8 Aralık 2017 Cuma

08.12.2017 Genel Gündem

8 Aralık 2017 Cuma
TÜRKİYE 
 'En Ufak Geri Adım Atmayacağız' 
CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın suç duyurusu üzerine hakkında başlatılan soruşturmaya İngiltere'den yanıt verdi. "Şikâyet edeceğine adam gibi karşıma çıkarsın. Kavgaysa kavga, sonuna kadar gideceğiz. En ufak geri adım atmayacağız" diyen Kılıçdaroğlu, özetle şunları söyledi: "Zaman zaman karamsar havanın ülkeyi sardığını biliyorum. İnsanlarımızın umutsuzluğa kapıldığını da düşünüyorum. Ama emin olun, biz haklıyız ve mutlaka kazanacağız, haklı olduğumuz için kazanacağız. Demokrasi mücadelesinde sağ, sol ayrımı yoktur. Demokrasi mücadelesinde Alevi, Sünni, Laz, Kürt, Türk, Abaza, Çerkes ayrımı yoktur. Demokrasi mücadelesinde insan olmak vardır. Ayrıştırmak, bölmek isteyebilirler, etnik kimlik, inanç üzerinden ayrım yapmak, yaşam tarzı üzerinden ayrım yapmak isteyebilirler. Bu tuzağa asla düşmemeliyiz, bu tuzak tehlikeli bir tuzaktır, sizler için hazırlanan bir tuzaktır. Ne olursa olsun, 2019'da Türkiye'ye demokrasiyi bütün kurum ve kurallarıyla getirmenin yolunu açacağız, kapısını aralayacağız. Ondan sonra oturup hep birlikte konuşacağız. Demokrasinin bütün kurum ve kurallarını yeniden inşa etmeliyiz. Demokrasi salt benim değil, hepimizin ortak sorunu, ortak paydasıdır. Demokrasi olacak ki, tek adam Türkiye'ye egemen olmasın. Geri adım atacağımızı sanıyorlarsa, hiç kimsenin şüphesi olmasın, en ufak geri adım atmayacağız. Zalimin ve zulmün üzerine inadına inadına yürüyeceğiz. Bizi tehdit ediyorlar, savcılıklara şikâyet ediyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, bedeli ne olursa olsun, yurdumuz için, çocuklarımız, bayrağımız, vatanımız için demokrasiyi ya getireceğiz ya getireceğiz. Bugün Türkiye'de kimsenin can ve mal güvenliği yoktur. Ama herkese can ve mal güvenliğini demokrasi içinde bizler getireceğiz. Düşünebiliyor musun; Barış Bildirisi'ne imza attılar diye öğretim görevlileri üniversitelerden atıldılar. Tamamını görevlerine iade edeceğiz. Halkın oylarıyla seçilmiş milletvekilleri hapislerde, tamamı hapisten çıkacak. Biz milli iradeye saygılıyız. Bir ülkede milletvekilleri, gazeteciler hapse atılıyorsa o ülkede demokrasi yoktur. Demokrasiyi Türkiye'ye getireceğiz. OHAL uygulamalarının olduğu bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Devletin bir kişiye teslim edildiği bir ülkede demokrasiden söz edilemez. Dikta yönetimine karşı mücadele etmek vatan borcudur. 2019'da sandığa gittiğinizde, demokrasiden yana oy kullanın, sadece bunu istiyorum. Her gün kavga, gerginlik olacaksa, bir adam konuştuğunda ülkenin yarısı diken diken olacaksa o ülkede huzur mu olur? Söylüyorum; ya hiç olmazsa bir hafta konuşma. Ben konuşuyorum beyefendi gece uyumuyor. Amacım seni gece uyutmamak. Savcılara şikâyet ediyor. Beni şikâyet edeceğine cesaretin varsa adam gibi karşıma çıkarsın, oturur tartışırız. Cesaret edemiyor, karşıma çıkamıyor, savcılardan medet umuyor. Sesim çıktığı sürece, demokrasi için asla susmayacağım. Bu benim ülkeme ve insanıma borcumdur. Ülkeyi haramilerden temizleyeceğiz. Kavgaysa kavga, sonuna kadar gideceğiz. Hiç ama hiç, toplu iğne ucu kadar taviz vermeyeceğiz."
Hürriyet


94 Yılın Polemiği 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın Yunanistan ziyaretinde 'Lozan' polemiği yaşandı. Ziyaret öncesi Lozan'ın güncellenmesi gerektiğini söyleyen Erdoğan, dünkü görüşmede Yunan Cumhurbaşkanı Pavlopulos'un "Güncellenmesi mümkün değil" yanıtı üzerine "Hukukçu değilim ama siyaset hukukunu iyi bilirim. Siyaset hukukunda da anlaşmalar güncellenebilir diye bir kavram vardır" dedi. Lozan polemiği', Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın daha Atina'ya gelmeden bir gece önce (çarşamba) Yunan Skai televizyounda yayınlanan demeciyle başladı. Erdoğan, 1923 Lozan Antlaşması'nın güncellenmesi gerektiğini söyleyerek "Güncelleme derken A'dan Z'ye ne varsa bir değerlendirmeye tabi tutulabilir" dedi. Bu sözlerin Yunan medyasındaki yankıları üzerine, Hükümet Sözcüsü Dimitris Canakopulos, geceyarısı "Sayın Erdoğan'ın demeci soru işaretleri yaratıyor. İlişkilerin temeltaşı Lozan'a saygıdır" diye açıklama yaptı. Erdoğan dün bu tartışmalar arasında Yunanistan'a giderken, Başbakan Aleksis Çipras'ın refakatinde Atina'nın Sintagma Meydanı'nda bulunan Meçhul Asker Anıtı'na çelenk koydu. Ardından da resmi karşılama töreninin yapıldığı Cumhurbaşkanlığı'na geçti. Yunan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos, Erdoğan'ı karşıladı ve ardından yabancı liderleri ağırladığı salona geçtiler. İki cumhurbaşkanının kameralar önünde Yunanistan'ı ziyaret eden her yabancı liderle olduğu gibi 2-3'er dakikalık 'hoş geldiniz-hoşbulduk' konuşmaları yapmaları bekleniyordu. Ancak, karşılıklı konuşmalar nedeniyle bu açıklamalar yaklaşık 40 dakika sürdü. Önce Pavlopulos "Yunanistan'ın sınırlarını ve egemenliğini teyit eden Lozan Antlaşması müzakere edilemez, güncellenemez, yeniden gözden geçirilemez" dedi. Ardından da Pavlopulos, Batı Trakya'da Müslüman azınlığın din hürriyetinden söz etti ve iki ülke arasında dostluğun güçlenebilmesi için uluslararası hukuka saygının şart olduğunu belirtti. "Lozan konusunda anlaşılmayan bazı incelikler var. Lozan'da sadece Türkiye ve Yunanistan değil 11 taraf ülke var. Japonya bile var. İngiltere var. 94 yıl geçti. Taraflar anlaşırlarsa gözden geçirilmeli" diyerek söze başlayan Erdoğan ise Batı Trakya'dan örnekler verdi ve şöyle konuştu: "Batı Trakya'daki soydaşlarımızın haklarının korunması meselesi var. Ben Yunanistan'a farklı bir heyecanla geldim. Batı Trakya'ya, soydaşlarımıza bundan önce yaptığım gibi bir ziyaret yapmayı da arzu ettim ama birileri de maalesef bu ziyareti provoke ediyor. Dağıtılan broşürlerden tutunuz, oradaki binaların kapılarına çizilen çeşitli işaretlere varıncaya kadar. Her toplumun içinde artılar, eksiler vardır. O ayrı bir konu ama bunların 65 yıl aradan sonra böyle bir cesareti ortaya koyarak buraya eğer bir cumhurbaşkanı geliyorsa, bunun çok kontrol altında tutulması gerekir diye düşünüyorum."
Hürriyet

Hücre Arkadaşı Zarrab'ı Suçladı 
ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını deldiği iddiasıyla New York'ta yargılanırken itirafçı olan Reza Zarrab'ın cezaevinde hücre arkadaşına tecavüz ettiği iddia edildi. New York Times (NYT) gazetesinin davayla ilgili gelişmeleri takip eden muhabiri Benjamin Weiser'in haberine göre; Manhattan'daki hapishanede aynı hücreyi paylaştıkları bir mahkûm, "Zarrab'ın cinsel taciz ve tecavüzüne uğradığını" belirterek, davacı oldu. Önceki gün akşam saatlerinde açılan davaya konu suçların Kasım 2016-Mart 2017 arasında işlendiği savunuldu. İddianameye yansıyan bilgilere göre; davacı mahkûm F.J. 62 yaşında ve Fildişi Sahili vatandaşı. Geçen yıl Çek Cumhuriyeti'nde yakalanarak ABD'ye sınırdışı edildi. Bir terör grubuna destek vermekle suçlanıyor ve suçunu itiraf etti, hakkındaki kararı bekliyor. İddianamede, Zarrab'ın devletin sağladığı bir avukat tarafından savunulan F.J. için özel avukat tutma ve Afrika'da yaşayan ailesine para gönderme teklifinde bulunduğu da öne sürüldü. Dava dosyasında, 8 Mart'ta Zarrab'ın bir kez daha saldırısına uğradığı aktarılan mahkûmun, bağırmaya başladığı ve yalnızca kendisinin değil, öteki mahkûmların da cezaevi yönetimine şikâyette bulunduğu ifade edildi. Dava dosyasında mahkûmun, "daha genç ve daha güçlü adam karşısında çaresiz kaldığı" ve "karşı koyamadığı" iddiası da yer aldı. Davacı F.J. "O dönemde çok korktuğum ve utandığım için şikâyetçi de olamadım" dedi. Avukatı Alexei Schacht'a göre ise cezaevi yönetimi soruşturma açtı ama delil bulamadı. Schacht, "Hapishanede olmak yeterince kötü bir deneyim. Bu durum onun deneyimini çok daha korkunç bir hale soktu" dedi. Zarrab'ın avukatlarından Robert J. Anello ise iddiaların güvenilmez bir kaynak tarafından dile getirildiğini, "yalan" olduğunu savundu.
Hürriyet

'O Dava Evlere Şenlik' 
Başbakan Binali Yıldırım dün TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı'nda konuştu. "Gün geçmiyor ki Türkiye'de yeni bir sorun, gündemle karşı karşıya kalmayalım. Türkiye'nin son 15 yıla baktığımız zaman başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemiştir" diyen Başbakan Yıldırım, 2018 yılının kolay olmayacağını söyledi. Suriye'deki gelişmelere değinen Yıldırım, "6 yılı aşan Suriye sorunu çözüm noktasına geldiyse Türkiye'nin büyük payı vardır. Fırat Kalkanı operasyonuyla Türkiye, tek başına 4 bin civarında terör elemanını etkisiz hale getirmiştir. Bugün Amerika'nın PKK terör örgütü ile işbirliği yaparak etkisiz hale getirdiği DEAŞ terör örgütü mensubu bu kadar değildir" dedi. Yıldırım şöyle devam etti: Bugün ABD bizim dostumuz, müttefikimizdir. Ama ABD'nin yaptığı kabul edilebilir bir şey midir? Terör örgütü ile işbirliği yapmak... ABD'de alçak darbenin arkasındaki terör örgütü başını teslim etmiyor. Neymiş? Belge. 85 klasör belge bilgi sunduk. Kapağını bile açmıyor. Ülkemizdeki vatandaşlarımızın yüzde 80'inden fazlası bu terör örgütü ile işbirliği, FETÖ darbesi sonrası Amerika'nın hareket etmekte isteksizliği nedeniyle Amerika'ya karşı soğuk bakıyor. Bunda da haklı. Bir kaç gün sonra 'darbe oldu geçti artık bu işi yapanları fazla hırpalamayın' gibi laflar etmeye başladılar. Bu da canımızı sıkan en önemli gelişme olmuştur.
Vatan

Çağlayan'ın FETÖ'ye Karşı Dava Hamlesine Ret! 
FETÖ'nün iş dünyası yapılanmasına yönelik kapatılan Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) ve üye şirketlerine yönelik 21'i tutuklu 86 sanık hakkında açılan davanın 10. duruşması dün görüldü. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'de görülen duruşmaya, eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın damadı işadamı Ömer Faruk Kavurmacı ve ünlü baklavacı Faruk Güllü'nün de aralarında bulunduğu 21 tutuklu sanık ile bazı tutuksuz sanıklar katıldı. Saat 10.00'da başlayan duruşmada Mahkeme Başkanı Ali Öztürk, Maliye Bakanlığı ve Ekonomi Bakanlığı ile Eski Bakanlardan Zafer Çağlayan'ın davaya katılma talebinde bulunduğunu açıkladı. Cumhuriyet Savcısı, aralarında Ömer Faruk Kavurmacı ve Faruk Güllü'nün de bulunduğu tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini istedi. Ayrıca sanıkların mal varlıkları üzerindeki tedbir kararlarının devamına karar verilmesini isteyen savcı, sanıkların kayyum atanan şirketlerinde illegal kayıt olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu alınmasını da talep etti. Ömer Faruk Kavurmacı, TUSKON Başkanı Rızanur Meral'ın hükümet aleyhine konuşmasını alkışlamadığını ve istifa ettiğini yineledi, "Tutuksuz yargılanırsam buraya geleceğim konusunda tereddütünüz olmasın. Tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum" dedi. Sanıklardan söz alan Mehmet Zenginer de, "Ben Bank Asya'daki 9 milyonu çektim. Bunu da mahkemeye sundum. TUSKON'dan istifamın da gözardı edilmemesini talep ederim. 15 Temmuz'dan sonra ülkeme döndüğüm sabittir. Tahliyeme ve beratime karar verilsin" ifadelerini kullandı. Faruk Güllü ise, "ByLock kullanmadım. Kod adım yok. Örgütün toplantılarına katılmadım. Arandığımı öğrenince kendim teslim oldum" diyerek tahliye ve beraat taleplerinde bulundu. İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada dün sanıklar ve sanık avukatlarından gelen tahliye taleplerini değerlendiren mahkeme heyeti akşam ara kararını açıkladı. Mevcut delili durumunu gözeterek işadamı Murad Abdurrahman Baltacı'yı tahliye eden mahkeme heyeti, Kadir Topbaş'ın damadı Ömer Faruk Kavurmacı ve baklavacı Faruk Güllü'nün de aralarında oluğu 20 sanığın ise tutukluluğunun devamına karar verdi. Ekonomi eski Bakanı Zafer Çağlayan'ın davaya katılma talebini reddeden mahkeme heyeti, 6 sanığın dosyasını ayırdı, duruşmayı 26 Mart 2018 tarihine erteledi.
Vatan

Demirtaş'a Tahliye Yok, Duruşma 14 Şubat'ta 
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın, "Terör örgütü yöneticiliği" başta olmak üzere çeşitli suçlamalardan 142 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı davanın ilk duruşması tutuklandıktan 399 gün sonra yapıldı. Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Sincan Cezaevi Yerleşkesi'ndeki duruşmada Demirtaş'ı yaklaşık 150 avukat temsil etti. Demirtaş, savunmasının video konferans ile alınmak istemesi nedeniyle duruşmaya katılmadı. Mahkeme başkanı, savunma hakkını kısıtlamak istemediğini, bu nedenle isteyen her avukata söz vereceğini ancak bunu kötüye kullanılması halinden bundan vazgeçeceği uyarısını yaptı. Mahkeme Başkanı, Berlin Eyalet Parlamentosu Milletvekili Hakan Taş'ın mahkemeye verdiği dilekçede, gözlemci sıfatıyla duruşmaya katılmak istediğini belirterek, bu talebin reddedildiğini söyledi. Demirtaş'ın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme heyeti duruşmayı 14 Şubat'a erteledi.
Milliyet

'Bmgk'nın Adım Atmasını Umuyoruz' 
ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs kararına hükümet ve muhalefetten ortak tepkiler geldi. TBMM Başkanı İsmail Kahraman: ABD Başkanı'nın aldığı, Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararı, günümüze kadar olumlu şekilde sonuçlandırılamayan sorunun müsebbiplerine destek çıkmak anlamını taşımaktadır. Zaman içerisinde bu kararın etkilerinin dikkatle takip edilmesi mutlak zorunluluk olsa da yakın zamanda bölgede artabilecek muhtemel şiddet ortamından yalnızca bölge ülkelerinin değil, tüm dünya ülkelerinin aynı şekilde etkileneceği de unutulmamalıdır. Bu açıdan konunun zaman kaybetmeye tahammülü yoktur ve 8 Aralık'ta meseleyi görüşmek üzere toplanacak olan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin bir an önce yetkisindeki tüm gücü kullanarak bu gidişi durdurma yönünde adım atması umulmaktadır. Türkiye ve bölge ülkeleri için olağanüstü öneme haiz bu değerli coğrafyada istikrarın sağlanması en büyük hassasiyetimizdir. TBMM, bugüne kadar olduğu gibi bütün gücünü bölge barışı ve Filistin-İsrail anlaşmazlığının çözümü için kullanmaya devam edecektir. Kültür Ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş: Biz Türkiye olarak savaş lobilerine, tamtamlarına, silah lordlarına karşı barışı savunan ülkeyiz. ABD savaş tamtamlarının çağrısıyla Trump, Ortadoğu'yu yeniden ateşe atacak, tehlikeli bir karara imza attı. Hem de bu imzasını şov yaparak atmıştır. O insanlığa Ortadoğu'da yeni savaşların kapısını açan imzadır. O imza yeryüzünü sömürgeleştirmeye çalışan siyonist zihniyete girdiğini gösteren imzadır. Filistin halkını ezmek için atılan imzadır. Başkenti Kudüs olan Filistin'i saygıyla, onurla selamlıyoruz. Osmanlı barış zamanında hiçbir tek çatışma olmadı. Oraları Selahattin Eyyübi Haçlılardan aldıktan beri bütün dinlere saygı duyduk, barışın yurdu haline getirdik. Bu atılan adımların gözden geçmesi lazım. Filistin'de bütün dinler, kıyamete kadar yaşayacaktır. Orayı sonradan işgal edenlerin Kudus'ü başkent yapmaya gücü yetmez. Hesapları tutmaz. Gümrük Ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci: Trump'ın tek taraşı kararı Ortadoğu'ya saatli bir bomba gibi düştü. Bizim açımızdan ve dünya açısından bu karar yok hükmündedir. İslam ülkeleri bu konuda samimilerse mesela yapılan silah anlaşmalarını yeniden gözden geçirebilirler ve bu konuyu bir ön şart olarak ileri sürüp askıya da alabilirler.
Milliyet

DÜNYA 

Diplomatik Değil Siyasi Hamle 
ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması uluslararası gündemin en başına otururken, Trump'a sık sık sert eleştiriler yönelten New York Times gazetesi, bu kararın diplomatik değil siyasi olduğunu yazdı. Trump'ın seçim kampanyası sırasında Yahudi lobisinin önde gelenlerine Kudüs'ü başkent olarak tanıma sözü verdiğini yazan NYT, Amerikalı ünlü kumarhaneler zinciri sahibi Sheldon Adelson'ın Trump'tan bu sözü başkanlık koltuğuna oturmadan önce aldığını ve bunu Amerika Siyonist Organizasyonu Başkanı Morton Klein'e ilettiğini yazdı. Gazete, Adelson'ın Trump'ın kampanyasına 20 milyon dolar bağışta bulunduğunu da belirtti. Başka kaynaklara göre ise Sheldon'ın Hillary Clinton karşıtı kampanyalara bağışları 25 milyon doları buldu. Trump, 2016'nın Mart ayında ABD'nin en güçlü lobi grubu Amerikan Halkla İlişkiler Komitesi'nde yaptığı konuşmada "Amerikan elçiliğini Yahudi halkının ebedi başkenti Kudüs'e taşıyacağız" demişti. NYT'nin haberine göre Trump'ın Ortadoğu'da temaslarda bulunan Yahudi damadı Jared Kushner, Washington yönetiminin bölgede ilişkilerini oturtmadan elçiliğin taşınmasının gösterdikleri çabaları baltalabileceğini söyledi. Bu, Adelson'u ve diğer İsrail yanlılarını ciddi şekilde kızdırdı. Bunun ardından Adelson, ekim ayında Beyaz Saray'da eşiyle birlikte katıldığı bir akşam yemeğinde bu konuyu açtı. Yemekte Kushner ve dönemin Beyaz Saray Başstratejisti Stephen Bannon da vardı. Bannon da elçiliğin taşınmasından yanaydı. Yahudi lobisinin güçlü isimlerinden olan Adelson'un dışında Evanjelik Hıristiyan gruplar da Trump'a Kudüs'ün durumunun öncelikli bir mesele olduğunu hatırlattı. Çünkü Evanjelikler, Hz.İsa'nın geri dönmesi için Kudüs'ün İsrail hakimiyetinde olması gerektiğine inanıyor. Sonunda Donald Trump, kendisine oy veren kesimlerin yanında saf tutarak Kudüs'ü İsrail'in başkenti ilan etti. Donald Trump'ın destekçilerinden olan Cumhuriyetçi Yahudi Komitesi dün New York Times gazetesine Trump'ın Ağlama Duvarı'nda dua ederken göründüğü bir ilan verdi. Teşekkür ilanında "Söz verdin. Yerine getirdin" yazıyordu.
Hürriyet

Brüksel'de 'Bağımsız Katalonya' Gösterisi 
Madrıd'in yasa dışı ilan ettiği referandumun ardından tek taraşı bağımsızlık ilan eden Katalanlar, Belçika'nın başkenti Brüksel'de büyük çaplı bir gösteri düzenledi. Belçika polisi, gösteriye en az 45 bin kişinin katıldığını duyurdu. Askıya alınan Katalonya Özerk Yönetimi'nin eski başkanı Carles Puigdemont da gösteriye katılanlar arasındaydı. 1 Ekim'de gerçekleşen referanduma katılım oranı yüzde 43'te kalırken, seçmenlerin yüzde 90'dan fazlası bağımsızlık için oy vermişti. 27 Ekim'de Katalonya yönetimi tek taraşı bağımsızlık kararını dünyaya duyurmuş, dakikalar sonra Madrid yönetimi Katalonya'nın özerkliğini kaldırmıştı. Puigdemont, İspanyol yargısının hakkında yakalama kararı çıkarmasının ardından Brüksel'e gitmişti. İspanya Yüksek Mahkemesi Salı günü yakalama kararını geri çekse de Puigdemont, bir süre daha Brüksel'de kalacağını açıklamıştı.
Vatan

Yeni İntifada Çağrısı 
ABD Başkanı Donald Trump'ın Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıma kararının ardından bölgede büyük hareketlilik yaşanıyor. Hem Arap dünyasından hem de tüm Müslüman ülkelerden liderler, Trump'ın tartışma yaratan kararını kınarken, karar Filistin cephesinde de çok sert karşılık buldu. Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye, ABD Başkanı Trump'ın Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanımasına tepki göstererek, "ABD'nin kararına karşı Cuma gününden itibaren yeni intifada başlatılmasını istiyoruz." dedi. Haniye, Gazze'deki ofisinde yaptığı basın açıklamasında, barış sürecinin sona erdirilmesi talebinde bulunarak, "Filistin yönetiminden Oslo Antlaşması'ndan çıktığını duyurmasını istiyoruz. ABD'nin Kudüs ile ilgili kararı, yeni bir siyasi sürecin başladığı anlamına geliyor. Barış süreci ise sonsuza kadar toprağa gömülmüştür." diye konuştu. Haniye, Ramallah'taki El Fetih yönetimine de çağrıda bulunarak "Net bir tavır takının" dedi. Filistin'in yanı sıra Arap ve Müslüman ülkelerin yöneticilerini de ABD yönetimini boykot etmeye çağıran Haniye, "Artık barış anlaşması veya barış süreci diye bir şey kalmadı. Filistin halkı, ABD kararı sonrası tarihi bir yol ayrımında. Araplar ve Müslümanlar, merkezinde Kudüs'ün olduğu bu yol ayrımından geçiyor. Filistin bizim olduğu gibi Kudüs de bizimdir. İşgalci İsrail'in ise Filistin topraklarında meşruiyeti olamaz." ifadelerini kullandı. Filistin'in birliği ve uzlaşı adımlarının yerine getirilmesinin hızlandırılması gerektiğini dile getiren Haniye, Filistinliler arasındaki bölünmenin artık aşılmasının kaçınılmaz olduğuna dikkati çekti. Haniye ayrıca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Kudüs için İslam İşbirliği Teşkilatı'nı olağanüstü toplantıya çağırmasını takdirle karşıladıklarının altını çizdi. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) ise, Trump'ın Kudüs kararını "Filistin halkı ve haklarına karşı savaş ilanı" olarak nitelendirdi.
Milliyet

Trump'ın Kararına Tepki Yağdı 
ABD Başkanı Donald Trump'In Kudüs ile ilgili kararı özellikle İslam dünyasında büyük tepkiye yol açarken Şii ve Sünni liderleri de ortak noktada buluşturdu. Şii lider Mukteda es-Sadr son durumla ilgili Suudi Arabistan'a çağrıda bulundu. Sadr, "Suudi Arabistan'ı liderlik ettiği İslam koalisyonunu harekete geçirerek, hemen Kudüs'ü kurtarmaya yönlendirmeye çağırıyorum." dedi. Irak'taki Şii milis gruplarla konuya dair acil toplantı yapacaklarını belirten Sadr, İsrail'e karşı Suriye sınırından da savaş başlatacağı uyarısı yaptı. Arap ve Müslüman ülkelerine de seslenen Sadr, bu ülkelerdeki İsrail büyükelçiliklerinin kalıcı olarak, ABD büyükelçiliklerinin ise geçici süreyle kapatılması çağrısında bulundu. Irak Dışişleri Bakanlığı, ABD Büyükelçisi'nin bakanlığa çağrılarak diplomatik nota verildiğini bildirmişti. Irak'ta Şii dini merci Ali es-Sistani, Trump'ın kararını kınarken, "Bu kararla milyonlarca Arap ve Müslüman'ın duygularına karşı kötülük yapıldı" ifadelerini kullandı. Lübnan merkezli Hizbullah, ABD'nin kararının Filistin'e karşı benzeri görülmemiş bir saldırganlık oluşturduğunu ve Filistin direnişinin kaybedilen hakların kurtarılmasının tek yolu olduğunu açıkladı. Yayınlanan bildiride, kararın gelmiş geçmiş bütün Amerikan yönetimlerinin aldığı kararlardan daha tehlikeli olduğunu vurgulanırken, bu kararın ayrıca uluslararası güvenliği tehdit ettiğini belirtildi. Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitri Peskov ise, kararın Orta Doğu'daki krizin çözüm sürecine faydası olmayacağını, aksine Filistinliler arasında ciddi tepkiye yol açtığını ve bölgedeki durumu daha da zorlaştırdığını bildirdi.
Milliyet

EKONOMİ 

Dolar: 3,8657-3,8680
Euro: Euro 4,5492-4,5517
Sterlin: 5,2073-5,2109
Gram Altın: 155,1751-155,3121

'2018'i Birlikte Aşarız' 
Darbe girişimi ve terör olayları nedeniyle 2016 sıkıntılı geçmişti. Yaşanan olayların etkilerine rağmen 2017'de ise Türkiye ilk altı ayda yüzde 5.1 büyüdü. Başbakan Binali Yıldırım, "2017 için söylenen kriz söylentilerini KGF ile yerle bir ederek, geride bıraktık. Yılsonu itibarıyla da ülkemiz yüzde 5 ile 7 arasında bir büyümeyi gerçekleştirecek" dedi. Ankara'da dün Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı'nda konuşan Yıldırım, şunları söyledi: "Şimdi de 2018 için 'kriz kapıda' söylentileri başladı. Doğru 2018 kolay olmayacak, bunun farkındayız. Ama ülkemizin bugüne kadarki kazanımları, istikrar ve güven sayesinde 2018'de de inşallah büyüme aynen devam edecek." Enflasyonun da düşmesi için gereken tedbirleri aldıklarını belirten Yıldırım, "Bu tedbirler kısa sürede etkilerini gösterecek. Özellikle 2018'de yol haritamızı hazırlıyoruz. Bunu yaparken beraber yapacağız. Özel sektörü, iş alemini dikkate almadan, sizleri meseleye dahil etmeden bunların yapılması asla söz konusu olmaz. Yol haritasını birlikte yapacağız" diye konuştu. Yapısal reformlara devam edeceklerini belirten Yıldırım, vergi reformunu, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve yatırımcının işinin kolaylaştırılması için iddialı bir eylem planını hayata geçireceklerini kaydetti. Yıldırım, "2017'nin ilk 11 ayı içinde 6 bin 899 teşvik belgesi düzenlendi. Bunlar hayata geçtiğinde 102 bin vatandaşımıza doğrudan iş sağlanacak" dedi.
Posta

Erken Rezervasyon Başladı 
İzmir'de kapılarını açan 'Travel Turkey Turizm Fuar ve Kongresi'nde, 2018 yılı için erken rezervasyon kampanyası başlatıldı. Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş kampanyanın sektöre can suyu olmasını dileyerek, "Büyük potansiyel değerlendirilmek zorunda. Mardin, Çanakkale, Kapadokya, Kastamonu tanınmak için bekliyor. Erken rezervasyon satışları bu yıl 5 milyona ulaşacak" dedi. Erken rezervasyon kampanyası süresinde sunulan avantajlar arasında tur paketlerinde yüzde 45'e varan indirim, işbirliği yapılan bankaların kredi kartları ile yapılacak tatil ödemelerini öteleme, havayolları uçuşlarında indirim, seyahatlerin başlamasına 72 saat kalana kadar iptal hakkı, pişmanlık halinde parayı geri ödeme ve kapsamlı sigortalar yer alıyor.
Posta

Kutuplaşmadan Çalışmak İstiyoruz 
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) yılın son Yüksek İstişare Konseyi'ni (YİK) topladı. Başbakan Binali Yıldırım'ın onur konuğu olduğu YİK'te, TÜSİAD üyeleri ekonomiden, eğitime, adalete tüm konulardaki eleştirilerini sıraladı ve "üretimi destekleyen, çağdaş eğitim anlayışı, evrensel kurallara bağlı yargı sitemi ve dünyayla bütünleşmenin önemini kavrayan dış politika içeren yeni bir ekonomik kalkınma öyküsü" istedi. TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik, karamsarlığa düşmemek gerektiğini belirterek, "Sevr Antlaşması'nın imzalandığı tarihle Cumhuriyet'in ilanı arasında sadece üç yıl olduğunu hatırlayın. Bu büyük mucizenin sırrı, son yüzyılın en büyük dâhilerinden ve en zeki liderlerinden biri olan Atatürk'ün, 'Ben hayatımın hiçbir anında karamsarlık nedir tanımadım' sözlerinde yatıyor" dedi. Konuşmasında ABD'de görülen Zarrab davasına da değinen Bilecik, Zarrab'ın açıklamalarının bir kısmının Türkiye'yi derinden sarstığını belirtti. İran devleti adına çalıştığı anlaşılan bu kişinin yargılanmasının elde fırsat varken Türk yargısı tarafından gerçekleştirilemediğini kaydeden Bilecik, "Bizim açımızdan hayışanılması gereken en önemli nokta budur. Bu yaşananlar, kamuoyuna bir şeyi kesin olarak göstermiştir. O da, her zaman ısrarla vurguladığımız hukukun üstünlüğü ve yargının bağımsızlığının önemidir" dedi. Dış politikada ise son zamanlarda "yalnız" ve "çatışmacı" bir görüntü sergilendiğini vurgulayan Bilecik, şöyle devam etti: "İçeride hukuk sistemi ve yargı mekanizmamızda kaygı ve şüphe yaratan bir tablo var. OHAL döneminde maalesef aleyhimizde kuvvetlendi. 21.yüzyıl Türkiye'si, tutuklu gazeteci, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum temsilcileri ile anılan bir ülke olmamalı. Terörle mücadelede hiçbir taviz vermeden, OHAL uygulamasının gözden geçirilerek, Türkiye'nin hızla normale dönmesi gerektiğine inandığımı paylaşmak isterim. Fransa'da OHAL'in kalkması sürecinde uygulanan yapıya bakmamız gerekir." Türkiye ekonomisinde 2002- 2007 döneminden farklı olarak, 2010-2017 döneminde büyüme politikasının, ucuz ve bol sıcak paraya dayalı, tüketim ve kamu harcamaları ağırlıklı olduğunu ve bunun da kırılganlıkları artırdığını vurgulayan Bilecik şunları söyledi: "Bize benzer gelişmekte olan ülkeler, yüzde 3-4 civarında bir enflasyona sahipken, Türkiye'de enflasyonun yüzde 13'e, hatta gıda ve enerji hariç enflasyonun bile yüzde 12'ye varmış olması kabul edilir gibi değil. Enflasyon ile mücadelenin temeli, mali disiplin ve sıkı para politikasıdır. Merkez Bankaları, refah ve büyüme yaratma kurumları değildir. Anayasada da belirtildiği üzere, Merkez Bankası'nın temel görevi fiyat istikrarını sağlamaktır. Ekonomi literatüründe maalesef 'yüksek enflasyon ve yüksek büyüme' diye bir ikili yoktur. Bu tür büyüme sürdürülebilir değil, hemen her zaman geçicidir." Hayatın yüzde 10'unun insanın başına gelenler, yüzde 90'ının ise onlara nasıl tepki verdiğinden oluştuğunu vurgulayan Bilecik, "Bu söz, sadece insan hayatı için değil, şirket ve ülkeler için de geçerlidir. Benim buradaki vurgum, güzel ülkemiz için! Tepkilerimizi ve iletişimimizi yeniden gözden geçirmeliyiz! Yoksa kaybederiz" dedi. Geleceğe böyle girmek istemediklerini vurgulayan Bilecik, "Biz kutuplaşmak ayrışmak değil, birlikte çalışmak, birlikte yaşamak istiyoruz. Yenilenerek, güçlenerek, rekabet gücümüzü arttırarak büyümek istiyoruz. Yapılan en küçük haksızlık, toplumun tümüne yapılmış sayılır. Adaletin kuvvetli, kuvvetlilerin de adaletli olmaları gerekir. Bugün tartışmamız gereken 'faizin seviyesi, doların ateşi' değil, geleceğimizdir" dedi.
Hürriyet

Merkez Rezervinde Rekor Düşüş 
Merkez Bankası rezervleri1 Aralık haftasında 6 milyar 501 milyon dolar azaldı. 1 Aralık haftasından önce en yüksek düşüş 18 Kasım 2016'da yaşanan 5 milyar 539 milyon liralık kayıptı. Merkez Bankası rezervleri de bu 6.5 milyar dolarlık kaybın ardından 112.4 milyar dolara geriledi. Merkez Bankası Haftalık Para ve Banka İstatistiklerine göre, 1 Aralık ile biten haftada, Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 6 milyar 495 milyon dolar azalarak 89 milyar 855 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 24 Kasım ile biten hafta 96 milyar 350 milyon dolar seviyesindeydi. Söz konusu dönemde altın rezervleri, 6 milyon dolar azalışla 22 milyar 595 milyon dolardan 22 milyar 589 milyon dolara geriledi. Böylece Merkez Bankası'nın toplam rezervleri, geçen hafta bir önceki haftaya kıyasla 6 milyar 501 milyon dolar düşüşle 118 milyar 945 milyon dolardan 112 milyar 444 milyon dolara indi.
Hürriyet

Riskler Büyük Değil Bankaların Yanındayız 
Maliye Bakanı Naci Ağbal, ABD'de devam eden ve İran yaptırımlarının ihlalini konu alan davanın sonucunda Türk bankacılık sistemi üzerinde etkili olabilecek gelişmeler karşısında gerekli tedbirleri alacaklarını belirterek, bankaların yanında olduklarını söyledi. Reuters ile yaptığı söyleşide Bakan Ağbal, "Bankacılık sistemimiz bakımından sonuç doğuracak gelişmeler karşısında hükümet olarak üzerimize düşecek görevi, gerekli tedbirleri her zaman için alırız... Muhtemel ortaya çıkabilecek gelişmeler karşısında bu gelişmelerin doğuracağı sonuçlara hazırlıklı olmak bakımından, tabi ki hükümet olarak ilgili bakanlar olarak konuyla ilgili değerlendirmeleri her zaman yapıyoruz" diye konuştu. ABD'nin İran yaptırımlarını ihlal edilmesi ile ilgili dava devam ederken İran'a yönelik yaptırımları ihlal ettiği gerekçesiyle adı belirtilmeyen 6 Türk bankasının milyarlarca dolarlık para cezasıyla karşı karşıya kalacağı ifade edilmiş, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve hükümet yetkilileri haberi doğrulamamıştı. Ağbal, Türk bankalarının menfaatlerini korumak adına sonuna kadar ne gerekiyorsa yapacaklarını belirterek, "Daha çok başlangıçtayız, erken aşamadayız. 'Hangi alanlarda ne tür aksiyonlar alınacak, bu aksiyonların kapsamı ne olacak, ve bunun sonunda soruşturma nasıl devam edecek' bunlarla ilgili baştan hüküm vermek çok mümkün değil. Sadece şunu söylüyoruz: Türkiye'deki bankaların bu mesele ile ilgili kendilerini savunmaları için veya kendilerini ifade edebilmeleri için hükümet olarak bize düşen ne varsa onu yaparız" diye konuştu.
Vatan

41 Yıllık Akfen Değer Üretmeyi Sürdürecek 
1976 yılında genç bir makine mühendisi olan Hamdi Akın tarafından Ankara'da küçük bir kazan atölyesi ile temelleri atılan, yıllar geçtikçe çeşitli sektörlerdeki faaliyetleriyle Türkiye'nin önde gelen yatırım grupları arasına giren Akfen Holding, bu yıl kuruluşunun 41'inci yıldönümünü kutluyor. Grubun 41'inci yılına ilişkin değerlendirmede bulunan Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, Akfen Holding'in kurulduğu günden bu yana hayata geçirdiği faaliyetlerle Türkiye ekonomisine değer yaratırken, Türk milletinin refahına katkıda bulunmayı hedeflediğini belirtti. Gelecekte de bugünkü heyecanla yola devam edeceklerini ifade eden Akın, "İçinde bulunduğu coğrafyadaki olumsuzluklar devam ediyor olsa da Türkiye, milletinin değerlerine bağlılığı ve genç nüfusunun heyecanı dikkate alındığında taşıdığı potansiyelle büyümesini sürdürüyor. Biz de gelecek dönemde büyüyen Türkiye'ye değer yaratmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Sadece 2017 yılında Akfen Yenilenebilir Enerji, TAV Havalimanları ve Mersin Uluslararası Limanı'ndaki paylarından 4 farklı yabancı şirkete 1.2 milyar dolarlık hisse devri gerçekleştiren Akfen Holding, son 7 yıllık sürede yabancı şirketlere 2.8 milyar dolarlık hisse devri yaptı. Her yıl ortalama 400 milyon dolarlık hisse devri gerçekleştirerek Türkiye'ye çok önemli yabancı kaynak girişi sağlayan Hamdi Akın, bunun en kıymetli ihracat kalemlerinden biri olduğunu açıklamıştı. Son olarak Mersin Limanı'ndaki yüzde 40'lık hissesini Avustralyalı altyapı fonu IFM Investors'a devrederek dikkatleri üzerine çeken Akın, elde edilen gelirin, 6.9 milyar lirayı bulan yeni projelerde kullanılacağını açıklamıştı.
Vatan

Eski Köye Yeni İcat! 
Bir zamanlar 'eski köye yeni adet' getirilmemesi, 'icat çıkarılmaması' konusunda yüzlerce öğüt verilirdi. Çocuklar, gençler tüm bu 'süregeleni' bozacak 'yeniliklere' karşı sık sık uyarılırdı. Şimdi devir değişti! Hatta o devir değişeli o kadar çok oldu ki, bu değişimi hızla yakalayan ülkeleri yakından takip edebilmek, hatta bir adım öne geçebilmek için 'icatlar'a hem kamu, hem de özel sektörden büyük destekler gelmeye başladı. Bu icatları yakından görüp tanıyabileceğimiz en büyük etkinliklerden olan Türkiye İnovasyon Haftası bu yıl Türkiye İnovasyon ve Girişimcilik Haftası adıyla 6-9 Aralık'ta yine hem icatçıları, hem de girişimcileri merak edenlerle bir araya getiriyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) Ekonomi Bakanlığı koordinasyonunda düzenlediği etkinliğe bugüne kadar 500 bin ziyaretçi geldi.
Milliyet

SPOR 

Avrupa'da Moda Kartal 
Şampiyonlar Ligi G Grubu'nun 6. ve son maçında Leipzig'i, Almanya'da 2- 1'lik skorla deviren Beşiktaş'ın zaferi Avrupa'da geniş yankı uyandırdı. Siyah-Beyazlı takımın ilk 11'den 9 futbolcusunu oynatmadığına vurgu yapan Alman Kicker dergisi, "Leipzig, Beşiktaş'ın B takımına karşı başarısız oldu" denildi. İspanya'nın önde gelen spor gazetelerinden AS, "Beşiktaş, Leipzig'i devirip tarih yazdı, rakibini de Avrupa Ligi'ne yolladı" derken, Portekiz'in yüksek tirajlı gazetelerinden Abola, "Talisca'nın golü, Türk ekibini galibiyete taşıdı. Beşiktaş, lider olarak gruptan çıktı" yorumunu yaptı. Bir diğer Portekiz gazetesi Record ise "Beşiktaş, Porto ile birlikte son 16'ya kaldı" diye yazdı. Fransız L'Equipe gazetesi de grupta son sırada kalıp Avrupa'ya veda eden Monaco Teknik Direktörü Leonardo Jardim'in sözlerini manşetine taşıdı: "Beşiktaş ve Porto gruptan çıkmayı fazlasıyla hak etti. İki takıma da başarılar diliyorum."
Posta

Fener Kritik Virajda 
Süper Lig'in 15. haftası süper bir maçla açılıyor. 7 maçtır kaybetmeyen Bursaspor, 3'te 3 yaparak büyük bir çıkış sergileyen Fenerbahçe'yi ağırlıyor. 40 bin taraftarının desteğiyle Bursaspor 3 puan istiyor. Üstelik kaleci Harun ve Batalla gibi iyi önemli oyuncusu da maça hazır. Fenerbahçe'de ise forvet sorunu devam ediyor. Janssen yetişmezse forvette Kasımpaşa maçındaki gibi Alper Potuk oynayacak. Teknik direktör Aykut Kocaman, "Bursa her zaman zor bir deplasman olmuştur. İki takımın da formu yükseliyor. İki mücadele olacak. Kazanmak istiyoruz. 3'te 3 yaptık. 6'da 6 yaparak ilk yarıyı en iyi yerde bitirmek istiyoruz. Oyuncularıma güveniyorum" diye konuştu.
Posta

Başakşehir Avrupa'yı Erken Bıraktı! 
Medipol Başakşehir, UEFA Avrupa Ligi'ne grup aşamasında veda etti. Turuncu- lacivertliler, sahasında Portekiz'den Braga'yı 2-1 yense de turlayamadı. Golümüz 10'uncu dakikada geldi. Sol kanattan İrfan Can Kahveci'nin ortasında arka direkte buluşan Edin Visca'nın gelişine çektiği şutta top, Braga ağlarıyla buluştu: 1-0. 34'TE şanslıydık. Ceza sahası yayının hemen dışından Martins'in vuruşu, üst direğe çarpıp oyun alanına geri döndü. İkinci yarının ilk etkili akınını da Abdullah Avcı'nın öğrencileri geliştirdi. 49'da sağ çaprazdan hareketlenen Mevlüt Erdinç, kaleciyi çalımlamak istedi ama Magalhaes tehlikeli uzaklaştırdı. Atağın devamında Caiçara'nın yerden vuruşunda meşin yuvarlak, Magalhaes'in bacaklarına isabet etti. Braga 55'te eşitliği sağladı. Nascimento'nun servisinde Bruno Viana altıpastaki Raul Silva'ya indirdi. Bu futbolcunun kafasında tabela 1-1'e geldi. Emre Belözoğlu 77'de neticeyi tayin etti. Bruno Viana'nın Mossoro'ya kayarak müdahalesi sonrası İskoç hakem John Beaton penaltıyı işaretledi. Emre Magalhaes'in sağından fileleri havalandırdı: 2-1.
Vatan

'6222 İçin Bir Fırsat' 
Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Hidayet Türkoğlu, Trabzonspor ile Fenerbahçe arasında oynanan maçta çıkan olaylarla ilgili, "Kendini bilmez 3-5 kişinin yaptığı çirkin olaylar federasyonları koskoca kulüplerle karşı karşıya getiriyor" dedi. Sporun hiçbir yerinde böyle olaylarla karşılaşmak istemediklerini vurgulayan Türkoğlu, "Aslında bu 6222 sayılı kanunun hayata geçmesi için iyi bir fırsat. Cezayı camiaya veriyorsunuz. Aslında olayları yapanları cezalandırmak gerekir. Kendini bilmez kişilerin yaptıklarının, koskoca camialara fatura edilmemesi lazım" ifadelerini kullandı. TBF Başkanı, FIBA ile Avrupa Ligi arasında yaşanan fikstür çekişmesini de değerlendirirken şöyle konuştu: "Melih, Birkan ve Doğuş milli takımdaydı ama kulüp takımlarının da maçı vardı. İnşallah bu fikstürü düzeltirler. Sadece biz değil tüm Avrupa bundan şikayetçi. Bu fikstürden dolayı bazı ülkeler bundan ciddi zarar görüyor." Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi'ne 9'da 9 yaparak başlayan TOFAŞ'ı öven Türkoğlu, "TOFAŞ, alttan gelecek kulüpler için güzel bir örnek. Orhun Ene ile yaptıkları uzun vadeli anlaşmanın meyvelerini topluyorlar. Ligde ve Avrupa'da başarılı gidiyorlar. Bu bizim açımızdan da çok değerli" diye konuştu.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme