30 Mayıs 2018 Çarşamba

Jonathan Swift - Alçakgönüllü Bir Öneri

Çevirmen: Deniz Hakyemez, Türkiye İş Bankası Yayınları, s.187-189

Şuradaki unutulmuş köşede çürümeye terk edilmiş bu çıplak sopanın bir zamanlar bir ormanda yemyeşil ve sağlıklı bir halde yaşadığını bilirim: Öz suyu vardı, yaprakları, dalları vardı; ama artık insanoğlunun, özsuyu bütünüyle çekilmiş bu ince kütüğe kuru samanlar bağlama yoluyla doğaya kafa tutmaya çalışması bütünüyle boşuna: Bu sopanın artık, en iyimser bakış açısıyla, eskiden olduğu şeyin, bir ağacın baş aşağı çevrilmiş hali olduğunu söyleyebiliriz ancak: Dalları yerde, gövdesi havada. Şimdi önüne gelen her pasaklı hizmetçi kız onu alıp günlük, yavan işlerini yapmakta kullanılıyor; üstelik zavallı sopacık, talihin tuhaf bir cilvesiyle başka şeyleri temizlerken kendisi kirlenmeye mahkûm edilmiş. Sonunda hizmetçilerin elinde kullanıla kullanıla sapına kadar yıprandığında ya kapı dışına atılıyor ya da son bir işle görevlendirilerek ateşi tutuşturmakta kullanılıyor. Bunları düşününce iç geçirip kendi kendime şöyle dedim: Kuşkusuz insan bir süpürge sopasıdır! Doğa onu dünyaya güçlü ve sağlıklı bir halde göndermişti, serpilip gelişmeye açıktı, kafasının üstünde kendi saçları vardı, uslamlama yetisine sahip bir sebzeye uygundu bütün bunlar. Sonra ölçüsüzlüğün baltası yemyeşil dallarını kesip attı, onu kupkuru, çıplak bir kütüğe çevirdi, böylece insan da bu eksikliğini boş yere sanat yoluyla kapatmaya çalıştı: Başına bir peruk takarak kafasının doğal ürünü olmaktan çok uzak olan (pudrayla kaplı) saçlarıyla gururlanmaya başladı. Oysa bizim süpürge sopası çıkıp da, aslında kendine bile ait olmayan, tozla kaplı püskülleriyle övünmeye kalkışsa, en güzel hanımın yatak odasını süpürmekte kullanılan çok zarif bir süpürge bile olsa onu küçümser, kendini beğenmişliğiyle alay ederiz. Mükemmelliğimizi ve başkalarının hatalarını vurgulamaktan hiç sıkılmayan, yan tutar yargıçlarız biz! 

Şimdi karşıma geçip ama bir süpürge sopası dik değil, baş aşağı duran bir ağaç simgesidir, diyebilirsiniz pekâlâ. Peki, insan da baş aşağı duran bir varlık değil midir? Hayvanlarla paylaştığı daha aşağılık özellikleri daima kafasını işgal ederken, topukları yerine aklı yerlerde sürünür! Gene de insan, düştüğü onca hataya karşın, evreni düzeltmeye, yanlışları doğru kılmaya soyunur, acıları yeryüzünden silip yok edeceğini iddia eder; burnunu sokmadığı köşe bırakmaz; nerede gizli saklı kalmış bir yozlaşma varsa, herkes paylaşsın diye, onu tutar gün ışığına çıkarır; tertemiz yerlerde tozları ayağa kaldırır; temizliyormuş gibi yaptığı kirlere bulanır durur; son günlerini kadınlara, hem de genellikle en layık olmayanlarına köle olarak geçirir; sonunda da kardeşi olan çalı süpürgesi gibi ya kapının dışına konur ya da başkalarını ısıtan alevleri beslemek üzere ateşe atılır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder