6 Ocak 2018 Cumartesi

06.01.2018 Genel Gündem



06.01.2018
GÜNDEM
Teslim Olmadan İmamıyla Görüştü 
15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında FETÖ'cü TSK mensuplarına karşı koyup vurulduğu gerekçesiyle "kahraman" olarak anılan ancak geçen hafta polise teslim olarak "FETÖ'cü" olduğunu açıklayan Yüzbaşı Burak Akın, dün adliyeye çıkarıldı. Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Salih Zeki Çolak'ın koruma ekibinin başı olan Akın'ın, yıllarca kendisini gizleyip TSK içinde kendisine yer bulduğu görülüyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi ve Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'in yanı sıra darbe girişimi bilgisinin geldiği 15 Temmuz günü kendisine bağlı Kara Havacılık Okulu'nda denetleme yapan ancak darbe havasını tespit edemeyen Çolak'ın yanıbaşında FETÖ'cü subayın çıkması dikkat çekici. Akın'ın teslim olmasıyla birlikte başlayan soruşturmada önemli bilgilere ulaşıldı. Savcılık kaynaklarından aldığım bilgiye göre, Akın, 14 yaşından itibaren Gülen cemaatinin içinde. Ortaokul yıllarında tanıştığı cemaatle ilişkisini TSK'ya girdikten sonra da devam ettiriyor. Ta ki 15 Temmuz'daki darbe girişimine kadar. Akın ifadesinde ise darbe girişiminden sonra FETÖ'den uzaklaştığını açıkladı. Akın, ifadesinde ortaokul yıllarından itibaren kendisinin bağlı olduğu tüm FETÖ imamlarını tek tek anlattı. İfadesine göre; Akın, 5 ayrı imamla bağlantılı olarak cemaat faaliyetlerinde yeraldı. Darbe girişiminde FETÖ'cü TSK mensuplarının ateşiyle yaralanan Akın'ın çok küçük bir hücre içinde faaliyet gösterdiği anlaşıldı. Akın, bulunduğu FETÖ hücresinde tanıdığı 6 TSK mensubu subayın adını da açıkladı ifadesinde. Bu 6 subaydan 4'nün daha önce FETÖ'den adli işlem gördüğü belirlendi. Ancak, diğer ikisi ise ilk kez FETÖ dosyalarında tanındı. Akın'ın mahrem imamlarla irtibat kuran TSK mensuplarının isimlerinin yer aldığı "kontör-büfe" dosyasında adının geçmesine karşın, diğer iki subayın kontör-büfe dosyalarında da isimlerinin bulunmadığı ortaya çıktı. Haklarında FETÖ'yle herhangi bir bağlarının olduğu şimdiye kadar belirlenemeyen iki subayın varlığı deşifre edildi. İki subayın "kripto FETÖ'cü" olma olasılığı var. İki subay, bulundukları askeri birliklerden gözaltına alındı, sorguları halen devam ediyor.
Milliyet

Kahraman Polis Ölümsüzleşti 
İzmir Adliyesi'ne yönelik PKK'lı teröristlerin saldırısını canı pahasına önleyen şehit polis memuru Fethi Sekin ile seken kurşunun isabet etmesiyle şehit olan mübaşir Musa Can, ölümlerinin birinci yılında törenle anıldı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül'ün de katıldığı anma töreninde, olaya dair çekilen belgeselle Sekin için hazırlanan ve Bengü'nün de seslendirdiği türkünün klibi gösterildi. Bu sırada şehitlerin aileleri ile törene katılanlar gözyaşı döktü. Açılışı yapılan Sekin'in heykelindeki Türk bayrağını da şehidin babası Mehmet Zeki Sekin açtı. PKK'lı iki terörist 5 Ocak'ta İzmir Adliyesi'ne yönelik bombalı araç ve uzun namlulu silahlarla saldırıda bulundu. Bu sırada silahını çekip son mermisine kadar teröristlerle kahramanca çatışan Sekin, kurşununun bitmesi üzerine şehit oldu. Ayrıca, seken kurşunlardan birisinin isabet etmesiyle adliye çalışanı mübaşir Musa Can da şehit düştü. Geçen yıl binlerce kişinin katılımıyla son yolculuklarına uğurlanan şehitler için bu yıl anma töreni düzenlendi. İzmir Adliyesi'ndeki anma törenine bakanlar Soylu ve Gül'ün yanı sıra Fethi Sekin'in eşi Rabia Sekin, şehitlerin yakınları, Emniyet Genel Müdürü Selami Altınok, İzmir Valisi Erol Ayyıldız, Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'li Aziz Kocaoğlu, milletvekilleri, hakim ve savcılar, adliye çalışanları ve emniyet yetkilileri katıldı. Törende saygı duruşu ve İstiklal Marşı'ndan sonra Başbakan Binali Yıldırım'ın mesajı okundu. Daha sonra ilk olarak İzmir Emniyet Müdürlüğü'nün Fethi Sekin için hazırladığı sunum yapıldı, ardından da olaya dair belgesel yayınlandı. Sekiz ay süren ve Anadolu Sinemacılar ve Televizyoncular Meslek Birliği (ASİTEM) desteğiyle hazırlanan C Kapısı belgeselinde, adliye çalışanı polis memuru ve amirlerinden oluşan 15 kişi ile röportaj yer aldı. Can ve Sekin'in o gün ne yaptıkları, şehit olma anları, haklarındaki anılardan oluşan bölümün yer aldığı belgesel, birlik mesajıyla bitti.
Milliyet
 
 DÜNYA 
'Adamımızı En Tepeye Yerleştirdik' 
ABD Başkanı Donald Trump'ın toplatmak için avukatları aracılığıyla başvuru yaptığı gazeteci Michael Wolff'un kaleme aldığı 'Fire and Fury: Inside the Trump White House' (Gazap ve Öfke: Trump'ın Beyaz Saray'ı) adlı kitap 9 Ocak yerine dün piyasaya çıktı. Trump'ın kitabı engelleme hamlesi aksi sonuç verirken, kitaptan yeni bilgiler de basına yansıdı. Bunlardan dikkat çekenlerden biri de ABD Başkanı Donald Trump'ın Suudi Arabistan'daki iktidar mücadelesine dahil olmasıyla ilgili. Suudi Kralı Selman, geçen haziran ayında yeğeni Muhammed bin Nayef'i görevden alarak yerine oğlu Muhammed bin Selman'ı Veliaht Prens olarak atadı. Wolff'un kitaptaki iddiasına göre Trump, bu değişiklikle ilgili "Adamımızı tepeye yerleştirdik" dedi. Kasım ayında Prens Muhammed, ülke genelinde büyük bir operasyon dalgası başlattı ve yüzlerce prens, iş adamı ve bürokratı gözaltına aldırdı. Bu gözaltı furyasından önce ise ekim ayında Trump'ın Ortadoğu konusundaki danışmanı ve damadı Jared Kushner, Suudi Arabistan'ı ziyaret etmişti. Washington Post'un haberine göre o dönem Kushner ve Veliaht Prens Muhammed sabahın ilk saatlerine kadar birlikte 'strateji planlamıştı'. Donald Trump da Suudi zenginler ve kraliyet üyeleri Suudi başkenti Riyad'daki Ritz-Carlton Oteli'nde gözaltında tutulurken, Twitter'dan operasyonlara destek verdiğini ilan etmişti. Trump, "Kral Selman ve Suudi Arabistan'ın Veliaht Prensi'ne büyük güven duyuyorum. Ne yaptıklarını tam anlamıyla biliyorlar" diye yazmıştı. Kitaptaki iddialardan biri de Trump'ın öz oğulları Donald Trump Jr. (40) ve 33 yaşındaki Eric'in zekasıyla alay etmesiydi. Wolff, "Babaları, onlarla 'Tanrı akıl verirken bunlar odanın arkasında kalmış' diye dalga geçiyordu" diye yazdı.
Hürriyet

Abd, Pakıstan'a Yardımı Askıya Aldı 
ABD Dışişleri Bakanlığı, Pakistan'a 'güvenlik yardımını' askıya aldığını duyurdu. Bakanlık Sözcüsü Heather Nauert, "Taliban ve Hakkani grubu gibi gruplara karşı çok emin adımlar atana kadar Pakistan'a güvenlik yardımını askıya alıyoruz" ifadesini kullandı. Sözcü Nauert, toplam ne kadar yardımın kesileceğini ise belirtmedi. ABD Başkanı Donald Trump, 1 Ocak'ta Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, İslamabad yönetimini "teröristlere güvenli bölge sağlamakla" suçlamıştı. ABD Başkanı, Pakistan'a bu yıl içinde yapılacak 255 milyon dolarlık (955 milyon TL) yardımı askıya alacağını belirtmişti. Bu arada ABD yönetimi, Pakistan'ı "dini özgürlükleri şiddetle ihlal ettiği" gerekçesiyle "Özel İzleme" listesine de ekledi. Washington'dan gelen bu haberlere İslamabad'dan tepki geldi. Pakistan Dışişleri Bakanı Hoca Muhammed Asıf, Trump'ın açıklamaları hakkında "ABD, Hindistan'ın ağzıyla konuşuyor" dedi. Asıf, Pakistan'ın, ABD ile yaşanan gerginliği diyalog yoluyla çözmekten yana olduğunu ancak ülkesinin gösterdiği sabrın zayıflık olarak algılanmaması gerektiğini kaydetti.
Hürriyet

Pyongyang'dan Seul'e 'Yeşil Işık' Yakıldı 
Güney Kore'nin, Kuzey Kore'ye ilettikleri Kış Olimpiyatları'na katılımla ilgili üst düzey görüşme teklifinin, Pyongyang tarafından kabul edildiğini bildirildi. İlk olarak 9 Ocak'ta gerçekleştirilecek görüşmenin, Kuzey Koreli atletlerin Kış Olimpiyatları'na katılımı için bir çözüm bulunmasına odaklanacağı kaydediliyor. Kış Olimpiyatları, Güney Kore'nin Pyeongchang kentinde Şubat ayında düzenlenecek. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, yeni yıl konuşmasında oyunlara katılımla ilgili görüşmeye açık olduklarının sinyalini vermiş, "katılımın iki Kore arasındaki birliği sergilemek için iyi bir fırsat" olduğunu söylemişti. Söz konusu açıklama, Seul tarafında olumlu karşılanmış ve Güney Kore, Pyongyang'a üst düzey görüşme teklifinde bulunmuştu. İki ülke, hafta içinde, aralarındaki acil telefon hattının yeniden açılması konusunda da anlaşmıştı. Ancak Güney Kore Birleşme Bakanlığı'ndan bir yetkili, davetin kabul kararının kendilerine faksla gönderildiğini söyledi. Görüşmenin sınırdaki silahsızlandırılmış bölgede, Panmunjom köyünde yapılması bekleniyor. Burası, daha önce de görüşmelere ev sahipliği yaptığı için 'barış köyü' olarak biliniyor. İki ülke arasında Aralık 2015'ten bu yana üst düzey görüşme gerçekleştirilmiyor.
Milliyet

Trump Gözünü Kıyılara Dikti 
ABD Başkanı Donald Trump, ülkenin açık denizlerinde petrol ve doğalgaz arama- üretim faaliyetlerine izin vermek için bir plan hazırladı. ABD İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Pasifik ve Atlantik okyanuslarıyla Meksika Körfezi kıyılarında petrol ve doğalgaz araması, sondajı ve üretimine izin vermek için 'Amerika'nın Açık Deniz Petrol ve Doğalgaz Potansiyelini Serbest Bırakmak' adlı 5 yıllık bir plan hazırlandığı bildirildi. Açıklamada, plan kapsamında, ABD'nin federal kıyılarının ve açık denizlerinin yüzde 90'ından fazlasının 2019-2024 döneminde petrol ve doğalgaz arama-üretim ve sondaj faaliyetlerine açılmasının öngörüldüğü belirtildi. Trump'ın planına çevrecilerin tepkisi gecikmedi. Çevre koruma örgütü 'Sierra Club'dan yapılan açıklamada, ABD'nin New Jersey, Kuzey ve Güney Carolina, Virginia ile Florida eyaletlerinin valilerinin ve halkının açık denizlerde sondaj faaliyetlerine karşı olduğu vurgulandı. Obama, Aralık 2016'da aldığı kararda, ABD'nin Kutup bölgelerinin ve Atlantik Okyanusu kıyılarının petrol ve doğalgaz aramaüretim faaliyetlerine "süresiz kapalı" olacağını duyurmuştu.
Vatan

EKONOMİ 
Dolar: 3,7337-3,7347
Euro: 4,4969-4,4986
Sterlin: 5,0664-5,0688         
Gram Altın: 158,4905-158,5677

Yüksek Ve Düşük Tüketim İkiye Ayrıldı 
Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) son kaynak tedarik tarifesinin düzenlenmesi hakkındaki tebliği kabul etti. Bu tebliğ, Türkiye'nin (toplam faturaya esas) elektrik tüketiminin dörtte birini oluşturan ve yaklaşık 62 milyar kilovat saatlik (kwh) tüketimi olan 270'e yakın tüketiciyi yakından ilgilendiriyor. Tebliğ elektrik piyasası kanununda öngörülen düzenleme kapsamında kabul edildi. İlgili düzenleme yüksek tüketimli tüketiciler için son kaynak tarifesinin bu tüketicilerin piyasaya geçişini, yani tedarik şirketlerinden ikili anlaşma yoluyla elektrik almasını teşvik edecek şekilde belirlenmesini öngörüyor. Bilindiği üzere, son kaynak tedarik tarifesi serbest tüketici niteliğine haiz olduğu halde ikili anlaşmalarla bu hakkını kullanmayan ve görevli tedarik şirketlerinden enerji temin eden tüketiciler için belirleniyor ve her perakende elektrik satış döneminde EPDK tarafından belirlenen perakende elektrik satış tarifeleri ile eşit olarak yayımlanıyordu. Diğer deyişle söz konusu yüksek tüketimli aboneler için de 3 aylık dönemlerde tarife belirleniyordu. Ancak kabul edilen tebliğde son kaynak tedarik tarifesi üzerinde enerji temin eden tüketiciler yüksek ve düşük tüketimli olarak ikiye ayrıldı. Bir önceki takvim yılında veya içinde bulunulan yılda 50 Milyon kWh ve üzerinde tüketimi olan tüketiciler "yüksek tüketimli tüketiciler" olarak tanımlandı. EPDK tarafından elde edilen bilgilere göre, söz konusu tebliğ Resmi Gazete'de yayımlanmasını müteakip yürürlüğe girecek. Bir önceki takvim yılında veya içinde bulunulan yılda 50 milyon kWh ve üzerinde tüketimi olan tüketicilerin son kaynak tedarik tarifesi, 50 milyon kWh'ın altında tüketimi olan tüketicilerin son kaynak tedarik tarifesinden farklı hale gelecek. Yüksek tüketimli tüketici grubuna dahil olma durumu belirlenirken tüketicinin bir kullanım yerinde kendi adına yaptığı sözleşmeye istinaden tükettiği enerji dikkate alınacak.
Hürriyet

Bir Şişe Rakının Yüzde 65'i Vergi 
Özel Tüketim Vergisi'ne (ÖTV) yapılan son zamlarla birlikte, içki fiyatlarındaki vergi oranı daha da yükseldi. Son vergi düzenlemesinin ardından bir şişe rakının yüzde 65'i, bir şişe biranın yüzde 60'ı vergi oldu. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın açıkladığı yeni ÖTV listesine göre, alkollü içeceklerin asgari maktu vergi tutarı 6 aylık Yİ-ÜFE olan yüzde 7.09 oranında artırıldı. Yeni düzenlemelerle rakının asgari maktu vergi tutarı 11.3 lira, cin ve votkanın asgari vergi tutarı 11.6 lira zamlandı. Biranın asgari maktu vergisindeki artış ise 9 kuruş oldu. Zammın ardından, bir şişe biranın fiyatı 7.25 TL'den 7.40 TL'ye, bir şişe 70'lik rakının fiyatı 93 TL'den 97 liraya çıkacak. Yeni düzenlemeyle, her litre için saf alkol başına alınan vergi oranı rakıda 171.27 liraya, votka ve cinde 175.66 liraya, likörde 197.52 liraya yükseldi. Bu oranlara göre 97 liraya satılan 70'lik rakının 53.95 lirası ÖTV, 9.71 lirası ÖTV'nin KDV'si oldu ve 97 liraya satılan 70 cl'lik rakıda toplam vergi 63.66 liraya ulaştı. Yani, bir şiye rakının yüzde 65'i vergi oldu. 100'lük rakıda vergi miktarı da 90 lira 95 kuruş oldu. 7 lira 40 kuruşa satılan 50 cl'lik bir şişe biranın toplam vergi miktarı da 4.47 liraya ulaştı. Böylece bir şişe biradaki vergi oranı da yüzde 60'ı geçti. Rakının üretiminde kullanılan alkolün en az yüzde 65'inin üzümden üretilme şartı maliyeti artırıyor. Alkol oranının diğer içkilerden yüksek olması da rakıda maliyeti artıran unsurlardan. Dağıtım faaliyetlerin akaryakıt fiyatlarından etkilenmesi, bayi kârı gibi etkenler de eklendiğinde, alkollü içki firmaları en az ÖTV artışı kadar bir zammı ürünlerine yansıtıyor.
Milliyet

Otomotivde Mutlu Son 
Türkiye otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, 2017'de önceki yıla göre yüzde 2.8'lik bir daralma yaşamasına rağmen, 956 bin 194 adet olarak gerçekleşti. Henüz resmen açıklanmamakla birlikte, ağır ticari araç satışlarıyla birlikte bu rakamın, 980 bin adede ulaştığı tahmin ediliyor. Otomotiv Distribütörleri Derneği'nden (ODD) yapılan açıklamaya göre, geçen yılın tamamında Türkiye'de otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarında satışlar, 2016'ya oran yüzde 2.8 azalarak 956 bin 194 oldu. Önceki yıl binek ve hafif ticari araç toplam satışları 983 bin 720 seviyesinde gerçekleşmişti. 2016 yılının Kasım ayında ÖTV oranlarında yaşanan artış ve yıl boyunca kurlarda görülen yükselişler, pazarı bir miktar etkilerken, özellikle Motorlu Taşıtlar Vergisi'ndeki artıştan etkilenmemek için taleplerini öne çeken tüketiciler sayesinde satışlarda büyük bir düşüşün yaşanmadığı görülüyor. Nitekim tüm bunların ışığında 2017 yılının tamamında binek otomobil satışları, bir önceki yıla göre yüzde 4.52 düşüş kaydederek 722 bin 759 adet oldu. Önceki yıl binek oto satışları 756 bin 938 adetti. Hafif ticari araç satışlarıysa, 2017'de bir önceki yıla göre yüzde 2.93 artarak 233 bin 435'e yükseldi. Bu rakam, 2016 yılında 226 bin 782 adetti. Geçen yılın son ayında ise otomobil ve hafif ticari araç pazarı 136 bin 240 seviyesinde gerçekleşti. 141 bin 912 olan 2016'nın aralık ayı toplam pazarına göre satışlar yüzde 4 azalma kaydederken, söz konusu satışların 99 bin 694 adedi binek otomobil oldu. 2017 Aralık ayında hafif ticari araç satışları ise geçen yıl aralık ayında 2016'nın aynı dönemine göre yüzde 7.91 artarak 36 bin 546 oldu. Otomotiv Distribütörleri Derneği'nin bu yıl 8'incisini organize ettiği "ODD Satış ve İletişim Ödülleri, 2017 Gladyatörleri" nin ödül töreninde konuşan ODD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bayraktar, otomotiv sektörünün dinamizmi sayesinde 2017 yılını iyi bir sonuçla tamamladıklarını belirtti. Bayraktar, "2017 yılında otomobil ve hafif ticari araç pazarı, bir önceki yıla göre yüzde 2.8 azalarak 956 bin 194 adetlik bir sonuçla tamamlandı. Her yıl toplam pazarı hesaplarken ağır vasıta satışlarını da ekliyoruz. Henüz resmi olmamakla birlikte ağır vasıta satışını da eklediğimizde toplam otomotiv pazarının 980 bin adede yaklaştığını görüyoruz" dedi.
Milliyet

Sıcak Para Uyarısı 
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 2018'de hedeflerinin 2017'ye benzer performansa ulaşmak olduğunu söyledi. "2017'de elde ettiğimiz olumlu sonuçlarla 2018'de rehavete kapılmamalı, riskleri göz ardı etmemeli ve fırsatları da gözden kaçırmamalıyız" diyen TOBB Başkanı, "Bu yıl küresel büyüme ve ticaret, bu 2017'den daha iyi olacak gibi görünüyor. Son 7 senenin en yüksek küresel büyüme oranı çıkabilir. Biz de bundan payımızı almalıyız. Bunun için istihdam, üretim ve ticaret teşviklerini sürdürme hususlarındaki önerilerimizi hükümete ilettik. Makroekonomide dikkat edilmesi gereken noktalar da bütçe açığı, enflasyon ve cari açıktaki yükseliş olarak görülüyor" diye konuştu. Kamu ve özel sektör olarak 2018'de 210 milyar dolar civarında dış kaynak ihtiyacı olacağına dikkati çeken Hisarcıklıoğlu, dış finansman ihtiyacının nasıl karşılanacağının önemine de değindi. Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti: "Bizdeki faiz, gelişmiş ülkelerden fazla olduğundan, yabancı portföy yatırımcıları için çekici olmaya devam edeceğiz. Ama bu tür sıcak para maliyetli ve her an kaçması mümkün olduğundan tehlikeli. Bunun yerine doğrudan yabancı sermaye yatırımı çekmek, yani dış finansman kalitesini artırmak daha doğru. Böylece hem dünyada bize karşı oluşturulmak istenen algıların önüne geçer, hem de istikrarı kuvvetlendiririz. Yeni hedeflere, kapsamlı bir reform sürecine ihtiyaç var. İç talebe ve dış kaynağa dayalı büyüme sürecini değiştirmeye ihtiyaç var. Şimdi yeni bir sanayi devrimi eşiğindeyiz. Bu yeni yarışta başarılı olmak için, becerikli oyunculara ve iyi bir kurumsal sisteme ihtiyacınız var."
Vatan

POLİTİKA
 Ne Olur Artık Bizi De Alın Diyecek Halımız Yok 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, konuşmasından satırbaşları şu şekilde: "Türkiye-Avrupa Birliği (AB) süreci içinde ne yazık ki sene 63, sene 2017. 54 yıldır bu kapıda bekletilen bir ülke. Türkiye gibi bir başka ülke AB içinde yok. Gerekçelerini sunmaya gelince AB bize gerekçe de sunamıyor ve öyle ki ilk zamanlar 15 fasıl üzerinden bizi engellerken daha sonra bize yönelik bu fasılların sayısı 35'e çıktı ve bu 35 fasıl daha sonra da yine bir farklı yaklaşımla faslın açılması ama kapatılması noktasına gelince kapatılması da olmadı, bunları da yaşadık hala da yaşıyoruz. Tabii bu bizi ciddi manada yorduğu gibi milletimi de ciddi manada yoruyor, yani belki de bizi bir karara doğru sürükleyecektir. Zira sürekli olarak 'Ne olur artık bizi de alıverin' diyecek halimiz de pek yok, bakın bunu Fransa'dan söylüyorum, buradan sesleniyorum." "Bizim bir stratejik ortaklığımız da var askeri alanda ve bu da bize birbirimize yönelik bir güç katıyor. Nitekim bugün EUROSAM ile ilgili bir anlaşmayı da imzalamış olduk ki bu çok çok önemli bir adım. Bir diğer NATO ülkesi İtalya'yı da içine alacak şekilde üçlü bir anlaşmanın adımını da böylece atmış olduk. Şimdi bundan sonrası süratle yola çıkmak ve süratle de bu işin üretimine geçmek." "Türkiye'de şu anda kampların dışında yaşayan Suriyelilerin sayısı 3,5 milyona ulaştı. 260-270 bin insan da çadır ve konteyner kentlerde. Bunlara şu ana kadar 30 milyar dolar (112 milyar lira) harcama yaptık. AB'nin vermiş olduğu söz vardır, ama bu söz yerine gelmemiştir. Şu ana kadar verdikleri rakam 900 milyon ne yazık ki avrodur. Aynı şekilde Dünya Mülteciler Komisyonu'na bakıyorsunuz oradan da ciddi bir rakam gelmiyor, son olarak herhalde bir 600 milyon doları buldu, oradan gelen de bu." "Türkiye bir hukuk devletidir. Batı, her zaman bize 'Yargı bağımsızdır' diyor. Türkiye'de yargı bağımlı değil ki. Sayın Cumhurbaşkanı bazı isimler verdi. Adalet Bakanlığımızdan onlarla ilgili bilgileri temin ederek kendilerine göndereceğim."
Hürriyet

Milletten Boyunun Ölçüsünü Alacak 
Başbakan Binali Yıldırım, dün Ankara'nın Altındağ ilçesindeki Taceddin Dergahı Camii'nde kıldığı cuma namazının ardından soruları yanıtladı. Yıldırım, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kabine revizyonu olmayacağı sözlerinin hatırlatması üzerine "Onun sözünün üstüne söz mü söyleyelim" dedi. "Kabine değişikliğini ne zaman öngörüyorsunuz" sorusuna ise Yıldırım, "olmayan şeyin nesini öngöreyim" karşılığını verdi. Yıldırım'ın açıklamalarından satır başları şöyle: Başından beri söylediğimiz gibi hukuki bir dava değildir, tamamen siyasi bir nitelik kazanmıştır. Uydurma delillerle kendileri suç işleyen insanların şahitliği ile oluşturulmaya çalışılan ve uluslararası hukuk normuna da hiçbir şekilde uymayan adeta tiyatro şeklinde bir dava. Sonucu önceden kararlaştırılmış, senaryosu hazırlanmış bir oyun gibi bir davayı bütün dünya izledi. Bizim açımızdan hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Bu bir hukuki süreçtir. Tabii ki kamu adına hizmet edenler, kamu gücünü kullananlar, vatandaştan yetki alanlar, bu yetkilerini yerli yerinde kullanmak, hizmet yaparken kamu menfaatini gözetmek durumundalar. Kayırmadan, görevi kötüye kullanmadan, memleket, millet adına iş yapan, hizmet yapana kimsenin söyleyecek sözü olmaz, herhangi bir sıkıntı da yaşamaz ama yanlış yapanlar varsa bunların da hukuk içinde karşılığını görmesi gayet doğaldır. Seçimle iş başına geliyorsunuz, seçimden seçime geçen sürede millete, size verilen yetkiler, hukuk içerisinde herhangi bir yanlışa düşmeden hizmet edeceksiniz. Bu yetmez, ikinci denetim, kamu denetimidir. Müfettişler gerekli denetimi yapar. Yanlış bir iş, işlem, uygulama olursa bunun karşılığı da bellidir. Türkiye hukuk devletidir. Bu süreçler işliyor.
Milliyet

Sadat: Kampımız Silahımız Yok! 
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in "Tokat ve Konya'da silahlı eğitim kampları kuruldu" iddiası üzerine, adı geçen SADAT adlı şirket açıklama yaptı. SADAT Uluslararası Savunma Danışmanlığı Genel Müdür Yardımcısı Emekli Kurmay Albay Ali Coşar, "Şirketimiz, paralı asker organizasyonu değildir. Silahlı veya silahsız asker gücü yoktur. Şirketimize ait silah bulunmamaktadır" dedi. Güvenlik veya savunma hizmeti sunmadıklarını vurgulayan Coşar şöyle devam etti: Eğitim kampımız, tesisimiz veya her ne ad veriyorsanız bu amaçla kullanabileceğimiz bir arazimiz olmamıştır. Türkiye'de ve yurt dışında hiçbir sivile veya gruba eğitim verilmemiştir. Hizmetlerimiz, Türkiye Cumhuriyeti'nin dost ve müttefik ülkelerinin orduları ve polis teşkilatlarına yönelik programlar içermektedir. Bunun dışında bir çalışmamız olmamıştır. Coşar, şirketlerinin yasalar ve şirket sözleşmesi kapsamında gerektiğinde devletin bilgi ve denetimi kapsamında sadece dost ülkelerin resmi silahlı kuvvetler ve polis teşkilatlarına eğitim verdiğini kaydetti.
Vatan

SPOR 
Evra Bıttı Bıtıyor 
Galatasaray'da Asamoah konusunda Juventus'tan gelen olumsuz haber üzerine Patrice Evra'nın ismi ağırlık kazanmıştı. Senegal asıllı Fransız oyuncunun Florya'ya iyice yaklaştığı ifade edildi. 36 yaşındaki Fransız futbolcuyu 6 aylığına kadrosuna katmak için için karar veren sarı-kırmızılılar, Asamoah'ın menajerlik şirketinin "Patrice Evra" önerisini teknik direktör Fatih Terim'e iletmişti. Terim'in, tecrübesi nedeniyle bu transferi onayladığı ve Evra'nın gelmesi halinde hemen uyum sağlayacağını düşündüğü öğrenildi. Sarı-kırmızılılar böylece yarım sezon için tecrübeli futbolcuyu kadrosuna katacak, daha sonra da Asamoah ile 4 yıllık sözleşme yapılacak. Galatasaray'ın Evra'ya, yarım sezon için 1.3 milyon euro vereceği belirtildi. Galatasaray'da sol bek transferinde sona yaklaşılması nedeniyle Sivasspor'un istediği Latovlevici'ye de izin verilecek. Öte yandan Galatasaray, Emre Mor için de çalışma başlattı. Fatih Terim'in genç yeteneğin transferini istediği belirtildi. Sarı-kırmızılılar Celta Vigo ile görüşmelere başlama kararı aldı.
Milliyet

Krız Son Anda Asıldı! 
Beşiktaş Yönetimi, Cenk Tosun'un transferi konusunda önceki gün Everton ile el sıkışmasına rağmen Cenk Tosun'un dün resmi imzayı atması bir hayli uzadı. İngilizler daha önce prensipte anlaştıkları golcü oyuncuya verilen sözlerde geri adım atmak isteyince transfer bir anda çıkmaza girdi. Evertonlı yetkililerin bonservis ücretinin yükselmesi nedeniyle Cenk'in parasını indirmeye çalıştığı öğrenildi. Bu durum üzerine masadan kalkan Cenk Tosun'un menajerleri, bir süre sonra tekrar telefonla aranarak tekrar pazarlığa davet edildi. Golcü oyuncunun yıllık ücretini aşağıya çekme planı tutmayan Everton Kulübü, söz verdiği paraya yakın bir rakamı kabul etti. Yıllık 6.5 milyon euroya imza atan Cenk Tosun, 4.5 seneliğine Evertonlı oldu. Everton'ın geri adım atması nedeniyle İngiltere'de kalan Cenk Tosun'un, Beşiktaş'ın 27 milyon euroluk bonservis ücretini kaybetmemesi için kendi parasından fedâkarlık yaptığı ortaya çıktı. İlk başta menajerlerin restiyle karşılaşan İngilizler, Cenk Tosun'un da ilk konuşulan ücrette direnmemesi üzerine işi fazla uzatmadı. Everton Kulübü ardından yaptığı indirimleri bir bonus paketinin içine sokarak Cenk Tosun'a son dakika jesti yaptı. 4.5 sene Everton forması giyecek olan Cenk Tosun bugün Türkiye'ye gelerek eşyalarını toplayacak. Kulübün Manchester'da tuttuğu evde yaşayacak olan Cenk, İngiltere'ye gider gitmez antrenmanlara başlayacak.
Milliyet

8 Milyon Mu? 
Fenerbahçe'nin kadro dışı bıraktığı ve kulüp bulmasını istediği Ozan Tufan, bir şok daha yaşadı. Sarı-lacivertli yönetim futbolcudan 8 milyon euroluk bonservis bedeli talep etti. Kadro dışı kaldıktan sonra kulüp arayışlarına başlayan genç futbolcu, yönetimden istenen bonservis bedelini sordu. Sarılacivertliler 7 milyon euroya Bursaspor'dan aldıkları Ozan için 8 milyon euro talep ettiklerini ifade etti. 22 yaşındaki yıldızın görüşeceği kulüplere bu miktarı iletmesi istendi. 8 milyon euronun altında bir teklifin kabul edilmeyeceği belirtildi. Genç futbolcu ise bu durum karşısında şaşkınlık yaşadı. İlk yarının ortalarından itibaren oynamadığını ve kadro dışı olduğunu belirtip bu kadar yüksek miktarda bir bonservis bedeli getirmenin zorluğundan bahsetti. Sezon başındaki Avrupa macerası başarısız olan Ozan burada yaptığı görüşmelerde netice almaya çok yaklaşmıştı. İspanya'da bir takım ile anlaşan ancak transferi son anda gerçekleşmeyen futbolcu bu gelişmenin adından menajeri Ahmet Bulut ile yollarını ayırdı. Şu an resmi bir menajeri olmayan futbolcu, bu nedenle kulüp ararken de ayrıca zorlanıyor.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder