17 Kasım 2017 Cuma

17.11.2017 Genel Gündem

17.11.2017

GÜNCEL
Fetö Üyelerine 'Schengen' Emri 
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Dışişleri Bakanlığı'nın bütçesiyle ilgili sunumda bulundu. Çavuşoğlu, dış politikada önceliklerden bazılarının yurt dışında bölgesel işbirlikleri, özellikle Suriye'de barışın sağlanması, yurt dışındaki vatandaşlar, ekonomik iş birliği, uluslararası kurumlarla iş birliği ve özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yurt dışında FETÖ ile mücadele olduğunu belirtti. FETÖ'nün birçok uluslararası kuruluşta terör örgütü ilan edildiğini ve bazılarından da çıkarıldığını hatırlatan Çavuşoğlu, terör örgütünün karalama kampanyalarının önünü kesmek için çalışmaları sürdürdüklerini dile getirdi. Birçok FETÖ üyesinin Türkiye'ye iadesinin sağlandığını anlatan Çavuşoğlu, "Bu çalışmalarımızın sonucunda FETÖ üyelerine artık, 'Schengen bölgesinden çıkmayın' talimatı verildi. 'Afrika'da da bazı ülkelerde dışarı çıkmayın' denildi. Yani FETÖ'yü hangi ülkelerin Avrupa'da, Schengen bölgesinde koruduğu ve Afrika'da hangi ülkeleri üs olarak seçtiğini açıkça görüyoruz" diye konuştu. Çavuşoğlu, milletvekillerinin, "hangi ülkeler" sorusu üzerine, "Avrupa'da en çok hangi ülkeye gidiyorlar, bunları zaten sizler biliyorsunuz. Belli başlı Avrupa ülkeleri. Afrika'da da yine 4-5 tane ülke var. Bu ülkeleri kendilerine mesken tutmuşlardır. Bu ülkelerin nezdinde de çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. FETÖ iltisaklı okullara ilişkin bilgi veren Çavuşoğlu, bugüne kadar 15 ülkede bu okullar ve dil kurslarının faaliyetlerinin sonlandırıldığını, yedi ülkede Maarif Vakfı'na devredildiğini, 3 ülkede Maarif Vakfı'na devri konusunda mutabık kalındığını ve işlemlerin sürdüğünü ifade etti.
Milliyet


Abd'ye Sarraf İçin İki Nota Verdik 
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, iş adamı Rıza Sarraf hakkında bir hafta içinde ABD'ye iki kez nota verildiğini söyledi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Dışişleri Bakanlığı'nın 2018 Yılı Bütçesi'nin görüşmelerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Çavuşoğlu, Sarraf'ın durumuna ilişkin soru üzerine şunları söyledi: "Avukatlarının ulaşamadığı bilgileri çıkınca, gazetelere de yansıdı, 6 gün sonra değil. Biz aynı gün de yazılı bir notayla sorduk, 'Bu bizim vatandaşımızdır ve böyle haberler var. Bunun durumu nedir?' Aradan 3-4 gün geçti. ABD'den herhangi bir ses çıkmadı. Dün (önceki gün) itibarıyla arkadaşlarımız tekrar bir notayla, 'Biz şu tarihli bir notayla sorduk ama sizden dönüş olmadı' diye sordu. Dün (önceki gün) hem Adalet Bakanlığından hem de ABD Dışişleri Bakanlığından Büyükelçiliğimize dönüşler olmuş. 'Başka bir yerde. Sağlığı da iyi, güvende, bir sorun yok' diye genel bir cevap verilmiş. Olayın özü budur." Halk Bankası'nın ABD ambargosunu deldiğine inanmadıklarını vurgulayan Çavuşoğlu, "Halk Bankasının hiçbir işlemi ABD ambargosuna aykırı değildir" dedi. 17-25 Aralık'ın FETÖ'nün darbe girişimi olduğunu belirten Çavuşoğlu, ABD'deki iddianamenin de FETÖ iltisaklı bir savcı tarafından hazırlandığını dile getirdi. Çavuşoğlu, Irak ile ilişkiler konusunda da "Irak yönetimi Başika için haddini aşan şeyler söyleyince cevap verdik. Ama bu Irak'a ömür boyu düşman olduğumuz anlamına gelmez. Irak'ın sınır bütünlüğünü, toprak bütünlüğünü, istikrarını desteklemediğimiz anlamına da gelmez. Barzani ile iyi ilişkiler kurmak, Kürt kardeşlerimizi zor zamanlarında desteklememiz demek onun ayrılıkçı, Irak anayasasına aykırı hareket etmesine göz yummamız anlamına da gelmez" diye konuştu.
Milliyet

DÜNYA 
Merkel Hükümet Kurmakta Zorlanıyor 
Almanya Başbakanı Angela Merkel, kendi ülkesinde güç mü kaybediyor? İşte bu soru, 24 Eylül'de gerçekleşen genel seçimlerden 55 sandalye kaybeden ve yoluna birinci parti olarak devam etmeye çalışan Merkel'in, 4 partili koalisyon kurma çabasında zorlu dönemler geçirmesiyle gündeme geldi. Nitekim olay sadece bununla da kalmıyor. Alman Hıristiyan Demokratlara yakınlığıyla bilinen Konrad Adenaeur Vakfı'nın başına geçecek aday konusunda bile, Merkel'in canını sıkacak gelişmeler yaşandı. Zira Angela Merkel'e de hayli yakın olan, hatta kendisinin işaret etmiş olduğu büyükelçi Anne Schavan, son anda adaylığını geri çekmek mecburiyetinde kaldı. Vatikan neznindeki Alman büyükelçi Schavan, Merkel'in desteğine rağmen seçilmeyi başaramadı. Hatırlanacağı üzere, 19 Ekim'de Türkiye ile müzakereleri sonlandırma vaadiyle Brüksel'e gelen Merkel, AB liderlerinden, talebine yönelik karşılık bulamamıştı. Türkiye'ye yapılacak mali yardımların kısılmasını talep eden Almanya'nın isteği, Avrupa Komisyonu'ndan tam olarak karşılık görmemişti. AB Komisyon Başkanı Jean-Claude Juncker, Türkiye'ye yapılacak olan mali yardımlar konusunda bir kısıntıya gidilmeyeceğini, sadece mali yardımların, temel hak ve özgürlükler alanındaki projelere yönlendirileceğini açıklamıştı.
Milliyet

Hariri Paris Yolcusu 
Halen Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'ta bulunan Lübnan Başbakanı Saad Hariri'nin, ülkesine döneceğine yönelik açıklamalarına karşın Fransa'ya gitmek üzere olduğu belirtildi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Hariri ve ailesini Fransa'ya davet ettiğini açıklarken, Hariri'nin Fransa'da siyasi sürgünde yaşamasına izin verip vermediği sorusu üzerine ise "Kesinlikle böyle bir şey yok. Lübnan'a istikrarın dönmesini ve siyasi tercihlerin kurumsal yapı içerisinde yapılmasını ümit ediyorum" dedi. Resmi ziyaret için Suudi Arabistan'da bulunan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ise, Hariri'nin, Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un teklifini kabul ettiğini ve yakında Fransa'ya geleceğini bildirdi. Le Drian, "Hariri Fransa'ya gelecek. Veliaht Prens'e (Muhammed bin Selman) bu konu hakkında bilgi verildi." ifadelerini kullandı. Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Aun da, Hariri'nin cumartesi günü Fransa'nın başkenti Paris'e gideceğini ve daha sonra Lübnan'a geleceğini belirtti. Lübnan Cumhurbaşkanlığı Basın Ofisi'nden yapılan yazılı açıklamada Aun'un, "Başbakan Saad Hariri, ailesiyle cumartesi günü Paris'e gidecek ve bir süre dinlendikten sonra istifa konusunu görüşmek üzere Lübnan'a gelecek" ifadelerine yer verildi. Aun, Mayıs 2018'de yapılması planlanan seçimlere dikkati çekerek, "Yaşanan tüm bu krizler, meclis seçimlerini planlandığı gibi yapmamıza engel değildir" dedi. Açıklamada, Hariri'nin Fransa'da ne kadar kalacağı ve Lübnan'a ne zaman döneceğine dair bilgi verilmedi. Lübnan Başbakanı Hariri, 4 Kasım'da Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da istifa ettiğini açıklamış, nedenleri tam olarak anlaşılamayan bu istifa sonrasında Lübnan'da bir siyasi kriz başlamıştı.
Milliyet

Ab: Türkiye İlemülteci Anlaşması İşliyor 
AB Göç Komiseri Dimitris Avramopoulos, Türkiye-AB mülteci anlaşmasının Yunanistan kaynaklı zorluklara rağmen işlediğini söyledi. Alman haber ajansı DPA'ye açıklamalarda bulunan Avramopoulos, "AB-Türkiye anlaşması imzalandığından beri Ege Denizi'nde hayati tehlike taşıyan geçişlerde gözle görülür düşüş kaydettik" dedi. Avramopoulos, şu ana dek Suriyeli mültecilerin Türkiye'de toplam 3 milyar Euro değerindeki yardım paketinden yararlandığını da ifade etti. Güncel bir ilerleme raporundan bilgiler aktaran Avramopoulos, "Şu anda Türkiye'de tehlike altında bulunan 1 milyondan fazla mülteciyi aylık elektronik nakit ödemelerle destekliyoruz" diye konuştu. Komiser, buna ek olarak Türkiye'deki yaklaşık yarım milyon Suriyeli mülteci çocuk için çeşitli eğitim projelerinin de hazırlık aşamasında olduğunu kaydetti.
Haber Türk

'Prens Selman, Operasyon İçin Mübarek'in Adamını Getirtti' 
Suudi Arabistan'da geçen hafta yapılan yolsuzluk operasyonunun koordinasyonunun Mısırlı eski bir güvenlik şefi tarafından yürütüldüğü ileri sürüldü. Middle East Eye sitesinin haberine göre, Mısır'da Hüsnü Mübarek döneminde güvenlik şefliği yapan Habib el-Adli, Suudi Arabistan'da 11 prensin tutuklandığı yolsuzluk operasyonunu yürütmek üzere Veliaht Prens Muhammed bin Selman tarafından çağrıldı. Habere göre Adli, aylardır Suudi Arabistan'da olabilir. Adli, 1997 yılında Hüsnü Mübarek tarafından 62 kişinin Cemaüt'ül İslami Örgütü tarafından katledilmesi olayını araştırmakla görevlendirilmiş ve yıllarca Mübarek yönetiminde 'güvenlik şefi' olarak yer almıştı. Adli, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi döneminde Mübarek ile birlikte hapse atılmış, Abdülfettah es-Sisi'nin darbesinin ardından 2014'te serbest kalmıştı.
Haber Türk

EKONOMİ 
Dolar: 3,8503-3,8535
Euro: 4,5465-4,5516
Sterlin: 5,0964-5,1008
Gram Altın: 158,8654-158,9554

Enerjide Dev İşbirliği 
Dünyanın doğalgaz alanında en büyük rezervlerine sahip ülkelerinden Katar ile Türkiye arasında sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) anlaşması imzalandı. Katar'dan ilk kez uzun vadeli anlaşma ile LNG alımına olanak sağlayan anlaşmayla, Qatargas, BOTAŞ'a 2 milyar m3 doğalgaz eşdeğeri LNG sevkiyatı gerçekleştirecek. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak'ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a eşlik ettiği Katar gezisinde BOTAŞ ile Qatargas arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi de ele alındı. Anlaşma kapsamında Qatargas, BOTAŞ'a 2 milyar m3 doğalgaz eşdeğeri LNG sevkiyatı gerçekleştirecek. Bakanlık kaynaklarından edinilen bilgiye göre, ilk sevkiyat kısa süre içerisinde gerçekleşecek. BOTAŞ ile Katar doğalgaz şirketi, Türkiye'nin Katar'dan uzun vadeli ve düzenli LNG ithalatı yapmasını sağlayacak ön mutabakat zaptı imzalamış, eylülde anlaşmada son aşamaya gelinmişti. Yapılan anlaşma iki ülke arasındaki güçlü ilişkilerin göstergesi olurken, Türkiye'nin arz güvenliği sağlaması ve doğalgaz maliyetlerini düşürmesi açısından önemli bir anlaşma olarak değerlendirildi. Albayrak da Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında, hem arz güvenliğini sağlamak hem de dünyada düşen maliyetler ile kaynak çeşitliliğinde maliyetleri düşürmek için LNG'ye yönelik altyapı yatırımlarını hızlandıracaklarını açıklamıştı. 2016'da başlayan LNG terminali kapasite artırımı yatırımları ve Türkiye'nin ilk Yüzer LNG Terminali (FSRU) ile önemli adım atılmıştı. Ayrıca eylülde de BOTAŞ'ın alımını gerçekleştirdiği 2. FSRU'nun müjdesi verilmişti.
Milliyet 

Borç Kamçı Deyip Ödeyemiyorlar 
Türkiye'de bankaların elinde bulunan kötü alacakları satın alan ve takibine düşen 14 varlık şirketi bulunuyor. Bunlar içinde piyasa payı en büyük olan şirket Hayat Varlık. Bireysel borçluların davranış ve profillerini konuştuğumuz Hayat Varlık Genel Müdürü Hilmi Güvenal, toplumsal huzur ve borç veren - borç alanların iki taraflı sorumlulukları için genel bir bilinç kampanyasının başlatılması gerektiğini söyledi. Türkiye'de şu anda mahkemelerde bekleyen 25 milyon icra dosyası bulunduğunu ifade eden Güvenal, "Kredi borcunu ödemeyenlerin icraya düşmüş, banka ve diğer finans kuruluşlarından bize satılmış icra aşamasındaki borçlu dosyası 2 milyon civarında. 2 milyon kötü alacak dosyası da bankaların elinde bulunuyor. Dosya olarak değil, tekil kişi olarak düşünülürse en az 3.5 milyon kişi kredi kartı ve ihtiyaç kredisinden dolayı icraya düşmüş" dedi. Türkiye finansal sisteminde tek bir ekran üzerinden bireylerin tüm borçlarının görülmediğini belirten Güvenal, "Kirasını, elektrik, su, doğal gaz ve dijital yayın şirketlerine olan borçlarını ödemeyen insanları da düşürseniz rahat 5 - 7 milyon kişinin icrada olduğu söylenebilir" dedi. İcraya düşecek olan borçlu sayısında artış beklediğini ifade eden Güvenal, "Sistem buna açık. Finansal sistemde kişilerin bütün borçlarını gösteren tek bir ekran yok. Kredi Kayıt Bürosu'nda (KKB) görülen kişilerin bankalara olan borçları. Kira, su, doğalgaz, elektrik borçlarını göremiyorsunuz" yorumunu yaptı.
Milliyet 

Türkiye Bu Hikayeleri Aşar 
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, "Türkiye'nin batı dünyasında sıkıntı yaşayacağına dair ihtimaller üzerinden döviz piyasasında yaşanan oynaklığın ekonomideki olumlu momentumu bir miktar olumsuz etkileme ihtimali var. Bunu çok hızlı ölçüde aşarsak ki aşacağımıza inanıyorum, inanıyoruz ki bu iddiaların temeli yoktur" açıklamasını yaptı. Şimşek, Küresel Katılım Finans Zirvesi'nde ekonomideki ve döviz kurundaki son gelişmeleri değerlendirdi. Şimşek, Türkiye'nin küresel nüfus, küresel ihracat, uluslararası doğrudan yatırımlar ve küresel milli gelirden yüzde 1 ila yüzde 1.7 arasında pay aldığını belirterek, satın alma gücü paritesiyle bu yıl IMF'ye göre 2.1 trilyon dolarla dünyanın en büyük 13'üncü ekonomisi olacaklarını söyledi. Şimşek, Türkiye'de çok güçlü bir ivme olduğunu, FETÖ'nün darbe girişiminden sonra ortaya koydukları doğru politikalarla hızlı bir toparlanma yaşandığını vurguladı. Şimşek, "Geçmişe dayalı kurgular üzerinde hikayeler üretiliyor, Türkiye hızlı bir şekilde bunu aşar. Biz Türkiye'nin büyüme potansiyelinin yüksek olduğuna, devam edeceğine inanıyoruz" değerlendirmesini yaptı. Mehmet Şimşek, Türkiye'nin enflasyonla 2000'li yılların başında çok güçlü şekilde mücadele ederek enflasyonu tek hanelere düşürdüğünü ifade ederek, şöyle devam etti: "Yaşadığımız şokların etkisiyle, özellikle kur şoku nedeniyle, son birkaç aydır petrol fiyatlarının artması, gıda fiyatları üzerinden enflasyon çift haneye çıkmış durumda. Buradan piyasaya çok net bir mesaj vermek istiyorum; biz bu sorunu önemsiyoruz, kayıtsız değiliz. Merkez Banka'mız bu duruma kayıtsız kalmadı, kalmayacaktır. Mutlaka gerekeni yapacağız."
Vatan 

Altında Patlama: 10 Ayda 38.5 Ton Üretim Yapıldı 
Darphane ve Damga Matbaası Genel Müdürlüğü verilerine göre, 10 ayda 28.5 ton ziynet, 10 ton sikke (meskük) olmak üzere 38.5 ton altın üretildi. Darphane'nin altın üretimi, 2015'te 21.6 ton ve geçen yıl 24.9 ton olmuştu. Bu yıl adetsel bazda en yüksek üretim 2 milyon 656 bin ile Mayıs'ta kaydedildi. Darphane verilerinden elde edilen bilgilere göre, bu yılın 10 ayında üretilen ziynet altının 7 milyon 659 bin 770'i 'çeyrek', 1 milyon 54 bin 385'i 'yarımlık', 1 milyon 216 bin 197'si 'birlik', 157 bin 790'ı 'ikibuçukluk', 2 bin 325'i 'beşlik' olarak kayıtlara geçti. Sikkede 190 bin 400'ü 'çeyreklik', 30 bin 694'ü 'yarımlık', 1 milyon 219 bin 416'sı 'birlik', 2 bin 460'ı 'ikibuçukluk', 17 bin 490'ı da 'beşlik' oldu.
Vatan

Bddk'dan 4 Saat Sonra Düzeltme 
Türk Telekom'un ana ortağı Oger'in ödeyemediği 4.7 milyar dolarlık borcuna yönelik Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mehmet Ali Akben'in demeçleriyle ilgili haberler kafa karıştırdı. İstanbul'da yapılan katılım bankacılığı konferansı sırasında Reuters, sorularını yanıtlayan Akben'in "Biz bankalara dedik ki siz bunları takibe almayın. Hazine ya kendisi alacak, ya da Saudi Telecom ya da diğerlerine satacak. Bu krediler 'default'a (takip) düşmeyecek" açıklamasını abonelerine geçti. Saat 12:59'da yayınlanan bu haberin ardından Anadolu Ajansı saat 16.48'de BDDK Başkanı'nın açıklamalarının tam tersini içeren bir haber yayınladı. Oger Telecom'un Türkiye birimi OTAŞ'ın kreditörlerine geri ödemelerini yapamaması dolayısıyla kredinin takibe alınmaması için bankalara talep iletmediklerini belirten Akben şunları söyledi: "Kredilerle ilgili genel yaklaşımımızda ödemelerde aksamalar olduğunda bunları yapılandırmaları noktasında genel bir müsaade ve çerçevemiz bulunuyor. Türkiye'nin şu anda içinde bulunduğu şartlardan dolayı herhangi bir gecikme olduğunda bunları bankalar yapılandırabilirler, ödemeleri ona göre ayarlayabilirler. Bugün geçen bir haberde maksadını aşan bir ifade kullanılmış. Bankalardan OTAŞ'la ilgili bir talebimiz olmadı. Kimseye kıyak geçtiğimiz yok. Biz ülkemizin menfaatlerini düşünerek hareket ederiz. Hazine konuyla yakından ilgileniyor. Biz de takip ediyoruz." Kredinin takibe geçilmesinin, batmış ya da batacak bir firmanın haczedilmesini gerektirdiğini dile getiren Akben, "Karşıda batmış bir firma yok, çalışan bir firma var. Yapılandırma müsaadesi turizm kredilerinde de diğerlerinde de var. Bankanın şirketin kredisini tahsil edemeyeceği yönünde bir beklentisi varsa zaten gereğini yapacaktır. Bize sormalarına gerek yok zaten takibe geçebilirler" bilgisini verdi. Oger'e 2013 yılında 4.75 milyar dolar tutarındaki krediyi veren 30'a yakın banka arasında en büyük payı Akbank, Garanti Bankası ve İş Bankası alıyor.
Hürriyet

POLİTİKA 
En İyi Okul, Eve En Yakın Okuldur 
Başbakan Binali Yıldırım, TEOG'un yerine yeni sistemin açıklandığını hatırlatarak, "Mecburiyet yok. İster sınava girsin ister sınava girmesin herkes istediği yere kaydını yaptıracak hiçbir öğrenci dışarıda kalmayacak. Daha da güzeli mümkün olduğu müddetçe öğrencilerimiz evine yakın yerlerdeki okullara gidecek. En iyi okul eve en yakın okuldur. Evin yakınındakine gitmek istemiyorum, birtakım proje okulları var, bunlara gideceğim diyorsa, canın istiyorsa onlara git. 120 bin öğrenci bu okullara yerleştirilecek" dedi. Yıldırım, Keçiören'de Ovacık Eğitim Kampüsü ve 34 eğitim tesisinin temel atma törenine katıldı. Törene Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Tuna da katıldı. 516 milyonluk bir yatırım yaptıklarını ifade eden Yıldırım, şunları söyledi: Bu adeta Külliye, liseler var, ana okulu var meslek liseleri var atölyeler, spor salonu temeli atılmış olacak. Külliyeye ilaveten yeni okullar da ilave edilecek. Derslik ihtiyacını karşılıyoruz, hedef ne; 2019. 2019 sonuna kadar Türkiye'de tekli eğitime geçeceğiz. Sabahçı, öğlenci artık bitecek. Bu temel atma bunun önemli bir adımıdır. 2019'un ilk harcını atıyoruz. Ankara'da 10 bin dersliğe ihtiyacımız var; 350 okul demektir. 2 yıl içinde 350 okulun inşaatını bitireceğiz. Boş geçen ders dönemi bitti. Her sınıfta 24 öğrenci var. Öğretmenler kalabalık sınıfta ders anlatma yorgunluğundan kurtuldu. Bir süre önce TEOG kalktı. Peki kalktı da ne oldu? Niye vardı, niye kalktı? Bunu bakanımız bugünlerde anlatıyor. Bütün sorulara cevap vermeye çalışıyor. Detayları bilmesem de bu gelen sistemin özelliği şu; ortaokul bitti, liseye geçilecek. Liseye geçerken önceki sistemde herkes sınava giriyordu. Bunu kaldırdık, mecburiyet yok. İsteyen girsin, isteyen girmesin. İster sınava girsin ister sınava girmesin herkes istediği yere kaydını yaptıracak. Hiçbir öğrenci dışarıda kalmayacak. Daha da güzeli; mümkün olduğu müddetçe öğrencilerimiz evine yakın yerlerdeki okullara gidecek. Bazı şehirlerimizde mahallesindeki okula yetmeyebilir, diğer mahalle, bitişikteki mahalle veya ondan sonraki ilçede eğitim bölgesi dediğimiz yaşadığı yere yakın bir okulda liseye başlayacak. Bakanımız ne dedi; 'en iyi okul eve en yakın okuldur.' Bu prensiple hareket ettik. Peki sınav niye var? Evin yakınındakine gitmek istemiyorum, bir takım proje okulları var, bunlara gideceğim. Canın istiyorsa onlara git. Onların sayısı bütün liseye gideceklerin sayısına yetmiyor yarış olacak, oraya gitmek isteyenler de sınava girecekler. 120 bin öğrenci alacak en fazla notu alan 120 bin öğrenci yerleştirilecek. Altında kalanlar da yine az önce dediğim gibi en yakın okula istedikleri okulu seçecekler, beş okuldan birine yerleşecekler. Mesele basit ve açıktır. Bir sürü kafa karıştırmaya çalışanlar var. Olayı döndürüyorlar, dolaştırıyorlar bu kadar basit bir sistemi anlaşılmaz hale getiriyorlar. Ben ne diyorsam odur ha! Basit bir sistem. Bizde bir veliyiz. Evlatlarımızın en iyi eğitim alması, en büyük arzumuz hiçbir öğrenci üzülmesin stres yaşamasın, kaygılanmasın. Hiç merak etmeyin. Beklentileriniz karşılanarak gereken her adımı atacağız. Eğitim sadece güzel okul yapmak ve sınıfları süslemekle olmuyor. Teknoloji ile öğrenme şartları ortamı çok değişti. Değişime duyarlı olmak kayıtsız kalmamak, değişimi dönüşümü zamanında okumak mecburiyeti var. Daime geçmişe bakmak yerine ileriye bakmak mecburiyetindeyiz.
Milliyet

Mhp İle İttifaka Yeşil Işık 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Rusya, Kuveyt ve Katar ziyaretlerinin ardından Türkiye'ye dönerken gazetecilerin hem iç siyaset gündemi hem de dış siyasetle ilgili sorularını yanıtladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin 2019 seçiminde "AK Parti ile yan yana mücadele" açıklamasına Cumhurbaşkanı olumlu karşılık verdi. Erdoğan özetle şunları söyledi: Bahçeli'nin 'MHP, Ak parti ile sonuna kadar birlikte mücadele etmeye kararlıdır' şeklinde bir açıklaması oldu. Bunu nasıl yorumluyorsunuz? "Ben Bahçeli'nin şu cumhurbaşkanlığım dönemi içinde yerli ve milli olarak vatanseverlik konusundaki tüm yaklaşımlarını aynen paylaşmışımdır, paylaşıyorum. Bundan sonraki süreçte de vatanseverlik noktasında, ülkemizin değerleri noktasında milli yerli olacak her konuda; hele hele terör örgütleriyle dayanışma içinde olan bir ana muhalefet partisi karşısında biz yerli ve milli olarak vatanımızın çıkarları tüm milletimizin çıkarları noktasında MHP ile biz her türlü adımı atmaya varız. Bu konuda tereddüdümüz dahi yoktur." Seçim sistemi, ittifak, baraj tartışılıyor. Bu konuda bir çalışma var mı? Bu konuda bir çalışma yok. Bana göre şu an için bu, erken sayılabilecek bir tartışma. Ancak ülke olarak baraj meselesinde tecrübemiz, deneyimimiz fazlasıyla var. Olaya ekonomik ve mali istikrar olarak bakmamız lazım. 50 artı 1 ile siyasi istikrar geliyor. Dolayısıyla bütün bunları göz önüne aldığımızda belki bir seçim öncesi ittifak düşünülebilir, onun üzerinde durulabilir. Bu da yetkili kurullarımızın çalışması, gerekli değerlendirmeleri yapması gereken bir iştir. Nasıl bir adım atılabileceği bilahare düşünülebilir. Bunlar da bu ülkenin evlatlarının birbirleriyle neler yapabildiğini göstermesi açısından çok çok önemlidir. 10 Kasım itibariyle başlayan gündem var. Belki de partiniz gençlik kolları çağrısıyla da... Partinizin Atatürk başlığında yeni bir hassasiyeti mi var? Eleştirilere ne dersiniz? Gençlerin dediğiniz türden bir şey yapması genel merkez gençlik kolları kaynaklı bir şey değil. Gençlerimizin kendilerinin serbest hareket etmesi suretiyle attıkları adım. Benim konuşmam zaten onlarla bağlantılı bir konu değil... Benim konuşmamda, bu ülkede tabular oluşturulmaması gerektiğini vurguladım. Atatürk'ü sevmek başka bir şeydir, Atatürkçülük yapmak başka bir şeydir. Bizim anlatmak istediğimiz budur. Anlattığımız da budur. Ülkemizde maalesef böyle bir durum yaşanıyor. Mesela neymiş, efendim ben Atatürk ifadesini kullanmıyormuşum! Ya, yok öyle bir şey. Kullandığım yerler vardır, kullanmadığım yerler vardır. Bu matematik bir olay değil ki. Atatürk'ün imzasına bakarsınız, bazı yerlerde K.Atatürk diye imzası vardır, bazı yerlerde Gazi Mustafa Kemal diye imzası vardır. Ben şimdi Gazi Mustafa Kemal de diyorum Atatürk de diyorum. Ama adamın derdi bağcı ile olduğu için, ne deseniz kusur buluyor. Sıkıntı burada. Düşünün artık, kimlerin eline diline düştü ya. Marksistlerin, affedersin PKK'lıların, HDP'lilerin, şunların bunların eline düştü. Onlarla birlikte yürüyen kim? Sözde Atatürkçü Kılıçdaroğlu. Beraber bunlarla yürüyor. Oradan eleştiriler yapıyor. Önce işine bak. Bu ülkeye ne kazandırıyorsun ona bak. Buralara kadar bu işi düşürmedik, düşürmeyeceğiz. Kaldı ki Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, biliyorsunuz, kendisini putlaştırmaya çalışanlara yönelik aleyhte çok veciz ifadeleri var. Al biraz da onları oku. Bak bakalım ne diyor. 'Vatan için ne yaptınız, bu millet için ne yaptınız?' diye soruyor. 'Bana öyle gelin' diyor. Biz, bu cümlenin şu andaki muhatapları olarak, Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyoruz, yaptığımız budur.
Vatan

Sgk İçin Hodri Meydan 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Sosyal Sigortalar Kurumu'nun başında olduğu dönemdeki açığın bugünden çok az olduğunu savunurak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Yıldırım'ı tartışmaya davet etti. Türk Eczacıları Birliği 41. Olağan Büyük Kongresi'ne katılan Kılıçdaroğlu, 1992 - 1999 yılları arasında SSK Genel Müdürlüğü yaptığı dönemle ilgili şunları söyledi: Sistemde büyük açıklar vardı. Bu açıkları gidermek için siyasilerin dikkatini çekmek için sağlığın bileşenleri ile kamuoyuna mal ettik, sorunun çözülmesi gerekiyordu. Çok şey yapıldı ama büyük ölçüde gerçekleşmedi. Siyasete girdik doğaldır bizi suçladılar. 'Kılıçdaroğlu SSK'yı batırdı' diye. Benim dönemimdeki açığı açıklamak mümkün. Şimdi daha fazla prim ödüyorsunuz, daha düşük emekli maaşı alıyorsunuz. Bunlara rağmen bu açık neden büyüyor?" Benim dönemimde açığın 42 milyar lira olduğu söylendi sayın bakan tarafından. Sayın bakanı plan bütçe komisyonu üyemiz Bülent Kuşoğlu ile görüşmesini öneririm. Bir bakan ağzından çıkan rakamı test etmeli. Benim dönemimdeki bütün açıklara bakabiliriz. Bu hükümetin, hükümetlerin bütün dönemlerine bakıyorum; 292 milyar 804 milyon lira. Siyasetçi olarak şunu soruyorum bu açık nereden kaynaklanıyor? Emekliye daha düşük aylık, prim ödeme gün sayısı arttı, emeklilik yaşı 34-43'ten 65'e çıktı. Bu açık nereden çıktı? İddia ediyorum, Ak Parti'nin Genel Başkanına, Başbakana açık ve net; meydan okuyorum eğer Sosyal Güvenlik'i tartışacaksanız, ben tek başıma siz ordunuz ile gelin oturup tartışalım. Kim Sosyal Güvenlik'i bu hale getirdi?
Vatan

SPOR 
Efes'e Blok! 
THY Euroleague'de 8. hafta mücadelesinde Anadolu Efes, sahasında Panathinaikos'a 82-81 yenildi. Barcelona ve Maccabi deplasmanlarında gelen galibiyetlerin etkisi, tribünlerde hissedilmiş, Efes sezonun en iyi taraftar desteğini arkasına alarak maça girmişti. Ancak maçın başında ve sonunda öyle kolay sayılar yedi ki Efes, bu seviyede o hataların telafisinin çok zor olacağı belliydi. İlk çeyrekte Calathes'in hem Adams, hem de McCollum karşısında okul bahçesinde oynar gibi oynaması, takım halinde potaya çok kolay gitmelerini sağladı. Efes'in Stimac ile Dunston'a yan yana kullandığı düzeni, Singleton ve Gist gibi hareketli uzunlarla cezalandıran Panathinaikos, hemen öne fırladı. Efes adına Doğuş'un oyuna girişi ve rakip guardlara yaptığı baskı, Motum'un 4 numaralı pozisyona geçişiyle, hem savunmadaki yardımları iyi yapması hem de hücumda ekstra performansı, Efes'i uyandırdı. Motum'un yaptığı skor, Efes'in dışarıdaki isimlerini de rahatlattı, Simon da skor bulmaya başladı. Mc- Collum'un devreye girmesiyle Efes 32. dakikada 7 sayı öne de geçmişti. Ancak o dakikada Motum kenara geldi, iki uzunlu savunmaya karşı Panathinaikos yine zaafları çok iyi değerlendirdi. Son 7 dakikada 20 sayı yedi temsilcimiz, bunların 13'ü de Calathes'ten geldi. Ancak ne yazık ki ilk yarıda maçı çeviren Doğuş baskısı, o anda akıllara gelmedi. Belki rakibin uzun forvetlerinden bir tanesinin McCollum'a kalacak olması coachun gözünü korkuttu ama Calathes'in 29 sayı, 10 asist, 9 ribauntundan fazlası ne olabilirdi ki! Her şeye rağmen kazanma fırsatı geldi Efes'e ama hakemlerin çalamadığı düdükler, veremedikleri teknik fauller ve McCollum'un son topta Gist'ten yediği blok, bunu engelledi.
Milliyet

'Her Riski Alacağız' 
Trabzonspor Teknik Direktörü Rıza Çalımbay, ligin ilk yarısında kalan tüm maçları kazanmak istediklerini söyledi "Galip gelmek için için her türlü riske gireceğiz ama her adımı düşünerek atacağız" diye konuştu. Trabzonspor'a geldiği günle şu anki takım arasında fark olduğunun altını çizen tecrübeli çalıştırıcı, "Geldikten iki gün sonra Malatya maçına çıktık ve kaybettik. Şimdi takımı tanıdık. Bence Antalya kampı çok yararlı geçti. Ligin ilk yarısının artık neredeyse sonuna geliyoruz. Bu yüzden idmanlarımız daha çok motivasyon şeklindeydi" değerlendirmesini yaptı. Defansta daha dikkatli olmaları gerektiğini sözlerine ekleyen Çalımbay, "Bizim takımımız her takıma gol atabilir. Yeter ki biz gol yemeyelim. Bugüne kadar yediğimiz golleri sadece defansa yüklemememiz gerekir. Defans yapıyorsak tüm takım olarak yapmamız gerekiyor. Bundan sonra daha dikkatli olacağız. Hem gol yemeyip hem atmamız gerekiyor" dedi. Yaşanan sakatlıklarla özellikle orta sahada sıkıntıya düştüklerini itiraf eden bordo-mavili takımın teknik patronu konuşmasına şöyle devam etti: "Kucka'nın sakatlığı, Okay'ın ve Olcay'ın cezası nedeniyle sıkıntımız var. Sosa'nın da bir rahatsızlığı çıktı. Kucka'nın durumu belli değil. Galatasaray ve Kayserispor maçında da eksiğimiz vardı. Ama mazeret yok. Osmanlıspor'u yenmeliyiz." Milli aranın sakatlığı olan Burak Yılmaz'a çok iyi geldiğini vurgulayan Çalımbay, "Şu ana baktığımızda bir sorunu yok. Kampa girmeden önce durumuna karar vereceğiz. Kadro yapmakta herkes sağlam olduğunda zorlanacağız. Gerçekten inanılmaz bir yığılma var. Ama çalışmayan, antrenmanda kendini vermeyen arkadaşların takımda oynama şansı yok. Ben nasıl işimi yapıyorsam, siz nasıl işinizi yapıyorsanız onlar da yapacak. Çalışan arkadaşımız kazanır" ifadelerini kullandı.
Milliyet

Futbol Aklı Elit Seviyede! 
Galatasaray, daha önce Mircea Lucescu'yu oturtmak istediği "Futbol aklı" koltuğunu kulüp içinden Cenk Ergün'e teslim etti, o da bu görevin üstesinden başarıyla geldiği gibi, vizyonunu geliştirerek kendini Avrupa'da da kabul ettirdi. Ergün, Avrupa Futbolu'nun geleceğine yön verecek önemli kararların alınmasında kritik isimlerden biri olarak Avrupa Kulüpler Birliği çalışma grubunda yer aldı. 54 ülke federasyonundan 230 üyesi bulunan Avrupa Kulüpler Birliği'nin (ECA) Müsabakalar Çalışma Grubu'nda yer alan Cenk Ergün'ün içinde bulunduğu komisyon, sadece yönetim kuruluna d e ğ i l , aynı zamanda FIFA, UEFA gibi kurumlara da aktif tavsiye ve destek sağlamakta... Çalışma grubunun bu hafta içinde Roma'daki toplantısına katılan Ergün, kulüplerin geleceğine yönelik kararların alınmasında önemli bir noktada yer alıyor. 20 üyesi bulunan grupta Real Madrid'i Emilio Butragueno, Juventus'u Maurizio Lombardo, Borussia Dortmund'u Christian Hockenjos, Sevilla'yı Jesus Arroyo Sanchez gibi isimler temsil ediyor. Kulüpler Birliği'nde Türkiye'den 4 büyükler dışında Bursaspor ve Medipol Başakşehir de üyeler arasında yer alıyor. Galatasaray Futbol Direktörü Ergün'ün Müsabakalar Çalışma Grubu'nun hafta başındaki toplantısında Juventus'u temsil eden Genel Menajer Maurizio Lombardo ile Asamoah konusunu da konuştuğu öğrenildi.
Milliyet

Porto Maçı Kadar Önemli 
Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş, Teleset Mobilya Akhisarspor karşılaşması öncesi oyuncularından galibiyet istedi. Milli ara öncesi Süper Lig'in iki dişli ekibi Aytemiz Alanyaspor ve Göztepe'yi deplasmanda mağlup ederek, zirve yolunda çok önemli iki virajı kayıpsız geçtiklerini dile getiren Güneş, Akhisar maçını da kazanmak zorunda olduklarının altını çizdi. Futbolcularıyla bir toplantı yapan siyah-beyazlı hocanın, "Akhisar'ı yenersek galibiyet serisi yakalayıp, yükselişimizi devam ettirmiş oluruz. Ligin ilk yarısı bitene kadar ne kadar çok maç kazanırsak o kadar iyi duruma geleceğiz. Bu takım galibiyet serisini devam ettirsin, iki hafta sonra çok daha farklı bir Beşiktaş olacak" ifadelerini kullandığı öğrenildi. Şenol Güneş, siyah-beyazlı takımın ligdeki grafiğini yukarıya çevirdiğini de dile getirdi. Deneyimli çalıştırıcının, "Milli aradan sonra yine cuma günü oynuyoruz. Milli takımlarına gidip, çok uzaklardan gelenler oldu. Yol yorgunu olanlarınız var. Gençlerbirliği maçında bunların sıkıntısını yaşadık. Fakat Akhisar maçında böyle bahanelerimiz olmamalı. Kendi evimizdeki bu maçta puan kaybetme gibi bir lüksümüz yok. Rakibin son haftalardaki durumuna bakarak rehavete girmeyelim. Futboldan keyif alarak oynayalım ve mutlaka kazanalım" diye konuştuğu vurgulandı. Şenol Güneş, futbolcularından Şampiyonlar Ligi'nde salı günü oynayacakları Porto maçını akıllarından çıkarmalarını da istedi. Siyah-beyazlı hoca, "Kafanızda sadece Akhisar maçı olsun. Bu maç da en az Porto karşılaşması kadar önemli. Hedeflerimize maç maç ilerlemeliyiz" dedi.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme