18 Kasım 2017 Cumartesi

18.11.2017 Genel Gündem

18.11.2017

GÜNDEM
Sanıktan 'İmam'a Motivasyon Notu 
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminde üs olarak kullandığı Akıncı davasının 10 Kasım'daki duruşmasında, sanıklardan eski kursiyer Teğmen İsmail Küçükberber'in, sivil imam Harun Biniş'e, "Size ne diyebilirim ki, bu yükü yüklendiniz, inşallah cennet ayaklarınızın altında olduğu gibi başınız üstte olacaktır. Hiç üzülmeyin, Rabbim sizi öyle yakın bir zamanda sevdiklerinize kavuşturacak ki hayret edeceğiz" yazılı not iletirken yakalandığı ortaya çıktı. Duruşmada Mahkeme Başkanı Selfet Giray, Sincan Cezaevi Jandarma Tabur Komutanlığı tutanağı ile ele geçirilen "kişiye özel" ibaresi bulunan evrakın dosyaya girdiğini açıkladı. Tutanağa göre 10 Kasım 2017'deki duruşmada sanık Küçükberber'in, yoklama kağıdının arkasına sakladığı kâğıdı darbe girişimi gecesi üstte yakalanan sivil imam Harun Biniş'e verdiği, salondaki jandarma tarafından fark edildi. El konulan nota ilişkin tutanak tutuldu. Küçükberber'in sivil imam Biniş'e ilettiği not şöyle: "Moralleriniz çok yüksek, önemli birinin huzurundasınız. Kıymetli kardeşlerim, değerli kızlarım... Pek çoklarının isminden bile ürktüğü bir yükü yüklendiniz. İnşallah cennet ayaklarınızın altında olduğu gibi başınız üstte olacaktır. Endişe etmeyin, Rabbim sizleri öyle yakın bir zamanda sevdiklerinize kavuşturacak ki hepimiz hayret edeceğiz." Tutanaklarda notta 'ML+2' bayan yazıldığı, bunların arkada bulunan bayan tutuklular olduğu belirtildi. Notun, iletilmek istendiği kadın sanıkların, eski Yarbay Emine Gülşen Torunoğlu Aslan, eski Yüzbaşı Burcu Doğan ile eski kursiyer teğmenler Lale Işık, Kübra Arpaguş ve Merve Duğan olduğunun tahmin edildiği bildirildi. Eski Çiğli 2. Ana Jet Üs Komutanı tümgeneral Kubilay Selçuk'un notun iadesi için çok üstelediği, bu sebeple notu , Selçuk'un yazdığı düşünülüyor. Mahkeme tutuklu sanıklar Mehmet Hanilçi, Erkan Çoban, Cemal Tazesavaş, Selim Demir, Melih Yılmaz, Hüseyin Taşkıran, Mahmut Tülüce, Mustafa Özbek, Ahmet Pala, Hasan Cerrahoğlu, Tuncay Sarı, İbrahim Doğru ve Ahmet Cebel'i adli kontrol şartıyla tahliye ederek, duruşmayı 11 Aralık'a erteledi. Diğer sanıkların ise tutukluluklarının devamına karar veren mahkeme, başka suçtan tutuklu Gökhan Şahin Sönmezateş'i 'birden fazla kişiyi öldürmek' ve 'kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmak' suçlarından tutukladı.
Milliyet


Irak Şehitlerine Ağıtlarla Veda 
Kuzey Irak'ta bulunan Avaşin-Basyan Bölgesi'nde PKK'lı teröristlerle çıkan çatışmada şehit düşen piyade uzman çavuş 25 yaşındaki Bilal Türkmen Hatay'ın Payas ilçesinde; piyade sözleşmeli er Sefa Kabakkaya da Ordu'nun Altınordu ilçesinde son yolculuklarına uğurlandı. Şehit Bilal Türkmen'in cenazesi, dün ilk olarak helallik alınması için Payas Karbeyaz Mahallesi'ndeki baba ocağına getirildi. Şehidin tabutuna sarılan yakınları gözyaşlarına boğuldu. Helallik alınmasının ardından Türkmen'in cenazesi kortej eşliğinde Şehitlik Camii'ne götürüldü. Burada düzenlenen törene Vali Erdal Ata, Ak Parti Hatay milletvekilleri Orhan Karasayar, Hacı Bayram Türkoğlu, Mehmet Öntürk, CHP Hatay milletvekilleri Mevlüt Dudu, Serkan Topal, Birol Ertem, MHP Hatay Milletvekili M. Necmettin Ahrazoğlu, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş, 39. Mekanize Tugay Komutanı Tuğgeneral T. Erkan Olgay, kaymakamlar, belediye başkanları, şehidin yakınları ve vatandaşlar katıldı. Türkmen için düzenlenen törende annesi Elife, babası Mustafa Türkmen'i yakınları teselli etmeye çalıştı. Cenaze namazının ardından şehit Bilal Türkmen, gözyaşları ve dualar arasında toprağa verildi. Piyade sözleşmeli er Sefa Kabakkaya'nın Türk bayrağına sarılı cenazesi, Ordu'nun Altınordu ilçesine bağlı Şahincili Mahallesi'ndeki baba ocağından alınarak, Bahçelievler'de bulunan Ulu Camii'nin avlusuna getirildi. Burada düzenlenen törene Ordu Valisi Seddar Yavuz, CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun, Giresun Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Hakan Saraç, Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, şehit babası Birol Kabakkaya, annesi Nurcan Kabakkaya, ablası Ebru Biçer, yakınları, daire müdürleri, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, polis ve askeler ile yaklaşık 5 bin kişi katıldı. Oldukça bitkin görünen acılı anne baba, taziyelerle teselli bulmaya çalıştı. Abla Ebru Biçer, şehit kardeşinin beresini elinden hiç bırakmadı. Anne Nurcan Kabakkaya ile tabuta sarılıp gözyaşı döktü. 2 çocuk annesi Nurcan Kabakkaya, "Aşkım, canım oğlum seni çok seviyorum aşkım" diyerek ağıt yaktı. Cenaze töreninde sandalyeye oturan şehidin anne babası, oğullarının tabutundan gözlerini hiç ayırmayarak, dakikalarca fotoğrafına bakıp, büyük hüzün yaşadı. Kabakkaya'nın cenazesi, Garnizon Şehitliği'nde gözyaşları arasında toprağa verildi. Kabakkaya'nın 7 Mart 2016 tarihinde Bingöl 49'uncu Komando Tugay Komutanlığı'nda sözleşmeli er olarak göreve başladığı, geçici olarak Hakkari Şemdinli bölgesine göreve gittiği belirtildi.
Milliyet

'Tam Gün'de Yeni Model Yolda 
Büyük tartışmalarla çıkan ve kamuda çalışan hekimlerin özel sektörde çalışmasını sınırlayan 'Tam Gün Yasası'na revizyon geliyor. Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, "Tabipler Odası, sendikalar sözünü söylesin. Önerileri, teklifleri, tartışmaları bekliyoruz" dedi. Hürriyet'e konuşan Demircan şunları söyledi: Büyük tartışmalarla çıkan ve kamuda çalışan hekimlerin özel sektörde çalışmasını sınırlayan 'Tam Gün Yasası'na revizyon geliyor. Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, "Tabipler Odası, sendikalar sözünü söylesin. Önerileri, teklifleri, tartışmaları bekliyoruz" dedi. Hürriyet'e konuşan Demircan şunları söyledi: "Yasadaki değişikliğin iki nedeni var. Birinci neden, hekim açığımız. Türkiye'deki hekim sayısının OECD ülkeleri arasında en son sırada olması. 10 bin kişiye 180 hekim düşüyor. Beş - altı yılda pratisyen hekim açığını kapatacağız. Ama uzman hekim ihtiyacını kapamak öyle kolay olmayacak, 10 - 15 yılı bulacak. Elimizdeki hekim sayısı, talebe yetmiyor. Sağlık hizmetlerimizi az sayıdaki hekimle en üst düzeyde verebilmek için çalışma şartları üzerinde bir değerlendirme yapmak zorundayız. Sağlık turizminde de bu hekimlerden yararlanmak istiyoruz. Yetiştirdiğimiz insan gücü, üst düzey eğitim almış, tecrübeye sahip hocalarımız, sağlık çalışanlarımız hastanelerimizdeki bu imkânı değerlendirecek ve değerli hale getirecek. YÖK (tıp fakültesi hastaneleri için) ile çalışmaya başladık. Henüz, 'Şu şekilde hareket edeceğiz' diye alınmış bir kararımız yok. Ama bu çalışmayı yaparken, kamuoyu önüne gündeme getirelim, konuyla ilgili taraflar görüşlerini oluştursunlar. Tabipler Odası, sağlıkla ilgili sendikalar, bu konuda söz söyleme yetkinliğine sahip herkes sözünü söylesin. Türkiye'deki sağlık mekanları ve insan gücünü en iyi şekilde, en verimli şekilde çalıştıracak modelin arayışını başlatmış bulunuyorum. Önerileri, teklifleri, tartışmaları bekliyoruz. Sonra gerekli düzenlemeleri yapalım. Alınmış bir karar yok. Her şey masanın üzerinde ve her şey tartışılır. Geçen süre içerisinde hem ben uygulamaları ilgiyle takip ettim hem de hekim arkadaşlarla yaptığımız değerlendirmelerde değişik analizler yaptık. Ama şimdi daha geniş ve kapsayıcı olacak inşallah. 2018 içinde bunun adını koyarız. Değişikliğin hedefi kamu, vakıf ve özel sağlık sektöründeki bütün insan gücünü, en akılcı şekilde 'mobilize' etmek. İlla bir tarafa ağırlık vermek peşinde değiliz. Modeli dönüştürebiliriz, geliştirebiliriz, yeni model üretebiliriz. Biz şimdi tartışma zeminine konuyu çektik, açtık. İlgili taraflarla, tabip odaları, sendikalarla da görüşeceğim. Üniversiteyle zaten görüşüyoruz. Daha da geliştireceğiz. Masaya yatırıp, yapılabilir olanı bulmak ve en doğrusu, en verimlisini üretmek hedefimiz. Sağlık hizmetini verenlerin çok büyük fedakârlıkla çalışmaları gerekiyor. Ama hekim arkadaşları, hizmet verenleri yeterli derecelerde motive edememiş olabiliriz. Bunu da ortadan kaldırmak lazım. Sağlıktaki memnuniyetin, çalışan memnuniyetiyle birlikte at başı gittiğini biliyoruz. Çalışanlardaki memnuniyet oranlarının yükseltilmesinden yanayız. Bu çalışmaları yapıyoruz. Hekimlere karşı yapılmış en ufak olumsuz şeyi kendime karşı yapılmış sayarım. Çalışan arkadaşlarla inşallah çok güzel diyaloglarımız olacak. Biz 600 bin kişiyi aşan bir sağlık takımı, ekibiyiz. Hepimiz birlikte bu milletin hizmetindeyiz. Çok önemli görevler yaptıklarına inanıyorum arkadaşların."
Hürriyet 

DÜNYA 
'Koalisyon Anlaşmaya Seyir Razı Değildi' 
Fransa Ordusu'ndan üst düzey bir yetkili, DAEŞ militanlarının Rakka'dan kaçışlarına izin verilmesi konusunda açıklamalarda bulundu. BBC'nin haberinde ABD öncülüğündeki koalisyonun, Rakka'yı kuşatan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile DAEŞ arasındaki anlaşmaya uyduğu ve teröristlerin geçişine izin verdiği iddia edilmişti. Fransa ordu sözcüsü Patrik Steiger ise, "Koalisyon, DAEŞ teröristlerinin takip edilmeden Rakka'dan kaçışını sağlayan anlaşmaya karşı çıktı" dedi. Steiger, gazetecilere yaptığı açıklamada, "(Konvoy) insansız hava araçlarıyla izleniyordu (ama) teröristler halka karışmıştı, bu da hava saldırısı yapılmasının önünde engel oluşturuyordu" diye konuştu. BBC, ABD öncülüğündeki koalisyon ile YPG'nin başını çektiği SDG'nin ortak operasyonu sonucu 250 DAEŞ militanının, mühimmatları ve silahlarıyla Rakka'dan güvenli bir şekilde tahliye edildiğini ortaya çıkarmıştı. Aralarında çok sayıda yabancı savaşçının da bulunduğu DAEŞ militanları, 4 bin siville beraber tahliye edilmişti. ABD'li yetkililer, daha önce yaptıkları açıklamalarda koalisyonun anlaşmanın tarafı olmadığını savunmuş ve "yerel bir soruna bulunan yerel bir çözüm" ifadesini kullanmışlardı. BBC'ye konuşan ve DAEŞ'li militanları taşıyan kamyonların şöförleri, militanlar arasında Fransızlar ve Türklerin de bulunduğunu açıklamıştı. Fransa İçişleri Bakanı Gerard Collomb, bu hafta yaptığı açıklamada, yaklaşık 400 DAEŞ'linin Fransa'ya döndüğünü ve takip altında olduğunu belirtti. Collomb 700 DAEŞ'linin ise hala bölgede olduklarına inanıldığını açıkladı.
Milliyet 

Suudi Arabistan'da Servet Pazarlığı 
Suudi Arabistan'da, Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın başlattığı yolsuzlukla mücadele kapsamında tutuklanan prenslerden, özgürlükleri karşılığında milyarlarca dolar istendiği öne sürüldü. "Financial Times" gazetesine konuşan kaynaklar, Suudi otoritelerin gözaltına alınan prenslere mal varlıklarını Riyad yönetimine devretmeleri halinde serbest bırakılma teklifini götürdüğünü belirtiliyor. Haberde, yolsuzluk soruşturması kapsamında gözaltına alınan 11 Suudi prens ve iş adamının mal varlıklarının yüzde 70'ine el konulmasının amaçlandığı ifade ediliyor. Yürütülen müzakereler sürecinde bazı mal varlıklarının el değiştirdiği ve Riyad yönetiminin kontrolüne geçtiği de belirtiliyor. Veliaht Prens bin Selman, aralarında dünyaca ünlü Prens El Velid bin Talal'ın da olduğu ülkenin yüzlerce elitini 100 milyar dolara ulaştığı tahmin edilen bir yolsuzluk davası kapsamında gözaltına almıştı. Para aklama, rüşvet, haraç ve kamu görevini kötüye kullanma suçlamalarıyla karşı karşıya olan tutuklular Suudi başkent Riyad'daki Ritz-Carlton otelinde tutuluyor. Habere göre, anlaşmaların amacı düşük seyreden petrol fiyatları sebebiyle zor bir dönem geçiren ve geçtiğimiz yıl 79 milyar dolar cari açık veren Suudi Arabistan ekonomisinin iyileşmesine yardımcı olmak. Davanın baş savcısı yaptığı açıklamada yolsuzluğun 100 milyar doları aştığını söylemişti fakat devletin tutuklulardan bundan çok daha fazlasını alması, toplam el konulan servetin 300 milyar doları bulması bekleniyor. Öte yandan Suudi Arabistan Kralı Selman'ın gelecek hafta tacını 32 yaşındaki oğlu Veliaht Prens Muhammed Bin Selman'a devredeceği iddia edildi. İngiliz Daily Mail gazetesinin Kraliyet ailesine yakın bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, Kral Salman bundan sonra siyasette İngiltere'deki Kraliçe gibi bir rol alacak ve yalnızca "Kutsal Tapınakların Koruyucusu" sanını kullanmaya devam edecek.
Milliyet 

Putin'in Sırrı Ballı Çökelek 
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin sağlıklı yaşam konusunda hassasiyeti ile biliniyor. İçkisi, sigarası ve bilinen hiçbir kötü alışkanlığı yok. Peki 65 yaşındaki Rusya devlet başkanı, her gün düzenli yüzmek ve salonda egzersiz yapmak dışında, formunu nasıl koruyor? Ne yiyor, ne içiyor? Herkesin merak ettiği bu sorunun cevaplarını Rossiyskaya Gazeta derledi: 2012'de başkanla kahvaltı eden gazetecilerin aktardığına göre, Putin kahvaltıda meşhur "kaşa", yani yulaf lapası ile ballı çökelek (tvorog) ve çiğ bıldırcın yumurtası yiyor. Putin bir röportajında da "Yemek için fazla zamanım yok. Sebzeleri seviyorum. Sabahları kaşar, tvorog ve bal. Balıkla et arasında seçim yapmam gerekirse balığı seçiyorum. Koyun etini de severim" demişti. Devlet başkanı zaman zaman dondurma yese de tatlıdan pek hoşlanmıyor. Vladimir Putin yurt dışı gezilerinde ise yerel tatları denemekten zevk alıyor: Bir yere gitmişsem, oranın mutfağını denemekten memnuniyet duyarım. Yeşil çayı çok severim. Genellikle akşam yemeği yemem. Zamanım olmuyor. Öğlenleri varsa meyve yemeye, meyve yoksa kefir içmeye gayret ederim. 2010 yılında Kremlin'in ahçısı Anatoli Galkin Putin'in şarap ya da bira tercih ettiğini söylemişti. Limon suyu ve nane ilave edilmiş buzlu şampanya başkanın sevdiği kokteyllerden.
Vatan 

Mugabe 90-0 Yenik Durumda 
Güneydoğu Afrika ülkesi Zimbabve'de ordunun çarşamba günü yönetime el koyduğunu açıklamasının ardından Devlet Başkanı Robert Mugabe, dün ilk kez kamuoyu önüne çıktı. Mugabe, başkent Harare'deki Zimbabve Open Üniversitesi'nde mezuniyet törenine katıldı. Ev hapsinde olduğu ifade edilen Mugabe'nin halkın önüne çıkması dikkat çekerken, Mugabe'nin lideri olduğu iktidardaki ZANU-PF partisinin 93 yaşındaki liderlerinden desteği çektiği haberleri geldi. İngiliz haber ajansı Reuters'a konuşan ZANU-PF'den bir yetkili, Mugabe'nin istifa etmemesiyle ilgili olarak "Eğer inat ederse pazar günü kovulma sürecini başlatacağız. Salı günü de azledilir" dedi. Adı verilmeyen yetkili, "Buradan geri dönüş yok. Ev sahibi 90-0 öndeyken, 89'uncu dakikada aşırı yağış nedeniyle ertelenen bir maç gibi" diyerek Mugabe'nin koltuğunu koruma şansı kalmadığını vurguladı. Mugabe'nin gitmesi gerektiğini ifade eden bir başka isim de ülkede önemli bir konuma sahip olan Zimbabve Emekli Askerler Birliği Başkanı Christopher Mutsvangwa oldu. Mutsvangwa, Mugabe ve onun halefi olmaya çalıştığı iddia edilen 52 yaşındaki karısı Grace için "Mugabe ve eşi için oyun bitti" dedi. Bugün halka sokaklara çıkıp eylem yapmaları için çağrı yapan Mutsvangwa, askeri müdahaleye destek vererek, "Generaller harika bir iş yaptı. Bu iş bitti. Onurumuzu yeniden tesis etmek istiyoruz. Yarın (bugün) bunun zamanıdır. Ordunun başladığı işi bitirebiliriz" dedi. Emekli Askerler Birliği Başkanı, "Mugabe için geri dönüş yok. Gitmeli" ifadelerini kullandı. Görevinden ayrılması için yapılan görüşmelerde Mugabe'nin "birkaç gün, birkaç ay daha kalmak istediğini" kaydeden Mutsvangwa, devlet başkanı için "karısı üzerindeki kontrolü kaybetmiş bir bunak" dedi. Zimbabve ordusu ise Mugabe'nin dün katıldığı mezuniyet töreni öncesi devlet başkanının görevi bırakması yönündeki görüşmelerin devam ettiğini açıklamıştı. Mugabe, önceki gün Genelkurmay Başkanı Constantino Chiwenga ile görüşmüştü. Güney Afrika ülkelerinin temsilcilerinin de katıldığı görüşmenin ardından Mugabe'nin Chiwenga ve heyet üyeleriyle fotoğrafları basına servis edilmişti.
Hürriyet

EKONOMİ 
Dolar: 3,8716-3,8776
Euro: 4,5672-4,5748
Sterlin: 5,1194-5,1260
Gram Altın: 161,0198-161,3250

Dövizdeki Şişkinlik Bitecek 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin ekonomide ciddi bir operasyonla karşı karşıya olduğunu dile getirerek, "Belli ki bir yerlerden Türkiye'nin dikkatinin dağıtılması için düğmeye basılmış. Buna rağmen öyle üstesinden gelemeyeceğimiz bir yükle karşı karşıya değiliz. Hiçbir rasyonel temeli olmayan dövizdeki şişkinliğin, kısa sürede ortadan kalkacağını ve kurun tekrar kendi seyrine döneceğine inanıyorum" dedi. Erdoğan, dün partisinin Genişletilmiş İl Başkanları toplantısında ekonomiye dair şu mesajları verdi: "Ekonomide de ciddi bir operasyonla karşı karşıyayız. Dövizde, faizde, uluslararası yatırımlarda, turizmde yaşanılan sıkıntıların neredeyse hiçbiri ekonominin doğal dinamikleri içinde ortaya çıkmadı. Belli ki bir yerlerden Türkiye'nin dikkatinin dağıtılması için düğmeye basılmış. Buna rağmen öyle üstesinden gelemeyeceğimiz bir yükle de karşı karşıya hamd olsun değiliz. Hiçbir rasyonel temeli olmayan dövizdeki şişkinliğin, kısa sürede ortadan kalkacağını ve kurun tekrar kendi seyrine döneceğine inanıyorum. Enerji alanındaki yatırımların semeresi alınmaya başlandıkça, cari açıkla da daha kolay baş edilebileceği görüldü. Faizin sebep, enflasyonun netice olduğu kanaatindeyim. Ve bu konuda beni anlamayanlar er veya geç anlayacaklar. Enflasyon şu, bu gibi yani yok hıyarmış, yok salataymış, bunlardan kaynaklanan bir şey değil. Enflasyonu doğuran ana sebep faizdir, faiz, bunu öğreneceksiniz. Bütün gerçekler bu istikamette ama hala bunu anlamayanlar, anlamak istemeyenler, hâlâ bunu Batı'daki kafalarla çözmeye çalışanlar tabii ki bizi anlamazlar. Amerika, Japonya ve Avrupa'daki faiz oranları ortada. Bu ülkelerdeki faiz oranlarına bakıldığı zaman enflasyonları da görülüyor. Bizdekilere bunu hala anlatamadım. Bir şeyi anlamıyorlar, anlamadıkları şu, faiz lobisine çalışıyorsunuz başka bir şey yok. Faiz lobisi bunu düşürür mü? Tabii ki faiz lobisi bunu düşürmeyecek. Şu anda bu ülkede en çok kazanan hangi kurumlar, kimler? Banka sahipleri, finans sektörü, onlar götürüyor parayı. Peki yatırımlarda niye sıkıntımız var? Sen kalkıp da bu kadar yüksek faizle kredi vermeye kalkarsan, tabii ki yatırımlar bu ülkede yürümez, durur. Olay bu. Ama hâlâ bunu anlatamıyoruz. Bu konuda maalesef devletin bankaları dahi ciddi bir tutuculuk, ciddi bir muhafazakârlık içindedir. Başbakan ile de konuştuk. Bu iş böyle yürümez, çözeceğiz. Bunu bir tabu haline getiremeyiz, çözmeliyiz. 15 senedir bunda inat edilmiştir. Faizi düşürdük, enflasyon tek haneye geldi. Bakın faiz tekrar çıkmaya başladı, enflasyon da çift haneliye yine gidiyor. Merkez Bankası diyor ki, 'yıl sonu şu olacak'. Ne oldu? Kaç kere revize ettiniz, söylediklerinizin hiçbiri tutmuyor, tutmaz, yanlış yoldasınız. 'Merkez Bankalarının bağımsızlığı var, müdahale etmeyin.' Tamam, müdahale etmediğimiz için bu hale geliyor. Tablo ortada."
Milliyet

Altay Tankının Seri Üretimine İki Talip 
Milli Ana Muharebe Tankı Altay'ın seri üretimine Otokar ve FNSS talip oldu. Koç Topluluğu şirketlerinden Otokar, tasarımını ve prototiplerini yaptığı Altay ana muharebe tankı için seri üretim teklifini Savunma Sanayii Müsteşarlığı'na sundu. Otokar, 2008'de Dönem-1 olarak adlandırılan Altay'ın tasarım, prototipleme ve kalifikasyon sürecinde ana yüklenici olarak seçilmişti. İlk dönem çalışmalarında üretilen prototiplerin kalifikasyon ve kabul testleri Şubat 2017'de tamamlanarak, prototiplerin kabul ve onayları gerçekleşti. Savunma Sanayii Müsteşarlığı'nın Teknik Veri Paketi (TVP) incelemesi ve onaylaması süreci ise devam ediyor. Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, Dönem-1'de ana yüklenicisi oldukları milli ana muharebe tankı Altay'ı başarıyla tasarladıklarını ve geliştirdiklerini belirterek, "Bu süreçte yaptığımız yatırım, elde edinilen deneyim ve güçlenen Ar-Ge kabiliyetlerimiz, Otokar'ın savunma sanayisindeki konumuna stratejik bir ivme kazandırdı. Altay'ın üretimi, ihracatı ve ülkemizin savunma sanayisi kabiliyetlerinin güçlenmesi için tüm yetkinliklere sahip milli bir şirket olarak göreve hazırız" dedi. Türk Silahlı Kuvvetleri ile müttefik ülke silahlı kuvvetleri için paletli ve tekerlekli zırhlı araçlar ile silah sistemlerinin tasarımını ve üretimini yapan FNSS de, Altay'ın seri üretimine talip oldu. FNSS'nin Üst Yöneticisi Nail Kurt, "FNSS altyapısı ve bilgi birikiminin Altay tanklarımızın üretimi için kullanılmasının, en başta değerli kullanıcımız Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere, giderek güçlenen savunma sanayisi ekosistemimiz için büyük yarar sağlayacağına inanıyoruz" dedi.
Milliyet 

Yüzde 73'ü Bitti! 
Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, 3. Havalimanı şantiyesini ziyaret etti. Bakan Arslan, havalimanı inşaatında ve terminal binasına incelemelerde bulunduktan sonra açıklama yaptı. Arslan, "İlerleme hızı memnuniyet verici bir durumda. Bugün itibariyle yüzde 73 ilerleme sağladık" dedi. Arslan havalimanının bitince günde 3 bin 500 uçağa hizmet vereceğini belirterek, "Biz bugün bin 5 yüzlü rakamları yakaladığımızda rekor diyoruz. 3 bin 500 uçağa hizmet edeceğiz, 150 havayolu şirketine hizmet edeceğiz. Dünyanın değişik 350 noktasına da uçarak yolcu taşıyacağız. Bunu yaparken 371 uçak park yeri olacak. Havalimanının tamamı bittiğinde bu rakam 454 uçak park yerine çıkacak. 3. havalimanına, İstanbul yeni havalimanına gelen bütün uçaklar gelip körüğe yanaşacak ve yolcusunu öyle indirecek. Açıkta park edip yolcu indirme yok. Yine servis amaçlı hizmet eden araçların tamamı 22 kilometrelik tünellerden geçecek. Aprondan geçmek, apronun yanından geçmek yok. Sadece İstanbul yeni havalimanında servis amaçlı 22 kilometre tünel var" dedi. Bakan Arslan, "Alanda yüzde 73 ilerleme sağlamış durumdayız" dedi, ekledi: Ve inşallah bu sene sonu, önümüzdeki yıl başında ilk uçağı indirebilir duruma geleceğiz. 29 Ekim 2018 Cumhuriyetin kuruluş yıl dönümünde de insanımız ve dünya sivil havacılığına bu havalimanını sunmuş olacağız. Projenin tamamlanması ile havalimanı ve çevresine 5 milyon ağaç dikilecek.
Vatan

Yurt Dışı Açığı 77 Milyar Artışla 440 Milyar $ Oldu 
Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerine göre yılın 9 ayında, Türkiye'nin yurt dışı varlıkları 2016 yıl sonuna göre yüzde 4.6 oranında artışla 225.5 milyar dolar, yükümlülükleri yüzde 15 artışla 665.5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Merkez Bankası'ndan yapılan açıklamaya göre, Türkiye'nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklwerinin farkı olarak tanımlanan net UYP, 2016 yıl sonunda eksi 363.1 milyar dolar iken 2017 Eylül sonunda eksi 440 milyar dolar seviyesine yükseldi. Varlıklar alt kalemleri incelendiğinde, rezerv varlıklar kalemi 2016 yıl sonuna göre yüzde 5.3 oranında artışla 111.9 milyar dolar, diğer yatırımlar kalemi yüzde 3.8 artışla 71.1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bankaların Yabancı Para ve Türk Lirası cinsinden efektif ve mevduatları, 2016 yıl sonuna göre yüzde 2.8 oranında artışla 30.8 milyar dolar oldu.
Vatan 

Nota Ab Ayarı 
Avrupa Birliği'nin piyasa denetçi kurumu olan Avrupa Sermaye Piyasaları Otoritesi (ESMA) AB dışından verilen kredi notlarının Birlik içinde kullanımına kısıtlamalar getirdi. Bu adım, İngiltere'nin AB'den çıkışından sonra, Londra'daki üç büyük kredi derecelendirme kuruluşunun geleceğini yakından ilgilendiriyor. Çünkü dünyanın en büyük derecelendirme kuruluşları olan ve "üç büyükler" olarak adlandırılan Moody's, Standard & Poor's ve Fitch'in Avrupa merkezleri Londra'da bulunuyor. Yeni kurallara göre AB dışında derlenmiş bir kredi notunun AB içinde regülasyon amaçlarıyla kullanılabilmesi için, ESMA tarafından yetkilendirilmiş bir kredi derecelendirme kuruluşunun onayından geçmesi gerekiyor. Onay kuralları güncellemesi 2019 Ocak ayında yürürlüğe girecek.
Haber Türk

POLİTİKA 
Oyun Başka 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Norveç'teki NATO tatbikatında Atatürk ve kendisinin "düşman tablosu" içine konulduğunu açıklayarak, "Genelkurmay Başkanımız ve AB'den sorumlu bakanımız Kanada yolundaydı, bizi aradılar. 'Böyle böyle bir durum var. NATO tatbikatı. 40 tane askerimiz var, biz şimdi bu askerimizi çekme kararı verdik, çekiyoruz' dediler. Dedik ki 'Tabii, hiç durmayın hemen. Velev ki o hedefler kaldırılsa dahi 40 askerimizi süratle oradan çekin.' Böyle bir ittifak, böyle bir müttefiklik olamaz. Oyun başka" dedi. Erdoğan, partisinin genel merkezinde düzenlenen Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'ndaki konuşmasında, şu mesajları verdi: NATO'da beraberiz diye yanlışları söylemeyecek miyiz? Kusura bakmayın söyleyeceğiz. Dün Norveç'te bir durum oldu. Düşman tablosu diye bir tablo koymuşlar. Bu tabloda Atatürk'ün resmi ve bir tarafta da şahsımın ismi var. Hedefte bunlar. Bu haber gelince Genelkurmay Başkanımız ve AB'den sorumlu Bakanımız da Kanada yolundaydı, bizi aradılar. 'Böyle böyle bir durum var. Bu tatbikat da NATO tatbikatı. 40 tane askerimiz var, biz şimdi bu askerimizi çekme kararı verdik, çekiyoruz' dediler. Dedik ki 'Tabii, hiç durmayın, hemen. Velev ki o hedefler kaldırılsa dahi 40 askerimizi süratle oradan çekin.' Böyle bir ittifak, böyle bir müttefiklik olamaz. Oyun başka, zaman zaman değişik yerlerde de bunlar yapıldı yapılıyor. 'Koskoca Amerika'ya karşı neden böyle konuşuyorsunuz' şeklinde yorumlar yapılıyor. Ne demek koskoca? Haktan daha güçlü ne olabilir? Eğer biz, silahı güç olarak kabul ediyorsak, o zaman bırakalım siyaseti, başka bir işe bırakalım. En büyük güç haktır, hakikattir. Terör örgütü sınırın her iki tarafında da rahat bırakılmıyor, bırakılmayacak da. Son terörist de imha edilene veya teslim olana kadar bu operasyonlar devam edecektir. Terör örgütü FETÖ ile ilgili davalar yavaş yavaş neticeleniyor. Onların inlerine girdik zaten, şu anda da kovalıyoruz. Diğer taraftan DEAŞ ve DHKP-C gibi terör örgütlerine de hiç nefes aldırılmıyor. Türkiye'ye ve Türk milletine silah doğrultan, böyle bir niyete sahip olan kimseye acımayacağız. Acırsanız acınacak hale gelirsiniz. Onun için acımayacağız. Suriye ve Irak'ta yaşanan hassas süreci doğrudan Türkiye'nin bekasıyla geleceğiyle ilgili görüyoruz. Operasyon planlandığı şekilde sürüyor. Türkiye, Rusya ve İran olarak bölgedeki gelişmeler karşısında ortak bir tutum oluşturma yönünde oldukça ciddi mesafeler katettik. Ayın 22'sinde Soçi'de tekrar Sayın Putin ve İran Devlet Başkanı Ruhani ile birlikte üçlü olarak bir araya geleceğiz. Bütün bunların ana sebebi özellikle meselesidir. Afrin bizim için çok daha önemli. Zira sınırdaşımız konumunda... Terör örgütü PYD ve YPG'den Afrin'i temizlememiz gerekiyor. Buna mecburuz. Amerika'nın Suriye krizi başladığından beri verdiği sözlerin çok büyük bir bölümünü tutmaması bizim için çok büyük bir hayal kırıklığı olmuştur. Afrin'de aynı oyuna gelmek istemiyoruz. Müttefiklik ilişkileri çerçevesinde çok kolayca çözebileceğimiz nice sorun maalesef Amerika tarafından ısrarla çıkmaza sürüklenmiştir. Rakka, Münbiç böyledir, Deyrizor böyledir. . Amerika'nın Kuzey Suriye'de 5 hava üssü var. 8 normal üssü var. Şimdi bir de Rakka'da kuruyor, ne yaptı, 14. Bilinen gerçekler bunlar. Siz 12 bin kilometre uzaklıktan Suriye'ye niçin geliyorsunuz? DEAŞ'a bol bol dolar ödediniz. Ama DEAŞ'la, benim askerim, ÖSO kahramanca mücadelesini verdi. Zafer işaretiyle dolar ödemek suretiyle uğurluyorlar. Amerika'nın bu örgütler üzerinden hayata geçirmeye çalıştığı senaryonun gayet iyi farkındayız. 'DEAŞ'I İCAT EDEN, PYD'Yİ KURANDIR' DEAŞ'ın arkasında kimlerin olduğu da ortaya çıkıyor. Her biri farklı gayelerle bölgeye getirilen kadrolar, buradaki özel bir ekip tarafından, belirlenmiş senaryoya uygun şekilde yönetilmiştir. Bunların hepsi bölgeyi dizayn etmek için yapılan ince bir planın unsurları. DEAŞ'ı icat eden kimse PYD'yi kuran da odur. Kimse bize SDG'yi demokratik bir kuruluş olarak yutturmasın. Adı demokratik ama kendisi bir terör örgütüdür. Kim ne derse desin, güya 'DEAŞ'a karşı mücadele ediyor' denilerek beslenen bu PYD'nin aslında aynı madalyonun diğer yüzü olduğu inkar edilemez bir şekilde ortaya dökülmüştür.
Milliyet

Böyle Meydan Okudu 'Karizmanı Çizerim' 
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Kılıçdaroğlu hesap uzmanı ama hesap bilmiyor" sözlerine Tekirdağ'dan yanıt verdi. Çorlu'da temel atma törenine katılan CHP lideri özetle şunları söyledi: Biz hizmet peşindeyiz ama bir zat var ki, o zat da kavga peşinde. Ya arkadaş bu memlekette kavga etmediğin bir adam kalmadı. Bugün Beyefendi konuşmuş. 'Kılıçdaroğlu hesap bilmiyor' demiş. Sevgili Erdoğan cesaretin varsa, hani diyorsun ya 'Ben karizmatiğim', e gel karşıma çık. Göstereyim ben sana karizma neymiş. Senin karizmanı çizeyim. Oturmuş konuşuyor, e neden karşımda konuşmuyorsun. 'Efendim, ben hesap bilmiyorum.' Sen zaten hesap bilseydin memleket bu halde olur muydu? Çiftçinin, işçinin, emeklinin haline bak. Doların haline bak, enflasyonun haline bak. Cesaretin varsa gel ben sana hesabı da öğreteyim kitabı da. Hesap nasıl yapılır, memleket nasıl yönetilir, insana sevgiyle, dostlukla nasıl yaklaşılır. Ama gelemez, cesaret edemez. Senin çocukların vergi cennetlerine para gönderdi mi, göndermedi mi? Mesela bu soruyu soruyorum. Ben senin hesabını çok iyi biliyorum. Senin neler yaptığını da biliyorum. Ben her kuruşun hesabını veririm, siyasete atıldığım gün tüm malvarlığımı internet sitesine koydum, eşimin yüzüğüne kadar. Hepsi benim alın teriyle kazandığım paraydı. Biz kul hakkı yemeyiz, biz insana saygılıyız. Biz inançlı insanlarız, bizim kültürümüzde bu vardır.
Vatan

SPOR 
Sihirli Dokunuş 
THY Euroleague'de Fenerbahçe Doğuş, CSKA Moskova'yı normal süresi 83-83 biten maçta 95-93 devirdi, 8. maçında 5. galibiyetini elde etti. Temsilcimizde Wanamaker ile Guduric'in yönettiği çılgın pas trafiği, Vesely-Thompson ikilisinin yüzdeli oyunuyla süslendi, ilk çeyrek 27-16 bitti. Vesely'nin 17. sayısını attığı 14. dakikada 39-21 ile 18 farkı da yakaladı Fenerbahçe. Ancak iki gün önceki Olimpiakos maçının zayıf halkası Sloukas, yine aksadı, pas trafiğini yavaşlatınca ev sahibi uyandı. 9 top kaybını iyi değerlendirerek 11-0'lık seri ile geri dönmeyi başaran Ruslar devrede farkı 5'e indirdi: 46-41. CSKA'ya hücumda istediği tempoyu veren Fenerbahçe, Clyburn'ü durduramayınca geriye düştü, fark 4'e çıktı, ev sahibi son çeyreğe 63-61 galip girdi. Boyalı alana kolay giren Rodriguez ile De Colo farkı 5'e yükseltti. Obradovic 3 uzunu Vesely-Thompson ve Melli'yi aynı anda sahaya sürdü, Datome'nin de sahada olduğu uzun 5, adam değişmeli savunma ile krize çare buldu. Datome-Melli ikilisinin skoru F.Bahçe'yi 38'de 82-75 öne geçirdi. Ancak CSKA bir kez daha geri döndü, bitime 15 saniye kala Rodriguez'in 3 sayılık atıştan önce kendisine yapılan faule hakemler basketfaul kararı verince Ruslar öne geçti. Wanamaker'ın 2'de 1 faulü normal süreyi 83-83 bitirdi. Vesely, hücum ribauntlarıyla bir kez daha farkı 6'ya çıkardı, ama CSKA dönmeyi başardı. 16 saniye kala hücuma başlayan Fenerbahçe'de Wanamaker'ın 3 sayı denemesi isabet bulamasa da, topu sırtı dönük şekilde havada tipleyen Melli, maçı daha çok hakedene kazandırdı.
Milliyet

'Altınordu'lar Daha Da Artmalı' 
Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören, Yönetim Kurulu Üyeleri ile birlikte, TFF 1. Lig ekibi Altınordu Kulübü'nün Torbalı'daki Metin Oktay Yerleşkesi'ni ziyaret etti ve TFF Yönetim Kurulu toplantısını burada gerçekleştirdi. Başkan Demirören'in yanı sıra 1. Başkanvekili Servet Yardımcı, Başkanvekilleri Nihat Özdemir, Ali Dürüst, Yönetim ve İcra Kurulu Üyesi Ali Düşmez, Yönetim Kurulu Üyeleri Erhan Kamışlı, Mustafa Çağlar, Alaattin Aykaç, Mete Düren, Fuat Guguloğlu ve Genel Sekreter Kadir Kardaş'ın da bulunduğu TFF heyeti, tesislerde incelemeler yaptı. Heyet, çim zeminler, özel eğitim sahaları, tarım alanı ve bir çok evcil hayvanın yer aldığı örnek besi alanı hakkında detaylı bilgi aldı. TFF Başkanı Yıldırım Demirören, Hasan Doğan'ın adının yapılacak tesise verilecek olmasının kendilerini duygulandırdığını belirterek, "Hayırlı olsun. Rahmetli Hasan ağabey gibi yöneticilerin Türk futbolunda artmasını temenni ediyorum" dedi. Altınordu Kulübü'nün, Türkiye'de futbolcu yetiştirme ve tesisleşme açısından iyi bir örnek olduğunu, bu tür kulüplerin daha da artmasını temenni ettiğini belirterek, şöyle devam etti: "Onun için de Federasyon Yönetim Kurulu olarak buradayız. Altınordu Kulübü ve başkanının sonuna kadar arkasındayız. Tabii ki futbol Türk toplumunun yüzde 99'unu ilgilendiren çok önemli bir unsur. Bugün statlarımızın doluluk sebebi; yabancı oyuncuların kalitesi ve takımlarımızın verdiği mücadeleler. Hepimizin temennisi; yabancı oyuncuların yerine Altınordu Kulübü gibi kulüplerden yetişen oyuncuların o formaları giymeleri. Onun için Altınordu'ya çok önemli bir misyon düşüyor."
Milliyet

Adebayor Nefes Alamayacak 
Liderlikteki en yakın rakibi Medipol Başakşehir'i bugün yenip, arayı daha da açmak isteyen Galatasaray'da tüm planlar Emmanuel Adebayor'un üzerine kuruldu. Galatasaray Teknik Direktörü Igor Tudor, rakiplerinin en etkili ismi olarak gördüğü futbolcu için özel önlem alacak. H ı r v a t teknik adama göre, Başakşehir'i yenmenin formülü, 33 yaşındaki Togolu forvete rahat haraket edebileceği veya top dağıtabileceği imkanı vermeyip, kanatları da kontrol altında tutabilmek... Tudor, Başakşehir'de Adebayor'un geriye gelip bir orta saha futbolcusu gibi hareket ettiğini ve kanatlardaki futbolculara pozisyon hazırladığını belirterek, "Adebayor'a nefes aldırmanızı istemiyorum" dediği öğrenildi. Maicon, ceza alanı içinde turuncu-lacivertli oyuncuyu yakın markajda tutacak, Adebayor ceza alanından uzaklaştığında ve orta sahaya geldiğinde ise Fernando ve Ndiaye'nin göz hapsinde olacak. Maicon, tecrübeli futbolcunun hava hakimiyeti yüzünden sürekli rakibini takip edecek. Ekibiyle beraber Başakşehir'i analiz eden Tudor, duran toplar konusunda da futbolcularından dikkatli olmalarını istedi. Geçiş futbolunu Türkiye'de en iyi uygulayan ekiplerin başında gelen Başakşehir'in hızlı ataklarına karşı, Denayer'in çabukluğuna güvenen Tudor, atağa çıkarken Fernando'yu sezon başlangıcında olduğu gibi stoperlerin arasına yerleştirecek. Böylece hem tedbir alınacak hem de Mariano ve Latovlevici'nin öne çıkması sağlanacak. Serdar Aziz'in yokluğunda zorlu maçta 4'lü savunmayı tercih edecek olan Tudor, sakatlığını atlatan ve fedakârlığa hazır olan Tolga Ciğerci'yi 11'de sahaya sürecek. Tolga ile beraber Rodrigues de ofansif anlamda Galatasaray'ın kanatları olacak. Feghouli'nin yokluğunda ligin başlangıç formasyonuna dönecek olan Tudor, Gençlerbirliği maçında 11'de oynattığı Eren Derdiyok'u maçın gidişatına göre sonradan sahaya sürmeyi planlıyor.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme