28 Kasım 2017 Salı

28.11.2017 Genel Gündem



28.11.2017

EKONOMİ
 O Savcılar İçin Kırmızı Bülten Talebi 
17 Aralık soruşturmada usülsüzlük yaptıkları gerekçesiyle Yargıtay'da görülen davada yargılanan firari eski savcılar Zekeriya Öz, Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç hakkındaki yakalama emirlerinin infaz edilmediği belirtildi. Mahkeme bu nedenle sanıklar hakkında "kırmızı bülten" çıkarılması için İnterpol'e yazı yazılmasına karar verdi. Kırmızı bülten çıkarılmasına ilişkin yazışmalar Adalet Bakanlığı aracılığıyla yürütülüyor. Bakanlık, bu talebi İçişleri Bakanlığı İnterpol Dairesi'ne aktarıyor, İnterpol Dairesi de kararı Fransa'nın Lyon kentindeki İnterpol Genel Sekreterliği'ne iletiyor. Tutuklama kararının dayanağı olan bütün bilgi, belgelerin özeti kırmızı bültene yazılıyor. İnterpol Genel Sekreterliği, dosyayı inceleyerek "kırmızı bülten" çıkarıyor. Kırmızı bülten İnterpol Genel Sekreterliği tarafından çıkartılarak 190 üye ülkeye dağıtılıyor. Kırmızı bülten başvurusunun, 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 1.5 yıl, savcıların yurtdışına çıktığının anlaşılmasından neredeyse 2.5 yıl sonra yapılması dikkati çekti. 557 sayfalık iddianamede, şüpheli Zekeriya Öz'ün "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile "Silahlı terör örgütü kurma ve yönetme", "Görevi kötüye kullanma", "Resmi evrakta sahtecilik", "Haberleşmenin gizliliğini ihlal etme", "Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenilmesi ve kayda alınması", "Özel hayatın gizliliğini ihlal", "İftira", "Suç uydurma", "Nitelikli dolandırıcılık", "Nitelikli tehdit", "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarına azmettirmeden 27.5 yıldan 72 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor. İddianamede, Kara hakkında "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ile "Silahlı terör örgütüne üye olma", "Görevi kötüye kullanma", "Resmi belgede sahtecilik", "Haberleşmenin gizliliğini ihlal", "Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması", "Özel hayatın gizliliğini ihlal", "İftira", "Suç uydurma", "Nitelikli dolandırıcılık" ve "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından 20.5 yıldan 62 yıla kadar hapis talep ediliyor. Yüzgeç'in ise "Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis ile "Silahlı terör örgütüne üye olmak", "Görevi kötüye kullanma" gibi suçlardan 38 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması isteniyor.
Milliyet


Teknolojiyle Gelen Tehlikeye Dikkat! 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dün İstanbul'da düzenlenen Yeşilay 4. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi'nde konuştu. Teknolojinin insan hayatını kolaylaştıran bir araç olmaktan çıkıp hayatın gayesine dönüşmesine müsaade edemeyeceklerini söyleyen Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle: Bizim yenilikle sorunumuz yoktur, olamaz. Teknofobik insanlar değiliz. Asıl karşı olmamız gereken atom bombasının kendisi kadar onu masum insanlar üzerinde kullanmayı düşünen zihniyet olmalıdır. Bizim asıl mücadele etmemiz gereken, teknolojinin insanlığın adım adım kendi kıyametine doğru sürüklenmesinin aracı haline getirilmesidir. Japonya'da 1 milyondan fazla genç sosyal çekilme denilen hastalıktan mustariptir. Araştırmalar bir çocuğun 14 yaşına gelinceye kadar televizyonda 11 bin cinayet sahnesi izlediğini, çizgifilmlerin yüzde 94'ün şiddet gösterdiğini ortaya koyuyor. Üniversite öğrencilerinden yüzde 13'ünün internet bağımlısı olduğu, 12- 18 yaş gurubundaki çocuklardan yüzde 22'sinin de internet bağımlılığı sınırında bulunduğu ortaya koyuluyor. Günde ortalama gençler asgari 6 saat vakit geçiriyor. Araç kullanırken dahi gözlerini telefondan ayırmayan milyonlarca insanlar olduğunu biliyoruz. Dost meclislerindeki gönül sohbetlerinin yerini artık sosyal medya tartışmaları aldı. Mekke'de Beytullah'da, Medine'de Mescid-i Nebevi'de dahi insanlar, ibadet, kıraat ve tefekkürle meşgul olmak yerine telefonlarıyla vakit geçiriyorlar. Hayatımızı kolaylaştırması gereken teknoloji maalesef giderek bizi hayattan koparıyor. Bu kötü gidişi eli kolu bağlı bir şekilde izleyemeyiz. Sadece bugünümüz değil, asıl istikbalimiz tehdit altındadır. Kendi imal ettiği teknolojinin kölesi haline gelen insan yaratıcısına isyan etmektedir. Teknoloji bağımlılığı gibi yeni hastalıkların ortaya çıkmasının temel sebebi budur. Tehlike dağdan kopan çığı gibi büyüyor.
Vatan

Fetö'nün Para Kasasını Mit Sudan'da Yakaladı! 
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) "para kasası" olarak anılan iş adamı Memduh Çıkmaz, Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) operasyonuyla Sudan'dan Türkiye'ye getirildi. Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, FETÖ'nün yurt dışında bulunan ve Türkiye'den kaçan mensupları için özel ekip oluşturan MİT, Çıkmaz'ın Sudan'daki yerini iki ay önce saptadı. Çıkmaz, MİT ile Sudan Ulusal İstihbarat ve Güvenlik Servisi'nin (NISS) ortak operasyonuyla bir süre önce, gizlendiği evinde gözaltına alınarak sorgulandı. MİT'in özel ekibi, Çıkmaz'ı Sudan'da işlemlerinin tamamlanmasının hemen ardından dün sabah saatlerinde Türkiye'ye getirdi. Memleketi Çorum'da petrol istasyonları ve tuğla fabrikası bulunan Çıkmaz, FETÖ'nün "para kasası" işlevi gören etkin isimlerinden biri olarak biliniyordu. FETÖ elebaşı Fetullah Gülen'in "yurt dışına kaçış" talimatının ardından Çıkmaz da ocak 2016'da Sudan'a kaçmıştı. Çıkmaz hakkında "Silahlı terör örgütü yöneticiliği"nden yakalama kararı bulunuyordu. Güvenlik kaynakları, Çorum'daki iş adamlarından FETÖ için "öşür" adı altında haraç topladığı belirlenen Çıkmaz'ın Sudan üzerinden de FETÖ'ye milyonlarca dolar kaynak aktardığının tespit edildiğini bildirdi. FETÖ'nün Sudan'daki okulları Türkiye Maarif Vakfı'na devredilmişti. Sudan devleti, Hartum'daki 5 okul ve yurt ile Nyala eyaletinde bulunan bir okulu Türkiye Maarif Vakfı'na devretmişti. Böylece Sudan'da FETÖ okulu kalmamıştı.
Vatan

DÜNYA 

Yunanistan'ı Karıştıran 'Mit' İddiası 
Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos, Suudi Arabistan'a mermi ve bomba satışında usulsüzlükler yapıldığını ortaya çıkaran gizli belgeleri, Yunan muhalefet partileri ve medyaya Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) hesabına çalışan bir Yunan ajanın sızdırdığını iddia etti. Yunan hükümeti, Suudi Arabistan ile Yunan ordusunun ihtiyaç fazlası 105 mm'lik 300 bin adet mermi ve MK 82 tipi 1.700 adet bombanın satışı için 66 milyon Euro'luk anlaşma yaptı. Yunan yasalarında yasak olmasına rağmen anlaşmada komisyoncunun bulunduğu anlaşıldı. Kammenos, anlaşmanın devletler arasında yapıldığını, Vasilis Papadopulos isimli kişinin Yunanistan adına değil, Suudi Arabistan adına komisyonculuk yaptığını söyledi. Anlaşmadan çekilen S. Arabistan ise komisyoncudan habersiz olduğunu belirtti. Yunan medyası 'rüşvet kokuyor' diyerek belge yayınlamaya başladı. Bunun üzerine Bakan Kammenos, bugüne kadar pek bilinmeyen 'Epikero' isimli internet sitesinin haberini Twitter'dan paylaştı. Epikero'nun haberinde ise doğruluğu bilinmeyen şu iddialar yer alıyor: "Belgelerin sızdırılmasının arkasında, Yunanistan'ın Interpol'den aradığı ve Türk istihbarat servislerinin hesabına çalışan Emanuil Hacisavvas bulunuyor. Kendini Yunan İstihbarat Teşkilatı'nın (EYP) eski mensubu olarak tanıtan Hacisavvas, sürekli Türkiye lehine propaganda yapıyor. Hedefi, Türk devletini rahatsız eden Kammenos'a, Cumhurbaşkanı Pavlopulos'a ve EYP Başkanı Yiannis Rubatis'e zarar vermek. Rodos'ta rüzgâr enerjisi tesisi kuracağını söyleyerek, Yunan devletinin 8 milyon Euro'sunu zimmetine geçiren Hacisavvas, 2015'de kayıplara karıştı. Son olarak da 2016'da Türkiye'nin Sofya Büyükelçiliği'nde görüldü. EYP'in bilgilerine göre, çaldığı 8 milyon Euro'yu Türkiye'ye götürdü ve MİT ile işbirliğine girdi."
Hürriyet

Cenevre'de 'İstifa' Krizi 
Suriye'de çözümü öngören ve bugün başlayacak Cenevre müzakerelerinin sekizinci turuna Şam yönetimi dün katılmayacağını bildirdi. Kararı Esad rejimine yakın El Vatan gazetesi duyurdu. Rejimi temsil edecek heyetin dün sabah İsviçre'nin Cenevre kentine gitmediğini belirten gazete Şam yönetimine dayandırdığı haberinde, Suudi Arabistan ve Batı'nın desteklediği muhalif Yüksek Müzakere Komitesi'nin (YMK) geçen haftaki toplantısında Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Suriye'de öngörülen geçiş sürecinin başında görevden ayrılmasını ön şart olarak öne sürmesini gerekçe olarak gösterdi. Amerikan AP ajansı, adını vermediği bir diplomatik kaynağa dayandırdığı haberinde rejimin heyeti zamanında gelmese de müzakere turunun bugün başlamasının beklendiğini söyledi. BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura'nın yardımcısı Ramzy Ramzy geçen cumartesi Suriye Dışişleri Bakanı Yardımcısı Faysal Mikdad ile görüşmesi sonrası yaptığı açıklamada yeni Cenevre turunda anayasa, yönetişim, seçimler ve teröre karşı mücadelenin ele alınacağını ifade etmişti. Reuters ajansına göre BM Suriye Özel Temsilcisi de Mistura, Suriye hükümetinin müzakere turuna katılımı konusunda yorum yapmayacağını söyledi. Birleşmiş Milletler'in desteklediği Cenevre müzakere sürecinin bu hafta Suriye hükümeti ile Riyad ve Batı'nın desteğini alan muhaliflerin katılımıyla devam etmesi bekleniyordu. Önceki gün Rusya'nın başkenti Moskova'da bulunan terör örgütü PKK'nın Suriye kolu PYD'nin temsilciliğinden bir sorumlu, kendilerine Cenevre için herhangi bir davet gelmediğini söylemişti. Şam yönetimi Rusya'nın himayesinde gerçekleşen ve Türkiye ile İran'ın da katıldığı Soçi sürecine ise sıcak mesaj gönderdi. Suriye Dışişleri Bakanlığı, Rusya'nın Soçi'de yapılması planan "Suriye Ulusal Diyalog Kongresi"ne katılma niyetinde olduklarını bildirdi. Rus resmi RIA haber ajansı, diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde Rusya'nın Soçi kentinde düzenlenmesi planlanan "Suriye Ulusal Diyalog Kongresi"nin gelecek şubat ayına ertelendiğini aktardı. Suriye krizinde Astana süreci ile kendi yaklaşımını devam ettiren Rusya'dan da bir açıklama geldi. Bir Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilisine dayandırdığı haberinde RIA ajansı, Suriye'deki güvenlikli bölgeler için Astana'da kararlaştırılan üç garantör ülke (Türkiye-Rusya-İran) askeri yerine "Suriye Barış Gücü" oluşturulabileceğini dile getirdi. Böyle bir uluslararası barış gücünün göreve başlayabilmesi için ise Şam yönetiminin izni olması gerektiğinin de altı çizildi.
Hürriyet

Papa, Myanmar'da 'Arakanlı' Diyecek Mi 
Katolik aleminin ruhani lideri Papa Françesko dün, Ağustos ayından bu yana yüz binlerce Rohingya (Arakanlı) Müslüman azınlığının uğradığı zulüm yüzünden kaçmak zorunda kaldığı Myanmar'a gitti. Myanmar'daki yerel Katolik kilisesinin Myanmar yönetimi ve Budistlerin çoğunluk olduğu kamuoyunu rahatsız etmemek için Papa'ya 'Rohingya' (Arakanlılar) kelimesini kullanmamasını istediği belirtildi. Dün Myanmar'ın başkenti Yangon'da yerel Katolik yetkililer tarafından ve Katolik azınlığın temsilcileri tarafından karşılanan Papa'nın Müslüman Arakanlıların durumunu gündeme getirip getirmeyeceği merak konusu oldu. Papa'nın Myanmar programında ülkenin Nobel ödüllü lideri Aung San Suu Kyi, genelkurmay başkanı ve Budist temsilcilerle görüşme yer alıyor. BM, Myanmar'da Rakhine eyaletinde yaşayan Arakanlı Müslümanlara uygulanan etnik temizliğin ders kitaplarına girecek türden olduğunu belirtmişti.
Hürriyet

Bağdat Petrole Formül Arıyor 
Irak hükümeti, Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) ile süren anlaşmazlık üzerine petrol stratejisinde değişikliğe gittiğini açıkladı. Hükümet, Kerkük'teki rafinerilerden Türkiye'ye petrol taşınması için Ceyhan limanına açılacak yeni bir boru hattı inşa etmeyi ve Kerkük'ten İran'a petrol ihracatı başlatmayı planladığı duyurdu. Reuters'ın haberine göre Irak Petrol Bakanı Cebbar Luaybi, pazar günkü açıklamasında, yeni boru hattının Kerkük-Ceyhan hattında zarar gören eski boru hattının yerine inşa edileceğini belirtirken, bakanlık sözcüsü de, bakanlıktaki ilgili birimlere, Kerkük petrollerini Ceyhan Limanı'na taşıyacak Beyci'den (Salahaddin'e bağlı) Fişhabur'a uzanan yeni boru hattı inşaatı için gerekli talimatların verildiğini ifade etti. Bağdat hükümetinin, söz konusu yeni petrol stratejisi kapsamında Irak Petrol Bakanlığı'nın, yeni petrol botu hattı inşasına katılımları için şirketlere çağrıda bulunmaları talimatı da verildiği, söz konusu hattın "yap-işlet-devret" modeliyle inşa edileceği belirtildi. Bununla birlikte, yine Reuters ajansının Iraklı bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, Kerkük rafinelerindeki petrolün büyük kısmının, bundan böyle Irak genelindeki yerel rafinelerde işlenmesinin de gündemde olduğu kaydediliyor. Reuters'a konuşan Iraklı yetkili, hükümetin, Kerkük'teki Hurmala petrol yataklarının kontrolünü Kürt yetkililerden istediğini de ifade etti. Irak hükümeti ayrıca "yakın bir gelecekte" Kerkük'teki ham petrolden günde 30 bin varili İran'da Kirmanşah rafinerisine ihraç etmeye başlayacak. Irak hükümetine bağlı birliklerin Kürt Peşmerge güçlerini Kerkük'ten uzaklaştırdığı Ekim ayı ortasından bu yana Kerkük rafinelerinde petrol işletilmiyor. Bağdat, DAEŞ militanlarının bölgeyi işgal ettiği 2014'ten sonra Kerkük-Ceyhan petrol botu hattından sevkiyatı durdurmuştu.
Milliyet

EKONOMİ 
Dolar: 3, 9079-3, 9096
Euro: 4, 6524-4, 6553
Sterlin: 5, 2080-5, 2125
Gram Altın: 162, 5799-162, 6818

Yatırım Yapan Bizdendir 
Başbakan Binali Yıldırım, "Türkiye'ye yapılacak bir yatırım, Türkiye ile sınırlı değil, etrafında büyüme hırsı, azmi olan birçok ülkeye de yapılmış yatırım anlamı taşıyor. Uluslararası doğrudan yatırımları önemsiyoruz. Buna yönelik olarak özel düzenlemeler yaptık, teşvik düzenlemeleri yaptık" dedi. Yıldırım, İngiltere temasları kapsamında İngiliz yatırımcılarla bir araya geldi. Burada konuşan Yıldırım, Başbakan Theresa May'in resmi davetlisi olarak İngiltere ziyaretini gerçekleştirdiğini anımsatarak, toplantının faydalı olması ve Birleşik Krallık ile Türkiye arasındaki ilişkilerin ilerlemesi temennisinde bulundu. Yıldırım, Birleşik Krallık'ın, Türkiye'nin ikinci en büyük ihracat gerçekleştirdiği ülke olduğunu dile getirerek "Geçen yıl itibariyle ikili ticaret hacmimiz 17 milyar doların üzerine çıktı. Bu daha önce hedeflediğimiz 20 milyar dolara oldukça yakın. Diğer yandan Birleşik Krallık menşeili firmaların Türkiye'de bugüne kadar 10 milyar dolarlık bir yatırımı var. Bu sayede 3 bin Birleşik Krallık şirketi Türkiye'de yatırım yapmış durumda. Bu tabii ki Türkiye ekonomisi açısından önemli bir seviye olmakla beraber aynı zamanda Birleşik Krallık şirketlerinin de ülkeleri dışında gerçekleştirdikleri bu yatırımlar sayesinde hem Türkiye pazarında hem de Türkiye'nin etrafındaki pazarlarda daha etkin bir şekilde yer almalarına da fırsat sağlıyor. Ülkemizde yatırım yapan şirketlerin orijini, menşei neresi olursa olsun bizim şirketimizdir. Bizim şirketlerimizden farklı bir konumları yoktur ve biz bu anlayışla bütün şirketlerimizin sorunlarına, beklentilerine cevap veriyoruz" dedi. Zaman zaman bu şirketlerin temsilcileriyle bir araya gelmeyi önemsediğini belirten Yıldırım, geçen ekim başında önemli ölçeğe sahip şirketlerin temsilcileri ve May'ın ticaret temsilcisi Lord Janvrin'in katılımıyla bir toplantı gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Yıldırım, dün de Lord Janvrin ve Birleşik Krallık şirket temsilcileriyle bir araya geldiğini dile getirerek, sayıları 3 bini geçmiş Birleşik Krallık şirketlerinin son 15 yılda Türkiye'ye yaptıkları 10 milyar dolarlık yatırımla, Türk ekonomisine önemli katkı sağladığını, şirketlerin de büyük fırsatlara sahip olduğunu söyledi.
Hürriyet

Aıle Bağımlıysa Çocuk Ne Yapsın 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dost meclislerindeki gönül sohbetlerinin yerini artık sosyal medya tartışmalarının aldığını belirterek, "Bizler teknofobik insanlar değiliz. Biz teknolojik ve bilimsel gelişmeler nereden neşet ettiğine değil, niçin kullanıldığına bakarız. Bizim için kıstas, teknolojinin fıtrata aykırı olmamasıdır. Dost meclisindeki gönül sohbetlerinin yerini artık sosyal medya tartışmaları aldı. Mekke'de Beytullah'da, Medine'de Mescid-i Nebevi'de dahi insanlar, ibadet, kıraat ve tefekkürle meşgul olmak yerine telefonlarıyla vakit geçiriyorlar. Hayatımızı kolaylaştırması gereken teknoloji maalesef giderek bizi hayattan koparıyor" dedi. Erdoğan, Yeşilay 4. Uluslararası Teknoloji Bağımlılığı Kongresi'nde yaptığı konuşmada, zamanı geri döndüremeyeceklerine göre önlerine bakıp gelecek için yapabileceklerinin yollarını aramaları gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Çocuklarımızı beyhude yere teknolojiden uzak tutmaya çalışmak yerine onlara teknolojiyi bilinçli kullanmanın yollarını göstermeli, onun eğitimini vermeliyiz. Annenin-babanın elinden telefonu, tableti bırakmadığı, televizyon başından ayrılmadığı bir evde çocuğa 'Teknolojiden uzak dur' demek faydasız bir çaba olur. Çünkü ben bunu hani Arapların bir sözü var, 'men dakka dukka' diye, evde torunlarımla yaşıyorum. Bakıyorsun sabah çıkıyor geliyor hemen 'anneanne iPad'ini bana versene' bir dayanıyorsun, iki dayanıyorsun en sonunda hadi sana 15 dakika müsaade... Bunlar yaşadığımız gerçekler ama onu kontrollü şekilde nasıl götüreceğiz asıl olan budur."
Hürriyet

1 Bitcoin 10 Bin Dolara Dayandı! 
2017 yılıyla birlikte fiyatı başdöndürücü hızda yükselen kripto sanal para birimi bitcoin'in fiyatı 10 bin dolar seviyesine çok yaklaştı. Cuma gününü 8.200 dolardan kapatan bitcoin, Kara Cuma'nın da etkisiyle, iki günlük haftasonunda fiyatını 1.500 dolara yakın artırarak 9.682 dolara kadar taşıdı. 1 bitcoin'in değeri Ocak 2017'nin hemen öncesinde 1.000 doların altına işaret ediyordu. Bu çıkışla birlikte en popüler sanal para birimi olan bitcoin'in piyasa değeri de 157 milyar dolara ulaştı. Yılbaşından bu yana yaşanan yükseliş yüzde 869 -'e işaret ediyor. Öte yandan dün bitcoin cephesinde ilginç bir gelişme yaşandı. 2015 yılında SpaceX'teki görevinden ayrılan Sahil Gupta isimli bir çalışan, elde ettiği bulgulardan hareketle Musk'ın bitcoin'in kurucusu olduğunu iddia etti. Son yıllarda pek çok kişiye mal edilen ancak kim tarafından kurulduğu hala bir gizem olan Bitcoin'in arkasındaki isimhala netlik kazanmış değil. Tesla ile elektrikli otomobil üreten, SpaceX ile uzay seyahatlerin seyrini değiştirmeye çalışan ve Hyperloop ile toplu taşımada çığır açmayı planlayan Elon Musk, Bitcoin'in arkasındaki isim olabilir.
Milliyet

Kamunun Da Artık Yüzer Elektrik Santrali Olacak 
Türkiye'de özel sektör tarafından yapılan ve kullanılan yüzer elektrik santralleri, ilk kez kamu eliyle faaliyete alınacak. Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) tarafından, Aliağa Kombine Çevrim ve Gaz Türbinleri Santrali'nin toplam 120 megavat kapasitedeki 4 adet gaz türbini, jeneratör setiyle yardımcı sistemlerinin ambarlı bir kuru yük gemisine veya ambarlı kargo gemisine montajlanarak yüzer elektrik santraline dönüştürülmesi için ihale açıldı. Toplam 6 şirketin katıldığı ihalede, en iyi teklifi 181 milyon 680 bin lira ile Tersan Tersanecilik verdi. Şartnameye göre, yüklenici firma en fazla 20 yaşında, 2 veya 4 zamanlı makineye sahip, Uluslararası Klas Kuruluşları Birliği üyesi bir kalite kuruluşu tarafından verilmiş aktif belgeli, ambarlı kuru yük veya ambarlı kargo gemisini yüzer elektrik santraline dönüştürecek. Bu şartlara uygun bir gemiye, Aliağa Kombine Çevrim ve Gaz Türbinleri Santrali'nin türbinleri ve yardımcı sistemleri montajlanarak kurulacak ve en az 120 megavat kapasiteye sahip olacak yüzer santralde, motorin ve doğalgaz olmak üzere çift yakıt kullanılabilecek. Yüklenici firma, geminin santrale dönüştürülmesi haricinde, testler, tesisin başarılı bir şekilde işletmeye alınması, işletme süpervizörlüğü ve eğitim dahil olmak üzere anahtar teslimi hizmet verecek. Türkiye sınırları içerisinde bir tersanede yapılması şartı bulunan santralin 18 ayda tamamlanması öngörülüyor. Santralin teslimat adresi henüz belirlenmezken, hangi amaçla kullanılacağı konusu da tam olarak netleşmedi.
Vatan

14 Şehitli İbb Davası Başladı 
FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişiminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin (İBB) işgali ve çıkan olaylarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başdanışmanı Mustafa Varank'ın ağabeyi Prof. Dr. İlhan Varank'ın da aralarında bulunduğu 14 kişinin şehit olması, 152 kişinin de yaralanmasıyla ilgili 50 tutuklu sanığın yargılandığı dava dün başladı. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi'nin karşısında bulunan salonda yapılan duruşmaya, 46 tutuklu sanık ve avukatları ile İBB Başkanı Mevlüt Uysal, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ravza Kavakçı şehit olan Prof. Dr. İlhan Varank'ın kardeşi Mustafa Varank da katıldı. Duruşmada kimlik tespiti yapıldı. İddianamede, 1'i albay, 3'ü yüzbaşı, 1'i teğmen, 1'i asteğmen, 2'si uzman çavuş ve 42'si er olan toplam 50 tutuklu asker için 3'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep ediliyor.
Haber Türk

POLİTİKA
 Abd İçin İlişkiyi Bitirme Zamanı 
Başbakan Yıldırım, ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasında YPG başlığı ile öne çıkan telefon görüşmesine ilişkin BBC'ye açıklamalarda bulundu. Yıldırım, bu görüşmede, Trump'ın Erdoğan'a, "YPG'ye silah verilmesi yanlış" dediğini söyledi. Yıldırım, Trump'ın Türkiye için neyin önemli olduğunu anladığını vurgulayarak şöyle devam etti: "Bize bunun bir seçim olmadığını gereklilik olduğunu söylediler. YPG ya da PYD ile yapılan işbirliği için bunu söylediler. Bu işbirliğini kabul etmesek de anlayabiliyoruz. Bu geçici bir ilişkiydi. Şimdi bu ilişkiyi bitirme zamanı geldi. DEAŞ hali hazırda yenilmiş durumda. Bu yüzden Trump silah sağlanmasının yanlış olduğunu söyledi. Bu açıklama görüşmede yer aldı." Başbakan Yıldırım, Soçi'deki üçlü zirvede Suriye'ye ilişkin ortaya çıkan 'yeni plan'a ilişkin de açıklamalarda bulundu. Yıldırım, "Bu plan, Esad'ın iktidarda kalmasını öngörüyor. Sizin bu anlaşmaya olan desteğiniz, Suriyeli Kürtlerin taraf olmamasına mı bağlı" sorusuna, "Bizim pozisyonumuz çok net. Terör faaliyetlerine katılan herhangi bir grup, bu görüşmelere katılamaz" dedi. Yıldırım, Gülen'in iadesi konusunun görüşmede yer alıp yer almadığına ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi: "Onların bir takım adımlar atması gerekiyor. Çünkü biz iade için gerekli delilleri ve belgeleri paylaştık. Bizim için her şey çok açık. Hiçbir tereddütümüz ve şüphemiz yok." Yıldırım, darbe girişimi sonrasındaki operasyonlara ilişkin eleştirilerin hatırlatılması üzerine şunları söyledi: "Kanıt olmadan hiçbir insanı tutmuyoruz. Türkiye hukukun üstünlüğünün bulunduğu bir ülke. Ya siz darbe girişimi yaşamış olsaydınız? Buckingham Sarayı bombalanmış olsa? Böyle bir şey yaşamış olsanız, bizi anlardınız. Ben dostlarımızın empati yapmasını istiyorum." Başbakan, Uluslararası Stratejik Çalışmalar Enstitüsü'nde "Türkiye'nin Ortadoğu Perspektifi, Tünelin Sonunda Işık Var mı?" paneline de katıldı.
Hürriyet

'Yanıtını Bugün Grupta Verecek' 
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın yakınlarının yurtdışında hesapları olduğunu iddia eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun bugünkü grup toplantısında meydan okumaya yanıt vereceğini açıkladı. Özel, dün Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Erdoğan'ın, Kılıçdaroğlu'ndan iddiaların belgesini milletin önüne çıkarmasını istediğini anımsattı. Özel, "Yarın (bugün) grup toplantımız var. Yarın milletin önüne belgelerin çıkışını, milletin önünde bu konunun konuşulduğunu izleyeceksiniz. Sevgili Erdoğan'ı televizyonun karşısına geçip Sayın Genel Başkanımızı dikkatle dinlemeye davet ediyoruz" dedi. Özel şunları söyledi: "Sarraf'ı Türkiye'de yargılamadınız. Çünkü çorap sökülmeye başlarsa ucunun nereye kadar gideceğini biliyordunuz. Bugün Türkiye'nin bankaları tehdit altında, ortaya konabilecek para cezaları Türkiye ekonomisini tehdit ediyor, ekonomik yaptırımlar büyük tehdit ama esas sorun, Türkiye'nin uluslararası düzeyde itibarının beş paralık oluşudur. Yüce Divan'a güvenmeyip elinden aldığınız, aklanma ihtimalini de ortadan kaldırdığınız müdahaleniz; bugün Türkiye Cumhuriyeti'nin bir bakanını ABD'de sanık durumuna düşürmüştür. Türkiye uluslararası düzeyde zor duruma düşmüştür. Dünün itibarlı hayırseveri denilen kişi Türkiye'de yargılansaydı, suçlarının cezasını çekseydi, işbirlikçileri cezalandırılsaydı bugün Türkiye bu durumlara düşmeyecekti. İtirafçı olduğunda, itiraf ettiklerinin içinde bugün Türkiye halkından gizlediğiniz birçok şey var. Biz ne Amerika'nın yanındayız ne bir başkasının yanındayız. Biz Rıza Sarraf Türkiye'de yargılansın istedik. Elinizden kuş gibi kaçırdınız. Bugün Türkiye hapishanelerinde yatıyor olsaydı Amerika sadece belli konularda sizden bilgi isteyecekti. (Bahçeli'nin tercihli ittfak formülü) Hem Saray'a yaranayım hem partimi kapatmayayım hem ittifakı kurayım hem baraj dursun derken burada devreler yanmış. Semih Yalçın sinirlerine hâkim olup hakaret etmek yerine, bu matematik formülünü okuyup tane tane açıklasa herhalde çok daha iyi olur. Ama biz bu açıklamamızdan sonra Semih Yalçın'dan geleneksel haftalık hakaret seansını bekliyoruz."
Hürriyet

Bozdağ: Rıza Sarraf İftiracılığa Zorlanıyor 
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, Rıza Sarraf'ın ABD'de savcı tarafından iftiracılığa zorlandığını belirterek, "ABD'de bu yargılamayı yapanlara soruyorum, sizin elinizde Rıza Sarraf'ı suçlayan doğru deliller var mı, yok mu? Varsa bu delilleri size kim getirdi?" sorusunu yöneltti. Bozdağ, dün Kanal 24 televizyonunda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinin tarihi nitelikte bir görüşme olduğunu söyledi. ABD'nin, YPG'ye bugüne kadar verdiği silahların ne olacağına ilişkin soruya Bozdağ, şu yanıtı verdi: "Bunların da toplanması gerekiyor. Türkiye ile ABD yetkilileri arasında yapılan her görüşmede, DEAŞ'la mücadele bitince bu silahları toplayacaklarını ifade ettiler. Bu sözlerinin takipçisiyiz. PYD, YPG terör örgütü bu silahları kime karşı kullanacak? Eğer DEAŞ'a karşı kullanmayacaksa, Türkiye'ye karşı kullanacak. Onlara karşı kullanmadığında PKK'nın bir uzantısı olduğu için PYD, YPG'ye verilen silahlar aynı zamanda PKK'ya verilen silahlardır. Sadece silah verme işini durdurduk demek yetmez, verilmiş olan silahların da YPG ve PYD'li teröristlerin elinden alınmasını Türkiye istemektedir. Biz bunun da takipçisi olacağız." ABD'de devam eden davanın Türkiye'ye karşı bir kumpas davası olduğunu tekrarlayan Bozdağ, Sarraf üzerinden Türkiye'ye karşı siyasal bir operasyon yürütüldüğünü vurguladı. Bozdağ, "Sarraf, Amerika'ya götürüldü mü, gitti mi?" sorusunu yanıtlarken, bunun da ayrı bir tartışma konusu olduğunu belirtti. Amerika'da, "cezada pazarlık" usulü olduğunu anımsatan Bozdağ, savcının, "Bizim dediğimiz ifadenin altına imzanı atarsan hemen seni tahliye ederiz, çıkarsın, sana da şu teminatları veririz" diye söylediğine dikkati çekti. Sarraf'ın, bunları kabul etmediği takdirde 35-40 yıl gibi cezalarla tehdit edildiğini aktaran Bozdağ, "Baskı uygulanıyor ve ceza tehdidiyle korkutularak, onların iftiralarının altına imza atmaya zorlanıyor. İtirafçılığa değil, iftiracılığa zorlanıyor. Eğer hukuk devleti işlemiş olsaydı, Sarraf davası üzerinden Türkiye'ye dönük bir soruşturmayı savcılar başlatmazdı, başlatamazdı. Onun için bu dava siyasidir" değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'nin İran ile ticari ilişkilerinde hukuka aykırı herhangi bir şey olmadığının altını çizen Bozdağ, "Hukuki dayanaktan yoksun olan bu davanın düşürülmesi veya sonlandırılması gerekmektedir" dedi.
Milliyet

SPOR 
'Cevabı Sahada Veririm' 
TEB BNP Paribas Tennis Stars etkinliği çerçevesinde İstanbul'a gelen Maria Sharapova, Milliyet'in sorularını yanıtladı. Aldığı cezadan dönmesinin ardından bir diğer yıldız raket Eugenie Bouchard meslektaşını eleştirmiş, yine İstanbul'da yaptığı açıklamada Sharapova için 'Ömür boyu men edilmeliydi' ifadesini kullanmıştı. Kendisiyle ilgili yapılan bu tip yorumları hatırlattığımız ve bunlarla ilgili genel olarak ne düşündüğünü sorduğumuz tenisin yıldız ismi: "Benim spor dünyasındaki amacım ve de hedefim insanların düşüncelerinin çok daha ötesinde... Benim daha büyük, kelimelerin ötesinde bir vizyonum var. Ben yapacağım konuşmayı kortta yapar, sözümü sahadaki oyunumla söylerim. Bir sporcu ve bir insan olarak bu benim için önemli ve uzun süre de bunu bu şekilde sürdürmeyi düşünüyorum" cevabını verdi. Teniste bazı kuralların değiştirilmesi sürecinde olduğumuzu kendisine hatırlattığımız Sharapova'ya, bu değişimle ilgili neler düşündüğünü de sorduk. Rus raket şunları söyledi: "Çok fazla kuralları düşünen bir tenisçi değilim. Bu konuda birçok insan tartışmaları sürdürüyor ve spor açısından en iyi nasıl olur diye düşünüyor. Değişim benim için mahsuru olan bir şey değil. Her zaman değişime açığım ve severim de, tabii hangi ölçüde olduğuna bağlı. Keşke oyuncular karar verme sürecine katkıda bulunabilseler. Henüz böyle bir durum söz konusu olmadı. Değişiklikler sporla ilgili daha fazla enerji ve heyecan yaratacaksa, ben de bunu desteklerim elbette."
Milliyet

Tatil Yok Kamp Var! 
Süper Lig'in son 8 haftasında; 2 galibiyet, 2 yenilgi, 4 beraberlik alarak tam 14 puan kaybeden Beşiktaş'ta, Teknik Direktör Şenol Güneş sezonun ikinci devresi için şimdiden önlemler almanın hesapları içerisine girdi. Özellikle Gençlerbirliği, Teleset Mobilya Akhisar ve Evkur Yeni Malatyaspor maçlarında kaybedilen puanları telafi etmek için bir dizi önlemler alacak olan siyah-beyazlı teknik adamın devre arası kampını uzun tutmayı planladığı belirlendi. Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkan ve 6 Aralık'taki Leipzig maçı hariç Şubat ayına kadar Avrupa'da yarışmayacak olan siyah-beyazlı takım mental olarak lige motive edilecek. Ligin ilk yarısında kalan maçları kayıpsız geçmenin çalışmalarını yapan Şenol Güneş zirve ile puan farkını minimum seviyeye indirerek, sezonun ikinci yarısına girmeyi hedefliyor. Devre arası Antalya'nın Belek beldesinde kampa girmesi beklenen Beşiktaş'ta, 15 günlük çalışma programı hazırlayacak olan Şenol Güneş'in, takıma kondisyon yüklemesi yapacağı iddia edildi. Geç transfer edilen Lens, Negredo ve Medel gibi isimlere takımla kamp dönemi geçirmemeleri nedeniyle fazla şans veremeyen Güneş devre arasında bu futbolcularla yakından ilgilenecek. Deneyimli hocanın kampta kondisyon çalışmalarına ağırlık vereceği ve siyah-beyazlı futbolcuları sezonun ikinci yarısına en iyi şekilde hazırlamak istediği aktarıldı. Siyah-beyazlılar devre arası kampında hazırlık maçları konusunda da çok hassas olacak. Teknik patron Şenol Güneş kampta oynanacak maçlarda tüm oyuncuların form ve kondisyon seviyesini yükseltmeye çalışacak.
Milliyet

Özbek Noktayı Koydu 
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, teknik direktör Igor Tudor konusunda tüm soru işaretlerine son verdi. Hırvat teknik adam ile yollarını ayıracaklarına yönelik uzun süredir basında haberlerin yer aldığını dile getiren Özbek, "Birçok mecrada benim ağzımdan yazılıyor. Böyle bir yorumda bulunmadım. Bir takım düşünün; ligde lider ve en çok gol atan ekip. Münferit sonuçlar üzerinden antrenörün değerlendirilmesi, Galatasaray'a zarar veriyor. Ne yönetim kurulu, ne de başkanın hiç kafasından geçmeyen bir konu bu. Bunun değerlendirmesini Galatasaray taraftarına bırakıyorum ve basının da özeleştiri yapması gerektiğini düşünüyorum" dedi. Galatasaray Başkanı şöyle devam etti: "20'ye yakın maç var ve takım lider. Bunun üzerinden antrenörün ne zaman gönderileceği konusu gündemden düşmeli. Bu konunun Galatasaray'ın takım performansını etkileyeceğini düşünüyorum. Galatasaray dostu yorumcular bunu konuşmamalı, Galatasaray dostu olmayan yorumcular bunları konuşmaya devam edebilir. Maçtaki taktik hatalarının eleştirilmesi normal. Ama zirvedeki bir ekibinin hocasının haftalarca ne zaman gideceği haberinin yapılması maksatlı. Bunu tartışanların muradı nedir, bunu kendi kendinize sorun." Galatasaray'ın oyuncularıyla, hocasıyla, teknik kadrosuyla şampiyonluğa koşan bir takım olduğuna vurgu yapan Dursun Özbek, "Bu tartışmaların takımın performansını yıpratmasına müsaade etmeyeceğim. Bugüne kadar ağzımdan birçok şey yazıldı ama hiçbirini ben söylemedim. Biz yolumuza devam ediyoruz ve başarı skalamızı yukarı çekeceğiz. Son maçta 40 bine yakın seyirciyle oynadık. Demek ki Galatasaray taraftarı başka bir taraftar. Çok büyük bir teşekkürü hak ediyorlar" diye konuştu.
Milliyet

Galatasaray Şut Atamadı! 
Fenerbahçeli yetkililer ve teknik heyet takımın Antalyaspor karşısında oynadığı futbolun ağır bir şekilde eleştirilmesine çok şaşırdı. Maçın ardından yoğun tepkiler alan Teknik Direktör Aykut Kocaman, bunların bir kısmına basın toplantısında yanıtlasa da eleştirilerin sürmesine bir anlam verilemiyor. Fenerbahçe'nin Antalya'da uzun süredir maç kazanamadığına dikkat çeken sarı-lacivertliler şampiyonluk yolundaki rakipleri Galatasaray'ın aynı deplasmandaki performansını örnek göstermekten kendilerini alamadı. Sarı-kırmızılı takımın, 1-1 berabere tamamladığı maçta kaleye tek bir isabetli şut atmakta zorlandığı vurgulandı. Üst düzey oyuncuları olan Antalya'ya karşı Fenerbahçe'nin ise 18 şutta 6 isabet bulmasının gözlerden kaçmaması gerektiği ifade edildi. Benzer şekilde Beşiktaş'ın Malatya deplasmanında bir puanı güçlükle kurtarmasına rağmen yorumların bu kadar sert olmadığını ifade eden yetkililer, sezonun en zorlu maçının kazanılmasına rağmen yapılan bu eleştirilerin bilinçli ve ön yargılı olduğunu düşünüyor. Fenerbahçe'nin öncelikle zirveye yaklaşmak amacında olduğunu belirten sarı-lacivertliler, takım maç kazandıkça ve zirveye yaklaştıkça özellikle iç sahada etkili bir oyunun oynanacağını düşünüyor. Teknik heyete göre devre arası yapılacak takviyelerle kadro daha da güçlenecek ve ikinci yarı farklı bir Fenerbahçe sahada olacak. Ancak şu an için önemli olan kazanarak zirveden kopmamak...
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme