11 Ocak 2018 Perşembe

11.01.2018 Genel Gündem

11.01.2018
GÜNDEM
Uyap'ı Fetö'ye Kaptırdık 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) konusunda, "UYAP gibi çok önemli bir teknolojiyi, mekanizmayı, maalesef bu bir özeleştiridir, FETÖ'cülere kaptırdık. Bu ağ orayı, o kendi sinsi emelleri için çok acımasız kullandılar, en büyük zulmü icra ettiler" dedi. İlk kez düzenlenen Adalet Şûrası dün Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde toplanırken Erdoğan, özetle şu mesajları verdi: "HUKUK başkadır, kanun başkadır, adalet başkadır. Adaletin tesisine hizmet etmeyen hukuk da kanun da toplum nezdinde hükümsüzdür. Sıkıntıdan milletimizin içini dolduran bir adalet işleyişine rıza gösteremeyiz. Geciken adalet, adalet değildir. Adaletin tesisi için 15 yıldır çalışıyoruz. Cumhuriyet tarihinin en büyük reformlarını gerçekleştirdik. Ama bir şeyi gerçekleştiremedik. UYAP gibi çok önemli bir teknolojiyi, mekanizmayı maalesef bu bir özeleştiridir, FETÖ'cülere kaptırdık. Bu ağ, orayı, o kendi sinsi emelleri için çok acımasız kullandı. Oradan en büyük zulmü icra ettiler. (ABD'ye Fetullah Gülen'in iadesi ve Reza Zarrab davası konusunda sitem) Reza Zarrab meselesini gördünüz. Bunun hukukla bir alakası var mı? Ülkemden sene 99, kaçıp giden o malum teröristi Amerika'da besleyen kişiler, ver bize bunu dediğimizde bunu bize vermiyor. Ama bizden 12 terörist istediler, verdik. Hadi sen de bize ver deyince vermiyor. Bütün dosyaları gönderiyoruz. Hukuka zerre kadar saygıları yok. Verdikleri siyasi kararla Türkiye'ye meydan okumaya yöneliyorlar. Ben bunların kararlarına kesinlikle saygı duymuyorum. FETÖ'nün tuzaklarına karşı adalet teşkilatımızın gösterdiği güçlü duruş gerçekten çok önemlidir. Mor Beyin uygulaması en somut örneklerdendir. Örgüt tespit edilen terör örgütü üyelerinin suçlarını gizlemek için 11 binin üzerindeki masum insanı ateşe atmaktan çekinmedi. Farklı uygulamaların arkasına gizledikleri kodlarla masum insanları ByLock sitesine yönlendirmişlerdir. Amaçları eldeki deliller üzerinde soru işaretleri oluşturarak mücadeleyi sulandırmaktır. Bu oyun da bozulmuştur. Bu konuda çıkan mağduriyetler süratle telafi edilmektedir. (Kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye ile ilgili siyasi kararlar aldığını belirterek) Açıklanan değerlendirme sonuçlarının kesinlikle adil olmadığı bir gerçektir. Bu tür kuruluşlar ülkemizi batırmak, bitirmek, yerle yeksan etmek için adeta ellerinden geleni yapıyorlar ama nafile."

Hürriyet




Hudut Kartalları Kuş Uçurtmuyor 

Edirne'de görev yapan ve kaçak geçişlere karşı sınırda kuş uçurtmayan Hudut Kartalları 2017 yılında toplam 20 bin 14 kaçak yakaladı. Yaya ve araçlı devriyenin yanı sıra 24 saat termal kamera önünde sınırı gözetleyen hudut kartalları, gelişmeleri telsiz aracılığıyla devriyelere bildirerek kaçakları yasa dışı kaçışlarını engelliyor. Savaş ya da ekonomik nedenlerle ülkelerinden kaçarak Avrupa ülkelerine gitmek isteyen kaçakların geçiş güzergahı olan Edirne'de sınırda görev yapan 54'üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'na bağlı Hudut Kartalları, yaya ve araçlı devriyelerin yanı sıra son teknoloji termal kameralarla sınırlarda denetimlerini sürdürüyor. Avrupa umuduyla insan kaçakçılarının kılavuzluğunda Yunanistan ve Bulgaristan sınırına kadar gelen kaçaklar, askeri devriyeler tarafından yakalanarak gözaltına alınıyor. 54'üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'nın 2017 verilerine göre yapılan denetimler sayesinde Afganistan, Suriye, Irak ve Pakistanlı kadın, çocuk ile yaşlılarında bulunduğu 20 bin 14 kaçak sınırı geçemeden 'Hudut Kartalları' tarafından yakalandı. Avrupa'ya gitmek isteyen kaçakların yoğun olarak kullandığı Edirne'nin Yunanistan sınırındaki Meriç ilçesinde Şehit Uzman Çavuş Burhan Tuna Hudut Karakolu yasa dışı geçişlere adeta göz açtırmıyor. Sorumluluk sahası yaya devriye, termal kamera ve kuleden gözetleme ile tespit edilen kaçaklar, telsiz aracılığı ile Hudut Kartallarına bildiriliyor. Ardından kaçaklar askeri devriyeler tarafından yakalanarak üst araması yapıldıktan sonra karakola götürülüyor. Sınırda yakalanan kaçak ya da sığınmacılar kontrollerinin ardından hudut karakolunda kimlik tespiti, sağlık durumu, üst araması gibi işlemlerden geçiriliyor. Burada kendilerine Arapça tercümanlar sayesinde bilgi verilerek Türk makamları tarafından gözaltına alındıkları ifade ediliyor.

Milliyet



 'Rusya Ve İran Esad'ı Durdursun!' 

Türkiye'nin çatışmasızlık bölgeleri kapsamında gözlem noktaları oluşturduğu Suriye'nin İdlib kenti, yaklaşık bir aydır Esad'ın yoğun bombardıman ve saldırısı altında. Son 3 haftada 90 sivilin hayatını kaybettiği saldırılara Türkiye'den sert tepki geldi. İran ve Rusya'nın büyükelçileri önceki gün Dışişleri Bakanlığı'na çağrıldı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da katıldığı AA Editör Masası'ndan iki ülkeye mesajlar verdi: Burada görünen durum, el Nusra ya da HTŞ dediğimiz grupların mevcudiyetini bahane olarak kullanıp sivillere ve ılımlı muhalefete saldırmak. Biz buradaki terör gruplarının temizlenmesi için önerimizi herkesle paylaştık. 'O şehrin tamamını bombalayalım, yok edelim.' Böyle vahşi bir yöntem olmaz. Bunlar olacaksa Astana'yı neden başlattık? İhlallere bakıyorsunuz yüzde 95'i rejim veya rejimi destekleyen gruplar tarafından. Amaç ne? Bu süreçten faydalanarak rejimin ılımlı muhalefeti, sivilleri yok etmesi mi? İran ve Rusya sorumluluklarını yerine getirmeli. Garantör olduysanız ki, oldular, rejimi durdursunlar. Bu, basit bir hava saldırısı da değil. Rejim ilerliyor İdlib içinde. Burada niyet farklı. Esasen rejimin bu saldırıları konusunda ve ateşkesi ihlal etme konusunda Rusya'nın ve İran'ın bir bahanesi olamaz. Çünkü onlar destek vermediği sürece bu saldırılar olamaz. Dolayısıyla dün biz bunu hatırlattık ve 'Bunu durdurun' dedik. Biz terör örgütleriyle mücadele ediyoruz bahanesini de kabul etmiyoruz. Çünkü görüyoruz ki, yine hastaneler vurulmaya başlandı. Varsa hastanenin içinde terörist tespit edersiniz. İstihbaratlarımız var, bizler varız. Birlikte etkisiz hale getiririz terör örgütü, terörist herkese tehdittir.

Vatan


DÜNYA 

Tunus'ta Kdv'ye İsyan 

İran'da geçen hafta geçim derdini protesto etmek için başlayan ve rejim karşıtı bir tona bürünen protesto dalgasının sona ermesinin ardından bu kez 2011 yılında Arap Baharı'nın tetiklendiği Tunus'ta gösteriler patlak verdi. Katma değer vergisinde (KDV) artış ve hayat pahalılığını protesto etmek isteyen çok sayıda kişi çeşitli kentlerde sokağa döküldü. Başkent Tunus'un yakınlarındaki bir süpermarket zincirinin şubesi de hedef alınırken yağma olaylarının da yaşandığı bildirildi. İçişleri Bakanlığı Sözcüsü önceki akşam göstericiler ile polis arasında yaşanan gerilimde 49 polis memurunun yaralandığını, 206 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi. Tunus'ta eylemlerde bir kişinin öldüğü iddia edilirken, polis söz konusu kişinin ölümünde payı olmadığını savundu. 2011 yılında ilk olayların patlak verdiği Sidi Bouzid kentinde de gençler yolları kapattı, taşlı saldırılara polis gözyaşartıcı gazla yanıt verdi. Aktivistler cuma günü daha büyük bir eylem çağrısında bulundu. UGTT sendikası, genç işsizlerin gösteri hakkı bulunduğunu belirterek, 'şiddet ve yağmaya' başvurulmaması çağrısı yaptı.

Hürriyet


Ölümü Soruşturulacak 

İran yönetimi, geçen yıl hayatını kaybeden eski Cumhurbaşkanı Ali Ekber Haşimi Rafsancani'nin ölüm nedenine ilişkin yeni bir soruşturma açma kararı aldı. Rafsancani'nin kızı Faize Haşimi geçen ay yaptığı açıklamada, babasının cesedinde normalin 10 kat üzerinde radyasyon tespit edildiğini belirtmişti. Haşimi'nin eşinin ve kızlarının, gelişmenin ardından radyasyon testi yaptırdıkları, bu testlerin sonuçlarında da normalin üzerinde radyasyon tespit edildiği vurgulanmıştı. Rafsancani'nin taraftarları, 8 Ocak'ta kalp krizinden hayatını kaybettiği açıklanan eski cumhurbaşkanının ölümünün şüpheli olduğunu öne sürmüştü. Rafsancani ailesinden ismi açıklanmayan bir kişi İngiliz The Guardian gazetesine verdiği demeçte, "Aile içindeki genel görüş (Rafsancani'nin) öldürüldüğü yönünde" diye konuştu. Gazete, ölümünün ardından Rafsancani'nin bedeninden alınan kan örneğinin şüpheli şekilde ortadan kaybolduğunun da altını çizdi.

Vatan


'İşkence Var İade Etmeyiz' 

Almanya'nın Karlsruhe kentindeki Federal Anayasa Mahkemesi, Alman yargısı için emsal teşkil eden bir karar aldı. Mahkeme, Selefi akımına mensup radikal İslamcı bir Türk'ün 'işkence görme tehlikesi ve insanlık dışı tutukluluk koşulları ile karşı karşıya kalabileceği gerekçesiyle' yaptığı itirazı yerinde buldu ve Türkiye'ye sınır dışı edilmesini durdurdu. Mahkemenin kararında "işkence tehlikesinin ciddi dayanakları" bulunduğu ve bu durumun yeteri derecede kontrol edilmediği vurgulandı. Kararda, kişinin sınır dışı edilmesi durumunda Türkiye'de hukuk devleti kurallarına uygun şekilde muamele göreceğinin garantisi edilmesi gerektiğine işaret edildi. Kararla birlikte DEAŞ destekçisi kişinin Türkiye'ye iade işlemleri durduruldu. Konuyu şimdi Alman İdare Mahkemesi'nin incelemesi ve sınır dışı konusunda kararını açıklaması gerekiyor. Almanya'da doğup büyüyen radikal İslamcı Türk, 2015'te Berlin'de yargılandığı ceza mahkemesinde 3,5 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Söz konusu kişinin Selefi çevrelerle bağlantılı olduğu, 'Yunud el Şam' adlı terör örgütüne de mali destek verdiği tespit edilmişti. Sınır dışı edilmesine karar verilen Türk, bir üst mahkemeye giderek karara itiraz etmişti. Söz konusu Türk itirazında, Uluslararası Af Örgütü'nün Türkiye'ye ile ilgili raporlarını delil olarak sunmuş ve Türkiye'deki cezaevlerinde terör şüphelilerinin kötü muamele gördüğünü savunmuştu.

Vatan



EKONOMİ 

Dolar: 3,7936-3,7953

Euro: 4,5360-4,5396

Sterlin: 5,1229-5,1277         

Gram Altın: 160,6825-160,8081



İnsanca Aylık Kaça Yaşanır? 

Türkiye'de 'insanca yaşam' için ayda kaç lira kazanmalısınız? Sorunun cevabı işverene, işçiye ve hükümete göre farklı. Geçen ay işçilerin muhalefetiyle hükümet ve işveren konfederasyonu bir işçinin 1603 lira ile yaşayabileceğini kabul etti ve asgari ücret belirlendi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ise asgari ücret görüşmelerine asgari geçim standardını 1893 lira olarak bildirmişti. Türkiye'nin en büyük işçi konfederasyonu Türk-İş ise her ay 4 kişilik ailenin gıda ile giyim, kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık gibi ihtiyaçları için yapması zorunlu harcamalarının toplamı olarak yoksulluk sınırını açıklıyor. Aralık 2017 için dört kişilik bir ailenin aylık evine girmesi gereken en az miktarın 5 bin 238 lira hesaplandı. Bu hesap aileden bir kişinin gelir getirdiği duruma göre belirlenmiş. İşverenlerden bir başka hesabı ise Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD) yapıyor. İGİAD Türkiye'nin yanı sıra bölge bölge 'insani geçim ücreti' (İGÜ) hesaplıyor. 2018 için İGİAD'a göre İstanbul'da insanca yaşamak için dört kişilik bir aileye aylık 2.385 lira yeterli olacak. Türkiye içinse 12 bölgenin ortalamasını alıyor ve bu rakam 1857 lira belirleniyor. İGİAD ile Türk-İş'in hesapta ele aldığı faktörler birbirinden farklı değil. İGİAD da tıpkı Türk-İş gibi 4 kişilik ailenin aylık insani geçim maliyetini gıda, giyim, konut, su, elektrik, gaz, mobilya, sağlık, ulaştırma, haberleşme, eğlence ve kültür, eğitim harcamalarını alarak buluyor. Farkı, 12 bölgeye göre hesaplaması ve Türk-İş'ten düşük rakam elde etmesi. Hem Türkİş hem de İGİAD alkol ile sigara masrafının hesap dışı bırakıyor. İGİAD bir yetişkin erkek için aylık gıda harcamasının 302.58 lira olarak veriyor. Türk-İş'te ise 445.58 lira olarak belirleniyor. İGİAD, dün düzenlediği toplantı ile 2018 yılı İGÜ değerini açıkladı. İstanbul'da 4 kişilik ailenin insani geçim ücretini (İGÜ), 2.385 TL belirlendi. İGÜ rakamı, SGK, vergi ve devlet tarafından karşılanan eğitim giderlerini içermiyor. İGİAD, bu rakamı, işçiye verilmesi gereken insani geçim ücreti tutarı olarak işverenlere tavsiye ediyor. Her bölge için farklı ücretlerin belirlendiği çalışmada, Türkiye ortalaması 1857 lira hesaplandı. İGİAD asgari ücretten daha yüksek bir rakama işaret etse ve asgari ücret seviyesinin daha da yukarılara çekilmesi gerektiğini vurgulasa da Türk-İş'in yoksulluk sınırı hesabına yaklaşamıyor.

Hürriyet


80 Milyar Liralık Dev Projeler Geliyor 

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, 80 milyar TL tutarındaki süper teşvikleri bu ay içinde açıklayacaklarını belirtirken, "80 milyar TL tutarındaki 14 proje var. En hakim alan metaluji ve petro-kimya. Cari açığın olduğu alanlar, bu sektörlere yöneldik. İthal ettiğimiz ürünleri kendimiz üreteceğiz ve kendi devlerimizi yaratacağımız projeler. Teknoloji transferini sağlayacağımız projeler. Sağlıkta mesela kalp kapakçığından stente kadar pek çok alanda üretim yapılacak bir yatırımı Türkiye'ye kazandırıyoruz. Sıfırdan yatırım yapılacak" diye konuştu. Zeybekci, Çiftlik Bank gibi tartışma yaratan yeni yatırım girişimlerine ilişkin tartışmalara ilişkin olarak da, "Saadet zinciri. Çiftlik Bank ile ilgili söylenebilecek tek şey tamahkar ile sahtekar birbirini en hızlı bulan ikili oldu. Vatandaş dikkat etmeli" diye konuştu. Bitcoin konusunda da kripto paraların çoğaldığını belirten Zeybekci, "Yakından takip ediyoruz. Vatandaşların zarar görmesini önleyici bazı çalışmalar yapılabilir mi diye çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Zeybekci, TBMM'deki özel sohbetinde, 'süper teşvik' olarak nitelendirilen yeni proje teşviklerine ilişkin soruya, "Bu ay içinde bir program yapmaya çalışıyoruz. Bakanlar Kurulu kararı olarak açıklayacağız" karşılığını verdi. Projelerin 80 milyar TL tutarında olduğunu belirten Zeybekci, şöyle devam etti: Zeybekci, "bölgesel dağılım nedir" sorusunu ise, "Bölge kısıtlaması yok, yeter ki bunları yapabilelim, en uygun yerde yatırımlar yapılacak. O teknolojinin o üretimi yapmak için kendine uygun gördüğü yer neresi ise oraya yatırımını yapacak. Batı Karadeniz -sahil anlamında- Doğu Akdeniz civarında petrokimya yatırımı yapılacak" yanıtını verdi.

Milliyet


Star Rafineri'nin Yüzde 18'ine 720 Milyon $ 

Petkim İzmir Aliağa'da inşa edilen petrokimya rafinerisinde pay sahibi Rafineri Holding A.Ş.'nin yüzde 30'unu Socar Türkiye Enerji'den 720 milyon dolara satın almak için anlaştı. Şirketin önceki akşam KAP'a yaptığı açıklamaya göre, Rafineri Holding A.Ş.'de yüzde 30 pay, STAR olarak adlandırılan rafineride yüzde 18 dolaylı paya karşılık geliyor. Satışın gerekli izinlerin ardından 31 Mart 2019'da kapanması bekleniyor. Hisse satın alma bedeli üç taksitte ödenecek. Buna göre ilk taksit hisse devir sözleşmesi imzalanması ile birlikte, ikinci ödeme STAR Rafinerisi'nin devreye alınması için testlere başlandığında ve son ödeme hisselerin devir tarihinde yapılacak.

Vatan


'Çelik Sektörü Savunmasız Kaldı' 

Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Başkanı Namık Ekinci, inşaat çeliği ithalatında gümrük vergisinin sıfırlanmasının Türk çelik sektörünü dünyadaki rakiplerine karşı savunmasız bıraktığını belirterek, bu durumun ihracatı azaltacağını, cari açığı ve işsizliği artıracağını savundu. Ekinci, müteahhitlerin 2017 yılında sürekli gündeme getirdiği inşaat çeliğindeki fiyat artışlarının ithalat vergisinin sıfırlanması ile sonuçlandığını söyledi. Ekinci, özellikle son bir yılda inşaat çeliğinin ham maddesine ve sarf malzemesine gelen zamların tüm dünyada fiyatların artmasına neden olduğunu kaydederek, müteahhitlerin yüksek kârlarından fedakarlık etmeye yanaşmadığını, buna rağmen düşük kâr marjları ile çalışan inşaat çeliği üreticisine yüklendiğini savundu.

Hürriyet



POLİTİKA

'Hedef Yavru İktidarmış' 

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Tayyip Erdoğan'a destek kararına ilişkin "Geçmişte Erdoğan MHP'yi 'yavru muhalefet' diye tabir ederdi. Yaşanan süreçten görüyoruz ki yavru muhalefetin hedefi yavru iktidar olmakmış" dedi. CHP'li Tezcan MYK'nın ardından basın toplantısında özetle şunları söyledi: "Bugün Çalışan Gazeteciler Günü, çalıştırılmayan gazeteciler gününe dönüştü. Basın özgürlüğü endeksinde 180 ülke arasında 155'inci sıradayız. Bu bir utanç tablosudur. AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan, tembihli gazetecilere alışkın olmanın alışkanlığıyla Fransa'da şaşırdı. Silah taşımayla ilgili bir şeyler söyleyince öfkelendi. Türkiye'yi orada rezil etmenin anlamı var mı? Öfkelendi, bir de dili sürçtü aslında gerçeği söyledi. 'Dünyanın her yerinde istihbarat birimleri böyle operasyon yapar' dedi. Geçmişte Sayın Erdoğan, MHP'yi 'yavru muhalefet' diye tabir ederdi. Onlar da bu sözden çok rahatsız olurlardı. Ana muhalefet partisinin görevi iktidar olmaktır. Şimdi 'yavru muhalefet' sözü bize ait değildi ama yaşanan süreçten görüyoruz ki yavru muhalefetin hedefi yavru iktidar olmakmış. Bugün gelinen nokta da bir yavru iktidar uslubu. Erdoğan'ı eleştiriyoruz, cevap Sayın Bahçeli'den geliyor. Siyasette ittifaklar olabilir, ama iltihaklar olmaz. Yani MHP iradesini bir başka yere ciro edilmesini hak eden bir seçmen kitlesi mi? Erdoğan'a karşı her türlü muhalefeti tutup FETÖ'cülük ya da bölücülük diye ifade eden kumpanyaya katılırsanız, o zaman sizin muhalefetiniz kendi tabanınız tarafından sorgulanır. Teröre destek meselesine gelince çadır mahkemelerini, karşılama alaylarını unuttunuz mu? Çadır mahkemelerinde mübaşir tayin edenlerle bugün beraber olurken siz o sürecin neresinde görüyorsunuz kendinizi?

Hürriyet



15 Yıldır Doğru Dürüst Araba Kullanmıyorum 

Başbakan Binali Yıldırım, gençlik yıllarında da kullandığı, "Mercedes O 302" marka eski otobüsle İstanbul'da dolaştı. Yıldırım, "Türkiye'de herkesin her şey olabilmesi mümkün. Kayı Köyünden Topal Dursun'un oğlu, okumuşum, gayret etmişim, Allah nasip etmiş bu görevlere gelebilmişim, bir engel yok. Onun için gençlerimize tavsiyemiz, çalışsınlar çabalasınlar bu ülkenin geleceği için, bu ülkenin büyümesi, kalkınması için" dedi. Yıldırım, dün akşam TRT'de yayınlanan Wilco Van Herpen'in sunduğu "Gönül Dağı" programda 1978 model 302 marka otobüs ile İstanbul'u dolaştı. Osmangazi Köprüsü'nden geçerken Yıldırım, "Bu çok estetik bir köprü. Hersek Gölü var, Hersek Burnu var, burasının 500 yıllık tarihi geçmişi var, o yüzden bu köprüyü yaparken bu kavisi bilerek verdik. Bu kavisi vermeseydik oradaki o tarihi yer zarar görecekti" dedi. "Kaç senedir araba kullanmadınız" sorusu üzerine Yıldırım, "Herhalde 15 senedir doğru dürüst araba kullanmıyorum. Tabii Bakanlık, Başbakanlık döneminde çok fırsatımız olmuyor araç kullanmak için. Benim için bu büyük bir fırsat oldu, direksiyon başına da geçmiş olduk böylece, eski günlerimi hatırladım. Bu otobüsün benim için çok büyük bir anlamı var, büyük bir sürpriz oldu bana. 1978'de ben otobüsçülüğe başladım, o zaman aldığımız otobüs bu. Yani aynı model otobüs" dedi.

Milliyet



SPOR 

Bambaşka Bir Valbuena 

Fenerbahçe'nin Fransız yıldızı Valbuena'daki değişim dikkat çekiyor. Fransız oyuncunun sezonun ilk yarısındaki görüntüsü ile devre arası kampında çizdiği profil arasında ciddi bir fark söz konusu... Sezon başı takımın yıldızı ve oyunun merkezi olarak kendini gören tecrübeli futbolcunun saha dışındaki davranışları da bununla doğru orantılıydı. Her şartta oynaması gerektiğini düşünen Valbuena, saha dışında da genel olarak arkadaşları, teknik ekip ve çalışanlarla mesafeliydi. Geride kalan süreçte Fransız yıldız gerçeklerle yüzleşti. Takımın bir parçası olmadan ve Teknik Direktör Aykut Kocaman'ın saha dışı ve içinde istediklerini yapmadan forma giymesinin mümkün olmadığını anlayan Valbuena, kampta bambaşka bir fotoğraf ortaya koydu... Fransız oyuncunun antrenmanların en istekli ismi olması bir yana en büyük değişim saha dışında yaşanıyor. Takım arkadaşlarıyla daha çok vakit geçiren, kulüp personeli ve teknik heyet ile iyi ilişkiler kurup sohbet eden Valbuena rekabet ortamından da oldukça etkilendi.

Milliyet


'G.Saray'ın Huzura İhtiyacı Var' 

Galatasaray Kulübü'nün ocak ayı olağan divan kurulu toplantısı yapılırken, 20 Ocak Cumartesi günü düzenlenecek olağanüstü genel kurulda başkan adayı olan Mustafa Cengiz ve Dursun Özbek, üyelere hitap etti. Kürsüye gelmesinin ardından ilk olarak yönetim aday listesindeki isimleri üyelere tanıtan Özbek, sonrasında ise kulüp eski yöneticisi Fatih Altaylı ve eski başkan Ünal Aysal'ı eleştiren sert bir konuşma yaptı. Aralık ayı divan kurulu toplantısındakine benzer şekilde, yine Fatih Altaylı'nın bir televizyon programında kullandığı eleştirel ifadeleri üyelere okuyan Özbek, Galatasaray yönetiminin bu şekilde itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını savundu.

Milliyet


Maaşlı Başkan Dönemi Gelecek 

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, Belek Turizm Merkezi'ndeki Gloria Golf Resort Hotel'de düzenlenen TSYD 54. Antalya Semineri'ne katıldı. "Yükselen Değer Beşiktaş" konulu oturumunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Başkan Orman, kulüplerin mali durumlarının düzeltilebilmesi için önce Süper Lig'in marka değerinin artırılması gerektiğini söyledi. Dünyada birçok şeyin teknolojiyle birlikte değiştiğine vurgu yapan Fikret Orman, "Ben son 3 senede 80 milyon euronun üzerinde futbolcu satmışım. Beşiktaş tarihinin 115 senesinde böyle bir satış yoktu ama demek ki olabiliyormuş. Ekonomik olarak baktığımızda birçok büyük ligden daha iyi yerdeyiz ama Belçika'dan, Portekiz'den bir futbolcu 100 milyon euroya satılıyor. Türkiye'de 27 milyon euroya oyuncu satıyoruz, dünya başarısı oluyor. Kendimizi yukarı kaldırıp, Türk sporuyla alakalı bir şeyler yapmamız lazım. Böyle olduğu takdirde, bundan hepimiz ekmek yiyeceğiz" dedi.

Milliyet

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder