8 Ocak 2018 Pazartesi

08.01.2018 Genel Gündem

08.01.2018

GÜNDEM

Yerli Ve Milli Değerlere Yaslanmadı 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Boğaziçi Üniversitesi'nin ülke ve milletin değerlerine yaslanamadığı için küresel bir marka haline gelme çabalarında hedeflerine ulaşamadığını ifade ederek, "Dünyanın en iyi üniversitelerinde eğitim görmekle yerli ve milli duruş sahibi olmak birbirinin zıddı değildir" dedi. Boğaziçi Üniversiteliler Derneği 14. Genel Kurulu, dün üniversitenin Güney Kampüs'teki Albert Long Hall'de gerçekleşti. Genel kurula katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, köklü üniversitelerin en büyük destekçilerinin mezunları olduğunu kaydetti. Erdoğan, üniversite yönetiminin de mezunlarla ve onları temsil eden sivil toplum kuruluşlarıyla yakın ilişki içinde bulunmasının faydalı olduğunu vurgulayarak, "Bu büyük birlikteliğin ve işbirliğinin sağlayacağı güç, kamunun tüm imkanlarının üzerinde bir sinerji ortaya çıkaracaktır. Büyük iddiaların sahibi Boğaziçi'ne de işte böyle örnek bir yaklaşıma liderlik etmek yakışır, yaraşır. Boğaziçi Üniversitesi halen Türkiye'nin en prestijli yüksek öğretim kurumlarından biridir. Bununla birlikte Boğaziçi Üniversitemizin bizim gönlümüzden geçen konuma ulaşamadığını da belirtmek durumdayım" dedi. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü; "Çünkü bu üniversitemiz, bu ülke ve bu milletin değerlerine yaslanamadığı için küresel bir marka haline gelme çabalarında hedeflerine tam manasıyla ulaşamamıştır. Üniversitemizin temelinin yabancı bir eğitim öğretim kurumuna dayanıyor olması bu zemine oturmasına asla mani değildir. İstenmesi halinde 1971'de zaten başlamış olan bu dönüşümü çok rahatlıkla ilerletmek mümkündür. Çok seslilik ile kendi ülkesine ve milletine yabancılık arasında çizgiyi doğru çizmeden de bunu başaramayız. Batı ülkelerindeki üniversiteler, soruyorum, çok sesli değil mi? Peki bunlardan hangisinin sürekli kendi devletine, kendi halkının değerlerine karşı faaliyet yürüttüğünü duydunuz, gördünüz? Böyle bir şey var mı? Nurettin Topçu, Sorbonne'daki doktorasını birincilikle tamamladıktan sonra mezuniyet töreninde isteği sorulduğunda, üniversitenin giriş ve çıkış kulelerine Türk bayrağı asılmasını talep etmiştir. Mesele bu, ruh bu. Dünyanın en iyi üniversitelerinden eğitim görmekle yerli ve milli duruş sahibi olmak, asla birbirinin zıttı değildir."
Milliyet

Güle Güle Mahmut Hoca 
İstanbul'da 93 yaşında hayata veda eden Türk sinemasının duayen isimlerinden Münir Özkul için dün önce Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde anma tören düzenlendi. Törene Özkul Ailesi ile sanat ve siyaset camiasından pek çok isim katıldı. Münir Özkul'un kızı Güner Özkul, babasının hastalığı sürecinde yanında olanlara teşekkür ederek şöyle konuştu: "Bu salona ilk defa 40 yıl önce geldim, 1987'de babamı izlemek için. Daha sonrasında birçok sevdiğimizi uğurlamak için hem kendi adıma hem de babamı temsil etmek için geldim. Şimdi kısmet, birlikte gelmekmiş. Babamın orada yatması, babamı uğurlamak için bu kürsüde konuşmakmış. Bana 'aile adına sen konuş' dediler. O, hepimizin babasıydı. Güzellikleri çok severdi. Güzel kadınları, sesleri severdi. Öyle ki, solunum cihazı takıldıktan sonra kendi sesini beğenmedi ve sustu. Çöküş süreci böyle hızlandı. Müziği severdi. Cazı çok severdi. Güzel giyinmeyi severdi. Oyundan önce perdenin aralığından bakılır. Salon dolu mu değil mi diye. Eminim o da şimdi sizi görüyordur." Özkul'un cenazesi daha sonra cenaze töreni için Teşvikiye Camisi'ne götürüldü. Binlerce kişinin akın ettiği törene Başbakan Binali Yıldırım da katıldı. Sevenlerinin "Mahmut Hoca", "Yaşar Usta" ve "Hababam güm güm güm" sloganlarıyla veda ettiği usta sanatçı, kılınan cenaze töreninin ardından Bakırköy Mezarlığı'nda son yolculuğuna uğurlandı. Sanat dünyasından isimler de Münir Özkul'u şu sözlerle anlattı: Erhan Yazıcıoğlu: Onu ilk kez bu sahnede seyrettim. Her akşam gelip onun finaldeki tiradını izlerdik. Hababam sınıfındaki öğrencileri dublaj yapardı. Herkesten önce kayda gelirdi, disiplinliydi. İlyas Salman: Arzu Film'in erişilmez büyük kadrosunda onunla birlikte oynama fırsatı buldum. Onun değerini bir cümleyle anlatabilirsin, "Sinemamız için kutsaldı". Nuri Alço: Türkiye'nin gülen yüzüydü. Disiplin, saygı, sevgi... En son ziyaretimde 'tanıdın mı' dedim, gülen yüzüyle kafasını salladı. Ahmet Arıman: Türk sinemasına can veren bir oyuncu. Sadece bizim Mahmut Hocamız değil. Yıllar önce çektiği filmlerle de adını duyurmuş. Onun oğlu olduk kaç defa filmlerde. Bütün Türkiye'ye örnek olmuş bir insan."
Hürriyet

DÜNYA 
Trump: Kore İle Görüşürdüm 
Kuzey Koüre lideri Kim Jong-Un'un, yeni Yıl kutlamaları çerçevesinde yaptığı konuşmada, bu yıl Güney Kore'de düzenlenecek Kış Olimpiyatları'na Kuzey Kore'nin de katılmak istediğini açıklaması ve ülkesinin Güney Kore'yle görüşmeye açık olduğunu söylemesiyle başlayan "iki Kore" arasındaki ılımlı hava sürerken, Pyongyang yönetimine sert çıkışlar yapan ABD Başkanı Donald Trump da tonunu yumuşattı. Basın mensuplarıyla bir araya gelen Başkan Trump, iki ülke arasında son günlerde gelişen diyaloğu desteklediğini ifade ederken, ABD'nin de bu sürece katılabileceğini vurguladı. Trump, Seul ile Pyongyang arasındaki diyalog konusunda basın mensuplarına yaptığı açıklamada, "Tarafların arasındaki görüşmelerin Olimpiyatlardan sonra da devam etmesini isterdim. Uygun zamanda biz de devreye gireceğiz. Olimpiyatlar konusunda anlaşma yapmaları fikrini beğendim, bu iki ülke arasında gerçekleşmeli. Ben yüzde 100 bunu destekliyorum" ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Trump, Kuzey Kore lideri Kim ile telefonda görüşüp görüşmeyeceği sorusuna ise, "Ben her zaman konuşmaya inanıyorum. Bunu yapardım, sorun yok" şeklinde cevap verdi. Göreve geldiğinden bu yana, balistik füze denemeleri nedeniyle Kuzey Kore liderine karşı sert bir dil kullanan ve ona "roket adam" diye hitap eden Trump, geçtiğimiz günlerde de, Kim'in "Nükleer düğme masamda duruyor!" şeklindeki sözlerine "Benim daha büyük bir düğmem var!" diye karşılık vermişti.
Milliyet

İsveç Metrosunda Anlaşılamayan Patlama! 
İsveç'in başkenti Stockholm'e yakın bir metro istasyonunda, dün öğle saatlerinde meydana gelen patlamada bir kişi hayatını kaybetti. Polis, ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan 60 yaşındaki adamın, tedavi altındayken yaşamını yitirdiğini açıklarken, yüzünde ve ayaklarında hafif yaralar olan 45 yaşındaki eşinin tedavisinin sürdüğü bildirildi. Stockholm Polisi'nden Sven-Erik Olsson, hayatını kaybeden kişinin, metro istasyonu önünde yerde duran bir cismi eline aldıktan sonra büyük patlama olduğunu söyledi. Polis, olayın terörle ilişkili olup olmadığını söylemenin henüz erken olduğunu belirtti. İstasyonun 50 metre yakınında işletmesi bulunan İsveç resmi ajansı TT'ye konuşan Abdullah Özmen adlı Türk, patlamanın ürkütücü olduğunu belirterek, "İyi ki patlama yakındaki şehir merkezinde olmadı" dedi. "Aftonbladet" gazetesi, patlayan cismin el bombası olduğunu öne sürdü.
Milliyet

Talal'dan Sonra Hüsam Da Kaçtı! 
Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu YPG ve içinde yer aldığı Demokratik Suriye Güçleri'nde (DSG) başlayan çözülme devam ediyor. DSG'nin önemli ismi Suriyeli Tuğgeneral Hüsam El Awak'ın iki hafta önce örgütten ayrıldığı ortaya çıktı. Awak'tan önce DSG'nin Türkmen sözcüsü Talal Sülo kaçarak Türkiye'ye sığınmıştı. Geçen günlerde de Deyrizor'daki Arap Bakkara Taburları örgütten ayrıldığını duyurdu. Ancak bu ayrılık örgüt tarafından onaylanmadığı için çatışma çıktı. Bakkara Taburlarına mensup 4 Arap YPG tarafından tutuklandı. Geçmişte Suriye Hava Kuvvetleri İstihbarat Müdürlüğü yapan Tuğgeneral Hüsam El Awak, 'ahlaksız davranışları' nedeniyle ordudan uzaklaştırıldı. Awak ise muhalif olduğu için gönderildiğini savundu. Bir süre sonra Suriye'de gelişen iç savaşta ÖSO saflarına katıldı. Ancak burada da direnişe etkili destek vermediği ve vaktinin çoğunu Mısır'ın başkenti Kahire'de geçirdiği için muhalifler tarafından eleştirildi. Hüsam El Awak, bir süre sonra Türkiye ile DEAŞ arasında petrol ticareti yapıldığını ileri sürdü ve elinde belgeler olduğunu, yayınlayacağını açıkladı. Ancak iddia ettiği belgeler ortaya çıkmadı. Türkiye'yi suçlayan açıklamalarda başrolü çeken Tuğgeneral Awak, 2016'da ÖSO saflarından kaçarak DSG'ye katıldı.
Vatan

İsyan Çıkmasın Diye Halka Para Dağıtacak 
Suudi Arabistan'da Veliaht Prens Muhammed bin Selman, yürürlüğe giren Katma Değer Vergisi'nin (KDV) etkisiyle yükselen fiyatların toplumda huzursuzluğa yol açmasına engel olmak için kamu personeline ve ordu mensuplarına 'mali yardım' yapma kararı aldı. Suudi yönetimi geçtiğimiz hafta, petrol fiyatlarında uzun süredir yaşanan düşüşlerin yarattığı bütçe açığıyla mücadele için benzine yüzde 100 zam yapmış, ayrıca KDV'yi yürürlüğe sokmuştu. Fiyat artışlarının, İran'da geçen hafta yaşananlara benzer kitsele gösterilere yol açmasının önüne geçmek isteyen Prens Muhammed'in talimatıyla bundan böyle memurlara yıllık bin riyal mali yardım yapılmasına karar verildi. Yemen sınırında görevli askerlere tek seferlik 5 bin riyal tutarında bir ek ödeme yapılacağı, öğrenci, emekli ve yardıma muhtaş kişilere de benzer mali destekler verileceği belirtildi. Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da geçen Perşembe günü Kraliyet Sarayı'nın önünde gösteri düzenleyen 11 prens gözaltına alınmıştı. Protestocu prenslerin, bir akrabalarının idam cezasının affedilmesi, ayrıca emirlerin elektrik ve su borçlarının devlet tarafından ödenmesini iptal eden kraliyet kararnamesinin yürürlükten kaldırılması için gösteri yaptığı açıklanmıştı. Yapılacak mali yardımların, devlet kasasına yıllık 23 milyar riyal ek masraf çıkarması öngörülüyor. 2018 için Suudi bütçesinde öngörülen açık 195 milyar riyal olarak hesaplanmıştı.
Vatan

EKONOMİ 
Dolar: 3,7337-3,7347
Euro: 4,4969-4,4986
Sterlin: 5,0664-5,0688         
Gram Altın: 158,4905-158,5677

Tuttuğumuz Altın Oldu! 
Altın kazandırıyor. Halkımız için geleneksel birikim aracı, altın... Altın bilezik, zincir, takı, ziynet altını veya altın sikke halkımızın vazgeçemediği birikim aracı. Altın fiyatı artsa da azalsa da halkın altına ilgisi değişmiyor. Son yıllarda altına rakip dolar - euro çıktı ama, altın gene de önde koşuyor. Altın, dolar ve euro yatırımlarının özelliği değer artışlarının vergiye tabi olmaması. (Bankalardaki döviz mevduatında yabancı paranın değer artışı değil ama faizi yüzde 15 vergiye tabi.) Arkadaşımız Abdurrahman Yıldırım'ın hesabına göre, son 5 yılda Cumhuriyet Altını'nın getirisi (değer artışı) yüzde 68 oldu. Doların değer artışı yüzde 11.5 oranında. Son 5 yılda bankalardaki TL mevduatın brüt faiz getirisinden vergi düşürüldüğünde, net getiri 5 yılın enflasyonu ile karşılaştırıldığında, mevduat hesaplarındaki TL birikimlerin enflasyon karşısında durdukları yerde eridikleri anlaşılıyor. İşte onun için halkımız az veya çok birikimlerini altına, dolara, euro'ya bağlama alışkanlığı edindi. Altının gram fiyatı 2015 yılı başında 90 TL idi. 2016 yılı başlında 100 TL, 2017 yılı başında 130 TL oldu. 2017 yılı sonunda 160 TL'ya yükseldi. (Dün 158 TL'dan işlem görüyordu.) Açık anlatımda altına para bağlayanlar devamlı kazandı. 2017 yılında yıllık net değer artışı yüzde 22 - 23. 2017 yılında altının değerinin arkasındaki artış dışarıdaki ve içerideki gelişmelerden kaynaklandı: Dışarıda 2017 başında altının onsu 1.160 TL idi. Yıl ortası 1.350 dolara kadar yükseldi. Yılı 1.300 dolardan kapattı. (Dün altının ons fiyatı 1.318 dolardı.) İçeride doların (TCMB fiyatı) fiyatı yılbaşında 3.54 TL idi. Yılsonunda 3.77 TL oldu. (Dün serbest piyasada dolar 3.73 TL'dan işlem gördü.) Altının dışarıdaki ons fiyatı artınca, içeride dolar fiyatı artınca, altının gram fiyatı da artıyor.
Milliyet

Taşerona Kadroda Akıl Sağlığı Şartı Çözüldü 
Resmi Gazete'de 1 Ocak'ta yayımlanan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile taşeron işçilerin kadroya geçirilmesine ilişkin bazı şartlar kafalarda soru işareti bıraktı. "Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmaması" şartını okuyan işçiler sağlık raporu almak için sağlık ocaklarına akın etti. Konu ile ilgili açıklama yapan Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu (AHEF) Genel Sekreteri Dr. Hakan Uzun, taşeron işçilerin kadroya geçirilmesi işlemleri için sağlık raporuna gerek olmadığını belirterek "Bu süreçte taşeron işçi kardeşlerimizin devlet memurluğuna geçebilmek için teslim edeceği evrak, sadece ilgi yazı ekinde yer alan başvuru formu olup, kişinin sağlıklı olduğunu beyan etmesi yeterlidir" dedi. Uzun, taşerona kadro verilmesine ilişkin düzenlemenin KHK ile çıkmasından sonra işçilerden istenen "sağlık raporu" konusunda anlaşmazlıklar yaşandığına dikkati çekti. Taşeron işçilerin kadroya geçeceği kurum ve kuruluşların bazı evraklar istediğini belirten Uzun, "Bu evraklardan biri sağlık raporu idi. Bazı kurumlar vatandaşlardan 'akıl sağlığı yerindedir', bazı kurumlar ise 'işe giriş' raporu için vatandaşlarımızı aile hekimlerine yönlendirdiler. Aile hekimleri de bu raporların istenmesinin mevzuata uygun olmadığını dile getirdi" dedi.
Milliyet 

Piyasaların Risk İştahı Sürer Mi? 
Yılın ilk haftasında hiç kimse 'Nerede kalmıştık' diye sormadı, aynen yola devam. 2017'yi zirvelerinde kapatan varlık piyasaları bu yılın ilk haftasında da fiyatların yükselişine destek verdi. Dow Jones Industrial endeksi 25 binin üzerine çıkıp, rekor yenilerken, MSCI Gelişen Ülkeler endeksi 1.201 ile Nisan 2011'den sonraki en yüksek seviyesine yükseldi. Bu zirveyi de geçip, Kasım 2007'deki 1.345.18'deki zirvesini hedeflemesi çok yüksek bir ihtimal. Risk hevesi o kadar güçlü ki... Küresel ekonominin büyümeye devam edeceği beklentisi finansal piyasalardaki risk iştahını kabartıyor. Merkez bankalarının desteklerini henüz net olarak çektiğine dair kuvvetli bir inanç oluşmadığından dolayı "mal almayanı dövüyorlar" mantığı piyasalardaki coşkunun devamını sağlıyor. Küresel piyasalar; Fed'in bu yıl içinde 3 faiz artışı yapabileceğine inanmıyor, şu andaki fiyatlama 2 faiz artışı yapacağı yönünde. Geçen Cuma günü ABD'de açıklanan ve beklentilerin altında gelen Tarım Dışı İstihdam verisi de adeta bu fiyatlamayı destekler nitelikteydi. 190 bin kişilik artış beklenirken veri 148 bin olarak açıklandı. İşsizlik beklentilere paralel yüzde 4.1 olurken saatlik ortalama kazançlar da yüzde 0.3 şeklinde açıklandı. Ancak bu kalemde Aralık ayı yüzde 0.2'den 0.1'e revize edilmiş. Fed'in dikkatle takip ettiği saatlik ortalama kazançların yükselmiyor olması; enflasyon "yaratma" konusunda başarılı olunamadığı, bunun da Fed faiz artışlarının 2'de bırakacağı beklentisini güçlendirdiği şeklinde yorumlanıyor. İyimserliğin sebeplerinin başında da bu geliyor. Küredeki iyimserlik; bize has şartlar ne olursa olsun; bize de doğrudan yansıyor. Bu aralar pozitif esen rüzgarlar ne ABD'deki Hakan Atilla davasında alınan kararı ne AB ve ABD ile olan ilişkilerimizdeki hassaslıkları fiyatlamıyor. Kürede esen bu iyimserlik rüzgarı bize kadar ulaşınca; 3.79'larda yıla başlayan dolar/TL kuru geçtiğimiz Cuma günü 3.7313'lere kadar geriledi, haftayı 3.7340'lı seviyelerden kapattı. Ha keza BIST 100 endeksi de 3 Ocak'ta ABD'deki dava kararının açıklanması öncesinde 118.395'e kadar yükseldi.
Vatan

Bes'e 1 Yılda 17 Milyar Tl 
Bireysel Emeklilik Sistemi'nde (BES) geçen yıl katılımcı fon tutarı 67.7 milyar liraya, devlet katkısı fon tutarı 10.1 milyar liraya ulaştı. Böylelikle katılımcıların fon tutarı ile devlet katkısı fon tutarının büyüklüğü 77 milyar 822 milyon 638 bin lira olarak kayıtlara geçti. Emeklilik Gözetim Merkezi'nin (EGM) verilerine göre, 29 Aralık 2017 itibarıyla sistemdeki katılımcı sayısı 6 milyon 922 bin 615 oldu. BES'ten emekli olan kişi sayısı da 63 bin 877'yi buldu. 2016 sonunda BES'teki katılımcı sayısı 6 milyon 627 bin 25, katılımcıların fon tutarı da 53 milyar 409 milyon 391 bin 715 lira olarak kaydedilmişti. Söz konusu dönemde devlet katkısı fon tutarı 7 milyar 438 milyon 179 bin 620 lira, emekli olanların sayısı da 44 bin 350 olarak gerçekleşmişti. Böylelikle geçen bir yıllık sürede, BES'teki katılımcı sayısı 295 bin 590, emekli sayısı da 19 bin 527 kişi yükseldi. Katılımcı fon tutarı 14 milyar 272 milyon 41 bin 578 lira ve devlet katkısı fon tutarı 2 milyar 703 milyon 25 bin 253 lira artış gösterirken, toplam fon büyüklüğünde 16 milyar 975 milyon 66 bin 831 liralık yükseliş görüldü.
Vatan
  
En Düşük Memur Maaşı 2.893 Lira 
Bugüne kadar emeklilerin 2018 Ocak zamlı maaşlarını yayınladığımız yazı dizimizde sıra geldi görevdeki memurların alacağı zamma. Memur emeklileri gibi görevdeki memurlar da iki yılda bir imzalanan toplu sözleşmeye göre, ocak ve temmuz aylarında, senede iki kere maaşlarını zamlı alıyor. Geçmiş altı aya yönelik enflasyona göre de bir fark oluşursa, bu fark maaşlara yansıtılıyor. 2018-2019 yılını kapsayan ve 2017'nin Ağustos ayında imzalanan yeni toplu sözleşmeye göre memurlar; 2018'in Ocak-Temmuz döneminde yüzde 4, temmuz-aralık döneminde de yüzde 3.5 zam alacaklar. Yine toplu sözleşme kapsamında 2019 yılındaki zam oranları; ocak-temmuz döneminde yüzde 4, temmuz-aralık döneminde yüzde 5 olacak. Böylece, memurlara toplu sözleşmede 2018 yılı için toplamda 7.5, 2019 yılı için de yüzde 9 zam yapılmış oldu. Elbette bu zamlara, 2018 ve 2019 yılında, 6 aylık dönemler halinde gerçekleşen enflasyon oranındaki fark da eklenecek. Geçen yılın son 6 ayındaki enflasyon yüzde 5.69 olunca, memurlar açısından yüzde 1.69'luk enflasyon farkı oluştu. Toplu sözleşmeye göre yüzde 4'lük zammın üzerine yüzde 1.69'luk enflasyon farkı da eklenince bu yılın ocak-temmuz döneminde memurlar, maaşlarını yüzde 5.69 zamlı alacak. Böylece en düşük memur maaşı, aile yardımı ödeneği hariç, 2.525 liradan 2.668 liraya yükselecek. Aile yardımı ile birlikte en düşük memur maaşı 2.893 lira olacak. Yine unvanına, kıdem ve derecesine göre aile yardımı dahil; müsteşarın (1/4) maaşı 10.435 liradan 11 bin 64 liraya, öğretmenin maaşı (1/4) 3.699 liradan 3.927 liraya, başkomiserin (3/1) maaşı 4 bin 804 liradan 5 bin 95 liraya, hemşirenin (5/1) maaşı 3.592 liradan 3.814 liraya, profesörün (1/4) maaşı 7 bin 916 liradan 8.834 liraya, genel müdürü (1/4) maaşı 9.153 liradan 9.709 liraya, uzman doktorun (1/4) maaşı da 5.605 liradan 6 bin 64 liraya çıkacak.
Hürriyet
 
POLİTİKA 
 Bütün İllere Kadın Müftü Yardımcısı 
Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, bütün illerde, en az 1 kadın il müftü yardımcısı atanma kararı alındığını anlatırken, "Şu anda bazı büyük şehirlerde var. Ama biz bunu bütün illerde en az 1 olmak kaydıyla yapacağız. Bazı yerler, birden daha fazla olacak. Kadınların, Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer alanlarda, daha fazla istihdam edilmesinin önünü açan adımları da attık" dedi. Memleketi Yozgat'a bağlı Yerköy ilçesinde Ak Parti Kadın Kolları kongresine katılan Bozdağ, kadın istihdamı ve ABD'de sonuçlanan Hakan Atilla davası konularına değindi. Ak Parti olarak kadınlara hep inandıklarını, kadınların dua ve desteğiyle bu günlere geldiklerini söyleyen Bozdağ şöyle devam etti: "Türkiye'nin siyasetinde de kadınları en güçlü noktaya bu hareket taşımıştır... Bugün Türkiye'de, Diyanet İşleri Başkanlığı'nda ilk defa bir kadın, Profesör. Dr. Huriye Martı Başkan Yardımcısı olarak atandı. Bizim tarihimizde yoktu. Türkiye'nin bütün illerinde, en az bir kadın il müftü yardımcısı atanma kararı alındı. Şu anda bazı büyük şehirlerde var ama biz bunu bütün illerde en az bir olmak kaydıyla yapacağız. Bazı yerler, birden daha fazla olacak. Kadınların, Diyanet İşleri Başkanlığı ve diğer alanlarda, daha fazla istihdam edilmesinin önünü açan adımları da attık. Kadın istihdamını daha da artırmak bizim en önemli vazifelerimizdendir. Bunun üzerinde de dirayetle durmaya devam edeceğiz. Ak Parti iktidarları kadınları toplumun en güçlü aktörleri haline getirme konusundaki kararlılığından asla vazgeçmeyecektir."
Milliyet

Bozdağ: Senaristi Fetö, Cıa, Fbı... 
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ, ABD'deki Hakan Atilla davasına tepkisini dün partisinin Yerköy'deki kongresinde sürdürdü. Davanın hakimi Richard Berman'ın 17- 25 Aralık'tan sonra FETÖ'cülerin organizasyonuyla 2014 yılının Mayıs ayında Türkiye'ye konferansa getirildiğini açıklayan Bozdağ, "Moderatörlük yaptırılıyor, röportaj yapıyor ve konuşmaları var" dedi. Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: 17-25 Aralık sürecinde FETÖ'nün ağzıyla propagandasını yapıyor, Türkiye ve Türkiye hükümetini suçluyor, hakim bu. Ayrıca aynı hakim, yargılamayı yaparken bilirkişiye, 'Bu delillerin hukuka aykırı elde edilmiş olması ve bu konudaki sizin şüpheniz, bu delilleri görmezlikten gelmenize yol açmasın...' Çok net söylüyor. 'Deliller, hukuka aykırı ama ey jüri, siz bu hukuka aykırılığı görmeyin, bu hukuka aykırı olan delillere göre karar verin,' diyor. Nerede tarafsızlık? Soruşturmayı ilk başlatan savcı (Bharrara), FETÖ'nün cesaretlendirdiği ve destek verdiği bir savcı. Bu olay, FBI ile CIA ve Richard Berman denen yargıcın ortaklığıyla 17-25 Aralık'ta FETÖ'cü teröristlerin Türkiye'de yapamadığını ABD'de yaparken suçüstü yakalanmalarıdır. En önemli tanık' dedikleri kişi, FETÖ'cü firari bir komiser yardımcısı, 17 Aralık soruşturmasının da polisten amiri. 'Raportör' dediği kişi yine Türkiye'den firari FETÖ'cü, bankacı olan biri. Bilirkişi özel seçilmiş, dedikleri gibi karar vermeyecekleri için değiştirdiler. Bütün bunlar neyi gösteriyor? Şunu gösteriyor, ortada bir tiyatro var. Senaristinin FETÖ, CIA, FBI olduğu bir tiyatro var.
Vatan

SPOR 
Lider Hız Kesmedi 
Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi'nde Sakarya Büyükşehir Belediyesi'ni konuk eden Fenerbahçe Doğuş, 89-75'lik skorla 12. galibiyetine ulaştı, liderlik koltuğunu bırakmadı. Oyuna hızlı girdi sarı- lacivertli ekip, Dixon- Melih ikilisinin üçlükleriyle arayı açtı. Sakatlığı nedeniyle maça Jones ile başlayamayan ve ilerleyen dakikalarda da oyun kurucusunu 8 dakika sahada tutabilen Sakarya rakibine boyalı alanda Fall ile yanıt vermeye çalışsa da ilk çeyreği ev sahibi 28-15 önde tamamladı. İlk çeyrekte hiç top kaybı yapmayan, Dixon ve Melih ile hem savunma hem de hücumda etkili olan Fenerbahçe, bu ikilinin kenara geldiği 12. dakikada 31-15 ile farkı 16'ya çıkarmıştı ancak, benchten gelenlerin yaptığı 6 top kaybı, Sakarya'ya şans tanıdı. Can ve Doğukan ile ön alanda sertliğini artırarak rakibine hatalar yaptıran Sakarya farkı 3 sayıya kadar düşürse de soyunma odasına 48-43 geride girdi. Jones'un yokluğunda sorumluluk alan Can Korkmaz, üçlükleriyle Sakarya'yı taşırken, Ersin'in basketiyle konuk takım, 59-57 öne de geçti. 28. dakikaya kadar etkili ikiliyi oyuna almayan Obradovic, bu dakikada Dixon'ı sahaya sürdü ve takımı Guduric'in son saniye üçlüğüyle 4. çeyreğe 65-64 galip girdi. 3 çeyrekte rakibinden tam 2 kat fazla (24-12) ribaunt alan Sakarya, Jones'un yokluğu, Boothe'nin erken faul problemi ve Can ile Fall'ın da yorgunluk sıkıntısını son çeyrekte hissetti. Dixon-Wanamaker ikilisiyle tempoyu yükseltip skor bulurken, ribauntları da toplamayı başlayan Fenerbahçe salondan da 89-75 galip ayrılmayı bildi.
Milliyet

Yönetim İkiye Bölündü 
Cenk Tosun'un astronomik bir bedelle Everton'a gitmesinin ardından Beşiktaş Yönetimi golcü transferi için düğmeye bastı. Balotelli, Giroud, Gignac, Slimani, Smolov ve Demba Ba isimleri gündeme gelirken, idareciler ikiye bölündü. Bir kısım Demba Ba'nın alınmasının daha doğru olduğunu belirtirken, "Oyuncu hem ligi, hem de kulübü tanıyor. Ayrıca bonservisi yok. Şampiyonluk yarışındayken Türkiye'yi tanıyan bir ismi almak daha mantıklı" ifadelerini kullandığı öğrenildi. Ancak golcü 2,5 senelik mukavele isterken, yönetim 1,5 sene üzerinde duruyor. Başta başkan Fikret Orman olmak üzere diğer yöneticiler ise Nice ile sözleşmesi haziranda bitecek olan Balotelli'yi isterken, "Demba Ba için burası son durak olur. Fakat Balotelli bize çok daha iyi paralar kazandırabilir. Bilindiği gibi Şenol Güneş ile yeniden yıldızlaşan Mario Gomez, Alman Milli Takımı'na gitti. Aboubakar'ın bonservisi 50 milyon euroya çıktı. Babel, Hollanda Milli Takımı'na geri döndü. Cenk Tosun da yüksek bir rakamla İngiltere'ye gitti. Aynısı niye Balotelli için olmasın? Bizim politikamız aldığımız oyuncudan ileride tekrar para kazanmak" görüşünde birleşti. Öte yandan yönetim, daha önce de listesinde bulunan Fiorentina'nın golcüsü Babacar için de nabız yoklayacak.
Milliyet

Terim Devrimi 
Galatasaray'da Fatih Terim'in gelişiyle birlikte taşlar yerinden oynarken, "İmparator" bir kez daha kendi adını taşıyacak bir model için çalışıyor, sarı-kırmızılılarda yeni bir devrim yapmaya hazırlanıyor. Kısa vadede şampiyonluk hedefi için çalışan Terim, orta ve uzun vadeli projelerini de hayata sokmak için ilk olarak teknik heyetle işe başladı. Güçlü ve stratejik bir teknik ekip düşüncesinde olan Fatih Hoca, bugüne kadar dile getirilmeyen bir yapıyı hayata sokacak: Mevki antrenörlüğü... Galatasaray'da geliştirip, Türk futboluna adapte edilmesi düşünülen plana göre Fatih Terim, kendisinden sonra da sistemin devamı adına kurulacak sistemi ve projeleri uygulayacak bir ekip olmasını istiyor. Dolayısıyla Fatih Hoca, teknik direktör adaylarını da kendi yetiştirecek. Bu hedef doğrultusunda Terim'in düşündüğü ilk isim Gheorghe Hagi oldu. Rumen teknik adamla irtibat kuruldu. Ancak Vitorul Constanta'nın başında bulunan ve burada başarılı işler yapan Hagi, kısa vadede gelemeyeceğini belirtti. Ancak mayıs ayında yeniden görüşülmek için randevulaşıldı. Levent Şahin, Claudio Taffarel, Hasan Şaş ve Ümit Davala'nın yanı sıra Gökhan Zan, Necati Ateş gibi isimlerle de "mevki antrenörlüğü"nün pilot çalışması yapılacak.
Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder