anlamıyla tanımadığı için sohbetlerine gitmiş. Bu kişiler bizim için tek başına FETÖ üyesi değil. Ama örneğin terörist ele başının talimatı sonrası Banka Asya'ya para yatıranlar terör örgütü üyesidir. Karar, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'ndan geçene kadar alınacak kararlarda aynı kriterlerle devam edeceğiz. Ben umudumu koruyorum. Değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Bizi şu aşamada etkilemez."
Vatan

Odatv'ye 500 Bin Liralık Dava 
Başbakan Binali Yıldırım ile oğulları, Odatv'de yayımlanan haberlerde 'kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu' gerekçesiyle internet sitesinin imtiyaz sahibi ile sorumlu haber müdürü aleyhine 500 bin liralık manevi tazminat davası açtı. Yıldırım'ın avukatı aracılığıyla Anadolu 28'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunulan dava dilekçesinde, davalılarca sanal yayın organlarıyla sürekli ve sistemli şekilde Başbakan Binali Yıldırım ve oğulları hakkında yapılan haberlerle yurtiçindeki ve yurtdışındaki Türk vatandaşlarının tahrik, teşvik ve sansasyonel bilgilerle kışkırtılıp Türkiye Cumhuriyeti hükümeti ve yöneticilerinin itibarlarına zarar verilmek istenildiği ifade edildi.
Hürriyet

DÜNYA 
Türkiye Adımları Tartışıyor 
Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu PYD - YPG'nin, ABD'nin bilgisi dahilinde terör örgütü DAEŞ'le Rakka'yı tahliye etmeleri için anlaşma yapması, uluslararası ceza hukuku açısından ABD'nin sorumluluğu tartışmalarını gündeme getirdi. Uluslararası ilişkiler ve güvenlik uzmanları, bir terör örgütünün başka bir terör örgütünün tahliyesinde görev almasının, uluslararası ceza hukukunun izlemesi gereken bir konu olduğunu ve suçu işleyen kadar suça destek verenlerin de sorumlu olduğunu söyledi. Dışişleri Bakanlığı da, ABD'den iki terör örgütünün anlaşmasıyla ilgili yapılan "saygı duyduk" açıklamasından esef duyulduğunu vurguladı. Dışişleri açıklamasındaki "vahim ve ibret verici gelişme" ifadeleri, Türkiye'nin, konuyu uluslararası kuruluşların gündemine taşıyabileceği yorumlarına neden oldu, atılabilecek adımların değerlendirildiği öğrenildi. BBC, ABD'nin işbirliğinde Rakka operasyonunu düzenleyen PYD güdümlü Suriye Demokratik Güçleri'nin, kenti terketmeleri için DAEŞ'le anlaştığını ortaya çıkarmıştı. ABD Savunma Bakanlığı da, "Anlaşmanın parçası olmadıklarını ancak saygı duyduklarını" belirtmişti.
Milliyet 

Zimbabve'de İsimsiz Darbe 
Afrika ülkesi Zimbabve'de askeri müdahale gerçekleşti ve Devlet Başkanı Robert Mugabe gözaltına alındı. Zimbabve ordusu önceki gece başkent Harare'ye girerek devlet televizyonunu ele geçirdi. Dün sabaha karşı devlet televizyonu ZBC'de okunan bildiride askeri müdahalenin "darbe olmadığı" ve sadece "yolsuzluğa bulaşmış bazı hükümet yetkililerini hedef alındığını" söylendi. Ordu yetkilileri devlet televizyonunda yapılan açıklamada, 93 yaşındaki Mugabe ile eşinin gözaltında olduğunu belirterek, Mugabe'nin çevresindeki "suçluların" da yakalanması için harekete geçildiğini bildirdi. Cumhurbaşkanı Mugabe'nin halefi üzerinde yaşanan tartışmalar nedeniyle son günlerde ülkede tansiyon yükselmiş ve ordu da müdahale tehdidi yapmıştı. Mugabe'nin 52 yaşındaki eşi Grace Mugabe'yi, kendisinden sonra devlet başkanlığı koltuğu için düşündüğü uzun süredir konuşuluyordu. Robert Mugabe'nin geçen hafta, devlet başkan yardımcısı Mnangagwa'yı görevden alması sonrası ordu ve hükümet arasında gerilim artmış, Genelkurmay Başkanı Constantino Chiwenga, Mnangagwa'nın destekçilerine yapılan tasfiyeye son vermek için "adım atmaya" hazır olduğunu söylemişti. Söz konusu girişimden sonra gözler, Mugabe'nin 52 yaşındaki eşi Grace Mugabe'ye çevrildi.
Milliyet 

Trump'a Atom Bombası Emanet Edilir Mi? 
ABD Kongresi'nde 40 yılın ardından ilk kez bir ABD Başkanı için 'nükleer yetki' tartışması yaşandı. Senato Dış İlişkiler Komitesi'nde konuşan Connecticut Senatörü Demokrat Chris Murphy, "ABD Başkanı'nın oldukça dengesiz ve değişken olmasından endişeliyiz. Onun karar verme süreci hayalperest ve ABD ulusal çıkarları dışında bir nükleer silah saldırı emri verebilir" diye konuştu. Ayrıca Murphy, içinde bulundukları durumun istisnai doğasını kabul etmeleri gerektiğini söyledi. Komite üyelerinden Florida Senatörü Cumhuriyetçi Marco Rubio ise söz konusu oturumun dışarıda 'ABD'nin nükleer silah kullanma kapasitesinde bir noksanlık emaresi' olarak değerlendirilmemesi için bu konularda hassas olunması uyarısında bulundu. Rubio, "Düşmanlarımız bizi yakından izliyor" dedi. Komite Başkanı Tennessee Senatörü Cumhuriyetçi Bob Corker da Kongrede birçok temsilcinin Trump'ın öngörülemez davranışları yüzünden zaman zaman endişelendiğini ancak nükleer silah kullanma yetkisi konusunun oldukça hassas bir şekilde konuşulması gerektiğini dile getirdi. Trump, eylül ayında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurul toplantılarındaki konuşmasında, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un'u 'roket adam' olarak nitelendirmiş ve 'gerekirse bu ülkeyi tamamen ortadan kaldırmaktan çekinmeyecekleri' mesajını vermişti. Corker ise geçen ay yaptığı bir açıklamada Trump'ın ABD'yi 3. Dünya Savaşı'na doğru sürüklediğini savunmuştu. Başkanın nükleer yetkilerinin Kongre'de en son incelendiği zaman 40 yıl önce Sovyetler Birliği ile yürütülen Soğuk Savaş dönemiydi.
Vatan 

Lefkoşa'dan Doğalgaz Uyarısı 
KKTC'nin 34'üncü kuruluş yıldönümü törenlerine katılan Kıbrıs'tan da sorumlu Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, Rumları ve uluslararası şirketleri Doğu Akdeniz'deki tek yanlı hidrokarbon arama faaliyetleri konusunda uyararak, "Rumlara ve hidrokarbona aldanan uluslararası camiaya hatırlatırız. Kıbrıs'ta iki toplum var. Türkiye, KKTC'nin haklarını sonuna kadar korumaya kararlıdır" dedi. Akdağ, başkent Lefkoşa'daki geçit töreninde Kıbrıs Türk halkına yaptığı konuşmada, Türkiye'nin Kıbrıs'ta her zaman çözümü desteklediğini, ancak Rumların uzlaşmaz tutumu nedeniyle sonuca ulaşılamadığını kaydetti. "Kimse Türkiye'nin Kıbrıs Türk'ünden uzaklaşmasını beklemesin" uyarısında bulunan Akdağ, KKTC'nin kişi başına düşen milli gelirinin günümüzde 13-14 bin dolar civarında olduğunu, bunu 25 bin dolara çıkarmayı hedeflediklerini belirterek şöyle konuştu: "Cumhurbaşkanımız ve Başbakan'ımızın emriyle denizin 250 metre altından Anadolu'dan su getirdik. Yine kablo ile elektrik getirilmesi projesini hayata geçireceğiz."
Hürriyet

EKONOMİ 
Dolar: 3,8833-3,8849
Euro: 4,5770-4,5797
Sterlin: 5,1186-5,1213
Gram Altın: 159,5945-159,7165

İşsizliği Özel Sektörün Daha Büyümesi Çözer 
Geçen yılın ağustos ayından bu ağustos ayına iş bulduklarında çalışmaya hazır kadın ve erkek sayısı 1 milyon 266 bin arttı. İşi olan sayısı 1.355 bin arttığı için işsiz sayısı 89 bin azaldı. Bir yıl önce yüzde 11.3 olan işsizlik oranı yüzde 10.6'ya geriledi. Sonuç, 80 milyon nüfusta çalışan sayısı 28 milyon 828 bin. Devlet kayıtlarına göre işsiz sayısı 3 milyon 404 bin. Bir ay önce temmuz ayında işsizlik oranı yüzde 10.7 idi. İşsizlik oranı bir yıl önceye göre de bir ay önceye göre de gerilemiş durumda. Temmuzdan ağustosa çalışan sayısındaki artış 70 bin, işsiz sayısındaki azalma 39 bin oldu. Önemli olan, sanayide çalışanların sayısındaki değişim ile genç işsizlik oranlarıdır. Sanayide çalışanların sayısı, ağustosta bir ay önceye göre 74 bin, bir yıl önceye göre 213 bin arttı. Genç işsiz oranı bir yıl önce yüzde 19.9 iken, bu ağustos yüzde 20.6'ya yükseldi. Ne eğitimde, ne istihdamda olan genç nüfusun oranı da yüzde 27.2'den yüzde 28.0'e yükseldi. Bu 15-24 yaş arası gençlerin üçte birinin sokaklarda boş gezindiğini gösteriyor. Nüfus hızla artıyor. İş bulduklarında çalışmaya hazır kadın ve erkek sayısı hızla artıyor. Ekonomi bir yılda 1 milyon 355 bin kişiye iş yaratabilir ama işsiz sayısı, genç işsizlerin sayısı bir türlü gerileyemiyor. İyi de bu işsizler ne yapıyor? Nerelerde iş arıyor? Nasıl iş bulabiliyor? İş arayan "Devlet Baba bana iş bul" der. Özel sektörde işi olan devlet güvencesinde kamu kuruluşlarında çalışmanın fırsatını arar. Ne var ki devlet iş imkânı yaratamıyor. İş imkânı yaratan özel kesim. Geçen yıl kamuda çalışan sayısı 3 milyon 573 bin. Bir yılda kamuda çalışan sayısı 4 bin dolayında arttı. Buna karşılık özel sektör bir yılda 1 milyon 350 bin kişiye iş imkânı sağladı. Toplam çalışanların sadece yüzde 12.4'ü kamu kuruluşlarında iş imkânına sahip olmuş durumda. İş arayanlar her şeye rağmen devletten yardım bekliyor. Devletin iş arayanlara yardım eden eski adı "İş ve İş Bulma Kurumu" olan Türkiye İş Kurumu, iş arayanlara yardım ediyor.
Milliyet

Ekonominin Yumuşak Karnı 
Merkez Bankası bu hafta TL uzlaşmalı vadeli döviz işlemlerine başlayacağını açıkladı. Amaç, döviz borcu döviz varlığından fazla olan şirketlerin yükselen kur karşısında paniğe kapılıp ani döviz taleplerinin önüne geçmek. Türkiye'de bu şekilde olan dövizde açık pozisyon taşıyan 26.000'in üzerinde şirket var. Bunların açık pozisyonlarının toplamı ise 212 milyar dolar dolayında. Yani şirketlerimizin döviz borçları döviz varlıklarından 212 milyar dolar daha fazla. Birçok analiste göre ekonominin yumuşak karnı bu noktadır. TL'nin her kuruşluk değer kaybında bu şirketlerin bilançoları bozuluyor, kredi imkânları daralıyor. Bu tablonun kısmen rahatlatıcı yanı ise 212 milyar dolarlık açığın yüzde 80'inin 2.000 dolayında firmaya ait olması. Bir diğer teselli noktası kısa vadeli varlıkların kısa vadeli yükümlülüklerden fazla olması. Sonuçta, öyle ya da böyle, bu şirketler kur riski taşıyorlar ve kur artışlarında bilançolarına zarar yazıyorlar. Merkez Bankası vadeli işlem açıklamasıyla bu kesimi rahatlatmak isterken, bunlardan gelen ani döviz taleplerini yumuşatmak ve böylelikle TL'deki aşırı oynaklığın önüne geçmek istiyor. İhalelerin ne şekilde yapılacağı ekonomi sayfalarında bolca yer aldı. O nedenle işin tekniğine girmeyelim; olası etkilerine bakalım. Bu işlemlerde taraflar arasında bir döviz değişimi olmayacağı için Merkez Bankası'nın döviz rezervleri etkilenmeyecek. Ancak işlemin vade tarihindeki kurun, üzerinde anlaşılan kurdan daha yüksek olması durumunda vadeli işlem yapan şirket mutlu olacak. Ama Merkez Bankası kur zararını üstlenecek; oluşan farkı TL olarak ödeyecek ve piyasaya da TL sürmüş olacak. Şirketler ise vade tarihinde kurun anlaşılan kurdan daha düşük kalması durumunda bir kur zararı üstlenmiş ama bu bedel karşılığında bir öngörülebilirliğe kavuşmuş olacaklar. Bu işlemler döviz piyasasında ve şirketler kesiminde bir nebze rahatlama sağlar ama 212 milyar dolarlık açık pozisyonun üzerinde oturan sistemin sorununu çözmez.
Milliyet

Bütçe Ovp'yle Uyumlu 
Merkezi yönetim bütçesi Ekim'de 3.3 milyar lira açık verdi. Yılbaşından bu yana kaydedilen açık 34.9 milyar lira olarak gerçekleşti. Eylül'de bütçe açığı 6.4 milyar lira olmuştu. Yeni Orta Vadeli Program'da (OVP), bütçe açığı 61.7 milyar liraya revize edilmişti. Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Ekim ayı gider gerçekleşmeleri yıl sonu gider tahminimizle uyumludur. Önümüzdeki 2 ayda harcama tarafında OVP içinde kalarak yıl sonu bütçe hedefinin elde edilmesi konusunda gerekli kararlılığı göstereceğiz" diye konuştu. Ekim ayında bütçenin 197 milyon lira faiz dışı fazla verdiğine işaret eden Ağbal, bütçe giderlerinin 56.2 milyar lira, faiz hariç giderlerin 52.6 milyar lira olduğunu belirtti. Ağbal, Ocak-Ekim döneminde bütçe gelirlerinin 509.4 milyar lira, vergi gelirlerinin 430.9 milyar lira olduğunu kaydetti. Bakan Ağbal, söz konusu ayda gider gerçekleşmelerinin yıl sonu gider tahminleriyle uyumlu olduğunun altını çizerek, faiz hariç giderlerin yüzde 29.8 arttığını kaydetti. Bu artışta yılın son çeyreğine ilişkin ödeneklerin serbest bırakılması nedeniyle kurumların mal ve hizmet alım giderleriyle sermaye giderlerindeki hak edişlerin bu ay içinde ödenmesinin en önemli etken olduğunu anlatan Ağbal, şöyle devam etti: "SGK'nın yıl başında ertelenen prim alacaklarının Ekim'e ilişkin tahsilatı beklentilerimizden daha olumlu şekilde gerçekleşti. Ekim'de bankalara yapılan bu ödemelerin bir kısmı Kasım'da kurumun gelir kayıtlarına dahil edilecek. SGK'nın ertelenen alacakların beklentilerin üzerinde gerçekleşmesi nedeniyle Kasım'da kuruma yapılan transfer ödemeleri azalacak. Yılın ilk yarısında faiz hariç giderlerdeki artış oranı yüzde 20.2 olarak gerçekleşmişken Temmuz-Ekim döneminde bu oran yüzde 17.2'ye geriledi. Kasım ve aralık aylarında faiz hariç giderlerdeki artış oranı önemli ölçüde aşağı yönlü trendde olacak. Bu çerçevede beklenmeyen bir risk ortaya çıkmadığı takdirde yılın ikinci yarısına ilişkin faiz hariç giderlerdeki artış oranı, OVP öngörülerimiz çerçevesinde yüzde 11 civarına kadar düşecek."
Vatan 

Yılda 4 Denetim Sıfır Tolerans 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Bakan Albayrak'ın talimatı ile maden denetimlerini sil baştan ele aldı. Maden ocaklarını işletme güvenliği açısından risk içeriğine göre 3'e ayıran Bakanlık, sık sık yürek burkan kaza haberleri ile gündeme gelen riskli yeraltı kömür madenlerini 'kırmızı' gruba aldı, denetim sıklığını yılda 1'den 4'e çıkardı. Böylece, her 3 ayda 1 denetlenecek madenlerde, en ufak riskin anında tespiti ve önlem alınması sağlanmış olacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın "İşletme güvenliği sağlanamamış madencilik faaliyetlerine sıfır tolerans" sloganı ile duyurduğu madencilikte yeni modelin ilk güvenlik uygulaması başladı. Bakanlığa bağlı Maden İşleri Genel Müdürlüğü, madenleri işletme güvenliği açısından barındırdığı tehlike büyüklüklerine göre sınıflara ayırdı. MİGEM, yılda en az 1 kez denetlenmesi gereken madenleri risk büyüklüklerine göre "Yılda 1, 2 ve 4 kez" denetlemeye başladı. 'Maden Sahalarında Risk Yönetimi' adı ile başlatılan uygulamada maden sahaları 'Mavi', 'Sarı' ve 'Kırmızı' olmak üzere 3 gruba ayrıldı. İşletme güvenliği açısından en riskli görülen madenlerin bulunduğu kırmızı gruptaki maden ocaklarının yılda en az 1 olan denetim sıklığı, 3 ayda 1'e çıkarıldı. Sarı grup 6 ayda 1, Mavi grup da yılda 1 kez denetime tabi tutulacak. Edinilen bilgiye göre, uygulamanın hedefinde, özellikle kazalarla gündeme gelen maden ocakları çok daha sık ve uzun süreli periyotlarla denetlenerek, eksik ve risklerin anında tespit edilmesiyle gereken önlemlerin alınması var. Tüm yeraltı kömür ve yılda 100 bin tondan fazla üretim yapan yeraltı metal maden ocakları 3 ayda 1 denetlenecek.
Vatan

Sınırdaş İller Modeli Geliyor 
Sınır ticaretini yeniden canlandırmak için harekete geçen Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı ile birlikte yeni bir model üzerinde çalışıyor. Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, "sınırdaş" iller arasında geçişlerin kolaylaştırıldığı ticareti hedefleyen modele ilişkin bilgi verirken, "Kaçakçılığın önlenmesi ve yasal ticaretin arttırılması açısından önemli işlev görecek bir planlama, proje var. Bizim düşündüğümüz, diyelim Hakkari'de sadece Hakkarili esnaf yapabilecek bu ticareti" dedi. Projede hafta sonları Gaziantep'e alışveriş için gelenleri anımsatan Bakan Tüfenkci, "Onun gibi bir proje olacak" dedi. Tüfenkci, şu bilgileri verdi: "Ekonomi Bakanlığı ile birlikte yürütülecek. Detaylarını belirledikten sonra yakında Başbakanlığa sevk edeceğiz. Sınır ticaretinin farklı bir boyutu. Şu anda sınır ticareti fiilen var ama sınır ticareti kapsamında işlemler yapılmıyor. İthalat ve ihracat işlemleri üzerinden yürüyor. Bizim düşündüğümüz, diyelim akkari'de Hakkarili esnafının yapabileceği bir ticaret olacak. Yereli hareketlendirecek. O bölgelerde karşılıklı ticaret olacak. Büyük miktarlarda kamyonlarla yurt içine, mesela İstanbul'a, Ankara'ya getirsin değil. Oralara da insanlar gitsinler. Örneğin; porselen almak istiyorlarsa gitsinler alsın gelsinler. Oradaki esnaf canlansın. Gümrüksüz getireceği malı orada satacak, başka yerlerde değil. İstiyorsan Hakkari'ye gidip orada satılan üründen alacaksın. Sınırdaş iller arasında olacak bu ticaret.
Hürriyet

POLİTİKA
 11 Anlaşmaya İmza Atıldı 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya'nın ardından çıktığı Körfez turunu dün Katar ile tamamladı. Erdoğan, üç günde üç ülkeyi kapsayan turunu dün Katar ile tamamladı. Erdoğan, Rusya ve Kuveyt ziyaretlerinin ardından dün de Katar'a resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Erdoğan'ın Emirlik Divanı'nda resmi törenle karşıladı. Erdoğan ve Al Sani yaklaşık 2 saatlik baş başa görüşmenin ardından Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komitesi'nin üçüncü toplantısına başkanlık etti. Bundan önceki toplantı bakanların da katılımıyla Trabzon'da yapılmıştı. Erdoğan-Al Sani görüşmesinin oldukça samimi bir atmosferde geçtiği görüldü. Erdoğan'ın ziyareti sebebiyle yol boyunca Katar ve Türk bayrakları asıldı. Erdoğan'a Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya eşlik etti. Erdoğan ve Al Sani'nin görüşmelerinin ana gündemini ticari başta olmak üzere ikili ilişkilerin geliştirilmesi, Körfez krizi, Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgesel konular oluşturdu. Erdoğan, hem Kuveyt hem de Katar'daki temaslarında Körfez ülkelerinin birlik ve beraberlikleri ile dayanışmalarının önemine işaret etti. Bazı Körfez ülkeleri ile Katar arasındaki yaşanan gerilim konusunun da gündeme geldiği görüşmede, Erdoğan, Körfez bölgesinin istikrarı ve güvenliği için bütün ülkelere görevler düştüğünü kaydetti. Erdoğan Türkiye olarak bölge ülkelerinin dayanışması için ellerinden geleni yaptıklarını, yapmaya da devam edeceklerini dile getirdi.
Milliyet 

Atatürk'ü Derhal Müfredata Koyalım 
CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) dün Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Toplantıya ilişkin açıklamada bulunan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, KKTC'nin 34. kuruluş yıl dönümünü kutladı. Atatürk'ü vefatının 79. yılında bir kez daha andıklarını belirten Tezcan, 10 Kasım'da vatandaşların akın akın Anıtkabir'e gittiğini ifade etti. Tezcan, "Atatürk'ün büyüklüğü her geçen gün bir kere daha anlaşılıyor. Atatürk bizim ortak değerimiz. Atatürk'ü seviyoruz ama Atatürk tekelciliği yapmıyoruz" diye konuştu. Tezcan, şöyle devam etti: "10 Kasım, en azından herkesin Atatürk'ü hatırlaması açısından bizi mutlu etti ancak Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ü anlamanın bize, bürokrasiye yüklediği görevler var. 'Bütün kötülüklerin sebebi tek partidir' demekten uzaklaşmamız gerek. Türkiye'nin çok partili hayata geçmek için harcadığı emekleri bilmemiz gerek. Atatürk'ü anlayıp sevdiğimizi ifade ettikten sonra hızla yetkili kesimlerin şunu yapması lazım, derhal müfredattan çıkardığınız Atatürk'ü müfredata koyalım. Koyalım ki gelecek nesiller de Atatürk'ü tanısın. Mesela, haremlik selamlık okul sevdasından vazgeçelim. Eğitim sistemimizin aklı ve bilimi ön plana çıkararak gelin yeniden düzenleyelim. İnanıyoruz ki 10 Kasım'daki bu dönüşüm olumlu sonuçlara yol açacaktır." Vergi cennetleri olarak tanımladığı offshore merkezlerine değinen Tezcan, Yıldırım'ın bu konuda, "araştırılsın" demesine rağmen, önergelerin reddedildiğini savunarak, şunları söyledi: "Bunların araştırılmasını Meclis'teki parmak hesabıyla önleyip, bunu haber yapan gazetelere tazminat davası açarken, dönüp hâlâ 11 yıldır, hükümet olarak görevini yerine getirmeyip offshore cennetlerinin listesini yayınlamayan bir hükümetin başbakanının yakınların da o cennetlerde şirketleri varsa onun adı offshore'cu Başbakan'dır. Bize de Meclis'te düşen bir başka görev var, offshore'cu Başbakan hakkında gensoru önergesi vereceğiz. Türkiye böyle bir tabloyu hak etmiyor." Rakka'daki DAEŞ'li teröristlerin tahliyesine ilişkin görüntülerle ilgili soru üzerine Tezcan, "Suriye'de, bölgede, Ortadoğu'da terör örgütleriyle iş tutulmasının ne kadar yanlış olduğunu başından beri vurguluyoruz" diye konuştu.
Milliyet

SPOR 
Evin Büyüsü Kaçtı 
THY Euroleague 7. hafta mücadelesinde Fenerbahçe Doğuş, Olimpiakos'a normal süresi 75-75 biten maçta 90-83 yenilerek 3. mağlubiyetini tattı. Maça art arda top kayıplarıyla başladı, temsilcimiz daha ilk çeyrekte bu sayı 5'e ulaştı. Melli hücumda attıklarıyla Fenerbahçe'yi oyunda tutsa da, onun savunduğu Printzeis 10 sayısıyla k o n u k takımın ilk çeyrek sonunda 18-17 önde olmasını sağladı. 2. çeyrekte de top kayıplarını sürdürdü temsilcimiz, rakibe hücum ribauntları verdi. Ancak buna karşın, savunmadaki başarı skora yansıdı, Nunnally'nin skorer oyunuyla devreyi 37- 30 temsilcimiz önde bitirdi. Fenerbahçe, 2. yarının başında farkın 45-32 ile 13'e yükseltti. Ancak Roberts, bu avantajı bir anda elimizden aldı. Temsilcimizin belki de kazandık fikrine erken kapılmasını ve savunmada düşmesini iyi değerlendiren Roberts, 3. çeyrekte 4'te 4 üçlük atarak takımını öne taşıdı. Bu çeyrekte sadece 4 ribaunt alabilen ve rakibe 27 sayı şansı tanıyan Fenerbahçe Doğuş, son çeyreğe 57-53 geride girdi. Fenerbahçe'nin iç sahadaki yırtıcılığından eser kalmamıştı. Geçen sezon bu dakikaları Antic ile iyi oynayan ve rüzgarı tersine çeviren temsilcimiz, bu kez bir türlü o enerjiyi bulamadı. Tüm maç kenarda oturan Melih Mahmutoğlu belki hırsıyla oyunu biraz karıştırabilirdi ama Obradovic, Euroleague maçlarının genelinde olduğu gibi yine onun yüzüne bakmadı, son 3 dakikaya 69-60 galip giren konuk takımdı. Spanoulis'in yokluğunda bu kez Olimpiakos, kriz anlarında çok hata yaptı Nunnally'den gelen iki üçlüğün ardından Wanamaker'ın da isabeti bir anda salonu uyandırdı. Konuk takımın 2 top kaybını faul çizgisinden değerlendiren Fenerbahçe, normal sürenin sonunda rakibini yakaladı: 75-75. Ancak uzatmada da Olimpiakos üstündü, çok rahat oynadı. Temsilcimizde enerjinin iyice düşmesini iyi değerlendiren konuk takım, İstanbul'dan kritik bir galibiyetle ayrıldı.
Milliyet

Futbola 432 Milyon Lira 
Galatasaray'ın futboldaki operasyonlarını yürüten ve halka açık olan Sportif AŞ'de yüzde 400'lük bir sermaye operasyonuna gidildi. Aslında bu, sarı-kırmızılıların dernekten şirkete bir para aktarma metodu oldu. Galatasaray, Riva ve Florya projelerinden gelen parayı doğrudan futbola aktaramıyordu. Çünkü gayrimenkuller derneğin üzerine kayıtlıydı. Bunun üzerine önceki gün yapılan yönetim kurulunda sarı-kırmızılılar bedelli olarak 432 milyon liralık sermaye artırımına gitti. Daha önce 108 olan sermayesi böylece 540 milyon liraya ulaştı. Sarı-kırmızılıların bu durumunu yorumlayan sporekonomi adlı blog sitesi şöyle yorumladı: Bu kararın SPK onayına ihtiyacı yok, çünkü kayıtlı sermaye tavanı sınırları dahilinde rakam 540 milyon TL idi ve daha önce SPK bu tavanı onaylamıştı. Mevcut sermaye yapısına göre Galatasaray, şirketin yüzde 66.42'sine sahip, kalan kısım yüzde 33.58 yatırımcılarda. Kulübün dışında mevcut yatırımcıların da ellerindeki her bir hisse için 4 TL rüçhan hakkını kullanma hakkı bulunuyor.
Milliyet

Sözümde Durdum İmza Atmadım 
Süper Lig'de üst üste ikinci şampiyonluğun kazanıldığı Gaziantepspor deplasmanı sonrasıydı... Şenol Güneş, İstanbul'a dönüş uçağında ilginç ifadeler kullanmıştı... "Önemli olan Güneş sistemini bozmamak. Yıldızlar gelip, geçer" diyen Güneş sadece yönetime değil, tüm kamuoyuna mesajlar göndermişti. Kısa süre önce bir İtalyan gazetesine verdiği röportaj ve geçtiğimiz günlerde katıldığı panel haricinde, Şenol Güneş'in bol mesaj içerikli demeçlerine bu sezon fazla şahit olamadık. Hocanın sessizliğini bozmak isteyen meslek büyüğümüz Attila Gökçe'nin, "Kalk evlat tesislere giderek Şenol Hoca'yı bir ziyaret edelim" telefonuyla, kendimizi bir anda BJK Nevzat Demir Tesisleri'nin kapısında bulduk.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme